Sırdaş 12. Bölüm: Belgelerle Medusa ve Şahmeran

Sırdaş 12. Bölüm: Belgelerle Medusa ve Şahmeran

Oktan Keleş, Medusa ile ilgili bilinmeyenleri ilk defa açıklıyor. On Altı Yıldız, tarih yazımına katkı yapmaya devam ediyor...


5 Ağustos 2010 14:35
font boyutu küçülsün büyüsün


  BELGELERLE MEDUSA VE ŞAHMERAN

 

Medusa hakkında, bugüne kadar ortaya çıkmamış, tarihi öneme haiz bir belge ile yine bilinmeyenleri açıklıyoruz.  

Medusa ile ilgili olarak; rivayetler, mistik hikâyeler, inançlar vs. birbirinden farklı birçok anlatım günümüze kadar ulaşmıştır.

Ayrıca Medusa hakkında bugüne kadar pek çok efsane anlatılmıştır…


Medusa, bir kadındır. Saç örgüleri yılan şeklindedir. Baktığı insanı ‘taş’ eder vs. gibi  rivayetleri burada uzun uzun anlatmayacağım.

2010 yılının ilk yarısında Medusa karakterine, ‘Titanların Savaşı’ filminde rastladık. Filmin afişine baktığımızda; kafası kesilmiş halde bulunan Medusa’nın saçları yılanlı haliyle başta büyük şehirlerimiz olmak üzere her yerde bilboardlara  asıldı.




 Medusa ile ilgili olarak bizim tarihimizde de çok az bilgi vardır: Kime sorsanız, ‘İstanbul Sultanahmet’te, Yerebatan Sarnıcı’nda Medusa’nın mezarı/heykelleri var’ diyeceklerdir. Dev mermer sütunlar, birkaç mermer sütün üzerinde Medusa’nın kabartma taş üzerine işlenmiş yüzü ve saçları yılanlı hali ve buna benzer figürler… Bunlara ek olarak Medusa ile ilgili bilgiler, Yerebatan Sarnıcı tanıtım kitapçığında yer almaktadır.



Anlatılanlar ne kadar doğru ne kadar yanlış, bilemeyiz…


Tarih belge ile yapılır.’ diyenlere şimdi bazı belgeler göstereceğiz.


Tarihin tozlu sayfalarını arayalım: Sırdaş’tan Medusa ile ilgili öyle bir belge ve bilgi çıkmıştır ki, bu konuda bilinen bütün ezberleri bozmuştur.

Şimdi konuyu Sırdaş’ın kayıtlarından izleyelim:


Yıl 1456. Fatih Sultan Mehmet’in huzuruna, Venedik’ten, İtalyan asıllı bir heyet gelir. Sultan’a sunmak üzere, birçok değerli hediyeler vardır yanlarında. Araya hatırlı kişileri, elçileri aracı yaparak, Fatih Sultan Mehmet ile ısrarla görüşme talep ederler.

Padişah, gelen bu heyeti, onca rica ve minnete rağmen huzuruna kabul etmez. Elçilerle görüşmesi için Vezir-i Azam’ı görevlendirir. Venedik’ten gelen bu heyet, çaresiz, Vezir-i Azam ile görüşürler.

Görüşmenin konusu: "Sultanahmet’te bulunan Yerebatan Sarnıcı ve içinde bulunan hazine" ile ilgilidir. Görüşmenin konusu oldukça ilgi çekicidir. Hazineden bahseden heyet, Vezir-i Azam’a hazinenin yerini söylemez… Hazinenin yerini söylemek için şu şartı öne sürerler: “Hazinenin yerini, sadece Padişah’a” söyleyeceklerdir. Bunun için, tekrar Padişah’tan görüşme talebinde bulunurlar.

Vezir-i Azam, heyet ile aralarında geçen konuşmaları Padişah’a aktarır.

Fatih Sultan Mehmet Han’ın siyasi dehası bilinmektedir. ‘Bu işin içinde bir iş olabilir,’ diyerek heyetten bir temsilci ile görüşmeyi kabul eder. Belirlenen tarihte, seçilen temsilci, Fatih’in huzuruna çıkar ve şunları anlatır:

‘Yerebatan Sarnıcı diye bilinen mekânın içersinde bir hazine vardır. Hazine denilen şey; altın, gümüş, mücevher gibi maddi değeri olan şeyler değildir. Hazine, özel yapılmış bir lahit ve lahdin içindeki cesettir.’

Bu lahit ve içindeki ceset, Venedikli elçiye göre, ‘hazine değerindedir.’ Cesedin ise ‘Medusa’ diye adlandırılan efsanevî kişiye ait olduğu belirtilir. Bu ceset, mumyalanmış haldedir, Medusa diye tabir edilen saçları yılanbaşı ile yaratığı andıran bir şekildedir.

Fatih Sultan Mehmet Han’dan talepleri ise; ‘kendileri için çok önemli olan bu lahdi ve içindeki cesedi’ gelen bu heyete vermeleridir. Bu lahdin ve içindeki cesedin kendilerine verilmesi karşılığında da, Fatih’e birçok şey önerdikleri bilinmektedir.

Sırdaş’a kadar intikal eden bu bilgiler arasında, bir de şunlar da vardır: ‘Venedik’ten gelen elçilerin Hıristiyanlarla bir alakası olmadığı, gizemli, paganist bir tarikatın üyeleri olduğu’ bilgisi de vardır.

Bundan sonrası hakkında pek bir bilgi bulunmamaktadır…

Fatih Sultan Mehmet’in bu lahdin, çıkarılıp çıkarılmamasına izin verip vermediği ile ilgili sır bilgiler Abdülhamid Han’a kadar ulaşır. Abdülhamid Han, bu eksik kayıtları büyük bir ilgi ile takip eder ve işin ehillerine de konuyu incelettirir.

Abdülhamid Han’ın bu işle ilgilenerek takip etmesi, Medusa ile ilgili olarak, tarihi yanlışların önüne geçilmesini sağlamıştır. Sultan’ın uzak görüşlülüğü sayesinde, maksatlı olarak çarpıtılan bazı bilgilerin, doğru bir şekilde günümüze kadar ulaşması temin edilmiştir. Sultan, Sırdaş’a da öyle bir delil koyar ki, işte ilk defa Türk ve dünya tarihine katkı olacak bu tarihi belgeyi sizlere sunacağız.

Sultan Abdülhamid Han’ın, gizemli olaylara, sırlı hikâyelere olan ilgisi bilinmektedir. Sherlock Holmes’in hikâyelerini, İngilizceden Osmanlıcaya çevirttiği, okuduğu ve kütüphanesine koyduğu yine Homeros’un, İlyada ve Odysseia isimli eserlerini de aynı şekilde çevirtip, okuduğu bilinmektedir.

Abdülhamid Han’nın, Medusa ile ilgilenmesinin sebebi, Sırdaş'taki kayıtlardan hariç; Sultan’a, bu konu ile ilgili olarak yine birkaç elçinin geldiği, Vezirlerine, Yerebatan Sarnıcı’ndaki hazine ile ilgili bir şeyler fısıldadıkları, bu konuya olan ilgisini daha da arttırmıştır.

Abdülhamid Han, Devlet-i Âliye’nin bunca işi arasında, bu konuyu da ihmal etmemiş, görevlendirdiği birkaç kişi ile bu konunun iyice araştırılmasını sağlamıştır.

Medusa ile ilgili olarak gelen heyetle, Sultan’ın vazife verdiği görevliler temasa geçmiş, edinilen bilgiler Padişah’a rapor edilmiştir.

Araştırma neticesinde, gelen kişilerin kimlikleri ve ait oldukları teşkilatı (muhtemelen İlluminati tarzı bir örgüt) öğrenen Sultan Abdülhamid Han, bu heyetin taleplerini geri çevirmiş ve heyetten aktarılan bilgiler doğrultusunda da bu lahdi çıkarmaya karar vermiştir. (Arada yine birçok olay olmuştur ki, biz bu kısımları şimdilik geçiyoruz.)

Abdülhamid Han’ın görevlendirdiği bir heyet, Derviş’in emri altında 'Medusa' ile ilgili çalışmaya başlamış, bu ekibe Yıldız İstihbaratı’nın en seçkin üyeleri de eşlik etmiştir.

Uzun uğraşlar sonucunda, Yerebatan Sarnıcı’nın -bugün kapanan dehlizlerinde- söz konusu lahit bulunmuştur.

Burada kısa bir not yazmakta fayda var: Bugünkü Yerebatan Sarnıcı birçok dehlizlere sahiptir. Bir ucu Haliç’e, bir ucu Ayasofya’ya hatta “Binbirdirek Sarnıcı”  ile bağlantılı olduğu bilinmektedir.

Günümüze gelene kadar, dehlizlere duvarlar çekilmiş, ağızları kapatılmış, birçok sırrı da örtülmüştür.

Hatırlanacağı gibi geçtiğimiz günlerde; “Ayasofya’nın Sırrı Ortaya Çıktı” diye büyük bir hengâme kopmuş ve bu olay medyada geniş yankı bulmuştu. (http://www.hurriyet.com.tr/pazar/12196331.asp) Bu dehlizlerden birine girilmiş ve çekimler yapılmıştı. Bir grup arkeolog ve bilim adamı eşliğinde yapılan bu çalışmalar neticesinde, Ayasofya’nın 150-200 metre altındaki derinliklerde su kuyularının bulunduğu, İngilizlerin İstanbul’u işgal ettikleri dönemde, İngiliz askerlerinin bu kuyulara girip öldükleri anlaşılmıştır. Ölen askerlerin eşyaları da teşhir edilmiştir.

Yapılan bu çalışmalar neticesinde, dehlizlerin nerelere kadar gittiği bilinmiyor, bu konuda yapılan çalışmalar ne aşamada bilmiyoruz. Acaba yapılan bu çalışmaların Medusa’nın lahdi ile ilgisi var mı, bilmiyoruz…

Yine geçtiğimiz günlerde, İstanbul’un röntgeni çekilmiştir. Bu çekimler neticesinde, bugünkü Çemberlitaş’ın alt kısımlarında, Yerebatan Sarnıcı gibi bir yapının olduğu tespit edilmiştir. Sarnıcın korunması ile ilgili medyada son zamanlarda birçok haber çıkmaktadır.

(http://www.haber7.com/haber/20100726/Yerebatan-Sarnici-her-an-cokebilir.php) Sarnıcı korumak için üzerindeki bazı yerlerin kapatılacağı söylenmektedir. Bu konuyla ilgili olarak Dünya Bankası’nın da finans ayırdığı bilinmektedir. Acaba bu bölgeye olan ilgi nedendir?

Biz yine konumuza dönelim:

Abdülhamid Han’ın araştırmaları netice vermiş ve lahit bulunmuştu. Abdülhamid Han lahdi bizzat yerinde görmüş, tonlarca ağırlıktaki bu lahdin kapağı indirilmiş, lahdin içinde görenleri dehşete düşüren bir yaratık görülmüştür.

İnsan başına benzeyen, kıvrımlı kıvrımlı dev bir yılan gibi, mumyalanmış, ancak bozulmaya başlamış bu yaratığı, orada bulunan çok az kişi görmüş ve onu görenler hayretler içerisinde kalmışlardır.

Abdülhamid Han, bir fermanla, lahdin derhal korunmaya alınmasını, görülen bu lahdin ve içindeki yaratığın kimseye anlatılmamasını emretmiştir.

Abdülhamid Han, bu konuyla ilgili olarak, ne yapacaklarına dair istişare etmek için, derin ehl-i ulema ve gönül gözü açık kişilerle çok gizli bir toplantı yapmıştır. Yapılan bu toplantı neticesinde; ortaya bir çok görüş atılmasına rağmen, şu görüş ağırlık kazanmıştır: Lahit ve içindeki cesed, halkta çeşitli fitnelere sebep olunmaması için gizlenecektir.

Ancak Abdülhamid Han, Derviş ve Sırdaş’ın bu konuyla alakalı bir tereddütleri vardır: Bu lahdi tekrar saklarlarsa,  bu lahdin sırrını bilen şer güçler, ona büyük önem atfedenler, bu lahdin yerini tekrar öğrenebilirler mi?

Ertesi sabah ayrı bir heyetle konuyu istişare eden Sultan Abdülhamid Han, yine zekice bir karar vermiştir:

Lahit, gün ışığına çıkarılacak ancak içindeki ceset/yaratık gizlenecektir.


Abdülhamid Han, bu cesedin neye ait olduğunu merak etmiş ve öğrenmek istemişti. Bu ceset, neye ait olabilirdi? Bunun için yurt dışından ünlü bir biyolog bilim adamı getirildi. Cesedi, bu bilim adamına gösterdiler. Cesedi gören bilim adamı, dehşete düştü.

Getirilen bu bilim adamı, incelemesinin neticesini Padişaha sundu. Raporda şu ibareler oldukça dikkat çekiciydi: ‘Bu bozulmaya başlamış olan, dev görünümlü, insan başına benzeyen, yılan gibi kıvrılmış bu yaratık, muhtemelen dinozor çağından kalan dev bir yılan veya dinozora benzeyen bir yaratık…’

Bozulmaya başlamış olan bu mumya, insan başını andırdığı için mi insan denmekteydi?

Acaba bu cesedi halk görseydi ne derdi? Belki de ‘dev bir ejderha’ diye adlandıracaktı.

En ilginç olanı ise, o lahdin orada olduğunu ve lahdin sırrını bilen birilerinin  (şeytani bir tarikat) asırlarca orada ayin yapmalarıdır.

Bu sırrı Fatih döneminde, Fatih’in bildiğine göre, bu örgüt, lahit ile ilgili sırrı kendi üyelerine, lahitteki cesedi göstererek veriyorlardı.

Ta ki, şöyle bir kayıta rastladıktan sonra işin durumu değişmiş olabilirdi:

Bir çingene çocuğu, rivayetlere göre dehlizlerden birine girmiş, çıkamamış, cesedi gördükten sonra o da sırra vakıf olmuş, dışarı çıktıktan sonra tüm İstanbul halkına: ‘Ben Şahmeran’ı (yarı insan yarı yılan) gördüm demesiyle ve bu söylentinin yayılmasıyla olayın boyutu başka bir yöne kaymıştır.

Kayıtlarda kopukluk olduğu için biz kara kaplı Sırdaş’taki kayıtları esas alıyoruz.

Sırdaş’ta bu konuyla ilgili ayrıca şunlar yazılı: Tonlarca ağırlıktaki bu lahdi, devrin en güçlü hamal ve tulumbacıları, urganlarla, bin bir güçlükle gün yüzüne çıkarmışlar, bugünkü Fatih Camii’nin avlusuna götürüp, halka kısa bir süreliğine teşhir etmişlerdir.

Sultan Abdülhamid Han’ın emriyle lahdin resmi çekilmiş ve devrin gazetelerinde yayınlattırılmıştır. İşte o dönemde yayınlanan Resimli Gazete de çıkan bu belgeyi sizlere sunuyoruz:


(Tulumbacıların ellerindeki kalın urganlarla çıkarılan Lahit)





 İşin ilginç kısmı, kara kaplıya giren lahdin yayınlandığı bu gazete, daha sonra bilinmeyen bir güç tarafından o dönemde  toplatılmış, geride kalan nüshaları ise örtbas edilip, farklı hikâyeler anlatılarak konu özünden saptırılmıştır.

Fatih Camii’ndeki teşhirden sonra lahit oradan alınıp, Molla Fenari İsa Camii’nin yanında bulunan, kraliçe mezarlarının yanında bir yere konulmuş, bundan sonra ki akıbeti bilinmemekle beraber, bu lahdin peşine bir çok yabancının düştüğü bilinmektedir. (İsteyen Molla Fenari Camii’nin tarihini araştırabilir.)


Şahmeran’ın bu yaratıkla ilgisi var mıdır?

Medusa hakkındaki bu bilgiler, Abdülhamid Han’a okunduktan ve onayını aldıktan sonra Kara Kaplı’ya kayıt edilmiştir.

Şimdi bu konuyla ilgili bazı notlar düşelim:


* Konstantin'in mezarı Fatih’in türbesinde değildir, bunu söyleyenler yalan söylüyorlar.


* Lahit neden Fatih Camii’si avlusunda teşhir edilmiştir? Bu konuda Fatih’in  vasiyeti olabileceğinden şüpheleniyoruz.


* Yahudi asıllı yazar Kafka’nın, hiç basılmayan bir eseri, bir kadının bavulundan çıktı. İsrail neden ısrarla bu eseri istiyor? Almanya neden bu eseri vermek istemiyor?


* Kafka’nın, basılmayan bu eserinde; ‘bu yaratıkla ilgili bilgilerin’ olduğu kulaklara fısıldanıyor…


Saygılarımla…


Oktan Keleş/On Altı Yıldız
oktankeles@gmail.com 








Bu haber 48,612 defa okundu.





Yorum ekleYorum ekle


Yorumlar (58)
  • özge özcan / 20 Mayıs 2016 23:56

    medusa

    bu olay çözüldü lahit ve ceset nerede bulundu...
    https://www.youtube.com/watch?v=5eStz85cZsw
  • ufkumuzvar / 14 Kasım 2015 21:56

    Cine 5 te Bi konuşmak lazım ve İstanbul sırları konulu programda Mustafa Yardıcıoğlu bir çok araştırmanın bazı kesimler tarafından gizlice engellendiğini belirtti.

    Yere batan Sarnıcı ile ilgili efsaneyi anlatarak arkadaşları ile Osmanlı döneminde Resimli Gazete nüshalarını araştırdıklarını bütün nüshalarını bulduklarını ama bu konuyu işleyen sayısına ulaşamadıklarını belirtti.

    Ama Sayın Oktan Keleşin bu konuda kitabı olduğunu ve kayıp olan o sayıyı da yayınladığını ifade etti.
  • gokturk / 5 Kasım 2015 21:37

    uzaylılar reptilianlar medusa

    https://www.youtube.com/watch?v=xyHAYoMleJQ 17:40 Oktan KELEŞ'e teşekkürler
  • mete2 / 18 Şubat 2014 19:05

    golem

    Golem korkusu, sehitlerimizin olumsuzlugune dayaniyor. Hak ve sehit, kelle koltuk savasanlara selamlar...
  • mete / 21 Ocak 2014 10:59

    Golem

    adıma kur'a çıktı, yahudilere göre golemin alnında emet (doğruluk/hak) veya e'yi atarsak met (ölüm) yazarmış. Nahl 38'i okusunlar o zaman: Yeminlerinin tüm gücüyle, "Allah ÖLEN kimseyi diriltmez" diye Allah'a yemin ettiler. Hayır, öyle değil. Öleni diriltmek O'nun üzerinde HAK bir vaattır, fakat insanların çokları bilmezler.
  • ESVET ÖZER / 26 Ağustos 2013 11:55

    MEDUSA

    BuMedusa denen yaratık,insanlık tarihinden önce hz.Adem'den önce de Adem'ler vardı,onların çocuklarıyla ilişkiye giren şeytan melezi..dikkat edin aynı benzer olayları Adem nesline de yaptılar..diğer insanlık soyundan gelenlere de..şeytaniler kanlı ayinler yaparak onun içine şeytan sokup onu canlandırmak istediler..ve onun eliyle dünyaya sıkı büyüler yapacaklardı,ama ALLAH kısmet etmedi..aynı melezlik Topkapı sarayı harem dairesi bodrumunda da mevcut,12 yaşında ölmüş yarı insan yarı timsah yaratık..hamile olduğu fark edilmeyen Mısır'lı bir cariye tarafından doğum yapılıp,gizlice ona bakıldı,12 yaşına gelince de öldü..bunlar cinlerle birleşen kadınlar..ortaya böyle ucube şeyler çıkıyor..
  • Ensar / 12 Haziran 2013 17:45

    Nokta Atışı bu olsa gerek

    Çok değil daha bu Cumartesi akşamı ilgili film TRT de yayınlandı bu bir tesadüf olmasa gerek
  • ahmet / 19 Mart 2013 13:10

    super

    sayin keleş her yazinizi ve diger arkadaslarin paylasimini zevkle ve merak ile okuyorum. bu bilgileri kamuoyu ile paylastiginiz icin tesekkur ederim. saygilarimla...
  • Yagmur Alka / 6 Haziran 2011 15:56

    Dabbetül arz

    böyle bir yatatık varsa bir tane daha olma ihtimali yok mu ? bu da hadislerde geçem dabbe olabilir mi
  • Abdulvahap Ünalmışer / 12 Ocak 2011 00:23

    Son Osmanlı Oktan

    Oktan Abi vallahi sana helal olsun.
    her zaman sana ettiğim duayı yinelemek istiyorum ;
    ALLAH C.C. seni korusun ilmini artırsın velilerden eylesin...
    bu Ülkeye senin gibi Türk evlatları lazım.

    saygılarımla...
  • Fatih Burak / 25 Aralık 2010 18:51

    Hocam şimdi bu medusa yada şahmeran diye tabir edilen şey acaba o zamanki mumyalama tekniğindne ötürü şekil değiştirmiş olamaz mı yada baskaları tarafından özellikle değişime maruz bırakılmış olamaz mı? belkide orjinaldir eğer orjinal ise şu soru kafama takılıyor : yahudiler şu kutsal koruyucu yılan efsanesi vardı yanlış hatırlamıyorsam yada oyle bir efsaneleri var o zaman bunlar onun için istiyorlar efsaneyi gerçekmiş gibi finanse etmek için yani onlar için önemi bu boyutta bence Eğer uliminati istiyorsada sunun için istiyordur onlar medusadan liderlernin yani alfanın bu medusanın oğlu oldugunu soylemekteler uliminati de ilklerinin dna sını keşf ederek bularak ilk lerin soyundna gelenleri bulmak maksadı ile istemekte bence başka ne denmeli bilmiyorum saygılar paylaşımınız için teşekkürler Allah Sizi Başımızdan eksik etmesin Kuran' da da diyorya ne kadar az düşünüyorsunuz ama siz bizden fazla düşünüyorsunuz ve bizleri aydınlatıyorsunuz saolun
  • kadir21 / 17 Eylül 2010 11:04

    selman / 19 Ağustos 2010 00:43zor
    şahımeran hz.nin vefat ettiğini daha yeni öğrendiler. tertemiz bir mümin kardeşimizdi. mukadderat.yarenleri elbet hisabını bu feci fiili işleyenlerin ahfadından sual idecek bize düşen sabır.baki selam 2012-98.
    ne demek istediniz açıklarmısınız,,,,, şifrelemeden..
  • eren kars / 13 Eylül 2010 03:23

    ilginç

    büyük bir merakla okudum bu yazıyı, enteresan...
  • Metin Muhtar / 22 Ağustos 2010 00:52

    2009 yapımı Soysuzlar Çetesi (Inglourious Basterds) filminde bir Yahudi Ayısı karakteri vardı, insana Prag'ın ünlü Golem'ini hatırlatır gibiydi. Kafka deyince aklıma Golem geldi, bir hahamın camurdan yaptığı bir heykel, sonra canlanır, yahudi düşmanlarının korkulu rüyası olur... Gollem, Pinokyo, Frankenstein, Kurşun Asker, Chucky ve diğerleri bir anda resmi geçit yaptılar... NOT: İlk üç kitabı sürekli okuyoruz değil mi?
  • selman / 19 Ağustos 2010 00:43

    zor

    şahımeran hz.nin vefat ettiğini daha yeni öğrendiler. tertemiz bir mümin kardeşimizdi. mukadderat.yarenleri elbet hisabını bu feci fiili işleyenlerin ahfadından sual idecek bize düşen sabır.baki selam 2012-98.
  • serdar sargın / 13 Ağustos 2010 03:58

    güzel ülkem

    öncelikle usta ALLAH seni başımızdan eksik etmesin.böyle konuları okuduğum zaman turk olduğum için gurur duyuyorum. ama malum son 100 yıl içinde biz turklere yapılan aşşağılanma karşısında bazı çevredeki vatandaşlarımızın boyun eyme gibi bi girişimleri söz konusu ama UYAN artık TÜRKİYEM diyoruz bu çevremizi leş kargalarına TÜRK olmanın ve TÜRKLERİN gücünü gösterme vakti gelmiştir diyorum.

    ALLAH TÜRKÜ KORUSUN VE YÜCELTSİN

    Saygılarımla...
  • duygu / 12 Ağustos 2010 23:03

    nezaman sırdaş kitabı çıkacak aydınlatırsanız sevinirim.
  • KURTOĞLU / 11 Ağustos 2010 15:07

    GÖKYÜZÜ YILDIZINI TÜRKÜ BEKLİYOR

    şu yıldız mevzusu tirajikomikbir hal almasın evrensel sembol kavramı devreye girer.
    ne yani osmanlı altıköşe yıldız kullandı diye osmanlıyı yahudilermi kurdu?yıktığını biliyordukta kurduğunu ?kaldıki osmanlı beş köşe ve diğer yıldızlerıda osmanlı devlet armasında kullanmış.
    her altı köşeli yıldız davut yıldızı değildir,tıpkı her beş köşe yıldızın pagan yıldızı olmadığı gibi taner bey.
    DÜNYA TÜRK BİRLİĞİNE DOĞRU ADIM ADIM İNŞAALAH.
    OKTAN KELEŞ BÜYÜĞÜMÜZÜDE KUTLAR ELLERİNDEN ÖPERİZ.
  • taner / 11 Ağustos 2010 04:23

    sizin bahsettiğiniz gibi iç içe geçmiş üçgen motifleri onlarca osmanlı eserinde mevcuttur nihat bey,tek tekde sayabilirim ayrıca,onlara ne diyeceksiniz merak ediyorum,bir ipucu vereyim gidin hazar kağanlığına,sonra zamanında oğuz boyunun hazar kağanlığına bağlı olduğunu hatırlayın,sonra pek çok eski dönem Türk beyliklerinin bayraklarında bizzat altı köşeli yıldız olduğunu da göreceksiniz,biraz araştırın,hemen bu davud yıldızı değil demeyin,öyle çarpıcı gerçeklerle karşılaşacaksınızki..
  • öznur / 11 Ağustos 2010 00:43

    oktan bey harikasınız devam lütfen.
  • nihat kurt / 9 Ağustos 2010 14:07

    kitaptaki yıldız davut yıldızı değildir,her altı köşe yıldız davut yıldızı değildir davut yıldızı içiçe geçmiş iki üçgen yani israil bayrağındakidir.
    osmanlı armalarında madalyalarında bu altı köşe yıldızda kullanmıştır.hepsinin anlamları vardır.
    aslında yıldızlar hakkında halkımız bilgisiz bu konularıda açsanız iyi olur.bu arada oktan abi dualarımız sizlerle kıskananlar çatlayanlar olacaktır nazara gelmeyin diye sık sık dua ediyoruz.selamlar.
  • nezir yalçın / 9 Ağustos 2010 12:10

    topkapı sarayında

    topkapı sarayında anlatılan medusa ya benzer bir yaratığın mumyasının olduğunu duymuştum.topkapı sarayı iyice araştırılmalı kim bilir daha ne sırlar ortaya çıkar.
  • erkan çevik / 9 Ağustos 2010 00:43

    defter

    bu defterin kapağındaki yıldız neden altı köşelidir ? ciddi ciddi davud yıldızı bu,şaşırdım..
  • selman zor / 8 Ağustos 2010 23:02

    o değil bu değil

    ilhami abiye selam eder ellerinden busederim.dava bitti.
  • selman zorut / 8 Ağustos 2010 22:59

    değil

    şahmeran değil amaç golem istihsal etmek melhameyi kübrada istimal edilecek.hazırlık o cihetten. havalarını alsınlar. o kitap kapandı. halicin altında istedikleri gibi orji ayini yapsınlar. süryılanı balata. haliç artık temiz.
  • murat / 8 Ağustos 2010 12:35

    belkide

    Allahu tealanın gazabına uğrayıp şekli değiştirilen zalim kafirlerden birisidir
  • deniz özcan / 8 Ağustos 2010 06:03

    lahid

    acaba lahidin içindeki yaratık ne oldu.
  • hasan / 8 Ağustos 2010 00:50

    acaba bizim neyimize hitap ediyordu??

    1996 veya 1997 ilkokul 3-5 sınıflardan bir tanesinin hayat bilgisi ders kitaplarının yine birinde görmüştüm bu medusa resminden. hani ortadan çatlamış olan resmi var ya onu.
  • Gurbet Arisi / 7 Ağustos 2010 18:19

    Allah kabul etsin hizmetlerinizi,Dualarimiz seninle ,ey bu caga uzanan Yesevi gonullu
  • Özgür Yürek / 7 Ağustos 2010 12:51

    Uzaylı

    Çok eski çaglarda dünyaya uzaylıların geldigi biliniyor.
    Onlardan biri olabilirmi acaba.?
  • servet çilim / 6 Ağustos 2010 16:52

    bu millet seninle gurur duyacak oktan baba.
  • melami / 6 Ağustos 2010 16:22

    dualarımız sizlerle.
  • hazin21 / 6 Ağustos 2010 15:32

    ibrahim hakkı hz nin kitabında Allah cc nın arşın etrafında büyükçe dolanan bir yılandan bahsediyordu....acaba şeytanda kıskançlıktan böyle bir yılanla bağlantısı olabilirmi?
  • DEVRİM / 6 Ağustos 2010 13:40

    TURAN

    ARTIK MAÇ TEK KALE OYNANMIYOR.OKTAN KELEŞ ALLAH SİZDEN RAZI OLSUN.
  • recep sahin / 6 Ağustos 2010 12:55

    sakin bu yilan seytani cennete sokan yilan olmasin
  • TUFAN AYVACI / 6 Ağustos 2010 12:46

    KARA KAPLI ÇAĞ AÇIP ÇAĞ KAPATIYOR,EMEĞİ GEÇENLERDEN ALLAH CC RAZI OLSUN.
    OKTAN ABİ ALLAH YAR VE YARDIMCIN OSUN.AMİİN.
  • L. K.OĞLU / 6 Ağustos 2010 11:42

    tatil köyünden kasabaya koştum haberi alır almaz sırdaşın yeni bölümünü okumak için birkaç bölüm fazla veremaezmisiniz acayip yazı olmuş yine,oktan baba allah seni bizlere türk islam alemine bağışlasın.
  • serkan / 6 Ağustos 2010 11:23

    dabbe mi?

    daabbet-ül Arz olmasın bu yaratık?? Hani kıyamete yakın çıkacak? Anlam veremedim anlatılanlara. çözemedim olayı hala..Önemi nerden geliyor bu cesedin?
  • turan yılmaztürk / 6 Ağustos 2010 11:17

    kıymetlimiz

    taşları yerinden oynatacak bilgiler,sadece türkiye tarihini değil dünya tarihini ilgilendiren vakalar.
    kıymetlimiz oktan keleş beyi birkez daha kutlarım.anlaşılıyorki elinde çok geniş bilgi ve arşiv belge var bunları sıklıkla bizlerle paylaşmasını istirham edrim saygılar selamlar.
  • Mehmet Alişiroğlu / 6 Ağustos 2010 06:50

    Yılan Figürü Niye Önemli?

    Şeytanilerde ve benzeri yapılarda yılan çok önemli bir figürdür.Evrendeki enerjiyi temsil eder.İşin sırrı burada...
  • Serdar A. / 6 Ağustos 2010 03:50

    Düşünen akıllara için bir işaret....Bazı bilgiler kimsede yok ama bazı özel kişilere nasip ediliyor.O halde onlar hakkında düşünürken, nefsin ve şeytanın devamlı bombardıman ettiği nefsani akıl gözü ile bakmamalıyız.....
  • irfan / 6 Ağustos 2010 01:03

    onaltı yıldız PARIL PARIL PARLIYOR MAŞALLAH.
    OKTAN BABA ellerinden öpüyorum.
  • erzurumlu hilali / 6 Ağustos 2010 00:57

    tarihte hiçirşeyin kalmayacağnı bizlere ispat ettiniz varolun abim.
  • uğur akyel / 5 Ağustos 2010 23:15

    Büyük ihtimalle şeytani bir örgüt dinazor devrinden kalma nesli tükenmiş bir yaratığı mumyalamış nesilden nesile saklamıştır araştırmacı bence mükemmel bir iş çıkarmış helalolsun.
  • ALİEKBER V. / 5 Ağustos 2010 23:07

    TÜRK DÜNYASI SİZİ ÖZLEYİPTİR YAHŞİ AGABEGİM.
  • EDREMİTLİ / 5 Ağustos 2010 23:01

    ONALTIYILDIZ HARİKA,OKTAN KELEŞ MUHTEŞEM TÜM EKİBE BAŞARILAR.
  • Harun Karacabay / 5 Ağustos 2010 22:59

    Gonuller Bekcisine Selam Olsun... Allah razi olsun
  • HİZMETÇİLER / 5 Ağustos 2010 22:56

    İZMİRLİ MELAMİLER

    OKTAN AĞABEY İZMİRDEN KARDEŞLERİN SANA HEP DUACI,BAŞIMIZ SANA FEDA.
  • KAZAK / 5 Ağustos 2010 21:09

    TÜRK DÜNYASININ ARAŞTIRMACISI SİZLERİ SELAMLARIZ
  • DARICADAN HİLALİ / 5 Ağustos 2010 21:00

    oktan baba darıca seni özledi
    ALLAH YAR VE YARDIMCIN OLSUN...
  • tm / 5 Ağustos 2010 20:38

    çıkarın şu sırdaşi artik.
  • tuncer kaya / 5 Ağustos 2010 20:32

    çok milginç şah meranın mumyasıda olabilirmi
    inanın dünyada tanışmak istediğim tek kişisiniz
    allah razı olsun oktan baba.
  • tarih öğretmeni / 5 Ağustos 2010 19:09

    tarihçiyim diye geçinenlere bir KAPAK DAHA,kutlarım sayın keleş.
  • KEREM ONAT / 5 Ağustos 2010 18:09

    sırdaş nezaman çıkacak ALLAHAŞKINA YA ASA??????
  • serhat çimen / 5 Ağustos 2010 17:33

    dünya bilgesi

    yüzyılın araştrmacsına saygılar.
  • halide / 5 Ağustos 2010 16:05

    şok edici

    bu güzide filimlere konu olacak bilgileri kamuoyuyla paylaştığınız için binlerce teşekkürler.
    sizleri mendedresin saati yazısı ile takibe başladım,herkese tavsiye ediyorum başarılar oktan bey.
  • mesut / 5 Ağustos 2010 15:55

    deşifrelerin efendisi herzamanki gibi,
    harika bilgilerle tebrik ederim.
  • faruk yaz / 5 Ağustos 2010 15:46

    muhteşem muhteşem muhteşem,
    oktan baba Allah sizi başımmızdan eksik etmesin muhteşem.






ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

En Çok Okunanlar