Niyazi Mısri

Niyazi Mısri

Ehlibeyt haftası dolayısıyla Hattat Yusuf Coşkun Benefşe'den muhteşem bir eser daha...


4 Aralık 2010 10:22
font boyutu küçülsün büyüsün


Niyazi Mısri Kimdir

 

 Niyazi Mısri 1618 yılında ( Hicri 1027) Malatya da dünyaya gelmiştir. Doğduğu yerin Soğanlı köyü olduğuna dair görüşler öne sürülse de kendi eserlerinde doğduğu yer olarak Soğanlıdan bahsetmemektedir. Bazı yerli araştırmacılar Malatya civarında Aspozi denilen yerde doğduğundan söz ederler.17.yy’a ait sicil defterinde, tarihi kaynaklarda Malatya ve civarında Soğanlı diye yerleşim yerinin olmaması bu bilginin çok ta sağlıklı bir bilgi olmadığını düşündürüyor. Niyaz-i Mısri’nin asıl adı Muhammed / Mehmet’tir. Mahlas olarak Niyaz-i’’ yi kullanmıştır. Babası soğancı zade Ali Çelebi adında Nakşibendi tarikatındandır..

 

 

İlk eğitimine kardeşleriyle birlikte köyünde başlayan Niyazi Mısri Malatya’lı bilginlerden hem dini alanda hem de tasavvufi alanda dersler alarak kendini yetiştirir. Babasının onu kendi şeyhine bağlanma arzusunun hilafına Niyazi Mısri Malatya’lı Halveti şeyhi Hüseyin Efendiye talebe olur.

 

Bir müddet sonra şeyhi Hüseyin Efendi Malatya’dan ayrılınca Niyazi Mısri de 20 yaşları civarında 1638’de (1048 Hicri) şehirden ayrılarak önce Diyarbakır’a oradan Mardin’e geçer. Buralarda kaldığı zaman içinde ilmi yönden kendini geliştirmeye devam eder. Daha sonra Kerbela, Bağdat, ve Kahire’ye geçer.

 

Mısır’da bulunduğu süre zarfında da Camiül-ezher’de ilmi faaliyetlerini sürdürmüş, tasavvufi gelişimini tamamlama gayreti içinde olmuştur. 1643’te (1053 Hicri) gördüğü bir rüyanın etkisinde kalarak Mısırdan ayrılıp Arabistan ve Anadolu’nun değişik yörelerini gezer.

 

Şair 1646’da ( 1056 Hicri) İstanbul’a gelir.Artık bundan sonra Mısri lakabıyla Niyazi Mısri adıyla anılacaktır.İstanbul’da fazla kalmayan şair önce Bursa’ya oradan da Uşak’a geçer.Burada kısa bir süre Ummi Sinan’ın talebesi Şeyh Mehmed’in yanında kalır.Daha sonra Elmalı’ya gider..Artık şeyhi Elmalı’lı Ümmi Sinan’a kavuşmuştur.(1057/1647)Uzun bir süre burada nefsini terbiye ile uğraşır.Tasavvufi yönden kendini yetiştirmeye çalışır.Niyazi Mısri bir ara ziyaret için Malatya’ya gelir , tekrar geri döner ve 1655 (1066 Hicri) kendisine şeyhi Ümmi Sinan tarafından hilafet verilir. Hilafet verildikten sonra Elmalı’da kalan şair, oradan Uşak’a geçer. Kütahya da şeyh olarak irşada devam ederken şeyhinin ölümünü duyunca 1657 de Uşak’a gider.1072 yılında Bursa’ya gelir ve burada irşat işleri ile uğraşır. Kısa zamanda şöhreti yayılır ve bu şöhreti onu saraya ulaştırır. Saray tarafından Edirne’ye giden şair daha sonra İstanbul’a oradan da Bursa’ya döner.

 

Sultan 2.Ahmet’in Avusturya seferine Niyazi Mısri müritleri ile birlikte katılmak ister, bu isteği padişah tarafından durdurulmak istenir. Niyazi Mısri bunu kabul etmez sefer dönüşünde 78 yaşında iken Limni adasına gönderilir. Buradaki sürgün hayatı şair 1694’te ( 1105 Hicri) Limni’de vefat etmiştir. Cenazesi Limni’de defnedilmiş olup mezarı halen buradadır. http://www.niyazimisri.com/default.asp


ESER:YUSUF COŞKUN BENEFŞE


 

Bu muhteşem eserle ilgili olarak Hattat Benefşe şunları söyledi: "Bu eserde, şunlar yazılı; Ya Hazreti Pir Muhammed Niyazi Misri Bin Ali (alinin oğlu) k.s. ALLAH onların ruhlarını mübarek etsin.

Üsteki  pırlantanın içinde KELİME-İ TEVHİD ve EHL-İ BEYT  yani PEYGAMBER EFENDİMİZİN (sav) mübarek aile efradları yazılı.

 

Muhammed Niyazi Mısri Hazretlerini tanımak temiz bir vicdan işidir. Onda, Allah aşkı, Peygamber sevgisi vardır. Ehl-i Beyt sevdalısı bir Allah dostudur o.

 

 Niyazi Mısri Hazretleri, o yüce şahsiyetleri model almıştır. Haksızlıklar karşısında susmamıştır. Asırlar geçmesine rağmen çok sevilmiştir.

 

 Bu eser, onun himmetiyle üç aylık bir dönem içinde meydana geldi. Eser, o mübareğin inşallah  türbesi onarıldıktan sonra  "bu eserin" suponsoru ile gidilip Limni'deki türbesinde yerini alacaktır," diyor Benefşe.

 

Eseri kafa gözüyle değil, gönül gözüyle seyredenler eseri özüne inerler. Allah'ın kudreti, ellerinizde olsun Benefşe.  Bizleri bahtiyar ettiniz.

 

 

 








Bu haber 3,328 defa okundu.





Yorum ekleYorum ekle


Yorumlar (5)
  • bendeniz12 / 30 Aralık 2010 09:15

    UYANALIM İŞALLAH

    eski bir amerikan başkanının vefatından sonra çekmecesinden fütühatın 6 yada 7 . cildi çıkıyor enteresans degilmi...!bizim yöneticelirimz ne yapıyor...! kınamıyorum kimseyi... mukaddime ibn haldun mutlaka her yöneticinin okuması gerek...tüm illerde mesnevi dersleri şart...işallah oktan beyede çok teşekkür ederiz rabbim daha fazla agah eylesin onu...
  • Ali MENTE / 9 Aralık 2010 09:41

    Niyazi-i Mısri Hz.

    Hocam,Niyazi-i Mısri Hz.lerinin hayatını okuyunca çok etkilendim... Ne mücadeleler vermiş mübarek. Hak bildiğini söylemekten asla çekinmeyen, sürekli sorgulayan adeta ezberleri bozan ve bedelini ödeme pahasına doğrudan şaşmayan yönleriyle özgün ve de örnek bir şahsiyettir. Hocam, muharrem ayı hürmetine sağlık afiyet dilerim. tekrar ellerinize gönlünüze sağlık.
  • Alper / 5 Aralık 2010 16:28

    Niyazi Mısri

    Anlaşılamamış bir kişi Niyazi Mısri. ABD şimdi onu çalışıyor, biz uyuyalım. Gündeme getirdiğiniz için teşekkürler.
    Ayrıca bu hat müthiş olmuş ellerine sağlık Yusuf BABA
  • Hayrani / 5 Aralık 2010 10:25

    Tebrikler

    Ben hat sanatından pek anlamam ama bu sitede tanıdığım Yusuf Bey'in eserlerinde ayrı bir manevi hava var, insan baktıkça bakası geliyor.Sanki alemi seyrediyorun.Bize hattı sevdirdiğin ve günümüze göre yorumladığın için teşekkür ederiz.
  • AZİZ / 4 Aralık 2010 23:04

    Gerçekten Niyazi Mısri Hazretleri çok değerli bir zat olmasına rağmen pek ön plana çıkamamıştı ama günümüzde Niyazi Mısriyi anlama ve anlatma yönünde ki çabalar sonuç vermeye başladı elhamdulillah. Sizlerede bu ilgi ve alakadan dolayı teşekkür ederim. Böyle bir siteyi kurduğunuz için minnettarız. Eyvallah.