Çalıştay

Çalıştay

Çalıştayımız bir önceki hafta kaldığı yerden devam ediyor.


3 Kasım 2017 08:12
font boyutu küçülsün büyüsün


Çalıştayımız bir önceki hafta kaldığı yerden devam ediyor.

  1. Bölüm: http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=6342








Bu haber 1,359 defa okundu.





Yorum ekleYorum ekle


Yorumlar (4)
  • Nurgul tan / 11 Kasım 2017 15:09

    Dna

    Uretmeye calistiklari herseyyine Allah in yaratmasiyla... yoktan neyi var ede bilirler.. urete biliyorsan var oldugu icin.. yok tan
    Yogu var edersiniz... Harvard Üniversitesi'nden George Church’ün de belirttiği gibi en büyük risk, XNA’ların güçlü fiziksel özelliklerinden kaynaklanıyor. Bu durum, doğa tarafından neredeyse yok edilemez oluşları, XNA’nın kontrolü ele geçirip DNA ve RNA’yı canlılığın uzun geçmişini göz önüne aldığımızda çok da uzun sayılamayacak bir süre içinde ortadan kaldırmasına sebep olabilir. Yapay genlerin atağa geçmesi ve özellikle vahşi doğaya yayılması, Steve Benner tarafından varsayıldığı üzere yaşam zincirinin yapıtaşı mikroskobik canlılar başta olmak üzere canlılar alemine uyandırılması güç bir kabus yaşatabilir. Benner’a göre XNA’lar DNA ve RNA’ların hüküm sürdüğü bir dünyada görünmez olmak ve bu şekilde kalmak zorundadır.
    Bilim hakkında söz söyleme hakkına sahip olan kimdir? Bilim insanları mı? Etik kurulları, halk, politikacılar ya da düzenlenen moratoryum sözcüleri mi? Elbette hiçbiri, tek başına söz hakkına sahip değildir. Her ne kadar düzen bu şekilde işlemese de bilime yön verecek tek etken, yine bilimin kendisi olmalıdır. Burada ince bir çizgi var, bilimden kaçınmak ve bilimi zorlamak... Bir tarafta pek çok hastalığa çare bulacak, sayısız canlının hayatını ve neslini kurtaracak bir buluşa kavuşmaktan bir adım geride durmak var; diğer yanda ise büyük bir yıkım getirme riski... Yapılması gereken, küçük adımlarla, sonu gelmez kontrollü deneylerle ve her zaman bir sonraki adımı göz önünde bulundurarak ilerlemek, küçük taşları üst üste koyarak büyük yapılara ulaşmak olmalıdır. Hataya karşı bütünüyle önlem alarak, hep ilerisini sorgulayarak, deneyerek, tekrar tekrar deneyerek ve hayal ederek, bilimin yolunda ilerlemek...
  • mete / 4 Kasım 2017 22:03

    Mükemmel Tefekkürler Gerçek Zikirler

    Tanrımız bir Allah, onun yanına ortak bir güç koymayız, plan dahilinde görevli melekler var ilgilenenler/ilka edenler demek sadece, mehdi eren demek güçlü rüyalar görüp Allah'ı anlamaya çalışan demek, bir halife sözü sonradan gelen insan olmakla atanan demek. Din adamları bu kelimeleri terimlestirdi diye gereğinden fazla anlam yüklememek lazım. Bizim medeniyetimiz bu yaşayın Oktan Bey ve Kalperenler!

    Kuran bizi men etmiyor, düşündükçe minnetle bırakıyor. Örtüyü bozuk sistemi atıyorsunuz, kafayı kullanıp Kuranı anlıyoruz. Bilgiye erismekten korkmuyoruz. Sonra erişince gücü sadece ondan bilip azmadan yanlış kullanmadan (Muhammed 25) toplumların ibadetlerindeki sekli farklılıklara dahi tartışmadan yaşıyoruz (Hacc25)...

    Ön Türkler Kuran bahislerinin iç yapıları 10binlerce yıl öncesi vahşi hayvan fıtratları, yeryüzünün yeniden imarı, köleleri kurtarma operasyonu, ayn el yakin olmak, nefeslerde ilk hakikatimizi aramak, arştan veya başka arzdan bilgiler, mitokondriyal dna bilgisi, türeyişimiz, bilimsel olarak Hz. Meryem'in mucizesi, başka unsurlara izlere temas etmek konuları sayamadım.... Bunları konuşmak aklını kullanan biz inananları yanıltmaz, örtülerden perdelerden kurtuluyoruz Kalperenler sayesinde....Hakikate yaklaşıyoruz, tefekkürlerimiz ve bu gerçek zikirlerinizle...

    Sevgi, selam ve saygılarımla...
  • alaca / 3 Kasım 2017 16:50

    Teşekkür..

    Çok güzel bir çalıştay oldu. Katılan herkesin emeğine yüreğine sağlık. Bizim burdan çıkardığımız sonuç Göbeklitepe, Sümer veya başka Öntürk medeniyetlerinin inançları ve akılla Tengri'yi bulma çabaları bugünde vahiyin aynen ilk zaman ki gibi devam ettiğinin kanıtıdır. Bu noktada Yunus Baba'nın "bir ben var benden içerü" sözünü iyi analiz etmek gerekir. Tefekkürlerin de bir sıralaması ve hiyerarşik katmanları vardır. Her bir katman alışında bir yerde insan aslında tefekkür sahibinin kendisi değil Yunus Baba, Hoca Ahmet Yesevi, Hacı Bektaş Veli, Münir Derman, Oktan Abi olduğunu idrak ediyor. Bu noktada Allah neden Peygamber göndermiştir? sorusunun cevabı akla doluyor. Her tefekkür katmanının bir yeri varsa onlarında bir temsilcisi vardır. Yıldızların yerlerine yemin, gezegenlere yemin Secde ayetleri hepsi bir şeyin bitişini ve bir şeyin başlangıcını ifade etmekte. Dolayısıyla tefekkürle elde edilen hiçbir şey kişiye ait değildir. Yener Başkana teşekkür ederiz bazen söylediği şeyler o kadar derin ki hemen akla başını mes edenin ona bir şeyler kattığını akla getiriyor. Tekrardan teşekkürler
  • Kim Bilir( Adem) / 3 Kasım 2017 12:05

    Yapıcı Eleştiri

    Çalışmalarınız çok hoş, canı gönülden dinliyor tüm kalbimle salat (yöneliyor) ve selam (sulh,barış) ediyorum sizlere lakin ortamda siz değerli canların sesleri dışındaki eşyanın sesleri ahengi bozuyor lütfen bu konuda bir an önce tedbir alın ve KA (L) BE'ye erenlere :)) ereceklere de bir eleştirim var lütfen soru sorun yanlışta olsa fikirlerinizi paylaşın sorun ki sizdeki yanlış bizde de vardır belki biz de o yanlışımızı görür kendimizi yeniden değerlendirir eksikliklerimizi tamamlarız bu konuda sizlere dua eder salat eder (yönelir) beraber hem R +Ahmet almış hemde T+Alim (İlim) almış oluruz. İnşa+Allah hep beraber daha iyiye ve daha güzele olmak dileği ile Aşkla, Muhabbetle ve Sevgi ile KALIN.






ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

En Çok Okunanlar