En Sıcak Konular

Tengri'nin Türk'ü Üzerine Tefekkürler

8 Ağustos 2019 08:38 tsi
Tengri'nin Türk'ü Üzerine Tefekkürler Bekir Öztürk Yazdı:Tengri'nin Türk'ü Üzerine Tefekkürler

TENGRİ’NİN TÜRK’Ü İLK DÜŞÜNCELER

Üç yılın hasreti nihayet bitti. Hasret, özlem ve heyecanla beklediğimiz eser nihayet elimizde. Öncelikle Sultan Babam'a teşekkür ediyor, ellerinden öpüyorum. Uzun emekler sonucunda, el emeği göz nuru bir eser meydana getirdi. Ne kadar uğraştığının yakın şahitlerindenim. Tıpkı diğer kalperenler gibi.

Ülkemizde, bir ilk olan, tamamen renkli, elle çizilmiş bir roman. Detaylı anlatım ve çizimlerle; geçmiş, bugün ve geleceğe dair birçok hakikate kapı araladı. Allah kendisinden razı olsun.

Bu başladığım üçüncü yazım iki değişik bilgisayarda üçüncü yazım, ilk ikisi bilgisayarların azizliğine uğrayarak silindi. Hikmeti nedir bilmiyorum. İnşallah en güzeli bitirdiğim yazı olur.

Kitabın çıkacağını duyduğumda yayın evine giderek  biran önce alıp okumak istedim. Bu arada sevgili Sultanımız Oktan Keleş’in de yayınevine gelerek kitaplarını imzalayacağını öğrendim ve yayınevi civarında  beklemeye başladım. Bu arada sevgili Ramazan Demir ve Ömer kardeşimizde geldi. Biz Oktan Baba'yı beklerken o bizim yanımızda bitiverdi ve onun geldiğini fark etmedik, edemedik. Hatta birkaç dakika yanımızda oturmuş. O, sıkılıp Ömer’i dürtüklemese biz hala, onu fark etmeyecektik. Komik bir andı. Sultanımızla yaklaşık 500 civarı kitap imzaladık. Bir kitaba Sultan Babam; “Bu kitap kimin” yazdı. (Bu arada kitabın kime gittiğini biliyorum içimizden çok değerli bir kalperen koldaşımız da, yeri geldiğinde inşallah o gün yaşadıklarımızı da anlatırız. Biraz merak iyidir.)

Kitabımızın kapak resmi, Oğuz Kağan / Zulkarneyn çizimiyle çok detaylı, güzel tasvir edilmiş. İlk bölüm daha önce sitemizde yayınlandığı için bir çoğumuz üzerinde konuştuk. Sultanımız'a aklımıza takılanları sormuştuk.

İlk bölümde Türk’ün sırrını, yaradılışını, Körmezin isyanını, sapışını ve Türk ile olan mücadelesini okumuştuk.

Okyay ile tanışıp, onun çağlar içinde ki yolculuğunu ve mücadelesini görmüştük. Vatan için; ailesinden ve sevdiklerinden ayrılışına tanıklık etmiştik. Sırasıyla aşağıda okumalarımdan yaptığım çıkarımları, sıralayacağım. Büyüklerin himmetiyle inşallah.

Tabiatta ki seslere eşlik eden kamların aslında birbirleriyle haberleştiğini ve bunun hala Amerikan yerlileri kuzenlerimiz, Kızılderililerin ve ilkel dediğimiz kabilelerin hala bu yolla, davullarla haberleştiğini görüyoruz. (sayfa 42)

Okyay’ın diğer yıldızlar da hayatın olduğunu öğrenmesi ve bu yıldızların kiminin çok ileri, kiminin bizden ilkel hayatların sahibi olduğunu, bazısında ise daha henüz tekamülün, oluşmadığını öğrenmesinin bilgisini görüyoruz.

Burada ki en can alıcı olay, Tengri masasının yerini, yaşadığımız yeryüzünün aldığını ve tüm yaşam olan yıldızlardakilerin savaş alanı olarak dünyamızı seçmelerini görüyoruz.

İşte Zulkarneyn seddi bugüne kadar dünyayı koruduğunu da bu söylemlerden anlıyoruz. Bizler haddi aşar, zalim olur. Dünyayı, ekini ve nesli bozarsak, bu seddin yıkılmasına yol açtığımızı satır aralarından anlıyoruz. İyilik duvarına konan her tuğla bize gelecek olan saldırıya bir duvar oluşturuyor. O halde iyilik yapmaktan usanmayacağız. Kişinin kendi elleriyle yaptıkları, kendi sonunu hazırlıyor. (Sayfa 43/44) Yıkımı durdurmak, belaları def etmek bizim elimizde.

Yeryüzünde olan büyük savaşı, Tengri’nin adamı, KAN SUVAN/ZULKARNEYN/OĞUZ KAĞAN sonlandırmıştır. Bu büyük savaşın ardından ortada kalan cesetleri, önceleri et yemeyen hayvanların, kanların sulara karışması ve bu kanlı suları hayvanların içmesi sonucu, ceset/et yemeğe başladığını öğreniyoruz. (Sayfa45)

Daha önce yaşadığı sanılan, dinazor gibi hayvanların, başka yıldızlardan yumurta olarak getirildiğini ve dünyaya bırakıldığın öğreniyoruz.

Daha sonrasında, GÖKTÜRKLERLE tanışıyoruz ve ne zaman başımız dara düşse, biz yer Türklere yardım ettiklerini öğreniyoruz. Açıklanamayan bazı fenomenlerin, Göktürklerin bize yardımı ile alakasını kuruyoruz.

Bazı başka yıldızlardan şer yaratıkların dünyaya gelip kendilerini bazı kavimlere Tanrı olarak tanıttıklarını öğreniyoruz. Mesela Mısır uygarlığı gibi putlara tapan kavimleri bu şer varlıkların yönettiğini ve kendilerini insanlara Tanrı olarak tanıttıklarını görüyoruz.

Her zaman bir Tengri adamı, yani bir peygamber gelerek bunları yok ettiğini, hemen sonrasın da insanların yine azgınlaştığını, yoldan çıktığını görüyoruz.

Bu da bize her peygamberin TÜRK soylu olduğunun bir işaretidir. Türk, Tengri’nin yanında olandır, sırrının açıklamasının biride budur bence. (Münir Derman hazretleri de peygamberlerin Türk soylu olduğuna dikkat çeker eserlerinde.)

Şerrin başı, Körmez ve onun, insana olan düşmanlığı ve bu düşmanlık sonucu, insanlığı yok etmek için her şeyi kullandığını anlıyoruz. İnsanlığı yok etmesi için, Körmez önce, sed olan TÜRK’Ü YOK ETMELİDİR! (Malesef, Türk kendisinin ne olduğunu bilmiyor.)

Türk insanlığın, iyiliğin ve dünyanın koruyucu seddidir. Keşke, Türk’e düşman olan bilse ki, kendine düşman olduğunu! Türk yok edilirse ki, ALLAH’ın izniyle bu mümkün olmayacaktır. Aslında insanlık yok olacaktır.

Çok eski çağlarda teknolojinin çok ileri seviyede olduğunu anlıyoruz. Söylence, masal ve efsaneler aslında kayıtlı olmayan, yazılı olmayan ARKAİK dönemin gerçekleridir.

Anlaşılamayan, çözülemeyen yapıların ve dev heykellerin yapılışının kitabımızda anlatılan zamanların ve değişik yıldızlardan gelenlerin ya da onlarla mücadele eden Türk’ün eseri olduğu anlaşılmaktadır.

Paskalya adasındaki dev heykellerin sureti kim bilir belki de OD ATA suretidir? Eski Türk destanları, birçok, hakikati örtülü olarak anlattığını, ehlinin bunları anlayıp çözebildiğini anlıyoruz. Efsanelerimiz de geçen İtbaraklar’ın, neslin bozulmasıyla ortaya çıktığını, İnsanların, hayvanlarla çiftleştirilmesi (Bu gün hala Hindistan da bu tür pis adetler devam etmektedir.) Aymunların yani maymunlara tapmanın yine Hint toprakların da hala olduğunu unutmayalım.

Para ve altını kontrol ederek insanları maddiyata esir etmenin arkasın da direkt, Körmez ve avanesinin olduğunu görüyoruz. (2020 yılı için kitabımız da, altına çekilen dikkati gözden kaçırmayalım. Altın önce çok değerlenecek, sonrasında değersizleştirilerek, altın yarı değerli maden sınıfına geçirilecek. Altına dayalı, parasal sistemin yıkılıp, yeni bir parasal düzen kurulacağının işaretini görüyoruz.)

Dünya dışı varlıkların altınları dünyamızdan çıkarıp kendilerine aldığını görüyoruz. (Kaz dağların da altın kazılarını yapan yabancı ülkeler; bir doğaya, yeşile, hayata saldırıyor. İki Körmeze ve şerre hizmet ediyor olmasınlar?)

Tüm dinlere sızdıklarını, din önderlerinin iplerinin Körmez'de olduğunu ve bu din adamı kisvesindekilerin insanları yok oluşa ve sapkınlığa doludizgin koşturduğunu görüyoruz. Hak ve hakikat olan her şeye büyük düşmanlık olduğunu görüyoruz. Her, pis, ahlaksız iş ve davranış sanki ödüllendirilir gibi göz önüne getiriliyor. İyilik yapmak sanki enayilik! gibi sunuluyor. (Biz her şeye rağmen iyilik yapmaya devam edeceğiz!)

Ülkemize, dünya içi ve dünya dışı yapılan saldırıları görüyoruz. Yakın tehdit edenler, dünya devletleri, Türk devletinin ne olduğunu neye kudreti yettiğini çok iyi biliyor. Biz dünya süper güçlerine değil evrenin en azılı şerlilerine şah çekiyoruz Allah’ın izniyle…

ERENLER ve GÖKTÜRKLER var oldukça “Türk devleti ve milleti ilelebet payidar kalacaktır.” Gazi M.K. ATATÜRK’ün her şeye vakıf olduğunu anlıyoruz.

Türk devletinin 25 Şubat'ta sadece ülkemizi değil. Dünyayı da büyük badirelerden kurtardığını anlıyoruz. Elimizde çok ileri düzey de teknolojinin olduğunu ve güçlü gök akrabalarımız olduğunu anlıyor ve gururlanıyoruz. Ay'da sırrımız olduğu artık aşikar. “Ay'dır bizim sırrımız!”

Kün, Ay destanında insan öncesi, kadın ve erkeğin yaradılışını ve birbiriyle olan savaşını sonra Allah’ın izni ve emriyle birbirini sevmesini öğreniyoruz.

Şer uzaylıların bazen kendilerine yardımcı olarak bazı devletleri seçtiğini ve onlara teknoloji vererek insanlığı yıkıma götürdüğünü öğrenmiş oluyoruz. Mesela, Almanya, A. Hitler. 2. Dünya savaşı.

Bazı saldırılar da özellikle elektromanyetik saldırılarda, dijital araç ve gereçlerin işe yaramadığını, bunu aşmak için de eski usul, hayvanlarla (güvercin), dumanlarlar haberleşerek, anın da olaylara müdahale edildiğini unutmamak gerek. Elektronik araçların yanın da mekanik eski araçlarımızı da temiz, bakımlı tutalım. Gün gelir lazım olur. 25 Şubatta, Adem, eski model bir araç ile yetişiyor, varacağa yere.

Dede Korkut, hikayesinde ki Tepegöz'ün teknolojik bir araç olduğunu (ana göz bilgisayar gibi) daha önce bozulan planları yeniden gündeme alan şer bilsin ki, Oğuz da er bitmez! Dün, BASAT, Tepegöz'ü öldürdü. Bu gün de OKYAY öldürür ve yok eder. Allah’ın izniyle.. “Alemde şer. Oğuz da ER bitmez! (Çok şükür)

Sokak hayvanlarının bizim için yaptığı fedakarlıkları, unutmamalıyız. Onları koruyup, gözetmeliyiz. Günü geldiğin de bizim için kendilerini feda ediyorlar. Et yiyen tür için 25 Şubatta en önde onlar mücadele ettiler.

Kamlar yüksek dağlar da ateş yakarak, dumanlarla, yıldızlara haber gönderiyorlar. Şerre karşı, saldırıya karşı, Gök Türklere haber ulaştırıyorlar. (sayfa 146/147) Anadolu da, bizim köylerde, göksel olaylar olduğun da (Ay tutulmasın da) hala teneke, davul çalarlar. Kökeni mutlaka bununla irtibatlıdır.

Dünya dışı, gök taşı ve opsidyenleri arıyorlar. Bu taşlar enerji, güç, silah olarak toplanabilir. (Hz. Ali’nin, Zülfikar kılıcının, dünya dışı bir maden olduğu bazı kaynaklar da dile getirilir.) Ayrıca aranan taş, belki de çok önemli. Yaşam kadar önemli! (Yaşamın olması için olmazsa olmazımız su!) Su ise yağmur ile elde edilir. Yağmur yağdıran bir taş, Türk destanların da geçer. Evet bildiniz. YADA TAŞI! Bu aranan, Yada taşı olabilir. Çünkü; yaşam kaynağı su. “Biz her şeyi sudan yarattık.” (Enbiya 30.Ayet)

Sayfa 159 gecen BALBAL kuş sürüsü, benim aklıma Kuran-ı Kerimde yer alan, Fil suresin de gecen Ebabil kuşlarını anımsattı.

Su taşının çocukken kayıp olan ve sonrasında bulunan MİSKET ile bir bağı var.

Lakin o taşın cinsi nedir? YADA taşı olabilir. 

Yahutta yabancı film, kitaplarda bahis edilen Sonsuzluk Taşı 'TESSERACT' denilen, Mavi renkli UZAY TAŞI (Tesseract) olarak da biliniyor. BOYUTLAR ARASI GEÇİŞE İMKAN VEREN GÜÇLERİ olan TAŞ.

Mavi olması suyu çağrıştırıyor. Yada taşları da genelde su yeşili yahutta turkuvaz renkli olması ile çağrışım yapıyor. hayatın devamiyeti su ile mümkün.

Muhtemelen bununla ALAKALI...

En doğrusunu yazan bilir.

END GAME, Yenilmezler filminde çeşitli taşlar yüzük yapılarak bir elde toplanmıştı. o yüzükler de, hayat yok edilebilir, yada yeniden yaşam başlatılabilecek güçler vardı. 

Belkide bazı yüzük kardeşliğinde kim bilir belkide böyle bir mana vardır? Allahualem 

Son sayfada ki (170.sayfa) Serdar’ın sorduğu statik elektriklenmeyi bizzat yaşadık. O dönemde kalperenler, birbirine dokunduğunda, sanki elektrik çarpmış gibi birbirine dokunmaktan korkar olmuştuk. (Çünkü, elektrik çarpması oluyordu, dokunduğumuz kişi ya da yerde.) Bildiğiniz elektrik akımı parmaklarımızdan geçiyordu. Bazen de, “çat” diye bir ses, hatta ışık bile çıkıyordu. 25 Şubat ta, siz koldaşlarıma mesaj atmıştım. Bu gün oruç tutalım. Dua edelim. Abdestli olalım diye. Sebebi şimdi anlaşıldı, sanırım. (Bu arada herkesten, Sultan babam, tefekkür bekliyor.)

Satırlarıma son verirken tekrar, sultan babamın ellerinden öpüyorum. Şimdiden, başta Oktan KELEŞ sultanımın, Erol Elmas abimin, tüm Onaltıyıldız, kalperen camiasının, milletimizin, İslam dünyasının kurban bayramını tebrik ediyorum. Büyüklerimin ellerinden, küçüklerimin gözlerinden öpüyorum.

Yanlış ve hatalar benden. Kusurlarımız af ola…

SAYGILARIMLA…

Bekir ÖZTÜRK



Bu haber 4,391 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    En Çok Okunan Haberler

    1. Ok-Yay'dan Çıktı!

    ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    8,850 µs