Kopuz Ata-1

Kopuz Ata-1

Oktan Keleş'in yeni yazı dizisi Kopuz Ata: Geçmişin, Günümüzün ve Geleceğin Sırlarını açıyor....


23 Ekim 2016 18:04
font boyutu küçülsün büyüsün


Bu Bir Romandır.... 

Bu Bir Kış Romanıdır...

Yazan ve çizen: Oktan Keleş

Editör: Erol Elmas 

Kopuz Ata Roman'ındaki resim, yazı ve bilgilerin izinsiz olarak roman, belgesel, kitap ve film yapılması yasaktır! 

 1. Bölüm

 

 

  

 

    

 

    

 

    

 

    

 

 

 

 

 

 

 

 

 

    

    

 

 

 

 

    

 

 

 

 

 

    

 

        

 

    

        

 

 

        

 

 

 

 

    

 

 

 

 

 

    

 

 

 

 

    

Oktan Keleş    

oktankeles@gmail.com 

onaltiyildiz@gmail.com  

Twitter:@oktankeles    

 

Not: Yorumunuz eğer yayınlanmamış görünüyorsa teknik bir sıkıntı olabilir, lütfen onaltiyildiz@gmail.com  adresine mail atınız. 








Bu haber 70,684 defa okundu.





Yorum ekleYorum ekle


Yorumlar (72)
  • Buğra Ayyıldız / 24 Haziran 2017 23:36

    Kalpten sevgilerimle

    Kalpten sevgilerimle naçizane görüşlerimdir.Alak suresinde engelleyenleri gör diyor Yüce Allah burda engelleyenler arasında insan ve dünya+ dünya ve uzay bağlantısı kurdum evrendeki gerçeğin bilinmesinin engellenmesi ve insanın dünyadaki gerçeği bilmesinin engellenmesi.Acaba yıldızlardan gelen rahmani Türki çağrılar var da onlarda mı engelleniyor? ayrıca Müddesir Kalem Müzemmil ayetlerini OKYAY Akam ve sziler sayesinde daha iyi anladım naçizane tefekküre devam Allah Kopuz Atadan ve sizlerden razı olsun
  • halil ibrahim çelebi / 19 Kasım 2016 10:56

    görev

    tüm ötüken Turk uluları toplanmış üzerimize gene çok hızla ve güçle gelen kötülükden haber veriyorlar imtihan çetin görev çok zor demek aynı zaman da bu her ne kadar sonunda gülen biz olacak isek de.
  • Şizofren caner / 15 Kasım 2016 22:23

    Beklenen

    İnsan ne kadar da az şey biliyor.her şeyi kendince bildiğini sanıyor.herkes gibi yemek yiyorsun,uyuyorsun,uydurulmuş bir hayatı yaşıyorsun.yemek yemeyelim demiyorum isteyen yer o ayrı mesele.yemek yemeği bırakmak istesem bunun imkansız olduğunu düşünür hatta daha da ileri giderek akıl hastası olduğumu düşünmeye başlarlar.asıl akıl hastası sizsiniz.insan istediği her şeyi elde edebilir gerekli çalışmayı gösterirse ancak.şimdi diyeceksiniz ki neden yemek yemeği bırakalım.şöyle düşünün yemek yemezsen eğer böyle bir ihtiyaçta kalmıcak.mesela uyumak her gün altı yedi saat hayatından çalınan süre olarak düşünün.yalan mı?boşa geçen zaman hepsi bu.bundan kurtulmak için çok çalışmak lazım.Allah bize kulak burun göz ağız verdi ne kadar da az şükrediyorsunuz!!!nasıl çalışmak istiyorsan öyle çalış kolayına nasıl geliyorsa öyle yap.herkesin çalışması çeşit çeşittir.ben senin nasıl çalışacağını söylüyemem.herkes kendi tespihini kendisi bilir.gece gündüz çalışacaksın.şükredeceksin.sabırlı olup bekliyeceksin.ne çok hızlı ne de çok yavaş çalışacaksın.ancak ve ancak kötülük dokunduğunda şükretmeye başlıyorsunuz kötülük gidince hemen unutuyorsunuz yaradanı anmayı,şükretmeyi.sonradan da adamın teki 70 yaşına gelmiş yaşlanmış,gücü takati kalmamış artık.bir şey yaşadığını sanıyor.yeterince sevap işleyebildiğini sanıyor.sonradan da toprak oluyor.ama sabah akşam şükredersen genç yaşta belkide hiç yaşlanmıcaksın,uykusuz bir hayat geçireceksin,hiç denedin mi?ne bileceksin ki?sırf uykudan kurtulmak için sabah akşam çalışırsan bunu istersen neden olmasın ki?aklımızın ucundan geçen hayalini kurduğumuz her şey gerçekleşebilir bunun için çabalarsak eğer.
  • Gamsız Baykuş / 7 Kasım 2016 00:14

    Kulbak Bilge 2

    Kulbak Bilge 2 ne zaman kitap olarak yayınlanacak ve kopuk ata 2 aşk ve şevkle bekliyoruz deruni baba
  • Yasin / 30 Ekim 2016 18:23

    Baskanlkk sistemi gelmezse turkiyenin BÖLUNME RISKI VARMIS

    http://m.haberler.com/basbakan-yildirim-baskanlik-gelmezse-turkiye-8912523-haberi/

    Siz bu konida ne dusunuyorsunuz hocam.bu konular hakkinda oldukca sakinsiniz
  • yedi dokuz yedi / 30 Ekim 2016 09:56

    cicekler

    Sumbuller baharda acsa gerek , mim caginin bahari 2017 maaşaklah demek gerekir inşaallah
  • Murat Birkent / 29 Ekim 2016 13:18

    Her sistemin acigi vardir...

    Kahrolasi nasilda ölctü bictinin bile acigi vardir, acigi olmazsa giriste olmaz cikista olmaz,girisi size cehennemi cennet diye gösterir kapisidir,cikis ise onun cenneti cehennemdir bilgisi..
    Hepimiz girmisiz bu sisteme , cikis önümüzde ama bir türlü cesaret edipte cikmiyoruz, cikamiyoruz degil,irade bizim elimizde cikmiyoruz.Belkide cikmamamiz gerek...
    Cikmak icin vazgecmek gerek.
    Onun sahte cennetine para mal mülk zevk ve daha bir cok seyler icin kendi irademizle girdik, her ne kadar onun SSSSSS frekansi bizim frekansi bozsa dahi irade bizdedir,onun bizim üstümüzde herhangi bir yaptirim gücü yoktur, sadece aslinda dogru yola odaklanmisken ayagimiz tasa degmis ve bir anlik dikkatimiz gidecegimiz yoldan ayagimizin acisina verilmis.
    Nefis aciyi ona zor gelen seyleri sevmez ve her seyin kolayina gider,ayagimiza tas degdi öyleyse bir daha degmemesi icin dogru yola baska yollardan ulasmak ister, iste girdin sisteme.

    Cikis aslinda cok basit sadece vazgecmek gerek nefsin arzularindan, ama cikarsak düsmanin bilgi ve teknolojisine nasil ulasiriz veya geceriz?
    Biz ciktik diyelim ve sistemi yok saymamizla sistem yok olmuyor ama.
    Yani muradullah geregi icinde bulunup mücadele etmemiz isteniyor..
    Dört yanimiza pusu kurulmus,önden arkadan sagdan ve soldan, bu yönlerden zaferle cikabilmek her babayigidin harci degildir.
    Lakin iki yön daha var,asagisi ve yukarisi bu yönler pusu kurana unutturuldu,cünki o 2 boyutlu algilar ve ölcer bicer...
    Ön arka sag sol asagi ve yukari ise 3 boyutlu hakikattir.
    Meleklerden üstün ve hayvanlardan alcak diye ip ucu verilmis bize.
    Yeraltina inmeden göklere cikilmaz misali,birakin cikmayi önce sistemin köküne kaynagina inmeliyiz ki kapsamini tespit edelim ve yukari meleklerin yönüne gidebilelim..asil cikis kapisina..
    Bunun icin ise savasmak gerek sistemin her katinda taa dibini bulabilene kadar, düsmandan kacmak olmaz, bu bize yarasmaz ,ilahi emir geregi onunla savasmamiz emredildi, savastan kacan bizden degildir gibi..
    Sirf kendin icin bu savasa girdiysen bil ki yalnizsin ve karsinda öyle bir düsman varki Peygamberimiz Muhammed Mustafa s.a.v. dedigi gibi ya Ebu Bekir sen onu öldüremezsin ona mühlet verilmis...öyleyse bu savascilar bir araya gelip yalnizliktan cikip ebabiller misali hareket etmeli.
    Sistemin en güclü ve ayni anda en zayif noktasi insanlari kendi ihtiras arzu ve istekleriyle kölelestiren para sistemidir. Kölelin ne düsünecek vakti ne de savasabilecek gücü vardir ,,yani vazgecmek gerek , kaybetmeyi göze alabilmek ölmeden önce ölebilmek , Allahin rahmetine güvenebilmek..cünkü bu sistem dahi Allahin adaleti ile isler .Allahim bize adaletinle muamele etme , rahmetinle muamele et..Allah yar ve yardimcimizdir.
    Basta Oktan hocama Ilhami abiye Latif babaya Turan beye ve sanki bir yerlerden görmüs sandigim Baycu bilgeye selam olsun.
  • Zeliha Türk / 28 Ekim 2016 21:49

    15. sayfada ateşin içinde 6 silüet belirmiş;kulbak bilgedeki cinnet olsa gerek. İki tanesi altta( kadın) oturuyor. Kanlı sağ elin içinde.Ortadaki başları iblis mi acaba? Üzerlerindeki ay yıldız; kontrolün Türklerin elinde olduğu ama birtakım zorluklarla beraber. Allah şerleri hayreylesin.
  • beklenen / 27 Ekim 2016 22:05

    9. resimolsa gerek sarı lalelerin özel bir anlamı olmalı. Sanki sarı lale ile ilgili daha önce

    bir yorum çıkmıştı ama emin değilim. 9. resmin en dikkat çekici yönü soldaki lalenin üstündeki

    göz. derin bakışlı kara kaşlı, kısılmış bir sağ göz var. Resmin sağ üst tarafındaki açık kırmızı

    alanda eski türk obaları ile dolu bir alan var. Lalenin yaprağının altında kalan siyah alan ise

    tam anlamı ile bir mesaj gibi. Dağın yamacında atlılar var ve aşağıya bakıyor. ASşağıda da

    ışıklar yanıyor. lale yaprağıın ucundaki çizgiler sanki savaş mızrakları ve okları gibi duruyor.
    .
    .
    SİSTEM YAZISI İLE BİZDE BAŞLAYALIM İNŞAALLAH
    .
    .
    2. paragraftaki" sistem yerküeye uyarlanmıştır" çok ilginç. Sanki daha önce başka alemlerde vardı, bir süreç geçirdi ve başarısı ispatladı. Şimdide aynısı yer küre koşullarına göre değiştirielerek uygulamaya geçildi.
    .
    .Sistemin ilk doğuş yerş neresi ki?
    .
    "Ölüm yeryüzüne ait bir gerçek gibi algılatılarak"
    buda çok ilginç.
    .
    .
    ölüm bir gerçek değil midir?
    .
    .
    ölüm korkusu veya öldürerek yönetiliyoruz. algılatılam ne demek? Dinimizde de var olan bir kavram değil mi?
    .
    .
    "gerçek hayat yerine sistemi yaşıyor" ne demek. anlayan biri varsa bir tane kıyaslamalı örnek verebilir mi?
    .
    .kadimden gelen başka devletler hangileri?
    Sonraki çağ ne demek?
    .
    .
    uzaylı mmistizmini kavram sahamıza sokmak için önce uzaylı bir varlığı bilmemiz gerek. Maalesef bu bilgiden mahrumuz.
  • Can / 27 Ekim 2016 21:25

    Facebookda bilgi konusunda saglam bir grup var alternatif bakis ,insalik tarihi dinlet siyaset ve bilim uzerine isteyen buyursun gelsin tanriyi dinleri tartisalim..!
  • Orkun AKAR / 27 Ekim 2016 07:36

    Sitem ve Blokaj

    Selam selam.Kıymetli hocam daha önce duymadığız,farkında bile olmadığımız müthiş bilgileri bizlere öğretiyor Allah c.c ondan razı olsun,rahlesinin tozu bize nasip olsun insallah...Kopuz ata serisinin ilk yazisinda yine sultanımız yerimizden hoplattı bizi tabiri caizse...Sistem der geçerdim,SSSSST ünleyişinin bu denli müthiş bir şeye işaret ettiğini aklımın ucuna bile getiremezdimki zaten mumkun degil.Bu SSSSST ifadesini tefekkur etmeye çalıştım.Pirimizin öğrettiği gibi bu ses lainin sisteminin blokaj frekansına isaret ediyor.Bu sistem kelimesinin ilk ortaya çıkış kodu olarakta "Sayis" ve "Tanam" kelimelerinin olduğunu öğrettiler.







    At bakıcısı ve Türkce duman,sis...Bu iki kelimeyi yeniden uyarlayinca "Satan" ve "Sayim" ifadesine ulaştım.Satan-Şeytan; Sayim-Sayım,sayma,ölçülendirme.Rabbin nizamına karşı sözde lainin ölçülendirmesi,sayımınizamı(Kahrolası nasıl ölçtü biçti ayeti)



    Bu lainin sisteminin frekans sesi çok dikkatimi çekti; SSSSST.Seslendirirsek tıslamayı bariz duyuyoruz.Amma Rabbimiz endişe etmeyin onun tuzağı zayıftır diyor,sanki bıraksan sonsuza kadar uzayacak bu tıslamayı sonuna "T" eklettirerek yine kendi eliyle onu sınırlıyor.Peki Rabbimizin nizaminin frekansi nasıl?

    Huuuuu....Sonsuza kadar.

    SSSSST: T kesiyor,ebter,sonlu...
    Huuuuu: Kesilme yok,devamlı,Rabbimizin diledigi kadar sonsuz...Değer vererek bakalim birde;

    T harfi S harfinden sonradır; S:0. T:1. SSSSST:000001 Ondalık virgülü nereye koyarsak koyalım çok küçük bir değer,anlik bir kesme,blokaj yeteneği.Aslında farkındalıkla bu blokajdan çıkmak çok kolay amma farkındaliğı idrak edebilirsen.

    H harfi U harfinden öncedir; H:1 U:2. Huuuuu:122222 Lainin blokaj frekans degerinden cok buyuk bir deger.
    İlahi nizamın akışını SSSSST larla bloke etme girişimi hep olacak.Bizler dilimizden,elimizden,gayretimizden Huuuuu 'yu hiç düşürmeyelim yeterki.Selametle...







































  • Murat Yasin / 26 Ekim 2016 17:07

    Kulbak Bilge'de olduğu gibi, Kopuz Ata'da da bizlere araştırma konusu olması gereken işaret fişeği niteliğindeki üst seviye stratejik bilgiler açığa çıkarılıyor.
    Bu bölümde özellikle dikkat çeken, sistem olgusunun önemini her ulu kişinin farklı bir perspektifte değerlendirip bizlere açıklayarak önümüze sunmasıdır. Sistem olgusu bir işaret fişeği olarak algılanıp biraz araştırma yapıldığında sistem kuramının içinde değerlendirilen ve bütünün kendisini oluşturan parçaların toplamından daha fazla olduğunu savunan holizm felsefe görüşüne rastlanmaktadır. Holistik düşünce, her şeyin özünün aynı olduğunu ve bu özün de evrensel enerji olduğunu vurgulayarak karşıt kutupluluğu ortadan kaldırmaya yönelik bir eğilim göstermekte; insanoğlunun en temel güdülerinden olan savunma saldırı gibi karşıt kutupluluktan doğan aksiyonları törpüleme yoluna gitmektedir. Kitlelere geleceğe yönelik savaşların ve kavgaların olmadığı aydın umutlarla pompalanan bu kavramın kötü emellilerin yönetiminde uygulandığı ihtimali düşünüldüğünde insanların cesaretini, savaşçılığını, mücadele azmini törpüleyip yok ederek pasif topluluklar oluşturması sonucunu doğurması tehlikeli sonuçlara yol açabilir.

    Dünyada sistem kuramıyla ilgili yapılan çeşitli çalışmalar içinde Piero Mellanın Sistemsel Düşünce: Eylem Halindeki Zeka kitabının (http://www.springer.com/la/book/9788847025646) ilk bölümü olan Döngüsel Süreçler Krallığı: Sistemsel Düşüncenin Mantıksal Temelleri kısmında, sistemleri algılayabilmenin önündeki beş engel; Kopuz Atadaki sistem olgusunun önemine yapılan vurguyla ayrı bir önem kazanmaktadır. İnsanların farkında olmadan, kendilerine uygun olmayan sistemlerin içinde rol almaya zorlanmalarının veya sistemin içinde olduklarını farketseler de sisteme karşı koyamamaları durumlarının, bu beş önemli saptama ile nedensellikleri irdelenmiştir.

    1) Haşlanan kurbağa sendromu: Deneyin ilk safhasında kaynar suya bir kurbağa atılır ve kurbağa suyun kaynar olduğunu anlar anlamaz dışarıya sıçrar. İkinci safhada soğuk suya bir kurbağa atılır ve suyun olduğu kap yavaşça ısıtılmaya başlanır. Suyun sıcaklığı kurbağa için dayanılmaz noktaya geldiğinde artık çok geçtir kurbağanın kasları çalışmaz olmuştur ve dışarı zıplayamadığı için haşlanarak ölür.

    Burda suyun sıcaklığı, kurbağanın farkedemeyeceği oranda yavaş bir şekilde artmış ve farketme durumu gerçekleştiğinde iş işten geçmiştir. Sistemdeki değişkenlerin değişme oranlarındaki yavaşlık, sistemi algılayamamaya sebep olmaktadır. Dolayısıyla, gözlemlenen her türlü değişkendeki en zayıf sinyaller bile bir nevi sinyal güçlendirmesi yapılarak belirginleştirilip gelecekteki hareket ve sonuç olasılıkları ortaya çıkarılmalıdır.

    2) Nilüfer çiçekleri Ağ etkisi: Çiftçinin teki kendi yerleşkesi içindeki bir göl kenarında boş zamanlarında balık avlamaktadır ve bir gün gölde bir nilüfer çiçeği görür ama önemsemez. Birkaç gün sonra göldeki nilüferlerin dört adet olduğunu farkeder ve bu görüntü hoşuna gider. Bir hafta sonra geldiğinde ise nilüferlerin gölün yarısını kapladığını farkeder ve bunları temizlemesi gerektiğini, yoksa balıklar için tehlikeli olacağını düşünür. Ertesi gün gölü temizlemeye geldiğinde artık çok geç olmuştur; nilüferler her gece bir önceki günün iki katına ulaşmış ve sonunda gölün tamamını kaplayarak balıkları öldürmüştür.

    Bazı süreçler, kendi etkilerini ortaya çıkarmaya yönelik gelişim gösterdiklerinde bunu çok hızlı bir şekilde yaptıklarından gözlemlenememektedir. Ağ etkisi diye de adlandırılan bu durum, nükleer füzyonun gerçekleşmesindeki gibi sonuç ortaya çıkana kadar gözlemlenme fırsatı vermeyecek kadar çabuk hareket etmektedir. Bu noktada mümkün olabildiğince hızlı bir şekilde sistemin gelişim ve büyüme deseni belirlenerek incelenmeli ve alt elemanları arasındaki bağlantı ve iletişim ağları ortaya çıkartılmalıdır.

    3) Kelebek etkisi: Brezilyada kanatlarını çırpan bir kelebeğin Teksasda hortuma yol açabilmesi durumu. Kelebek etkisi, fizikçi Edward Lorenzin 1979da kaos ve kompleks sistemler teorileri eğer doğruysa bir kelebeğin kanat çırpışlarının kalıcı iklim değişikliklerine bile yol açabileceği söyleminden derlenmiştir.

    Sistemler, kendi içlerindeki alt sistemlerden oluşmuş olduğundan problem burda sonuç olan hortumları veya fırtınaları görememek değil, anlık ve mesafe olarak uzak olan değişkenlerdeki değişimleri saptayamamaktır. Dolayısıyla ormanın tamamına bakıp tüm sistemi incelerken, büyüteçle sisteme yaklaşıp ağaçları ve dalları da incelemekten kaçınılmamalıdır. Zira küçük bir dalda meydana meydana gelen kıvılcım, tüm ormanı yakabilir.

    4) Tek yönlü bakış açısı: Güzel bir dağ kasabasında her öğleden sonra aynı saatte vadiden dağ zirvesine kadar olan yolda birkaç kilometrelik bir trafik oluşmakta ve sonra birden trafik yok olmaktadır. Yetkililer olayı incelediğinde ise yaşlı bir çiftin her öğleden sonra araçlarıyla dağ zirvesine geldiklerinde yavaşladıklarını, zirveyi geçtikten sonra normal hızda devam ettiklerini saptar. Yaşlı çift durdurulup konuşulduğunda her gün dağdaki güzel manzarayı seyretmeden gitmediklerini ama herhangi bir trafikle karşılaşmadıklarını anlatır.

    Genelde olaylara ve süreçlere tek yönlü bakılmakta, sadece ağaçlar incelenerek ormanın tamamı hakkında doğal olarak bilgi alınamamaktadır. Orman hakkında ancak, ormanın dışından bakıldığında sağlıklı bilgi alınabilir.

    5) Yapısal hafıza: Bir sistemde aynı girdiler, farklı zamanlarda aynı çıktılarla sonuçlanmıyorsa yani farklı çıktılarla sonuçlanıyorsa o zaman o sistemin bir hafızası vardır. Bilgisayarın açma tuşuna basıldığında her zaman mevcut işletim sistemini yükleyerek aynı ekranı açar. Ne zaman açma tuşuna basılsa aynı şekilde sonuç çıkacağından sistemin girdisi farklı zamanlarda aynı şekilde sonuçlanmakta ve sistem bir hafızaya sahip olmamaktadır. Diğer yandan Cd-Çalara konan bir şarkı albümünü dinle tuşuna basıldığında ilk şarkının başı çalmakta, ilk şarkı bitmeden aygıt kapatılıp tekrar açıldığında ilk şarkının başı değil de kaldığı yerden çalmaya devam ediyorsa o zaman açma işlemi farklı zamanlarda yapıldığında farklı çıktılarla sonuçlandığından bu sistemin bir hafızası var demektir. Bu durumda girdiler direkt olarak çıktıları oluşturmamakta, bir ya da birkaç iç değişkeni değiştirmekte, bu değişkenler de çıktıyı oluşturmaktadır. Dolayısıyla ağaçları göremeden ormanı görebilme durumunun gerekliliği burda ortaya çıkmaktadır. Bu da kompleks sistemleri, uygun sadeleştirme metodları ile daha basit sistemler haline getirip bu alt sistemler arasındaki ilişkiyi çözerek karmaşık sistemlerin işleyişi hakkında bilgi edinebilme ile gerçekleştirilebilmektedir.

    Burda önemli bir nokta açığa çıkmaktadır: Sistemlerde hafıza yoğunluğu arttıkça kolayca modellenememekte ve doğal olarak kolay davranış modellemesi yapılamamakta ve sistemleri oluşturan unsurların yönetimi de o oranda zorlaşmaktadır. Bu bağlamda küresel sistem kurucuların, kitleleri daha etkin yönetebilmek adına kitlelerdeki hafızayı yok etme projesi olan singularityye ne kadar ağırlık verdikleri önem arz edecek bir ayrıntı olarak belirmektedir. Hafızası ve geçmiş kuşaklardan aktarılan tecrübesi olmayan kitleler, her hareketi kolayca tahmin edilebilen ve bundan dolayı da çok etkin bir biçimde yönetilebilen sistemin alt parçacıkları olacaklardır. Diğer yandan, insanlardan alınmaya çalışılan bu hafıza robotlara ve makinelere yapay zeka çalışmaları ile enjekte edilmeye çalışılmakta, hafızası olan makineler ise doğal olarak insanların onları modelleyip kontrol edebilme yetisini azaltarak insanlar üzerinde yönetici olma olasılıklarını artırmaktadır.

    Komutanıma saygılarımla
  • ilknur / 26 Ekim 2016 10:16

    .

    inişe geçen bir uçak var dikkatimi çeken önemli birileri gelecek güzel işler olacak baharın 16 sından sonra sanırım.. ihtiyar gülüyor aydınlık günlerin habercisi gibi bu son resim..
  • sema zerentürk / 26 Ekim 2016 01:07

    Hayırlı ugurlu olsun Ne mutlu bizlereki Allah bizimledir.
  • Melih Kölük / 26 Ekim 2016 00:48

    Sistem Teorisi ve Düzen

    Öncelikle komutanımıza bizi bu bilgilerle ve bu bilgilere dayalı yeni bakış açılarıyla tanıştırdığı için çok teşekkür ederim. Sistem kelimesinin şeytanla ilişkisine değinilmesi aklıma sistem teoremini getirdi. Sistem teoremine göre toplumsal sisteme toplum içinden ve dışından bir takım girdiler gönderilir. Bu girdiler toplumsal sistem içinde yorumlanıp değerlendirildikten sonra toplumsal sistemden bir takım çıktılar oluşur. Bu çıktıların geri beslemesiyle bir takım yeni girdiler oluşur ve bu yeni girdiler de toplumsal sistem tarafından değerlendirilerek bir takım yeni çıktılara sebep olur. Bu durum devinen bir döngü şeklinde devam eder. Bu noktada girdileri belirleyen kim ise çıktıları da dolaylı yoldan belirleyen ve döngüsel devinimin yönünü çizen o olacaktır. Bu anlamda şeytanilerin sisteme gönderdiği girdiler şeytani bir kısır döngü yaratacak ve sistem o cenahın istediği yönde var olmaya devam edecektir. Burada eylemleri belirleyen faktörün fikir ve felsefe olduğu düşünülürse, girdi yaratma işinin köklerine daha rahat inebiliriz. Bu noktada sistemi değiştirmek ve yerine yazıda belirtilen düzeni getirmek istiyorsak odaklanmamız gereken yer çıktılar değil girdiler olmalıdır. Çünkü çıktılar girdilerin sonuçlarıdır ve çıktılara odaklandığımız takdirde sistemi geriden takip etmek zorunda kalacak ve girdiler ile yönlendirilen taraf olmak durumunda kalacağız. O zaman sorulacak soru sistemdeki girdileri değiştirmek için ne yapmamız gerektiğidir? Bu noktada girdi oluşturmanın temeli olan fikir ve felsefe konularına bize verilen bilimsel kalıpların da dışına çıkarak saf manada bilimsel bir gözle yaklaşmalı ve bir şeyleri bir yerlerden beklemekten vazgeçerek tüm varlığımızla çalışmalıyız. Eğer girdileri yönlendirmeyi başarırsak, çıktılar da bizim istediğimiz şekilde yönlenecek ve bu çıktıların geri beslemesi ile şeytanın sistemsel döngüsüne karşı bir düzen döngüsü oluşturmuş olacağız. Ayrıca yazıda sistem kavramının kullanılması dış politika analizi konusunda da yeni ufuklar açıyor. Klasik dış politikada analiz düzeyinin birimleri ülkelerdir. Ülkelerin çatışan ve çakışan çıkarları üzerinden yapılan analizlerle mevcut durum izah edilmeye ve gelecekte olacaklar öngörülmeye çalışılır. Ancak konuya sistem ve şeytanın sistemi devam ettirme isteği üzerinden yaklaşırsak ülkelerin kendi politikalarını yürüten özgür birimler olmadığını dolayısıyla analiz düzeyi birimlerinin ülkeler olamayacağını görürüz. Ülkelerin çıkarlarını çatıştıran ve çakıştıran dolayısıyla politika üretimini yapan birimin ülkelerden daha yukarıda bir çatı oluşturduğunu ve analiz düzeyi biriminin bu noktaya çekilmesi gerektiğini görürüz ki bu dış politika analizinde bir devrim niteliğindedir. Bu bölümde anlatılanlar hakkıyla değerlendirilirse insanlığın uyanış manifestosu olacak bilgilerdir. Komutanımıza saygılar... Emrinizdeyiz...
  • Ufkumuzvar / 26 Ekim 2016 00:14

    Turkluk ruhu anadolu ruhu ayağa kalkiyor

    Selam olsun hazıruna, bekliyordum ama bu kadar deruni beklemiyordum her kelimesi bizi,gönlümüzü,yüreğimizi basiretimizi yeni cağlara açtı... kapıdaki 16 numarası herşeyi anlatıyor aslında... şükür ediyoruz böylesi muazzam bilgilere vakıf olduğumuz için.... ay çocukları ne mutlu size , saçları özgürlük örgülu ay kiZlarimiz bacı beylerimiz müjde size, ve uzak ufuklara susamış atlarımız ile geri donduk kayboldugumuz yerden rahman ve rahim allahın adiyla yarip geçiyoruz uzak ufukları yeni cağları... bizlere hak batıl mücadelesinin kahramanlarını anlatan aziz insan deruni baba mutesekkiriz emeklerine rabbim yar ve yardımcın olsun yaninda yar olmak ümidi ile ...
  • ozan aydın / 25 Ekim 2016 22:47

    Hayırlı olsun

    - Atom ve çevresinde dönen elektronlar görülemiyor belirsizlik ilkesi gereğince, daha çok atom sis bulutu olarak adlandırılıyor, sistem tarafından.
    - Boşlukta kozmik bir gürültü mevcut kaynağı hala tam olarak bilinemiyor. Radyo dalgalarının frekansı kesildiğinde gelen parazit sesi bu ses.
    - Frekans kesilmesi ve unutkanlık.. Dünya sistemi, Uzay sistemine, oda Ana Sisteme örtüymüş..
    Can Sultanımın, öğretmenimizin, Can Abimin, E.B. annemizin ellerinden öperim,
    ATA KOP-UZ hayırlı olsun.
    Cümle Erenlere Selam olsun..
  • TİRENDAZ / 25 Ekim 2016 18:24

    HAYIRLI OLSUN

    hu pirim..
  • c.d / 25 Ekim 2016 17:22

    Hayırlı uğurlu olsun. Ama burda bitirilmez ki be Abim :)
  • mehmet göçmen / 25 Ekim 2016 15:23

    sır

    Acaba bu sır Hz. Nuhun Gemisinin bizimkilerde olduğu ve çalışma sistemini sevimli bilgemiz BAYÇU nun bilmesimidir? saygılarımla ALLAHın selamı üzerinize olsun....
  • Büdü / 25 Ekim 2016 09:17

    Sonunda

    Daha ne sırlar açılacak kim bilir.
    Takipteyiz
  • cem gerçek / 25 Ekim 2016 02:37

    tik tak tik tak

    Selamünaleyküm hayırlı uğurlu olsun ellerinize gönüllerinize sağlık. Kış bitince bahar gelir ne hacet derde Güzelliğin kokularını duyarız her yerde!!!
  • Zeybek / 25 Ekim 2016 02:07

    ....

    Hayy MaşaAllah ne kadar da özlemişiz.Selam olsun hoş geldiniz Kopuz Atam,İlhami Atam,Latif Babam,Atilla Hocam,Turan Beyim,Tomris hn,tüm ulular eren babalar Erol abim,sefalar getirdiniz.Hazırız yeni sırlara yol almaya.Allah idrakimizi nasip olanlardan eylesin.Allah ilmimizi arttırsın.
  • YASİN SANCAK / 25 Ekim 2016 01:17

    ZAFER YÜCE ALLAHINDIR

    UZAY HAKKINDA BİLGİLER ÇOK GÜZEL...DEVAMINI BEKLİYORUZ
  • Buğra Ayyıldız / 25 Ekim 2016 00:59

    Kalpten sevgilerimle Oktan Ağbime sarılıyorum inşallah manen hisseder

    Atamız geldi çok şükür.Yanık yarama sağaltıcı oldu.Allaha şükür o mübarek evin kapısına geldiğimde okurken o iç rahatlatan üşütmeyen soğuğu o evi şehadete gitmeden evvel atasının elini öpen Türk bağaturlarını Atatürk hissetim.Acizane görüşüm bu affınıza sığınıyorum.İlhami ağbinin Latif Babanın elinden öperim.Tüm büyüklerimizin de.Geçen bir yorumda mülakattan dolayı yanmış canın acısıyla el aman dedim.Şimdi okurken dersimi aldım.Sanki Oktan ağbinin sevimli çehresiyle tatlı tatlı nasihat etti.Askere gidiyorum önce Kastamonu sonra Mardin.Çantamda bayrağımız,Kuran ve Oktan ağbi kitabı olacak.Tek ve Yüce olan Tanrı yüceliğinizi daha da yükseltsin.
  • cem ç. / 25 Ekim 2016 00:35

    kış biter,bahar gelir

    "Kış bitince bahar gelir ne hacet derde , güzelliğin kokularını duyarız heryerde" belkide burdan anladığım kadarıyla 2017 bahar ayında ülkemizin hayrına güzel gelişmeler olucak,,,ellerine yüreğine sağlık Oktan abi, sizlerde iyiki varsınız kalperen kardeşlerim.
  • Barış K. / 24 Ekim 2016 23:04

    Açılın kapılar şaha gidelim

    Parola:17
  • Kıbrıs Fatihi / 24 Ekim 2016 20:24

    selam olsun haziruna

    Şükür ki yeni bilgiler akmaya başladı, Uyanış şiddet ve hız kazanacak gibi gözüküyor. Lakin yayınlanan yazıların okunma sayılarını incelediğimizde Kulbak ve Kopuz ataların yayınlarında diğerlerine nazaran kat vekat üstünlük var. düşman daha çok ilgileniyor sanki. selam ve dua ile.
  • gül / 24 Ekim 2016 19:10

    SAYFA NUMARASI

    1-2-3-4-5-6-7-8-..-10-11-12-13-14-15-16-17
  • Seytanladans / 24 Ekim 2016 18:23

    Cümleten selam aleykum hayırlı olsun, 17 sayfa bayçu çift altın boynuz ortada turan bayrağının rengi ay yıldız, kolyesi tmt amblemi, var, çok bilge bir zat olduğu aşikar, en çok Michael Jackson ı merak ettim, intiharmı etmiş? Eceliyle mi ölmüş
  • beklenen / 24 Ekim 2016 17:09

    ELMA ÖRNEĞİ İLE AÇIKLAMA
    Bakış açılarımızın bir olayda bizleri ne kadar farklı sonuçlara götürebileceğini örnekle açıklamak istiyorum. Öncelikle bakış açısı nasıl kazanılır, ne demektir onun üzerinde kısaca bilgi verelim. Kişinin doğumundan itibaren gerek doğumu ile gelen karakteristik özellikleri gerekse yetişmesinde etkili olan bütün çevresel faktörler, kişide ister istemez olaya ve eşyaya ait bir yorum biçimi geliştirir. Algı dediğimiz olay kabaca budur. Algı bir anlamda çeşitli oranlarda şartlanmışlık olarakta düşünülebilir. Kişinin yetiştiği çevredeki olaylar, gözlemleri ve ondan çıkan sonuçlar, çevresinden aldığı eğitim hepsinin toplamı benzer olaylara verilecek tepkisini ortaya koyar. Eğer yaşadığı çevre ve gözlem alanı ona daha geniş, ihtimali bol olan geniş bir bakış açısı kazandıramadıysa, bütün olaylar tek bir açıya göre değerlendirilir. Kişi için doğru, o bakış açısından elde ettiğidir. İşin içine kişinin yaşadığı bütün ortamlar girince bakış açısı dediğimi kavram tam anlamı ile kişiye özel olur. Sadece genelleme yapmaya kalktığımızda bazı noktaları ortak açı olabilir.
    Bakış açısının en önemli özelliği fiziki sınırlarımızın, bakış açımızın sınırları ile çoğu yerde örtüşüyor olmasıdır. Görmediğimiz bir olay, nesne ye göre bir fikir öne süremeyiz normalde. Eğer bir fikir ileri sürüyorsak. Var olan bilgiye göre benzetme yaparız. İşte tam bu nokta bizim yanılgılarımızın başlangıç noktasıdır. Sadece bu paragraf bile aslında başlı başına bir yazı konusudur. Çünkü yanılgılarımızın başlangıç noktası şeytanın bizi kontrol etmekte kullandığı en önemli silahıdır. Masum tarafları olduğu gibi, insanı insanlıktan çıkaracak kadar büyük algılara sebep olur.
    Gerçek bir elma ile mumdan yapılmış bir elmayı fiziki olarak ayırt edemiyorsan, başarılan şey, insanı yanıltmaktır aslında. Birkaç boya sürmekle güzel olduğunu sanmak, aslında yanılgının toplumda ne kadar içselleştiğinin resmidir.
    Önce neden böyle bir örnek verme ihtiyacı duydun onu açıklama lazım.
    Öyle konular vardır ki, mutlaka bakış açılarının üstünde olması gerekir. Kendi algılarımıza göre o konuyu değerlendirmek, yanlış sonuca götürecektir. Din dediğimiz kavram buna çok güzel örnektir. Din konusunda zıt görüş, Allah’ın rızasına uzaklaşmak veya yakınlaşmak anlamına gelir. Bir konuda her şart altında iki tane doğru olamaz. İşte doğru meselesini her kişinin rahatça anlayabilmesi için olabildiğince basit bir örnekle açıklamak istedim.
    Örneğimize şöyle başlayalım.
    Ortaya konan bir elmaya nereden bakarsanız bakın yine elmadır. Sağdan bakınca elma, soldan bakınca armut olamaz. Ancak kişiler kesinlikle armut olduğunu iddia ediyorsa, bunu kendilerince delil getiriyorsa ortada bir yanlışlık vardır. İşte o yanlışlığın ne olabileceğini ve nasıl düzeltilmesi gerektiğini açıklamaya çalışacağız.
    Konuya ilişkin en gerçekçi örnek kuranda nesh ayetinin varlığı veya yokluğu meselesidir. İlgisiz olan için konu önemli olmayabilir. Ama içine biraz girince öyle görüşler ortaya çıkıyor ki sanki kuran diye doğru, hidayet kaynağı diye bir kitap bile yok. En iyimser görüş bile (ki çoğunluğun kabul ettiği) birkaç ayette nesh vardır derler. Yani Allah, kuranı indirme sırasında bazı ayetlerin hükmünü kaldırmış veya onu unutturup yerine başka ayetler koymuştur.
    Şimdi gelelim örneğimize. Örneğimiz hepimizin bildiği bir elmadır.

    Şekilden de anlaşılacağı X – Y – Z yönlerinden bakan kişiler elmanın farklı durumlarını göreceklerdir. X ve Y elmaya 90 derece ile farklı açıyla olarak bakmakta, Z ise oda 90 derece ama dik olarak bakmaktadır. Hepsinin gördüğü şekil elmaya aittir. Hepsi elmayı gördüklerine göre tarif etmektedir. Dolayısı ile birbirleri ile anlaşamamaktadırlar. Hepsi çevresine kendi bakış açısını göstererek haklı olduğunu iddia etmektedir. Çevresindekilerde aynı bakış açısı ile iddiayı sahiplenmekte, büyük bir inançla karşı tarafın yalancı olduğunu düşünmektedirler. Ellerindeki delil bunu gerektiriyor zaten.
    Olayın değerlendirmesine gelelim.
    Bakış açıları farklı olanların hiç biri yalan söylemiyor. Ama söyledikleri doğru da değil. Eksik bilgi üzerine hepsi yanılgı içindedir.
    Eğer birileri onlara durum hakkında bilgi vermezse iddialarını samimi olarak diğer nesillere bile geçirecektir.
    Örneğimizin İslam tarihindeki karşılığı mezheplerdir. Kişilerin o anki bilgi ve bakış açılarına göre elde ettiği sonuç bir görüş olarak ortaya çıkmaktadır. Birkaç olayda bu şekilde farklı sonuçlar çıkınca doğal olarak insanlar arasında kümelenmeler başlar. Kümelenme bir noktadan sonra inanç biçimi, ibadet biçimi ve en sonunda mezheplere kadar gider.
    Bir hadisten örnekle durumun ne kadar vahim olduğunu anlayalım. Hadis Resulullah Efendimizin (sav) bir olayda abdest tazelemesidir. Olay şu: Resulullah Efendimizin (sav) abdest aldıktan sonra bir sivilcesi veya bir yarası ile oynarken hafif kanama olur. Temizliğinde sanırım Hz. Aişe validemiz yardımcı olur. Daha sonra Resulullah Efendimizin (sav) tekrar abdest alır. İşte bu olay iki farklı şekilde yorumlanır. Biri kan akmasından dolayı derken, diğeri kadın eli değmesinden dolayı diye içtihat yaparlar ve bu mezhep görüşü olur. Hiç birinin aklına hemen olaydan sonra veya daha sonraki bir zamanda işin aslını Resulullah Efendimize (sav) sormak gelmez. Hadi onu geçtim, başka bir neden olabileceği konusuda gelmez. Sadece iki konuda şartlanmışlıklarına göre karar verirler. Günümüzde bile hala aynı karar üzerinde aynı fetvalar devam etmektedir.
    Eğer birileri onlara bilgi vermezse dedik. Tarihte böyle birilerinin çıkmadığı bellidir. Onun için tek olması gereken DİN, çok farklı anlamlarda yaşanmaktadır. Neredeyse her küçük kümenin farklı bir İslam algısı ortaya çıkmıştır. Adı, kitabı, peygamberi bir, ama çok farklı anlayışları olan DİN. Eğitimide öyle hale gelmiştir ki, büyük bir oranda geçmiş insanların zanlarının aktarılması, eğitim adı altında bizlere sunulmuştur.
    Maalesef tarihsel süreç içinde bu kısır döngü devam edegelmiştir. Öyle ki çok acı sonuçlar bile yaşatmıştır ümmete. Farklılığımız maalesef kafirlerin elinde iyice artırılmış, bir noktadan sonra sadece mezhebi farklı diye ümmet, kardeşine kafirden daha kötü muameleyi hak görür olmuştur.
    Tarihimize baktığımızda aslında bunu kıracak yeterlilikte insanlarımızın olduğunu görürüz. Bunu başaramamalarının nedeni, öncelikle bunu bir sorun olarak görmemekten kaynaklanmıştır. Sorunu rahmet gibi algılamışlardır. Hatta daha derine giderek, soruna mutlaka taraf olmayı imanın gereklerinden saymışlardır. Mezhepsizliği dinsizliğe giden bir yol olarak görmüşlerdir.
    Gelelim günümüze.
    Günümüzde buna bir çare bulunabilir mi? Dahası çare ile mezhepsizlik mi anlaşılmalı? Ona bakalım.
    Teknik detaylara girmeyeceğim. Namaz kılarken biri ellerini şöyle bağlar, diğeri böyle. Keşke bütün farklılıklarımız bu kadarla kalsa.
    En temel çare DİN imizi anlamada ki hareket noktasını değiştirmektir. Dinimiz İslam’a göre bu zaman kadar olan bütün Din eğitimi ve algısını oluşturan hareket noktası, KURAN , RESULULLAH (sav) efendimizin sünnetleri ve dini hjikayeler, kıssalar olmuştur. Bütün kavramlar bu üçlü arasında oluşmuş, kimse bunu sorgulayamamıştır. Var olan sorunları hep karşı tarafa atınca (dolayısı ile kendiler tek doğru – öyle tek doğru olan din İslam ve onu kendileri savunuyor diğerleri yanlışta) çaresiz bir sorun yumağı olarak tarihsel süreçte yerini alıyor.
    İslam dediğimiz kavramın hareket noktası yanlıştır. KURAN , RESULULLAH (sav) efendimiz ve kıssalardan önce kişiler ALLAH’ı bilmelidir. Kesinlikle ve kesinlikle Allah’ı bilme noktasında şimdiki seviyelerinin çok üstünde olmalılar. Allah’ ı bilmiyor, onu anlamıyor, onunla, sıfatları ile muhatap olamıyorsan, olduğunu sandığın bütün muhataplıklar manüple edilmiş demektir. Aslı gibi ama sahtesidir. İnsanları Allah’a götüren yol değildir. Evet Kuran ve Resulullah Efendimiz (sav) Allah’ın bizlere lütfudur. Ancak onları doğru bire şekilde anlamak için mutlaka Allah’ı bilmek gerekir.
    Elma örneğimizle devam ederek Allah’ı bilmenin ne anlama geldiğini açıklayalım.
    Örneğimizde kişiler ait oldukları bakış açısından elmayı görüyor ve ona göre bir iddia ortaya koyuyorlardı. Elma örneği aslında konu ve olaydır. İnsanlar konu ve olayları bakış açısına göre değerlendirirler. Bakış açısının oluşmasının nasıl olduğunu üst satırlarda açıklamıştık. Çevresinin konu hakkında ona “doğru zannıyla” öğrettikleri dahil demiştik. İşte bu öğretilene DİN konusunda ki zanlarda girer. Kişi DİN i o zanlar çerçevesinde değerlendirir. Örnek çizimimizde fark etmeniz gereken bir olay var. Çizimde her bakış açısının konumunu gördüğümüz gibi, neden kaynaklandığını görüyoruz. Onların bakış açılarındaki görünümü görüyoruz. İşte bu örnek olay ve konuya bakış açımızın nasıl olması gerektiğini anlatacak çok güzel bir yoldur. Bu yolu sağlayacak yegane bilgi ALLAH’ı bilmektir. Allah’ı bilmekle bireysel, sosyal, tarihsel bütün zanlardan uzaklaşıp, olaya, konuya ve nesneye olması gerektiği gibi bakarız.
    Peki bunu başarabilir miyiz? Evet başarabiliriz. Ama korkarım başarabilenler oldukça azınlıkta kalacaktır. Çoğunluk binlerce yıllık yanılgıyı kıramayacaklar. Onlar hala en doğruyu savunduklarını sanacaklar. Onlara cevabı Allah verecek.
    Vel asr.
    İnnel insane lefi husr.
    İnsan asırlar boyunca, kıyamete kadar sürecek bir yanılgı peşinde koşacak. Hep hüsranı yaşayacak. Sadece çok az kısmı müstesna. O müstesna insanlar Allah ile gerçekten derin bir muhabbet içinde olanlar ve muhabbet sonucu amellerini düzenleyenlerdir.
    Hani diyorlar ki Hz. Adem elmayı yediği için cennetten indi diye. Bizim elmamız biraz farklı. Bu elmayı yiyen cennete gidiyor. Elmayla çıktığımız yerden elmayla girelim inşallah.
  • Serkan Plt / 24 Ekim 2016 15:10

    Hoş Gelmişler

    Selam olsun tüm Erenlere... Ne kadar da özlemişiz sizleri...
    Ellerinize sağlık... Sevgiler, Saygılar ve Hürmetler olsun ...
  • Eyüp Küçük / 24 Ekim 2016 14:53

    Kopuz Atam hoş geldin

    Hakikat konuşacak, sistem değişecek, bütün dünya Kopuz Atamızın sesine kulak verecek inşallah...

    Oktan Hocam, Erol Abim emeğinize sağlık, Allah razı olsun...
  • beklenen / 24 Ekim 2016 14:44

    Çok ilginç tir ki tam üzerinde çalıştığım ve yazılar yazdığım konular hakkında başlamış kopuz ata. En çok dikkatimi çeken olay kavramlarla ilgili. Bilim nedir? işlevi nedir ayrıca ele alacağım. Ancak bu kadar uzun yazıların yorumda yayınlanması doğrumu onun bilmiyorum.
  • Orkun akar / 24 Ekim 2016 14:22

    Safalar geldi....

    Selam selam....Kopuz atam hoş geldiniz....Bu kış anlaşılıyor ki sırlı gececek....Pür dikkat kulagimiz kopuzunuzdan dökulen hikmetli nagmelerde olacak....Bizi siz buyuklerimize ulastiran muhterem hocama hurmetlerimi arz ediyorum...
  • caner / 24 Ekim 2016 13:41

    ...

    dünyada üç çeşit ülke vardır 3) sonradan oluşturulmuş sentez kültür devletler kültürler ve müsyon için mühletlü devletler:abd ve avrupa.yani bu devletler bir gün yok olacaklar diyor ayrıca cetvelle sınırları ömürleri belli ülkeler coğrafyalar yine yok olacak ülkerinden söz ediyor.ben bu siteyi 2014ten beridir takip ediyorum kulbak bilgeyi de okumum ancak resimlerden hiç bir şey anlamadım resimlerden çözebildiğim şeyler çok az. tefekkür edemedim daha doğrusu nasıl yapılacağını da bilmiyorum burdaki resimlerde de bir sürü sırlar bilgiler var.görünen o ki bu siteyi takip eden çok az yoksa tefekkür edip yorumlda bunlandan bahsederlerdi.ne kulbak bilgede ne de bu romanın birinci serisindeki resimlerden bahseden var.
  • Neo / 24 Ekim 2016 12:23

    Hoşgeldin Kopuz Ata

    Avuç içleri Ay Yıldız ile zincirlenmişlere selam olsun..
  • YASEMİN GONCA GÖZET / 24 Ekim 2016 12:20

    hoşgeldin sefalar getirdin kopuz atam

    Hayırlı uğurlu olsun.. Yine heyecanlı bekleyişler başladı.. ne güzel ilimler bilgiler bunlar.. Ne kadar da cahilim.. Yaptığım sadece anlamaya anlamlandırmaya çalışmak, bu döngünün neresindeyim, hak tarafta olmak şerden sakınmak için ne yapabilirim. Bizi aydınlatan deruni babamız ve onaltıyıldız ekibi selam olsun sizlere ve arka plandaki görünen görünmeyen kahraman yiğitlere erenlere. Rabbim ilminizi ilmimizi arttırsın. Hak uğruna olan bu savaşta sayenizde uyanıp bilinçlenip bilinçlendirenlerden olalım.. Sizi bulduğum için şanslıyım, sağolun varolun:)
  • mehmet göçmen / 24 Ekim 2016 11:15

    hayırlı

    Türk ve dünya insanlarına hayırlı uğurlu ve aydınlık olsun...
  • Ömer Faruk Gümüşer / 24 Ekim 2016 11:09

    Merhaba Türk Diyarından Gelen Bilge Hoşgeldin

    Sultanım kalemine sağlık özlemiştik İlhami Abiyi, Latif Babayı ve Türk diyarından gelenlerle beraber şeytanilerin gene planları altüst olacak Allahın izni ile onların bir planı varsa Allahın da bir planı var. Merak ile serinin devam yazısını bekliyoruz. Hoşgeldin Kopuz Atam...
  • SİNAN YILDIRIM / 24 Ekim 2016 10:41

    HOŞ GELDİN KOPUZ ATAM .TÜM TÜRK ULULARINA ERENLERE SELAM OLSUN. ALLAH CC İLMİNİZİ İLMİMİZİ ARTIRSIN.
    NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE......
  • mete / 24 Ekim 2016 09:11

    Tebrikler, Hayırlı Ugurlu Olsun

  • ada / 24 Ekim 2016 09:06

    ...

    Hafta çok güzel başladı.Sağolun.
  • Taner Gur / 24 Ekim 2016 09:00

    Tanri dagindaki gökböruler uyandi

    Allahim ilmimizi artir,hicbirsey bilmeyenlerdeniz.
    Selam olsun Deruni Babamiza,gönul adami Erol Elmas abimize ve namsiz unsuz is görenlere.
    Allah Yuce Turk Devletine ve milletimize zeval ceremesini.
    Taner Gur
    Isvec
  • aysun / 24 Ekim 2016 08:51

    hayırlı olsun

    Yeni resimli kitabınız hayırlı olsun. Yeni kitabınızın da bizleri, kulbak bilge romanı gibi kendi zamanımızdan ve dünyamızdan ötelere götüreceğine eminim.
  • Ugur Coskun / 24 Ekim 2016 08:39

    Evimizin,gonlumuzun misafirleri hosgeldiniz..
  • BEKİR ÖZTÜRK / 24 Ekim 2016 08:24

    Hoş geldiniz...

    hoş geldiniz, İlhami abi (ata) Latif babay, Kopuz ata, Turan bey ,Baş KAM Bayçu bey ve Deruni baba, Atilla hocamız, Tomris bacıbey ve tüm erenler. Selam olsun size...
    Öncelikle Sultanımıza, Erol abimize teşekkürler. ALLAH C.C. yardımcınız olsun. Gönlünüzü genişletsin. Yüreğinizi, bileğinizi kavi eylesin. Dualarımız sizinle...
    Konu, yer yüzündeki fesat ehli ve oyun kurucuların siztem ile bizi ssst yaparak susturması korkutması ve kendi oyunlarına bizi dahil etmesi Oysaki, Fıtrat başka güzellikler istiyor.
    Uzay dini projeleri ve tüm ideolojik moda gibi şeylerin bize dayatılmasını bu güzel seri yazıda görüp öğreneceğiz.
    Kadim TÜRK milleti ve büyükleri her şeyi fıtratın iyiliğin Rahmanın istediği gibi sabırla dua ile çalışarak her türlü şer plan ve oyunlarını yıkacaktır. İnşallah bu görevlerde karınca misali destek yardımcı olma duasıyla...
    Sultan baba, Türk milletine bir ön uyarı, bir fener gibi önce yöneticilerimiz sonra halkımız ın gerçekleri görmesi duası, umuduyla..
    Herkese özellikle kendini satan kocaman! adamların sonlarının neden intihar yada idam olduğu yazının ilk sayfalarından anlaşılıyor.
    Tüm zamanlarrda ki HAK- batıl mücadelesi olanca hızıyla sürerken, bizlerde yaptığımız ibadetlerle doğru bir şey yaptığımızı sanarken! şimdi anlaşılıyorki o ibadetlerle (içi boşaltılıp, mana kaçırılınca) UYUTULUYORMUŞUZ.
    Oysa ki bizim her alanda ibadetli olarak şuurlu bir mücadele içinde olmalıymışız!!!
    Şuur, feraset ve mücadele olmadan ne ibadet oluyor nede o ibadetin lezzeti...
    Her şey geleneksel öğretinin gösterdiği kadar kolay olsaydı. Her şey güllük gülistanlık olurdu. Oysaki yeryüzünde dolu dizgin bir fesat, sefalet, savaş, biyolojik kıyım, harrp ile elektronik saldırı deprem ve felaketler, Açlık, uokluk, yoksulluk ve yoksunluk var. Aynı dinden olduğu aşikar insanların, aynı millet aynı ırktan olanlar birbirlerini boğazlıyor. Cehallet ve verilen moda! bilgiler de cabası, amaç hak, hakikat ve mana iken bize dayatılan küçük bilgiler ve nefsani hedefler bizi dünya da zenginlik yarışı Ünlü olma sevdasına yöneltmişler.
    Müziğimizi, tarihimizi, kültürümüzü, inanc ve ibadetimizi her şeyi hatta insan olma sınırımızı da birileri belirlemiş.
    Yardımlaşma güzellik birliktelik v.s. gibi değerler sadece gösteriş olmuş.
    ibadetler bile...
    Bu düzen yıkılmalıdır! Yıkılacakta, İnşALLAH...
    İşte bu yazı dizisi de bunun işaret fişeğidir. KADİM TÜRK DEVLETİ, KADİM MİLLETİ TEKRAR İNSANLIĞA SED - duvar (ZULKARNEYN SEDDİ) olmaya dönüyor.
    Burada biz kalperenler Sultanımızla VARIZ!... Yanındayız. İnşALLAH..
    Sizi ve tüm büyüklerimizi seviyor. Şimdilik dua ediyor. Hasret ve Heyecanla bekliyoruz.
    saygı, sevgi, özlem ve dua ile ellerinizden öperim.
  • Ucbeyi Mehmet / 24 Ekim 2016 05:38

    Kopuz Atam Hosgeldin

    Insallah Sultanimizin Erenlerin himmetiyle bizlerde nasiplenenlerden oluruz....
    Ilhami abim, Latif Babam, Kopuz Atam, Erol abim, Türkmen bacim ve tüm Erenlere selam olsun....
    Sultanim siz ressam dersi aldinizmi :) aklima geldikce gülüyorum...cok özledim sizi....
    sevgi ve hasret ile selamlar
  • OĞUZHAN U. / 24 Ekim 2016 03:06

    Çok şükür.

    Oh.çok şükür.Sonunda yeni bilgiler yeni maceralar başladı.Ama en heyecanlı yerinde bitti. :)
  • ateş / 24 Ekim 2016 00:19

    Selâm olsun Atabeylerime...

    Kopuz Ata hoş geldi. Biz gariplerin heybesini doldurmaya geldi. Nizama karşı olan sistemi yıkmaya geldi.
    Benim nacizane anladığım, artık açığa çıkan sırlarla beraber, şeytanın sahte düzenini yıkmak için de tüm imanımızla ve var gücümüzle gayret etme zamanı da geldi. Kalperenler yeni sorumluluklar üstlenecek. Sistemi yıkmak için, gönülleri fethedecek.. Nizam Türksüz, Türk Nizamsız olmadı, olmayacak biiznillah.
    Değerli Oktan hocam, bizler için verdiğin bu gönül mücadelesi için de, ayrıca teşekkür ederim. Allah cc tüm işlerinde kolaylık versin. Portreler canlı gibi.. Gözlerinde ki ışığı hissettim.
    Ayrıca, yeni format çok güzel olmuş. Okuma kolaylığı sağlamış.. Var ol, canım Sultanım.
  • Derviş Ozan / 24 Ekim 2016 00:03

    Eyvallah

    Var olsun Ötüken Uluları..
    Her resim bir şiir, her bilgi bir derya.
  • Recep / 23 Ekim 2016 23:50

    Biismillah Allah fetihler ihsan ede,yar ve yardimcisi ola hilalilerin,
    Kop-Uz ata,Uz dan(uz-ay dan) atam la kopup gelen ilimler
    U dan ilmullah dan atam kop-rusuyle bize ulasan ilimler
    Allah idrak edecek hazim vere,milyonlara ulastira uyandira derin uykulardan
  • yigit akkoc / 23 Ekim 2016 23:41

    Hoş geldin kopuz ata.. yönlendirilen bir toplum olmayıp gerçek fitratiyla yaşayan bir toplum olmayı Allah nasip etsin herkese inşallah
  • Çiğdem / 23 Ekim 2016 23:33

    Ne Mutlu Türk üm Diyene!

    Oktan hocam Erol abim, emeği geçenlerin ellerine kollarına gönüllerine sağlık, özlemişiz. Hemi de çooook.
    Allah razı olsun. Selamlar
  • alaca / 23 Ekim 2016 23:30

    Kopuz Ata Hoşgeldin..

    Çok güzel sürpriz oldu bizim için. Kopuz Ata için sonsuz teşekkürler. Güncel ve kadim iç içe olması kadim materyalin güncel teknolojiyle çözümlenmesi esasını göz önüne alıp düşünürsek kadim bir hard disc arandığı düşünülebilir. Bilginin Baş Kaman da saklı olması doğa, tabiat, uzayı içine alana bir sır olduğunu akla getirmekte. Bu da Baş Kaman’ı Kadim Bir Kristal haline getiriyor. Sabırsızlıkla devamını beklemekteyiz..
  • alaca / 23 Ekim 2016 23:28

    Kopuz Ata Hoşgeldin..

    Çok güzel sürpriz oldu bizim için. Kopuz Ata için sonsuz teşekkürler. Güncel ve kadim iç içe olması kadim materyalin güncel teknolojiyle çözümlenmesi esasını göz önüne alıp düşünürsek kadim bir hard disc arandığı düşünülebilir. Bilginin Baş Kaman da saklı olması doğa, tabiat, uzayı içine alana bir sır olduğunu akla getirmekte. Bu da Baş Kaman’ı Kadim Bir Kristal haline getiriyor. Sabırsızlıkla devamını beklemekteyiz..
  • Ayşecik / 23 Ekim 2016 22:57

    Hoşgeldin Kopuz Ata

    Çok güzel bi sürpriz oldu, emeğinize ellerinize sağlık Oktan hocam. Devamını heyecanla bekliyorum. Saygı ve sevgilerimle.
  • Aykut Raşit ILGAR / 23 Ekim 2016 22:47

    Kopuz Atamıza selam olsun

    Değerli onaltiyldiz ekibine sultanımıza ve kalperen kardeşlerimize büyüklerimize İlhami ağabeye latif babaya ve baş kaman dedeye selam selam olsun.Bu gün kopuz Ata 1 i görünce hem heyecanlandım hemde sevindim.Aklım da bağzı soru işaretleri vardı rahatsızlığım la ilgili çok şükür bunlara cevap oldu ve diğer bilgilere de ulaşmış olduk Abakan dan gelen misafirlerin demlediği o güzel çaydan içemesek de karedeniz çayı ile besmele ile okumaya başladık Allah birliğimizi dayim eylesin bu arada Oktan sultanımıza da ayrıca bir selam gördermek istiyorum buradan görürse yada haberi olursa sizleri çok seviyorum Büyük Türk uluları.
  • Zeliha Türk / 23 Ekim 2016 22:26

    Deruni Babamız, elleriniz dert görmesin.Rabbim iyilik, güzellik,sağlık versin. Teşekkür ederiz.

    Latif Babam sizi görmek çok mutlu etti beni. Çok seviyorum sizi.Çok şükür ki; Kassas suersindeki ' Halkını ateşe götürenlere karşı Al-i İmran/104. ayetinde; İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten alıkoyan bir topluluk bulunsun, işte onlar kurtuluşa erenlerdir'diye belirtilen erenlerimiz var. İlhami Babamız, Turan Babamız ,Bayçu Babamız hepinizin ellerinden öpüyorum.
  • Murat Birkent / 23 Ekim 2016 22:13

    Onaltiyildiz var olsun

    OKtan hocamiz var olsun ,hosgeldin Kopuz Ata.
  • rahime kurt / 23 Ekim 2016 21:54

    DİRİLİYORUZ:

    Selam olsun, Latif babaya, İlhami abiye, turan beye,Baş KAM Bayçu beye ve Deruni babaya. sevinçlere saldınız, gönlümüzü mesrur ettiniz Allah razı olsun. saygılar efendim.
  • şizofren / 23 Ekim 2016 21:53

    Gözümüz yollarda kaldıydı

    Şükür Kavuşturana...
  • Barış K. / 23 Ekim 2016 21:33

    Tengri Biz Menen

    Tengri Biz Menen
  • Mehmet Eray Çakır / 23 Ekim 2016 21:03

    Ya Allah Bismiallah

    Allah hayırlar eylesin. Turk islam alemi için guzelliklere sebep olsun. Cümle erenlerin alplerin gucunu arttırsın. Milletimizde suurlanmalara sebep olsun. Ellerinizden operim sultanım.
  • Zafer YAVUZ / 23 Ekim 2016 20:58

    Hoşgeldiniz

    Kopuz Atam hoşgelmişsiniz... Yeni sırlara yelken açtık sayenizde Allah razı olsun
  • ERTUĞRUL ORDU / 23 Ekim 2016 20:54

    KOPUZ ATA

    Sabırla 2.sini bekliyorum.
  • nuri cetin / 23 Ekim 2016 20:44

    kopuz ata

    harika bilgiler bunlar sagolun varolun ne desek azdir ......
  • Ceyhun NURAL / 23 Ekim 2016 20:31

    Hoşgeldin Kopuz Ata...

    Yeni sırlarla,bilgilerle hoşgeldin sefalar getirdin Kopuz Ata.
  • Hüseyin Bulduk / 23 Ekim 2016 20:12

    Kopuz Ata

    Yeni macera, yeni sırlar... Devamını okumak için sabırsızlanıyorum. Ellerinize sağlık sultanım. Özlemle selam ve saygılarımı sunarım.
  • Fatih / 23 Ekim 2016 20:08

    Şükür

    Allah razı olsun, güzel bir müjde oldu. Bazı resimler gercekten fotoğraf gibi. Emeğinize sağlık.
  • Köksal Musaogullari / 23 Ekim 2016 19:54

    Atamiz Kopuz;degil kopuk-lardan

    Eyvallah...Yürege ele saglik...
  • SELAM / 23 Ekim 2016 19:50

    SELAM

    Yeni sırlara merhaba ... Kopuz Atam Hoşgeldin...






ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

En Çok Okunanlar