Kam Kartları ve Geyik

Kam Kartları ve Geyik

Dudu Bozkurt Yazdı:Kam Kartları ve Geyik


24 Aralık 2016 08:17
font boyutu küçülsün büyüsün



 

KAM KARTLARI VE GEYİK


15.Geyik: Tengrisel yol, öte aleme geçiş kapısı


MÜMİN SÜRESİ


79.ALLAH, BİR KISMINA BİNESİNİZ, BİR KISMINI DA YİYESİNİZ DİYE SİZİN İÇİN HAYVANLARI YARATANDIR.

80. VE SİZİN İÇİN ONLARDA MENFAATLER VARDIR VE ONLARIN ÜZERİNDE GÖĞÜSLERİNİZDEKİ BİR HACETE ERİŞMENİZ İÇİN VE ONLARIN ÜSTÜNE VE GEMİLERİN ÜSTÜNE YÜKLENİYORSUNUZ.”

 Mu’min süresi 80. Ayette geçen ال�'فُل�'كِ kelimesi felek kelimesi ile aynı kelimedir. Felek; çıkrık, çark, yıldızların döner küresi, baht ve dönme anlamına gelir. Etimolojik olarak Aramice’de “peleka”(çıkrık, çark) kelimesi kullanılmış olup Fenike dilinde ise “pelekum” (yün eğirme çıkrığı) olarak kullanılmıştır. Felek kelimesi zaman içerisinde kullanıla geldiği üzere her zaman dönme fiilini icra eden bir araç olarak karşımıza çıkmaktadır.

Anılan Mu’min süresi 80. Ayete meal verilirken ayette geçen ال�'فُل�'كِ kelimesi “gemi” olarak Türkçeye tercüme edilmiştir. Oysa ki; Arapça’da gemi kelimesi Kehf süresi 79 ayette de geçtiği üzere sefiyyetundur.

 


Şöyle ki: «Gemi, denizde çalışan birtakım zayıflara ait idi. Artık ben onu kusurlu yapmak istedim ve onların ötesinde bir hükümdar vardır ki, her (sağlam) gemiyi zulmen alıvermektedir.

Burada Musa (as) ile Allah'ın katından ilim verdiği kulunun gemiye hasar verme bahsi anlatılmaktadır. Ayetin içeriği ve kapsamı incelediğinde, burada sefiyyetun kelimesi ile kast edilen geminin “ yüzme fiilini icra eden bir araç” olduğu açıkça görülmektedir.

İş böyleyken, mu’min suresindeki felek kelimesinin gemi olarak tercüme edilmesi terim karmaşasına neden olmaktadır. Terim kargaşası ise direkt yanlış tercümeye sebebiyet vermektedir. Tüm izahlardan anlaşıldığı üzere “felek” ile “sefiyyetun” kelimeleri birbirinden farklı manaları ihtiva etmektedir. Ayete meal verenlerce felek kelimesi ile kast edilen anlaşılamadığından bu kelime gemi olarak tercüme edilmiştir. Anlam bütünlüğü verebilmek amacıyla da ayet yukarıdaki şekliyle tevil edilerek tercüme edilmiştir. Oysa ki; ayetin orjinalinde “... onların üzerinde sadırlarınızdaki bir hacete sizi taşıyan felek ile ulaşırsınız.” manası vardır.

Peki burada geçen “hacet” kelimesi ile kast edilen nedir? Öyle ki; ayette herhangi bir ayrım yapılmaksızın sadıra sahip olanların tümünde bulunan bir hacet söz konusudur. Buradaki haceti Mesnevinin ilk beyitlerinden yola çıkarak anlamaya çalışalım.

“Dinle, bu ney nasıl
şikayet ediyor, ayrılıkları nasıl anlatıyor:

Beni kamışlıktankestiklerinden beri feryadımdan erkek, kadın... herkes ağlayıp inledi. “

Yani; kadın erkek herkes ayrılıktan şikayet etmektedir. Buradan da bu hacetin ayrılıktan kurtulup vuslata erme arzusu olduğu yorumu yapılabilir. Sadıra sahip olan herkesteki hacet O’na kavuşma arzusudur.

Tasavvufta kavuşma arzusu çeken cevher ruh olarak geçer. Çünkü Allah “Ruhumdan üfledim” demiştir. Bu üfleme sonucu ortaya çıkan ayrılık kavuşma arzusuna neden olmuştur. Mu’min süresi 80. Ayete yeniden mana verecek olursak şöyle olur.

“Ve sizin için onlarda menfaatler vardır ve onlarla sadırlarınızdaki bir hacete onların üzerinde ve sizi taşıyan felekle ulaşırsınız.”

 Buraya kadar ayette geçen “felek” kelimesi ve “hacet” kelimesi ile kast edilen manayı irdelemeye çalıştık. Ruhun kavuşmasının hayvanların üzerinde, dönme fiilini yapan felek/çark ile gerçekleştiği sonucuna ulaştık.


 Peki eski Türk inancında bu kavuşma nasıl anlatılmıştır. Kaman kartlarında http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=5620) geçen “Geyik/tengrisel yol” figürü ile bu ayetin alakası nedir? 

 Aşağıdaki yazıt Gotland adasında Vaskinde mezarlığında bulunan 465*798 ebatlarındaki bir yazıttır. Bu yazıt Kazım Mirşan tarafından “Kozmasa Atılma Övüncü” olarak okunmuştur.

“ Bu şeklin üstünde bulunan işaret “AT” tamgasının stilize edilmiş şeklidir. Sakal “Ö”; üstündeki kalın çizgi ile beraber, alt çene “G”; göz yuvarlağı “ÕN” ve boynuzlar “ON” tamgalarının stiline edilmiş şekilleridir. Buna göre, şunu okumalıyız:

ÖG-ÕN ON-AT ( kozmosa Atılma övüncü) nü temsil eden yaratık, veya ÖGÜNÜN AT (övündün AT). AT “ vücuttan atılan can” demettir ve aynı zamanda, “ beygir” manasına da gelir...

... Buna karşılık, Issıq Kölde bulunmuş olan altın elbisenin başlığındaki atın (üstte) arka kısmı ÖG-AT’ a bitişiktir; yani, bu AT’ı ÖG-AT kozmosa (ÕN’a) götürmektedir.” ( Kazım Mirşan Erken-Türklerin Skandinavya Yazıtları syf 18-19)



http://www.thebabylonmatrix.com/index.php?title=File:Vortex_Vaskinde_cemetery.jpg

Yukarıdaki resimde bir çarkın etrafında 4 adet yaratık görünmektedir. Kazım Mirşan bu yaratığı ÖG-AT olarak tanımlamıştır. ÖG öğünç, AT ise tenden atılan can olarak Kazım Mirşan tarafından okunmuştur. Aşağıda yine aynı kitapta geçen Kazakistan'da bulunan “gökten yere tırmanmış olan bir geyik” görülmektedir. Aşağıdaki geyik resmi ve kam kartlarında geçen geyik figürü ile ÖG-AT’lar ile örtüşmektedir.


 

 


Sonuç olarak Gotland’da bulunan yazıt ÖG-AT (Geyik)lerin üzerinde taşınan AT’ı ( ten ve ruh dualitesini) çarka atarak kozmosa ulaşmayı anlatmaktadır.

Mu’min süresi 80. Ayet ile bu yazıtta anlatılan “ kozmosa Atılma övüncü’ birbirini açıklar niteliktedir. Ayette geçen felek bu yazıttaki 33 ON tamgası ile çevrili çarktır. Burada Kutadgu Bilig’de geçen bir şiiri de tefekkürümüzü aydınlatması İçin yazmak istiyorum.

“ Yarattı kör, Evren tuçi evrilür,
Anın birle tezginç, yime tezginür!..”
 
Bu şiir Bahaeddin ÖGEL tarafından şu şekilde açıklanmıştır:

“Bu şiirin gerçek anlamı, şimdiye kadar Kutadgu Bilig’i tercüme eden ve açıklayan yazarlar tarafından anlaşılamamıştır. Şair, “Evren” sözü geçtikçe, hep Evren tuçı’nın çevrildiğinde söz açmaktadır... Tuçtan yapılmış bir evren düşünmek, elbette ki dayanaksız ve tehlikeli bir yoldur. Kanaatımızca bunun açıklanması da, ancak yine Anadolu Türkçesi sayesinde olabilecektir. Osmanlılar'ın silahlar üzerinde yazdığı kitaplarda “tuç” veya”tuc” sözü, yayın iki uçları anlamına geliyordu. Yayın ipi de bu iki uca bağlanırdı. Tahminimize göre Türkler Evren'i bir yaya benzetiyorlar ve bu yayın, iki ucu ile Ufukta döndüğüne inanıyorlardı...

Evrenin dönüşünü anlatan şair, ayrıca Evren'le birlikte dönen,bir de “Tezginç” dem söz açmaktadır.Az önce söylediğimiz gibi “tezginmek” eski Türkçede “ bir şeyin kendi etrafında dönmesi” anlamına gelmektedir... (Bahaeddin ÖGEL Tarih Dizini-Türk Mitolojisi II syf 23-24)

Sonuç: Ayette geçen feleğin Eski Türkçede geçen tezginç ile bağlantısı aynı manaya gelmektedir. Sadırlardaki hacet ise AT ile simgelenen ruhun kavuşma arzusudur. Bu hacetimiz ise ÖG-AT denilen geyiklerin vasıtasıyla gerçekleşmektedir. Bu nedenle kam kartlarındaki geyik tengrisel yolu, Tengri'ye giden yolu simgelemektedir.

Dudu BOZKURT










Bu haber 4,042 defa okundu.





Yorum ekleYorum ekle


Yorumlar (11)
  • Savaş / 26 Aralık 2016 14:13

    Tebrik

    Allah ilmini arttırsan İnşAllah Bacıbey.

    Selam ve dua ile...
  • alaca / 25 Aralık 2016 04:25

    Geyik Sembolü

    Geyik kartı gerçekten çok güzel anlatıldı ayrıca feleğin dönüşü eski yazıtlarda olması Türk tarihinin bu gibi bilimsel konulara ne kadar vakıf olduğunu gösterir. Geyik konusuyla ilgili Onaltıyıldız da yayınlanmış birkaç yazıda biz eklemek istedik.
    Kulbak Bilge 16. Bölüm 232. Sayfa http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=3653
    Erol elmas Put Koleksiyonu http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=4505
    Oğuz Kağan Destanı http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=5531
    “Oğuz-Kağan derlerdi, çok alp bir kişi vardı,
    Avlarım gergedan: diye o yere vardı.
    Kargı, kılıç aldı, kalkan ile ok ile,
    Dedi: “Gergedan artık, kendisini yok bile!
    Ormanda avlanarak bir geyiği avladı,
    Bir söğüt dalı alıp, bir ağaca bağladı.
    Döndü gitti evine, sabah olmadan önce,
    Tam tan ağarıyordu, geyiğine dönünce,
    Anladı ki gergedan, geyiği çoktan yuttu,
    Geyiğin yerine de, büyük bir ayı tuttu.
    Belinden çıkararak, altın bakma kuşağı,
    Ayıyı astı yine, o ağaçtan aşağı, “

    Ayrıca Kutadgu Biligden paylaşılan mısra için
    Yine Oğuz Kağan destanı http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=5531
    “Yedi gün geçmişti ki, oğlan başladı işe,
    Demir beşiği kırdı, kendini attı dışa.
    Yedi dağı dolaştı, yedi geyik avladı,
    Boynuzlarını yonttu, birbirine bağladı.
    Öyle bir yay yaptı ki, kirişsiz olmaz idi,”

    Anladığımız kadarıyla YAY denilen yani geyiğin boynuzları aslında güneş sistemi olabilir. Ay’dan Satürn’e kadar Üsteki geyiği anlamamız içinde Menat Meleğini anlamamız lazım gibi. Emeğinize yüreğinize sağlık. Çok faydalı bir makale oldu..
  • Slm / 24 Aralık 2016 20:00

    fizik yasaları tespit edilen kadar mı ?

    http://www.bizsiziz.com/cinden-aciklama-fizik-yasalarina-aykiri-bir-motor-prototipi-calistirdik/
  • R Sak / 24 Aralık 2016 19:41

    Iskandinav dilleri

    Ögat, Iskandinav dillerinde göz anlamina gelir.
  • zekhan / 24 Aralık 2016 14:16

    tebrikler

    Bu tam bir Kalperen işi olmuş.
    Farkını fark ettirmişsin elhamdülillah.
    Eline gönlüne emeğine sağlık.
    Birçok kaynaktan aktarım yaparak ve bağlantı kurarak belli ki çok emek vermişsin. Emeğine sağlık.
    Paylaşdıklarınla bizlerde de kapı açtın. İnşaallah ortak bir sinerji ile daha sağlam çıkarımlara ulaşırız.
    Rabbi zidni ilmen.
  • Rahime kurt. / 24 Aralık 2016 14:09

    Bacı Beylerden inciler.

    Kam kartları benimde teffekkür konularımdı. Allah razı olsun Sayende sadrımıza kapı araladık Dudu kardeşim.saygılar efendim
  • Murat Birkent / 24 Aralık 2016 11:35

    Ruh Nefes

    Cok güzel ,Allah ilmini arttirsin Dudu koldasim.
    Üflenen ruh nefes misali verildi ise Huuuu gibi,Hayyy ile geri dönmek ister.
  • beklenen / 24 Aralık 2016 11:17

    öncelikle tefekkürün bana göre çok isabetli. Bir katkım olsun diye yazıyorum.

    Yayın iki ucunda bulunan şeyler şunlardır. Biri Ol ile başlayan varlığın olma hali. Diğeri Kıyamet ve sonrasına ait haldir. Her ikisi de zamansızlık üzerinedir. Dönme hadisesine gelince. Evrenin dönmesi temel değil, evreni yaratan ön maddenin dönmesi temeldir. Bu temel ayette her şey onu zikreder açıklanır.ön madde temelde döndüğü için evrende döner. aslında buradan evrenin yaratılışının bing - bank olmadığı bile ortaya çıkar.
  • Zafer YAVUZ / 24 Aralık 2016 10:56

    Tengrisel yol

    Allah ilmini arttırsın Dudu ablam... Tengrisel yol Düşünmeye devam... Allah razı olsun
  • kemal durmuş / 24 Aralık 2016 09:22

    Çok gezen mi bilir yoksa çok okuyan mı?

    İyi hatırlıyorum ortaokul dönemlerimizdi,arkadaşlar ile konu üzerine tartışıyorduk.Ben gezginci idim . " Oku ! (ayet)" .Okuyan ile gezen arasındaki farktan daha çok "gezmek" ,"görmek" okumaktan daha efdal gelmiştir bana.Kader ağlarını örmüş ve gezmiştim.Bu zamana yakın bir kaç yılım ise okumakla geçti ,geçiyor.un ile su karıştı,hamur oldu.Artık şekillenme vakti..sonrası ateş.. sonrası..!

  • Zeliha Türk / 24 Aralık 2016 09:06

    Tebrik ederim. Güzel tefekkür. Tengrisel yol.Düşünmeye devam.






ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

En Çok Okunanlar