Biz Geleceğiz, Geliyoruz! Gök Türkler

Biz Geleceğiz, Geliyoruz! Gök Türkler

Biz Geleceğiz, Geliyoruz! Gök Türkler


2 Ağustos 2017 08:35
font boyutu küçülsün büyüsün



BİZ GELECEĞİZ �" GELİYORUZ! GÖK TÜRKLER

Yine, yeni bir program için günler öncesinden yapılan istişare ile sultanımızın emri ile dernek merkezimizden birçok koldaşımız ile beraber yola çıktık.

Uzak şehir ve ülkelerden yola çıkan kardeşlerimiz ile iletişim de kalarak, İzmir, Tire de hep beraber buluştuk.

Sultanımızın kaldığı köye vardığımız da önce hep beraber, sarılarak hasret giderdik.

Birçok koldaşımız programa bir gün önce gelerek süreyi en iyi şekilde kullanma gayretindeydi.

Herkes çok heyecanlı ve istekliydi. Çünkü, Kopuz ata 5 finali herkesin aklındaydı.

Çünkü,  Gök Türkler ile yeryüzü Türkleri bir araya gelecekti! Geldi de. (İlerleyen satırlarda ne demek istediğimiz anlaşılacaktır.)

Köy evi sanki bir düğün evi gibiydi. Köylülerin şaşkın bakışları altın da onlarca değişik plakalı araç sıra ile köye giriş yapıyordu. Köy meydanı İstanbul da ki gibi trafik sorunu ile tanışmıştı. Yaklaşık 80 kişi köyü doldurmuştu.

Sultan babamın evi bir anda düğün evi gibi kalabalıklaşmıştı. (Bu arada o şirin köyün değerli sakinlerine teşekkür ediyorum. Birkaç gün bizim kahrımızı büyük bir misafirperverlikle çekmişlerdir. Sağ olsunlar, var olsunlar. Köylülerin, birçoğu daha önce oraya giden bazı kalperenleri unutmayıp, tanımışlardır.)

Akşam bir arada muhabbet ve sohbet edilerek geçirildi. Benim gibi yorgun olanlar uykuya yenilmişlerdi. Ertesi gün aramızda bazı iş bölümü ve planlanması yapılarak, akşam üzeri çıkacağımız yolculuk için gerekli hazırlıkları yaptık.

Bazı koldaşlarımız şahsi eksikleri için, Tire merkeze indiler. Ben ve sevgili Zübeyir ve Orkun koldaşlarım verilen oğlak sözlerini büyük bir fedakarlık örneği göstererek! Üç adet, oğlak ziyafet programı için canla başla (özellikle de ben, can siper hane bir çaba ve gayret gösterdim.) Bildiğiniz gibi oğlak benim özel ilgi alanım. Bu konu da çok hassas ve duyarlıyım. Her insanın bir zayıf yönü vardır. Bu da nacizhane benim zayıf yönüm. (Bu vesile ile oğlakları kestiren Serkan pilotumuza, Zübeyir ve Orkun koldaşlarımıza teşekkür ediyorum.)

Ayrıca, Aysel hocamın aldığı, riski duydum ve iki oğlak sözü olduğunu şahitleriyle kendilerine hatırlatırım!!! (Lütfen dikkat, ben unutsam da sizler unutmayın!)

Saat 16:00 da ziyafete başladık.  Akabinde,  içimize sevgi ile kattığımız oğlaklarla beraber tırmanacağımız ÖTÜKEN dağına doğru yola koyulduk. Yolda artçı olarak konvoyun en arkasından geliyoruz. Lakin Zübeyir beyin kerameti ile yolda, önümüzde olan 21 aracın hiç birini göremeden en öne  çıkmışız! Dağ yolunda, yolu kayıp ettiğini sandığımız bazı koldaşlarımıza konum atarak onları beklediğimizi sanırken, on dakika sonra en önde olması gereken sultan babamızın aracını görünce şoka girdik.

Herkesi tekrar bir araya getirip bir dağ yamacında göl ve deniz manzarasında resimler çektik. Önce ....... denen, dağlar içinde ki doğa harikası, serin çok güzel bir bölgede çay molası verdik.

 Daha sonra da ......dağlara yola koyulduk. Bir aracımız arıza yaptı. Herkes bizden önce gittiği için o araçta ki dostları alarak bir takside 8 kişi o güzelim dağa doğru yola koyulduk. Vardığımızda diğer araçlarda ki koldaşlarımız zirveye kamp bölgesine varmışlardı.

Bizde hemen yük ve eşya paylaşımı yaparak birlikte o dik yamaca kendimizi vurduk hızlı bir tempo ile 1700 rakımlı kamp alanına çıktık. Biz vardığımızda herkes yerleşmişti. Başkanımızın emri ile önce taşlar ile bir ocak çevirip büyük bir kamp ateşi yaktık. O sırada sultanımız tarihi Türk kıyafetleri içinde ok ve yayı ile beraber bir tavşanı av edip gelmişti.

Ali Rıza kardeşimize tavşanı yemek için hazırlamasını söyledi. Kamp ateşin de tavşanı pişirip herkese bir tadım almasını söyledi. Bir parçasını da bir koldaşımıza verdi. O da aramız da olmayan değerli bir amcamıza ulaştıracaktı.

Daha sonra ki olayların gelişmesi bence tavşan avı ile başladı, diye düşünüyorum. Angora tavşanı  tefekkürleri de aklıma gelmedi değil. Alice harikalar dünyası ve Matrix de ki “Beyaz tavşanı takip et” repliği de kulaklarım da çınladı.

Geçiş ve yolculuklarla alakalı bağlantıları sizlerde tefekkür etmelisiniz. Bunu düşünmeme, Ogün koldaşımın uyarısı sebep oldu.

Birkaç koldaşımız, kopuz eşliğin de eski Türk ezgileri çalıp, söylüyordu.

Ardından, sultanım bir belgesel çekimi yaptılar. Daha sonrasın da Ogün ve ALİ Rıza kardeşlerim hissederek, güzel bir kam gösterisi sundular.  Dağın sırtına vuran dev süliet gölgeleri  bana yine bizim olan gölge oyununu anımsattı. Bunun da iki alem ile alakalı metaforu her zaman dillendirilen bir konu olduğu ilgililerince bilinir.

Sultanım yere yatın,  Samanyolu nu izleyin, güzelliğin tadını çıkarın dedi.

Bizler HUU çekerken, tam sultanımın karşısın da bir taşın orada çok küçük sanki bir tavşan, tilki diye bir şeyin sağa sola gezindiğini sanırken, yerden çıktığını gördük. Turkuaz renkliydi.

Sultanım, hemen o tarafa gitti. Elinde lambası vardı lakin lamba yanmıyordu. Ara ara yanıp sönerken peşinden gittiği şey büyüyerek bir Gökbörüye dönüştü.

O sırada bizler coşmuş sürekli Huuuu çekiyorduk. Aniden, herkeste coşku tavan yaptı. Çünkü, o an hepimiz çağların yolcusu, KULLBAK BİLGE atamızı görmüştük. Işık aralıklarla yanıyordu. Işığın her yanışın da bir başka şey görüyorduk. Gördüklerimiz bazılarımızda farklı şeyler oluyordu. Değişmeyen tek şey Kulbak Atamızdı.

Hele, asa sı ile bizi selamladığın da coşku ve ses artık tavan yapmıştı. Herkeste büyük bir heyecan bir çoğumuzda, gözler nemli idi.

Derken ben bir kurt’u gölge olarak arkasın da yanın da, biri var şekilde gördüm. Sürekli gördüğümüz ise Kulbak ata idi.

Bir ara Kırmızı elbiseli bir kişi daha gördüm. Uzun elbiseli lakin yüzünü hatırlamıyorum.

Bunu sultanıma sorduğum da onu gördün mü dedi. Evet dedim.  O da, Kırmızı, savaşın rengidir. Bir de Hz. ALİ K.V rengidir. Dedi.

Ardından o yeşil lazerli karışık ışığı ve alıç ağacına giden bir yoğunluk hissettim. Ardından sultanımın ağacın arkasından dolanarak yola indiğini ve bize geldiğini gördüm.

Geldiğin de herkesin susmasını ışıkları kapatmasını birbirine yakın olarak çökmesini, hedef küçültmemizi istedi.  Sultanımız, göklerde büyük bir savaşın olacağını, Kulbak atanın bizi uyarmaya geldiğini söyledi.

Ardından gökte iri �" ufak, büyük �" küçük değişik ebatlarda, değişik renklerde ışıklar saçan çok uçan cisim yani UFO lar göründü bir birleri arasında atışlar yapıldığını gördüm. Hele ki, Kulbak atanın göründüğü yerin sol tarafın da ki bize en yakın tepenin üstünde Kocaman bir yıldız gemisini çok net gördüm. Hatta yanımda ki Orkun’u dirsekledim. Aynı şeyi kendisi de gördü. Herkes sanki bir kuyu içindeymiş gibi, gök sanki aşağıya çekilmiş gibi her şeyi sanki bir bilim kurgu film seyrediyormuş gibi çok net izledik.

Bu ara da uyarılar devam edegeldi. İnenlerin olduğunu, düşmanın bize saldırmaya çalışacağını ve hareket etmeden bir arada durmamız tekrar tekrar uyarılarla bize söylendi. Karşı yamaçlara araçlar iniyor. Arama taramalar yapılıyor. Bazen bulunduğumuz bölgeye değişik renkler yanaşıyor. Bir yerden sonra gelemiyorlardı. Sultanım, iniş yönünde Zübeyir, Erol abi ve Kemal ile beraber ilerlediler. Kemal abi çok yüksek ses ile “çok çirkinler, uzun çeneli, robotik yüzler” olduğunu bağırdı.

Mücadele epey sürdü. Sultanımız artık normale dönün diyene kadar bekledik ve sürekli çok yukarılardan araçlar geçmeye devam etti.

Birçok arkadaşımız sultanımıza yaklaşarak sorular sordular. Kısa cevaplar ile sultanım arkadaşları cevapladı. Beni hayrete düşüren o kadar güzel bir yerin neden hiçbir eve sahiplik yapmadığıydı. Ben cevabımı almıştım. Orada bu şekilde, anormal, paranormal, sultanıma göre “bana normal” olaylar olurken, insanlar kim bilir belki de, çarpıldığını, üç harflilere takıldığını sanıyorlardı.

Sultanım, orada topraktan çıkan ve bulunan büyüklerin, bir kısmının, kabirlerinin orada bulunduğunu ifade ettiler.

Sabaha kadar olayları birbirimiz ile konuştuk değerlendirdik.

Sabah hareket ettiğimizde birkaç aracımız arıza yaptı özellikle otomatik ve elektronik olan araçlar. O kadar çok uzay aracının yada elektromanyetik alanın yada inenlerin bir etkisi olmuştur diye düşünüyorum.

Dünya dışı hayatın olmadığını sananlar, siz sesleniyorum. Emin olun var ve çok güçlüler. Lakin o gücü sadece silah ile durduramazsınız. Kadim Türk bilgisi, ve Rahmani bir bilgi ile anca durdurursunuz.

O yüzden başta da dediğim gibi, Geleceksiniz! Geleceğiz…

Sabahın ilk ışıkları ile yola koyulup çeşme ....... yaptık. ......li'de birçok koldaşımız ayrıldı.

Bizlerde köye döndük istirahate çekildik. Akşamın da yine konu hakkında konuştuk. Sultanımız, Gök Türklerin aramızdan birini aldığını lakin kendisin de kim olduğunu bilmediğini söyledi. Hatta alınan da bilin şu an için bilmiyor dedi. Herkes bir tahmin de bulundu. Bekliyoruz, bakalım kim?

Pazartesi gün arızalı araçların, tamir olanları alıp Tire merkeze, Yanık Konağa geçtik. Sahibi değerli Murat ağabeyimiz de çok teşekkür ediyorum. Ora da bizim elimiz kolumuz oldu. Neye ihtiyacımız varsa hepsine koşturdu.

Aslın da her şey, Kopuz ata 5’te ki gibi başladı. Cumartesi, oğlak çevirmeden önce; Tahtakale camiin de bizi şarkı ile karşılayan terzi baba olayların fitilini ateşledi.

Bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak! Şimdi, onlar düşünsün!...


BEKİR ÖZTÜRK


 









Bu haber 5,162 defa okundu.





Yorum ekleYorum ekle


Yorumlar (38)
  • Enes Tarık / 4 Ekim 2017 22:50

    Tarık Ildız kardeş

    Kardeşim, ben orada yoktum orada olanların da hiçbirini tanımıyorum ama gerçek olduğuna gayet eminim. Bak gerçekte hayat aynen fantastik veya bilim kurgu filmlerinde gördüğümüz gibi. Ama biz küçüklükten beri belli bir hayata alıştığımızdan dolayı bize olmicakmış gibi geliyor. Şöyle düşün günümüzdeki basit bir cep telofonunu alıp 400 yıl geriye götürsek bize büyücü derler, ama sen ben günümüzde yaşayanlar bunun basit bir teknoloji olduğunu biliyor. Olaya böyle bak. Kimsenin ruhunun duymadığı konusuna da gelirsek, günlük yaşantı süren insanlar böyle şeylere hazır olmadığı için devletler istihbarat örgütleri vs. ile bu tip olayları gizliyorlar. Putin uzaylıların varlığını ABD açıklamazsa biz açıkliycaz şeklinde açık bir şekilde röportaj vermişti. Ve bu röportaj yayınlandı da! Sonrasında ne anlaştılar neden açıklamadılar bilemiycem. Bu olaylara aşina Oktan Keleş oraya gidildiğinde olucakları biliyordur, kamera götürüp çekmesini çok iyi bilirdi ama unutma ki milyonlarca yıllık Türk Devleti'nin tecrübesi var anlaşılan henüz gösterilmek için ortam hazır değil.
  • Kaan murat / 15 Ağustos 2017 01:58

    Diyelimki

    Diyelimki bunlara inanmadınız diyelimki bunlar bir umut ya da düş bu umutlar olmadan gerçeğe dönüşen düşler nasıl olur.Oktan ağabey çalışıyor eleştirin fakat sizde çalışın bu ülkü için diyelimki biz çalıştıkça bu umut ve hayeller gerçek olacak.
  • Tarık Ildız / 11 Ağustos 2017 17:24

    Gündüz olsaydı

    Konuyla ilgili yazılanların tamamını okudum. Hemen hemen birbirinin aynı anlatımlar. Bu gayet doğal. Fakat olayın gecenin bir vakti vukubulması görülen şeylerin gerçekliğine gölge düşürüyor. Gece bir çalı size kurt görünür, bir gölge size dev görünür. Kısacası bu yaşananları gündüz gözüyle gördük deseydiniz belki inanabilirdim.
    Ayrıca, Korkut beye hak veriyorum. Bu kadar önemli bir hadise oluyor neden kimsenin ruhu duymuyor. Oradaki 80 kişi çıplak gözle görüyorsa başkaları da görebilir. Cep telefonuyla videosu çekilebilirdi.
  • Savaş / 4 Ağustos 2017 12:11

    Tuğbeyim

    Kırmızı kıyafetli atamızı gören Tuğbeyim.
    Emeğiniz çok, hakkınzı helal edin.
    Rabbim ilminizi arttırsın İnşAllah.

    Selam ve dua ile...
  • Bir düşünür / 4 Ağustos 2017 11:37

    Göktürkler

    Göktürkler tarafından alınan ve geri getirilecek olan Kalperen, ordaki hayatı yazıp bizi bilgilendirebilitr
  • Aysel K. / 4 Ağustos 2017 11:19

    Orada bulunma şansı ve şerefine erişmiş biri olarak yazılanların ve söylenenlerin eksiği var, fazlası yok. Artık masalların, destanların, efsanelerin (ama TÜRK 'e ait olanların) GERÇEK, gerçek diye önümüze konanların ise kurgulanmış hikayeler olduğunu anlamamızın vakti gelmiştir. Bir de oğlak meselesi var, tabiisi de istenildiği an yerine getirilecektir :)
  • hayrettin Akay / 3 Ağustos 2017 17:09

    sanki ordaydım

    öyle güzel ve sade anlatmışssınkı sanki bede orda sizle o anı yaşadım eline ve gönlüne saglık mahrum kaldım fakat öyle anlattmişssınki sanki bedesizle o asnı yaşadım
  • aysun / 3 Ağustos 2017 16:11

    Kolay kolay insanları kıskanmam ama sizi ve orada olanları cidden kıskandım. Ben de orada sizin yanınızda olmak isterdim. Ne diyelim, her şey nasip ileymiş. Allah yolunuzu kolay kılsın.
  • Turan Kagan / 3 Ağustos 2017 15:18

    Avustralyadan Dua ile

    Buna benzer bir sahne sanirim melekler aglarken kitabinda da geciyor.du Ilhami abi basroldeydi....

    Oktan abi prova yapiyor sanirim :)
    Saygilar
  • nokta.x / 3 Ağustos 2017 13:24

    kalpler bir

    Hele ki, Kulbak atanın göründüğü yerin sol tarafın da ki bize en yakın tepenin üstünde Kocaman bir yıldız gemisini çok net gördüm.

    Eyvallah kalperen kardeşlerim. Bedenen olmasa da ruhen tüm rahmaniler beraberdir İnşaallah.
  • SİNAN YILDIRIM / 3 Ağustos 2017 11:01

    Yüreğine gönlüne sağlık bekir bey kardeşim tüm yaşananları bizlerede yaşattın adeta. Allah cc ilmini ilmimizi artırsın. tüm gönüldaşlara gönül dolusu selamlar.
    TENGRİ BİZ MENEN.
    NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE......
  • BEKİR ÖZTÜRK / 3 Ağustos 2017 09:28

    ergenekon ve gök börü

    yazımda şöyle bir şeyi eksik bırakmışım,
    gök börü yine ergenekonda ki gibi çıka geldi ve ergenekon efsanesinde ki gibi dağların arasından kim bilir bize yani TÜRK milletine yine bir yol gösterici olmuştur.
    yOLCULUK BAŞLAMIŞTIR. gÖK BÖRÜ REHBERLİĞİNDE
    Şimdi artık şerliler düşünsün. Türk ün KUTLU yürüyüşü başlamıştır.
    Sultan babamın önderliğinde
    Ne mutlu TÜRKüm diyene...
    zaman bizim milletimizin zaferine gebe! Tüm mazlumlar için kurtuluş yakındır.
  • erdem / 3 Ağustos 2017 05:50

    Dağ yüksekliği ve alıç ağacı

    O dağ 1600 metre değilmiydi?

    Her dağın zirvesinde alıç ağacı var mı?

    Kalperenler anılarını yazıyor,oktan keleş te bu anılarını kopuz ata 5-6 da ayrıntılı anlatacak galiba.
  • Kaan murat güzel / 3 Ağustos 2017 01:17

    Ne diyeym

    Gönül gözünün baştaki göze galebe çalması gerekir aksi akıl bir yere kadar götürür. İnanmayan canlar şüphelerinde bu yönde bakarsak haklılar ama zaman içinde baştaki gözlerde bunları görüp şahit olacak.Saygı duyuyorum.Gerçeğe huu.Aşk ile kalın.Erenler sofrası daim olsun.Bu sofrada zorlama hor ve hakir gòrülme olmadı olamaz.
  • e.y / 2 Ağustos 2017 23:57

    Neler yapmalıyız??

    Selam olsun tüm kalbi edenlere huuuuu.Erol abinin yazısından önce (30 temmuzdan)akşamları balkonda oturup gökyüzüne bakıyordum.tuhaf bı anda parlayan ışıklar vardı ,tâbi ben o kadar tefekkür ehlinden olmadığım için bilemedim.Ancak yaşanan bu olaydan sonra özellikle geceleri takip etmeye başladım. yıldız gibi gözüken ışıklar ki gökte değil dağların yamacında bir anda kocaman olup tekrar kuculuyorlar.hatta az önceki deneyimim de küçülen ışık kırmızı ışıkla beraber kayboldu.hulasa bunlar kimler? Hangi taraftarlar?hilaliler mı yoksa seytaniler mı?neler yapmalıyız?Oktan Hocam ,bize bu yol gösteren lütfen .hangi hal üzere olmalıyız,okuyacagimiz dualar neler?ışık kocaman olurken sadece sübhanallah ve Allahuekber çıkıyor ağzımdan.baska neler olmalıyız?en kalbi duygularımla hürmetler ,iyiki varsınız iyiki sizi buldum.Hamdolsun Rabbime.
  • Ömer Adem / 2 Ağustos 2017 23:23

    Hangi zaman

    Olaya herkesin şahid olması gerçekten önemli merak ettiğim yaşanan olayın şimdiki zamanda mı yoksa geçmişte yaşanan bir olaya mı tanıklık edildiği şeklinde. Ay gerçekten kadim bilgi de çok önemli bununla alakalı olarak bir keresinde rüya halinde aya baktığımda ayın ışıgının sönük düştüğünü ve dünyayı uzay bakışı küre halinde ve halinin kötüce olduğunu gördüm. Malum bir yere göktaşı düştü ondan sonra ay parlak ve muazzam bir ışığa büründü. Dünyaya baktığımda ışığı canlanmıştı hatta daha önce görmediğim canlılıkta renklerle ve halelerle görmüştüm. Ve dünyanın yanında nedense bir başka aynı dünya daha vardı. Ay ışığına tekrar kavuşmuştu.
  • Efsun / 2 Ağustos 2017 22:20

    Kadim savaş

    Allah tüm kalbi erenleri korusun. Bu mücadelede Allah yar ve yardımcınız olsun.
  • Gürhan OTAÇ / 2 Ağustos 2017 22:20

    Karakoncoloz gecesi mi ?

    Evliya Çelebi buna benzer bir geceyi yaşamış.
  • İbrahim / 2 Ağustos 2017 21:54

    Tin uçmagı

    Tarihteki önemli bazı isimler hatta kutsal isimler denilecek insanlar da tin uçmağı yapmış mıdır? Ve Hz. Mehdi de tin uçmağı yapmış kutsal bir kişi midir?
  • Volkan Ç. / 2 Ağustos 2017 19:38

    80 kişinin şahitliği yeter

    80 kişi yaşananlara tanıklık etmişse yeter. Nasıl olduğu önemli değil, hayalse hepsi aynı hayali görmüştür. Bu da o hayalin gerçek olduğunu gösterir. Eyvallah...
    Elbette inanmış ve kenetlenmiş 80 kişi kafire galip gelir şüphe yokta... Günahımız çoktur ve çeşitlidir, bilgimizde kıttır. Ancak bir kaç gündür bizde bir adım atsak, nasip olur mu acep diye düşünmeden edemedik... Ya nasip...
    Selam ve dua ile...
  • alaca / 2 Ağustos 2017 18:44

    Teşekkür..

    Çok güzel bir anlatım. Paylaşım için teşekkür ederiz. Biz Erol Bey’in ilk gün yazdığı makaleyi okuyunca yazılandan birini aldıklarını ve Oktan Abi’nin onu geri getirdiğini düşünmüştük. Duyanlara, görenlere Selam. Görmek için duymak gerekir.
  • Tirendaz / 2 Ağustos 2017 18:01

    Abim

    Kalemin daim var olsun abim..ne güzel anlattın, orada gibi yaşadım her saniyesini...özlendin çok
  • Satı / 2 Ağustos 2017 15:28

    UFO GÖREN TİRELİ AMCA

    YouTube de videoları var. Lütfen izleyin. Tire'de demek ki birşeyler oluyor. Mantıkla düşündüğümüzde aklımıza uymayan onca şey var ki yeryüzünde gönül gözüyle bakmak ce umut etmek gerek. Özellikle de şu zor günlerde.
  • Seytanla dans / 2 Ağustos 2017 15:02

    Yazısını beklediğim kişilerden biri bekir ÖZTÜRK abinin yazısıydı, kalemi çok samimi, kendisini yazılarından tanıyorum daha başında bekir abi yazmıştır bunu diyorum, dünya gözüyle tanımasamda seviyorum kendisini bunu bilmeni isterim. yazılanları heyacanla okuyup kaçırılan noktalar oluyor, diyorlarki nasa görmüş bizimkiler nasıl görmedi, termal kameralar var nasıl görmediler Vs Peygamber efendimizi evin de öldürmek isteyen kafirlerde görememişti, gözlerinin önünden geçerken, bir de mağara var tabiki, dşyeceğim o ki ALLAH isterse olur, duaların gücüne kalpten inanlar için imkanız diye birşey yoktur, ister sihir deyin ister teknoloji, işin başlangıcı dua iledir.
  • metin / 2 Ağustos 2017 14:40

    orionlu haçlılar...

    Bu olayın üzerine araştırmaya başladım.Ra'nın kitabı birinci cildinde konuşan varlığın dünyaya gelen ufo'ların çoğunluğunun ORİON dan geldiklerini ve haçlılar diye bilindiklerini söylüyor.Bunlar savaşçı ve yönetme kontrol etme arzusunda olan türlermiş.Cengiz han gibi bazı kötü tarafı seçmiş insanların onlara katıldığını söylemiş bu konuşan varlık.O geceyi anlatan bir arkadaş ufoların indikleri yerde haç işaretini çekmiş.Onu görünce bu tanımlama ufuk açıcı oldu bende...Kişi bilmediğini öğrenmek zorunda yoksa yaşamın bir anlamı olmaz.
  • gokturk ergenekon / 2 Ağustos 2017 14:00

    inanmak ya da inanmamak

    Sevgili Kalperenler kimseyi inandirmak zorunda degilsiniz.kalbi yeten inanir yetmeyen mantik suzgecine takilir orada kivranir.ben.henuz sizlerle birlikte olamadim ama kalben hep sizinleyim.Rabbim insAllah bana sizlerle omuz omuza cenk etmeyi nasip eder.
    saygilar..
  • Zafer YAVUZ / 2 Ağustos 2017 13:40

    Dediler

    Dediler................Gideceğim dedim ,Ne işin var dediler...Gidiyorum dedim,Delirdin mi dediler...Özledim dedim, kimi dediler... Ötüken i dedim, ora nere dediler...Yola çıkmalıyım dedim,Yoldaşın nerde dediler... Yoldaşım var dedim, Herkesi alma yanına dediler... ......Gittim gördüm dedim, Ne görebilirsin ki dediler... Atalarımı dedim, atıyorsun dediler... Akrabalarım onlar dedim,biz neciyiz dediler... Gökbörü dedim, çizgi film dediler... Kulbak Ata dedim, kim kiiiiimmmm?. Dediler... Gördüm dedim,körsün dediler... Duydum dedim ,sağırsın dediler... Konuştuk dedim, lal sın dediler...Akıl bilim dedim,çok kaptırma dediler..... Allah ilminizi arttırsın tuğ beyim
  • c.d / 2 Ağustos 2017 13:35

    Acaba bunlar neden oldu ?

    Uzun çeneli robotik yüzler.. Kulbak Bilge de anlatılan firavunların örnek aldığı robotlar gibi mi ? Eğer düşman robotsa yahut yarı robotsa, bu aldıkları kalperen ve Oktan Abi dahil hatta alınan dahil bilmemesi kimsenin, düşmanın sizleri araması yada içinizde sadece birini aramasi, yada zaten o kişi alınacaktı ve sizlerinde buna şahitlik etmesi mı istendi haberi alan seytanilerde kimi aradıklarını bilmeden olayı bozmak için saldırdı, bunları birlestirince o kıt aklima hadislerde anlatılan o kutlu kişi geliyor ama arkada ki sebepleri göremiyorum Oktan Abinin anlatacağı ile anlayabiliriz ancak ruhsat ondadır. Çünkü bu öyle herhangi bir olay değil o belli lakin burda Gök kardeşlerin gelişinden bahsetmiyorum o bilinen haber verilen bir olay Oktan Abi tarafından lakin o geri kalan tüm olaylar coook farklı.
  • Şaşkın / 2 Ağustos 2017 13:32

    Rüya

    İlginç olmayan ne var ki şu dünya da. Normallik yok gibi geliyor artık bana. Hele de ONALTIYILDIZ'ı takip etmeye, Oktan Baba'yı okumaya başladıktan sonra. Sanki bir bilgisayarım ben, ve bir sörvıra bağlandım Oktan Baba'nın kitaplarını okuduktan sonra ve kutlu ocağa bir defa gidip sofrasında o lezzetten tattıktan sonra. Rüyalar görüyorum veya içim de güçlü bir his oluyor, sonra bir ONALTIYILDIZ'a bakayım diyorum. Hop o da ne yine bir muhteşem haber. Allah Oktan Baba'dan ve sizlerden razı olsun. Bu dediklerimi kimseye de anlatamıyorum. Hele ailem delirdim sanıyor =). Son iki ay içinde gördüğüm bir rüyada, büyük ve camdan bir binanın içinde sizlerle birlikteyim, Oktan Baba'da var, uzay araçlarını izliyoruz ve hiç şaşırmıyoruz normalmiş gibi geliyor. Duaya muhtacız, dua istiyoruz, saygılar, selamlar
  • nzp / 2 Ağustos 2017 13:21

    Allahu ekber! Hazreti Ali... Ah kalpler Ah kalperenler...
  • Korkut Türkay / 2 Ağustos 2017 12:10

    Anlattıklarınız gerçek mi?

    Değerli arkadaşlar, çok ilginç ve inanması zor şeyler değil mi bunlar? Göklerde büyük bir savaş olduğunu, sizin bunu Tire'nin bir dağından oturup izlediğinizi söylüyorsunuz değil mi, sizi yanlış anlamadıysam? Biz diğer insanlar ve Türklüğü ile övünen vatan sevdalıları bununla ilgili neden tek bir haber, tek bir görüntü, ses vs. alamadık bu medya çağında ve bilgi sahibi olamadık? Hadi diyelim ki bu savaş boyutsal olarak bizim insanlar olarak algıladığımız normal ses-ışık-vizyon boyutunda olmadı da sadece size göründü.. Bu durumda sizlerin özelliği, ayrıcalığı nedir onu da anlayamadım. Öte yandan bu tecrübeyi sadece grubunuza özel bir durum olarak muhafaza etmeyi de istemediğiniz belli ki umuma açık bir web sitesinde alenen anlatıp duruyorsunuz. Ne demeli bilemedim vallahi? Neresinden bakarsanız bakın ilginç bir durum bu anlattıklarınız..
  • Konuk / 2 Ağustos 2017 11:30

    1700 RAKIMLI TEPENİN GİZEMİ

    80 kişilik kalperen gurubunun, o gece yaşadıklarını, kendi pencerelerinden yazıya dökmeleri , bu son yazı ile daha ilgnç hale geldi benim açımdan. Çünkü bir bilmece çıktı. Yazılanların açık uçlarından , tanımadığım Kemal bey ve hasta amcayı merak ediyorum. Hasta olan kişinin şifa bulmasını diliyorum.
  • zeynep / 2 Ağustos 2017 11:03

    Aslinda böyle bisey duymak güzel uzaylilar filan inanilmaz bu dunya yasami cok sıkıcı, yat kalk yemek ye ayni seyleri yap ben hep gezegenler arasi seyahat etmek istemisimdir.Bu olay keske benimde basima gelseydi keske gerci biraz korkardim o ayri ama aksiyon olurdu.
  • Aynur velioglu / 2 Ağustos 2017 10:38

    ****************

    Her kalperenleren kardeşimiz yaşadıklarını yazdikca yeni bilgiler ediniyoruz. Her gün yeni kapılar açılıyor. Bu çok sevindirici bir şey. Aslında anladigimi sandığım şey çok farklı yere taşınıyor. Bu da beni mutlu ediyor.
    Olayları kendime göre yorumlarsam şöyle bir yere variyorum. Bekir abinin bu yazısında, gidilen bölgenin "para normal" deruni babaya göre de "bana normal" olayların yaşandığı bir bölge olduğu belli. Oraya belkide Kalperen kardeşlerim bilmeden gök atalarıyla buluşmaya gittiler. Bu buluşmada Kulbak ata ve yanındaki iki iki kişide bulunacaktı. Kırmızı Hz. Ali'nin rengi ise aralarından biri o olabilir. Diğeri hakkında bilgi yok(şu anlık) Ama bu buluşmayı haber alan şerliler saldırıya geçti. ( Yol boyunca Göktürk'lerce kalperenlerin koruduklarını , gizlendiklerini düşünüyorum) Ve bir savaş yaşandı. Kalperenler korumaya alındı. Ama genede içlerinden biri alındı. Ama Göktürk'lerce. Yani durumu iyi olmalı. Fakat kendisinin bunun farkında olmaması ilginç. Bu durumda benim aklıma bir kaç olasılık geliyor. Ya bu alınma maddi bir alınma değildi ya da alınan Kalperen unutuldu. Hatıralardan silindi. ( Bu alınma nin yasak tin uçmağı ile bir alakası olabilir mi) ya da çok daha farklı bir sebep belki yaralandı iyileştirmek amaçlı. En doğrusunu Allah ve Deruni Baba bilir.
    Ayrıca tavşan konusunda çok enteresan hem bir şifa verme var hemde olayi başlatma. Peşinden gidildi ve savaş başladı. Bu konuda ileriki yazılarda açılır insaAllah.
    Sanırım Deruni Baba en son yazacak. Sabırsızlıkla bekliyorum.
  • ziyaeddin çörekçioğlu / 2 Ağustos 2017 10:07

    kadim mücadele

    Kadimden beri devam eden mücadele buyuyerek devam ediyor.
  • Zübeyir aydın KORKUT / 2 Ağustos 2017 09:41

    Abi gönlün varolsun da kaç defa dedim , olan bizden değil, sırrımızı aşikâr etme diye
  • Yücel Özkan / 2 Ağustos 2017 09:37

    Başta Oktan abimiz olmak üzere hepinizden Allah razı olsun.Oktan abi şaşırmamaya senden öğrendik.Türk'ün adaleti tüm zalimlerin üzerine...
  • Hamdi Cenk Düzgit / 2 Ağustos 2017 09:10

    Hepsi gerçek.Anlayanlar anladı bilenler bildi. Şeytanilere Rest çekildi!






ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

En Çok Okunanlar