Beklenen'e Hazır Ol!

Beklenen'e Hazır Ol!

Bülent Ateş Yazdı:Beklenen'e Hazır Ol!


6 Aralık 2017 08:05
font boyutu küçülsün büyüsün


BEKLENEN’E HAZIR OL!



İstanbul’da sıradan, gayet sıradan bir gün,

Trafik, kalabalık; insanlar mutsuz, yorgun,

Herkes kendi halinde, bitmez bir koşturmaca…

Kime sorsan bıkkınlık; kimi aç, kimi üzgün…

 

Böyle akıp giderken, yaşam şehrin içinde…

Bir ses duyuldu birden, esrarengiz biçimde.

Çok tiz bir ıslık gibi, kulağı tırmalayan…

Normal olmayan bir iş, var bu işin içinde.

 

Birden karardı gökler, esti bir soğuk rüzgar,

Git gide arttı ıslık, başladı ‘VIN’lamalar.

Şimşekler çakıyordu, birbiri peşi sıra,

Gökte bir yoğun ışık, önde kara bulutlar…

 

İnsanlar korkmuş halde birbirine soruyor:

‘Kulaklar sağır oldu. Bu ses nerden geliyor?

Bu ışık, bu şimşekler, bulutlar neyin nesi?

Eyvahlar olsun! Yoksa, kıyamet mi kopuyor?’

 

Henüz ne olduğunu anlamamışken daha,

Minarelerden ezan sesi yükseldi göğe.

O ana kadar bile, temkinli davrananlar,

Korkuyorlardı artık. Rab, bunu hayreyleye…

 

Ezanların ardından, sirenler başlıyordu…

Yaklaşan tehlikeye karşı uyarıyordu.

Halk panik oldu birden, deprem mi olacaktı?

Acep bu işin sonu nereye varacaktı?

 

Kulak ver, bu sirenler neyi haber veriyor?

Delinmiş mi kapılar, gökte neler oluyor?

İstanbul üzerinden, dünyaya dolmak için…

Sıra olmuş Gog-Magog, akın akın iniyor.

 

Bin yıllık plan buydu, Şeytanın hesabında,

Cin ve İns, hepsi vardı, lâinin nesebinde…

Verdiği söz gereği, Rahman’ın huzurunda,

Toplamış ordusunu, işte bakın geliyor!

 

Yok etmek için nesli, ekinlerin ardından,

‘Yuhlikel harse ven nesl…’ ayeti zuhurundan;

Maneviyat başkenti, İstanbul’un göğünden,

‘Aleyhillâne’ inmiş, gayet pekin geliyor.

 

Yere inen şerliler, başladılar fesada…

Vurup, kırıp, yıktılar; vermediler hiç ara.

İnsanlar saklanmaya bir yer arıyorlardı,

Ama kimse muvaffak olamamıştı daha…

 

Önlerine çıkana derhal saldırıyorlar,

Arkalarına dahi, dönüp de bakmıyorlar.

Erkek-kadın, genç-yaşlı, ayırım gözetmeden,

Âdemoğlu nesline, nefreti kusuyorlar!

 

Bu hâl böyle sürerken, bir ses duyuldu birden:

‘’Sakın korkma!’’ diyordu. ‘Lâ tahzen’ e meâlen…

Duyanların gönlüne sükûnet veriyordu;

Türk Ordusu her yerden seslenip geliyordu.

 

‘Korkma, sönmez al sancak; sönmeden en son ocak.

Türk Ordusu her daim, yanınızda olacak!’

Son ordusu İslam’ın, Allah zevâl vermesin.

Bu iş bitince Şeytan, mağlup ve kahrolacak!

 

‘Şimdi şu başlıkları, herkes giysin başına,

45 saniye sonra, bas öndeki tuşuna.

İstiklâl Marşı ile her şey bitmiş olacak,

Yecüc-Mecüc’den geri, sanma bir şey kalacak.

 

Allah, Şeytan’a bir kez daha fırsat vermişti,

Bu kibrinin sonunu göstermek istemişti.

‘Türk Milleti, Ordusu, durdukça kainatta…

Muvaffak olamazsın, heveslenme!’ demişti.

 

Hızır Ata, Erenler, Sultan Baba, Yarenler…

Daha nicelerine, dediler ‘Kalperenler!’

‘Allah yanında olan!’ demek Türk’ün manası,

Şeytan’a diz çöktürür, TÜRK’ÜN KADİM İHLASI!

 

Bülent ATEŞ

 








Bu haber 3,580 defa okundu.





Yorum ekleYorum ekle


Yorumlar (24)
  • / 8 Aralık 2017 22:57

    Paylaşmadan edemeyeceğim. Telefonuma düşen bir paylaşım. Bana yapılmış ilahi bir uyarı olarak alıyorum: "Haramda mutluluk ararsan, mutluluk sana haram olur." Paylaşandan Allah hoşnut olsun.
  • / 8 Aralık 2017 22:48

    "Ruhun uçmapa ağması" meselesi de bununla ilgili sanırım.

    Yanlış işler yapanların ruhu ağırlaşır ve yer çeker. Kuran'da bahsi geçen Karun gibi aşağılara yol alır; körmezleşir.

    İyi ve salih işler işleyenlerin ruhu hafifler ve "göğe" "ağar". Yani varlık mertebesi yükselir. Adem'in dünyaya indirilmeden önceki mertebeye oradan da daha ileriye devam eder.

    Avatar'daki direhorse, ikran makto, toruk makto konuları bununla ilgili sanırım.

    Ve genel olarak da bu yaşanması beklenen olay ile de ilgili. Kimilerinin nefsi bu binekler gibi olacak ve aynı Davut gibi Calut'ların karşısına çıkma atılganlığını gösterecek; kimileri emmare de kalacak ne olacaksa olacak. İlahi hikmet.

    "Ente mevlana, fensurna ale-l kavmil kafirin" = "Kara donlu kafire at teperim işim sen onar."
  • / 8 Aralık 2017 22:37

    Sayın Ateş,

    Kitabı okudum ama bu kısmı tam anlayamadım. Bu şerli varlıklar bir kişinin Ankara'dan İstanbul'a geldiği gibi kalkıp gelecekler mi yoksa alemler arasında bir "sed" olarak duran perde insanların hataları ve günahları yüzünden hem o taraftan hem bizim taraftan gittikçe zayıflıyor ve bir gün bir gedik açılacak da bu varlıklar saldırı mı yapacaklar?

    Çünkü insan günahlar ve hatalar yoluyla ve yaptığı hatanın büyüklüğüne ve cinsine göre cin ırklarını farkında olmadan içine alıyor ve kişinin yani ademin yönetiminde/iradesinde olması gereken can ve beden bu varlıkların kontrolüne giriyor. Ben stargateteki olayın gerçekten olduğunu düşünenlerdenim. Oradaki gibi bir kapı var; kim bir nane yerse o kapıyı aktive ediyor. O dizide çok ilginç bir şey vardı. Vücutlarına habis varlık giren insanların gözlerinden "nur" yerine artık "nar" saçılıyordu. Yani insan hata ve günah işledikçe kontrolü bu varlıklara kaptırıyor ve geri dönmesi gittikçe zorlaşıyor. Ahmet Yesevi'nin bir dörtlüğü var bu konu ile ilgili; kendi nefsinin ıslahı ve velayet yolcculuğunu anlatırken ifade ettiği bir dörtlük. Otuz bir yaşında vücuduna giren/girebilecek şeytanların kökünden kazındığını çünkü Hak aşkı ile yanarak günahlarına tevbekar olduğuna ililşkin bir dörtlük:

    Otuz birde Hızır Baba'm mey içirdi;
    Vücudumdan şeytanı temiz kaçırdı;
    Sevdalandım, günahlarımı Hakk affetti
    Ondan sonra Hakk yoluna saldı dostlar.

    Kişi içine şeytanı aldığında olması gereken alem ile bu habis varlıkların alemi arasındaki perde de zayıflıyor. Çünkü kişinin bu habis varlıkların alemine "inme" istidatı ve eğilimi oluşuyor. Çok öenmli bir ayrıntı şu ki Adem ile Havva yeryüzüne şeytan ile "birlikte" "indirildi". Yani şeytan ile birliktelik var ve "indirilme" yani varlık mertebesinin düşmesi var. Örneğin 10 boyutlu bir varlık iken 3 boyuta sıkışmak gibi bir indirilme ya da indirgenme. Yesevi'nin dörtlüğünde bahsettiği ve işraet ettiği ve Oktan beyin Namık Kemal Zeybek ile yaptığı programlarda bahsedildiği üzere Adem ne zaman "tevbe" ediyor o zaman şeytan ile birliktelik sona eriyor ve Ademler (Adem ile Havva) birbirine kavuşuyor. Bu nokta çok önemli.
    Adem'in tevbesi işlediği hataya karşılık ilk önce Kadir Tanrı'yadır. Sonra tüm varlığadır. Tüm yaradılmışları yaptığı hata ile bir şekilde incittiğini düşündüğü için; bunu da adı görklü Muhammed'in yüzü suyuna atfederek yapmaya çalışıyor. Ya da eski Türk inancında da yeri olan içinde bulunduğumuz varlık aleminin anahtarı Sutuboğda (Hakikat-ı Muhammediye) 'yi öne koyarak yapıyor. Diyor ki Allah'ım adını adın ile yazdığın varlığın yüzü suyuna beni bağışla. Bu sözde çok hikmet var.

    Ben böyle düşünüyorum. Bizim içinde bulunduğumuz alemde olsalar zaten görebilirdik ve bunlar bu kadar gizli kalamazdı. Voyager görevleri, vs. 40 ışık yılı uzaklıkta bizim gibi ademler yok ya da çok iyi gizleniyorlar; ya da başka alemde varlıklar var.

    Dolayısıyla başlıkların metafizik koruma sağladığını düşünüyorum. Yani beyin dalgalarını rehabilite ederek insanların "korku" hissine kapılmasını önleyecek ve böylece bu şerli varlıklar başlığı takan kişilerle aynı uzaya düşmekte başarısız olacaklar. Çünkü başlıktan yayılacak kod: "KORKMA!" Zihinler "korkma!" ile rahabilite edilecek.

    Buradan da şunu anlıyoruz ki aslında perde temelde "bizim olduğumuz taraftan" zayıflıyor. Temel bigli olarak dünyadaki canlıların her biri bir cinse tabiidir. Yani bir gül türünden bir örnek alıp incelendiğinde o tür hakkında %99 bilgi edinilmiş olur. Aynı türe ait iki gül arasında büyük bir fark yoktur. İnsan için ise durum farklıdır. Her insan bir tür gibidir. Birini incelemekle tüm insanlar hakkında ancak %1 olan ortak bilgiye ulaşılır. Bu ulaşılan bilgi de çoğunlukla zahiri bedene ait olanlardır. Her insan ayrı bir alemdir. Dolayısıyla perde her insan için ayrı ayrı ya açılacak ya da açılmayacak. Kişiye göre değişecektir.
    (Hakikat mertebesinde yükseldikçe bu durum değişir. Yunus Emre'nin sarı çiçeğe soru sorması gibi olur. O zaman her zerre ayrı bir cins ayrı bir varlıktır. Ama aynı zamanda tek bir varlıktır ve yüce bir varlık onu hem kuşatır hem içindedir. O zaman bir sarı çiçek ayrı bir tür olur; bir başkası ayrı olur. Uzun konular şüphesiz.)


    ÖNEMLİ NOT: Anlattıklarım içerisinde hurafe varsa lütfen düzetiniz, çok memnun olurum. Biz de aydınlanırız.
  • ateş / 8 Aralık 2017 17:30

    Okuyun kardeşlerim, okuyun ki farkına varın yaklaşmakta olan geleceğin...

    Sorularınızın cevapları DERÛNÎ DEVLET- KUTSAL HALI kitabında mevcut kardeşim. Okuyun, okutturun. Herkes bilinçlensin, hazır olsun hızla yaklaşmakta olan, daha önce görülmemiş bir geleceğe...
  • Takipçi / 8 Aralık 2017 11:26

    ..

    O başlıklar sadece istanbuldamı dağıtılıcak ve yalnızca hızır aleyhisselam ve kalperenler İstanbul daki insanlara mı yardım edecek?
  • noyan 55 / 8 Aralık 2017 00:58

    resim

    Resimdeki siluetler kime ait acaba beklenen mi yoksa
  • / 8 Aralık 2017 00:17

    ateş / 7 Aralık 2017 11:21

    Bir kisinin soz ettigi frekanslarin telefonda karismasi da bununla ilgili herhalde. Bu alemleri birbirinden ayiran perde zayifliyor sanirim...nedeni ise 1. Ilahi murad irade 2. Huseyni olmamak hakki adaleti gozetmemek yecuclesmek mecuclesmek...
  • Serkan Plt / 7 Aralık 2017 20:49

    Bülent Abim Gönlüne, Eline Sağlık
    İlgiyle bekliyoruz ....
  • Asfiya / 7 Aralık 2017 11:48

    Frekans

    Dünden beri 2 kez telefonda konuşurken Frekanslar değişti
    Önce su sesi ardından uzaylı konuşması gibi kesik kesik tiz sesler geldi. Bu yıl bu iki kez başıma geldi. sıradan bir şey olmadığının farkındayım. Sanırım hızla gelmeye başladılar. O kadar yakinlarki uydumuza bile giriyorlar. Allah yardımcimiz olsun.
  • ateş / 7 Aralık 2017 11:21

    En önemli sorun Hüseyni olmamak

    Yorumuna bu cümleyle başlayan, ismini yazmamış olan kardeşime;
    Sorduğunuz soruların cevapları, detayları ile Oktan hocamızın yazmış olduğu Derunî Devlet- Kutsal Halı kitabının, İstanbul Saldırısı bölümünde mevcut. Biz sadece, orada anlatılan bilgileri nazım yolu ile tekrar hatırlatmak istedik. Kitabı okumanız, bu ve diğer bir çok sorularınıza cevap olacaktır.
  • Hasan Elmas / 7 Aralık 2017 10:52

    Çok güzel olmuş Bülent abi, ellerine sağlık..
  • dertli mümin / 6 Aralık 2017 22:31

    2023den önce büyük temizlik

    oktan baba çindeki piramitlerle ilgili yazısında şöyle bir bilgi veriyordu oradaki yaşlı bilge bir zat türklerin güneşin batışı dünyanın sonuna doğru tekrardan bu bölgeye gelip hakim olacaklarını söylüyordu kendi kendime diyordum ki yahu 80 milyonluk ülkemiz bir yana türk dünyasının nüfusu 200 milyon civarı birbuçuk milyarlık çine ne yapabiliriz ki diye düşünüyordum lakin kulbak bilge serisiyle anlaşıldı ki yecüc mecüc hadisesi (uzaylı işgali ) çok yakın serdar kardeşin de makalelerinde işaret ettiği gibi 7 milyara yakın insanı imha etmeyi planlıyorlar bu hadise 2023den önce olacak gibi gözüküyor allahualem haberdar olan dar elit bir azınlıkta var baksanıza silikon vadisinin zenginleri acele acele sığınak yaptırıyorlar http://www.hurriyet.com.tr/dunyanin-en-zenginleri-buyuk-felakete-mi-hazirlaniyor-40355920
  • Kıbrıs Fatihi / 6 Aralık 2017 22:04

    Hay maşallah

    Abisi gönlüne sağlık. Helal olsun, yaşattın bize geleceği. Allah razı olsun. Allah Kalperenler den razı olsun. Selam olsun. Hu.
  • Serhat Turkmen / 6 Aralık 2017 20:54

    KORKMA!

    YOL VER YA RAB TURKUN BAYRAGINA.
    TENGRI BIZ MENEN.
  • / 6 Aralık 2017 19:00

    En önemli sorun Hüseyni olmamak. Mülim gayri müslim tüm dünyanın en büyük sorunu bu...insanlar birbirinin kurdu yecüc mecüc gibi maalesef.

    Yecüc mecüc meselesi nedir tam anlaşılmıyor. Yani vicdanları iflas etmiş kişiler üç harfli bazı ırkları görecek ve onların uzayı ile ortak bir bölgeye mi düşecekler ve böylece bu ırklara da bu vicdanı iflas etmiş insanlara saldırma ve yok etme kapısı mı açılacak.

    Başlıkları giyenler bu saldırıdan nasıl korunacak. Bir başlık giymeyle korunmak için bu başlığın bahsi edilen ortak uzaya insanları düşmekten alıkoyuyor olması lazım. Öyle anlıyorum ben.

    Yani şu anda içinde olduğumuz bu dünyada bazı üç harfli ırklar zaten yaşıyor; sadece bize görünen uzayda değiller. Diğer ırklara ise dünyanın kapıları kapalı. Onlara Adem'in indiği dünyaya girme izni yok. Ama ademlerin adem olmaktan çıkıp yaptıkları yanlış işler -hak yeme, faiz, adam öldürme, kamu malını iç etme, vs vs ile- diğer üç harfli ırklarla bir tür ortak yaşama (stargateteki gibi) geçmesi sonucu bu kapılar zayıflıyor mu.

    Şiir güzel de ne deniyor tam anlaşılmıyor.

    Bir başlık giymekle kişi korunacaksa bu başlık aracılığıyla insanın bu ortak uzaya düşmesinin önlenmesi ve bu cinlerin/ifritlerin/şeytani ırkların.. insana bir zarar vermemesi mi?

    Hani deriz ya aşırı heyecanlı durumu anlatmak için "adamın içinde kedi oynuyor" diye. Dikkatimi çekiyor bazen bakıyorum bazılarının içinde bildiğin "cin oynuyor" kontrol kesinlikle bir ademin elinde değil. Çok açık görünüyor ve anlaşılıyor...bildiğin stargate... ) birinci sezon ama ) ikinci sezonu başka daha ileri konular...

    Anlamak zor...
  • Zeliha Türk / 6 Aralık 2017 17:03

    Sağol varol Bülent koldaşım. Allah yardımcımız olsun.
  • Gökhan / 6 Aralık 2017 13:55

    Kız kulesi

    Yerdekiler ile Goktekiler in görevi farklı olacak.
    Görünenler,Görünmeyenler buluşaçak.
    Allah kavuşturacak inşallah.
    Kaleminiz Daim olsun,yolunuz açık olsun.
  • Edi / 6 Aralık 2017 12:13

    Bülent abim, kalemine sağlık. İnşallah devamını bekliyoruz.

    Talu kardeşinizden selamlar.
  • ERDEM İNCE / 6 Aralık 2017 11:14

    İLHAM'A SELAM

    Tüylerim diken diken oldu, selam olsun.
  • Yasemin AYYILDIZ ALPAĞUT / 6 Aralık 2017 10:45

    Bekleyiş...

    Aklınıza, emeğinize sağlık Bülent Bey. Ne güzel ifade etmişssiniz Sultanımızın da daha önce açıkladığı her seyi özetle şairane. Allah milletimizi korusun. Gerek toplum gerekse bireysel olarak sıkıntılı bir dönemden geçiyoruz. Allah yardım etsin. Kurtuluşumuzun müjdelerini almak biraz olsun içimizi ferahlatıyor.
  • Şaşkın / 6 Aralık 2017 09:55

    "Sen öyle deve kuşu gibi şaşkın şaşkın bakınırken, bir gün duyarsın elbet Dıral Dedenin Düdüğünü" Barış MANÇO
  • BEKİR ÖZTÜRK / 6 Aralık 2017 09:49

    EYVALLAH..

    eyvallah
    ne güzel özetlemişsin kardeşim...
  • Zafer YAVUZ / 6 Aralık 2017 09:49

    Beklenene hazır ol

    Allah ilminizi arttırsın Bülent Abim... Gönlünüz var olsun...Harika bir şiir sağolun var olun
  • Savaş / 6 Aralık 2017 09:27

    Hüzün ve Sevinç

    Gönlümü hem hüzünlendirdin hem çoşturdun Bülent abi, VAR olasın.
    Yolda olanlardan olabiliriz İnşAllah.
    Allah ilmini arttırsın.
    Selam ve dua ile...






ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

En Çok Okunanlar