Ay'ı İstila

Ay'ı İstila

Ay'ı İstila


12 Ağustos 2017 10:40
font boyutu küçülsün büyüsün


AY’I İSTİLA

Malumunuz 80 Kalperenle geçtiğimiz günlerde Tire'de Ata Begim, Gönül Sultanım Oktan Keleş Beyle bir günlük bir dağ kampı yaptık. Bu konuyu orada bulunan büyük küçük tüm kardeşlerimiz yazıya döküp orada olamayan siz değerli Kalperen kardeşlerimize aktardı, aktaracaktırda. Benim sizlere aktarmak istediğim konuysa tamamiyle farklı.

Dağ kampı sonrası geri dönmesi gereken herkesi bir bir yolculadıkdan sonra köy evinde 11 kişi kalmıştık. Akşam Sultanımızın bereketli sofrasında yemeğimizi yemiş oturuyorduk. Bir yandan çay içiliyor bir yandan sohbet ediliyor, bir yandansa içen nargilesinin içiyordu.

Sultanımız oturduğu yerden yavaşça arkasını dönüp ağaç dallarının arasından göğe bakarak "Gördünüz mü? Bakın Ay bizi selamlıyor" dedi.

Bende içimden "Sultanımız bunu durduk yere neden söyledi ki,hayrolsun yine bir şeyler oluyor" diye geçirdim.

 


Bunu dediğimde ayın şekli ve rengi birebir yukarıdaki resim gibiydi. (Resim siz değerli okuyucuların zihninde bir şeyler canlandırsın diye telefon uygulamasından o güne ait ayın durumunu gösteren ekran görüntüsü olarak alınmıştır)

Sultanımın bir sözü vardır. "Herkese Paranormal, bana normal olaylar." Sultanımın yanında farkedenlere olağanüstü hal yaşanmayan bir gün olmadığı için artık bu tür olaylar bana da normal olaylar haline gelmişti. Dolayısıyla Sultanımın Ay'la ilgili sözünü normal karşılayıp sohbetimize devam ettim.

Gece saat 24:00'ı geçmiş 1 Ağustos gününe girmiştik. Saat 01:06'yı gösteriyordu. Sultanımız bir şey almak için yukarı çıktı. Çıkar çıkmazda "Koşun koşun Ay'ı istila ediyorlar, bunu ömrünüzde bir kere gördünüz gördünüz, bir daha göremezsiniz" diye yüksek sesle telaşlı bir şekilde bizi çağırdı. Aşşağı katta oturan bizlerse Sultanımızın sesini duyar duymaz bir solukta yukarı çıkmıştık bile. Ay yukarıdaki resimdeki gibi yarım ay şeklindeydi. Bir farkla. Aydınlık olması gereken taraf kıp kızıldı. Anladım ki kan dökülmüştü.

Sultanım dürbününü alıp çatışmayı bizlere göre daha yakından izlemeye başladı. Bizlerde çıplak gözle ne olduğunu anlamaya çalışıyorduk. İyice odaklanınca gördüm ki sayıca az olan Ay'ı savunan bir gruba sayıca üstün olan bir başka grup saldırıyordu. Küçük de olsa çıplak gözlerde görülebiliyordu. İt dalaşı, kovalamalar bildiğiniz hollywood filmlerindeki yıldız savaşları yaşanıyordu. Gök yüzünde kayan yıldız gibi gözüken bir gemiden diğerine ateş etmeler havada uçuşuyordu.

Ama önemli olansa bir makası tam açtıktan sonra yavaş yavaş kapatırsınızya , aradaki boşluk yavaş yavaş her iki taraftanda küçülür, aynı o şekilde ay gözümüzün önünde yavaş yavaş yarım ayın her iki ucundan da küçülüp kayboluyordu. En son kalan küçük kızıl ay parçası da ortadan kaybolduktan sonra Sultanımız "Şerliler Ay'ı istila ettiler, dünyadan gözükmesin diye de perdelediler" dedi. Ama bunu derken çok rahat ve güler yüzlüydü. "Merak etmeyin Göktürkler şimdi bastırıp geri alır" dedi.

Bizimse yüzümüzden düşen bin parçaydı. Bizim moralimizin bozuk olduğunu gören Sultanımız bu sözünü 3 kere daha tekrarlasa da bizim moralimizde pek bir düzelme olmadı. Bunun üzerine “Bizde Göktürkler'e buradan yardım edelim mi?” dedi. Bizim yüzümüzde bunu duyunca bir anda umut ışığı belirdi.

Şu tepedeki türbeye benimle bu saatte kimler gelir dedi. Hepimiz el kaldırdı. Pekim kim bensiz gider dedi. Bunu diyince anlamıştım ki birileri yukarıdayken Sultanımızın da burada yapacak işleri vardı. Yine herkes ben giderim diye el kaldırdı. Asker olmamdan dolayı Sultanımız "Serdar sen, Mehmet ve Ali üçünüz zaman kaybetmeden türbeye çıkın" dedi.

Ağar topar ayakkabılarımızı giyip evin bahçe kapısından çıktık. Tam bu sırada saat 01:14'tü. Kuran'ın 114 suresini işaret eden saati görünce içimi huzur kapladı. Dağa çıkarken köpek yada yaban domuzu saldırır diye evin yanındaki ağaç dalı istifinden bir sopa aldım. Diğerlerinde biraz tane almalarını söyledim. Yola koyulurlarmış bizi gören köpekler havlamaya başladı. Bunun üzerine Ali, "Abi köpekler havlıyor" dedi. Bende "Korkmayın ALLAH Bizimle" dedim.

Dağın eteğine vardık. Tırmanış başlamıştı. Tırmanış derken öyle filmlerdeki kayalık dağlara teçhizatla tırmanılan sarp kayalıkla dağ misali değil. Kamp yaptığımız dağın bir küçüğü, daha eğimlisi, ama bol Çalıklı ve zeytin ağaçlısı. Tabi bu zirveye çıkmanın kolay yollarında varmış ama biz o an hem karanlık, hem bu dağa ilk çıkışımız, gende olayın heyecanı içerisinde zirveye giden en direkt güzergahı gözümüze kestirip oradan tırmanışa başladık. Tırmanışa başladıktan 10 dakika sonra Bekir abi Manisa'ya vardıklarını Sultanımıza bildirmesi için Mehmet İlhan Koldaşımızı aradı. Durumu öğrenen Bekir abi aynı araçla İstanbul'a doğru yola çıktığı Başkanımız Yener Dursun Beye durumu bildirmiş olacak ki Yener abi hemen beni aradı. Ben durumu açıklayınca biz hemen dönüyoruz dedi. Dönmelerinin bir anlamı olmayacağını, dönüş yoluna geçtikten yarım saat sonra işimizin biteceğini, boşuna onaca yolu dönmüş olacaklarını söylediğimde anlar gibi oldu ama yinede ısrarını sürdürdü. Zihnim ben bunları söylerken onlarca, bellide yüzlerce hesap yapıyordu. Yaptığı her hesabı bu koşuşturma içerisinde Yener abiye aktarmam mümkün değildi. Bizim her geç kaldığımız dakika bir Göktürklü kardeşimizin şehit olduğunu düşünerek neredeyse yârim saat 40 dakika boyunca süren tırmanış boyunca 2 kere birer dakikalık dinlenme dışında hiç durmadan zirveye tırmandık. Şehitliğin neresi kötü diyenleriniz olabilir. Unutmayın "Bize ilk cephede şehit düşen değil, yıllarca bir çok cephede savaşıp, şeytanilere bu kainatı dar edecek yoldaşlar, Koldaşlar lazım."

Bu arada köylülerde bizi hırsız zannedip gecenin bu karanlığında peşimize takılmıştı. Arkamızdan koşup ıslık ve fenerlerle bizi durdurmaya, kovalayıp kaçırmaya çalışıyordu.

Neyse ki zirvede türbenin yanına varmıştık. Sultanımıza türbeye vardığımızı bildirdik. O da bize beklememizi söyledi. Türbenin yanından göğe bakıp dualar ve bir takım ritüeller yapmaya başladık. Sultanımızda aşşağıdan yapması gereken şeyleri yapmıştı. Sonra bizi arayıp "Düşman yüzünü gösterdi. Göktürkler Ay'ı geri aldı. Geri dönebilirsiniz." dedi.

Ay tamamen perdeleyip karartılmasan önce yaydığı ışık sayesinde çıplak gözle küçükte olsa gemileri seçip, ne olup bittiğini anlayabiliyorduk. Ama o an tüm gök yüzü karanlıklar içerisinde Ay'ın ışığından yoksun, tüm bu olan bitenin yazını tutuyor gibiydi. Çıplak gözle eskisine nazaran çok az şey gözüküyordu. Ama yine de gözüküyordu.

Yavaş yavaş türbeden dönüş yoluna koyulduk. Bu sefer çıktığımız yola nazaran daha az çalılıklar inişi kolay ama daha uzun olan bir güzergah belirleyip inmeye başladık. Görüşümüz ne kadar kısıtlı da olsa görebildiğim kadarıyla gök yüzünde it dalaşı diye tabir edilen olay devam ediyordu. Bir takım gemiler diğerlerini Ay'ın tersi istikametine kovalıyordu. Sanırım Göktürkler şeytanileri kovalıyor diye geçirdim içimden.

Yavaş yavaş indiğimiz için, inişimizde bir süre sürdü. Köyün girişine denk geldiğimizde peşimize takılan 2 köylü genç sonunda bize yetişti. Bizim olduğumuzu gören gençlerden biri dağa çıkanların hırsız değil de bizler olduğunu görünce rahatlamıştı. Çünkü önceki günlerde bizi köyün kahvesinde görmüş ve Sultanımızın misafiri olduğumuzu bilen Sultanımızın komşusuydu bu genç. Hemen duvarın üstüne serilip "Abi siz miydiniz yaaa ?" Bitkin bir halde "Gece gece bizi de terlettiniz. Ne işiniz vardı bu saatte dağda." Dedi. Bizde Sultanımızdan aldığımız direktif üzerine "Kim gecenin bu saatinde korkmadan türbeye ilk varabilir diye iddiaya girdik, sonrasında da durmayıp türbeye doğru koştuk" dedik.

Sohbet ede ede yürürken Sultanımızın evine varmıştık. Onlar yukarıda neler olduğunu, bizde aşşağıda neler olduğunu sorduk. Yaşadıklarımızı bir birimize anlatırken oturup terimizin soğumasını bekledik. Muhabbet uzayıp gitmişti. Saat 03:?? küsür dolaylarıydı. Bu sırada balkonun duvarına yaslanmış sırtım gökyüzüne dönükken Çağlar eliyle gökyüzünü işaret ederek heyecanlı bir şekilde “Komutanım bak bak bak” dedi. Gösterdiği yöne döndüğümde gökyüzünde büyük bir alev topu sönüyordu. Sanırımuzayda süren savaşta vurulup patlayan bir gemiydi.


Sohbet devam ederken Sultanımız Ay’ı istila etmelerinin nedeninin bizim yaptığımız kamp sırasında yaşanan savaştaki yenilgilerinin intikamı olarak yapıldığını söyledi. Kampta devletin boş durmayıp her şeyi kaydettiğini söyleyince, ben hemen atılıp bu kayıtları görebilme imkanımız var mı diye sorunca devlet izin verirse olur ancak dedi. O kayıtların da şu anda çoktan devletin arşivine gönderilmiş olduğunu söyledi. Sohbetimiz devam ederken ben ara ara bu konuyu gündeme getirip ricada bulundum. Bunun üzerine türbeden inerken yaşadığım kazanın hatırına, kaydedilen görüntülerden kendisine gönderilen bir ekran görüntüsünün fotoğrafını bana gösterdi. Bu kayıtlarında zamanı gelince ortaya çıkacağını söyledi. Gösterdiği o fotoğrafı sizlerle de paylaşmak istiyorum.
 


Bu fotoğrafı görünce, fotoğraftaki mavi olarak gözüken kişiyi daha önce izlediğim bir filmdeki karaktere benzettim.
 


Aynen bu fotoğraftaki maskeye benzer bir maske takmış üstün teknolojiye sahip bir kişi fotoğraftan bana bakıyordu sanki. Görebilene fotoğrafda çok şey gizli. Sıra sıra dizili leşler … (Not : Yukarıdaki fotoğrafa çözünürlüğü düşük bir telefonla bakarsanız daha çok şey göreceksiniz.)
Tüm bunları konuştuktan sonra Sultanımız “Bu NASA ne işe yarıyor, NASA oradan aval aval olanları izlerken, biz Ay’ı üç kişi geri aldık” dedi. Hepimiz gülüştük
Hemen NASA’ya bir mesaj attık.



 
Sonraki günde yeniden buna benzer bir girişim olacağı haberini aldığımızda sizler için eldeki imkanlarla bir iki dakikalık cep telefonu kaydı aldık.
https://www.youtube.com/watch?v=W1wpOsNxnk8

Ertesi gün dönüş vakti gelmişti. İlk başta İzmir’e Didem Bacıbeyimizin bozulan Servisteki aracını almaya gittik, oradanda İstanbul yoluna dört kişi koyulduk. Bu sırada da Bursa’yı geçtiğimiz sırada Otoban yakınındaki boş bir araziden 500 metre kadar önümüzden 3 tane uzay gemisi sırayla sessizce kalktı ve gecenin karanlığında gökyüzünde kayboldu. Gökyüzüne baktığımızda hala hareketlilik devam ediyordu.


Ertesi günlerde de bu hareketlilik devam etti ama her hangi bir çatışma olmadan. Bu yazıyı okuduktan sonra çıkıp gökyüzüne bakarsanız belki sizede denk gelebilir.


Saygılarımla


Serdar KAZANÇ








Bu haber 6,155 defa okundu.





Yorum ekleYorum ekle


Yorumlar (37)
  • Slm / 19 Ağustos 2017 14:11

    Hayal mi Gerçek mi ... Ölçü ne ?

    https://www.youtube.com/watch?v=zyqRcMySl74&sns=em
  • 4elemend / 17 Ağustos 2017 02:23

    Hayal dunyasi

    Hayal dunyanizin bu kadar genis olmasina sasirdim dogrusu... saygilar...
  • gokturk ergenekon / 16 Ağustos 2017 16:57

    kizaran ay

    13 agustos gecesi izmirden turgutluya donerken ay'in cok kizil oldugunu farkettim.yol boyunca karsimdaydi sonra bir ara gozden kayboldu( gorus acimdan cikti buyuk ihtimal) sonra yine karsimda ayni sekilde kizi halde duruyordu.Isin ilginc yani turgutluya vardigimda ay normal rengine donmustu.bu tarihte herhangi bir faaliyet oldu mu?
  • Can YESEVİ / 16 Ağustos 2017 16:54

    Korku sarmış belli ki ! ;)

    http://m.t24.com.tr/haber/uzaylilara-dunyanin-yerini-belli-ettik-pismaniz,420227?utm_medium=social&utm_content=sharebutton
  • İbrahim Keleş / 16 Ağustos 2017 09:14

    Müslüman Sorgular

    Değerli Büyüklerim Kafama Takılan Sorularda Aydınlatmanız Dileğiyle.Apollo Serisi Uyduların Foto Ve Videolarında Dahi Net Bir Şekilde Çözülemeyen Nesnelerin Dünyadan Çıplak Gözle Görme İhtimali Varmıdır..Youtube Videosunda Oradaki Abiler Ay daki Hareketlenmeyi Gördüklerini Ufoların Birbirleriyle Savaştığını Gördüklerini Söylüyor..Bu dünyadan Çıplak Gözle Nasıl Mümkün Olabiliyor..Kaçırdığım Veya Atladığım Bir Konu Varsa Aydınlatırsanız Sevinirim..
  • Selim Turan / 14 Ağustos 2017 23:58

    ...

    Büyük şehirlerde veya hava kirliliği olan diğer yerlerde Ay'ın sarı veya kızıl bir hal aldığını görmemiz normaldir. Genellikle de ufka yaklaştıkça batarken veya doğarken bu şekilde Ay'ın sarardığını kızardığını gözlemleriz. Çünkü atmosferin kalın kısmına denk gelir ve havada kirlilik varsa Ay batarken bu yüzden yavaş yavaş renkli bir görüntü alır.

    Yani demek istediğim her kızarma sararma gibi manzarayı yaşarken bu faktörleri de aklımızda bulundurup durumu her seferinde işgale savaşa yormamamız gerekir.
  • onuroner / 14 Ağustos 2017 20:25

    Akaşik Kayıtlar

    Eger goruntu varsa ses de vardir. Hz.Isa'nin benzer goruntuleri de buyuk Turk Devleti'nin elindedir dersek abartmis mi oluruz...
  • sukru tocan / 14 Ağustos 2017 14:00

    kızarma olayı

    bende bırkeresınde ayın kızardıgını cıplak gozle gorup farketmıstım,ama tabıkıde bılgımın eksıklıgınden bır anlam verememıstım,bır daha denk gelırsem daha dıkkatlıce ızleyıp ıncelemeye calısacagım...selamlar
  • nokta.x / 14 Ağustos 2017 13:01

    Göklerde Savaş

    Merhaba Kalperen kardeşlerim. Ay'ın hallerini uzun zamandır takip ediyorum. Garip şeyler oluyor. Dikkatli bakarsak eğer çıplak gözle bile görülebiliyor.
    Aşağıda ki video'da ki araçlardan birisini olay tarihinde ben net olarak gördüm. TV'den de o gün bu haberi izledim.
    https://www.youtube.com/watch?v=-Mdw2JIxYgE

    Bu gece yine saat 02:00'den sonra Gökyüzünde hareketlilik vardı. Göktürkler nöbetteler ...
  • ucbeyi Mehmet / 13 Ağustos 2017 19:10

    fazlasi yok eksigi var

    Sevgili Serdar kardesim, kalemine gönlüne saglik cok güzel kaleme almissin yasananlari, hatta cok mütevazi olmus, o gece Sultanimizin hatta kim yalniz gidebilir diye sordugunda, herkes ilkokul cocugu edasi ve heyecaniyla elini kaldirip ben ben demesi, hatta bacibeylerimizin bile cesur ve emin sekilde cikmak icin can atmasi görmeye degerdi.
    yola cikarken verilen emir ve sorumluluk öylesine icimize islemistiki, ne bize seslenen köylüleri farkettik ne deli gibi kulagimizin dibinde havlayan coban köpeklerini. o gece isin ucunda ölüm var denilseydi, yine ayni heyecan ve mutlulukla bu görevi yerine getirmek icin can atacak kalperenlerin oldugunu görecektiniz emin olun. bu arada tepeden inerken Serdar komutaninda gazi oldugunuda hatirlatmak isterim, hayirli ve mübarek olsun. selam sevgi ve muhabbet ile
  • gökmen / 13 Ağustos 2017 16:02

    Benzetme!

    Ayla ilgili tuhaflık olduğunu daha önceki yorumum da belirtmiştim, geçen günlerdeki kızıl olarak doğma olayı da olmuştu, resimdeki varlıklara gelince, bir tane değil 3 yüz beliriyor. Maskeli oldukları, belli oluyor özellikle öndeki varlığın arkasındakinin ağızlığı çok belli, resimde paylaştığınız karakterden çok yıldız savaşlarındaki darth vader katakterinin maskesine daha çok benziyor, ganeş denilen varlık bunlarmıdır?
  • Elmas / 13 Ağustos 2017 15:34

    Gökyüzü

    Türk mitolojisinin çok iyi okunup araştırılması lazım. Atalarimizdan yadigar kalan destanlarin deşifre edilmesi lazım. Bu konuda çok degerli kitaplar mevcut. Lütfen o kitapları okuyun ve Oktan abinin yazdıklarıni o zaman cok daha anlamlı bir yere oturtacaksiniz kafanizda. Şöyle söyleyeyim mitolojimizde geçen kişiler, olaylar, semboller hep gökte bir.takimyildiza aya ve güneşe denk gelmektedir. Kadim tarihimizde sifrelenmis çok önemli bilgiler var. Gökyüzünü çok daha iyi araştırmalı yildizlari takimyildizlari mitolojilerdeki anlamalarini öğrenmemiz gerekir. O zaman her şey cok daha netlik kazanıyor. Bilimkurgu gibi gelen her şey gerçektir. Unutmayalım ki çok değil 10 15 yıl önce su an hepimizin elinde olan dokunmatik telefonları bilimkurgu filmlerinde görüp adamlar nasil film yapmış diyorduk. Bu gün o filmlerde izlediğimiz neredeyse her şey günlük hayatımızın bir parçası. Gökyüzünün bize anlatmak istediği çok şey var. Atalarimiz bizlere çok güzel bir miras bırakmış destanlar, mitler. Bunların hic biri hikaye değil... Bilge Ataturkumuzun de şu sözü çok önemli diye düşünüyorum. "Istikbal goklerdedir." Göktürklere selam olsun.
  • Ayşecik / 13 Ağustos 2017 11:31

    Resimdeki karakter

    Ertesi gün ben de oradaydım, şahit oldum ayın durumuna, unutulmayacak anılardan biri oldu.

    Ay Gazisi Serdar kardeşim, resimdeki karakterin ismi nedir acaba?
  • Savaş / 13 Ağustos 2017 09:27

    KALPERENLER

    Gazanız mübarek olsun İnşAllah.
    Hak yolda mücadeleden ayırmasın. Sabaha kadar uyunmamalı...
    Anlarız inşAllah
    Selam ve dua ile...
  • ulak / 13 Ağustos 2017 08:39

    Nasa

    Nasadan cevap geldi mi?
    Gelirse sitede yayınlarmısınız?
  • Sezai Bodur / 13 Ağustos 2017 08:17

    Gerçek mi hayal ürünümü ?

    Çok merak ediyorum bağışlayın, tüm bu yaşanılanlar gerçek mi yoksa kurgu mu ? Lütfen aldatmayın bizleri...
  • Selim Turan / 13 Ağustos 2017 01:08

    ...

    Madem "Dünya dışı yaşam" sırları faş ediliyor. Bende yaşadığım iki temastan bahsetmek istiyorum. Daha doğrusu iki

    Tanımlanamayan Uçan Nesne (U.F.O.) gözlemimden...

    İlki, 7 ile 9 yaş arasında bir dönemime tekabul ediyor...

    Trabzon'un göbeğinde merkez'deki apartman dairemizin balkonunda dışarıyı izliyordum. Akşam vakti hava yeni

    kararmakta idi. Akçaabat'ın dağlarının üzerinde bir yıldızın olduğunu gördüm. Garip ışıklar saçıyor titriyor gibiydi. O

    sırada balkonda çamaşırları toplayan ablama onu göstermiştim fakat ilgisiz kalmıştı biraz bakıp gitmişti. Ama ben

    gözlerimi üzerinden ayırmadan izlemeye devam ettim.

    Cisim çok yavaş hareket ediyor ve yavaşça alçalıyordu aslında tam üzerime doğru geliyordu. Çünkü ışık git gide

    büyüyordu. Cisim yakına geldiğinde artık hava tamamen kararmıştı. Ve artık üzerinde çok farklı renklerde ışıklar

    yayan yerler belli olmaktaydı. Yavaşça ve hiç ses çıkarmadan Tam olarak Apartmanımızın hemen üzerinden, 20-30

    metre üstümüzden geçip gitti. Tasvirlerdeki gibi Tabak formundaydı fakat dış kaplaması havanın kararmış olmasından

    ötürü gözükmüyordu yalnızca altında 15-20 adet kenarlara yakın yerlerde çember gibi dizilmiş dikdörtgen ışık

    kaynakları çok net bir biçimde parlamaktaydı. Ve her ışık kaynağı da farklı farklı her renge dönüşüp ışık saçıyordu.

    Her renk vardı diyebilirim. Araçtan ise hiç bir ses yayımıyordu.

    Bu da temsili çizimim: https://i.hizliresim.com/1glrRB.jpg

    Tam cisim üzerimden yani mahallenin ulu orta üstünden geçmekte olduğu sırada caddede birileri var mı diye baktım

    birisine daha seslenip göstermekti niyetim. Ama hiç kimse yoktu sokak bomboştu. Bir tek renault broadway aracın

    geçtiğini hatırlıyorum caddeden.

    Cisim Apartmanımızın hemen üstünden gidip görüş alanımın dışına çıktığı anda içeri koştum. Evdekilere haber verdim

    oturma odasına sofra kurulmuş yemek yiyorlardı. Olan biteni anlattığımda babam "uydudur uydu" deyip geçiştiriverdi.

    İki kamyon büyüklüğündeydi! Hemen apartmanın üstündeydi! dememe rağmen inanılmadı.

    Mahallede arkadaşlarıma anlattım inanmadılar uydurduğumu iddia ettiler. Sonradan adım bir süre Uzaylı Selim' çıktı. :D

    Olayın üstünden 20 yıldan daha fazla süre geçti. Bu anların hiç birini unutmadım sanki bir kaç saat önce yaşamışım

    gibi. O araç neyin nesiydi? Amerikalıların gizli araçlarından biri miydi Uzaylılara mı aitti? Yıllar geçtikçe bu sorular

    değişti ve gelişti...

    İkincisi, Yaşımı tam hatırlamıyorum ama Ortaokul civarı olabilir.

    Trabzon merkezin elektriklerinin gittiği bir gecede annem ben ve ablam pencereden dışarıyı izliyorduk ki gökteki

    manzara dikkatimizi çekmişti. Kuzey ve Kuzey Batı istikametinde çok yüksek irtifalarda yaşandı bu anlattıklarım.

    Cisimler bir yıldızdan farksız gözüküyorlardı. İlk başta Batı yönünden Kuzeye doğru ilerleyen bir yıldızı fark ettik. Aynı

    zamanda Kuzeybatı civarından Batı'ya doğru hareket eden bir başka yıldızı daha gördük ki bu diğerine oranla daha

    yavaş ilerliyordu. İki cisim birbirlerine yaklaştıkları anda Kuzeybatıdan gelen yavaş olanı aşağı yukarı dikine 1 saniyede

    3-5 kez devasa zikzaklar çizerek ışık hızına çıkar gibi güney batıya doğru uçtu ve kayboldu. Diğer hızlı hareket eden

    cisim ise diğerinin geldiği kuzeybatıdaki noktaya doğru gitgide yavaşlayarak ilerlemeye devam etti ve bir süre sonra

    tamamen durdu. Sabaha kadar yerinden hiç kıpırdamadı. (Sanki bir çeşit nöbet değişimi gibi bir şey olmuştu)

    Yaşadığım en hatırda kalan iki olay buydu...

    Gerçek şu ki bir olayın tanıkları ile o tanıklardan dinleyenler hiç bir zaman aynı hisleri ve heyecanı paylaşamayacaklar

    yani çok zor. Tanıklar büyük olasılıkla delilikle veya yalancılıkla fişlenecek. Çünkü ortada bir yaşanmışlık tecrübe farkı

    olacak.

    "Hiç bilenler ile bilmeyenler bir olur mu?"

    Daha önceden bu gibi bir olaya tanık olan şahsım olarak, sizleri bir nebze de olsa daha iyi anlayabildiğimi bildirmek

    istedim böylece...

    Sayın Senem meric / 12 Ağustos 2017 22:08 tarihli mesajınıza cevaben:

    Ay Dünyaya yaklaşık 1 saniyelik ışık hızı mesafesinde o yüzden pek gecikme olduğunu söyleyemeyiz. Karşılaştırma

    yapacak olursak. Bugün canlı televizyon yayınları bile 20-30 saniye gecikmeli geliyor ekranlara. :D
  • mete / 13 Ağustos 2017 01:05

    Alevin mavisi yakar ...

     Kulbak Bilge gelirken Gök kapısı açılıp da konseye Kulak hırsızlığı yapmak isteyen cinler/şeytan, Allah'ın meleği ile kavuruldular. Siz de buna şahit oldunuz ileri gözetçi 80 kalperen:

    "Yemin olsun, biz gökte burçlar oluşturduk ve onu/onları, seyredenler için süsledik.

    Ve onu/onları, her kovulup taşlanmış şeytandan koruduk.

    Ancak kulak hırsızlığı eden olur; onun peşine de parlak bir ateş alevi düşer."

    Hicr 16-18

     http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=6134

  • Senem meric / 12 Ağustos 2017 22:08

    Ay dünya arasındaki mesafe

    Sorum şu biz nasıl oluyorda aydaki gelismeleri anlık görebiliyoruz aradaki mesafe bunu gecikmeli sağlıyor olmalı değil mi?
  • Nilay Can / 12 Ağustos 2017 21:56

    Tutulma sonrası yaşanan kızıllık

    Ay tutulmasının olduğu 7 ağustos gecesi ya da bir sonraki gece(günü net olarak hatırlayamadım) ayda müthiş bir kızıllık vardı, sonraki konuşmalarda bu durumun birçok kişinin de dikkatini çektiğini öğrendim, sebebi nedir bilmiyorum ama acaba aynı hadise o günlerde de yaşandı mı bu yazı ile merak etmedik değil.

    Video çok yararlı oldu, çekim için teşekkür ederiz, emeğinize sağlık. (Sona doğru kulağa yanlış gelmedi ise arkaplanda çalan El Condor Pasa ise gülümsetmedi değil)

    Ay deyince akla gelir Kulbak bilge bölüm 15;
    Ayboldı Ata ay türbedarı ıldız yurtta en bilge!
  • Kim Bilir ADEM / 12 Ağustos 2017 21:17

    ÜÇGEN KAFALI

    Bulutsu fotoğrafın orta bölümünün sol kesiminde üç tane üçgen kafalı, boynu uzun sürekli filmlerde bilinç altına kazınan veya dağda gördüğünüz türden var. Ava çıkarken avlanmışlar ama besbelli çok koymuş ki hüngür hüngür ağlıyor, ne idi bu başımıza gelen hani biz Cin idik ADAM çarpardık:)) ADEMLERE gelmiş bunlar:)))
  • Çiğdem / 12 Ağustos 2017 18:15

    Ne Mutlu Türk üm Diyene!

    Ömrüne bereket. Bilgiler çok güzel. Güzel bir yolda hep beraberiz inşaAllah . Dua eder, dua bekleriz.
    Selam ve hürmetlerimle
  • Kıbrıs Fatihi / 12 Ağustos 2017 17:57

    Eyvallah

    Serdarım, günlerdir heyecanla beklediğimiz yazı için teşekkür ederiz. Tüylerim diken diken okudum yine. Evet Kalperenler uyumuyor, eyvallah. Selam ve dua ile. Hu
  • Ersin Artık / 12 Ağustos 2017 17:36

    Ne Mutlu Türküm Diyene

    Tek Kelime ile Muhteşem. Bir kez Daha Ne Mutlu Türküm Diyene.
    Yaşasın Türk Milleti.
    Yaşasın Türk Ordusu.
  • Harun Özbek / 12 Ağustos 2017 17:18

    Selamlar

    Gerçekle hayali ayırt edemiyordum birilerine anlatsam bana gülerler diye korkmuştum demekki çocukken gördüğüm rüyalar rüya değilmiş ayın etrafını saran gemiler gerçekmiş rica etsem bir sonraki buluşmanıza benide çağırırmısınız o şerlilere bi tokat atıp hayal dünyasından çıkmak istiyorum
  • Aynur Velioglu / 12 Ağustos 2017 16:24

    ****************

    Takip ettiğim bazı platforarda ayın yönünün değiştiği, hareketlerinin farklılaştığı yazıyordu. Bunu bende farkettim. Ay sola doğru kayarken saga geri geldi. Bu nasıl mümkün olabilir ki.
    Deruni Baba lutfen kafam çok karışık
    Bu yaratıkların mahiyeti nedir.
    Bizim bildiğimiz insan yaratıldı,cinler, melekler vardı. İnsanlardan ve cinlerden bazıları seytana uyup şeytanlasti ve hak mücadelesi başladı. Peki bu yaratıklar ne zaman yaratildilar. Bizden önce mi sonra mı aynı zamanda mi. Bizden ne istiyorlar. Hepsi kötü mü. İyisi yok mu. Bizi ne olarak görüyorlar. Bizim hayvanları gördüğümüz gibi mi görüyorlar bizi. Bazı şeyleri yerine oturtamiyorum. Onlar nasıl bu kadar teknolojide ileriler. Lütfen gelecekten çok korkuyorum. Neyle karşı karşıyayız bilelim. Anlatın bize.
  • Alperen doğan / 12 Ağustos 2017 15:21

    Dipçe

    Az önce yazdığım yoruma ekleme olarak, bende ki fotoğrafta surat sizdeki gibi mavi renk değil, daha çok kahverengi gibi ve şerlilere daha çok benzettim
  • Alperen doğan / 12 Ağustos 2017 15:15

    Fotoğraf çektim

    Sevgili Abim öncelikle değerli yazın için teşekkür ederim. 05.08.2017 de saat 01.47 de gökyüzüne baktığımda adeta şok olmuştum. Gözleri, burnu ve ağzı olan kocaman bir surat sanki dünyayı izliyor gibiydi. Gördüğüm anda verdiğim ilk tepki "gökte çok ilginç şeyler oluyor, büyük bir savaş var ve bizi izleyen birileri var" oldu. Ve hemen fotoğrafını çektim. Ancak balkonumuzun önündeki evden dolayı gökteki o suratın tamamı gözükmüyor, burnunun altına kadar olan kısmı mevcut. Ertesi gün acaba göz yanılsaması olabilir mi diye aileme gösterdim fotoğrafı ve "ne görüyorsunuz" diye sordum, "izleyen bir surat" olduğunu söylediler. Gördüğünü düşündüğüm gözümün sizleri takip etmeye başladıktan sonra aslında görmediğini farkettim. Fotoğrafı sizleri göndermek isterim belki gören gözler için başka bilgiler gizlidir. E posta adresim alperen.dogan@windowslive.com mesaj atarsanız hemen gönderirim fotoğrafı ya da bir iletişim bilgisi ekleyin ben göndereyim sizlere.
  • ercan koçak / 12 Ağustos 2017 14:25

    işaretler

    sevgiler.
    5 yıl olmuştur amerikadayım işyernde koltukta otururken uyudum :)) şu anda tam detaylı hatıllamıyorum çok hafifledim tavana bakıyordum tavanın rengi değişti altın sarısı gibi bir renk oldu ve tavan erir gibi büyük bir kısmı kayboldu fırsat bu fırsat dedim yükseldim biraz gezeyim diyordum yukarı çıkınca benden tarafa gelen cevizden biraz büyük elmadan küçük 3 tane siyah renkli işlenmiş deri parlaklığında tam yuvarlak değil yamuk yumuk şeyler uçarak önümden geçti bende gezmekten vazgeçtim. sonra birilerine sordum uzaylıların keşif dronları olabilir demişlerdi çıblak gözle görülmüyormuş.
  • aytaç güleç / 12 Ağustos 2017 14:23

    masal mı gerçek mi

    bu sitenin ve pirimiz oktan beyi yıllardır takip ederim bu yazdıklarınız bu yazı ve diğer kalp erenlerin yazısı ve oktan beyin yazıları ve kitapları bizim gibi size inan ve güvenen insanlarla eğlenmiyorsunuz değilmi içimden geçyor bazen oktan bey cevaplarsa sevinirim saygılarımla...
  • Hamdi Cenk Düzgit / 12 Ağustos 2017 13:51

    Serdar komutanım. anlattığınız gökteki savaşları dediğiniz tarihlerden itibaren tam 10 gündür sürekli rüyamda görüyorum.Sultanıma da e-posta attım bu konu ile ilgili...Dua ediyoruz,göreve hazırız!
  • Ibrahim Kocbey / 12 Ağustos 2017 13:08

    Üçgen kafa

    Eski bir anime dizisi olan dragonball daki "Freezer" karakterine benzeyen bir suret gördüm sanki.

    https://i.hizliresim.com/zBodOY.jpg
  • Zeytin / 12 Ağustos 2017 13:06

    Sadece göklerde mi

    Bende denizde geçen gün bu balığın kafası yuvarlak ve güzel çok daha zarif ama aynı şekilde altı ayağı olan yan yüzgeçleri metal gibi kumda çok iyi kamufle olan gözleri Yeşim yeşili Yakut kırmızı ve parlak sarı olarak değişen videodaki gibi ayakları olan balık gördümhttps://youtu.be/_M2o2l7Zu_E
  • Yasin / 12 Ağustos 2017 13:05

    Hocam ğöktürkler neden nasa'nin uzay istasyonunu ISS yok etmiyor. Vede satalitlerini? Sebebi nedir.
  • x / 12 Ağustos 2017 12:08

    Ağlar...

    Dağ, Bağ, Çağ, Ağ...
  • atamer33 / 12 Ağustos 2017 11:52

    gölgeleme

    5 ağustos gecesi adana dan istanbula seyir halindeyidim. Ayın yumurta gibi gördüm ve şaşırdım, sanki bir ilizyon var gibiydi. ayı 1 aydır teleskopla inceliyorum ve hiç yumurta gibi görmemiştim. şeytanilerin gölgeleme ilizyonu sanırım bu şekilde. ve o gece de ay sarımtırak dı.
  • ilyas / 12 Ağustos 2017 11:13

    Dede Korkuta benziyor olabilir mi ?

    https://i.ytimg.com/vi/hN-IRD6iX9Y/hqdefault.jpg






ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

En Çok Okunanlar