İlk Plan: Silüeti Yok Etmektir

İlk Plan: Silüeti Yok Etmektir

Hala ipe un seriliyor.....


15 Haziran 2017 08:26
font boyutu küçülsün büyüsün


 http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=2321

http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=2342

http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=2319

 

 

"Haberim yoktu, yanından geçtim görmedim, küstüm vs." hepsi bahane. Haçlı Konseyi daha önce nasıl karar almıştı? Oyunu görmek istemeyenler ve anlamayanlar için tekrar yayınlıyoruz:

İstanbul'un Silüeti'ni Nasıl Değiştirecekler?

Melami Savaşları (239-244)

Tüm bunlar Haçlı konseyinin ve Şeytanîlerin işi. Yazıyorlar senaryoyu. Oynatacakları oyuncuları da bizzat oyuna sahne seçtikleri ülkelerden buluyorlar.

Gelelim İstanbul üzerindeki diğer senaryolarına; yani projelerine.

En büyük  projelerinden biri İstanbul ile ilgili. İstanbul’u İstanbul olmaktan çıkarmak.
Nasıl diye merak ediyorsun? Ne demek bu diye? Hemen söyleyeyim:

Her şehrin bir ruhu vardır. Bu ruh kimi zaman o şehrin tarihiyle, kimi zaman mimarisiyle, kimi zaman bulunduğu coğrafyasıyla, kültürüyle hayat bulur. Tüm bu anlattıklarımızı iyi anlamaya çalış. Hepsi insanların psikolojileriyle, bilinçaltlarıyla; dolayısıyla ruhlarıyla alakalı konular.

Devam edelim:Her şehirde demin saydığımız unsurlardan birkaçı bulunur.

Bu unsurlar insan zihninde ortak bir olgu oluşturur. İstanbul, isminde bu unsurların tümünü barındırır. Bir insan İstanbul’a baktığı zaman ne görür? Bir resme baktığı zaman ne görür? Tarih, mimarî, kültür, maneviyat...Tarihini görür; binlerce yıllık tarihin akışını değiştirmiş hadiseleri. Mimarisini görür; Osmanlı’nın tüm muhteşemliğini, o eşsiz camileri, vakıfları, külliyeleri...

İşte bütün bunlar bakan insanın zihninde bir anda bir olgu hâline gelir ve bu olguların toplamı İstanbul oluverir. Demin söylediğimiz tarih olgusunun adeta tamamını içinde barındırır.

Burayı iyi anlamak lazım: Tarih görür derken bu tarih binlerce yıllık bir akış, hadiseler silsilesidir. Bu silsilenin akışında mimarileri, kalan yapıtları vardır.

Örneğin Bizans kültürü: Sarnıçlar, saraylar, Galata Kulesi, Kız Kulesi, surlar ve anıt dikili taşlar... Bu mimarî,bu kültür binlerce yılın ürünüdür. Fakat söylemek istediğimiz şudur: Bütün bu binlerce yılın ürünü olan kültürün üzerine öyle bir kültür, öyle bir mimarî gelmiştir ki adeta İstanbul’un geçmişteki binlerce yıllık kültür mimarisini, ürününü tam anlamıyla gölgelemiştir. Hatta neredeyse silmiştir.

İşte o gölgeleyen, silen unsur, kültür, medeniyet, mimarî muhteşem Osmanlı kültür medeniyetidir

Söylemek istediğimizin can alıcı noktası budur. İstanbul’a bakan biri bu medeniyeti, muhteşem Türk eserlerini görecektir. Bilincinde çağrışımlar meydana getirecektir bu kültür. Dolayısıyla da bu medeniyetin maneviyatını ve bu manevî havanın vermiş olduğu ruhu görecektir. İstanbul’un neresine, hangi resmine bakarsa baksın, bakan adam; hafızasında o ruhu görerek o kokuyu, o havayı teneffüs edecektir.

Buradan şu çıkar:

Demek ki binlerce yıllık bir kültürü bu muhteşem Türk medeniyeti silmiştir.

Ve o silinen kültürün bugünkü temsilcileri - yani Batı- o silinmişliği tekrar ön plana çıkarmak ve silen o  muhteşem kültürü, medeniyeti ve bu manevî havayı da yok etmek istemektedir.

Onun için sözde yeniden Bizans’ı kurma "hortlatma faaliyetleri vardır. Bu Haçlı konseyi tarafından alınmış bir karardır ve bugün tüm  projeleriyle devreye sokulmuştur. Aynı şekilde Şeytanîlerin de İstanbul üzerinde benzer emelleri söz konusudur.Stratejileri gereği Haçlı konseyiyle olan rekabetten de kaynaklanarak  benzeri bir planı  faaliyete sokmuşlardır.Şimdi bu şehirlerin ruhundan neden bahsettik ona gelelim. Dediğim gibi İstanbul’a bakan adam şunu görür:

Muhteşem Osmanlı Medeniyeti.

Öyle ki nereye baksa bu medeniyetin ne kadar muhteşem olduğunu bakan adamın zihnine haykırır.

İşte plan:

İstanbul üzerinde oynanan planın özü “ İstanbul’a bakan adam” üzerinedir. 

*Gördüğü bu resim İstanbul’a bakan adama tüm bu muhteşemliği, tüm bu maneviyatı ve ecdadının kudretini göstermemeli.

*Bırakın böyle muhteşem bir medeniyeti böyle bir medeniyetin izleri bile silinmelidir.

*Bununla da kalınmamalı.Demin bahsettiğimiz binlerce yıllık bir batı medeniyeti olduğu gibi meydana çıkartılmalı ve İstanbul’a bakan adama bunlar gösterilmelidir.

*Yani bilinçaltına işletilmeli.

Bakıldığı zaman- özellikle de yeni nesle- o muhteşem ruhu göstermemek için aldıkları kararlar şunlardır. Ancak bu arada görsel mânâda silmek  ne demektir onun üzerinde duralım.

İstanbul’un bu muhteşem kültürünü, maneviyatını, ecdadın kudretini gösteren mimarisini yok etmektir. Önce zihinlerden görsel mânâda silmektir. Bunu nasıl yapacaklarını planlamışlardır.

Önce :

İstanbul’un bir silüeti vardır.Nereden bakarsan bak, hangi resme, portreye bakarsan bak o silüeti görürsün.

İstanbul denince aklında beliren resim :


 

    Mevcut Hali                                             Bozarak Getirmek İstedikleri Hali


Boğaz ve nakış nakış işlenmiş muhteşem camiler... Kız Kulesi’nden pencere açılmış bu bakışa adeta. Kısaca İstanbul’un silüetini böyle görür bakan adam. İster gündüz baksın ister gece silüet budur.

Beyinlerden ruha birden ecdadın İstanbul’a attığı o eşsiz imza görünür.

İşte ilk plan: Bu silüeti yok etmektir.

Nasıl mı? Tabii ki birden bire yıkmakla değil.

Önce plan şudur:

*Bu silüeti gölgeleyecek, önüne onu göstermeyecek yeni yapılar inşa edilecek .

*Bunu modern yapılanma, sosyal ve ekonomik söylemlerin üzerine oturtularak planlanacak.

 Demin çizdiğimiz resmi düşün. Şimdi ise önüne koca koca gökdelenler, iş merkezleri, oteller yapılmış ve resim bu hâle gelmiş:


 


*Artık bakan adam bu resmi, bu silüeti görecektir.

*İstanbul’a İstanbul dedirten deminki silüet değil, camileri koca gökdelenlerin arkasında kalmış adeta silinmiş yepyeni bir İstanbul silüeti meydana çıkacak.

*Artık bakan adam eski silüeti bir nostalji anlayışıyla kartpostallarda görecek.

*Bütün bunların yanında özellikle geçiş nesli bu durumdan rahatsız olmasın diye;yani silüetin silindiğini fark edip rahatsız olmasın diye yayınlar,belgeseller, beyin yıkayan medya faaliyetleri, çağdaşlık adına  “Konfor”, “Milenyumun İstanbul’u”, “Çağdaş Dünya Şehri”  gibi masallarla insanlar etkilenecek.

Böylece kendi inşa planlarını gerçekleştirmeye çalışacaklar.

Sonraki nesil için bir şey yapmaya gerek yok. Çünkü onlar silüeti değişmiş yeni İstanbul’u karşılarında bulduklarında eskisinin o muhteşem ruhunun havasını teneffüs etmedikleri için hiçbir şey fark etmeyecekler.

Ne müthiş... Beynim bu gerçeklerle uyuşmuştu adeta. Şu durumu düşündüm: İstanbul’un önemi çok artmıştı dünya çapında. 2010 ‘da “Avrupa’nın Kültür Baş Kenti”olacaktı. Bu platformun başkanı bir haberde şöyle demişti:

-İstanbul’a Avrupa kültürü taşınacak. Avrupa kültürünün baş şehri olacak tıpkı projenin adı gibi. Ürpermiştim. İyi hatırlıyorum. Başkan şöyle devam etmişti:

-Tüm Avrupa siyasetçilerinin, devlet adamlarının gayri resmî buluşmaları ve toplantıları sonucunda bu başarıya ulaşılmıştı.

Bir şeyler oluyordu gözlerimizin önünde ve bu olanlar İlhami Abi ve Nuri Abi’nin anlattıklarına tam oturuyordu. Evet. Medya iş başındaydı.

Belli seçilmiş kişilerle Avrupa kültürü İstanbul’a geliyordu kültür alışverişi masallarıyla.

Nuri Abi devam etti:

- 2010’dan sonra, medeniyetler uzlaşması adı altında Türkiye’den resmen Ayasofya’nın minarelerinin yıkılmasını ve orijinal kilise hâlinde bulunmasını talep edecekler.

Tüm bu olup bitenler, şu andaki neslin; yani geçiş nesli dediğimiz insanların beynini yıkamak ile ve bu da, medya faaliyetleri ile olacak. Pembe dostluklar masalı altında çeşitli sempozyumlar, oturumlar, kültürel etkinlikler...

Oktan Keleş

(Melami Savaşları 239-244)

 

Hala İpe Un Seriliyor 

'Siluet bozan kuleler' neden yıkılamıyor?


 2 milyar TL bulunursa tıraşlanacak!

Tarihi Yarımada’nın siluetini bozduğu için 4 yıldır tartışılan Zeytinburnu’ndaki 16/9 kulelerinin tıraşlanması 2 milyar TL’ye bağlı. 

Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, geçen hafta özellikle İstanbul ve Ankara’daki imar sorunlarına dikkat çekmişti. Belediyelere yönelik en önemli şikâyet konusunun imar uygulamaları olduğunu söyleyen Bakan, “Herkes gidip İstanbul’un ve Ankara’nın en lüks semtlerinde, sahil kenarlarında kafelerde oturup baktığı zaman, gördüğü manzaralardan, nahoş manzaralardan rahatsız diye düşünüyorum. Ortalıkta dolaşan imar hikayeleri çok rahatsız edici. Bu müthiş bir sıkıntı. Adalet duygusunu da sarsıyor” açıklamasını yapmıştı. İşte bu açıklamaların ardından da megakentteki silueti bozan yapılar yeniden gündeme oturdu. Siluet deyince de tabii ilk akla gelen yapı Zeytinburnu’ndaki 16/9 kuleleri... Malum, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2013 yılında başbakanlığı döneminde, 16/9 kulelerine İstanbul’un siluetini bozduğu için tepki göstermiş, ardından da Sultanahmet Camii’nin arkasında yükselen 3 bloktan oluşan kulelerin tıraşlanması gündeme gelmişti.

150 BİN METREKARE

Kulelerin tıraşlanmasıyla ilgili bugüne kadar peş peşe mahkeme kararları alındı, silueti bozan kısımlar yıkıldı yıkılacak derken aradan 4 yıl geçti. Peki kulelerde son durum ne? Yıkım kararına rağmen silueti bozan kısımlar neden tıraşlanmıyor?

Zeytinburnu Belediyesi yetkilileri dava sürecini ve yıkımın neden yapılamadığını şöyle açıkladı:

“16/9 kuleleriyle iligili ilk dava, planın iptaliyle sonuçlandı. Ardından da bir vatandaş bu sonuca dayanarak silueti bozan kısımlar için yıkım davası açtı. Zeytinburnu Belediyesi Encümeni’nden de yıkım için karar çıktı. Bu arada mülk sahibi de karşı dava açtı. Bu davada da idari mahkemeden ‘ancak silueti bozan kısımların bedeli ödenir, kamulaştırma yapılırsa yıkılabileceğine’ dair karar çıktı. Danıştay da onadı. Yıkılacak kısım, 150 bin metrekarelik bir alandan oluşuyor. Bunun karşılığı da 2 milyar TL’yi buluyor. Bu rakam, bütçemizin 5 katı. Belediyenin bu parayı ödemesi mümkün değil.”

YÜKSEKLİK 70 METRE OLMALI

İBB, Danıştay kararının ardından şehir siluetini koruma adına her semte yükseklik kotası getirdi. Buna göre Zeytinburnu için belirlenen yükseklik 70 metre yani 23 kat. Bu karara göre 36, 32 ve 26 kat olan 16/9 kulelerin birinden 13, birinden 9, diğerinden de 3 kat yıkılması gerekiyor.
http://www.haber7.com/guncel/haber/2355215-2-milyar-tl-bulunursa-tiraslanacak








Bu haber 3,912 defa okundu.





Yorum ekleYorum ekle


Yorumlar (7)
  • Burak çetin / 27 Haziran 2017 23:20

    ayrıntıya dikkat

    Çizilen İstanbul'un yeni suretinde Davut yıldızı hırıstiyanlığın değilde İsrail'in bir oyunu olmasın bence bu izlenim kıyametin yaklaşması ve daccelin dünyaya inmesini sergiliyor
  • Doğukan Kayhan / 17 Haziran 2017 02:06

    Yapan yıksın

    Yol çalışmalarında orada oturanların binası, bahçesi yola geçmişse bina sahibinin gerekli düzenlemeyi yapması tebliğ edilir yapmazsa belediye yada karayollarının gerekli düzenlemeyi yapacağı bina sahibine fatura edileceğini beyan eder yaptığı işin. Aynı şekilde o binaların sahiplerine fatura etsinler.
  • adem919 / 16 Haziran 2017 16:12

    Medeniyet

    İlber Ortaylı hoca orta asyada Hoca Ahmet Yesevinin mezarının bulunduğu külliye çevresinde yüksek yapı yapılmasına çarlık ve sovyet döneminde dahi izin verilmediğini söyledi.Gerisini siz düşünün
  • Alperen Doğan / 15 Haziran 2017 23:43

    tevrat yeremya 16/9

    binanın imi 16/9 ile de mesaj veriliyor gibi geldi bana. Yeremya 16/9 da şöyle bir bölüm var: Çünkü İsrail’in Tanrısı, Her Şeye Egemen RAB diyor ki, ‘Burada sevinç ve neşe sesine, gelin güvey sesine, senin günlerinde gözünün önünde son vereceğim.’
  • yildiray celik / 15 Haziran 2017 21:35

    zelzal

    Kimse yapamiyorsa , canabi hak bir emri ile sallatir yikar yani al aşagiya depremoski
  • Engin a. / 15 Haziran 2017 16:40

    Yıkmak daha ucuza gelebilir.

    Mısır piramitleri dizilişiyle aynı,logoya bakın büyükten küçüğe.

    http://www.hizliresimyukle.com/image/ELQZU

    Sitenin logosuna farklı açıyla bakarsak;

    İstanbul yazısı bu kulelerin altında ezilmiş gibi.

    Onaltı yazısının anlamı=on un altı yani 9,logodaki kuleleri silerseniz onaltıdokuz(on un altı dokuz) yani kime hizmettiklerini açıkça söylüyorlar.


    http://www.hizliresimyukle.com/image/ELy7F


    Bu şirketin sitesini tasarlayan firmanın adı kabalist e benziyor.

    © 2010 Astay Gayrimenkul İnşaat Yatırım ve Turizm A.Ş.
    Designed by KATALIST

    Kata yı ters çevir ataklist yani saldırı listesi anlamına geliyor.

    16/9 un sitesindeki tel ve fax no larında rakamları toplayınca 11 16 ve 9 sayıları var.
  • Enis Çatak / 15 Haziran 2017 13:33

    Çözüm

    Bu konuda samimi değiller. Çünkü gerçekten bir düzeltme yapmak isteseler Milli Piyango ve at yarışında yaptıkları gibi bunun için de kolaylıkla bir khk çıkarabilirler.






ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

En Çok Okunanlar