En Sıcak Konular

Orucun Esrarı

8 Temmuz 2013 09:35 tsi
Orucun Esrarı On Altı Yıldız Ailesi olarak, tüm okuyucularımızın Ramazanları Mübarek olsun...

ESRARI     Oruç, insan ruh ve maddesinin İlâhi banyosudur. Oruç, vehleten aç durmak gibi gelir insana. Aç durmakla ceset zevk duyarsa, oruç'un manası ortaya çıkar... Açlıktan sıkıntı duymak, hakiki oruç mana ve mefhumunun dışındadır. Oruç, ceset ile ruh tevhidini husule getirmektir. 

Mukaddes Kur'ân-ın Bakara Suresi'nde 183 üncü âyet yani Allah sözleri diyor ki: "Ey iman edenler". Buradaki iman edenler, kainatta aczini bilerek gaybe inananlar demektir. Gaybe inanmak çok güç, çok zor bir başarıdır, insan oğluna... 

Mantık ve havas'a hitab etmeyen şeylere inanmak çok müşkül bir iştir. (Bu oruç ile ta ki günahlardan korunasınız.) (Oruç size yazıldı, nasıl ki sizden evvelkilere yazılmıştır...) Kulun Allah'a karşı olan şükrünü ifa etmemesi ve bunda devam etmesi edeb dışı bir iş olur ki buna günah derler. 

Günahın cezasını Cenab-ı Hak kulun kendine bırakmıştır. Günah, inkar ve red hududuna girerse, küfürdür. Küfürün cezası ise, Allah tarafından verilir... İnsanda bütün İlâhi esmalar tecelli ettiği için, şükrün ifasının tehiri, esmaları zedeler... İnsan böylelikle, kendi kendini zedelemiş olur. 

Yukarıdaki söylediğimiz emir ile oruç, Allah'a inananlara farz olmuştur. Emirde (Yazıldı) kelimesi ile büyük bir incelik ve hikmet ifade edilmiştir... (Yazıldı) kelimesinde "sizin canlılığınız, ruhunuz ve maddeniz bir murad ve halk edildi. Ve ona lüzumlu olan şeyler de, evvelce Âyetullah ve Sünnetullah ile tayin edildi" manası gizlidir. 

Âyetullah: Esmaların tecellisi, görünmesidir. (Hay) ile canlıyız (Basir) ile görürüz (Semi) ile işitiriz, İlâhir... Bunların devamı için, bir takım kanunlar vardır. Havadan oksijen alırız, su içeriz, gıda alırız, sıcak ve soğuğun tesirleri vardır. Bunları saymak uzun sürer... Bunların hepsi Sünnetullah'tır. Yani tabiatta cari, fiziki, kimyevi, meteorolojik her türlü değişmeyen kanun halindeki hadisattır... Emrin içinde Sünnetullah'tan zarar görülmemesi gizlidir. Ruh ve maddeye lüzumlu olan bu (Yazılış) şimdi size tatbik edesiniz diye emrolundu demektir. 

Çalışmadan sonra dinlenme, uyku nasıl insan ve canlı için lüzumlu ise, oruç da, insana, yaradılışında lüzumlu olan hadiseler arasında bulunur... Oruç, uzviyetin hergün yapmağa ruhi ve fizyolojik olarak duyduğu mecburiyetlerin, bir anda irade ile durdurulup perhize geçmesidir.  Oruç, mecburi olarak, uzviyetin dinlenmeye sevk edilmesini sağlar. Fakat emrin konulması, bu mecburiyette tehir, olmasın diyedir. Hastalıklarda, hastanın perhize konuluşu, onun iyiliği için bir mecburiyettir. 

Oruç'un her sene başka bir ay ve mevsimde gelişi de dikkate şayandır. Mevsim ve aylara göre doğanların karakter, bünye ve arzularını, beşeriyet hala gazetelerde, kitaplarda tahlil etmektedir. Yazımızın başında, ceset açlıktan zevk duyarsa diye bir söz ettik. Evet duyması lazımdır.

Yemek helaldir, vücuda eziyet vermemek lazımdır; gibi iftarda ve sahurda yemek hikayelerini ileri sürüp, fazla yemek yemeği müdafaa, oburluk, tahammülsüzlük, sabır hasletlerini frenlemek kudreti olmayanların mütalaaları olarak kabul edilir. 

Tahammülsüzlük gösterenlere, hastalara zaten oruç farz değildir. Bu halleri zail oluncaya kadar. Oruçtan sabır, tahammül, kendine hakimiyet, sinirlerini dizginlemek, kanaat miktarının ölçülmesi murat edilmektedir. 

Hasta bir insana, normale avdeti için, doktor bir takım sıhhi tavsiyelerde bulunur. Bunları yapması kendisi için faydalıdır. Başkası için değil. Oruçta normal uzviyet için; İlâhi, sıhhi bir öğütün, emir şeklindeki tecellisi gizlidir. Yapabilene ne mutlu... 

Orucu süsleyen bir takım adabı muaşeret de vardır. Vakti, şartları, sünnetleri, orucun sahih oluşunu sağlayan, öyle olması muhakkak lazım gelen kaideleri mevcuttur. Orucu bozacak haller; oruca niyet etmiş temiz insanların bilmesi ve riâyet etmesi mecburiyeti olan hususlardır ki., bunları bilmeden, zaten oruca girilemez... Oruçta, insanın, helal yemeğinden, arzularından, isteklerinden ruhen ve maddeten ayrılıp sıyrılarak, yükseklere tırmanışı gizlidir. Bu yükselişteki zevk, insanın anlama ve kavrama derecesine göre değişir. Bu dereceye göre de uzviyetin bir dinlenme ve tasfiyesi husule gelmektedir. Vehleten bu hakikatları reddedebilirsiniz. Fakat mesele öyle değildir. Biraz sabrediniz ve herşeye itiraz ile yüklü olmayınız... 

Oruç tutanlara hürmet etmek, insana yakışan en büyük fazilet tezahürüdür. Tutmayana da bu zevkten mahrum olmanın vereceği ölçü ile bakmalıdır. Oruçlu bir insanın, büyük bir sabır ve sükun heykeli gibi, daima sakin ve etrafına gâyet rahim ve şefkatli olması, orucun kıymet ve derecesi ile ölçülür. Yemeğe hasret açgözlülüğü, etrafına çatmak asabiyeti gibi haller izhar edip bocalıyan hakiki oruç tutmuş olmaz. O ancak sabahtan akşama kadar beyhude yere aç durmuş olur ki bu orucun manasına bile yanaşmaz. Uzviyet açlığın vereceği aksülamellerin doğuracağı faideye kavuşabilmesi için tamamiyle sakin ve gevşemiş olmalıdır. Asabiyet, bu muvazeneyi hemen bozar, asabi insanlarda mide ağrıları, iştahsızlıklar malumdur.

Oruç'da Errezzak esması, kemal-i edep ve tazimle bir tarafa bırakılıp (Hay esması ile) Hayy'ın menbaı olan Hayyılâyemutun huzuruna çıkmak vardır. 

Oruçluda akşama doğru bir zevk hissi başlar.

Bu his: 1- Uzviyetin yemeğe karşı duyduğu hasretin giderileceğini ruh vasıtası ile öğrendiği için, vücuttaki hafiflik zevkidir. Bu zevk makbul değildir. Zira bu memnuniyet verdiği itaattan duyulan mecburi uzvi açlığın bağırışıdır. 

2- Ruhun duyduğu hafiflik ve dumanlanmadır ki bu da riyazetin uzviyet ve ruha vereceği hasletlerin, manevi yükselişin disiplinine alışmamış insanların, bir emri yerine getirmelerinden doğan, tatlı bir histir. Bunun da arkasında, yine uzviyetin gizli açlık feryadının, edeben teskin edilişindeki çabalama mevcuttur. 

Halbuki orucun ve az yemenin hikmeti, manevi âlem hazinelerinin kilididir. Batın gönül pınarları, açlık ve oruç bereketi ile fışkırır. 
Herkesin aynada gördüklerinden daha fazlasını, bir tuğla parçasında görebilirsiniz.  Hakiki oruçlu bir insanda: 

Simada Rahim esmasının tatlı soluk rengi, gözlerde ötelerin ötesine bakan tatlı bir halavet, dilde fazilet, adalet, şefkat ve doğruluk süzgecinden süzülmüş, inci gibi kelime ve sesler doludur. Ne mutlu böyle insana. 
Hay esmasının tecellisi olan insan, bu esmayı Errezzak esması ile değil de hayyı hay ile beslerse daima hay olur. 

Ecel, insana errezzak esmasının haydan elini çektiği dakikada gelir. Hayyı hay ile besleyen insan daima hay olur, "Mevlâna on yedi gün gece ve gündüz ağzına birşey koymamış ve onsekizinci günü (Öyle bir hamle yaptım, uçtum, uçtum hayyı layemuta kavuştum.) diye bağırmıştır. Oruçla, Halik bu ince kavuşma yolunu, müminlere hediye etmiştir. Anlayana ne mutlu.... 

"Ölmeden evvel ölmek" tebşir-i Peygamberisi. "Errezzak ile değil hay ile hayyı devama çalışınız. O zaman daima hay olursunuz" demektir. Bu bir sırdır. Anlaması güçtür. Güç kelimesi perdelerle örtülü olduğu için kullanılmıştır. Murad-ı İlâhi böyledir. Bu muradda büyük ve büyüklerin büyüğü bir hikmet gizlidir. 

"Halikle öyle anlarım olur ki aramıza melek-i mukarrep bile giremez." Buyuran Resûl-i Ekrem'in "Bir ok yayı kadar yanaştım." sözü, dinin asıl nüvesini teşkil etmektedir. Bütün bu yoldakiler, bunu hal ve anlama peşindedirler. Onun için "Oruç benimle kulum arasındadır, mükafatını bizzat ben vereceğim." buyurulmuştur. 

Hay ile herşey vardır. Bütün esmalar Hayy'ın vasıflarıdır. Bir tane de vardır ki bunların hepsinin ismidir, ona da (İsm-i Azam) derler. Şu mudur? bu mudur? diye uğraşma. Birşeyi insan görür, tutar, anlar ve inanır. Fakat bu anlamada şüphe ve şek bulunduğu zaman bu mudur? şu mudur? diye mırıldanır. Hakiki isimde mütereddittir. Ondan dolayı hakiki çağrıyı yapamadığımdan, büyük istifade ve visale kavuşamaz... 

Allah yolunda ölenler ölmemişlerdir. Allah yolunda ölenler kimlerdir. Hiç düşündünüz mü? Allah'ın her canlıya bilaistisna verdiği Errezzak'tan zorla nasibini kesmek arzusunu taşıyanlardır. Bunlar binbir türlü vesilelerle ve perdeli şekillerle Hay'lıklarını Hay ile birleştirip, ortadan Errezzak esmasının kaldırılmasına uğraşanlardır.

Bir çok hastalıklarda perhiz, hastanın iyi olmasında en büyük amildir. Bu Hayy'ın Hay'dan medet dileyerek, boşalan enerji akümülatörünü doldurması demektir. 

Hayyı, Hay ile beslemeğe uğraşanlar ise, Vellilerdir. 

Huzura çıkmak için rızkın mahsulleri temizliği bozar. Temizliği tazelemek lazımdır. Bunlardan anlayan için, büyük hakikat ve huzur kapıları görünür, işte bu kadar... Hikayenin anahtar deliği Oruç'tur. 

Oruç'un kıymetini bilmeğe ve bunda devamlı olmağa gayret etmek gerektir. Amma "Ben yapamıyorum" diyeceksen, bu meydanlarda dolaşmağa bakma... Bu meydanlar çok hoştur, çok tatlıdır, fakat tehlikesi de çok ve anidir... Allah kimseyi zorlamaz. Verdiği Hay parçasının hürmetine orucu (Yazılmak) kelimesi ile emir buyurmuştur. Bu bize verilen Hayyın, ind-i İlâhiyede makbuliyetini arttırmak, Hayyın makam olan vücut için mecburiyetinin, gâyet müsamahakar ve nezaket çerçevesi içinde (Yazıldı) Lafz-ı Mübareki ile bildirilmesidir. Bu kelimede zorlama, korkutma yoktur. Bu kadar nezaketle emir buyrulan oruçta nasıl büyük bir sır, derin bir hikmet, huzur ve felah olduğunu artık siz düşününüz... 

Oruçda niyet vardır.

Niçin. Sebep nedir?

Oruçda dil ile ikrar, ceset ile tasdik vardır. Ondan Ötürü niyet lâzımdır. (Birşey yememek, içmemek) ceset ile tasdik olur ki serbest olan nefsi cesedi ve ruhi arzulardan uzaklaştırmak nefsin ceset ve ruhla alâkasını kesmektir. Peki öyle ise niyet bir nevi söz vermektir. Kime hitaptır. Bu söz verme... Ondan dolayı bu söz bozulursa (60) gün kefaret orucu lâzım gelir ki ve ara vermeden (60) gün... Hergün için 60 gündür. Kefaret orucu bir ceza değildir. Bir nevi tövbedir. Bu lâfa dikkat et. Zira oruç dilsiz bir vücut duasıdır. Namaz, insan vücudunu unutup ruhun hakim olduğu bir vaziyetidir.

Oruca niyet edip de tutarken hiçbir özür yokken irade haricinde olmayan bir sebepten orucu bozmak. Yemek, İçmek. Seks. Oruçlu iken adam öldürmek. Hayvan öldürmek. Av yapmak. Oruçlu iken suya girdiğinde (Deniz. Göl. Havuz) içinde iken kimse görmeden içine işemek orucu bozar kefaret lâzımdır. Denizde yıkanmak. Yüzmek orucu bozmaz. Fakat su içinde iken suya işemek (Kimse görmedi diye) orucu bozar. Kefaret hergün için (60) gündür. Niçin. (60) gündür. Onu söylersem dilini yutarsın. Ramazanda oruçlu iken kefareti husule getirecek hareket (Bir gün de olsa) ramazan orucunu bozmuş tutmamış sayılır. Fakat oruca devam edecek. (30) gün ramazanı tekrar tutmak lâzımdır. Tutmadığı günün orucunu da ara vermeden (60) gün.

Denizin içinde iken kimse görmüyor işemek diye orucunu bozar, bu orucun bozulması île bitmez. Peki ne olur. Hâlâ utanmadan, ne olur diye  düşünüyorsun.Bu hatanın tamiri yoktur. (Ne tövbe, ne tekrar oruç tufema. Ne de kefaret). Bu töhmetden kurtulmak çareleri yoktur. Aman dikkat et...

Peki oruçlu değilsin. Aynı işi yaparsan ne olur. Su içinde iken işenmez dedik ya... İslâmda bu hareket: Büyük küfür. Yaradılışa hakaret. Suya hakaret, insanlığa hakaret. Neticede Cenab-ı Allah'a bilinmeden isyan olmuş olur. Denizin kirletilmesi bu asırda ne olduğunu, ne olacağını akıl ve idrak sahiplerine bırakıyorum... Gündüz uyurken veya bakmak suretiyle ihtilâm olsa oruç bozulmaz. Gusleder. Eşini öpmek. Dokunmak ile boşalma olursa oruç bozulur. Kaza lâzım gelir, kefaret lâzım gelmez. Bile bile cinsi münasebet yapanın orucu bozulur. Kaza ve hem de kefaret lâzım gelir. Oruçlu kimse unutarak orucu yese, cinsi münasabetde bulunsa orucu bozulmaz. Bu hatâ zorla yapılırsa oruç bozulur. Kaza lâzımdır.

Ramazanınız mübarek olsun... 

9.4.1987 Perşembe

 Dr.Münir Derman

NOT: Yukarıdaki Yazı, Münir Derman'ın  "Allah Dostu Der ki..." isimli eserinden alınmıştır. 

 

 

 



Bu haber 13,541 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler

    1. Hoca Ahmed Yesivi'den Hikmetler

    ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    1,248,127 µs