Ötükenin Çocukları Balık Avında

Ötükenin Çocukları Balık Avında

Ötükenin Çocukları Balık Avında


29 Aralık 2017 07:40
font boyutu küçülsün büyüsün



ÖTÜKENİN ÇOCUKLARI BALIK AVINDA…


Gün içinde Serkan pilot koldaşım, Beykoz’a ziyaretime gelerek haydi abi ocağa gidelim dedi.  O akşam uçuşu olduğu halde hemen gider geliriz dedi. Yola çıktığımız da başkanımızı aradık. Kendisi kalın giyinmemizi söyledi. Lakin yola çıkmıştık. Üzerimizde ne varsa yola koyulduk.

Serkan, bana dönerek dedi ki; Abi, galiba aksiyon var dedi. Ben döneceğim. Ne olursa bana tek tek anlatacaksın dedi. Bende müsaade olduğu kadar anlatırım dedim.

Biz balığa çıkacağımızı bilmiyorduk. Bir süre sonra ocağımıza, yuvamıza vardık ve başkanımızla beraber Çağlar koldaşımızla buluşup bir süre sohbet eyledik. Bir süre sonra Mahmut abimiz ve diğer koldaşlardan nasibi olan kardeşlerimiz de ocağa geldi. Bize verilen eksik listesini tamam edip, sultan babamızı beklemeye başladık.

Gece saat 22:00 gibi sultanım, Gökhan koldaşımız ile beraber ocağa geldiler. Araçtan sadece kucaklaşma için inen sultanım, hemen gidelim dedi.  Ocaktan üç araç ile yola koyulduk. Sultanım, Yener başkanım, Mahmut abi, Orkun, Fatih (Kazancı baba), Serdar Topçu, Gökhan, Çağlar ve ben, belirlenen sahile hareket eyledik.

Epey bir yükümüz vardı. Yardımlaşarak yüklerimizi taşıdık. Bir ara, sultanım 80 kişi dağa çıktık bu kadar yük yanımıza almadık dedim ve gülüştük.

Sahilde ilerlerken, denizin içinde bir kaya, kayanın üstünde bir balıkçıl kuşu bizi selamladı. Sultanım işte yerimiz dedi. İşareti aldık dedi. Yüklerimizi bırakıp, sultanımızın getirdiği olta malzemelerinin hazırlıklarını yaptık. Sultanım durup denize dönerek dua edelim dedi. Ellerini denize doğru uzatarak dua etti bizde amin eyledik.

Ardından her oltayı tek tek hazırlayan sultanım herkesin oltasını denize attı. Sanki bir orkestra şefi gibi hepimizi sevk edip yönlendirdi.

Bir baba gibi, bir öğretmen gibi ilgi, sevgi ve şefkatle her oltayı ve olta atan bizleri sürekli kontrol etti ve bu arada o balıkların hepsini de hemen hemen o tuttu. Bizimle o kadar zaman oyalanmasaydı ve sadece olta ile ilgilenseydi, emin olun balık sayısı daha fazla olurdu.

Bu arada epey şakalaştık. Gittiğimiz bölge çokta güzel bir yerdi. Hava da sanki bir bahar akşamı gibiydi. 26 Aralıkta bu kadar güzel bir hava, insan şaşırmıyor değil.

Derken, Sultanım birkaç kardeşimizle bir az ileriye gitti ve oradan ilk balık ile Serdar geldi. İlk balık sultanımın oltasında geldi. Bizi de oraya çağırdığını söyledi hep beraber oraya hareket ederken Orkun’un oltasında bir denizyıldızı vardı. Onu çıkarıp, suya geri bırakarak oradan sultanımızın yanına döndük.

Sultanımızın yanına vardığımızda 2 kg.lık bir deniz lüferi yakalanmıştı. Ardından 4 balık daha tutuk ve yine gelirken bizi selamlayan balıkçıl kuşunun sesini duyduk ve sultanım dedi ki; Toparlanalım gidiyoruz. Dedi. Sanki stardı, veren balıkçıl kuşu, nasibiniz bu kadar hadi gidin dedi.

Bizde getirdiğimiz eşyaları alarak araçlarımıza doğru hareket ettik. Bu arada saat 01:00 geliyordu.

Ocağımıza geldiğimizde sultanımızın tarifleri ile balığımızı pişirdik. Bir süre sonra pişen balıklarımız, kurduğumuz sofrada bizi bekliyordu.  Her zamanki gibi önce duamızı eyledik ve sonra…

Sonrası var ama sonrasında balıklar yok. Balıklar bizde can oldu, kan oldu, biz oldu…

Dua dan sonra, balıkları incitmeden, nazikçe, şefkatle midemize indirdik.

Sevgili Erol Elmas ağabeyimin, haberde de dediği gibi balığı hiç sevmem J  ısrarlara dayanamayarak mecburen balığı yedim. Bu arada sultanım, biz balıktan Yunus a.s. peygamberin intikamını alıyoruz. Artık balık bizim karnımızda diyerek latifeleştik.

Ardından gelişi güzel sohbet, muhabbet ederek sabahladık. Sabah 05:30 gibi ocaktan ayrıldık.

Bizi, bir baba şefkati ile öğreten sultanıma her daim teşekkürü bir borç biliyor ellerinden sevgi ve saygı ile öpüyorum.

Sultanımızı, ocağımızı ve koldaşlarımızı çok sevelim. Her zaman, elimizden gelenin en iyisini sevgi, saygı ve görev bilinci ile yapmaya gayret edelim. Kıymetini bilelim. Sahiplenelim. Çünkü ocak bizim. Biz ocağız. Ocak biziz…

Saygılarımla…

Bekir ÖZTÜRK (Kardeşiniz)


 









Bu haber 1,795 defa okundu.





Yorum ekleYorum ekle


Yorumlar (8)
  • Mücahit Çeik / 7 Ocak 2018 00:10

    Olta ile balık tutmak haramdır..

    İlk başta tezat gibi görsem de,işin farklı boyutları olduğunu çabuk anladım..Ben şahsen Münir derman hz.lerinin ,başka bir şeyden bahsettiğini sanıyorum...Evliyaların yaptığı bazı açıklamalar,ağızdan çıkan kelimelerden çok daha farklı ve derin anlamlar taşır...Sadece ehli anlasın diye...Herkes anlasa,ortalık evliya kaynardı..
    Çünkü bütün nimetler insan için yaratılmıştır..İnsan, balığı olta ile değilde,suda yüzerek kovalayıp tutamayacağına göre..Bu nimetten yararlanamayacağına göre...Mecbur imkanı neyse onunla tutacak..Bana göre balık avı;av etiğine ve evrensel ilahi kurallara uyulduğu sürece her türlü yakalanabilir..
    KURAN-ı KERİMDE GEÇEN...BALIKÇILIKLA GEÇİNEN;CUMARTESİ YASAĞINA uymayanlara...misina mı kullanmış,kurşun kullanmış mı?..kaç gram kullanmış?kancalar kaçlık ?kepçe mi, ağ mı kullanmışlar sorulmamış..sorulan hesap şu;NEDEN AV MEVSİMİNE ve AV ETİĞİNE UYMADINIZ? ..NEDEN DOĞAYA SAYGI DUYMADINIZ ?..DİYE ALLAH,ONLARI FELAKETE UĞRAMIŞTIR...
    Bizler (kendi adıma)sadece evliyanın attığı söz oltasına takılan küçük balıklar gibiyiz.....Bu evliya oltasına yakalanmayanlar,sözün arkasını gören büyük balıklardır..Onlar hep kaçarlar....Münir derman hz.leri ahirete göçtü ama, attığı olta hala benim gibi küçük balıkları yakalıyor malesef..saygılar..
  • takipci / 3 Ocak 2018 09:53

    olta ile balık tutmak

    Uzun zamandan beri sizleri takip etmekteyim. Münir Derman Hazretlerinin yazılarını da
    siteniz içerisinde okudum.

    Münir Derman Hazretleri bir sohpetlerinde aşağıda yer alan ifadeleri kullanmaktadır. Bu
    haberinizi duyunca bir ikilem içerisine girdim. Bu olta ile balık tutmanın aslı astarı nedir?

    Münir Derman Hazretleri buyuruyor ki:

    "Yalanın insan için çok yıkıcı birşey olduğunu ifade için kafi mânevî bir misal verelim.
    Olta ile balık tutmak haramdır. Hakiki İslâm dininde.
    Münakaşa ve itiraza lüzum yoktur. Düşünen insan için...
    Yalanda her türlüsünde, ALLAH'ı inkâr vardır. Görücü, duyucu olduğunu inkârdır.
    Bu, böyledir.
    Düşünürsen doğru oluduğunu anlarsın.
    Kurt zâlimdir amma hiylesi ve yalanı yoktur...
    ...
    """

    Sohpetin tamamının metin edilmiş adresi aşağıda vardır:
    https://www.estanbul.com/forum/t144700-münir-derman-hz-anlatıyor-yalan/

    Bir açıklama yaparsanız sevinirim.
  • Zeliha Türk / 30 Aralık 2017 10:49

    OCAK BİZİZ

    Ne güzel, canlar, koldaşlar biraraya gelmişsiniz. Allah birliğimizi daim kılsın. Ben de aynı gün balık pişirdim. Hiç planlamadığım halde okuldan çıkıp eve gidecektim. Ayaklarım beni balıkçıya sürükledi. Bu arada aklıma kehf suresindeki Hz. Hızır ve Musa (as) kıssası ve kayalık geldi.Bunların hepsi tesadüf değil heralde? Selam güzel gönüllere.
  • Kıbrıs Fatihi / 30 Aralık 2017 03:47

    Eyvallah Tuğbeyim.

    Bu seferki yazı kısa olmuş Tuğbeyim. Alıştık uzun ve atraksiyonlu yazılarına. Allah razı olsun. Selam ve dua ile. Hu.
  • Serkan Plt / 29 Aralık 2017 18:23

    Fedakar Tugbeyim

    Bekir abim balığı hic sevmezsin ama yine de fedakarlığını yapmışsındır. Eminim...
    Selam ve Hürmetle ...
  • Ogün / 29 Aralık 2017 15:58

    .

    Eyvallah Bekir abi
  • Zafer YAVUZ / 29 Aralık 2017 09:57

    Balık

    Var ol Tuğbeyim yine bizi ordaymış gibi kelimelere dökmüşsünüz yazınızı... Allah razı olsun Allah ilminizi arttırsın... Bu yazıyı okurken Gönül sultanı Oktan Hocam ın kitabındaki balık tutmaya gittiği 'Balığı sen mi tutuyorsun Balık mı gelip takılıyor bölümü geldi aklıma... Nasibiniz nasibimiz bol olsun inşallah...
  • Zeytin / 29 Aralık 2017 09:06

    Türkü

    Oktan hocam en sevdiğim türküyü söylemiş dinledim. Yazınızı okudum gülümsedim. Yüreğimin pası gitti.Sevgiyle kalın






ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara