Oktan Keleş'in Dediği Cüceler mi?

Oktan Keleş'in Dediği Cüceler mi?

Oktan Keleş’in ASA Kitabı’nda anlattığı “Cüceler Köyü" bulundu mu?


28 Şubat 2018 08:09
font boyutu küçülsün büyüsün


Önce Oktan Keleş’in ASA Kitabı’nda anlattığı “Cüceler Köyü” (431-442) bölümünden ilgili kısma bakalım:


 


- Doğruymuş. Bunlar sanal değil; insanoğlu. Hindistan’ın güney bölgelerinde yaşayan minik bir cüce kabilesi. Fakat İsrail’li bilim adamları; yani şeytanlar, bunların kabilelerini yok etti. Bir kısmını ise buraya getirip hayvanlar gibi üretiyorlar. Böyle bir cüce kavminden dünya habersiz. Sadece efsaneleri var. Bir çeşit pigme gibiler. Küçük pigme…

Bunlar da kim bilir ne amaçla gizleniyorlar; yani bu cüce insanları hangi emelleri için saklıyorlar? Benim tahminim bu insanların menilerini başka bir insanlık ırkı ile karıştırıp, melez bir ırk meydana getirmeye çalışıyorlar.

Latif Baba bunun üzerine şöyle dedi:

- Bu Yahudiler efsanelerine göre 13. Kabile’lerini arıyorlar. Herkes bu kabilenin dünyada herhangi bir ırk, kavim olabileceği konusunda ahkam kesiyor. Oysa bunların inançlarına göre, aradıkları 13. Kabile yok oldu. Tekrar meydana çıkmaları, planlarına göre 2020’li yıllar. Bu da ırkların yeniden -sözde- yapılanmasıyla çıkacaktır. Yani ırklardan biri ile bir başka ırkın birleşmesinden melez; ama onlarca safî, 13. Kabile’yi bulacaklar sözde.

Profesör Daniel birçok laboratuar ortamında hayvanların genleriyle oynadıklarını, kuşlarla kedi genlerini, maymunla köpek genlerini karıştırmaya çalıştıklarını; kanatlı kediler, çift kanatlı horozlar, garip garip, hayret verici surette çeşitli hayvanlar dünyada boy gösterebileceğini anlattı.

Kur’an-ı Kerim’de yaratılışı bozmaya çalışacakları, hayvanların kulaklarını kesecekleri açıkça yazılıydı. Son yıllarda piyasaya “İsrail pilici” diye genleriyle oynanmış bir kümes hayvanı sürülmüştü. Kim bilir daha niceleri; genleriyle oynanmış tohumlar vs...

Minik cüceler yürüyerek bir yamaçtan çıkmaya çalışıyorlardı. Bizler de arkalarından onları takip ettik. Yamacın tepesine geldiğimizde bir köy ve orada da yüzlerce cüce gördük…

...

 Bir metre boyundaki insanların köyü Makhunik bulundu

 Makhunik, İran'ın kuzeydoğusunda 1500 yıl önce kurulmuş bir köy. Afgan sınırından 75 km uzakta. Yüz yıl önce burada yaşayan insanların boyu yaklaşık 1 metreydi, ortalama boydan 50 cm daha kısa. 

2005'te bölgede 25 cm uzunlukta mumyalanmış bir insan cesedi bulundu. Bunun üzerine, Makhunik'in de aralarında bulunduğu 13 köyün bir zamanlar var olan "Cüceler Şehri"ne işaret ettiği söylentileri yayıldı. 

Uzmanlar mumyanın 400 yıl önce ölmüş prematüre bir bebek olduğunu açıklasa da bir zamanlar Makhunik'te yaşayan köylülerin boyunun normalden daha kısa olduğu iddiaları devam etti. 

Köylülerin boyunun kısa olmasındaki en büyük etkenlerden biri yetersiz beslenmeydi. Bu kurak ve ücra bölgede hayvancılık yapılamıyor, sadece turp, tahıl, arpa ve hurma benzeri bir bitki yetiştiriliyor ve beslenme sadece bunlara dayanıyordu. 

Köyün en ilginç özelliklerinden biri, İran mutfağında ve misafirperverliğinde önemli bir yeri olan çaya karşı küçümseme yaklaşımıydı. 

Makhunik köyünün tarihi mimari yapısı ve geleneksel yaşam biçimi konusunda müze çalışmaları yapan 61 yaşındaki Ahmad Rahnama, eskiden oralarda çay içmenin sadece esrar bağımlılarına özgü bir alışkanlık olduğu yönünde bir inanç olduğunu söylüyor. 

20. yüzyıl ortalarında yolların yapılması ile Makhunik köylüleri de İran'ın diğer bölgelerindeki pirinç, tavuk gibi gıdalara ulaşma olanağı buldu. 

Makhunik köyünde yaşayan 700 kişinin çoğu bugün ortalama boya sahip olsa da, atalarının ne kadar kısa boylu olduğunu hatırlatacak birçok şey var. Eski köydeki 200 taş evin 70-80 kadarının tavanı çok alçak. 

Rahnama'yı takip edip bu evlerden birine eğilip girince kendimi oturma odasında buluyorum. 10-14 metrekare büyüklüğündeki bu odanın bir köşesi tahıl ambarı (kandik), bir köşesi ocak (karşak), bir kısmı da yatacak yer olarak kullanılıyor. 

Rahnama bu evlerin bu kadar küçük inşa edilmesinin sadece içinde yaşayan insanların kısa boylu olmasından kaynaklanmadığını söylüyor. Düzgün yol ve yük taşıyacak hayvan sıkıntısından dolayı insanlar evlerini yaptıkları taşları ve diğer malzemeleri kilometrelerce kendileri taşımak zorundaydı. 

Evlerin küçük olması daha az malzeme gerektirdiği gibi, ısıtması ve serinletmesi daha kolay oluyor, ayrıca çevreyle uyum halinde olduğundan işgalci güçlerin uzaktan bu yerleşim bölgesini tespit etmesini zorlaştırıyordu. 

Köyde yaşam bugün de kolay değil. Sınırlı yapılan tarım son yıllarda kuraklık nedeniyle daha da azaldı, gençler iş bulmak için başka yerlere gitmek zorunda kaldı. 

"İş için şehre giden gençler köye para ve yiyecek gönderiyor. Kadınlar burada dokuma yapıyor, ama başka iş yok" diyor Rahnama. Yaşlılar ise devlet yardımına bağlı yaşıyor. 

Fakat Rahnama zorluklara rağmen köyün ilginç mimarisinin turist çekeceğinden ve yeni iş olanakları yaratacağından umutlu. 

"Artık her şey eskiye göre daha iyi. Eskiden insanlar kısa ve tıknazdı, şimdi daha uzun ve zayıf" diyor.

 

Kaynak: BBC








Bu haber 3,923 defa okundu.





Yorum ekleYorum ekle


Yorumlar


  Henüz yorum yapılmamış







ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

En Çok Okunanlar