En Sıcak Konular

Abdülhamid Han

11 Şubat 2014 09:30 tsi
Abdülhamid Han 10 Şubat (dün) ABDÜLHAMİD HAN'IN 96. vefat yıldönümü idi...

                                                ABDÜLHAMİD HAN  -1-

Bu yazı herkes için yazmakla beraber, özellikle genç kardeşlerimizin dikkatini çekmek için kaleme alındı. Çünkü bizim ne kadar güzel bir tarihimiz olduğunu ve ne büyük şahsiyetler yetiştirdiğimizi anlayacaklar ve bir kez daha atalarını rahmetle anacaklar. Belki  bilenler öyle yapıyordur, ama biz bilmeyenlerin de olduğu varsayarak konumuza girelim.    

 II.Abdülhamid Han hakkında; ne kadar yazsak-çizsek yine de onu hakkıyla anlatamayız. N.Fazıl'ın "Ulu Hakan 2.Abdülhamid Han" isimli eserinde  bir cümle şöyledir: "Abdülhamid'i anlamak, her şeyi anlamak olacaktır." Bu cümle aslında O'nun ve yaptıklarının özeti gibi. Geriye dönüp bakanlar şimdi  O'nun yaptıkları önünde bir kez daha saygıyla eğiliyorlar.    

 O'nun bakış açısı bize bugün bile yol gösteriyor. Çünkü O, maddi bir dünyanın imkanları ile her alanda işler yaparken manevi alemin büyükleri ile de hasbıhal ediyordu…     

Padişahım, seni bilenler  derler ki; "abdestsiz yere ayak basmaz, hatta yatağının başucunda Kerbela toprağından imal edilmiş bir tuğla bulundur ve sabah kalkar kalkmaz, yere abdestsiz basmamak için, bu tuğla ile teyemmüm eder  ve sonra abdest alırdı."   

Seni bize hep vehimli olarak tanıtırlar Padişahım.Ama onlar, senin bugün dahi kulaklarımızda yankılanan şu seslenişini duymamışlar: "Beni evhamlı sanıyorlardı. Hayır! Ben, sadece gafil değilim, o kadar!"    

Sen ki, 33 yıl başında bekleyen aç kurtları, yeri geldiği zaman tek başına defettin. O aç kurtların salyaları senden sonra vatanın her tarafına bulaştı. Senden sonra bir tespih tanesi gibi dağıldı koca  Osmanlı İmparatorluğu Padişahım…. ( Ama çok şükür imamemiz elimizde kaldı…) 

Padişahım, seni 24 Nisan 1909'da  31 Mart denilen düzmece bir olayı bahane ederek tahttan indirenler, aslında bu yüce milleti tarih sahnesinden silmeyi amaçlıyorlardı.  

Padişahım; o dönemde sana yasakçı diyenler ne şartlar altında görev yaptığını bilmiyorlar mıydı? Aç kurtlar koca Osmanlı'yı bölmek için fırsatlar kollarlarken, seni nasıl yasakçı ilan ederler? Sana yasakçı diyenlere; Bir Osmanlı Gazetesi olan Gayret'i İngiltere  tarafından  dağıtımının neden yasaklandığını sorsan elbette bilemeyebilirler…   

Seni en iyi anlayanlar, neden "İngiltere'yi baş düşman" ilan  ettiğini artık gayet iyi biliyorlar…    

Dünyanın her yerindeki mazlum milletlerin yardımına koştuğunu bilmiyorlar mı? Doğu Türkistan'a gönderdiğin ay-yıldızlı bayrağın, Kaşgar semalarından seni bugün bile  selamlıyor Padişahım…    

Pekin Hamidiye Üniversitesi'nden  kaçımızın haberi var?    

Şerif Hüseyin "ahh ben ne yaptım, ben ne yaptım…" diye dövünüyor mudur hala Padişahım…    

Osmanlı Devleti'nin içinde bulunduğu ekonomik bunalımdan faydalanarak Filistin'i satın almaya çalışan Yahudi Herzl'e verdiğin cevap  bütün idarecilerin cebinde bir muska gibi taşıması gereken bir cevap: "Ben bir karış dahi olsa toprak satmam. Zira bu vatan bana değil milletime emanettir. Milletim bu vatanı kanlarıyla mahsuldar kılmışlardır. O, bizden ayrılıp uzaklaşmadan tekrar kanlarımızla örteriz."   

Parayla toprak satın alma girişimleri, SENİN  kararlı tutumunla sonuçsuz kalınca, "Siyonizmin amaçlarına ulaşabilmesi için Osmanlı'nın dağılmasını beklemeliyiz."  "Bir tek plan aklıma geliyor. Sultan'a karşı bir kampanya açmalı, bu iş için de sürgün edilmiş prensler ve Jön Türklerle temas kurmalı." diyen Yahudiler bugün de yanı başımızdalar padişahım. Gözleri yine bizim topraklarımızda…    

Japonya'ya gönderdiğin  Ertuğrul Gemi'si ; Japonlarla bizim aramızda kurulan bir köprü oldu. 581 Şehidimize  bizle beraber Japonlarda  bugün hala ağlıyor Padişahım…  

Yaptırdığın binlerce camii yanında,  Santa Maria, San Gioacchino in  Prati kiliseleri ve daha bir çoklarında hala senin adın yad edilir Padişahım…    

Peygamber Efendimiz (S.A.V) aleyhine Avrupa'da oynanacak tiyatro oyunlarını Yıldız'dan,  bütün büyük devletleri karşına alma pahasına nasıl engellediğinizi belki bugün pek çokları bilemez, sizin Resul'e olan sevginizi bizler gayet iyi biliyoruz ve bir kez daha seni rahmetle ve Fatihalarla anıyoruz…   

Seninle o günlerde görüşen  yabancı devlet adamı (Bagnam paşa) şöyle diyordu. "Bilmece gibi bir adam. Hem de çözülmesi çok çok  çok zor olan bilmece."  Bugün dahi senin sırlarının peşindeler Padişahım…. 

Seni nasıl gösterirseler göstersinler Padişahım; bu millet, senin yaralı askerine ellerinle baston yapıp, bizzat  verdiğini, Harem'indeki kadınlarının cephedeki askerler için dikiş diktiklerini, unutmadı ki…   

"Ha kendi evlatlarım, ha millet. Farkı yoktur." Sözünüz bile bize, sizin devlet anlayışınızın, millete olan sevginizin özeti  gibi…    

 1919 yılındaki bir gazete şöyle yazıyordu senin ardından: "Sen sukût ettin, sukût etti siper!"    

Padişahım, ülkemizin kalkınması ve gelişmesi yönünde yaptıklarını başkaları hayal bile edemezler.Ve gerçek reformcunun kim olduğunu bugün ilgili kişi ve kurumların hepsi gayet iyi biliyorlar…   

Yıldız Arşivi gibi muhteşem bir koleksiyonu yağmalayanlar, biliyorlardı ki, arşivdeki belgeler onların maskelerini düşürecekti…Sanıyorlar ki maskeleri düşmeyecek!  

Sen üzülme Padişahım, arşivlerin bir kısmını her ne kadar çalmışsalar da, biz onların maskelerini senin hatırın için düşüreceğiz. Bizim arşivimiz gönülden gönüle, gözden göze naklediliyor, onlar bunu bilmezler, anlamazlar, varsın inanmasınlar ama gerçekler ortaya çıkınca bir kez daha senin önünde saygıyla eğileceklerdir yüce Hakan'ım.    

Karlı  bir Şubat günü, seni ebedi aleme uğurlamıştık Padişahım… Bir Şubat günü senin sırlarını paylaşmak çok şükür bize nasip oldu….Mekanın Cennet olsun BÜYÜK DİRENİŞÇi...

                                        
                                     Abdülhamid’i Anlayabilmek-2-


– Karlı bir Şubat günü Hakk’a yürüyen cihan Sultanı Abdülhamid Han’ı vefatının yıl dönümünde bir kez daha rahmetle anıyoruz…Bu yazıyı okuyan dostlarımızdan O’nun ruhuna Fatih’a okumalarını rica ediyoruz-

 

İç çeken bu coğrafyanın en masum katilleri kim? Bundan sonra alevden kelimelerle kimlerin yüreğinde yer bulacağız? Nedendir kanımızda gezinenlerin fazlalığı, nedendir dünyanın dengesini kaybetmesi ve bizim mütemadiyen huzuru arayışımız?  

‘Kanımı helâl kılıyorum eğer alnına vurulacaksa’ kimlere diyeceğiz bundan sonra? Nefes nefeseyken bütün lobiler, dernekler, kuruluşlar, ülkeler….Biz nasıl direneceğiz, nasıl kendimizi bulacağız, nasılı titreyip kendimize geleceğiz?   

Tarihimiz tetikte beklerken, biz nasıl hissetmeyiz ‘büyüklerimizin’ gözlerini sırtlarımızda? Biz dünyanın dengesiyiz, bundandır yükümüzün ağır oluşu, öyle mi? Ya ‘nişan-ı zişan’ göğsümüzden indirildi mi?   

Dünyanın dört bir yanından gelen insanlar, Saray’a uzaylılar gibi bakıyorlar ve akıllarında binlerce sorularla ayrılıyorlar. ‘Nasıl olur, nasıl olur…’ Anlasaydılar ‘o büyük müjdeyi’, bilseydiler o sözün anlamını sorar mıydılar o kadar soruları? Yaşamın başka bir gayesi vardı, hayatın başka bir anlamı…   

Padişahım yüreğini boğaza koyup, beş kıtayı besleyendi. Şimdi biz boğazın iki yakasını bir araya getirmeye uğraşıyoruz. Yetmiş iki milleti bir arada, tek vücut tutan sen değil miydin padişahım? Her biri vücudumuzdan bir parça gibi kopan bu milletlerin, şimdi hangi birinde huzur var? Hangi başbakan, kral, diktatör ülkesindeki kanamayı durdurabiliyor? Neden şimdi bu ülkelerdeki bu yoksulluk, bu ateş, bu kan…   

Hangisi ülkelerinin geleceğini bir rüyada yaşayabiliyor? Şimdi neden o güzelim rüyalar uykularımızın arasından sıyrılıp kaçtı? Görülen kâbus yaşamın ta kendisi değil mi şimdi? Bir gün bitecek mi bütün bunlar? Gözlerimizi yerden kaldırıp; HAYDİN SEFERE! Diyecek miyiz yeniden? Yeniden bütün Türk Dünyası’nın başına geçip, İslam'ın SANCAKTARI olacak mıyız? ( İ n ş a a l l a h….)  

Padişahım, bize ‘büyüklerimizin’ ellerini öpüyoruz, tarihe yüz sürüyoruz diye kızanlar; Rahibe Terasa’nın ayaklarını öpenleri soylu bir davranış gibi gösteriyorlar. İsveç Kraliçe’si bize ödül verirken, biz bu durumu ona çok yakıştırıyorduk. İspanya Kralı’nın futbol maçını izlemeye gelmesi bizi nasıl da gururlandırıyordu… Oysa onlar, Portsmouth Spor’un senin altınlarınla kurulduğunu bilmiyorlar herhalde.Ay-Yıldız’ı görmediler mi hala? Japon’ya, senin gönderdiğin robot ‘ALAMET’i hala sır gibi saklıyor. Hazırlattığın ‘petrol haritasını’ görenler, petrolün olduğu ülkeleri de, bin bir oyunla bizden çalmadılar mı….?   

Hem hangi birine üzüleceksin padişahım; ceylanlar çoktan terk etti bizi, birbirimizin kapısını açmaz olduk, dünyaların kapısın açarken… Şimdi yüreğimizde korkular birikti, ölümler soylu bir ayrılışın çok ötesinde artık. Her yenilgide yeni hırızmalar takıyorlar bizlere. Biz dünyayı dolaştığımızı zannediyoruz, vücudumuzda dolaşanları bilmeden. Çağdaş ökselere yakalanıyoruz, yıllarca oralarda kaldığımızın farkına dahi varmıyoruz. Kendimizi unuttuk, nereden geldiğimizi, nereye gittiğimizi unuttuk…Ama bir gün, BİR GÜN uyanacağız inşallah…  

Damarlarımdaki kan titriyor, düşüyor göz kapaklarım, cepheye çıkmadan yenildiğim ilân ediliyor canlı yayınlarda. ‘Ustam’, bu kargaşada ‘emin’leri nasıl bulacağım, kalbimi nasıl doğrultacağım? Ustam ölmüş… Ben bundan sonra çırak olarak mı yaşayacağım diyorum; hayır hayır diyor şair, ‘fıtrat değişir sanma, bu kan yine o kandır.’   

Biliyorum Padişahım biliyorum… Gazi Paşa demişti: Muhtaç Olduğum Kudret Damarlarımdaki Asil Kanda Mevcuttur…  

Haydin Sefere…Haydin 2023′e…                                 

  

Erol Elmas 

buulkem@gmail.com 



Bu haber 6,007 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler

    1. Ay'daki Türbe/Gökteki Sır-2

    ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    13537 µs