Elon Musk'tan 'Ölümsüz Diktatör' Uyarısı

Elon Musk'tan 'Ölümsüz Diktatör' Uyarısı

Elon Musk'tan 'Ölümsüz Diktatör' Uyarısı


7 Nisan 2018 19:57
font boyutu küçülsün büyüsün



Elon Musk'tan 'ölümsüz diktatör' uyarısı


Son dönemde yapay zeka ile ilgili yaptığı uyarılar ile de gündeme gelen Elon Musk, bu uyarılarına bir yenisini ekledi. Musk, yapay zekanın 'ölümsüz diktatör'e dönüşebileceği iddiasında bulundu.


Yapay zekanın insanoğlunu geride bırakarak gezegenimize hakim olacağı iddiasını daha önce farklı platformlarda defalarca dile getiren Elon Musk, çok konuşulacak bir iddiada bulundu.

Musk, yapay zekanın 'ölümsüz diktatör'e dönüşebileceğini iddia etti. 

'Do You Trust This Computer' isimli belgeselde bu iddiasını dile getiren Musk, otoriter rejimler tarafından yaratılan yapay zekanın insanoğlunun karşılaşacağı en büyük tehdit olacağını öne sürdü. 

Musk'a göre, insan eli ile yaratılan yapay zeka, insaoğlunun üzerinde egemenlik kuracak. Söz konusu belgeselde Musk, bu tehdide şu sözler ile dikkat çekiyor: "Asla kaçamayacağımız ölümsüz bir diktatörü kendi ellerimiz ile yaratabiliriz" 

"HAYATTA KALMA ŞANSIMIZ YÜZDE 10"
Musk, yapay zeka ile insaoğlu arasında yaşanacak bir güç mücadelesinde kazanan taraf olmamızın oranını da açıkladı. Musk'a göre, süper zeki bir yapay zekaya karşı girişilecek mücadelede insaoğlunun kurtulma şansı sadece yüzde 10. 

Yapay zekanın insanoğlunun geleceğine yönelik en büyük tehdit olduğunu farklı platformlarda dile getiren Musk, bu nedenle bu belgesele de sponsor oldu ve YouTube'ta ücretsiz olarak yayınlanmasını sağladı.

 https://www.ntv.com.tr/galeri/teknoloji/elonmusktanolumsuz-diktator-uyarisi,3QGLnCmTgUeYUv3GNVR9ew/aUZ4VlxMLkKvwRkbB9lcWA








Bu haber 2,197 defa okundu.





Yorum ekleYorum ekle


Yorumlar (6)
  • Ötüken Çocuğu / 9 Nisan 2018 22:00

    Bu adamı ciddiye alın!

    Zaman daralıyor. Fantastik boyuttan ya da komplo teorilerinden bahsediyorsunuz diyen yani inanmayanlar. Hakikat tektir. Bu adam teknoloji devinin başında bulunuyor ve boş işler yapmamış, yapmıyor... Durum ciddi.
  • AKU / 9 Nisan 2018 15:11


    1. ICT(Bilgi ve İletişim Teknolojileri) yi gerçekte sevk ve idare iden yöneten nedir? Teknik bilimler mi?

    ICT ve kadim Felsefe ilişkisi (“teşebbehe bil vacip” “tahallaku bi ahlakıllah” a karşı )

    Tüm dünyadaki ICT’ciler yönlerini ABD’deki ICT’cilere dönmüş durumdalar. ABD’deki ICT’ciler de yönlerini Google ve facebook gibi firmalara dönmüş durumdalar. Google veya facebook şimdi ne yapacaklar acaba diye sormaktalar.
    Google’daki ICT’ciler de aslında kendi Mühendislik Birimlerine yönlerini dönmüş durumdalar. Bu birimin başında da Raymond KURZWEIL adında biri bulunmaktadır. Unvanı tam olarak CEO of R&D olan bu kişinin, sizce Computer Science haricinde esas özelliği nedir? Evet bayanlar baylar, bu adamın farkı felsefeci olmasıdır. Yani dünyanın en önemli teknoloji firmalarından birini yöneten bir felsefecidir.
    Yine silikon vadisinde, facebook’un merkezinde yaptığımız bir inceleme ziyaretinde, facebook yetkililerine, facebook’un en önemli biriminin hangisi olduğunu sorduk. Yanımızda Big Data’dan Sosyal Medyaya, Cloud’dan Data Center’a kadar bir çok değişik alanda çalışan KOBİ’ler vardı ve hepsi de kendi çalıştıkları alanla ilgili bir cevap bekliyorlardı, ancak aldığımız cevap oldukça şaşırtıcıydı, çünkü facebook yetkilileri en önemli departmanlarının felsefe ve psikoloji olduğunu söylüyorlardı.

    Peki hem Google’ın R&D’sini bir felsefecinin yönetmesi, hem de facebook’un en önemli biriminin felsefe ve psikoloji olmasının anlamı ne?

    Arkadaşlar, ICT artık teknik bir bilim olmaktan çoktan uzaklaşmış, hedeflerini özellikle felsefenin belirlediği bir hal almıştır.
    İşte tam bu noktada, ICT hakkında bundan sonra ne olacağı sorusunu mühendislere sormak anlamını yitirmiştir. Çünkü teknik bilimciler, özellikle bilgisayar bilimleri ile uğraşanlar o kadar çok operasyona batmış durumdalar ki, büyük resmi görmek için, gerçekte biz ne yapıyoruz? nereden gelip? nereye gidiyoruz? diye soracak ne bir zamanları var, ne de bunu soracak güçleri vardır. Zavallılar onlar sadece felsefecilerin belirlediği hedeflere nasıl ulaşılacağı konusunda kafa yormakla meşguller ve boğazlarına kadar da operasyona batmış durumdalar.

    Peki tüm bunlardan sonra ICT yi yönlendiren felsefenin amacı nedir?

    Evet felsefenin kadim hedefleri vardır, bunlardan en önemlisi “teşebbehe bil vacip” tir. İnsanın tanrıya benzemesi, yani insanın tanrılaşmasıdır. Tanrı insana ulaşmaktır. Tanrı olmak için ise;
    herşeyi görmeniz gerekir,
    herşeyi duymanız gerekir,
    herşeyi bilmeniz gerekir ve hakeza
    işte günümüzde, ICT bize tam da bunları vaad ediyor, yani felsefenin bu kadim hedefini kendince realize(tahakkuk) ediyor.

    Orta gelecekte olması planlananlar : 2045 Projesi

    Ray KURZWEIL’in yürüttüğü bir proje olan 2045 projesi esas olarak, insanın ölüm sebebinin gerek vücudundaki bir kanserli hücreyle veya bir virüsle, veya bir trafik kazasından mütevellid bir travma nedeniyle vücudumuzun içinde bir kırılma, kopma, veya kanama yüzünden öldüğümüzü düşünerek, aslında ölümümüze neden olan esas unsurun, bizim biyoloji içine hapsolmuş olmamız demektedir. İşte tam bu noktada, KURZWEIL bize bir öneride bulunuyor ve diyor ki, eğer beynimizin çalışma prensiplerini, nihayet bilincimizi elektronik ortama taşıyabilirsek, bilincimiz elektronik ortamda yaşamaya devam edeceğinden, sizin ölümünüze neden olan biyolojiye hapis olmaktan sizi kurtarmış oluruz, böylece bir nevi ölümsüz olmuş olursunuz diyor. Tabi bu durumda hesap verilecek bir güne inanmaya da gerek kalmamaktadır.

    El hasıl, mevcut felsefe bizi Allah (c.c) a benzetmek istemektedir. Her birimizi bir ilah yapmak istemektedir. Bu haliyle felsefe, nev-i beşerin nefs-i emmaresi olmuştur. Bu nefs-i emmareyi nefs-i mutmainne yapmamız gerekmektedir. Bunun da yolu, “teşebbehe bil vacip” yerine, “tahalluku bi ahlakıllah” ile, yani Allaha benzemek yerine, Allah’ın ahlakı ile ahlaklanmamız ile mümkündür. Yani Allah’ın kendi üzerimizde tecelli eden adaletini, şefkatini, merhametini, rububiyyetini, ilmini müşahede edip, Allah’ın kendi binihaye olan adaletini, şefkatini, rahmetini, rububiyyetini, ilmini ve hakeza diğer esma-i ilahinin tecellilerini anlamaya çalışıp, marifetullah ile yaratıcımızı tanıyarak, muhabbetullaha ulaşmamızla mümkündür. Teknolojinin bu temel amaca hizmet etmesini sağlamamız gerekmektedir.

    Tüm bu gelecek planlarını anlamak, zararlarından korunmak ve hatta yeni planlar yapabilmek için, hemen şimdi mühendislik birimlerinde, ama sonra tüm eğitim sistemlerimizde, şiddetle vahye tabi felsefe eğitiminin yapılmasına ihtiyaç vardır. Vahye tabii felsefe ile Düşünmeyi düşünebilmemiz, düşünmeyi sistematik hale getirmeyi başarmamız lazım. “Designed by California Assembled in China” nın anlamı budur. Operasyonu kimin yaptığının önemi yoktur, önemli olan ilk kimin düşündüğüdür. Operasyon konuştuğumuz sürece, gelecek dünyasında sadece ICT konusunda da değil, diğer tüm konularda, sevk eden değil sevk edilen olmaya mecburuz. Biran önce felsefe konuşmaya başlamamız lazım. Tahayyül-Tasavvur-Taakkulu başarmamız lazım. Yapmaktan düşünmeye geçiş yapabilmemiz lazım. “Teşebbehe bil vacip” ten “Tehalluku bi ahlakıllah” a geçmeyi başarmamız lazım.

    2. Kadim Felsefenin hedeflerini gerçekleştirirken fizik- metafizik ilişkisi.

    Iphone 4 ten sonra Iphone 5 neden yeterince beğenilmedi?

    Yepyeni bir ürün, bir yenilik, bir inovasyon mu yapmak istiyorsunuz? Sizce Mevcut ilimler, mevcut fizik bunun için yeterli mi?
    Teknolojide inanılmaz sıçrama yapan medeniyyet fantazisi yeni teknlojik oyuncaklar, sizce bitamamiha sadece insan aklının ürünü olan şeyler midir?

    Teknoloji dediğimiz şey, elektriğin üzerinde çalışır, koşar gider. Elektrik ise bir nevi dumansız ateştir. İnanmazsanız elektrik prizine elinizi sokun nasıl yaktığını anlarsınız, eğer elektrik fazlaysa, hatta sizi yakar kül eder. Bizi yakan şey aslında bir tür Dumansız ateştir. Hani derler ya evrende yalnız değilsiniz diye, doğrudur. Hatta bu dünyada bile yalnız değiliz. Şu dünyamızı, mayası dumansız ateş olan bir başka tür taife ile paylaşmaktayız. İşte yeni teknolojiler üretmek için mevcut bilim, mevcut fizik bize yetmeyebilir. Tam bu noktada, fizikten metafiziğe yükselerek, dumansız ateş ilmini de kullanabilmeyi bilmemiz lazım.

    Teknolojinin olağan bir gelişim trendi var, bu olağan gelişim laboratuvarlarda yapılıyor. Iphone 4 ten sonra, bir sonraki modelin ekranının daha büyük, genişliğinin daha ince, işlemcisinin daha hızlı olacağı tahmin edilebiliyordu. İşte bu kısım, teknolojinin olağan gelişim trendi içerisinde, laboratuvarlarda yapılabilmiştir. Ancak Iphone’ un ilk çıkışını düşündüğümüzde, gerçekten sıradışı, teknolojide ani sıçrama yapan bir ürün olduğunu hatırlayalım.

    Sahi Steve Jobs neden Tibet’e gitmişti? Giderken kimsenin tanımadığı biriyken, döndükten sonra, artık tüm dünyanın tanıdığı Apple’ ın kurucusu Steve Jobs tu o artık. Sahi Tibet’te ne vardı? Hollywood’u bile Brad Pitt’e “Tibet’te yedi yıl” filmini çektiren, en sıradan karetekid filminde bile baş karakteri Tibet’e gönderip aydınlatıp sonra geri döndüren şey neydi?

    Cevabı siz tahmin edin.

    3. Teknoloji üretmek için durmaktan anlamaya (tevakkuftan vukufiyyete)doğru olan yolculuk

    Tevakkuf kelimesinin kökü ve-ka-fe; durmak demek, bu kökten türeyen vukufiyyet kelimesi ise anlamak, derinlemesine nüfuz etmek demek. Yine İngilizcede “standing” kelimesi durmak demek, başına “under” konunca “under-standing” ise anlamak, bilmek demek. Almancada “stehen” durmak demek, başına “ver” konunca “ver-stehen” anlamak, bilmek demek. Yani durmak ile anlamak, bilmek arasında mutlak bir ilişki, bir yakınlık var. Buradan hareketle teknolojinin yeni çözümleri olan dokunmatik tablet ürünlerinin özellikle eğitim alanında kullanılmasının bir müddet sonra doğuracağı tehlikeler söz konusu. Çünkü tabletler, tevakkuf yaptırmıyor, sürekli hareket ettiriyor, dolayısıyla buradan vukufiyyet zuhur etmiyor. Tevakkuf ancak kalem ve yazılı kitap ile oluyor. Korkarım ki, böyle giderse birkaç nesil sonra, düşünmeyen sadece yapan, teknolojiye tapan, tekno-pagan, yarı makine yarı insan 3. Tür bir sınıf doğacak.

    4. Tehlikenin farkında mıyız ?

    Her geçen gün, aslında insanı görünür kılan insan inisiyatifinin, daha az ihtiyaç duyulacağı bir dünyaya doğru hızla gidiyoruz (smart city, smart sistems,m2m, smart and smarter ). Mesela bir şehri yöneten smart city yazılımı şehrin içinde çıkan bir yangını otomatik olarak algılar ve en yakın itfaiye birimini oraya sevk eder, veya şehrin içindeki bir kazayı otomatik algılar ve oraya en yakın ambulansı sevk eder ve hakeza. Yazılım sistemleri daima rasyonel kararlar verir. Mesela bir annenin çocuğuna gösterdiği şefkat bir yazılım için irrasyoneldir. Çünkü anneye faydası yoktur. İşte etrafındaki olayları bu şekilde muhakeme eden ve hüküm veren bir sistemi, bizler sürekli akıllandırdıkça, daha daha akıllandırdıkça, bir gün bu smart city yazılımı başını kaldırır ve der ki; “Bu şehirde esas problem, yangın çıktığında en yakın itfaiyenin oraya sevk edilmesi mi? Kaza olduğunda en yakın ambulansın oraya sevk edilmesi mi? Hayır, hayır. Burada esas problem, ben-i ademin varlığıdır der ve onu yok etmeye kalkar. Şübhesiz bu sonuç, onun için mutlak rasyonel bir sonuçtur. Lütfen dikkat.

    Sahib olduğumuz her bilgiyi elektronik ortama aktardıkça, yani dumansız ateş ortamına koydukça, emin olun, mayası dumansız ateş olan kadim düşmanımız inanılmaz bir zevk almaktadır, çünkü bizler sahip olduğumuz tüm bilgileri, kendi elimizle bu kadim düşmanımızın çok iyi bildiği dumansız ateş ortamına hızla koymaktayız, aman dikkat. Rabbimiz kalem suresinde “nun. Vel kalem. Ve ma yesturun ” diyor. Demek, kalem ve kalemden sudur eden matbuat bizim için çok önemli. Bizim bunları asla terk etmememiz gerekiyor, ki rabbimiz bunlar üzerine yemin ediyor. İşte bizim kadim düşmanımız da, emin olun bizim bunları unutmamız, terk etmemiz için elinden gelen her şeyi yapmakta. Yarın uygun zaman gelince, şimdi bir tuşla kolayca ulaştığımız o bilgilere ulaşamaz olursak eğer, maalesef ademin yeryüzüne indiği ilk gün gibi olma tehlikemiz vardır. Ve kadim düşmanımızın bunun olmasından çok sevineceği de aşikardır. Aman dikkat. Teknolojinin bize önerdiği her yeni şeyi, daha en başında bizim için mutlak olarak hayırlıdır diye hükmetmeyelim.

    Farkında mısınız? Şu anda, Teknoloji sayesinde tarihte hiç olmadığı kadar bilgimiz var, ancak buna karşılık yine tarihte olmadığı kadar az bilge insanımız var. Lütfen dikkat.

  • adem / 8 Nisan 2018 23:00

    Haberturk tvde yapay zeka ile ilgili onemli bir program var. Bu alanda Turkiyenin en degerli 3 insani. Bu programi izlemeli. Simdi ya da firsat buldugunuzda oneririm. Teketek programinin 8 nisan tarihli programi.

    Cem Say BOUN
    Zehra Cataltepe ITU
    Levent Akin BOUN
  • feylesof / 8 Nisan 2018 16:21

    The x-files dizisinin son sezonunda bir bolum bununla ilgiliydi. Izlemeye deger.

    Black mirror dizisi de izlemeye deger.

    Asimov un robot hikayelerini de unutmayalim. Yapay zeka peygamberligini bile ilan edebilir...
  • dertli mümin / 7 Nisan 2018 23:51

    durum çok ciddi

    geçenlerde bir habere rastladım hatta şimdi paylaşmak için biraz aradım lakin bulamadım arada kaynadı abd ordusuna ait tam mühimmat dolu drone iha afganistanda görev için havalanıyor lakin amerikalılar kontrolünü kaybediyorlar drone pakistana doğru giderken uluslararası kriz çıkmaması için f16 kaldırıp vurup düşürüyorlar abd savunma bakanlığı böyle bir hadise İLK KEZ yaşanıyor demiş bence 2 ihtimal var ya hacklenme söz konusu yahutta yapay zeka deneme mi yaptı ? bir düşünsenize o drone ile sınırı geçirip mesela bir okulu vurdurduğunu ? devletler arasında savaş bile başlatabilir
  • Serhat Turkmen / 7 Nisan 2018 23:36

    Seytan nicin kaleme ve insana dusmandir?

    Biz okuyup yazdigimiz surece robotlar bize birsey yapamaz, bizim atasozlerimiz ve kuran bosunami yaratildi. Sevgiler ve saygilar tum kalperenlere






ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

En Çok Okunanlar