Oktan Keleş

Oktan Keleş

oktankeles@gmail.com


6 Aralık 2017
font boyutu küçülsün büyüsün

NATO, Toto Oynamıyor!


NATO, Toto Oynamıyor!

 

NATO skandalının üzerinden birkaç gün geçti. Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk ve Sayın Erdoğan'ın posterlerine ateş açma teşebbüsleri kesinlikle bir mesaj vermek amacıyla yapıldı. Yazılanlar ve çizilenlere bakarsak, hedefin Türkiye olduğunun yanında çok farklı yorumlar da yapıldı. Yapılan yorumlar ve analizler kısmen doğru olsa da şahsen beni tamamen tatmin etmedi.

NATO tarafından verilen mesajın arkasında  ABD başta olmak üzere BATI ülkeleri yani egemen güçler vardı ve  ebetteki Türkiye’ye bir mesaj gönderdiler. Bu mesajları nasıl okumalıyız?

Şimdi yapacağım yorum ilk defa yapılmış olacak, onun için olayların üzerinden bir müddet geçmesini bekledim. Maalesef yine yorum yapanların basiretsizliği ve yaşananların siyasete alet edilip, milli bir duruş üzerinden ki (milli duruş doğrudur ve olması gerekir) siyasal rant için kullanıldı.

NATO’nun açık mesajı; Türk Devleti’ne olduğu gibi Türk Milletinedir de! İşte burası kimsenin yazmadığı  ve çizmediği bir tespit. O da şu: Sadece Sayın Erdoğan’ın posteri olsaydı, Ak Parti ve Sayın Erdoğan üzerinden yorumlar yapılabilirdi. Sadece Atatürk’ün posteri olsaydı  bu sefer de sadece Türk devletine ve Türkiye’ye karşı denilirdi. İki posterin yan yana olmasının başka bir anlamı olmalıydı… Son günlerde Ak Parti hükümetinin Atatürkçü çizgi ile hareket ediyor olması memnun edicidir. Niyetleri ne olursa olsun. Çünkü bu bir devlet ağzıdır. Bundan rahatsızlık duymak yersizdir. Samimi mi değil mi, tartışmalarını şu safhada gereksiz görmek lazımdır. Samimi olup olmadıklarını ise zaten zaman gösterecektir.

Şimdi dönelim iki posterin yan yana olmasıyla verilmek istenen mesaja: Bu direkt olarak  Türk Milletine verilen bir mesajdır, Türk devletini de işin içine katarak. Türkiye Cumhuriyeti’nin liderlerinin posterlerine ateş edilmiştir. Düşman ilan edilerek, alçakça bu hareket yapılmıştır. Nedir amaç, ne demek istediler, olay şudur; Türk Milletine:“Kararınızı verin! Atatürk rejiminden mi yana, yoksa mevcut Ak Parti hükümetinin dönüştürmeye çalıştığı rejimden mi?” denilmiştir.

Posterler olmasa da Batı medyasındaki bütün Erdoğan karşıtı haberlerin ve görsellerin açıkça Erdoğan’ı boğma hareketi olduğu gözlemlenmiştir. Bunu yaparlarken de Türk Milleti’ne Atatürk çizgisi hatırlatmaları bu son olayla da mesaj olarak verilmiştir. Tabi ki bu mesaj samimiyetsiz bir Atatürk mesajıdır. Atatürk posterine ateş ederek ayrıca şu anlam yüklenmiştir; "siz bir NATO üyesisiniz, Atatürk rejimi BATI medeniyetini (muasır) hedeflemiştir. Kendi bindiğiniz dalı kesiyorsunuz, kendi Ata’nıza kendiniz ateş ediyorsunuz, bizim elimizle ve kendi elinizle, NATO üyesi olma hasebiyle. Seçiminizi yapın!" Denmiştir. Her ne olursa olsun bu alçakça bir mesajdır.

Yine NATO’nun Sayın Genel Kurmay Başkanı, komutanımız Sayın Hulisi AKAR’ın boynunda 15 Temmuz’un  izleri olan resmini yayınlaması ile de Türk Ordu komuta kademesine NATO’nun bir mesajıdır. Bu resmin özellikle seçilmesi üzerine de birçok yorum yapılabilir. “Boynuna takılan ipi unutma, bu ip bizim elimizde” demekten tutun da, burada yazmayacağım birçok anlam yüklenebilir  bu resim ile ilgili olarak. Hiç şüphesiz ki bu NATO’nun yapmış olduğu tek başına bir hareket de değildir. Bunu şiddetle ve lanetle kınıyoruz. Türk Milletine, Atatürk’e, komutanına, yöneticisine  dıştan gelecek her türlü tehdite -dıştan geldiği için- bu millet sahip çıkacaktır. Milli birlik ve beraberlik vurgusunu her daim yapmaktayız. Ancak, şuan ki mevcut yönetim maalesef ki siyasi anlamda bir engeldir. Hemen sebebini söyleyelim; eski parlamenter sistemde Cumhurbaşkanı partiler üstü olduğu için, olası bir tehdit ve kaosa karşı bütün siyasi partileri toplar, dış tehditlere karşı birlik çağrısı yapar ve bu çağrısı da anında karşılık bulurdu.

Şimdiki sistemde ise Cumhurbaşkanı partili olduğu için bir siyasi figürdür aynı zamanda. Birlik beraberlik çağrısı yapıldığı zaman,  milletin en az yarısı  bu çağrının  partiler üstü bir Cumhurbaşkanı tarafından değil de, Ak Parti Genel Başkanı tarafından yapıldığı için ciddiye almayabilir. Bu bir handikaptır. Düşünün Sayın Erdoğan Ak Parti grup toplantılarında, kendi partisi dışındaki bütün partilere verip veriştirecek, fakat Cumhurbaşkanlığı kimliği üzerinden aynı kitleye  bu sefer de “gelin beraber olalım” diyecektir. Bu mümkün mü? Bunun üzerinde düşünülmelidir. Bu sistem sanki bu günler için kurgulanmış bir sitem. Defalarca yazdık; şeytaniler ileri hamlelerini çok önceden planlarlar. Bu bir milli güvenlik sorunu haline gelmeden, sistemin bu dezavantajı mutlaka gözden geçirilmelidir.

NATO meraklılarına da bir çift sözümüz var; "NATO gerekli mi, gereksiz mi?" diye sayfalarca uzun uzun yazılar yazabilirim. Hiçbir pakt, hiçbir devlet, hiçbir birliktelik; YÜCE TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ üzerinde değildir. Bir beka sorunu olacak olursa, hatta küçücük bir iması dahi NATO’yu çöpe atmak işten bile olmamalıdır. Ancak bu tarz söylemler, büyük devletlerin stratejisine uymayabilir. Menfaat neyse o yapılır. Hamasi söylemlerle de devletin ve milletin kaderi zaafa uğratılmaz. Şahsen ben NATO karşıtıyım. Bunu açıkça belirtiyorum. Ama devletimin ve milletimin menfaati neyse onun da göz ardı edilmemesi gerektiğine inananlardanım. Yıllardır yazdığımız dış politikadaki yanlışlar ve Suriye politikasındaki hatalar ve kitaplarımızda işlenen konular açıkça ortada duruyor.  Yazdığımız o günkü analizler hep geleceğe yönelikti ve hep uyarılar yaptık ama gündelik gözlüklerle ve çıkarları  icabı o gün bizi şiddetle eleştiren, bizleri sağa sola şikayet eden yandaş kalemler ve basiretsiz kimlikli insanlar Sayın Erdoğan’ı yanıltmışlardır. Ki bu ülkenin artık yanlış adım atma lüksü kalmamıştır.

21 Kasım 2012 yılındaki (tevafuk aynı tarihte de bu analizi yazdım)  “Ümmet Aranıyor” yazımda (http://www.onaltiyildiz.com/artikel.php?artikel_id=286) Rasim Ozan Kütahyalı’yı eleştirmiş, bu tür adamların  Ak Parti’ye zarar vereceklerini söylemiştim. Sadece o değil elbette, beni okuyanlar ve takip edenler bilir; Davutoğlu’nun ülkeyi dış politikada zaafa uğrattığını, yanlış kararlar aldığını vs. kimseler yazmazken açıkça yazdık. Her türlü engellemelere rağmen yazdık. Yazmadık mı ; Suud’lara güvenilemeyeceğini, bunların Türkiye’yi satabileceğini, yine 4 malum bakanın Türkiye’de yargılanması gerektiğini, yoksa dış ülkelerin bunu bir gün kullanacağını söylediğimiz gibi… Daha neler yazmadık ki, hepsi arşivde…  

Şimdi de NATO konusunda yine hamasi, propagandist söylemlere dikkat edilmesi gerektiği kanaatindeyim, devletimin ve milletimin menfaati açısından.

Maalesef ki siyasetin güncel rantiyesi hayati konuları sümen altı yapmaktadır.

Şimdi birkaç uyarı:

ABD, Suudi Arabistan’a çok silah satmıştır, aynı zamanda Ruslar da Suudi Arabistan’a  silah satmıştır. Bunun bölgede mutlaka bir anlamı olması gerekmektedir. Çünkü normal bir silahlanma değildir. Bu bir savaş alametidir. İsrail mutlaka Hizbullah’a saldıracak, İran-Suudi düşmanlığını kaşıyarak, Suudi Arabistan’ı kışkırtmak maksatlı Suudi Arabistan’da büyük bir terör eylemi planlayacaktır. Yahudi Suudi Hanedanı  İsrail ile olan flörtü deşifre olmuştur. Bölgedeki bu etki ve aksiyonlar,  Türkiye’yi mutlaka ilgilendirecektir.

Şimdiden uyarıyoruz ilgili birimi… Aman ha! Suriye olayındaki gibi hemen üzerine atlamayın, soğuk kanlı olunuz ve akıllı hareket ediniz! Hamasi söylemlerle taraf olmayın. Türkiye, İran, Rusya ve bölge ülkelerinin ekonomik -güncelde olsa menfaatleri-doğrultusunda beraber hareket etmeleri elbette ki birilerini rahatsız edecektir. Bu birlikteliğe dinamit koymak için;  Suudi Arabistan,  İran ve İsrail biçilmez kaftandır. Böyle küçük çaplı bir çatışmanın doğuracağı sonuçlar da  açıktır.

İsrail Şeytanı, Batı ve ABD tarafından mağdur edebiyatı ile desteklenecek, Hizbullah üzerinden çıkacak olan Suudi - İran çatışmasında yine İslam dünyası mezhepsel başka bir versiyonla birbirini kıracaktır. Uyanık olunmalıdır.

Milli birlik ve beraberlik her şeyden önce Türkiye’yi yönetenlerin samimiyetinden geçmektedir. Zaten yüce Türk Milleti milli konularda aziz vatanını, kutsal devletini  ve bayrağını savunmak için yaratılmıştır. Bizim sözümüz diğerlerine ve milleti zaafa uğratacaklaradır.

Allah yüce Türk Devletine, Ordusuna ve  Milletine  zeval vermesin.

Saygılarımla. 

 

Oktan Keleş

oktankeles@gmail.com

onaltiyildiz@gmail.com

Twitter:@oktankeles

22.11.2017 

 http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=6401








Bu yazı 897 defa okundu.







Yorum ekleYorum ekle
Yorumlar


  Henüz yorum yapılmamış





Bu yazarın diğer yazıları







ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

En Çok Okunanlar