Stockholm'da Türk İzleri

Stockholm'da Türk İzleri

Stockholm'da Türk İzleri


11 Ocak 2018 12:08
font boyutu küçülsün büyüsün


Derya Kardeşimiz Geçtiğimiz haftalarda Stockholm İsveç Tarih Müzesi'ni ziyaret etmiş ve çektiği resimleri bizlerle paylaşmış. Dudu Bozkurt'un yazısı ile aynı güne gelmesi tevafuk. http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=6488

 Kendisine teşekkür ediyoruz.

 

 

 

 









Bu haber 2,811 defa okundu.





Yorum ekleYorum ekle


Yorumlar (6)
  • AKU / 13 Ocak 2018 00:46

    NUH'UN GEMİSİ VE "FELEK" SEMBOLÜ ÜZERİNE

    Evvelen, Gökle 7 sayısı arasında Quran’dan önce de birtakım bilgilerimiz olmakla beraber, Quran’da Göğün 7 kat şeklinde yaratıldığına dair;

    (Talak, 12) Diyanet İşleri: “Allah, yedi göğü ve yerden bir o kadarını yaratandır. Allah’ın emri bunlar arasından inip durmaktadır ki, Allah’ın her şeye kadir olduğunu ve Allah’ın her şeyi ilmiyle kuşattığını bilesiniz.”

    (Bakara, 29) Diyanet İşleri: “O, yeryüzünde olanların hepsini sizin için yaratan, sonra göğe yönelip onları yedi gök hâlinde düzenleyendir. O, her şeyi hakkıyla bilendir.”

    (İsra, 44) Diyanet İşleri: “Yedi gök, yer ve bunların içinde bulunanlar Allah’ı tespih ederler. Her şey O’nu hamd ile tespih eder. Ancak, siz onların tespihlerini anlamazsınız. O, halîm’dir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir), çok bağışlayandır.”

    (muminun, 86) Diyanet İşleri: “De ki: “Yedi kat göklerin Rabbi, büyük Arş’ın Rabbi kimdir?””

    (Fussilet, 12) Diyanet İşleri: “Böylece onları, iki günde (iki evrede) yedi gök olarak yarattı ve her göğe kendi işini bildirdi. En yakın göğü kandillerle süsledik ve onu koruduk. İşte bu, mutlak güç sahibi ve hakkıyla bilen Allah’ın takdiridir.”

    (Mülk, 3) Diyanet İşleri: “O, yedi göğü tabaka tabaka yaratandır. Rahmân’ın yaratışında hiçbir uyumsuzluk göremezsin. Bir kere daha bak! Hiçbir çatlak (ve düzensizlik) görüyor musun?”

    (Nebe, 12) Diyanet İşleri: “Üstünüze yedi sağlam gök bina ettik.”

    Bu ayetlerin hepsi, bizzat Allah tarafından Göklerin ve yerin bilgisini insanlara bildirmek babında, Göğün 7 kat olarak yaratıldığından bahsederken, ve sadece (mülk, 3) te “görüyor musun” denilerek “görmek”ten bahsederken, bununla beraber, ayetlerin hepsinde bu bilgiyi insanların nazarına sunan bizzat Allah (c.c.) tır,

    Oysa Nuh babamızın kavmine yaptığı tebliğle ilgili,

    (Nuh 15): Elmalılı Hamdi Yazır: “Görmediniz mi nasıl yaratmış Allah yedi Semayı uygun tabaka tabaka?”
    Burada insanlara bu bilgiyi aktaran bizzat Allah’ın kendisi değil Nuh a.s. dır. Ayrıca, Nuh’un “Görmediniz mi” ya da bazı mealde de “Görmüyor musunuz” şeklindeki ifadesi, bize uzayın derinliklerinin ve içindeki galaksi, gezegen ve yıldızların ve bunların jeolojik, tektonik tabakalarının Nuh’un kavmi tarafından biliniyor, hatta görülüyor olması gerektiğini hatırlatıyor.

    Sual : Peki Nuh’un kavmi bu bilgiyi nasıl edinmiş olabilir?

    El cevap : ya Nuh söyledi, ya da o zamanın teknolojisiyle bunlar zaten görülebilmekteydi.

    O halde buradan, Nuh’un zamanında teknolojinin çok ileri bir seviyede olduğu söylenebilir. Allahu alem(Allah en doğrusunu bilir).

    Gemi meselesine gelince;

    (Muminun 27) : Elmalılı Hamdi Yazır: “Biz de ona şöyle vahyettik: bizim nezaretimiz ve vahyimizle gemiyi yap, sonra emrimiz gelip de tennur feveran edince hemen ona topundan bir iki çift ve aleyhinde söz sebketmiş olandan başka ehlini sok ve o zulm edenler hakkında bana bir hıtabda bulunma, çünkü onlar gark olunacaklardır”

    Burada ilginç kelimelerden bazısı ayetin orijinalinde geçen “felek” kelimesi ile “gemi” denirken, “sanat” kelimesi ile “geminin yapılması” , “tennur” kelimesi ile “geminin ocağı/kazanı/fırını”, “feveran” kelimesi ile “geminin ocağının/fırının/kazanının yanması/fışkırması/kabarması” manaları verilmiş.
    Elmalılı, tefsirinde “geminin kazanının yanmasının” “harikulade bir olay” olduğunu vurgulayarak bunu da kendi yaşadığı dönemin en son teknolojisiyle “Yani geminin yelkenli bir gemi değil, kazanla çalışan bir vapur olduğunu hatırlatır niteliktedir.” diyerek kendince tanımlamaktadır.
    Buradan çıkarılabilecek olan da, Geminin teknolojisinin yine “ileri teknoloji ürünü” olduğudur. Allahu alem.

    Ayrıca Elmalılı yine tefsirinde ;
    “Bu kadar canlıyı alabilen ve bunlarla beraber Hz. Nuh'un bir oğlunun dışında bütün aile fertlerini ve az da kavminden kendisine iman etmiş olanları, gerek insanlar, gerek diğer hayvanlar için gerekli olan yiyecekleri dahi yüklenerek, dağlar gibi dalgalar içinde akıp giden bir geminin harikulade bir gemi olması ve bunun basit bir yelkenli gemi gibi düşünülmemesi gerekiyor”
    diyerek, Aynı zamanda geminin içindeki insan, hayvan ve yaşam malzemelerinin taşınması için, bu büyüklükte bir geminin yapılmasının zorluğunu hatırlatıp, böylece bu taşıma işinin, Nuh zamanındaki teknolojik seviye de dikkate alındığında, hayvanların embriyo veya DNA larının gemide toplanması şeklinde olabileceğini hatırlatıyor Allahu alem.

    Tam bu noktada;

    (Muminun 31) : Diyanet İşleri: “Sonra onların (Nûh kavminin) ardından başka bir nesil yarattık.”
    İfadesi ile her ne kadar “başka bir nesil yaratılması” daha başka ayetlerde de zikredilse de, hususan Nuh’un kıssasının sonunda da zikredilmesi, bize Nuh’un gemisinin içinde veya yere indiklerinden hemen sonra ademden beri gelen insan nesline bir müdahale yapılmış olabileceğini, yani DNA sına, GENETİK bir operasyon yapılmış olabileceğini hatırlatıyor Allahu alem.

    Ayrıca şu ayet te bu düşüncemizi destekler görünüyor;

    (Yasin 41) : Elmalılı Hamdi Yazır: “Bir âyet de onlara, o dolu gemide ZÜRRİYYETLERİNİ taşımamız”
    Zürriyetlerin taşınması ancak MOLEKÜLER BİYOLOJİ ve GENETİK ilminin icapları ile olabilir, ve peygamberler de, meslek ve ilimlerin pirleri olduğundan, buradan hareketle NUH babamızın MOLEKÜLER BİYOLOJİ VE GENETİK ilminin pîri olduğunu söyleyebiliriz Allahu alem. Hatta denilebilir ki, bu GENETİK ilminin doğrudan yaratılışla ilgisi olduğundan ve yaratılış süreç ve safhalarının da Quranda, Allah’ın en büyük ayetlerinden sayılmalarından ve,

    (Bakara 205) : Diyanet İşleri: “O, (senin yanından) ayrılınca yeryüzünde bozgunculuk yapmağa, ekin ve nesli yok etmeğe çalışır. Allah ise bozgunculuğu sevmez.”
    Denilmesinden de, şeytan ve avenesinin, ekini (GDOlu tohumlar) ve nesli yani Zürriyeti (GENETİK bozgunculukla) bozmaya çalıştığını söyleyerek, dolayısıyla Allah’ın en büyük yaratılış delilleri olan ekini ve nesli korumanın bizlerin vazifesi olduğunu söyleyerek, MOLEKÜLER BİYOLOJİ VE GENETİK ilmini öğrenme konusunda bizleri teşvik ediyor. Her kim ki, bu niyetle 24 saatin 20 saatini laboratuvarda geçirir, işte onun her bir anı, onun ahireti hesabına sevabdar meyveler verir ve çalışması onun ibadeti olur deyu anlıyoruz Allahu alem.

    “felek” kelimesine gelince,

    Bununla beraber “felek” kelimesi her ne kadar “gemi” manasında olsa da ve bir çok başka ayette de bu “felek” kelimesi yine “gemi” manasında kullanılsa da, mesela;

    (Kehf 71): Diyanet İşleri: Derken yola koyuldular. Nihayet, bir gemiye bindiklerinde (adam) gemiyi deldi. Mûsâ, “Sen onu içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu, şaşılacak bir iş yaptın.” dedi.

    Hızır-Musa kıssasının anlatıldığı burada da “gemi” kelimesi “felek” kelimesi ile değil de, “sefîne” şeklinde ifade edilmiştir.

    Bununla beraber;

    (Ankebut 14): Elmalılı Hamdi Yazır: “Binnetice onu ve gemi arkadaşlarını necâta çıkardık ve o gemiyi âlemlere bir âyet kıldık”

    Ayetinde “gemi” manasında “sefine” kelimesi kullanılmıştır. Ancak Nuh’un gemisiyle ilgili ayetlere genel olarak bakıldığında, “Gemi” manasında en çok kullanılan kelimenin “felek” olduğu görülmektedir.
    Yine geleneğimizde olan bir kelâm-ı kibâr (Kibar söz) da; "Levlâke levlâke Lema halaktül-eflâk” yani “Sen olmasaydın, sen olmasaydın, Ben âlemi yaratmazdım”. Burada da “eflak” sözcüğü arapça olup “felek” kelimesinin çoğuludur. Manası “âlem” demektir. Hatta yine bu “felek” kökünden türemiş “felekiyyât ” kelimesi de “Gök bilimleri ” demektir.

    Farsçada da “felek” kelimesi “Çarh: Dönen şeyler” yahut “Asûman: Sema, gökyüzü” demektir.
    Yine mesela biz türklerde “felek” gökle ilgilidir. TDK sözlüğünde “Gök, gökyüzü, sema” manalarındadır. Yine “çarkıfelek” vardır, bu da “Yakıldığında DÖNEREK kıvılcım saçan donanma fişeği.” demektir.

    “Passengers” filminden sahneler, çarkıfelek şeklinde döne, döne uzayda ilerleyen bir “Uzay Gemisi” (film modern bir Nuh’un gemisi gibidir)

    Tüm bunlar “felek” kelimesinin “Gök”le olan irtibatını ortaya koymaktadır.

    Yine ayette “geminin yapılması” manasında kullanılan kelime “Sanat” tır. Bu da bize geminin “Sanatsal Tarafını” ya da “teknolojik olarak bir Sanat eseri mesabesinde” olduğunu hatırlatıyor.
    Kaldı ki, “bizim nezaretimiz ve vahyimizle gemiyi yap” ifadesi de, elbette vahyin gözetiminde yapılan ve sırf bu “geminin yapılması” için indirilmiş olan bir vahyin olması, ve bu vahiy yani “Sanatsal Bilgi” çerçevesinde geminin yapılması, yine bu geminin ne kadar “Sanat Eseri” olduğunu teyid ediyor Allahu alem.

    Dahası,

    (Muminun 29) : Abdulbaki Gölpınarlı: Ve de ki: “Rabbim, beni kutlulukla indir ve sensin indirenlerin en hayırlısı.” denilmektedir.

    Ayetin orijinalinde “enzilnî” ifadesi ile “beni indir” denilmekte olup, bu da bize yukarıdan aşağıya Geminin İndirilmesini hatıra getirerek, yine geminin bir tür “Uzay Gemisi” olabileceğini hatırlatıyor Allahu alem.
    Hem şu da var ki ; Noah’s ARK (Nuhun gemisi) ni de araması belki bulması istenen (hatta belki de bunun için kurulan) ARKeoloji için;

    (Ankebut 14): Elmalılı Hamdi Yazır: “Binnetice onu ve gemi arkadaşlarını necâta çıkardık ve o gemiyi âlemlere bir âyet kıldık”
    Ayetinin de ifadesiyle, denilebilir ki, rabbimiz o gemiyi bulmamızı istiyor, tabii sadece bu geminin bulunması da değil,

    (Mü’min 82). Diyanet İşleri: “Onlar yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? (…)”

    (Al-i İmran 137): Diyanet İşleri: “Sizden önce(ki milletlerin başından) nice olaylar gelip geçmiştir. Yeryüzünde gezin dolaşın da yalanlayanların sonunun nasıl olduğunu bir görün.”

    (Enam 11) : Diyanet İşleri: “De ki: “Yeryüzünde gezin dolaşın da (Peygamberleri) yalanlayanların sonu nasıl olmuş bir görün.””

    (Neml 69): Diyanet İşleri: “De ki: “Yeryüzünde dolaşın da suçluların sonunun nasıl olduğuna bir bakın.””

    (Rum 9): Diyanet İşleri: “(Yine) onlar, yeryüzünde dolaşıp kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmadılar mı? (…)”

    (Rum 42): Diyanet İşleri: “De ki: “Yeryüzünde dolaşın da önceki milletlerin sonlarının nasıl olduğuna bakın.” (…)”

    (İbrahim 45) . Diyanet İşleri: “Kendilerine zulmedenlerin yerlerinde oturdunuz. Onlara ne yaptığımız ise size belli olmuştu. Size misaller de vermiştik.”

    (Hicr 74-77) : Diyanet İşleri: “Böylece ülkelerinin üstünü altına getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık. İşte bunda ibret alanlar için işaretler vardır. Onlar hâla gözler önünde duran bir yol üzerindedirler. Hakikaten bunda iman edenler için bir ibret vardır”

    (Taha 128): Diyanet İşleri: “Yurtlarında dolaşıp durdukları, kendilerinden önceki nice nesilleri helâk etmiş olmamız, onları doğru yola iletmedi mi? Şüphesiz bunda akıl sahipleri için ibretler vardır.”

    (Ankebut 35): Diyanet İşleri: “Andolsun biz, aklını kullanacak bir kavm için o memleketten ibret alınacak apaçık bir delil bıraktık.”

    (Secde 26) . Diyanet İşleri:” Yurtlarında gezip dolaştıkları nice nesilleri helâk etmiş olmamız, onlar için yol gösterici olmadı mı? Şüphesiz bunda ibretler vardır. Hâlâ duymayacaklar mı?”

    Tüm bu ayetlerden anlaşılması gereken, bizden önceki kavimlerden kalan kalıntıların bizler için birer ibret olduğu, Allah’ın ayetlerinden olduğu ve bizlerin o kalıntıları bulması ve bakması gerektiğine işaret ediliyor, ki bu da ancak ARKEOLOJİ ilmiyle mümkündür. Demek oluyor ki, bir Arkeolog, bu neticeyi tahsil niyetiyle işini yaparsa, elbette onun da her bir anı, ahireti hesabına sevapdar meyveler verecektir inşaAllah.
  • ateş / 12 Ocak 2018 10:59

    Ant-Ares tamgası...

    Selam üzerinize olsun,
    Dudu kardeşimizin yazısını okuduktan sonra, AQINIŞ kelimesi bana bir devir-daim, döngü ifadelerini hatırlattı ve bu ifadeler zihnimde, bu yazının başında yer alan birinci resimdeki kuyruğu düğümlü ejderha figürü ile görüntüye dönüştü. Bu konuyu detayı ile Dokuz Tuğ'un Sırrı yazımızda ele almıştık.
    http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=5087
    Yukarıdaki resimle benzeşen diğer figürlerin de olduğu yazıda Nuray Bilgili nin çalışmalarını aktarmıştık.Türk kozmogonisinde AQINIŞ kavramı ile bu ejderha figürünün birbirini tamamladığını düşünüyorum. Zira kuyruğu düğümlü ejderha;
    Mitolog Joseph Champbell’e göre evrenin simgesel döngüsünün merkezi, kıpırtısız bir nokta gibi görünen Samanyolunun Merkezi yani Galaktik Merkezdir. Burası Samanyolunun dönme merkezidir. Bu noktanın altında Tanrısal yaşam enerjisi veren öz, ejderhanın-kozmik yılanın başı vardır. Tam olarak Akrep-Ejderha Takımyıldızının bulunduğu konumdur. Yaşam Ağacı, evrenin kendisi yani Samanyolu bu noktadan büyür. Kökleri galaktik merkezde yani karanlık noktadadır. Zirvesinde altın güneş kuşu yani Kartal Takımyıldızı yer alır. Bu merkez tüm kadim uygarlıklarda ve Türklerde de zamanın başladığı bir doğum yeri olarak görülür. Türkler bu İkonografiyi yani KARTAL-EJDERHA ve HAYAT AĞACINI sanat eserlerinde sıkça kullanmışlardır.(Nuray Bilgili)
    Buradaki 'yaşam ağacı ve Galaktik kök' gibi ifadeler, Sultanımızın Derunî Devlet kitabında anlattığı,İstanbul'un altındaki galaktik ÖZ'ü de hatırlattı bana. Enerji merkezi... Dünyanın özü...
    Bu konu üzerinde tefekkür edersek, Türk'ün ve Dünyanın tarihi ile ilgili daha nice bilgiye ulaşılabileceğini düşünüyorum.
  • Derya Karatas / 11 Ocak 2018 16:37

    Yazitlar - Tamgalar

    Dudu Hanim'in calismalari uzerine bu fotograflar guzel bir tevafuk oldu gercekten. Ne mutlu...
  • Dudu Bozkurt / 11 Ocak 2018 14:33

    Teşekkür- Kylver Yazıtı

    Öncelikle bu fotoğrafları bizlerle paylaştığınız için teşekkür ederiz. Fotoğraflar içerisinde yer alan dördüncü fotoğraf bildiğiniz gibi Kylver Yazıtıdır. Türk Kozmogonisinde “Rabbani” ve “Akınış” KavramlarI üzerine yazı hazırlama çalışmalarımda söz konusu yazıtın iyi bir fotoğrafını bulamam nedeniyle bazı tamgaların okunuşunun incelenmesi hususunda sıkıntılar yaşadım. Ancak tarafınızca çekilen fotoğraf oldukça iyi çıkmış olup tamgalar oldukça net bir şekilde anlaşılmaktadır.

    Emeğiniz ve fotoğraflar için teşekkür ederiz.
  • alaca / 11 Ocak 2018 13:55

    Teşekkür

    Çok güzel ve anlaşılır semboller bunları bizde aldık. bilginize..
    Teşekkürler..
  • Bekir Öztürk / 11 Ocak 2018 13:03

    Edirne den karsa

    Edirne den Karsa
    Dunyadan Mars a
    Hepsi bizim
    Her yerdeyiz.






ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara