Sırdaş 9. Bölüm :Abdülhamid Han'ın Büyük Sırrı

Sırdaş 9. Bölüm :Abdülhamid Han'ın Büyük Sırrı

Oktan Keleş SIRDAŞ yazı dizisinin 9.Bölümünde TEŞKİLAT'ın orijinal sembolünü ve kuruluş felsefesini ilk kez açıklıyor.


22 Mart 2010 21:30
font boyutu küçülsün büyüsün


 

 

ABDÜLHAMİD HAN'IN BÜYÜK SIRRI

 

Türk Devlet Geleneğindeki Sembol: İç İçe Geçmiş Üç Ay Yıldız (Hilâl)

 

Sultan'a bir zarf verilir. Zarfı açan Sultan, içindeki  kâğıdı çıkarır. Kâğıdın üzerine çizilmiş; iç içe geçmiş üç hilâlî görür ama bu şekle bir anlam veremez. Bu iç içe geçmiş üç hilâlîn, ne manaya geldiğini düşünür, ancak bir neticeye varamaz. İlk önce aklına, Teşkilât-ı Mahsusa veya İttihat ve Terakki Cemiyeti gelir. Bu şeklin, onlarla bağlantılı olup olmadığını düşünür. Sultan'ın bu konular üzerinde fikir yürüttüğünü, biz Derviş'ten öğreniyoruz:

Derviş, olayı bize şöyle nakleder: "Sultan beni çağırdı. Huzura vardığımda, Sultan'ı biraz düşünceli gördüm. Usulünce selâmımı verdim. Hareketlerinden aceleci bir tavrı olduğu hemen anlaşılıyordu. Hızlı bir şekilde selâmımı alıp, 'gel derviş' dedi. Elindeki kâğıdı göstererek; 'bu ne ola ki, bir anlam veremedim?' Dedi. Zarftan çıkan  kağıtta, sadece bir sembol vardı. Sultan bana; ' bu yeni bir mesaj mı, yoksa tehdit mi, bir fikrin var mı?' Diye sordu.

 Biraz tereddüt ve endişe ile  Sultan'ın elindeki kağıda baktım. Gördüğüm sembol beni çok rahatlattı. Çünkü gördüğüm bu sembol, Türk Devlet geleneğinin bir nişanesiydi. Benim bildiğim; Bu sembolün kökeni, Hoca Ahmed Yesevi Sultan'a kadar gidiyordu. Muhakkak öncesi de vardı. Bu sembol, Türk Devleti'nin dünya hakimiyetini simgeliyordu. Türk Devleti'ni, dünya hakimi yapmak için;  bu uğurda kendini adayanlara verilen ve manası anlatılan bir semboldü bu.

Sultan'a durumu izah ettim. Sultan beni dikkatlice dinledi. Sonra şöyle dedi: 'Neden ben bunu şimdiye kadar bilmiyordum? Bunu eğer daha evvel bana söyleseydiniz, Osmanlı Devlet Arması yerine bu sembolü kullanırdık' deyince, Sultan'a şöyle cevap verdim:

'Sultanım, bu sembol; bir Türk Devleti'nin arması olamaz! Sadece bir Türk Devleti'ni temsil edemez! Çünkü bu sembol, bütün Türk Devletleri'nin, ortak kuruluş ve beka  felsefesinin sembolüdür. Dünya Türk hakimiyetini sembolize eder. Yani bir devlete mal edilemez. Büyük Bir Seçici Kurul'un yüzyıllar boyu süregelen bir geleneğinin izlerini taşır. Ahmed Yesevi ile yeniden bir anlam kazanan bu sembol, Gizli Kurul'un sembolüdür.'

Bunun üzerine Sultan, 'iyi ama neden bana daha önce söylemediniz?' Diye sorar.

 Derviş ise; 'Efendim, demek ki nasip ve zaman bugüneymiş. Bu sırrı sizin bilmeniz bugün istenmiş. Bu sırrı sizin dedelerinizin çoğu  öğrenemeden bu dünyadan göçtü gitti.' Sultan tekrar şaşkınlıkla ve birazda  kızarak sordu;

  'Ne yani, dedelerim de bilmiyorlar mıydı?  Koskoca İmparatorluğun Padişahları da bunu bilmiyorlar mıydı? Kim bu teşkilat?'

 Derviş, büyük bir saygıyla cevap verir: 'Sultanım, bu teşkilat;  Türk tarihi var olduğundan beri var. Benim bildiğim, en son Hoca Ahmet Yesevi'nin duasıyla, Anadolu'yu yeniden Türk hakimiyetine almak için, bu teşkilat faaliyete geçerek tekrar  can buldu. Bunlar, herhangi bir Türk Devleti, yeryüzünde hakim konuma gelene kadar faaliyet gösterirler. Örneğin, Fatih devrinde, Kanuni devrinde  bu yapı uyumaya geçmiştir. Çünkü istenilen hedefe ulaşılmıştır. Ne zaman ki Türk Devletleri zaafa uğrar, endişe hasıl olur, beka sorunu yaşar, bu yapı o zaman tekrar uykudan uyanır, faaliyete geçer. Dünyanın her yanına anında kök salar...'

 Sultan, Dervişe dönerek, 'bu sembolün bana gönderilmesi, yeni bir devletin alameti mi?' Diye sorar. Derviş bunu  üzerine; 'İnşallah Efendim' der ve Sultan'a, sembol ve  bu yapıyla ile ilgili derünî bilgiler verir. Padişah gönderilen sembolden ve Derviş ile olan konuşmalarından şu sonucu çıkarmıştır; 'öyleyse bugün uyuyan bu yapı uyanmış ve harekete geçmiştir.' Sultan derin  düşüncelere dalar ve  aklına kendine daha önce söylenen şu kelimeler gelir: 'Seni tahta padişah olarak oturtmuyoruz. Seni buraya yeni kurulacak Cihan Devleti'nin temellerini atman, Osmanlı'nın yıkılışını uzatman ve dünyayı oyalaman için Hakan olarak oturtuyoruz…'

 Padişah Derviş'e şunları söyler; 'bizler de zannederdik ki; bu saltanat, bu taht, bize babalarımızdan, atalarımızdan emanet edildi. Oysa ki, şimdi anlıyoruz ki, bu taht atalarımızdan emanet edilmemiş. Demek ki gerçekten bizi tahta oturtanlar varmış…'"

 (Konun ayrıntısı  başka bir yazı dizimizde   anlatılacaktır.)

 Yıllar sonra, Abdülhamid Han'ın büyük katkıları ile teşkilatın  önü açılmış, bir çok büyük  tarihi olaydan sonra, Gazi Paşa önderliğinde T.C Devleti Meclisi'ni kurmuş, Cumhuriyet'in ilanı vukuu bulmuş, ilk Meclis toplanmış, bir sene boyunca Meclis'in tüm faaliyetleri zapta geçirilmiş ve arşivi yapılmıştır.

 1923- 24  yıllarındaki  Meclis'in bütün zabıtları bir  kitapta toplanmıştır. TEŞKİLAT gururla bu KİTAP'A sembolünü basmıştır.

Aşağıda  bu kitabın, içinden ve dışından fotoğrafları görüyorsunuz...


 

 


Göktürk Paralarında Ay-Yıldız:


 

Oktan Keleş

oktankeles@gmail.com








Bu haber 46,705 defa okundu.





Yorum ekleYorum ekle


Yorumlar (8)
  • Kamil Su / 24 Eylül 2014 12:37

    Uyumayalım.

    onlar da çalşıyorlar...
    http://www.yenidunyagundemi.com/haber-1500-islam_devleti_%E2%80%9Chilafet_projesi%E2%80%9D_ve_%E2%80%9Cterorizmle_kuresel_savas%E2%80%9D.html
  • samet / 6 Temmuz 2014 12:52

    neden

    osmanlı padişahlarının b ile haberdar olmadığı bu yapıdan şimdi neden bizler haberdar olduk?
  • fatihexxxxu / 10 Ekim 2013 16:56

    büyük sır

    şimdi yüzyılardır saklı kalan bir sırı bu şekilde paylaşmak iyimi kötümü önemli olan gizli kalması deyilmidir
  • nur cennet / 7 Ocak 2011 19:21

    Derin İmparatorluk

    Selamunaleyküm. Bu okuduklarım beni çok mutlu etti.Bu bilgi kaynağıyla Orkun Uçar ve Saygın Ersin'in 'DERİN İMPARATORLUK' romanındada aynı bilgiler var... bu bana çok ilginç geldi:)
  • ali cengiz / 8 Eylül 2010 22:42

    selamunaleyküm

    Allah sizden razı olsun
  • akd / 8 Temmuz 2010 18:10

    2.yorum

    daha öncede yorum yazmıştım ama yayınlanmadı.kısaca süleyman mührü türk boylarında da kullanılırdı.hatta israilin davut yıldızını kullanmalarındaki sebeblerden biride musevi hazar türklerindendir.anadolu selçuklularında,artukogullarında ve ilhanlıların eserlerinde mühr-ü süleyman görülmektedir.barbaros hayrettin paşanın sancagı,tekke beyliğinin sancagı,candaroğullarının bayragı ve karamanogulllarının bayragınıda süsler mühr-ü süleyman..(alıntı)
  • Adnan Bedenli / 2 Temmuz 2010 16:48

    bende merak ettim

    Neden yildiz 6 köseli?
  • kemal pamuk / 12 Haziran 2010 14:39

    neden

    sayfa başındaki kitap üzerindeki amblemdeki yıldız neden altı köşeli ve neden şuandaki yıldız beş köşeli. ricaetsem bu konudaki bilginizi alabilirmiyim.