Eski Türklerin Kullandığı İlginç Semboller ve Anlamları

Eski Türklerin Kullandığı İlginç Semboller ve Anlamları

Eski Türklerin Kullandığı İlginç Semboller ve Anlamları


28 Nisan 2018 07:37
font boyutu küçülsün büyüsün



Nuray Bilgili'nin kaleme aldığı "Türklerin Kozmik Sembolleri: Tamgalar" adlı kitap çok değerli tarihsel bilgiler içeriyor.


Sokrates'e göre sanat, insanın ölümsüzlüğü yakalama arzusundan doğmuştur. Gerçekten de mitolojilerin pek çoğunda ölüm ve yeniden doğuş teması sıklıkla ele alınır. Tekrar doğuş özleminde olan arkaik insanlar en erken sanat eserlerinde genellikle tanrıça idolleri ve doğurganlıkla alakalı simgeler kullanmışlardır.

Yeniden doğuş mitolojilerinin ve sembollerinin temeli ay gizemciliğine dayanır. Diğer bir deyişle ‘’yeniden doğuş’’ düşüncesinin en arkaik arketipi ve simgesi aydır. İnsan en eski çağlardan beri sonsuz yaşamın sırrını bulmaya çalışmıştır. Ay’ın evreleri, ilk ayın görünüşü, büyümesi, dolunay, küçülmeye başlaması, üç gün yok olduktan sonra yeniden görünmesi, yeniden doğuş ve döngü kavramının geliştirilmesinde önemli bir rol oynamıştır.


Neolitik çağlardan bu yana bilhassa tarımın keşfinin ardından sular, yağmur, kadınların ve hayvanların doğurganlığı, bitkiler, erginlenme ritüelleri ve en önemlisi de ölümden sonra hayat fikrinin gelişmesi, ilkel insanda Ay’ın dönemsel değişimleriyle bağlantılı olarak görülmüştür. İnsanlığın önemli bir bölümü yaşamın devamlılığına inanma ihtiyacı hissetmiştir.


Keza bu tema simgeler ve semboller aracılığıyla taşlara, kayalara ve mezarlara da kazınmıştır. Ritmik değişim ve bereket ölçüsü olarak ayın uyandırdığı sezgilerden türeyen spiral, çift sarmal, boynuzlar, yılan ve şimşek simgelerine, Sibirya kültürlerinde de rastlanır.


Ay evreleri ve Ay sembolü

Bilhassa göçer ve avcı toplayıcı toplumlar, zamanı ay evrelerini referans alarak ölçer. Bunun bir neticesi olarak da ay takvimleri ortaya çıkmıştır. Atalarımız için ay sembolü, muska, ikonografi, simge vs. kozmik düzlemde önemli sayılan güçlerini bütünüyle bünyesinde toplar. Yaşam enerjisini artırır, ölümden sonrasında ise mutlu bir yazgı sağlar. Ay devamlı yenilendiği için canlıdır, tükenmek nedir bilmez ve insana tekrar doğuş ümidi aşılar.

Ay’ın bu kutsallığı, simgeler ve mitler vasıtasıyla yaşama kavuşur. Türk efsanelerinde de Ay ve Ay'la ilintili ata veya ata-hayvan önemli rol oynar. Türklerin ortak bilinçaltında biçimlenen ay hayvanlarından biri de kurttur. Kurt kutsal ve tanrısal bir canlıdır. Tanrı’nın dünya üzerindeki simgesidir. Proto-Türk olarak tanımlanan Wu-sun’ların ve Göktürklerin kurttan türeme söylencesinde dişi kurtun önemli bir yeri vardır. Tamamen ortadan kaldırılan bir millet, bu hayvan sayesinde yeniden doğar. Cengiz Han’ın atalarından Alan-Kowa çadırında uyurken, ay pencereden içeri girerek kendisini gebe bırakmış ve giderken de kurt kılığında çıkıp gitmiştir. Ay burada dölleyici bir nitelik gösterir.


Oğuz Kağan destanında da Oğuz’a yol gösteren kurt erkektir. Türk efsanelerinde kurdun hem eril, hem dişil özelliği mevcuttur. Tekrar doğuşla alakalı mitolojide dişi kurt doğurganlık, üreme ve buna bağlı olarak ana tanrıça arketipi nitelikleri gösterir. Göç sırasında rehber lider olaraksa tanrı arketipi biçimindedir.


Ay gizemciliği ve düalite

Söz konusu düalite, diğer bir deyişle "ikili özellik" ay gizemciliğinde de mevcuttur. Tüm ikilikler ayın evrelerinde mitsel ve simgesel eşini bulur. Bütün tarihsel ve kozmik döngü inanışlarının çıkış noktası ay ve ay evrelerinin ritimleridir. Kadim uygarlıklarda ay hem eril, hem dişil özelliği bulunan bir gök cismidir. Karanlık tarafıyla dişil, aydınlık yanıyla eril yönü sembolize eder. Tıpkı bir ay hayvanı olan kurdun hem eril hem de dişil nitelikte olması misali. 

Türk kozmolojisinde ay ile ilintili bir diğer hayvan ise boğadır. Ayın hilal formu boğanın boynuzlarına benzetilir. Kadim toplumlardaki ezoterik bilgiye göre, Ay Boğa Takımyıldızında yücelir ve kutsal hale gelir.


Türk mitlerinde ay genel olarak ‘’Aydede’’ şeklinde isimlendirilir Aydede'yle 7 başlı ejderhanın yani Yelbegen’in kavgasını anlatan Altay masalları hem Türklerin kozmoloji anlayışı hem de astronomi anlayışıyla yakında ilgilidir. Esasında bu efsane, öz bünyesinde gizemli-masalsı bir hakikat barındırır. Altay Türk kültür çevresinde ay tutulmaları ejderhanın ayı yemesi biçiminde anlatılırdı. Söz konusu sembolik anlatımın analizi şöyledir: 

Ay kendi ekseni etrafında devinimi esnasında ekliptiği 2 defa keser. Bu noktalar ay düğümleri şeklinde adlandırılır. Kadim toplumlarda, yükselen ay düğümü, kuzey ay düğümü veyahut ejderhanın başı olarak, alçalan ay düğümü güneş ay düğümü ve ejderhanın kuyruğu diye nitelenir. Ay tutulmaları bu kesişim noktalarında gerçekleşir ve Altay Türkleri ay tutulduğunda ‘’Yine Yelbegen (yedi başlı ejderha) Ay’ı yedi’’ der. Türkler ay tutulmasını kurt ile de ilişkilendirilmişler ve tutulmanın kurtların aya saldırarak onu yemesiyle alakalı olduğuna inanmışlardır. Ejderha ile kurt sembolizmi kullanılarak anlatılan mitlerdeki bu gizemli ifadeler, ‘’kutsal bilgiyi’’ üzeri örtülü, sembolik bir dil kullanarak anlatır. Türkçe Kö-Luu şeklinde isimlendirilen Ejderha Takımyıldızı, ikonografilerde ay ve güneş ile beraber resimlenir.


Şaman mitolojisine göre şamanların atası Dolunay'dır. Şamanlar inisiyasyon (erginlenme) ayinlerinde 3 gün ölür ve akabinde yeniden dirilir. İç organları çıkarılarak yerine kaya kristalleri yerleştirilir. Tekrar doğuş biçiminde nitelendirilen bu tören, Ay’ın semada 3 gün yok olması ve tekrar yeni ay şeklinde ortaya çıkmasıyla ilgilidir.


Sözlü anlatımda şaşırtıcı kelime dağarcığı

Ata şamanlar aday şamanlara, soy bilgilerini, gizli dilleri, gelenekleri, şamanlara ait söz dağarcığını ve sözlü geleneği, mitolojileri öğretir. Yakut şamanlarının 12.000 kelimelik bir sözlü kültür dağarcığı vardır. Günlük dilleri normal bir insan için 4.000 sözcüktür. Ata şamanlar kadim astroloji bilgisine de sahiptiler ve savaş vakitlerini Ay’ın pozisyonuna bakarak kararlaştırırlardı. Ay bu manada da, yani ezoterik bilgi ve tarihi süresince, Türklerin başlıca yardımcısı ve rehberi olmuştur. 


Nitekim Hilal, başka bir deyişle "Yeni Ay" da bayrağımızda yer almaya ve bize rehberlik etmeye devam ediyor. 


Altıncı ve yedinci yüzyıl Batı Türk devrine ait Kum-Tura resimlerinde Ay Tengri 2 atın çektiği bir at arabasının üzerinde betimlenmiştir. Türk kozmoloji görüşüne göre Güneş ve Ay birer araba sürücüsü şeklinde tanımlanırdı. Ay Tengri bir hükümdar olarak betimlenir, orduları bulunduğu varsayılırdı ve su öğesiyle ilintili idi. Tigeni beyaz ve siyah renkle temsil edilmekteydi. Uygur kağanları Kün ve Ay’dan kut almış sayılırdı. Kün-Ay adlı astrolojik simge baharın ilk günü, ekinoks yani nevruz ile bağlantılıydı. Kün-Ay sembolü, Türklerde hükümdarlık sembolü idi.


Göktürk alfabesinde yarım daire ile ifade edilen piktogram, "yay" veya "ay" olarak okunurdu. Biçim itibariyle yay ve yarım ayı andırırdı.


 http://www.webtekno.com/eski-turklerin-kullandigi-ilginc-semboller-ve-anlamlari-h45006.html








Bu haber 4,050 defa okundu.





Yorum ekleYorum ekle


Yorumlar (5)
  • engin coşkun / 1 Mayıs 2018 10:12

    ay güneş

    bir elime ayı bir elime güneşi verseler vgene de bu davamdan vazgeçmem . demiş ti resulullah efendimiz. ay ve güneş sembolleri masonlukta da kullanılıyor ben bunları öğrenmek için uğraştım ama kafamdakiler çorbaya döndü.bu işleri anlayabilmek için bir üst basamaktan n takip etmek gerekiyor galiba çama nasıl?
  • ahmet / 1 Mayıs 2018 07:16

    Aytunç Altındal, Habertürk'te Pelin Çift'in sunduğu Öteki Gündem programına konuk oldu.

    Aytunç Altındal: Türkiye'ye adını veren Keltlerdir 04.02.2013 - 08:40..

    Aytunç Altındal, Türkiye adının kökeni, esrarlı Kelt sikkesi ve Kelt haçıyla ilgili ilginç açıklamalar yaptı.

    Bilinmeyen-gizli kalmış tarih, inançlar ve komplo teorileri üzerine araştırmalarıyla tanınan yazar Aytunç Altındal, Habertürk'te Pelin Çift'in sunduğu Öteki Gündem programına konuk oldu.

    "TÜRKİYE'YE ADINI VEREN KELTLER"
    Aytunç Altındal, yine çok tartışılacak konulara değindi. Anadolu tarihinde Keltler'in yerinin pek bilinmediğine değinen Altundal, Türkiye adının Türkler'den önce kullanıldığını, ve bu adı Anadolu'da ilk Keltler'in kullandığını söyledi.
    Altındal'ın araştırmasına göre M.Ö 13. yüzyıldan itibaren Kuzey-Batı Avrupa'da (Britanya Adası, İrlanda, Fransa, İspanya'nın bir bölümü ve Kuzey İtalya) dağınık kabileler halinde göç eden Kelt toplulukları, M.Ö. 7. yüzyılda batı Anadolu'yu işgal edip bir dönem yaşıyor, yaşadıkları bölgeye eski başkentlerinin adı olan "Turkije" adını koyuyorlar.
    Altındal'ın kaynak gösterdiği İskoçya ve İrlanda'da muhafaza edilen Kelt rahibi-rahibeleri Druidler'in yazdığı belgelere göre, işgal ettikleri bölgeye "Galatia" adını verip, kurdukları yeni şehre de "Turkije" adını veriyorlar.

    KELTÇE'DE TURKİJE'NİN ANLAMI NE?
    Yazar Altındal, Kelt dilinde Turkije'nin Kelt aristokratlarının yerleştiği "medeni alan" olarak tabir edildiğini söyledi. Bu aristokratların Keltler'in yöneticisi olduğunu ekleyen Altındal, Turkije'nin "alüvyonlarla oluşan bölge", "tarıma müsait alanlar" anlamlarına da geldiğini belirtti.

    "KELT PARASINDA KELİME-İ TEVHİD VAR"
    İngiltere'de M. S. 7. yüzyılda Northumbria bölgesinde hüküm süren Kral Offa'nın, Druidler'in de etkisiyle, ada daha Hristiyanlıkla tam tanışmadan, üzerinde Kelime-i Tevhid'in olduğu sikkeler bastırttığını anlatan Aytunç Altındal, kralın diğer inançlardan ziyade İslam'dan nasıl etkilendiğine de değindi.

    "KELİME-İ TEVHİD'İN ŞİFRESİ VAR"
    Altındal, Masonlar'ın da Kelime-i Tevhid'i, Hz. Muhammed'in peygamberliğini ilan etmeden önce kullandıklarını belirtirken, Keltler'in Kelime-i Tevhid'in barındırdığı tek Allah'a inanma olgusundan etkilendiklerini vurguladı.

    "KELT HAÇINDA BESMELE-İ ŞERİF VAR"
    Yazar Altındal, bir başka ilginç objeyi, üzerinde Besmele-i Şerif yazan Kelt haçını anlattı. Altındal, haçın British Museum'da saklandığını söylererek. Kültür Bakanı'ndan bu haçın serbest gösterime sunulması için başvuruda bulunması çağrısı da yaptı.

  • feylesof / 29 Nisan 2018 05:26

    Ağaç konusu

    Bazı Türk atasözleri de son derece ilginç. Her atasözü önemli belki ama bazıları üzerinde daha bir özenle düşünmeye değer. Konu Türk mitolojisi ve sembolleri olunca bu atasözünü paylaşmaya değer buldum.

    Oktan beyin ağaç kavramına yaklaşımı biliniyor. "fena fişşecer" kavramına yaklaşımı ve eskilerin birikimi olduğunu öne sürerek yaptığı aktarımlar da herkesçe biliniyor.

    Bu kapsamda bir Türk atasözünü paylaşacağım: "Bizim de bir anamız babamız var, ağaç kovuğundan çıkmadık" (?!)
  • feylesof / 29 Nisan 2018 02:46

    Son figür

    Son figür de çok ilginçmi: "Ay hayvanı olan tavşan"
  • Mücahit Çelik / 28 Nisan 2018 21:34

    Ezoterik öğretiler..

    Bu yazıda geçen kadim bilgiler,bana göre ;hem geçmişte yaşanmışlıkları,hemde günümüzde yaşayanların,bu süreçte kendilerine aktarılan öğretilerini ''sır''olarak sürdüren bir uygulama geleneğini simgeliyor...Burada gördüklerimiz kuru bilgi ve bakılık, resimlik görsellerin çok ötesinde ..Bence,bu bilgilerin bir uygulama biçimi ve uygulanabilir yöntemleri var (teklik Allah'a aittir-sırlar çoktur-yollar çoktur-Allah merhametli olduğu için)..Bunlar bakılık değil,kullanmalık bilgiler aslında...Kime?..Tabi ehline-sırrı taşıyabilene..Yani geçmişte yaşananlar yaşanmasaydı;henüz o çağlarda olgunlaşmamış,belirli bir teknolojiye ulaşamamış insana neden bu bilgiler verilirdi ki!...Kafasını ,asla kullanmayacağı ve kullanamayacağı kuru bilgiyle doldurmak için mi?..yoksa,ileridekilere aktarsın diye mi?..İkisi de değil bence..Bu bilgiler aktif-kullanılabilir hazır bilgiler olmalı...Demek ki yaşanmış ve tecrübe edilmiş..Buradaki semboller bir çoğuna şöyle gelebilir;''''eee tamam işte,ne var ki! yıldızları neyim görsetiyo,biz teknoloji ile zatti onları biliyok kine!'''gibi.....Sen sadece haritayı ve yıldızları;bakılacak foto- görsel olarak kullanıyor (bakıyor)ve biliyorsun,ama işin erbabı;ezoterik öğretileri taşımaya hak kazananlar,onları her türlü,hem de uygulamalı kullanıyorlar...
    Dr.Münir Derman'ın aklıma kazınan ve duyunca irkildiğim;ne kadar büyük bir hatanın içinde olduğumu,''hemde defalarca kibarca uyarılmama rağmen'' bir sözü vardı..''Herkes sır tutabilseydi,ortalık evliyadan geçilmezdi''gibi..Yeri İYİ olsun,AŞK'a varsın...Türlü türlü kullarla-türlü nimetlerle-türlü zaman ve mekanlarda ,rahmet bereket içinde olsun ALLAH ALLAH.....Ben, yukarıdaki yazıda geçen bütün bilgilerin;tamamen ve sadece dünya hayatı anlatımıyla basitçe''ezoterik''bilgiler....Evrensel anlatımıyla;galaksiler arası(VARLIK ALEMİ) kadim ''İSLAM-TÖRE-TÜRKLÜK BİLİNCİ''bilgileri olduğunu...Bu bilgilerin, hala aktif olarak günlük hayatta kullanıldığını seziyorum...Ezoterik bilgilere bir örnek; Nicola Tesla!!!!..Elektrik motorunu Tesla bulmadı,bunu kendisi zaten inkar etmiyor...Bir güç üreticisi yapmak istiyor ama ,yolunu ve yöntemini bilmiyor,hayal bile edemiyor şeklini..Ama düşünmeye nasibi var,sürekli düşünüyor....Bir gün parkta otururken;''yerde bir sembol belirdi gözlerimin önünde'...O şemayı aklıma ve yere hemen şeklini yaptım..İşte bu kafamdaki motorun şekli idi''..Burada açıkça bir ''beyne görüntü atılması ''olayı var..Ben ,o görüntüyü atanları biliyorum...Bu resmen full hd film izlemek gibi bir olaydır...Herkese dünya gözüyle nasip olmaz..O kadar müslüman dururken ,neden kafir Tesla?..Çünkü müslümanlar: birbirinin kuyusunu kazıp-bir birini boğazlamayı cihat sayıyordu,ne dünya hayatına,nede yaratılışına bir faydaları yoktu...halada öyle..Ancak Tesla !..adamın dibiydi,sadece dini farklı idi,emek veriyor-okuyor ve araştırıyordu..Allah'ta çalışana veriyordu...Ben kendi deneyimlerimi yazmayacağım,çünkü meclise ihanet oluyor...Diyelim ki saçmaladım,hayal gücüm bayağı gelişmiş bir kişiyim..Ancak düşünmek gerekir..Bunlar bakılık resim ve kadimden gelen öylesine kuru bilgiler değil..Aksine;bir uygulama biçimi ve yöntemleridir..Saygılar selamlar..






ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara