En Sıcak Konular

Evlat Babanın Sırrıdır

31 Mart 2016 07:16 tsi
Evlat Babanın Sırrıdır Evlat Babanın Sırrıdır

EVLAT BABANIN SIRRIDIR


Buradan Tarık Abiye selam olsun. Ordan Burdan başlığıyla yazdığı yazılardan birinde Tarık abi “ Annenin kağıt babanın kalem olduğundan bahsetmiş, kalemin boş bir kağıda yazı yazdığı gibi çocuğa terbiyeyi verenin baba olduğunu “ yazmıştı. Bu tefekkürü yapmamı tetikleyen de Tarık abinin bu sözü oldu.


Zaten uzun zamandır her anne baba gibi çocuğuma nasıl doğru eğitim vereceğimi düşünür dururdum. Öyle bir eğitim vermeliydim ki ALLAH’ a Salih bir kul, Peygamberimiz Hz. Muhammed’ e (s.a.v.) layık bir ümmet, Sultanım Oktan Keleş’ e ve Kalperenliğe layık bir torun ve öğrenci olmalıydı. Tabiri caizse nasıl eğitim veririmde çocuğum Oktan Keleş gibi biri olurdu diye düşünür dururdum.


Tarık abinin bu sözü düşüncelerime ivme kattı. Çocuğa terbiyeyi baba verir, ama nasıl vermeliydim ? Anne hiç terbiye veremez mi ? Kafamda bu gibi sorular dolanıyordu. Cevabını bir nebze de olsa bulduğumu düşündüğüm bu hususu birkaç örnekle açıklamak istiyorum.


1. Kıbrıs’ ta kapımın önünde beslediğim bir kedi ve üç tanede yavrusu var. Bir gün bu kedilerden hariç başka bir kedi kapımın önünde yavruladı. Onunda üç tane yavrusu oldu. İlk grup kedi sürekli benimle beraber olmaya çalışırken, evimin içine girmeye kucağıma gelip kendini sevdirmeye çalışırken, ikinci gurup kedi ne kadar sevmek istesem de beni kendilerine yaklaştırmıyorlardı. Sadece verdiğim yemekleri yiyor, yaklaşmak istediğimde ise ya kaçıyor ya da tırnaklarıyla tırmalamaya kalkıyorlardı. Ne yaptıysam ikinci gurup kediyi kendime alıştıramadım.


İstanbul’a Sultanımın sohbetlerinden birine katılmaya geldiğim bir gün, Sultanım sözü bir yerden alıp bu konuya getirdi. Dedi ki “ Yabancı bir yazarın İstanbul’daki kediler üzerine yaptığı bir araştırmadan çıkarttığı sonuç çok ilginç. Yabancı yazarın yaptığı araştırmadan çıkarttığı sonuç; “İstanbul’da iki tür kedi yaşar. Birinci tür kediler insanlarla iç içe sevecen bir yaşam sürerken, diğer tür kediler insanlardan olabildiğince uzak durur. Birinci tür kedilerin insanlarla beraber sevecen bir hayat sürmesinin sebebi, atalarından beri Müslüman mahallesinde yaşıyor olmaları. Müslüman mahallesinde yaşayan kedileri, Müslümanlar seviyor, aç karınlarını doyuruyor, susuzluklarını gideriyor ve gerekli bakımlarını yapıyorlar. İkinci tür kedilerin ataları Osmanlı zamanında Rum ya da Gayrı Müslim mahallelerinde yaşamış. Bu mahallelerde yaşayan kedilereyse orada yaşayan insanlar hep zülüm etmiş. Zülüm gören kedilerin genlerine insanların tehlikeli olduğu işlenmiş ve genlerindeki bu özellik o zamandan bu zamana kadar soylarının genlerine kodlanarak gelmiş. Atası gayrı müslim mahallesinde yaşayan kedi şimdilerde Müslüman mahallesinde yaşasa da genlerinde bu kod olduğu için insanlardan mümkün olduğunca kaçıyor. “ Sultanımın bu olayı anlatmasından sonra anladım ki kapımda bulunan kedilerin durumu bundan ibaret.


2. Bir gün evde oğlum Kerem’e şunu ister misin diye bir soru sordum. Kerem sanki dünyanın sonu gelmiş gibi tepki göstererek hayır, istemiyorum dedi. Oğlum istemediğini neden düzgünce söylemiyorsun, düzgünce söyleyince sanki biz sana istemediğin bir şeyi zorlamı yaptıracağız diye tepki gösterdim. Sonra içeri gidip oturduğumda neden böyle yaptığını düşünmeye başladım. Kendi kendime dürüstçe sordum. Düzgün bir ses tonuyla istemediğini söyleseydi ne yapardım. Tabi ki günümüzdeki çoğu anne babanın yapacağı gibi ısrar ederdim. Kerem’se kesin ve net bir tepkiyle bu ısrarımın önünü kesmişti. Sonra fark ettim ki askeriyenin bana sonradan kazandırdığı özelliğin ta kendisiydi. Kara Kuvvetlerinde Bilgi İşlem bölümünde görev yapıyorum ve meslek hayatım boyunca başımı kaşıyacak zamanım olmadı diyebiliriz. Bilgi güvenliği için branşımın getirdiği bazı kati kurallar var ve asla delinemez. Bu kurallar çoğu zaman bilgisayar kullanıcılarının işine gelmediği için hep delmek ve görmezden gelmek isterler. Bu konuda da benden yardım isterler. Önceleri her yardım isteyen kişiye güzel güzel tane tane bu işin yasak olduğunu sakıncalarıyla birlikte anlatırdım. Benim bu naif tavrımı gören bilgisayar kullanıcılarının her biri bu yasak olan şeyi yaptırmak için ısrar eder dururdu. Her birine neredeyse yarım saat dil dökerdim. Baktım ki bu yüzden işlerim yetişmiyor böyle bir istekle gelen kişiye sorusunu ilk sorduğu anda bu işin olmayacağını kesin ve net bir ifadeyle anlatmaya başladım. Ondan sonra kimse ısrar etmemeye başladı. Kerem’de gördüğüm bendeki bu özellikten başkası değildi.


3. Eskiden süt ve süt ürünlerini çok severdim. Çeşitli sebeplerden ötürü Kerem dünyaya geldiği dönemlerde hiçbir şekilde süt ve süt ürünü yemedim. Kerem dünyaya geldikten sonra tekrardan yemeye başladım. Ben her ne kadar tekrardan yemeye başlasam da şimdilerde oğluma hiçbir şekilde Süt ve süt ürünü yediremiyoruz.


Bütün bunları tahlil ettikten sonra Tarık abinin sözünü daha iyi anladım. Baba büyüyüp, evlenip çocuk sahibi olana kadar kişiliğini, karakterini ve maneviyatını kısacası hepsine birden terbiye dersek, terbiyesini iyi ya da kötü, hangi yönde ve ne kadar geliştirirse çocuğu olduğu anda babadaki bu özellikler çocuğunun genine kodlanıyordu. Çocuk doğduktan sonra baba kendini daha fazla geliştirebilir elbette ama bu saatten sonraki gelişimler çocuğunun genine kodlanmaz. Çocuk babanın sonradan geliştirdiği bu özellikleri de isterse öğrenebilir istemezse öğrenmez. Doğduktan sonra çocuğun terbiyesine annesi hatta yaşamlarını sürdürdükleri çevrede bulunan insanlarda iyi ya da kötü katkıda bulunabilir.


Çocuğuma bu terbiyeyi nasıl veririm diye düşünüp dururken meğerse çocuğum olana kadar kendimin hem kişisel hem manevi olarak çıkabildiğim kadar yükseklere çıkmam, (Ariflerin Satrancında çıkabildiğim kadar üst basamaklara çıkmam mümkünse ALLAH’ a ermem ( Ariflerin Satrancı- Visal)) gerektiğini anladım.


Kalperenler olarak geleceğe daha iyi bir nesil bırakmak ümidiyle …


En doğrusunu ALLAH c.c. ve bildirdiği kulları bilir.


Tarık abinin bir cümlede anlattığını ben yaklaşık 2 sayfada anlatabildim. Sultanım Oktan KELEŞ’ e ve Tarık abiye teşekkürü bir borç bilirim. Tarık abinin yazılarının devamını sabırsızlıkla bekliyoruz.


Başta İlhami Abinin, Latif Babanın, Sultanımızın, Tarık ve Erol Abinin, Erenlerin ve tüm Kalperenlerin, Devletimizin, Ordumuzun ALLAH Yar ve Yardımcısı olsun.

Serdar KAZANÇ



Bu haber 7,004 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    29657 µs