Yeni Çağın Sohbetleri: Sistem

Yeni Çağın Sohbetleri: Sistem

Kopuz Ata yeni çağın sohbetleri ile Türk'ün kadim bilgilerinin sırlarını açıyor...


4 Kasım 2016 21:33
font boyutu küçülsün büyüsün


 Kopuz Ata yeni çağın sohbetleri ile Türk'ün kadim bilgilerinin sırlarını açıyor...

 

SİSTEM

İstanbul’da gece hayatı başlamak üzere idi. Herkesin bir sebebi vardı geceden faydalanmak için. Bizim de toplanma sebebimizin deruni bir sohbet olduğu mümtaz hazirundan belliydi. Tomris’in özel çay ikramından sonra ve ilhami Abi’nin desturu ile sohbet başladı.

Söze Turan Bey başladı. Turan Bey’i sanırım 5 yıl olmuştu görmemiştim. Fizik olarak çok değişmiş; saçları, sakalı uzamış, beyazlamıştı bu asil Bilge Bey’in. En son duyduğumda Türk dünyasını dolaşıyor, etkin isimlerle “Turan Birliği” konularında çalışıyordu. Doğrusu gördüğüme çok memnun olmuştum.

Anlatmaya başladı: “Dünya nasıl bir sistem içinde insanlık bunu bilmiyor, sadece bu sistemin içinde doğuyor, yaşıyor, planlar kuruyor, kendilerine ait planlar olduğunu sanarak; hengameler savaşlar, ideolojiler şunlar bunlar ve o sistemin içinde hayat felsefelerini oluşturuyor ve kaoslar içinde paradokslar için ölüyor. Buna da hayat ya da yaşam, ölümlü dünya diyerek, sonraki nesle sistemin transferini gerçekleştiriyorlar. Tabi ki teknoloji, konjonktür sisteme rötuşlar yapıyor ama yeniden yeniden aynı sistemde yaşanıyor daha doğrusu yaşatılıyor. Asıl ölümlü dünya değil, ölümlü sistem olduğunu bilmiyorlar, akıllarına bile gelmiyor, çünkü sistemin bekası, akıl ettirmemeye programlı. Bu sistem tıkır tıkır işlerken asıl Hayatı Örtüyor. Asıl Sırrı Örtüyor.

Sistem, yer küreye uyarlanmıştır, zihinlerde yaşatılıyor. Ölüm, yeryüzüne ait bir gerçek gibi algılatılarak dünya paylaşımına yönlendirilerek insanlık yönetiliyor.

Asıl sistemi bilmeyen, Dünya sistemi içinde algılatılan tarih  akademisyenlerce de bilinmiyor. Tabii ki hakikati görenler çok çok azınlıkta, onlara da deli deniyor.

İnsanı Yaradan yaratmış; fıtratını, “ana fıtrata” göre programlamış. Oysa sistem farklı, insan fıtratına ters, bazen sus payı için, insan nefsine uyarlamalar sunmuş. Sistem dini dahi kendi normlarına uyarlamış, sistemin kendine fıtrat oluşturmuş yani sistemin sanal da olsa fıtratı var, ancak insanın fıtratı başka. Sistemin fıtratı kul yapımı, insanın fıtratı ise Yaradan yapımı. Uyuşmazlık burada başlıyor. İnsan fıtratı başka istiyor, sisteminki başka şey talep ediyor. İnsan ruhu başka şey istiyor yaradılışı gereği, sitem başka şey talep ediyor. İnsan, sisteme zorlanınca rahatsızlıklar başlıyor. Sisteme zorlanan insanlık, ayak uydurmaya çalışınca gerçek fıtratını yaşamıyor, gerçek “hayat” yerine “Sistemi Yaşıyor.”

Ayak uydurmak başka, yaşamak başka, gerçekten   Yaradan’ın ona sunduğu hayat yaşanmıyor.

Psikolojik diye adlandırılan birçok hastalık, aslında insan fıtratı dışında yaşama zorlanması sebebiyle zuhur ediyor. Aslında birçoğu da hastalık değil. İnsanın doğasını fıtratını yaşama isteği ruhen, bilinç olarak, düşünce olarak eşittir Hastalık teşhisi ile kabul ediliyor. İnsanın fıtratını yaşamak istemesi neden Hastalık Olsun?

Çünkü, Sistemin Sözde Delilere de İhtiyacı Vardır. O da sistemin uyarlamasıdır, sistemde parazit kabul etmezler.

Sistemi belli periyodlarla güncellerler, bulunduğu konjonktür, teknolojiye göre. Bazen yüz yıllık, bazen de bin yıllık aralarla. Falan coğrafyaya tek tip insan oluşturma modeli sunarlar. Tabii sistemi ayakta tutmak için, ona hizmet için; filan ülkeye kültüre farklı model sunarlar. Renkli insanlıktan bahsederler ama aslında öyle görünse de yani farklı modeller, kültürler, ideolojiler aslında sisteme uyarlıdır. Sundukları modelleri birbirleriyle savaştırırlar, barıştırırlar, kan dökerler, bozgunculuk yaptırırlar sonrada hakem olurlar. Yeni, yeniden yeniden modeller sunarlar.

Her şey Sistem içindir. Bilim, sanat, teknoloji vs. Her şey sistem için uyarlanır. Masela bilim, insan fıtratını yaşatmak, doğasına yaşam faktörüne yönelik olması gerekirken, “atom bombası” yaptırılır ve kontrollü yok ettirme aracı olarak kullanılır vs. Sanat,  mesela resim sanatı yaradılışı taklit etmek, asıl olanı yansıtmak varken; bakınca bir şeye benzetilemeyecek akım resimler, insanlığın ilgisine sunulur ve bundan anlamamak ayıp sayılır, ‘entelektüel ayıp’ denilerek, birçok insan, bir şey anlamadığı halde baktığı boya curcunasına anlam vermeye kalkar. Eleştirmeye kalkanlar, özgürlük düşmanı, düşünce hürriyetine müdahale yaftası yapıştırır. Sistemin planıdır bu. Oysa insan böyle anlayamadığı şeyleri Düşünür mü? Yoksa Düşündürülür mü?

Sistem,  insan fıtratını tutsak ettiğinden dolayı kendi mekanizmasında işler üretir, sunar. Düşünüldüğünde; dünyada kimse sevdiği işi yapmaz, sevmediğini yapmak zorunda kalır. İnsan Fıtratı kendine uygun işi yapmak ister. Zorlanıp başka işlerde dikiş tutturamayanlar, toplum içinde önceden sistemin üflediği yaftaları yapıştırır; tembel, psikolojik hasta vs. Sistem bulunduğu coğrafyadaki baskın Dinden de doneler sunarak der ki, “aza kanaat etmeyen, çoğu bulamaz.” Şeytan’ın Allah’la aldatmasından başka bir şey değildir. Çünkü doğru olan söz, doğru ahvale söylenmiştir. Burada Sistem için söylenmesi aldatmadır.

Musikiyi ele alın: Yaradan’ın yarattığı ruha akort olacak sesler; doğa, kuş, su sesleri vs. farklı müzik türü altında sunulur. Bu da sistemin fıtratı için gereklidir. Bilimi tekrar ele alın; hep dünya merkezlidir, uzay bilimleri dahi. Düşündünüz mü? Neden Dünya Starları Olur da,  Uzay Starları Yoktur!

Dünya merkezli uzay filmlerinin starlarından bahsetmiyoruz; onlar da sanal ve dünya merkezlidir değil mi? Dünya’ya star idollerden bir demet sunulur; “bakın sizde böyle olursanız, her şeye ulaşırsınız” diyerek, insanlık yönlendirilir. Oysa birçok dünya starı fıtratını yaşayamadığından dolayı Sistemin fıtratını ayakta tutmak için yaşadığından, “yaşayan ölülerdir” ve birçoğu intihar eder. Neden acaba? Sistemin kurbanı mıdırlar?

Herkes tanıyor değil mi? Peki kendi çağında yaşamamış, yeni nesil çocuklar, nasıl tanıyıp ölmüş olmasına rağmen buna hayran olabiliyor? Sistemin yeni nesillere transferinden başka bir şey değil.

“Neden uzay starları yok?”  dedik. Bir kaç astronot dünya merkezli sadece sistemin senaryosu değil mi? NASA neden gerçekleri saklama misyonunu üstlenmiştir? Sistem İçin. Sistem zamanı geldi mi, uyarlama gücüne sahip oldu mu emin olun sakladıklarını açıklayacaktır. Tabii ondan önce açıklayanlar olmazsa.

Sistem, Dünya siyasetini de uyutur, kullanır. İnsanlık yönlendirilir, meşgul edilir. Sistem içinde, Dünya sistemini planlayanlar; ülkelere, kültürlere, ırklara, devletlere ömür biçerler.

Dünyada üç türlü ülke vardır:

1-Kadimden gelen devletler, soylar, kültürler: Türk Devleti, Kavmi Gibi.

2- Sonraki çağın ilkleri; ÇİN vs.

3- Sonradan oluşturulmuş, sentez kültür, devletler, kültürler ve misyon için mühletli devletler; ABD, Avrupa…  Cetvelle sınırları, ömürleri belli ülkeler coğrafyalar vs.

Bir coğrafyada Sistem bir devlete musallat oldu mu o devlete bakın. Sistemin başındakiler, sistemin baş hizmetkârlarını beslemek için, pazarlar açmak için savaşlar çıkarır, yeni devletler kurmak ister, ömür biçer; mesela x devlete 100 yıllık ömür biçer, fiyat biçer, misal der ki 100 katrilyon dolarlık ülke. Siyasi sistemlerle o ülkenin yer altı yer üstü insan kaynaklarını sömürürler. O ülkede ne kadar insan yaşayacak ne kadar ölecek planlarlar; biyolojik müdahale, savaş etkenleriyle vs. Küresel doğal felaketler de üç aşağı beş yukarı planlanır. HARRP teknolojisi de cabası. Bilimin geldiği nokta bu mu sanıyorsunuz, verdiği kadarını yaşarsınız.

Bir de kefiller vardır, planlar istenmediği şekilde giderse, yeni kurulan ömür biçilen devletlerde sözde zarar edecek Sistem hizmetkârlarına zararları bölüştürülerek tazmin edilir. Siz bunlara “baron” deyin “balon” deyin Sistemi bilemeden konuşanlara, Sistemin kurguladığı dünya sistemi içinde analiz yapıp, ahkâm kesenler etkilediği kitleyi Sistemin oyununa bilerek bilmeden figüran yaparlar. BOP planı derler, reislerini seçerler etki alanındaki insanların zihinlerini, zamanlarını, enerjilerini canlarını heba ederler, o insanları figüran ederler. Rollerini bilmeden oynayanlar, kendilerine biçilen rolde ölü, diri muaf mı olacaklarını öğrendiklerinde belki anlarlar.

Kasas 41.Ayet: “Halkını Ateşe Götüren Rehberler Vardır.” Sistem ana unsur. Dünya sistemi ise; değiştirilebilen menfaate dayalı güçlerin stratejileridir. Yani oyunlarıdır. Bunlar için dünya, doğa, hayvan, insan, orman, deniz, hava vs.  hiç bir şey önemli değildir. Tek hedefleri planlarıdır. Bakara 11.Ayet: “Yeryüzünde Fesat Çıkarmayın Dendi mi Biz Yer Yüzünü Islah Edicilerdeniz Derler.”

Turan Bey devam etti: “Hepimiz yolcu değil miyiz? Gelip gidiyoruz, söylemine dikkat edin! İyi ama ot gibi gitmek, bilgileri öğrenmeden gitmek, ne kadar neyi yaşamaktır?”

Düşünceli bir simayla ekledi, daha  doğrusu sordu:

“Sistemin başında kim var? Sisteme kim can veriyor? Oyun kurucusunun hizmetkârları, figüranları kim? Onu siz düşünün.” diyerek sustu Turan Bey.

Oktan Keleş

Kopuz Ata-1. Bölüm'den alınmıştır.

 http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=5507








Bu haber 4,658 defa okundu.





Yorum ekleYorum ekle


Yorumlar (7)
  • Elmas / 22 Kasım 2016 01:43

    Şahane bir yazı olmuş. Adeta içimde yaşadığım karmaşaya cevaplar buldum bu yazıda. Şöyle ki, fıtrat ve sistem çatışmasını yaşıyorum kendi içimde bir şeyler cok yanlis mesela sevdiğim işi yapmiyorum gönlümden geçen bu değil. Her gün doğada vakit gecirmek doğayı dinlemek istiyorum mesela ama işe gitmek ve "sistemin" belirlediği saatte ordan çıkmam gerek... Ruhum ve yüreğim biliyor ki insan oğlunun yaşaması gereken hayat bu değil bu sistemin bana hic iyi gelmedigini cok şeyi sorguladigimi ve kendimi bu dünyaya ait hissetmedigimi soyleyebilirim. Bu bilinçte ve hissiyatta pek cok insan biliyorum ve boyle dusunenler olarak burda yasamak mecburen sistemin resmen kolesi olarak yasamaya devam etmek cok zor...
  • yedi dokuz yedi / 6 Kasım 2016 00:34

    sistemin başinda kim

    Deccal var
  • TAYFUN YALIN / 5 Kasım 2016 19:59

    SİSTEMİN BAŞI

    MÜHLET VERİLEN.
  • tarık ata / 5 Kasım 2016 15:33

    Dr.Münir Derman

    Dr.Münir Derman ın kitapları için Memlük köyünde türbedar Hasan Bey 0542 220 90 15 den temin edebilirsiniz.
  • mehtap foçan / 5 Kasım 2016 07:51

    münir derman

    selamlar oktan bey .benim sizden cok önemli bir ricam var.ben münir derman hocanın kitaplarını almak istiyorum ama bulamıyorum.bana yardımcı olurmusunuz.nasıl ulaşabilirim acaba.tesekür ediyorum
  • alaca / 5 Kasım 2016 01:21

    Sistem.

    İnsan fıtratı ve insan yapımı sistem. Önemli olan hangi ahlak kurgusuna göre oluşturulduğu; Özgürlük mü? Kölelik mi? Nasıl köleleşiyoruz? Duygularımızı nasıl etki altına aldıklarını çözümlemeye çalışırsak karşımıza en baskın olarak Zaman çıkıyor. Zaten Turan Bey’de devletler için biçilen zamanı örneklendirme olarak verdi. 100 yıllık 1000 yıllık dilimler. Yine yazıda popüler kültürden bahsedildi müzik ya da sanat 10 veya 20 yıl diye örneklenebilir. Fıtrat da bir nevi sistemdir. Yaratıcının insan için oluşturduğu kurallar bütünü olarak bakarsak yine insan ömrüne endeksli bir Zaman karşımıza çıkmakta. Sonuç olarak sistemi oluşturanlarda fıtratın yanlış yorumlanmasından dolayı kendi kurgularına kendileri de inanmış ve insanlığı peşlerinden sürüklemeye çalışıyorlar. Zamana müdahale Kulbak Bilge’de işlenmişti sistemi ya yok eder ya da yaşatır. Zamana müdahale en yakın olarak darbede yaşamıştık ve müdahale engellenmişti. Buradan anlıyoruz ki zamanın da bir görüntüsü vardır. Sistemi anlayabilmek için önce nerede yaşadığımızı iyi anlamamız gerekiyor. Sisteme bağlı olarak hayalde miyiz? fıtrata bağlı olarak gerçek miyiz? Eğer hayalde isek buna da değişik bakabilmeliyiz. İstanbul’da yaşayan insanlar farklı hayaldedirler, Ankara farklı bütün iller farklı hayaldeler ve Dünya coğrafyasında ki bütün bölgeler farklı hayaldeler. bu duyguyu tek bir insana indirgeyip anlatmaya çalışırsak susayan bir insanın soğuk bir suyu düşünüp aldığı haz, acıktığı zaman aynı insanın yemek düşünmesi, araba aldığını hayal etmesi gibi uzar gider. Eğer fıtrata bağlı olarak gerçeksek Zamanın görüntüsünü görmemiz lazım. Bunu açıklayabilmek zor fakat örnek olarak dünya hayatında ki yaşadığımız 1 sene de 360 bin yıllık deneyimlerin görüntülerini görüyoruz gibi.
  • mete / 5 Kasım 2016 00:01

    Sistem Omega ω

    Sistemin S harfini al yatır. Dalga fonksiyonu oluyor. S bile en azından kıvrılıp, bir olumlu bir olumsuz oluyordu. Ama dalgayı hep olumsuz görmek isteyenler x ekseni üzerindeki olumlu bölümü de alta kiviriyorlar ve şekli ise ω oluyor. Adını da  ω koyuyorlar.