Bir Simülasyon İçinde Yaşıyor Olabilir miyiz?

 Bir Simülasyon İçinde Yaşıyor Olabilir miyiz?

Elon Musk'ın İddia Ettiği Gibi Aslında Bir Simülasyon İçinde Yaşıyor Olabilir miyiz?


17 Nisan 2017 08:21
font boyutu küçülsün büyüsün



Elon Musk'ın İddia Ettiği Gibi Aslında Bir Simülasyon İçinde Yaşıyor Olabilir miyiz?

Ünlü Astrofizikçi Neil deGrasse Tyson da dahil olmak üzere, Elon Musk ve pek çok bilim insanı, dünyamızın daha gelişmiş bir uygarlık tarafından özenle oluşturulmuş bir simülasyon olmasının oldukça yüksek bir ihtimal olduğu üzerinde durmakta. Bununla birlikte, elbette yanılıyor da olabilirler.

 Bilim camiası, aslında bilgisayar simülasyonunda yaşıyor olabileceğimizi iddia eden oldukça ilginç bir teoriyi gündeme getirmekte. Kökeni çok daha eskiye dayanmakla birlikte, The Matrix filmi ile milyonların da dünyaya bakışını değiştiren teorinin destekçilerinden biri de Tesla ve SpaceX CEO'su Elon Musk.

2016'da Code Conference'da yapmış olduğu bir söyleşide Musk, "Milyarda bir ihtimalle, bildiğimiz gerçeklikte yaşıyoruz." demiş ve aslında bildiğimiz dünyanın oldukça karmaşık bir bilgisayar simülasyonu olduğunu düşündüğünü ifade etmişti. Neil deGrasse Tyson da benzer bir yaklaşımda bulunuyor ve bir simülasyonda yaşadığımız ihtimalinin oldukça güçlü bir ihtimal olduğunu belirtiyor.

Musk röportaj sırasında bu fikri şöyle irdeliyor: "Muhtemelen bir simülasyonda olduğumuzun en güçlü argümanı şudur: 40 yıl önce, iki dikdörtgen ve bir noktadan oluşan Pong isimli oyun vardı hayatlarımızda. Şimdi, 40 yıl sonra milyonlarca insanın eş zamanlı oynadığı fotorealist üç boyutlu simülasyonlara sahibiz ve teknoloji gün geçtikçe de ilerliyor. Yakında da, sanal gerçeklikten arttırılmış gerçekliğe sahip olacağız. Oyunlar da gerçek yaşamdan ayırt edilemez bir hale gelecek."

Simülasyon hipotezinin çağdaş versiyonu, İngiliz filozof Nicholas Bostrom tarafından 2003 yılında tanıtılmıştı. Basitçe açıklamak gerekirse, hipotez gelecekteki gelişmiş uygarlıkların, geçmiş medeniyetlerin gelişmiş bilgisayar simülasyonlarını eşit derecede yürütme ihtimalinin bulunduğunu belirtiyor. Bu nedenle, antik popülasyonlar hakkında video oyunları oynuyor gibi olabiliriz, ancak aslında teknolojik açıdan çok daha gelişmiş bir uygarlık oyun oynamamıza benzer bir şey yapıyor olabilir. 

Taklit edilmiş bir evren fikri Bostrom tarafından resmen açıklanmış ve kısa süre önce Musk ve Tyson tarafından manşetlere getirilmiş olsa da, bu aslında pek de yeni bir fikir değil. Çevremizdeki her şeyin yalnızca bir yanılsama olması ihtimali, uzun yıllardır bilim insanlarının üzerinde düşündüğü bir konsept.

Simülasyon fikriyle yeni karşılaşanlar için; simülasyonun tanımı gereği, "bir durumun ya da sürecin taklidi" şeklinde ifade edilebilir. Yani, şayet bir simülasyonda yaşıyorsak nasıl var olabiliriz de bildiğimiz haliyle fiziksel dünyamızla etkileşim içinde oluruz? Besin, insanlar, hava ve benzerleri ile olan etkileşimlerimiz, beynimiz fiziksel olarak bu şekilde algılamamızı ayrıntılı bir biçimde sağlayacak şekilde programlı olmadıkça konsept kendisini doğal olarak çıkmaza sokuyor. Yani taklit olan bir nesne fiziksel bir varlık kazandığında aslında simülasyon olmaktan çıkıp gerçeğe mi dönüşür?

Simülasyon gerçekliği kavramına karşı sunulan argümanlardan bir diğeri de, bilgisayar sınırlamaları. Kuantum bilgisayarlar yıllar içinde ne derece gelişmiş olurlarsa olsunlar, onları gerçek fiziksel bir dünya yaratma noktasında kullanabilmek, teknolojik olarak imkansız gibi görünüyor. Ancak tabii ki, bugün sahip olduğumuz teknolojiyle. Gerçi açıkçası bilgi teknolojisi radikal ve hızlı bir biçimde değişime uğramadığı takdirde, bu asla mümkün de olamayabilir.

Esasen bildiğimiz biçimiyle hayat, tamamen değişmez ve bilgisayar çalışma biçimi bugün olduğundan daha farklı bir biçime bürünmezse, Musk'un değindiği simülasyon teorisinin mümkün olabileceği tek yol bildiğimizden çok daha yüksek seviyede bir gerçeklik seviyesinin aslında var olması. Bazı bilim insanları, insanlığın gezegenimiz Dünya'da bu kadar uzun süre hayatta kalabileceğini düşünmediği için, bir uygarlığın hiçbir zaman bir simülasyon noktasına gelebilecek kadar gelişmiş olamayacağını da savunuyor.

Sonuç olarak bugün bu simülasyon teorisini doğrulayan ya da yalanlayan kesin bir kanıt henüz ortada yok. Sadece olasılıklar ve her bir olasılıkla doğan bilimsel


 http://www.webtekno.com/elon-musk-in-iddia-ettigi-gibi-aslinda-bir-simulasyon-icinde-yasiyor-olabilir-miyiz-h27921.html









Bu haber 2,180 defa okundu.





Yorum ekleYorum ekle


Yorumlar (3)
  • Kârì / 20 Nisan 2017 05:06

    Teşekkür

    Çok teşekkürler BEKLENEN.
  • beklenen / 18 Nisan 2017 10:50

    SİMÜLASYON TEORİSİ HAKKINDA
    Şeytanın insanlığa atacağı en büyük kazıklardan biri hazırlanmak üzere. Aman sakın ha! Müslümanlar bu tür şeytani fikirlerde uzak dursunlar. Simülasyon teorisi açıkça Allah’ın Allahlığını ret etme anlayışıdadır. Simülasyondaysan eğer ateş yoktur, günah yoktur, ceza yoktur, iyilik güzellik yoktur. Normal kavramı bile yoktur. Her ne yaparsan yap burda kalır. Aslında bir şey yapmışda olmazsın çünkü bir programdasın.

    Allah’ın “el evveli el ahiri” sıfatının bilmeyen veya hesaba katmayanların oluşturduğu bir teoridir. Onlara göre Allah her yaptığı işte insanların anlayışına göre işler yapmalı. Halbuki Kuranın daha ilk ayetlerinde buna cevap verilmiştir. “Onlara ki gayba inanırlar” ayeti ile bütün bu kargaşanın önü iman edenler için kesilmiştir.

    Peki bu teori nereden ortaya çıkmıştır? Temel mesele kuantum fiziğinde bir gözlemin yanlış yorumlanması ile bu teori ortaya çıkmıştır. Çift yarık teorisi. Konuya daha ayrıntılı vakıf olmak isteyenler çift yarın deneyi olarak araştırabilirler. Deneyde gözlem için kullanılan sensörün elekktrik alanı hesaba katılmadığı için elektrik alanının evren dokusuna olan manüplasyonu dikkate alınmaz ve şöyle bir sonuca varırlar. Gözlemlendiğinde başka, gözlemlenmediğinde başka sonuç üretiyor. Gözlem derken “göz” kavramını anlamayın. Bu durumu daha ileri götürerek “baktığımız yerde nesne vardır yani dünya vardır, görüntü vardır, bakmadığımız yerde yoktur.” Gibi saçmalık oluşturmuşlardır. Bu basit düşünce daha da ileri giderek bu defa sanal gerçeklik kavramını ile birleştirilince şimdiki simülasyon teorisine doğru evrilmiştir.

    Bu teorinin tutarlılığı falan yoktur. Her adımlarında varlığını onlara bildiren Allah’ın, illaki “sen yoksun demelerin verilen cevap ayet gereği ben yoksa şeytan var” demesidir. Şeytanı onlara musallat etmesidir. Sakın ama sakın bu tür fikirlerden ve aslında şeytanda uzak durun. Kalbinize girmesin tek kelimesi bile.
  • Uzaks / 17 Nisan 2017 19:47

    ....

    inanç felsefemizdede derin bir uykuda olduğumuz anlatılmıyormuki bir gün o uykudan biz insanların uyanacağı zaten biz insanlara söyleniyor.. O halde bu düşüncede bilim adamlarının kafa yordukları şeyi cevabı çok basit onların deyimiyle simülasyon dünya dersek, yaratıcısı tabiki Allah tır..