Silueti Bozulan Şehir İnsana Huzur Vermez!

Silueti Bozulan Şehir İnsana Huzur Vermez!

Silueti Bozulan Şehir İnsana Huzur Vermez!


9 Kasım 2017 08:28
font boyutu küçülsün büyüsün


 Defalarca bıkmadan usanmadan yazdık. Her şeye rağmen yazdık....

İstanbul'un siluetini bozacaklar diye... 

"Boğaz ve nakış nakış işlenmiş muhteşem camiler... Kız Kulesi’nden pencere açılmış bu bakışa adeta. Kısaca İstanbul’un siluetini böyle görür bakan adam. İster gündüz baksın ister gece siluet budur.

Beyinlerden ruha birden ecdadın İstanbul’a attığı o eşsiz imza görünür.

İşte ilk plan: Bu silueti yok etmektir.

Nasıl mı? Tabii ki birden bire yıkmakla değil.

Önce plan şudur:

*Bu silueti gölgeleyecek, önüne onu göstermeyecek yeni yapılar inşa edilecek .

*Bunu modern yapılanma, sosyal ve ekonomik söylemlerin üzerine oturtularak planlanacak.

2006 yılında yayınlanan kitapta Oktan Keleş'in çizdiği resim :

 


 Yazının devamı:

http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=2321

 http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=1092

 http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=2344

 http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=3845

Cumhurbaşkanı  Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen Şehircilik Şurası'nda konuştu.

"Günümüz şehirleri insana huzur vermiyor" diyen Erdoğan, "Bugünkü şehirlerimiz maalesef insan fıtratını değil bireysel hırsları merkeze alan bir bakış açısıyla inşa ediliyor. İnsan fıtratıyla mütenasip olmayan her yer zamanla insanın zindanı haline dönüşüyor" ifadelerini kullandı.

İşte Erdoğan'ın konuşmasından satır başları:

Hayatın hızla aktığı, sınırların anlamının değiştiği böyle bir dönemde yaşıyoruz. Bu yeni dönem, ulaşımdan iletişime pek çok farklı alanda bize büyük imkanlar sunuyor. Daha önce aylar sürecek yolculukları birkaç saat içinde artık gerçekleştirebiliyoruz.

Modern dönemle birlikte gelişmeye başlayan makine, çelik teknolojisi tahayyül edilemeyecek bir güç veriyor. Diğer varlıklara ve canlılara saygı anlayışı, paylaşma kültürü yerini tahakküme bıraktı. Bu güç adeta bir güç zehirlenmesine dönüştü. Beraberinde de yabancılaşmayı getirdi. Böyle olunca da insan sadece kendine değil, ailesinden çevresine, içinde yaşadığı toplumdan dünyadaki diğer varlıklara kadar her şeye yabancılaştı. Tüm varlıklar yaradılışta sınırsız güç mücadelesinde kontrol altına alınması gereken rakiplerdir. İnsanın heveslerinin bu derece kutsandığı bir başka dönem bu derece vaki değildir.

İSTANBUL'DA KAÇAK YAPILAŞMA DEVAM EDİYOR'

Belediye başkanlığı yapmış bir kardeşiniz olarak da önümde bir tespit var. İstanbul'un şehirleşme tarihi ile alakalı, 4. yüzyıl ve 6. yüzyılda İtalyan mimarın İstanbul'a bakışını görüyorum. Kaçak yapılaşma ve gecekondu gibi noktasal bazı durumları görüyorsunuz. Süre geçtikçe, 94'te belediye başkanı olduğumda, göreve geldiğimde ne yazık ki, İstanbul'daki gecekondu sayısı 640 bindi. İstanbul'un nüfusu da o zaman 8 milyondu. Görevi bıraktığımda gecekondu sayısı 110 bine düşmüş, bunların içinde kaçak yapılaşma da ayrıca var. O günden bugüne ne yazık ki gerek gecekondulaşma ve gerek kaçak yapılaşma devam ediyor. Az önce şehrin mimaride ruhunu okumanın, gönülle ilişkili olduğunu okuduk.

'YEŞİLLİK ARIYORSANIZ MEZARLIKLARIN OLDUĞU YERDE BULURSUNUZ'

"İnsan bir yere yerleşeceği zaman, önce mescidini yapar, yanına hamamını kondurur sonra da mezarını seçerdi. Böylece toprak imana gelirdi" diyor. Yeşillik arıyorsanız mezarlıkların olduğu yerde bulursunuz. İstanbul'da da selviyi bulacaksan Karacaahmet Mezarlığı'nda bulursunuz. Onun dışında bulamazsınız. Bizim kültürümüzde şehirler böyle kurulur. Medeniyetimizin tüm şehirleri insanı, fıtratı, aşkın olanı merkeze alan mekanları inşa ediyor.

'ŞEHİRLERİMİZ BİREYSEL HIRSLARLA İNŞA EDİLİYOR'

Bugünkü şehirlerimiz maalesef insan fıtratını değil bireysel hırsları merkeze alan bir bakış açısıyla inşa ediliyor. İnsan fıtratıyla mütenasip olmayan her yer zamanla insanın zindanı haline dönüşüyor. Bu sebeple günümüz şehirleri insana huzur vermiyor.

'ÖNÜMDE CAMİ VAR, KUŞLARIN EVİ VAR'

Önümde cami mescid, onun önünde de kuşların evi var. Acaba şu anda kuşlara ev yapmayı düşünen var mı? Böyle bir anlayış kaldı mı? O kuşlar nerede barınacağını, nerede yiyeceğini, nerede içeceğini gayet iyi biliyor.

Kuşlara ev yapmayı düşünen var mı?

'MANHATTAN'IN NESİ VAR?'

Onca şatafata rağmen dünyadaki metropollerin insanı mutsuz etmesinin nedeni budur. "Amerika'nın Manhattan'ı var." Tamam da Manhattan'ın nesi var? Yazın o aydınlık günlerinde bile bir karanlık dünyaya girersiniz. Aydınlık yok. Paralı olan Manhattan'da yaşamaz. Onlar New York'un kenarında yaşamayı tercih eder.

 

Ajanslar








Bu haber 2,239 defa okundu.





Yorum ekleYorum ekle


Yorumlar (7)
  • OTSUKARCI / 14 Kasım 2017 22:18

    ŞEHİRLEŞME

    Türk milleti şehirleşmedikçe, yok edilemez. Bilge Tonyukuk. Allahım rahmet eylesin.
  • ahmet / 11 Kasım 2017 14:16

    Acaba bizim bilmediğimiz başka birşeyler mi var?

    Tehlike silüetin değişmesinden çok daha dehşet verici zira İstanbul zeminini kaybediyor. Japonya'ya atılan atom bombası belirli bir alanın toprağını buhar yapmıştı, İstanbul'un ne kadar toprağı buhar oldu bunun hesabını yapan kurum var mıdır acaba? Hiç atom bombası atmadan neredeyse bütün İstanbul topraklarını dozerlerle kaldırıp kaldırıp attırdılar. Milyonlarca yıllık o canım toprakların hepsi yerinden söküldü. Topraklar kaybedilmeseydi ömrü belli olan bu yapıları birgün yıkıp eski silüeti yerine geri getirebilecek nesiller çıkabilirdi ama zemin kalmayınca neyi geri getirecekler yıkılan binaların ardında bıraktıkları devasal çukurlara taşıma toprak ile mi eski istanbulu geri getirecekler.

    Fatih Sultan Mehmet'in Haliç sırtlarında keçi otlatılmasını yasakladığı fermanı var. Nedeni Haliç'in doğal yapısına zarar veriyor olması acaba Fatih Sultan Mehmet bu emri hangi akıl ve bilinç ile verdi? Eğer İstanbul'a yüklü miktarda su getirecek yollar yaparsak bütün eker-biçerler İstanbul'a dolar diyenler acaba bu tavsiyeleri hangi akıl ve bilinç ile yaptılar. Bugün sokaklardan, parklardan yapraklar çöp diye süpürülüp ya yakılıyor ya da çöplüğe atılıyor binlerce yıldır ormanlarda yapraklarını döken ağaçların yaprakları bugün nerede acaba? Doğaya yapılan saygısızlık dolaylı olarak Allah'a da yapılmaktadır. İnsanlığın kader planında önemli yeri olan bu toprakların birkaç nesile feda edilemeyeceği inancındayım. Uzaya üs kurmaya çalışanlar önce üzerinde yaşadıkları gezegenin kendilerinden sonrakilere nasıl bırakılabileceğinin planlarını yapmalıdırlar, her kuşak bu bilinç ile çalışırsa Allah'ın sevgi ve rahmetini taşıyan bu güzel gezegen kuşaklar boyu korunmuş olur.

    Türkiye'nin nüfusu itibariyle 50-100 daireli rezidans yaşam biçimine geçmesi doğru mudur? Bu projeler özellikle İstanbul'da hayata geçiriliyor. Apartmanlar için 10 metreye kadar yeri söküp atıyorlardı şimdi ise 50-100 metrelere kadar yeri söküp atıyorlar. Çok küçük aralıklarla toprakları santim santim kazıyorlar. Denizlerin de tabanına el attılar kumlarını tüketip, kanalizasyon haline getirdiler, kıyıları doldurup tekrar doğal haline döndürülemeyecek şekilde yok ediyorlar.
  • GÖKHAN GENÇ / 9 Kasım 2017 14:33

    ZARAR DAN KÂR

    ZARARIN NERESİNDEN DÖNÜLÜRSE KÂR' DIR DİYE BAKMAK LAZIM. İNŞALLAH BUNDAN SONRASI İÇİN HASSASİYETLER YERİNİ İCRAYA VE İFAYA BIRAKIR.
  • Tungatigin / 9 Kasım 2017 12:59

    Aşırı nüfus

    Aslında İstanbul'un tek bir sorunu var oda aşırı nüfus.
    Aşırı nüfus beraberinde ekonominin ve para hareketlerinin İstanbul da yoğunlaşmasını getiriyor.Bu yüzden İş adamları buraya yatırım yapıyor , yeni yatırımlar iş arayan yeni insanları İstanbul'a çekiyor. Yeni konut ihtiyacı doğuyor , yeni yer açmak için ağaçlar kesiliyor, yeşil alanlar talan ediliyor herkes araç alıyor yeni yollar yapılıyor yetmiyor metro,metrobüs,tramvay hatları yapılıyor yine ağaçlar kesiliyor ve bu kısır döngü böyle devam ediyor. Yakında kuzey ormanlarına da dadanır bunlar çünkü sanayiye giren iş adamı koyduğu sermayeyi çok uzun yıllarda çıkarabilirken İstanbul a gelip yaptığı bir konut projesinden çok daha yüksek kar elde ediyor. Türkiye de Karadeniz den Akdenize İç anadolu dan g.d. anadoluya her firmanın ayrıca İstanbul'da bir şubesi iş merkezi var.Yeni yatırımların tamamının Anadoluya yapılması , tersine göçün teşvik edilmesi tarımın teşvik edilmesi lazım Bir ülkenin nüfusunun % 20 si tek bir şehirde yaşamamalı
  • i.akgün / 9 Kasım 2017 12:57

    tavuk gibi kesecekler bu insanları

    sahip çıkılmazsa birileri sahip çıkıyor bu görüntüde ıspatı sanırm kimse takmıyorki zaten kabeyi yapabiliyorsalar bunlar her yeri aynı şeye dönüştütürler yer yaratıkları
  • / 9 Kasım 2017 09:42

    Devletin politikasi bundan sonra gelisimin istanbul disinda olmasina yonelmek ve istanbuldaki insanlari buna tesvik etmek olmali.
    Yurttasin planlamasi da istanbul disinda bir yasam ve duzen nasil kurarim olmali.
    Bu iki planlama ve politika da insani ve topraga bagli bir anlayista olmali. Yani istanbul disina cikmaya niyet eden apartman dairesine degil etraginda arazisi olan kendi temel sebzesini ekebilecegi tavuk bakabilecegi bir duzen dusunmeli.
    Cok sey soylenebilir. Denize dusen bir pet siseyi bile alip cope atmak guzel ibadet. Uygun yemek artiklarini ibade meyve coplerini toprakla bulusturmak da guzel ibadet. Az da olsa yapilabilecek seyler her zaman var
  • davut / 9 Kasım 2017 09:13

    Şaka

    Bazen bir şakanın içinde olduğumuzu düşünmüyor değilim.

    Acı bir şaka...






ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

En Çok Okunanlar