Sultan Baba

Sultan Baba

Melami Savaşları Kitabı'ndan


23 Ekim 2016 11:41
font boyutu küçülsün büyüsün


Sultan BABA

Baktım; Sultan Baba henüz etrafta kimseler yokken yerleri süpürüyor. Bir kenara geçerek işinin sona ermesini bekledim. Beni görmüştü. İşine devam etti. Bitince süpürgeyi ve çöp kutusunu bir kenara bıraktı. Eski musluktan su alacağına arka taraflardan kendi bulduğu bir kuyudan su getirdi. Önce etrafı yıkadı, sonra ellerini. Boynunda taşıdığı mendille elini, yüzünü sildi. Bu arada ben de bir taraftan bu yapılanları tek tek izliyor, bir taraftan da işi bitse de beni çağırsa diye dört gözle bekliyordum. Daha önce geldiğimde kendisine yardım etmek istemiştim; fakat müsaade etmemişti. Onun için bugün de yardım teklif edememiştim. Nihayet köşeden yüzüme baktı ve hafif bir tebessümle:

- Gel bakalım Karacaoğlan dedi.

Hemen adeta atılırcasına yanına koştum. Yanına gittiğimizde beyitler okurdu. Sık sık okuduğu mâniye benzer şu dizeleri yine tekrarladı:


Bizi cehennem ateşiyle korkutanlar!
Biz “Aşk ateşi”yle yanmış, kor olmuşuz.
Yanacak olan sizsiniz ey odunlar!


-Yaaa Eren Baba dedi.

Selam verdim. Elini öptüm. Elini öptürmez; hatta elini öpmek isteyenlerin bazılarının elini o öperdi.

- Otur bakalım derviş.

Kenarda duran kasaların üzerine eski kilimler atılmıştı. Oraya oturduk. Merakla ne diyeceğini beklemeye başladım. Çünkü Sultan Baba genelde senin soracağın soruları sen sormadan cevaplardı. Aynı İlhami Abi gibi. Yüzüme baktı:

-İlhami seni bir yere gönderiyormuş. Hadi hayırlısı.

Yüzünde sert bir ifade vardı.

-İnsanlara bir şeyleri anlatmak istiyorsan, iyi dinle! Bunları herkes söylemez:


1-Müslümanlık, tebliğ ve hizmet...

Dille mi?

Savaşarak mı?

Gönülle mi?

Dille ne kadar konuşsan etkisi çok olmaz. Delil istenir, örnek istenir. Savaşarak daha çok düşman üretirsin. Kötülüğü değil, kötüleri eksiltirsin.

Oysa;

Gönülle yaptığın tebliğ hizmetinin fethedemeyeceği hiçbir kale yoktur. Gönüllere hitap edeceksin; ama kendi gönül rızanla, gönüllü olarak.


Allah “FİTNEYİ KAZIYINCAYA KADAR SAVAŞIN.” ayetinde cihadın sadece savaş meydanlarında kılıçla, topla, tüfekle kazanılacağını söylemiyor.

Peki Ne ile? Gönülle, güzel huyla. Nasıl ? Önce kendin yaşayarak.

Fitne unsurlarını ortadan kaldırmak önemli; çünkü fitneciler bir kaynak bulamasın.

2- Hayrını korumak için hayrını koruyacak kadar şerre sahip olman gerek. Sakın hayır şerle olur mu deme?

Allah, “SİZİN HAYIR BİLDİKLERİNİZDE ŞER, ŞER BİLDİKLERİNİZDE HAYIR VARDIR.” buyurur.

Düşün: Aklî, mantıkî.

Aklıma hemen o İstanbul Efendisi, beyefendisi geldi. Kedilere bir sokakta ciğer, yiyecek verebilmek için şerli bir deli gibi davranmıştı. Hayrı gerçekleştirebilmek için deli gibi hareket ederek sağa, sola korku salmıştı. Bunu anlamakta hiç zorluk çekmemiştim.


Sultan Baba bunları aklımdan geçirirken yüzüme baktı:

-Hadi Allah işini, gücünü rast getirsin dedi.

Ayağa kalktım. Söylediklerini bir nasihat olarak, boşa söylenmemiş hikmetli sözler olarak aldım ve göreve Vira bismillah dedim.

Oktan Keleş

Melami Savaşları Kitabı (sh 93 vd) 









Bu haber 4,543 defa okundu.





Yorum ekleYorum ekle


Yorumlar (3)
  • rahime kurt / 23 Ekim 2016 19:02

    Hüzne düşmüştü gönlüm bu aralar paylaşımda konusu geçen bazı sebeplerden. tevafuk oldu belkide, Allah razı olsun Oktan Hocam. Evet gönlüyle yola çıkmak, talip olmaksa, doğrudur her zorluğunda yanında bir kolaylık vardır( inşirah).gönlünüze selam ederim efendim.saygılar.
  • Özlem / 23 Ekim 2016 16:13

    Selam

    Selam olsun gönlü ile, gönül rızası ile öğretenlere, her sözü her kelimesi hikmet dolu olanlara. Gönül gözümüzü açarak dinleyip, aklımızı sonuna kadar kullanarak dinlemek ve öğrenmek keşke her gün, her an, her saniye nasip olsa...
  • Barış K. / 23 Ekim 2016 13:01

    Olmuyor, sensiz olmuyor

    Olmuyor, sensiz olmuyor






ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara