
Tomris Yazdı: Ruhsal Savaşçı
Ruhsal Savaşçı
Tıpkı toprağın derinliklerinden çıkarılmış, henüz işlenmemiş siyah bir taş gibiydim.
İçimde bir elmas saklıydı, ama onu göremiyordum, bedenim, zihnim üzerine kalın bir
kabuk örmüştü. Ruhum derinlerdeydi; varlığını hissettiriyor ama kendini
göstermiyordu. Ara sıra, çok kısık bir sesle bana sesleniyordu.
Hayatımın ilk dönemlerinde kaderimin içinde kaybolmuştum. Çaresizdim; inancım ve
yaşam sevincim zayıftı. Hayallerin içinde yüzüyor, ama dünyaya uzak kalıyordum
derken bir gün, yirmili yaşlarımda, içimden güçlü bir ses yükseldi, Yeter! Böyle
yaşamak istemiyorum! Ben kimim? Bana verilmiş kaderi yaşamak zorunda mıyım?
dedi.
Ve bir kısık ses bana, artık net bir biçimde, “Hayır! Bu sen değilsin!” dedi.
İşte o an, benim için bir dönüm noktasıydı. Artık karanlıkta kalmak istemiyordum.
İçimde bir kıvılcım doğdu; bu ilk kıvılcım kısa sürede bir ateşe dönüştü ve değişim
yolculuğum böylece başladı. O andan itibaren beni saran siyah kayayı, kendi
karanlığımı yavaş yavaş arındırmaya başladım.
O zaman bilmiyordum ki, ateşin yanışı aslında acı demekti. Ama her acı, yeniden
doğuşun bir parçasıydı; içimdeki elmasa biraz daha yaklaşma yoluydu. Ve
anlıyordum ki, bu hiç de kolay olmayacaktı…
Zihnimle ve benliğimle uzun bir savaşın içine girecektim. Çünkü en zor olan, insanın
kendi zihninin ve nefsinin direncini kırabilmesidir.
Bu süreçte zırhlarımı indirdim, yaralarımı açtım, acının üstüne yürümeyi öğrendim.
Eski kimliklerimi bir bir yaktım. “Ben kimim?” sorusuna cevap ararken, derinlerden
gelen o sesin yankısını artık net duyabiliyordum.
Acı çektim, çok hata yaptım, yandım ama hiç pes etmedim.
Çünkü savaşım başkalarıyla değil, kendimleydi.
Ve bu savaş, içimdeki elması ortaya çıkarmak, Tinime ulaşmak içindi.
Ömrümün büyük bir kısmını aldı. Duramıyordum; “Yeter artık” deyip yine de
duramıyordum. Mutlaka devam etmeliydim… Değişmeye, dönüşmeye devam
etmeliydim. Bir güç beni oraya itiyordu. “Devam et,” diyordu bana, “durma, zamanı
gelmedi.”
Her darbede eksildiğimi sandım, oysa aslında öz halime yaklaşıyordum.
Korkumu, öfkemi ateşe verdim. En zor an, o son karanlık tabakayı aşmaktı " en
hassas, en kırılgan an; ya yok oluşun ya da yeniden doğuşun eşiği.
Ve nihayetinde, mücadelem sonucunda o tabakanın bir kısmı kalktığı, bir ışık sızdı;
Tinimden gelen bir ışık…
Bu hâlim bana yetiyordu. Elmas’ın bir kısmı görünmüştü. Az da olsa beni
aydınlatıyordu.
Ben değişmiştim, hayatım da değişmişti, mutluydum.
Bilmiyordum ki bir el, içimde yanan ateşi alevlendirecek; beni daha derinden yakacak, elmas’ı tamamen arındıracak, perdeyi kaldıracak ve hakikatimi ortaya çıkaracaktı…
Yanmak ne demekmiş, o zaman öğrendim. Önceden çektiğim acılar, beni saran bu
ateşin yanında hiçbir şey değilmiş…
Hakikatin bu kadar acı vereceğini bilmiyordum. Kendimi kaybedecek, yok olacak
kadar yakıyordu.
Pes etmek yoktu.Bir hedefim vardı ve onu gerçekleştirmek için mücadelemi
veriyordum.
Kendime sormadan edemedim: Beni bu savaşa iten neydi? Bunca mücadelenin
anlamı neydi?
Aslında savaşan ben değildim. Karanlıkta kalmak istemeyen, hedefi olan, sessiz ve
kutsal güç " Tin’imdi. Tin’im direndi, savaşmak özümde var…
Savaşçı Tin’im... Ne kadar güçlü ve hükümran bir tinim olduğunu anladım, yok
olmam o kadar da kolay değilmiş…
Işık tüm bedenimi sardı; öyle parlıyordu ki, çevremi aydınlatıyordu. Elmas’ın tüm
parlaklığı ortaya çıktığında, yeni kapılar açıldı: garip, bilinmedik, derin kapılar...
Perde kalkmıştı… Ve hatırlamaya başlamıştım. Zaman ve mekân diye bir şey
kalmamıştı.
Neden bu kadar savaşmış, neden bu kadar yanmış olduğumu anlıyordum. Tüm
mücadelem, O’nu bulmak, O’na Kavuşmaktı…
Küllerimden doğan bir Anka kuşu gibi yeniden doğdum. Eski ben küle karıştı, yeni
ben doğdu.
Tinimle bütünleşmiştim…
Siz bana bu ‘ kaderi ‘ sunanlar,siz de biliyorsunuz, bunu olduğu gibi kabul
edemeyeceğimi...Değiştireceğimi…
Hedefime ulaştım, Savaşım bitti…
Şimdi, sizin istediğiniz gibi oldu, bir kenara çekildim ve izliyorum bu hayatı…
Tomris
Değerli okuyucumuz,
Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
· Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
· Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
· Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
· Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
· Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
· Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
· Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
· Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.
Oktan Keleş
Emir Yıldızdan
Tarık C.
Baran Aydın
Orkun Akar
Ozan Aydın
Dr. Özlem Genç
Dr. Hamdi Cenk Düzgit
Y. Murat YİĞİT
Ogün Emir Yayla
Yorumlar
+ Yorum Ekle