Ayşecik Okumaya Çalışıyor-4

Ayşecik Okumaya Çalışıyor-4

Ayşecik Okumaya Çalışıyor-4


3 Temmuz 2017 07:02
font boyutu küçülsün büyüsün


AYŞECİK OKUMAYA ÇALIŞIYOR-4
SIRLAR KAHVESİ ve DEMİRCİLİK ZANAATİ


“En Uzun Yoldur İnsanın İçi” ve yolculuk sırasında öyle yollar öyle duraklar, öyle köprüler vardır ki içiniz kanar, yanar, susarsınız, tek bir kişiye tek bir kelime bile edemezsiniz bazen, sanki bir körükle ateş üflenmiştir içinize...Sizi sizden daha iyi bilen, gören bir DOST’la beraber yürümek çok büyük bir şanstır, her adımınızda her nefesinizde yanınızda hissetmek O’nunla birlikte yürümek gibidir, yalnızlık, yalnızlık olmaktan çıkmıştır artık.

Bir süredir içimden gelen yazma isteğinin önüne çıkarak engel olan o kadar çok olay oldu ki... Anlamlarını çözmeye çalışırken zamanın nasıl da akıp gittiğini anlayamamışım. Zaman mı farklılaştı ben mi değişiyorum bilemiyorum ama bir tünelin içinden bir yerlere akıyormuşuz gibi hissediyorum.

2016 hüzün yılıydı benim için, bir yandan benliğimi yakarken bir yandan manevi kapılar açtı yaşadıklarım, çok şükür. Olsun, ne de olsa hüzünlü bir Peygamberin ümmetiyiz...Eski Kalperen dostlarıma yenileri eklendi. “3 Silahşörler” ismini koyduğum genç dostlarımla yol arkadaşlığı yapıyoruz. Ben de “Demtanyan” oluyorum. Sloganımız da “Hepimiz 1’imiz, 1’imiz Hepimiz için” yine…


SIRLAR KAHVESİ’ndeki hiç bir  etkinliği kaçırmamaya gayret ediyorum çünkü orası çok ÖZEL bir mekan. Orayı Özel yapan Deruni babamızın samimiyeti, sıcaklığı, mütevaziliği ve bu samimiyetle kalpler arasında kurulan bağ…Bir incir ağacı altında kalpler açılır, sınırlar kalkar, sırlar faş olur ansızın…Sabaha karşı yapılan zikirler de perdeler kalkar , kalplere inen nur yüzlere yansır...Fırından yeni çıkmış ekmeklerin kokusu kaplar etrafı sonra, muhabbetle yenilir içilir...
 
Herkes bir işi ucundan tutar, orası bize yuvadır, ana kucağı gibidir. Kadın erkek farkı yoktur, hepimiz eşitizdir orda, hatta hizmette erkekler kadınlardan daha cevvaldir. Çünkü bilirler ki “Hizmet eden Himmet bulur”. Gene de herkes yaptığı işi karşılık beklemeden yapar. Oktan hocamın hele bir gönlü coştu mu alır sazını eline coşar coşturur. Bacıbeylerin her biri ayrı bir değer ayrı bir yetenek, sevgiyle bağlıyızdır birbirimize.

"Erkek dişi sorulmaz muhabbetin dilinde
Hakk’ın yarattığı her şey yerli yerinde
Bizim nazarımızda kadın erkek farkı yok
Noksanlık eksiklik senin görüşlerinde."

Hacı Bektaşi Veli

İlhami abinin ilk dersi neydi “Adem’e”? “Surete Aldanmayın”… Şeytan surete aldanıp topraktan yaratılmış Adem’e secde etmemesinden dolayı lanetlenmemiş miydi? Dışardan bizi seyredip çeşitli görüşlere sahip olanlar, içinde zaman geçirmeden anlayamazlar oranın anlamını. Gönül gözüyle değil de klasik kalıplar ve endişelerle bakanlar da anlayamazlar. Aslında bizi dışardan seyredenler ve eleştirenler de güzeldir, eğer kendi duygularıyla yüzleşebilme cesaretini gösterebilirlerse çünkü orası bir DÖNÜŞÜM ATÖLYESİ’dir aynı zamanda. Her birimizin RUHU “İçimizdeki Simyacıdır”, nefsi de “İçimizdeki Temir” … Temir’le İçimizdeki Bilge Kulbak devamlı kavga halindedir… Maden Demir Tengri armağanıdır Türk’e...Ehilleştirelim diye verilmiştir, ehilleştirirken ehilleşelim diye...o da ancak “Temir’i  ehilleştirerek” mümkün olur...Simyacının ortaya çıkması için çok özel enerjiler vardır içerde.


 


Zaman başka bir akar orda, bazen durduğunu sanırsınız bazen de çok hızlı ilerlediğini, bana bir geminin içindeymişiz de bir hedefe doğru ilerliyor muşuz hissi verir hep. Yaşanılan duygular tarif edilemez. Gök kapıları açılır bazen, düğün bayram yapılır halaylar çekilir. Bazen de o kadar yoğun enerji altında oluruz ki dış dünyaya adapte olalım diye “Genç Osman” oynanır. Hiçbir şey göründüğü gibi laylay lom değildir ...

Bir nargilenin ardından bakan Deruni Babamız elindeki nargileyi bazen haberleşme aracı bazen de dönüşüm aracı olarak kullanır, kim bilir başka neler neler... Ne de olsa 4 elementtir… “Hay’dan gelen Huu’ya gider orada”… O kadar da basit değildir yani…

Bazen son derece açık bazen de inceden inceye imtihanlardan geçirir bizi. Bir-iki kişiyi ortaya alıp sınavdan geçirirken aslında seyredenler daha büyük sınavdadır. Kimi “Gerçekle sahteyi ayırt etme sınavı”, kimi kıskançlık sınavı, kimi övgü kimi yergi, kimi alınganlık… Burada önemli olan sınavı geçip geçememek değildir, yaşanılan olayda hissettiğimiz duygulardır. Aslında bu duygular bizim öğretmenlerimizdir ve hepsi güzeldir… Gizli olanı açığa çıkarır ki Deruni Babamız, kendimizle yüzleşebilelim.

Bunları anlayabilmek için epeyce bir imtihandan geçmiştim. Beni devamlı birileriyle kıyaslamasının beni üzdüğünü farketmiştim ve kendimi irdelediğimde anladım ki bu benim çocukluk yaram. Küçüklükten beri “Eller Ne Der” endişesiyle başkalarının gözüyle bizi yetiştiren anacığımın açtığı yaralar depreşmekteydi. Ya komşu çocuklarıyla ya da ablamlarla kıyaslardı devamlı. Beni bir türlü olduğum gibi kabul edememişti, yaramaz, hareketli, kalıplara sığmayan bir çocukmuşum. Yetişkinliğimde de “Ben kimseyi mutlu edemiyorum” diye intihara kalkışmıştım (Allahım affetsin) .

Şimdilerde önemli olanın “Kendini Bilmek, Kendine İnanmak” olduğunu “Eller ne der” değil “Allaha karşı mahçup olur muyum, onun sevgisini kaybeder miyim? “ endişesi olması gerektiğini öğrenmiştim ama bilmek ayrı uygulamaya koymak ayrıydı. İşte bu yüzden Deruni Babamız dış dünyada incinmeyelim diye eksik yanlarımızı bize gösterir ki orada pişelim olgunlaşalım. Bunun değerini umarım hepimiz anlarız bir gün.

“Eller Ne Der” kalıbı bir puttur, kırılması çok güç bir put…Ve öğrenmemiz gereken Veli anlamına gelen HANKAH’lar “Kınayanın Kınamasından Korkmazlar” çünkü onların tek hesabı Allah  iledir.

En büyük sınavlardan biri de dostlarımızın başarısızlığına üzülmek değil başarısıyla mutlu olabilmektir. Çünkü SIRLAR KAHVESİ’nde bir hedef vardır, bir yol vardır ve o yolda “Hepimiz 1’imiz, 1’imiz Hepimiz için” dir…Biliriz ki TENGRİ bizimledir…Yürekler temiz niyetler saf olduktan sonra başarısız olunan her türlü sınav tolere edilir. Sınav “Öze Erme” sınavıdır, bir elekten süzüle süzele hakikate yaklaşılır.

Sınava çekilen önce “Örs’e Çekici Vurur”… Artık akıldan çıkarılmaması gereken DEMİRCİLİK KURALI “Üzerine Sıçrayan Ateşi Nimet Bileceksin” dir… Deruni Babam yüklendikçe yüklenir, ÖRS olmak fedakarlık ister...Yaşadıklarımız kolay şeyler değildir emek veririz , gayret ederiz terleriz...Yüreğimizi aklımızı kalkan yaparak geçeriz sınavları, bazen de takılıp kalırız zaman alır kendimizle yüzleşebilmek...Bu gayretle içimizdeki kılıcımız parlar yani içimizdeki yetenekler ortaya çıkmaya başlar, herkesin içinde gizli olan bir cevher vardır keşfedilmeyi bekleyen...Gittikçe ustalaşmaya başlarız yolculukta...Öyle olaylar yaşarız ki dilimizin ucuna kadar gelen zehirli sözcükleri yutmak zorunda kalırız...Çünkü biliriz demircinin zehre ihtiyacı yoktur. O sözcükleri yutabildiğimiz an içimizdeki yılanı yenmişizdir.

Deruni Babamızın dualarıyla sırlara erebilmeye duacıyızdır artık, fetih gönüllerin fethidir.


 
Bazen de “Hızır GEMİ’yi delerek kusurlu gösterir”, bunu da özellikle yapar, ama hiçbirini kendi isteğiyle yapmamıştır, Tengri öyle istemiştir ve hayırlısı böyledir.
Bizi Bilenler Bilir! Bilmeyen Kendi Gibi Bilir!


AYŞECİK

 

AYŞECİK OKUMAYA ÇALIŞIYOR-1 (KENDİNİ OKU)

http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=4643


AYŞECİK OKUMAYA ÇALIŞIYOR-2 (TEMİRİN KAMASI)

http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=4655


AYŞECİK OKUMAYA ÇALIŞIYOR-3 (BÜYÜ)

http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=4688









Bu haber 3,389 defa okundu.





Yorum ekleYorum ekle


Yorumlar (17)
  • Zeliha Türk / 11 Temmuz 2017 10:41

    Maşallah!

    Ayşecim çok güzel bir yazı tebrik ederim. Dileğimiz her zaman dış görünüşe aldanmadan her şeyin özünü, aslını görebilmek.
  • Ayşecik / 8 Temmuz 2017 20:40

    .

    Güzel yorumlarınız için çok teşekkür ederim, bu yolda hep birlikte öze erebilmemiz dileğiyle, sevgiler.
  • İbrahim / 5 Temmuz 2017 01:29

    Kıskançlık mı imrenmek mi

    Ben kalperenlere hep imrenmişimdir. Özellikle son kopuz ata ile ilgili yazı ve görseller yıllardır kimleri takip ettiğimi kalperenlerin kimler olduğunu kısmen de olsa öğrendim.

    Kalperenlerin binlerce yıl önce tin uçmağı yapmış Ötüken çocukları olmaları ve yine bu cağda Oktan/Okyay Bilge ile birlikte olmaları.. Ve bir de kendime bakıyorum; kendini tam düzeltememiş bu çağın basit bir insanı...
  • slm / 4 Temmuz 2017 02:02

    internette gezerken ...

    https://bilinmeyenler.wordpress.com/diyalog-ve-misyonerlik-ayni/masonlar-koskte-1/
  • Tirendaz / 4 Temmuz 2017 01:58

    EYVAllah

    Zahirde ocak var doğru, bir de ocağın manasının getirdiği gerçekler var.

    Zahir de ocaktır, meşki de vardır ilmi de. Mana da örs ile çekiçe girdin mi ise, o zaman kıvılcımların yankısı ruhunda, nefsinde duyulmaya başlarsın... Acır, kanar, celal ile sınanırsın... CELAL'ine katlanmayandan Kalperen olur mu?

    O ustanın kıymetini çok iyi bilin kardaşlar, yanınızda Cemali ile işliyor, öle ruhunda naif, Paşa baba...

    Saygılarımla...
  • alaca / 4 Temmuz 2017 00:11

    Teşekkür..

    emeğine sağlık. Teşekkür ederiz paylaşım için..
  • Kıbrıs Fatihi / 3 Temmuz 2017 21:01

    Varol Ayşecik

    Allah razı olsun Ayşecik. Ne de güzel anlatmışsın. Kapıları aralamışsın. Olan biten herşeyi bir kalemde özetlemişsin. Işık oldu bu yazın bize varol. Selam ve dua ile. Hu..
  • ateş / 3 Temmuz 2017 17:53

    Tek kelime ile MUHTEŞEM!!

    Bacıbeyim, sözleriniz Ay'dan düşen su tanecikleri gibi işledi içimize... Var olun, hep olun.
  • uğur BAYRAK / 3 Temmuz 2017 15:43

    Hitap Gönül'e..

    EyvAllah. Gönüldekileri Kaleme dökmüşsünüz..
    Bizlerde Hal'e dökeriz inşAllah..
  • Deli caner / 3 Temmuz 2017 13:20

    Konuyla alakasız

    Dün bizim burda hava kararmadan önce acaip bir fırtına esti.ben de her zamanki gibi kendi tespihimi yapıyordum.sonra rüzgarın şiddetti bayağı arttı ve bir yaprak odamın penceresinden içeri düşüverdi.yaprak yarısı sarı yarısı yeşil rengindeydi.herhalde rüzgarın bir hediyesiydi bu bana.sonra onu ezip küçük parçalar haline getirdim.okunmuş suyumun içine atıp içtim.faydasını da gördüm...
  • Zafer Yavuz / 3 Temmuz 2017 12:30

    Okuyoruz

    “Eller Ne Der” kalıbı bir puttur, kırılması çok güç bir put…Ve öğrenmemiz gereken Veli anlamına gelen HANKAH’lar “Kınayanın Kınamasından Korkmazlar” çünkü onların tek hesabı Allah iledir. ... Bizim büyüklerimizinde bazen bizimde yaptığımız en büyük hata... Ne güzel anlatmışsınız... Deruni babamızın himmeti ile gönüllere tercuman olmuşsunuz... Var ol ablam Allah ilminizi arttırsın...
  • Turan / 3 Temmuz 2017 10:28

    "Uzerine dusen atesi nimek bileceksin."

    Cok anlamli ve faydali bir soz. Ancak aklima su takildi. O ates uzerimize en azindan bir "buyugun" sozunu, sozlerini dinlemedigimizden dolayi uzerimize dusuyor olabilir mi? Yine de ates atesdir, yakiyor. Dinleseydim de yakmasa daha mi iyi olurdu?
  • BEKİR ÖZTÜRK / 3 Temmuz 2017 09:18

    EYVALLAH..

    Ne güzel anlatmışsınız.
    Bana cevap oldu, nefes oldu.
    Bu kadar güzel idrak, ifade ve anlatış.
    Ocağımız, okul Sultanımız baş öğretmen koldaşlarımız öğrenci ve sultan babamızın önderliğinde öğreniyor, uyguluyor ve inşALLAH yaşıyoruz.
    Teşekkürler AYŞEÇİK.
    Gönlüne, yüreğine sağlık. Çok güzel anlatmışsın. Tebrik ediyorum.
  • Abdulvahap Ünalmışer / 3 Temmuz 2017 08:43

    Adamın Ham Maddesi = OKTAN KELEŞ

    Ah bu geçmişteki yaralar. Beni öyle yaralar ki...
    Bunları aşamamanın verdiği yükler.
    Ruhuma ağır gelir birden...
    Hayat her an karşına çıkarır, geçmişin o anlık sınavı artık hayatın olmuştur.
    Gelir de gelir, vurur da vurur...

    Anlaşılamadık. Anlaşılmak istenilmedik.
    Hep bir kalıba sokulmaya çalışıldık.
    O kalıp bize uymaz dedikçe itildik kakıldık...
    Sonra hayallere daldık dalmakla da kalmadık kapıldık.
    Belki birgün diye...
    O hayaldi bizi diri tutan, o umuttu bizi biz yapan.
    Anlaşılamadık...

    ..ve birgün geldi O GÜN GELDİ!
    ..Kalpler zuhur etti çok şükür, aynı nOKTA(N)da buluştu!
    Tıpkı bir yumruk gibi...

    Allahım bu yumruk sana emanet...


    Ey benim Pirim ey benim güzel Pirim...
  • Ihvan / 3 Temmuz 2017 08:27

    Yüreğine saglik

    Yüreğine sağlık baci beyim. Sanırım kalperenlerin çoğu yazdıklarıni onaylayrak okumuştur. Selam ve dua ile
  • mete / 3 Temmuz 2017 08:25

    Tebrikler..

    Perdeyi araladıktan hediyeyi aldıktan yapılacaklar daha önemli sanki. Çünkü şeytan o zaman daha yaman saldırıyor. Hidayet bulduğunu sanan nefsen de coşuyor ve belki daha beter sapıtıyor. Yazı Muhammed 25'i tefekküre davet ediyor önceki bölümleriyle bizi... Türk Övün Çalış Güven .. sizin Güven zamanınız gelmiş geçiyor Ayşe hanım....
  • Hamdi cenk düzgit / 3 Temmuz 2017 08:13

    Dogru söze ne denir.Ocağa ilk gelişimde(ki benim için çok değerlidir) , aklımda milyon tane soru sanki oradakiler de sade ben varmışım gibi oradalardı.öyle ya, nefis putundan yapılma bencillik teknesine binmiş hamdi cenk e öylesi daha hoş görünürdü.
    Deruni babam bunu görmemişmiydi elbette görüp ilk imtihanımı benden kılıç gösterisi yapmamı isteyerek yapmıştı...o gece sabaha dönerken gerçekleri onun benden görmemi istediği şekilde görmeye başlamıştım çünkü nefsim bana ağırdı,bana kitap dolu eşekmişim hissi verdi o nefis bana.
    demem o ki aslında burada desem yazı karakter sayısı yetmez, her insanın içinde ilgi odağı putu yaşar.ben benimkini yakmak için herşeyi yaptım çünkü puta taparak O'na ve O'nun görevlilerine ulaşılmaz...
    Hele haddimi aşarak "ay timine"girme isteğim ... sanki kainatta da torpil mekanizması vardı da ben de en üstteydim...
    Sultanım son sözlerim size; sizden ve tüm kalperenlerden özür diliyorum ara ara da olsa orada "puta" tapıp gerçek "özü" kaçırdığım için...
    ötükene ait olduğumuzu bilsem de bu adını bile bilmeyene yine el verirmiydiniz?






ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara