Kulbak Bilge-15

Kulbak Bilge-15

Kulbak Bilge Türk tarihine ait inanılmaz sırları açıklamaya devam ediyor.


22 Ekim 2014 08:30
font boyutu küçülsün büyüsün


                                                     KULBAK BİLGE 

Kulbak Bilge 1. Bölüm: http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=2936

Kulbak Bilge 2. Bölüm: http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=2945

Kulbak Bilge 3. Bölüm: http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=2950

Kulbak Bilge 4. Bölüm: http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=2954

Kulbak Bilge 5.Bölüm: http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=2978

Kulbak Bilge 6. Bölüm: http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=2983

Kulbak Bilge 7. Bölüm: http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=2995

Kulbak Bilge 8. Bölüm: http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=3013

Kulbak Bilge 9. Bölüm: http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=3045

Kulbak Bilge 10. Bölüm: http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=3090

Kulbak Bilge 11. Bölüm:http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=3130

Kulbak Bilge 12. Bölüm: http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=3149

Kulbak Bilge13. Bölüm:  http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=3256

Kulbak Bilge14. Bölüm:      http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=3486

                          KULBAK BİLGE 15. BÖLÜM

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 http://www.nolm.us/colde-sinema-keyfi/

 http://www.ensonhaber.com/uydu-goruntulerinden-col-ortasinda-sinema-bulundu-2014-03-14.html

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yazan ve Çizen: Oktan KELEŞ

Oktankeles@gmail.com    

 








Bu haber 495,274 defa okundu.





Yorum ekleYorum ekle


Yorumlar (281)
  • Barış / 17 Aralık 2014 13:34

    Varoluşları gereği bozgunculuğa ve olumsuzluğu yaymaya yatkın olanların inancınızı zedelemesine izin vermeyiniz, anlaşılan yaratıcı tarafından bizleri test için buradalar.

    Ayrıca, varoluşun başlangıcını değil olgunlaşmasını bekleyiniz.
  • Serkan Öztürk / 3 Aralık 2014 15:34

    Deprem

    Dün gece Ege Denizinde 4,3'lük bir Deprem olmus.
    http://www.aa.com.tr/tr/haberler/429640--ege-denizinde-deprem. Saygilar
  • Ahmet SOYLU / 2 Aralık 2014 22:57

    Bedelli

    2.12.2014 Bugün bedelli çıktı. Şehitlerin kemikleri sızlayacak. Deprem mi geliyor acaba.
  • ada / 2 Aralık 2014 22:21

    02.12.2014

    İsrail hükümeti dağıldı...Tarih bu gelişmeye mi işaret ediyordu?
  • aklıselim / 2 Aralık 2014 08:43

    canıselim

    sayfa 217.

    bugün günlerden 02.12.2014

    bu günün özelliği nedir..?
  • mete / 1 Aralık 2014 00:55

    43 derece

    43 dereceli meridyen geçtiği şehirler kars van hakkari ayın 2 sinde ıldızyurttan gelecekler mi abi ne olacak ya heyecanla bekliyoz
  • Mustafa Alp GÖKTÜRK / 30 Kasım 2014 00:06

    43°

    Sayfa 204 te bulunan teyzelerden birinin basına örtülü olan kırmızı dastarın üzerinde 43° yazıyor. 43°de ki şehrimizle ilgilmidir acaba?
  • Mehmet Ilhan / 21 Kasım 2014 06:08

    tarih hakkinda

    02.12.14 aynı zamanda Melek Münir Derman Hocamızın ölüm yıl dönümüdür....
    02.12.89 - 02.12.14 =25 sene = eşit çeyrek asır

    Selametle Kalperen kardeşlerim ve 16 * takipçileri
  • yavuz / 20 Kasım 2014 19:22

    kaos

    2.12.2014 ilk okudugum gunden beri dusunuyordum bu tarihi,bugun degerli bi hocamın sohbetinde size bir sır vereyim dedi ocagın ortalarina dogru ulkemizde bi kaos ortami olusacak ve buyuyerek cikacagiz demisti bende inaniyorumki Allahın izniyle buyuk turkiyeyi gorecegiz artık..
  • Ayşecik / 20 Kasım 2014 17:25

    Yasin Bey'e ( Büyü, sihir ve şifa için dualar)

    Yasin Bey Merhaba,
    Bu duaları hem Arapça hem Türkçe suya okuyup içiyorum. Allahım tüm inananları korusun, şifa versin.
    Sevgiler
    (Oktan Hocam büyü ve sihirle ilgili videosunda vermişti bu şifa ayetlerini.)


    Enzübillahi semiyyül aliyyül mineşşeytanirracim ( 3 Kere)
    Bismillahirrahmanirrahim
    HAŞR (21-24)
    ENBİYA – 30
    İSRA-82
    TEVBE 14
    ŞUARA – 80
    FUSSULET – 44
    NAHL -69
    YUNUS 57
    FELAK
    NAS
    Amene'r-Resulu
    Ayet-el Kürsi
  • dertli mümin / 19 Kasım 2014 23:41

    2 aralık

    putin 1 aralıkta türkiyeye geliyor http://haberrus.com/politics/2014/11/19/putin-1-aralikta-udik-zirvesi-icin-turkiyeye-gidiyor.html profesörden 3 ilde (en başta tabi istanbul ) deprem uyarısı http://www.posta.com.tr/turkiye/HaberDetay/Profesorden-3-il-icin-deprem-uyarisi.htm?ArticleID=254131
  • Yasin / 19 Kasım 2014 20:40

    Saol bekir kardes.

    Ben sandim siz,benim bilnedigim daha baska dualar sandim,cvp verdigin icin tesekkurler.allaha emanet
  • Meczub Avcisi / 19 Kasım 2014 19:50

    02.12.2012

    http://indigodergisi.com/2014/11/joni-patry-turkiye-astroloji-analizi/

    Dünyaca ünlü Atrologun Türkiye hakkındaki analizi cok ilginc.
    Oktan Abi'nin vermis oldugu tarihle bir baglantisi var mi acaba ?!?
  • biri / 19 Kasım 2014 19:13

    ...

    Geldi geçti ömrüm benim, şol yel esip geçmiş gibi
    Hele bana şöyle gelir, şol göz açıp yummuş gibi

    İşbu söze Hak tanıktır, bu can gövdeye konuktur
    Bir gün ola çıka gide, kafesten kuş uçmuş gibi

    Miskin adem oğlanını, benzetmişler ekinciye
    Kimi biter, kimi yiter, yere tohum saçmış gibi

    Bu dünyada bir nesneye, yanar içim, göyner özüm
    Yiğit iken ölenlere, gök ekini biçmiş gibi

    Bir hastaya vardın ise, bir içim su verdin ise
    Yarın anda karşı gele, hak şarabın içmiş gibi

    Bir miskini gördün ise, bir eskice verdin ise
    Yarın anda karşı gele, hulle donun biçmiş gibi

    Yunus Emre, bu dünyada, iki kişi kalır derler
    Meğer Hızır İlyas ola, ab-ı hayat içmiş gibi
  • Karakuş / 19 Kasım 2014 19:01

    She-Ra

    185 ve 186' yı okurken aklıma eskiden yayınlanan SHE-RA adlı çizgifilm geldi.

    http://en.wikipedia.org/wiki/She-Ra
  • Vatansever / 19 Kasım 2014 16:59

    Baka bir açıdan Kulbak Bilge

    Edebiyatla ilgilenirim, bir zamanlar bir sene de olsa Türk Dili ve Edebiyatı bölümü okumuştum. Roman, şiir, halk edebiyatı, fantezi(fantastik diye de geçer) epik kurgular vs vs...

    Çizgi romanlar da bunlardan biridir... Çocukluğumda çok okudum arada sırada okuyorum.

    Oktan Abinin bir çizgi romana başlayacağını ilk okuduğumda çok sevinmiştim. Çünkü maksadı çok halisane idi.. Hem çizgi roman, anlatımın görsel ve yazı ile iki açıdan olması, genç nesile de hitabının kolay olması vs sebepler böyle.. Üstelik kitapların yazım ve basım sürecinin zor ve uzun olmasından ötürü aylık bazen haftalık bölümler yayınlamak daha akıllıca bir işti. Tabii ki ANT kitabı gibi bu da bunca ilgiye, alakaya dayalı kadirşinas bir eylemdir..,

    Kulbak Bilge yıllarca sürebilecek bir çalışma. Bir süper kahraman çizgi romanı olmasa da içinde nasipli kullar, doğaüstü metafizik karşılaşmalar, alt metni kuvvetli, sembolik dili yoğun bir edebi eser...

    Birinci yılını doldurmak üzere Kulbak Bilge... Edebiyat dünyasının yepyeni bir kilometre taşı oldu artık, çağlar ötesinden gelen "Kulbak Bilge"

    Selam ve saygılarımla...

    Zafer H.
  • Nurten Sahil / 19 Kasım 2014 09:42

    Hadis

    Peygamber Efendimizin ''İlim Çin'de de olsa gidip alınız'' hadisi yıllarca kafama takılmıştı,neden Çin...başka bir yer de belirtilebilirdi... Peygamberimiz bu hadisi boşuna söylememiştir diyordum...ON ALTIYILDIZ sayesinde okuduklarımdan cevabımı aldım...Rabbim ilmimizi artırsın...Teşekkür ederim...Selam ile kalın...
  • beklenen / 19 Kasım 2014 08:51

    http://www.sabah.com.tr/webtv/dunya/ne-oldugu-anlasilamayan-esrarengiz-isik-1416343714
  • Bekir ÖZTÜRK / 19 Kasım 2014 07:55

    yasin kardeşim

    dualar dan bahs eden. AYŞEÇİK kardeşimiz. Ama bende bu etkileri kırmak için kendim nacizane, AYETEL KÜRSİYİ HER SABAH YADA AKŞAM 7 KEZ okurum. Ayrıca FELAK VE NAS surelerini okurum. Sizlerede tavsiyem bu olur bu sureler zaten şerlilere, şeytan, cin ve büyüye karşı okunduğu hepimizin malumu.
  • Eyüp / 19 Kasım 2014 00:27

    Hızır as. - İstanbul - Duvar - Hazine - Sutuboğda - Rahmet - Zülkarneyn as. - Büyük Türkiye

    Odamdayım tefekkür etme gayreti içerisindeyim. 168. resimdeki hazine kelimesi dikkatimi çekiyor, hemen Kuran daki içerisinde hazine kelimesi geçen ayetlere bakıyorum. Kenz hazine demekmiş hımm... Kehf 82. ayet gözüme çarpıyor "Duvar ise, o şehirde iki yetim oğlana ait idi. Duvarın altında onların bir hazinesi vardı..." Hepimizin bildiği Musa-bir kul(Hızır) kıssasını düşünüyorum. Hızır as ın ağzından çıkan hazine kelimesinin vurgulanmasının bir hikmeti olabilir mi? Kuran da Hızır as ın ağzından verilen hazine bilgisi Kulbak ekibinin bulduğu Sutuboğda olabilir mi? 168. resimdeki hakim renk neden yeşil? 218. resimde arkadaki Bilge kişi bir duvarın önünde mi duruyor?

    Kulbak 13. bölüm 144. resme gidiyorum duvar kelimesi orada da geçiyor ve levhalar duvardaki oyuktan çıkıyor... Kehf 82 ye tekrar bakıyorum "Onun için Rabbin istedi ki o iki çocuk erginlik çağlarına ersinler ve Rabbinden bir rahmet olarak hazinelerini çıkarsınlar." Buradan Sutuboğda nın çıkarılmasının rahmet olduğunu anlıyoruz ve hemen arkasından Kehf 83. ayet "Bir de sana Zülkarneyn'den soruyorlar. De ki: «Size ondan bir hatıra okuyacağım." Günümüze uyarlarsak 2 yetim çoocuk kim? Hazine ve pırlanta kelimeleri ile bu iki yetim çocuk arasında bir bağlantı var mı? Zülkarneyn as tüm dünyayı fethettiğine göre fetih çok yakın olabilir mi? Zülkarneyn as ın misyonunu kim üstlenecek, biz hazır mıyız?

    Soru sormak kolay ama ya cevapları kim verecek diye düşünürken hemen aklıma Oktan Ağabeyimiz geliyor... İyi ki Oktan Ağabeyimiz bizim tarafta yoksa biz mi O nun tarafındayız. Taraf tutarken de acaba kaynak isteyen tarafta mıyız yoksa Oktan Keleş Allah katından özel bir ilimle donatılmış özel bir insan mı? Sahi Hz. Musa kıssada Hızır as dan kaynak istemiş miydi...
  • Yasin / 18 Kasım 2014 13:49

    Bekir ozturk kardese

    Bekir kardes,hangi dualar oldugunu yazarmisin,bizde yararlanmak istiyoruz,saygilarimla
  • Nihal Kaya / 17 Kasım 2014 23:45

    Oktan sultanımızın çizimlerinde her bir kare detay dolu maaşallah , Kulbak Bilgeye odaklandım ve resimleri tek tek incelemek istedim kafama takılan birkaç detay yakaladım paylaşmak isterim .

    Sayfa 172; İlhami abinin yüzünün gözükmediği ayakta durduğu resim :

    bedenine dikkatlice bakıldığında bel üstü bize dönükken, belden aşağısı ve ayaklar zıt yöne bakıyor.

    Yine aynı şekilde çizim sayfa 192 de var

    Ayvazın taşı bulduğu ,"heyt be işte bu" dediği resim, Ayvaz otururken bacakları ve ayakları ters çizilmiş .

    Sayfa 212 küçük Leventin dükkanın önüne gelmiş hali , Leventin kafasının çiziminde de detay gizli , üst bedeni bize dönük ama belden altı zıt yönde .

    Bir de Küçük Leventin yaşıyla ilgili kafama birşeyler takıldı Son kulbak bilge de sırlar kıraathanesine gittikleri yıl 1943,
    bundan önce ki Sırlar kıraathanesine gidip kamanın kaybediliş yılı 1950.
    Peki Küçük levet 1950 yılında 5-6 yaşında bir çocuk , ama son gidşleri 1943 yani daha geriye gidiyorlar ve Leventin ya bebek ya da doğmamış olması gerekiyor .
    Ama Leventin son resmine dikkatlice bakıldığında daha büyümüş 12-13 yaşında bir çocuk görüntüsü var gibi geldi bana.
    Temirin Leventi görünce "seni gökbörülere yediririm küçük çakal "dedikten sonra , Kulbak bilgenin olaya müdahele edip kamanı alırsın ama zamanı geldiğinde demesi de bu konuyla ilgili bence .Belki şeytanilerin Leventin görüntüsü ile ilgili tuzak bir hologram oyunuydu, Temirin sinirlenip müdahale etmesi için.

    Her resimin içinde derin baktıkça çıkan bazı yüzler, suretle görüyoruz. Bunlar onları gözetleyen cinniler olabilir mi, belki o yüzden çamaşırları yıkandı , çünkü çamaşırların üzerinde de suretler mevcut, yıkanan çamaşırın sıkıldıkça siyah damlaların akması ve 9 rakamının çıkması buna delil olabilir.Çamaşır sıkan kadının yanında başka birinin sadece elleri gözüküyor ve elinde tuttuğu çamaşıra dikkat edin sanki yeşil gözlük takmış bir suret var .

    Sayfa 185 Robotik suretin etrafındaki noktalar var , bunları ben sinek ordularına benzettim,dikkatli bakınca sinekleri andırıyor.Kendini ilah zanneden Nemrutun küçücük bir sineğin burnundan beynine girmsiyle helak olması konusu bağdaşıyor bu resimde bana göre.


    Kalperen kardeşlerime selamlar ve Oktan sultanımızı tanıma fırsatı veren Yüce rabbime şükürler olsun ..

    Saygılarımla





  • BOZKURT / 17 Kasım 2014 20:13

    Şeytan resminde şeytanın ağzına giren ya da onun içine çektiği bir şey var. Aynı şey 187 numaralı resimde sol altta da görülüyor. Acaba onun ne olduğu hakkında bir fikriniz var mı? Şimdiden TEŞEKKÜRLER.
  • Ayşecik / 17 Kasım 2014 18:54

    Bekir Öztürk'e

    2011 yılından beri bu siteyi takip ediyorum, sizin de yüreğinize sağlık, çok büyük katkılarınız var.

    Cinlerin sudan nefret ettiğini öğrendiğimden beri namaz abdestsiz bile dolaşmıyorum ben de...Bir de nazar, büyü ve şifa dualarını suya okuyup içiyorum ...
  • Bekir ÖZTÜRK / 17 Kasım 2014 08:59

    AYŞECİK KARDEŞİM YÜREĞİNE SAĞLIK

    AYŞEÇİK KARDEŞİM DİYORKİ; CİNLER SUDAN NEFRET EDER. EVET, ABDEST ve GÜSLÜN BİR SEBEBİNİ bu tefekkürle daha iyi anlıyoruz. Güsül ve Abdest şeytanı, cinni etkiyi bitiriyor. malum sudan korkuyor ateşten yaratılanlar.
  • Bekir ÖZTÜRK / 17 Kasım 2014 08:38

    kayı sembolü

    Kayı sembolü olan" I Y I": Acaba diyorum;" I" lar ok ortadaki "Y" ise ZÜLFİKARMI?! Malum çatal uçlu iki çağı iki devri iki mekanımı temsil ediyor. gök ve yer lerin gücü akrabalarınımı? Bildiğimiz kadarı ile bu güzel kılıç cennetten yada göklerden geldiği anlatılır.
    Selim Turan kardeşim yorumunda: AKA ATAY KUTAŞ: Türk Astrolojisinde 3 Aralık ile 12 Aralık arasını kapsayan burç olarak söz ediliyor. DEMİŞ. Bencede bu aralık ayındaki verilen tarihte bu burçta Yıldızların ortaya çıkaçağı zamanda bir DEĞER ORTAYA ÇIKAÇAKTIR. Daha öncede bahs etmiştim belli yıldızların bir araya geldiği zamanlarda örneiği müşteri ve utarit yıldızlarının bir araya gelmesinde CİHANGİRLERİN doğduğuna inaılır.
    Kardeşimizin yorumundaki bilgiye istinaden bu burçların bu tarihlere denk gelmesi büyük bir olayın yada BÜYÜK BİR ADAMIN GELECEĞİYLE ALAKALI OLMALIDIR DİYE DÜŞÜNÜYORUM.
    Zaman ve çağ geçişleri olabilir. Değişik varlıklar açığa çıkaçağı gibi, Göklerde ki akrabalarımızla da bir bağ kurululma olasılığı büyük.
    saygılarımla
    BEKİR ÖZTÜRK
  • Selim Turan / 16 Kasım 2014 14:56

    AKA ATAY KUTAŞ

    Bu gün karşıma aramadığım halde Kutaş çıktı. Türk Astrolojisinde 3 Aralık ile 12 Aralık arasını kapsayan burç olarak söz ediliyor.

    Burç özellikleri: Yetenekli, mistik ve anlaşılmaz olduğu şeklinde bahsediliyor...

    Benden önce de "Melih Kölük" kalperenimiz aşağıda yorumunda bahsetmiş bundan...

    Kulbak Bilge'de ki tarihle yakın çıkınca bir bağlantı var mı diye düşündüm...
  • Ayşecik / 16 Kasım 2014 08:39

    Okumaya Çalışma – 5

    Kulbak Bilge 15’in sonundaki 4 kişiyi 4 elementle özdeşleştiriyorum.

    Sayfa 215, Aka Atay Kutaş İlhami Abiye benziyor, duygusal birisi. Su gurubu olduğunu düşünüyorum.

    Öbge Babrak da Aka Atay’ın gençliğine benziyor. Kolundaki kuş Anka Kuşu gibi. Küllerinden yeniden doğmayı temsil eden bu kuş Ateş elementiyle ilgili. Ateş elementinin Oktan Hocamın kitaplarından aynı zamanda ışınlanmayla da ilgili olduğunu öğrenmiştik.

    Divanın kız üyesi Arıl Aşina Kulbak Bilge 13’ün sonundaki Oğuzkağanın eşinin gençliğine benziyor. Dönüştürücü Hava elementi diyelim.

    (Oğuz Kağan’ın eşinin sol gözünde Y harfi var. Kayı boyu damgasındaki Y ise ve dönüştürücü bir özelliği varsa gözlerinde bakışlarında böyle bir özellik var demektir. Yüzünün önünde ve başının arkasında ışınlar var. Ve sol tarafta bir Kurt. Göğsünde taşıdığı Yada Taşı bir çok bilgi yüklü. )

    En Bilge Ay Boldi Ata ise Kulbak Bilge – 4 sayfa 37’deki Oğuzkağana (Zülkarneyn)’e benziyor. Toprak elementi. Kayı boyu damgasını göğsünde taşıyor.

    Sayfa 38’de Kayı Boyu damgasının 4 elementle birleşmesinden Kurtun sembolünün çıktığını öğrenmiştik.

    Nasıl ki Hun tufanı ile Nuh tufanı arasında bir paralellik varsa (yansıma gibi) bu dört kişinin bir araya gelmesinin de burada bir yansıması olabilir mi? Yani bu 4 element 1 kişide birleşmiş olabilir enerjetik olarak. Bu kişi de çok özel bir kişi olabilir mi?
    Verilen tarih Yay burcu. 2+12=14, 1+4=5

    Bu tarihte ayla yıldız bir araya gelerek yeni bir yıldız mı doğacak acaba?

    Ata’nın göğsündeki Kayı Boyu damgası üzerinde tekrar düşünüyorum.

    Sol tarafta şeytanileri yani Mısır Piramitlerinden giriş yapan ve büyüyle insanlığı etki altına almaya çalışan varlıkları temsil eden I, Sağda Allahın Arslanının kılıcı Zülfikar, yani Hilaliler ve Melamiler. Ortada Ok ve Yay şeklinde çizilmiş Y harfi. Dönüştürücü bir dişil enerji diyelim.

    “İstanbul’un Kadim Sırları” adlı bir kitapta Ayasofya’nın “Dünyanın Merkezi” olduğunu ve orada çok özel bir dişil enerji olduğunu okumuştum. Belki de dünyanın akıbetini değiştirecek güçte. Hristiyanlar bu yüzden mi Ayasofyanın peşinde?

    Oktan Hocam, Ayasofya daha ortada yokken o bölgede Hun otağlarının bulunduğunu anlatan aşağıdaki programı yapmıştı.

    http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=3319

    Kulbak Bilge sayfa 187’deyim. Şeytanilerin en çok korktukları şey GERÇEK AŞK’dır çünkü gerçek aşk dönüştürücüdür ve insanları İlahi aşka götürür. Bir Meczubun Rüyası 1. Kitapta İlhami abi Aşk Bineğinden bahseder, aşk bineğine binerek bana gelin demiş Allah. Bunu engellemek için aşkı seks ve zina boyutuna indirgeme çabası içindedir şeytan. Burada erkek ile kadın arasına 9 düğümlük bir zincirden büyü yapılmış gibi. Teknolojiyi de kullanarak gerçek aşk potansiyeli olabilecek kişilerin aralarını bozmaya çalışır.

    ANA-DOLU’daki kadınlarımızın da (demir ninelerimizin, müminlerin annelerinin, nuru taşıyanların) mayalarını bozup birer tanrıçaya dönüştürme gayretindedir. Hz. Haticeleri, Hz. Fatmaların, Hz. Meryemlerin yerine, Belkısı, Afroditi, Mona Lisayı yerleştirmeye çalışır. Toplumun ahlakını bozar ki Gerçek Aşk olmasın, rahmanın nuru doğmasın. Bunun içinde Cinlerin Firavununu, Medusayı kullanır. Cinler sudan nefret eder. Halfeti bu yüzden mi sular altında bırakılmıştır?
  • Nihal Kaya / 15 Kasım 2014 22:43

    Gamsız Baykuş a cevaben

    Selam kardeşim paylaştığınız kişinin ben çoğu kitabını okudum, dediğiniz gibi ilginç ve sıradışı bilgiler mevcut. Çoğu konuda özellikle zaman yolculuklarıyla ilgili Oktan beyin anlattıklarıyla örtüşmekle beraber ama ben bu zatın şeytanilere çalıştığı kanısındayım , verdiği bilgilerin yanında eğer çoğu kitabını okumuşsan peygamber efendimizi ve ehlibeytini küçülterek eleştirdiğini gördüm. Özellikle Hz İbrahimi yüceltiyor sürekli , peygamber efendimizi ve ehlibeytini haşa daha aşağı görüyor ondan. Hepsi bizim peygamberimiz ama Hz. Muhammedi eleştirmek,aşağılamak işin içine girdimi ben bunda şeytanlık ararım .99 doğruya 1 yanlışı sıkıştırdı mı zamanla bu yanlışında doğru olduğu kanısına varır okuyucuları .Ben seni eleştirmek için yazmıyorum sakın yanlış anlama , belki bazı yazılarını okuduysan bu konuyu görmemiş olabilirsin ,bütün kitaplarını okuyunca fark etmemek mümkün değil kanımca .. Saygılarımla
  • Ayşecik / 15 Kasım 2014 21:46

    Okumaya Çalışma-4

    Kulbak Bilge 15. Bölüm ile ilgili düşünmeye devam ediyorum. Bu bölüm çok fazla çekti beni, çok fazla şey çağrıştırdı. Sayfa 195’de Latif Babanın geçmişine gitmesiyle Oktan Hocam bizi de geçmişimizle, gençliğimizle yüzleşmeye davet ediyor...Hazır mısınız? diyor.

    Bölümün içindeki Sfenks ve Mısırlılar meselesi 2000’li yılların başlarına götürüyor beni. O dönemde Oktan Hocamın kitapları yok, metafizik aleme karşı bir ilgim var. Yeni Çağ kitapları piyasaya sürülüyor. Hem ruhsal güçlerimi geliştirmek hem de insanlara faydalı olmak istiyorum.

    Yeni Çağ kitaplarında (Örn. Sınırötesi Yayınları) Mısır Piramitleri hep özel ve kutsal inisiyatik mekanlar gibi anlatılıyor. Hatta aşağıdaki şemayla çok sık karşılaşıyorum.

    http://www.historicalsense.com/Archive/CG/CG.htm

    Her şeyi gören göz Deccalin Gözü değil Yaradanın Gözü gibi anlatılıyor. İslam, Yesevilik, Mevlevilik hep buralardan gelme güya. Masonluk da başka bir dal. Oktan Hocamın anlattıklarının tam zıddı yani.
    Bütün öğretilerin birleşeceği Yeni Bir Dünya Dinine davet var. Şeytan somut bir varlık olmaktan, apaçık düşmanımız olmaktan çıkarılmış, egoya, nefse indirgenmiş. Hatta korkularımız şeytan olmuş. Bir yandan Kuran bilgileri siliniyor hafızalardan, farketmiyorum.

    İnsanlara faydalı olmak için enerji çalışmalarına katılıyorum. Bir master beni yetiştiriyor. Bu kişi sayfa 103’deki (Kulbak-11) Kırmızı Şemsiyeli Kadını andırıyor. Durugörür, elleriyle hem aura temizliği yapıyor hem de bilgileri okuyor. Kurma karmalarla beyin yıkıyor da denilebilir, o zamanlar anlamıyorum.

    Uzaktan enerji gönderme çalışmaları da yapıyor. Bana beyaz bir tavşan uygun görüyor ☺ temsilen.

    Şimdi sevgili Erol Elmasın aşağıdaki yazısı daha da bir anlam kazanıyor.

    http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=1886

    Aynı zamanda farklı bir enerjiye kanal da oluyor. Nasıl bir kanal olduğunu ve kendime ne büyük zararlar verdiğimi anladığımda çok geç oluyor.

    Yeraltına, gölgeler diyarına iniyorum. Defalarca ölümlerden dönüyorum.

    Mısırdaki Giza ve Sfenks kutsal mekanlar, özel inisiyasyonlar yapılıyor. Kulbak 15 sayfa 184’deki bilgiler tam tersi şekilde anlatılıyor.

    Rüyalarım, anılarım tüm hayatım ustaca çalınıyor. En önemlisi bu kadın Kabala büyüsü ile uğraşıyormuş. Düğümlere üfleniyor. Sonradan öğreniyorum.

    Bunları benim gibi iyi niyetle bu işlere girecek olan arkadaşları uyarmak için özellikle anlattım. Bu tür enerji çalışmaları çok tehlikeli. Lütfen dikkat!

    “Kim benim zikrimden yüz çevirirse ona arkadaş olarak bir Şeytan takarız” ayetini bire bir yaşadım.

    Sevgili Atatürk’ümün dediği gibi:
    “Muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızdaki asil kanda mevcut”

    Türklüğün sırlarını taşıyan DNA’mızı, rüyalarımızı, enerji bedenimizi kimselerin ellerine teslim etmeyelim.

    Allah’ımın Kuranda haram kıldığı her şeyin , bu bilinçle anlayalım ya da anlamayalım bir nedeni var ve bizim iyiliğimiz için yapılan tavsiyeler onlar. Eğlence amaçlı sohbet arasında baktırılan kahve falı bile başka boyutlara kapılar açıp bizi tehlikeye sokabilir. Boş yere şeytan işi pislik denmemiş Kuranda. Rüyalarımızı kimselere anlatmayalım. Aşağıdaki röportaj çok önemli:

    http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=1592




    Allah’ıma şükürler olsun ki beni yeniden huzuruna kabul etti. Beni tekrardan Kuranıma, namazıma, zikrime döndürene şükürler olsun. Büyülenmiş, bulanmış, abuk subuk bilgilerle doldurulmuş beynimi kitaplarıyla yeniden aydınlatan sevgili Oktan Hocama şükürler olsun. Tüm Onaltıyıldız ailesine şükürler olsun.
  • orhan / 15 Kasım 2014 01:55

    kızla keçinin hikayesi "my pet goat" kitabı ..

  • biyolog / 14 Kasım 2014 22:12

    Mektubat-ı Mağribiyye ve Zig-Zag Öğretisi'nin Kuruluşu

    MEKTUBAT-I MAĞRİBİYYE

    Bağdadi, vasiyetinin, “Mektubat-ı Mağribiyye” (Batı’ya Mektuplar) adını verdiği bölümünde, Hazreti Hızır ve ondan aldığı bilgilerle ilgili olarak şunları söylemiştir:

    “Allah katından şimdiye kadar verilmiş en yüce bilimi almış olan mübarek bir zatın öğrencisiyim. Ondan aldıklarımı, “Mağrip Cemaat”e emanet ediyorum. O bilgiler sizin pusulanız olacaktır. Onda, “Zamanın Efendisi”nin (Hazreti Hızır’ın), bilimin gelişmesi yolunda verdiği ilahi işaretleri bulacaksınız. Zamanın Efendisi, yalnız bana değil, hepinize irşad ediyor. Ben onun öğrencisi ve müridiyim.”

    Hazreti Hızır’dan aldığı bilgileri, “Mağrip Cemaat”e (Batı toplumuna) emanet ettiğini bildiren Bağdadi’nin “Mektubat-ı Mağribiyye”si şöyle devam ediyor:

    “Doğulu ve Batılı mensuplarım birbirlerinden ayrılsınlar; aralarında manevi kardeşlik ilişkisinden başka bir bağıntı bulunmasın. Çünkü, Doğu’dan mürşid doğar; ancak Batı’da alim olamadan göçer. Batı’dan ise alim doğar. O zaman, Batı’da Güneş de doğar. Ben bir ağaç diktim; büyüdü; bir dalı Doğu’ya, bir dalı Batı’ya ayrıldı. Her ikisi de başka başka meyva verirler. Doğu’nun meyvası tohuma kaçmıştır; Batı’nınki ise tazedir. Batılı, Doğulu’dan uzak duracaktır. Çünkü, Doğulu, müminlerin malı olan ilmi “kaybetmekten” sabıkalıdır. Batıdakiler, bu “kayıp ilmi” bulacaklardır. Emanetlerim Doğu’da kalacak; fakat “Batı’nın” olacaktır. Bunun için, ağacımın gövdesine bir zeval “nöbetçi” bıraktım.”

    Hazreti Muhammed, bir hadisinde, “Bilim insanların kayıp malıdır. Onu nerede bulursanız hemen sahiplenin” demiştir. Bu hadiste, bilimin, inananlarca, müminlerce, bir gün kaybedileceği açıkça haber verilmiştir. İşte Bağdadi, “bu kayıp ilmin” Batılı alimlerce bulunacağını tezkirelerinde bildirmiştir.

    ZIG-ZAG ÖĞRETİSİ’NİN KURULUŞU

    Hazreti Hızır’ın “Fatihat-ı Fukara” duası ile belirlediği ve her bir katını Fatiha Suresi’nin bir ayeti ile denkleştirdiği “Yedi Gök” katmanından en alttakinin cifir ismi “Zeğ-Zağ”dır. “Arş”ın bu en alt katında “Levh-i Mahfuz” bulunmaktadır. “Zeğ-Zağ” sözcüğünün Kur’an’daki karşılığı, “Zil-Zal” olup; anlamı, “dalgasal oluşumlar, gel-gitler, zig-zag çizen dinamizmler” demektir. Aslında, Fatiha Suresi’nin son ayeti ve Batı alfabelerinin son harfi olan “Z”, Hazreti Hızır’ın simgesidir.

    Hazreti Hızır, “Arş”ın “Zeğ-Zağ” katının ilmini almış ve bu sırrı Bağdadi’ye vermiştir. İrşadda, hem Abdülkadir Geylani’ye, hem de Hazreti Hızır’a bağlı olan Bağdadi, Doğulu öğrencilerine “Kadiriliği” ve “Halidiliği”, Batılı öğrencilerine ise “Hızırıliği”, yani “Zig-Zag Öğretisi”ni bırakmıştır. Aslı “Zeğ-Zağ” olarak bilinen bu öğretinin adı, Batı dillerindeki kullanım kolaylığı bakımından “Zig-Zag Öğretisi” olarak değiştirilmiştir.

    “Allah katından büyük bir bilimin sahibi olduğu” Kur’an’da belirtilen zaman gezmeni Hazreti Hızır’ın “Hızır Tezkiresi” aracılığıyla Bağdadi’ye dikte ettirdiği eşsiz bilgilerin (Zig-Zag Öğretisi’nin), bugünkü resmi bilimin ne kadar üstünde olduğunu ve çağdaş bilim adamlarına nasıl harika ipuçları sağladığını bu yazı dizisinde sunacağız. Örneğin, geçtiğimiz yüzyıl içersinde, tüm evreni tek başına kapsayan en genel kuram olan kuantum fiziğinin (111) tamamına yakın bulguları, Zig-Zag mensuplarınca başarılmıştır. İlerde göreceğimiz gibi, 11 boyutlu kuantum fiziği (D15), birleşik alanlar (D19), dört temel kuvvet birimleri (K57), karadelikler (K39, S22), parelel evrenler (K156, D8) ve bu konular kapsamındaki bir çok buluş, Bağdadi’nin önderliğindeki Zig-Zag mensuplarınca yapılmış ve Zig-Zag Öğretisi, bugüne kadarki sayısız buluşlarıyla çağdaş bilime öncülük etmiştir.

    Vasiyetinde, Hazreti Hızır’dan aldığı bilgileri Batı toplumuna bıraktığını bildiren Bağdadi, ölümünden önce, tezkirelerinin tamamını, ikinci kuşaktan öğrencisi olan Türk asıllı “Hekim Bey”e (bazı kaynaklara göre, “Ekim Bey”), öğretisinin Doğu Ekolü’nü sürdürmesi ve Batı Ekolü’nün kurulması amacıyla bırakmıştır. Hekim Bey, Bağdadi’nin vasiyeti gereği, Hızır Tezkiresi’nin ilk emanetçisi ve koordinatörüdür.
  • biyolog / 14 Kasım 2014 21:40

    Gamsız Baykuş

    verdiğin linki açamadım. ama ana sayfadan siteye girip bazı yazılar okudum. ilginç yazılar var. anasayfada direk protestant islam yazıyor kocaman.

    MEVLANA HALİD-İ BAĞDADİ nin Hızır (as) ile Hz Musa gibi yolculuk yaptığı yazıyor.

    MEVLANA HALİD-İ BAĞDADİ nin kaleme aldığı HIZIR TEZKİRESİ den ilginç bölümler var. bir kısmını kopyaladım.

    Hızır Tezkiresi”,zamanımızdan yaklaşık 200 yıl kadar önce yazılmış, başta uzayın keşfi olmak üzere, çok değerli bilgiler içeren kriptolojik bir kehanet kaynağıdır.

    Hızır Tezkiresi’nin ikinci bölümünde şunlar yazılıdır:

    “Arz’dan Süreyya Arzı’na kadar kamerler silsilesi vardır. Ademoğlu, Kıyamet’e kadar bunları keşfedecektir. Arz’ın Kamer’i adını “Nun Suresi”nden ve bunun “Kaf” harfinden almıştır. “Kaf-Nun” icazıyla, Arz’ın Kamer’ine ilk “Nasrani”den nisra nail olacaktır. Kamer’in sufli mahluğu Dünya’ya inecektir. Kamer, o gün, toplantı yeri olacak; Ademoğlu, Ademoğlu’nun oğlu, süfli müekkili, rahmani müezzini ve münadi müekkili hazır bulunacaklardır.”

    Şimdi, burada yazılanları açıklamaya çalışalım:

    Ay’ın keşfi ile başlamak üzere, Güneş sistemimizdeki gezegenler ve Süreyya Yıldızı’na kadar bir çok gezegen, Kıyamet Günü’ne kadar, sırasıyla, insanoğlu tarafından keşfedileceklerdir. Ay’a ilk adımı atacak olan insanlar, Tezkire’de, “Nasrani” (Hıristiyan), “nisra” (kartal) ve “nail olmak” (muradına ermek) sözcükleri ile şifrelendirilmişlerdir.

    Bilindiği gibi, Hazreti İsa’nın doğum yeri Nasıra (Nezareth) kentidir ve bu nedenle, Hıristiyanlar’a “Nasrani” denilmektedir. Buradan, Ay’a ilk gidecek insanların Hıristiyan olacağının Tezkire’de belirtildiğini anlıyoruz.

    EAGLE“Kartal” anlamına gelen “nisra” ise iki yoruma da uymaktadır: Birincisi, Amerika Birleşik Devletleri’nin ambleminin “kartal” olmasıdır. Ayrıca, Ay’a ilk inen uzay aracının adı da “Eagle” (Kartal) dır. Hatta bu araç Ay’a ilk indiğinde, Dünya’ya, “Kartal kondu!” mesajı gönderilmiştir (S94).

    “Nail olmak” ise, “umduğunu bulmak, muradına ermek, yarışı kazanmak” gibi anlamları içerir. Tezkire’deki “nail” sözcüğü ile, hem ABD ve Sovyetler Birliği arasındaki Ay’ın keşfi yarışının ABD tarafından kazanılacağı ve hem de, büyük bir raslantı yoksa, Ay’a ilk ayak basacak olan astronotun adının “Neil” olacağı bildirilmiştir.

    İngilizce “Neil” isminin kökeni, İncil’in indirildiği dil olan İbranice’den gelmektedir. “Neil”, İbranice’de, “Umudun gerçekleşsin, muradına eresin” anlamında bir temenni-isimdir.

    İbranice ve Arapça, bilindiği gibi, akraba dillerdir ve her ikisi de Sami dil ailesindendir (Örneğin, Arapça “El-Melik” ismi, İbranice “Al-Maleh”dir). Dolayısıyla, Arapça “nail” sözcüğü ile İngilizce “Neil” ismi arasında, yazılışı kadar, aynı anlamı taşıması açısından da şaşırtıcı bir benzerlik vardır.
  • Selçuk KARACA (Battal GAZİ) / 14 Kasım 2014 16:58

    C* IYI - . - C* IYI

    TED konuşmasının bitiş cümlesi

    Ray Kurzweil’ın Transcendent Man belgeselinde “Yani, Tanrı var mı?” sorusuna “Henüz değil, diyebilirim” şeklinde cevap verdiğini, bir diğer röportajda da Tanrı’yı bir varlık olarak değil de evrimin sonucunda gelişen insanın ulaşacağı nihai ideal olarak gördüğünü daha önce belirtmiştik. Singularity en başından bu yana bir din gibi metafizik bir vaatte bulunuyordu, bu akımın en müfrit savunucusu olan Jason Silva’nın yaptığı konuşmanın adı da, yukarıda bahsettiğimiz kurgu TED konuşmasının bitiş cümlesiydi, “We are the Gods now (Artık biz tanrılarız)”.

    http://her-an.org/2014/11/yeni-batilin-tebligi/

    “Dem bu demdir, dem bu dem…”
  • Selçuk KARACA (Battal GAZİ) / 14 Kasım 2014 16:49

    C* IYI - . - C* IYI

    http://her-an.org/2014/11/yeni-batilin-tebligi/

    “Peter Weyland, Karşılaştırmalı Mitoloji konusunda profesör olan bir annenin ve kendi kendini eğitmiş olan yazılım mühendisi bir babanın, yeni bin yılın dönüşünde doğan ve 14 yaşından itibaren biyoteknoloji, robotlar ve sentetik atmosfer yaratmak gibi günümüzün ütopik konularında patent sahibi olan bir deha. Singularity kapsamında ilgilendiğimiz konuların nerdeyse hepsine atıf var bu kurguda. Konuşmanın içeriğinde de mitolojik köklerden başlayıp, teknolojik gelişim üzerinden ilerleyen bir tanrı olma süreci ortaya koyuluyor. Bir diğer çekici not düşmek istediğim unsur ise konuşmanın 2023 yılında yapılıyor olması”
  • gökmen / 14 Kasım 2014 09:09

    konuyla alakalı olabilir

    cümleten hayırlı cuma'lar dün gece bi haber kanalın'da abd'nin suriye politikasını değiştirdiği konuşuluyordu.
  • Bekir ÖZTÜRK / 14 Kasım 2014 08:03

    bir dostumdan bir bilgi mesaj olarak geldi.

    DROPA DİSKİ VE DROPA TAŞI
    Nurten Yıldız Sahil adlı arkadaş bu yazıyı göndermiş mesaj olarak. Bana ilginç geldi!!!!
    BİLİM TARİHİNİN EN BÜYÜK ÖRT BAS OLAYI DROPA TAŞLARI
    İNANILMAZ KEŞİF
    1938 senesinde Çinli Profesör Chi Phu Tei önderliğinde yürütülen arkeolojik keşif gezisinde Baian Kara-Ula Dağındaki mağaralarda bilinmeyen bir ırka ait mezarlar bulunmuştur.
    Oldukça kırılgan olan iskeletlerin kafatasları gelişmiş ve vucutlarına göre hayli büyüktü. Önceleri maymunlara ait olduğu düşünülen bu iskeletlerin mezarlarda gömülü olması ekibe ilginç geldi. Mağara duvarlarında güneş, ay ve yıldızlara ait bir çok çizim keşfedildi.
    Arkeologlar tozlu zemine saplı çok sayıda taş diski kazarak açığa çıkardılar. Plakları anımsatan dislerin ortasında bir delik ve merkezden kenarlara giden spiral ince çizgiler vardı. Sanki taş diskler günümüz plaklarını veya CDlerini anımsatıyordu.
    İşin en korkunç yanı yapılan tetkiklerde diskleri yaşının 10-12 bin yıl olduğunun anlaşılmasıydı. Bilim dünyasını sarsacak bu disklerden 716 adet bulundu. 2 cm kalınlığında ve ortalama 25 santi çapındaki bu disklerin aslında uzaylı bir ırkın tarihi kayıtları olduğu 20 yıllık bir çalışma sonunda 1962 senesinde Dr. Tsum Um Nui tarafında ortaya çıkaılacaktır. Çözülen yazılarda anlatılanlar o kadar sansasyoneldi ki, Pekin Akademisi sonuçları yayınlamaı reddetti ve hatta bu buluş hiç olmamış gibi sessiz kalmayı tercih etti.
    DİSKLERİN İÇERİĞİ:
    Bu disklerde ne mi yazıyordu:
    Taş diskler uzak bir gezegenden gelerek Dünyada mahsur kalan ve kendilerine Dropa adını verdikleri dünya-dışı bir ırkın vakarüsleriydi. Gemiler Baian Kara-Ula dağlarına düşen Dropalı gezginler mağaralar sığınarak buralarda yaşamlarını sürdürmeye başlamışlardı.
    Oldukça uysal ve barışçı olan Dropalar yerli Ham kavimleri tarafında yanlış anlaşılarak düşman kabul edilmiş ve Ham insanları Dropaları avlayıp öldürmeye başlayacaklardır. Zamanla Ham kavmi ile Dropa arasında iletişim kurulacak ve bu anlamsız savaş sona erecektir.
    Olay Batı basınında ilk olarak 1968 senesinde Sputnik Dergisine bir makale yazan Rus dil uzmanı Dr. Viatcheslav Zaitsev sayesinde duyulacaktır. Taşları inceleme fırsatı bulan Dr. Zaitsev bunların yüksek konsantrasyonda kobart ve ender bulunan bir kısım metaller içerdiğini anlayacaktır. Osilograf testinde taşların salınım ritmi dünyadaki hiç bir nesneye benzemediği tespit edilecektir.
    Ayrıca kemikler üzerinde yapılan tetkiklerde dünyada yaşayan hiç bir ırkla akrabalık bağı kurulamamıştır. Daha sonra Daniken ve Kolosimo gibi Antik astronot Teorisyenlerinin savlarına malzeme olacak olan bu keşif unutulup gidecektir. İnternetin yaygınlaşmasıyla yeniden gündeme gelen keşif hakkında Stupnik Dergisindek makale içeriği sakız gibi tekrarlanıp duracaktır.
    Ta ki 1974’te, Avusturyalı mühendis Ernst Wegerer’in Xian’daki Banpo Müzesine bu disklerden ikisini getirdiği açıklanana kadar yeni bir bilgi bulunmayacaktır. Wegerer disklerin 4 adet fotoğrafını çekmiştir.Müze yetkilileri diskleri teşhir etmeyi reddetmiş ve gelen araştırmacılara da kaybolduğunu veya tahrip olduğunu söylemişlerdir.
    İçinde çok sayıda Türkçe internet sitelerinin bazı yazılarında söylediği gibi bu “tarihin en büyük ört-bas olayı” mıydı. Yoksa farklı bir şeyler mi vardı?
    EFSANE BÖYLE BAŞLADI:
    1962 senesinde Alman Das Vegetarische Universum (Vejeteryan Kainat) ismli derginde Çin ve Tibet arasındaki bölgede bulunan uzaylılara ait disklerden bahsetmiştir. Makalenin yazarı Reinhardt Wegemann şunları söylüyordu;
    “Tibetle Çin sınırları arasından bulunan Baian Kara Ula Dağlarındaki bölgede çok sayıda mağara vardır. 25 yıl önce burada üzerlerinde garip hiyeroglifler yazılı tabletler bulundu. Binlerce yıl önce sert kayadan tabletler üzerine henüz bilinmeyen bir metodla bu yazılar kazınmıştır”
    1964 senesinde aynı içerkli yazı bu kez Alman UFO dergisi UFO-Nachrichten’de yayınlanacaktır.Böylece Dropa efsanesi Batı basında meşhur olacaktır. Almanca makale bu kez Rus Dergisi Neman’da yayınlacak ve efsanenin anavatanı 1968’de öğrenecektir! Böylece aynı içerikli yazı sadce ırkın adı Dzopa,Dhzopa, Dhropa, Dropa şeklinde değiştirilerek yayınlanmaya ve başkaca ülkelerin medyasında da duyulmaya başlanacaktır.
    DROPA DİSKİ VE DROPA TAŞI
  • Omer A. / 13 Kasım 2014 18:48

    Sayfa 205

    Bir arkadasimiz sayfa 205 te camasir yikayan kadinin ustunde sili kiyilarini gordugunu soylemisti, soyle bir genelden bakinca oranin sili degil de Alaska tarafi olabilecegi ve kadinin ustundeki lekelerin hepsinin de dunya haritasi oldugunu dusunuyorum, Belli ki 2.12.2014 de AY ile ilgili birseyler olacak ve bu durum dunyayi etkileyecek
  • klm / 13 Kasım 2014 09:07

    tüm aileye selam olsun.. sayfa 210 da teneke içinde ateş yakılmış ve etrafında ısınıp ekmek yiyen çocuklar resmedilmiş.dikkatli bakılınca tenekenin içinde üstte yanan ateşte harfler ve 16 rakamı kırmızı siyah renklerde okunuyor.aşağı doğru indiğimizde tenekenin üzerinde sanki dikilitaş yada ikiz kulelerin üstüne siyah kalemle karalama yapılmış gibi ve 11 rakamıda çıkarılabilir.burdan hemen sola kaydığımızda pembe gibi görünen sanki şeytani bir figür resmedilmiş.ŞİMDİ bu resimde latif abinin ve onunla konuşan çocuğun ellerine dikkat edin, resimde görünmeyen bir kişinin ateşe(fitneye,zulüme) uzanan elini zaptediyorlar.diğer iki çocuğunda bu anda dua ordusu ve ateşi(fitne ve zülmü) söndürmek için yağmur dua sı yapıyor gibide okunabilir tabi birde "öhö" diye bir ikaz ve uyarma yapılıyo
  • Tuğrul / 13 Kasım 2014 03:49

    Sayfa 176'da paçalarımızı kelimesinin altında sarı zeminde bir yazı var sanki ben ONP görebildim devamında da harfler var gibi.
  • Ayşecik / 12 Kasım 2014 22:18

    Okuma Çalışmaları-3

    Temir’in Kaması neyi sembolize edebilir hayatımızda. Bir tür güç ve korunma aracı...Yaşamımızda kaybettiğimiz veya elimizden alınan , çalınan, kaybolan güçler neler? Nerelerde savunmasız kalmışız, kimler çalmış gücümüzü.

    Örneğin ressam olma potansiyeli olan birinden kalemi çalınıp yerine teknolojinin her türlü imkanını vermek (photoshop?) bir tür kamayı kaybetmek ya da çaldırmak olabilir mi?

    Güce yüklediğimiz değerler neler? İtibar, kariyer, saygınlık, para, mevki, koltuk, yetki? Yoksa kendinin iç potansiyelini ifade edebilme gücü, yeteneklerini ortaya çıkartabilme, iç huzuruna kavuşup gönülden, kalpten açılıp ilahi potansiyeline erebilmek mi?

    Sayfa 83’deki (Kulbak Bilge-9) kırmızı horoz şekerinin benim hayatımda bir anlamı var mesela, nedenlerimi farketmeme yardım etti bu çizim.

    Deruni Devlet Kitabı sayfa 42’deki sırlı resmin içinde Batman’e benzeyen yarasa adam görmüştüm. Aynı onun benzeri Sayfa 217’de (Kulbak 15) Arıl Aşina’nın yüzüne vurmuş gibi. İşyerimde güpe gündüz koridorda yarasa uçarken gördüm. Hayırdır İnşallah. İnenler yarasa adamlara mı benziyor ki?

    Sayfa 218’deki (Kulbak 15) gök gözlü Ayboldi Ata’yı hem Zülkarneyne hem de sevgili Atatürk’üme benzetiyorum. Göğsündeki Kayı Boyu Damgasının soldaki I’sının ucunda şeytanın 3’lü çatalı, sağdaki I’sının ucunda Zülfikar var gibi. Ortadaki Y (hilal?) rahmanla şeytanın savaşında bir denge unsuru ya da dönüştürücü olabilir mi. Kulbak Bilge’nin en başında Cinlerin simyasından bahsetmişti, bununla ilgili olabilir mi?

    Ata’nın elindeki asanın ucunda bir Mevlevi (Semazen?) Dikilitaşa sarılmış sanki, sağ kolu Hilal, boynunda Kızıl Elma var. Bu bilge kişi dualarıyla Dikilitaşlardan gelen büyüyü etkisizleştiriyor olabilir mi?

    Oktan Hocam’ın büyüyle ilgili “Öteki Gündem” deki programı çok ilginçti. Tam da Harut Marut’un bakın bunlar şeytan işi yapmayın sakın dediği gibi anlatmasına rağmen, sanki büyüye özendiriyormuş gibi kullanılmış. Eee...şeytanilerden başka bir şey de beklenemezdi zaten.

    İyi akşamlar, Allaha emanet olun Kalperen dostlar.

    (Not: Kitaplar çıkınca sevdiklerimize, kıymet bileceklere hediye etmeliyiz. Bundan daha güzel hediye olmaz)




  • Ayşecik / 12 Kasım 2014 21:39

    Okuma Çalışmaları-2

    Eski sayılara göz atıyorum dönüp dönüp. 51. Sayfadaki (Kulbak Bilge-6) çizimler ve kutsal rengimiz turuncuyu sevdirdik sözü günümüzdeki Yeni Çağ öğretilerini çağrıştırıyor. Bu öğretiler (Reiki-Meditasyon, Yoga vb. ) ve enerji çalışmaları, uyumlamaları son derece pozitif niyetli şifa çalışmaları gibi görünse de aslında şeytana hizmet ediyorlar, bir çok iyi niyetli insanın da tuzağa düşmesine sebep oluyorlar. Bu yüzden çok büyük bir tehlike söz konusu.

    İslama, namaza, duaya, zikre alternatif olmuşlar ve çoğu insan iyiliğe hizmet ettiğini zannediyor. Şeytan kundalini enerjisini kullanarak çakraları açarak hızlı yoldan Nirvanaya erişmeyi vadediyor, sahte cennetler yaşatıyor enerjetik olarak. İslamın gücü sabırken, şeytanınki sürat, hız. Tavşan da hızın ve cinselliğin sembolü (playboy)(bunlar yazılardan benim çıkarımlarım, kusurlarım affola) Kulbak Bilge 15’deki 7 tane şeytan sureti de omurgadan çakraların içine yerleştirilmiş tıbbın sembolü Kadüse’yi çağrıştırdı nedense.

    Şeytan kundalini enerjisi vasıtasıyla , alenen yapılan cinselliği ve şehveti bir dönüşüm ve erme aracı olarak gösteriyor.(Davinci Şifresi kitabındaki masonların ayini) Enerji temizleme, şifa çalışmaları masum insanları kandırma yöntemi olmuş. Kulbak Bilge 15 sayfa 204’deki masum bacılar da temizleme çalışması içindeler. Ama sağ taraftakinin duruşu yoga duruşunu andırıyor ve başında bir kuru kafa çizimi gizli. Bir sonraki sayfada da başına sanki kocaman bir kobra yılanı sarılmış, fettan bir bakışı var. Elinde sıktığı çamaşır Oktan hocamın ve sevgili Kalperenlerin yeni ziyaret ettiği yılanlı sütuna benziyor sanki. Çamaşırın hemen altında 9 sayısı var ve bacağında tavşan silueti. Bu kadın iyiliğe hizmet ediyormuş gibi görünen aslında 9’lar için çalışan büyücü bir kadın olabilir mi?

    Gene çizimlerin içinde çocukluk anılarıma rastlayıp tefekküre dalıyorum. Çamaşır makinası, dikiş makinası beni eskilere götürüyor ve kendi zaaflarımı farkediyorum. Çizimin aynısı dikiş makinasıyla, anacığımın diktiği kıyafetleri beğenmemem, konfeksiyon istemem. Arkadaşlarımın annemin diktiği ve çok severek sık sık giydiğim bayramlığımla, “Başka kıyafetin yok mu” diye dalga geçmeleri ☺ Bu anıları Oktan Hocam nerden biliyor, bence her birimizin içini görüyor.
  • Ayşecik / 12 Kasım 2014 21:25

    Okumaya Çalışma-1

    Kulbak Bilge Serisi’nin başlangıcı ANT-1 kitabı. ANT-2 Kitabının en sonu Karanlık Sırrı...Kulbak Bilge Serisi “Cinler” ile başlıyor ve hem karanlık sırlarından hem evrensel sırlardan hem de Türklük sırlarından bir çok bilgiler veriyor.

    ANT-1 Kitabının ilk kısmında bulunan kristal kafatasının incelenmesi sonucunda:

    “İkra...Bismi rabbikellezi halak” (Oku...Yaradan Rabbinin adıyla Oku...O seni alaktan yarattı...)

    “Allah Allah ...Yaradan önce KENDİNİ OKU” diyor....

    Yani hem ANT kitaplarında hem de Kulbak Bilge serisinde kendi hayatımızı okumak için bir çok ipucu gizlenmiş. Oktan Hocam çizimlerinde ve anlatımlarında bazen sembolik anlatımlar kullanıyor, bazen de görünenin ardındaki görünmeyi görebilmemiz için resimlerin altlarına başka çizimler gizliyor. Amaç farkındalığımızı artırmak ve gönül gözlerimizi açmak. Allah razı olsun ondan.

    Mesela Ant-1 kitabındaki elin soluk parmağı benim bir çocukluk anımı çağrıştırıyor, kimselerin bilemeyeceği. Kendimi analiz etmem sonucu kalem ile açığa çıkacak olan her neyse (yazarlık, ressamlık, şairlik?) bu sebeple ortaya çıkamamış gibi...

    Hepimiz Seferiyiz, nerden gelmişiz nerelere gideriz?

    Bu sesi dinlediğimde ilk aklıma gelen Hz. Mevlana’nın şu sözleri oldu:

    Unutmayın Dünyada Yaşamıyorsunuz ,Dünyadan Geçiyorsunuz…

    Kulbak Bilge-14’deki “Türklerin Yasak Kitabı”ndan öğrendik ki, kimbilir nerelerden gelmişiz nerelere gideriz?

    Nasıl İZ’ler bırakmışız, bizde kimlerin İZ’leri olmuş? Kendi kendimize sormalıyız.

    Devam ediyor ANT-1 kitabı, yaradılış sırlarını anlatıyor...Kuranı hiç bu gözle okumamışızdır belki de...

    Şeytan’ın adımların izlemeyin...Bakara 208

    Şeytanın ideal Adem suretlerinden bahsediyor, atletik, kaslı göbeksiz erkek, manken ölçülerinde kadın. Şeytanın yarattığı bu ideal ölçüler bir çok çocuğun, bir çok gencin ölümcül psikolojik hastalıklara yakalanmasına, günaha girmelerine, israf etmelerine neden oluyor. Bu imajlar şeytanın etkisiyle adeta toplum tarafından putlaştırılıyor. (Bu hastalıklara yakalanmış biri olarak Allahım beni affetsin.)

    Devamı var :)
  • sercan / 12 Kasım 2014 10:43

    işaret

    Tarih, Ayboldı atanın kim olduğunun söylendiği cümlenin hemen sonunda veriliyor. Tahminimce o tarihte Ayboldı atadan, Ay'dan tüm dünyanın şahit olacağı, yada ehillerinin anlayacağı/farkedeceği aleni bir işaret verilebilir. (şeytanilere de bir göz dağı niteliğinde olabilir.Doğrusunu Allah bilir.)
  • Ali KÜÇÜK / 12 Kasım 2014 00:24

    16 lar

    Bütün 16 yıldız ailesine selam olsun. 02.12.20014 (2*(1+2))+(2*(1+4))=16 acaba 16 lar zuhur mu edecek.
  • ilker.c / 11 Kasım 2014 22:53

    saat

    tüm aileye selem olsun oktan abimin ellerinden öperim bir çok yorum yaptım sonradan dikkatimi sayfa 211 deki saat çekti saat 14.35i gösteriyor acaba malum tarihde her ne olucaksa bu saattemi olucak yoksa gece 1i 2ye baglayan gece saat 02.35 mi bekliyip görücez en azından kulbak bilge 16 bu tarihten önce cıksa inşallah cıkar Allaha emanet olun kardeşlerim
  • mute / 11 Kasım 2014 21:36

    kizil elma

    Kizilelmanin icinde isa mi? Yaziyor acaba?

  • Tuğrul / 11 Kasım 2014 21:31

    Sayfa 176'da paçalarımızı kelimesinin altında sarı zeminde bir yazı var sanki ben ONP görebildim devamında da harfler var gibi.
  • gökmen / 11 Kasım 2014 20:50

    paranoyak'mı olduk ?

    gerçekten paranoyakmi olduk ? Hayır olmadık, oktan abi gerçekten bu işin piri olmuş. 185'te yıldızların arkasında.. Firavuna birsey uzatan birisi var, başı'nı yılan başına benzettim, mobil'den pek net göremiyorum, pc'den girenler inceleyip, yorum yaparlarsa sevinirim, kalperen'lere, onaltı'lara slm'lar, bize'de kalperen olmak nasip olur inşallah.
  • Kalp Er Tunga / 11 Kasım 2014 15:52

    Dikilitas

    218. sayfada Ayboldi Ata´nin arkasinda kizil elmanin sag tarafindaki dikilitasi da görüyor musunuz ?
  • Vatansever / 11 Kasım 2014 09:03

    Bugün bir rüya gördüm. 2.12.2014 tarihinin yanında bir tarih daha vardı. Ay ve günü sabahtan beri hatırlamaya calışıyorum başaramıyorum.

    Tarihin yıl bölümü 3000 idi. 14.Bölümde "o yerlerin tarihi başka, buranın tarihi başka" yazıyordu. Acaba evrende kökten bir değişikliğin vakti orada 3000'e burada 2014'e ya da 2023'e mi denk geliyor. Tabii bu bir rüya, Allah hayra çıkarsın.
  • bezgin bekir / 11 Kasım 2014 01:16

    hayırdır inşallah !!!

    çoğunluğu istanbul ve izmirde bulunan anadolu yahudileri ne hikmetse !!!!! mal mülklerini bir an önce kelepirde olsa elden çıkarmaya çalışıyorlarmış bu durum emlakçılarında dikkatini çekmiş buyrun okuyun http://haber.rotahaber.com/yahudiden-kelepir_499783.html bide üstüne bu twit https://twitter.com/raufatillapolat/status/512599791055163392 bide üstüne 2 aralık mevzusu endişelenmemek elde mi ? belli ki kulaklara bişeyler üflenmiş bide bu var tabi http://www.milligazete.com.tr/koseyazisi/Onemli_Tavsiyelerim/22006#.VGFG5PmsWqi ALLAH SONUMUZU HAYIR ETSİN
  • Turkuaz Zırhlı / 10 Kasım 2014 22:13

    Aydaboldı Ata Çekik Gözlü Değil

    Hun'un dünyaya inen çocukları çekik gözlü olmalı. Aydaboldı Ata çekik gözlü değil. Gök gözlü. Ildız Yurt mekanı. Ayda ikamet edenlerin mi gözü hilal gibi çekikleşti. Ayın etkisiyle mi? Aydan gelmenin bir sembolü mü? Ayın bir tür genetik etkisi mi? Kromozom eksikliği ya da fazlalığı. Down sendromu. Ay Çocukları. Ayla iletişime geçebilen çocuklar.
  • Turkuaz Zırhlı / 10 Kasım 2014 21:53

    Hüsrev'in Hızlı Koşması Silinen Yazıyı Kurtardı mı?

    Sayfa 174'te İlhami Abi, taşı bulursanız topraktan çıkar çıkmaz bir iki dakika içinde üzerindeki bazı yazılar hava ile temas eder etmez silinir, dediği halde, sayfa 193'te Hüsrev taşı alır almaz koşmaya başlıyor. Bu kaçış iki dakika sürdüyse, taştaki bazı yazılar silinmiş olmalı. Hüsrev' ilk önce "kaç!" diyorlar ama sonra "Yavaş Dudu'yu bekle rekor kırdın" diyorlar. Sonuç olarak bazı yazılar o telaş içerisinde yok oldu. Belki de, İlhami Abi'nin taşı geçmişte saklama kararı, kaybolan yazının tekrar görünür kılınması ile ilgili olabilir. Yani, geçmişe gitme taşı da geçmişe götürecekti. Gider gitmez de kaybolan yazı hemen not edilecekti. Ya da bütün o silinen yazıyı Hüsrev hafızasına kaydetti. Veyahut, bütün sırlara ulaşmak her zaman için nasip olmuyor, dersini çıkarmak gerekiyor buradan.
  • alaca / 10 Kasım 2014 15:35

    1430 hakkında

    arkadaşlar 1430 rakamına dikkat etmişler. biz bu gözle hiç bakmamıştık. dikkatlerinden dolayı tebrik ederiz. dikkat edince çok bariz rakamlar gözükmekte. bu rakam tarihin gösterilmesi yanı sıra bir koordinatta olabilir. 1943 yılına gidilmesi de ilginç. çünkü daha önce 1950 yılına gidilmişti. neden 1943? 185. sayfada sanki Herkül Takımyıldızıyla Ejder Takımyıldızı göze çarpmakta. ayrıca şimdi farkettik 184. sayfayı göremedik.
  • beklenen / 10 Kasım 2014 13:05

    bizim dışımızda ama bize faydası olacal bir olayda gelişebilir diye düşünüyorum.
  • mehmet göçmen / 10 Kasım 2014 10:59

    Ayboldı Ata

    Ayboldı Ata remin bir çok yerinde r ve s harfi daha çok r harfi kullanmış ne manaya geldiğini çözemedim.ayrıca 8 11 rakamı çok kullanılmış.8. ayet 11 sureyi temsil ettiğini düşünüyorum. Enfal suresi 11. ayet O'nun (Allahû Tealâ) tarafından, emin olmanız için sizi bir uyuklama hali bürüyordu. Ve sizin, onunla temizlenmeniz ve şeytanın murdarlığını (vesvesesini) sizden gidermek ve kalplerinizi bağlamak ve onunla ayaklarınızı sağlamlaştırmak (sabit kılmak) için semadan su indiriyordu. bu ayet sanki deruni devlet kutsal halıdaki dabbetül arz andırıyor.tahminim 2 aralıkta buna işaret ediyor olabilir.tüm kalperen kardeşlerime ve sultanımıza saygılarla...
  • Bekir ÖZTÜRK / 10 Kasım 2014 07:35

    ANADOLUYA DİKKAT!!!

    Sultanımızın ege bölgesinde yerleşmesinin hikmeti şu olabilirmi; Hırıstiyanların Kudüsten sonra en önemli kiliseleri Anadolu da, Anadoluya onlar "Edom" Derler. (Edom acaba ADEM mi? ademin toprağımı ANADOLU?) Yuhanna İncilinde, ŞÖYLE BİR AYETLERİ VAR: Yuhanna 4-6* "Ben Yuhanna'dan, Asya İli'nde ki yedi kiliseye selam!"
    Bu kiliseler; EFES, İZMİR, BERGAMA, TİYATİRA (Manisa), SART (Manisa, Salihli), FİLADELFYA Manisa, Alaşehir), LAODİKYA (Denizli) Bunların yanında Kapadokya ve Hatay ilk kiliselerin kurulduğu şehirlerimizdir. Bu topraklar Hıristiyanlar için Kutsal ve iman meselesi Birde İstanbul Ayasofyayı katın bunun içine o zaman bu toprakları neden istediklerini anlayabiliriz. CEDDİMİZ, 2. Abdülhamit ve Atatürk'ün neden yabancılara toprak satışına karşı olduğunu daha net anlayabiliriz.
    O halde tüm kalperen kardeşlerim bölgelere dönüp yatırım yapmalılar!!!
  • Bekir ÖZTÜRK / 10 Kasım 2014 07:22

    mümin akıl kardeşim

    1430 gördüğün tarih hicri bir tarihtir. bence, şu an hicri 1436 dayız. altı yıl önce bir şeyler başlamıştır.
    birde o norfolk taburu meselesi mantıklı geliyor bana. kayıp olaçak olduğu gibi yeniden ortaya çıkışlarda olabilir. hayırlısı şunun şurasında aralık ayına ne kaldıki!
  • Eyüp / 10 Kasım 2014 00:27

    s - İlyas - Elmas - Ankara...

    16 yıldız Ailemize selam...coss derken s harfine vurgu yapılmış. 208. resimde pırlantaya vurgu var, pırlantanın aslı elmastır. Tuz deyince de Tuz Gölü ve Ankara akla gelir. s - İlyas - Elmas - Ankara... Parçaları birleştirince bir Hakikat ortaya çıkıyor olabilir. s nin başka bir sırrı daha var gibi...

    218. resimde de boynunda kızıl elma şeklinde kolye türü bir şey taşıyan birinden bahsediliyor gibi ve bu kişi Hilalilerden sanırım ve elinde de asa var... 02 değil 2 dikkat ederseniz 2 leri toplayınca 6 ediyor bu da Ankara nın plakası. Bu tarihte Ankara da yeni bir parti mi kurulacak ve adı da Kızıl Elma mı olacak ve bu partiyi asa sahibi biri mi kuracak...

    Oktan Hocamıza ve tüm Hilalilere selam olsun. Allah yar ve yardımcmız olsun...
  • GULAM ÖMER / 9 Kasım 2014 22:33

    Bu şiradan gelenler robotik varlıklardı ya.Bir çok ufo-uzaylı hadisesinde ortaya siyah giyen adamlar ortaya çıkıp insanları korkutarak uyarıyorlar gördüklerini anlatmasınlar diye.Bu adamlar tariflere göre beyaz tenli ,tüysüz,dudakları yok gibi sanki boya ile çizilmiş ve hareketleri robotik.Siyah giyen adamlar dogru ise şira'dan gelenlerle bir baglantısı vardır.
  • dertli mümin / 9 Kasım 2014 16:10

    paylaşıma devam

    kulbak bilge 6 da gargat projesine değinilmişti görünmezlik konusu bakın çıkan habere japon bilimadamları bir fareyi tamamen görünmez hale getirmeyi başarmış http://www.disclose.tv/news/Japanese_scientists_succeed_in_making_mice_transparent/110867 gizli tesislerde mutlaka bunu insan üzerinde deniyorlardır bir diğer konu çizgi filmler artık subliminal mesajıda geçti apaçık baphomet-satanizm propagandası yapılıyor bir örnek analiz http://www.youtube.com/watch?v=JX6YR_RCuNM bu çizgi film kanalı ülkemizdede yayın yapıyor maalesef EBEVEYN OLAN KALPEREN KARDEŞLERİM ÇOCUĞUNUZUN HANGİ ÇİZGİ FİLMİ İZLEDİĞİNE DİKKAT EDİN selametle
  • Aydın Durmuş / 9 Kasım 2014 13:20

    Bir de şöyle bakın; Zira bu görüntü şüpheye mahal bırakmayacak derecede net.
    Şimdi Ayboldı ata’nın elindeki tuğ’a bakın.
    Tuğ’un ucunda bir hilal, hilal’in icinde Kızılelma (yıldız, Türk bayrağı sembolü)
    Ayboldı ata’nın arkasında da bir bilge var.
    Hilal o bilgenin sağ kolu, kızılelma ise göğsüne madalyon olmuş.
    Dikkatli bakın, apaçık göreceksiniz.
    Ay sağ kolu, kızılema göğsüne madalyon olduğuna göre bu bilge çok önemli birisi
    olsa gerek.
  • kara mehmet / 9 Kasım 2014 00:54

    16. bölüm

    oktan hocam meraktan çatlama derecesine geldik nolur yayınlayın 16. bölümü
  • biyolog / 8 Kasım 2014 22:43

    Ayboldı Ata

    Ayboldı Ata’nın göğsündeki Kayı boyu işaretini Oktan hocam biraz farklı çizmiş. Yayın yanındaki oklar yuvarlak-elips çizilmiş. Yuvarlağın içinde de halkalar var. Kulbak Bilge 14’te yerin ve göğün göbeğinden bahsediliyordu. Türk mitolojisinde buralarda geçitlerin olduğu yazıyor. Yuvarlak çizilen oklar sanki bu geçitleri simgeliyor.

    Kulbak Bilge-4 sayfa 37: Sır o ki Kayı işaretine 4 çentik atılınca kurt başı olur. Dört çentik: Arzın iki çağda dört bir yanını fethi sembol eder. Bu yüzden Türk oğulları kurt başı ile sembolleşir.

    Oğuz Ata’nın alnının kaş çatımında kayı boyu işareti var. Kaşlarını çatınca bu işaret belirginleşiyor. Kayı boyu simgesi buradan geliyor.

    Ayboldı Ata, 3 çağın tek bilgesi Oğuz Ata’nın gözetimindeki zaman aşıcılarından mı? Yer küreye geliş kararını o verecek gibi.

    Kulbak Bilge-4’te Arzın iki çağda dört bir yanı fetih olunacak diyor. Yayın yanındaki oklar iki çağı temsil ediyor. Çentikler hakimiyeti. Zülkarneyn (as) birinci hakimiyetini biliyoruz. Ya ikinci dünya hakimiyeti? Verilen 2.12.2014 tarihinin bu hakimiyetle ilişkisi var mı?
  • Nurten Sahil / 8 Kasım 2014 19:55

    Anıt ağaçlar

    İstanbul`da 5500 anıt ağaç var,bunlar tehlike olusturuyorlar yoldan geçen arabalar ve yayalar için...show tv de aksam haberlerinde yayınlandı görüntülerle.... Tarihi degerlerimize emanetlere sahip çıkacağımıza,onları tehlike olarak gösteren zihniyet..
  • Mümin AKIL / 8 Kasım 2014 14:05

    Kafam yine çok karıştı...

    Sayfa 204 kırmızı başörtüsünde 1 4 3 0 rakamları var. Başka bir şey göremedim. Bir anlam çıkaramadım.

    2 Aralık tarihinde ne olacağı konusunda herkesi bir merak sarmış durumda. Tarihi ilk okuduğum zaman benimde aklıma bir çok senaryo geldi. Son zamanlarda artan gökyüzü spreyleme ve haarp faaliyetleri nedeniyle her an bir şey olacak diye beklemekteyim. Gökyüzüne baktıkça sıkıntım artıyor. Şeytanilerin bu yoğun faaliyetleri ne için, bizi neler bekliyor. Önce hangisini gerçekleştirirler bilemem ancak bana göre denemeleri tamamlanan büyük fırtına (kasırga,dev hortum vs.). İkincisi yanardağları aktif hale getirme, üçüncüsü büyük depremleri zorlayacaklar gibi. (Allah fırsat vermesin)

    2 Aralık tarihini görünce kendi kendime acaba fırtına mı, yoksa yanardağlarmı diye düşünmeye başladım. Benim beklentim ikisinden birinin her an olabileceği yönündeydi.

    Günlerdir düşünüyorum ama bir ayrıntıda takılıp kalıyorum. Ve 2 Aralık tarihinde bir doğal felaket beklemiyorum.

    Nedeni şu; haddim olmayarak, Oktan Sultanımızın buradan bir felaket tarihi vereceğini beklemiyorum. Sultanımızın tarzı değil diye düşünüyorum. (Affına sığınarak.)

    Peki bu tarihte ne olabilir. Bence doğa üstü bir olay diyebileceğimiz cinsten bir durumla karşı karşıya kalabiliriz.

    Günlerdir düşünüyorum bir sonuca varamıyorum ama nedense aklıma bir şey takılıyor, sürekli aynı şey gözümün önüne geliyor. Sizinle de paylaşmak istiyorum.

    Çanakkale de kaybolan norfolk taburu olayını bileniniz vardır. Bu olay hakkında kesin bir bilgim yok ama bu taburun ortadan kaybolmasında gökte ki atalarımızın bir parmağı var diye düşünüyorum. Ve 2 Aralık tarihi ile beklentim bu yöne kayıyor, yani yine bu tarz bir olay yaşanabilir. Yorumlarında amerikada deprem beklediğini söyleyenler, depremden önce kaybolacak filonun benim düşündüğüm şekilde kaybolacağını düşünürler mi ?

    Bakarsınız usa filosunu alıp giderler, yerinede imza olarak norfolk taburunu bırakırlar.

    Bu düşünceler aklıma nereden geliyor bilmiyorum ama benim beklentim ve düşüncelerim bu şekilde. Elbette ki Allah bilir.

    Sultanımıza, Erenlere ve tüm kalperenlere Selam olsun.



  • beklenen / 8 Kasım 2014 11:12

    bu bebek figürü kurtlar vadisinin son dizisinde de 66. varis olarak ekrana çıkmıştı.
  • mehmet yalçınkaya / 7 Kasım 2014 23:10

    deccal

    Gercektende uzayda doğan bebeğin sağ gözü kapalı sol gözüü açık,açık. Bildiğim kdryla deccalin bir gözü kör deniliyor. İlginc geldi.
  • şahmeran / 7 Kasım 2014 21:47

    Oktan beyin anlattığı kayıp tarih bilgileri ortak hafıza kayıtlarında mevcut.... Bu bilgilere ulaşmış ve yeniden canlandırmış olan (eski ve yeni tarihlerde yaşamış) insanların değişik yollarla anlattıkları bilgileri karşılaştırınca, hep aynı ' yaşanmış geçmiş bilgilerinin' farklı kayıtları olduğu anlaşılıyor. Acaba verilen tarih, bu bilgilere sahip bir başka kişiye ait doğum günü olabilir mi?
  • Alperen DEMİR / 6 Kasım 2014 23:05

    TEDBİR

    Oktan hocam 2.12.2014 tarihi ile ilgili ne gibi tedbirler ala biliriz
  • GULAM ÖMER / 6 Kasım 2014 22:55

    UZAYDA DOGAN ÇOCUGUN SAĞ GÖZÜ YOK DECCAL BU COCUKMU YOKSA. ANNUNAKİLER=REPLİTANLAR=ZARARLI BİR IRK
  • Vatansever / 6 Kasım 2014 17:50

    Bir yorumda 2 Aralık değilde 12 ya da 22 aralık olabilir denilmiş, ben de öyle düşünüyorum artık. 02 değil de 2 olarak yazılmış olması ucu açık ondan dolayı.

    Elif Hece Öztürk'ü bilenler bilir selam ola ona. Kendileri bir çizim paylaştı:

    https://twitter.com/ElifHece/status/530041918227746816/photo/1

    22 Aralık Dikilitaş isimli.

    Ve yine bir yorumda dikilitaştan bahsedilmiş..

    Velhasıl kod: İSTANBUL...
  • bezgin bekir / 6 Kasım 2014 15:24

    son sayfada ipucu ?

    sf 217 de 2 aralık tarihi bilgisi veriliyor sf 218 de kızıl elma simgesi ile yüce bilgenin beyaz saçı arasında füze benzeri bir çizim var değil mi ? acaba batılı bir büyükşehirde (new york ? Washington dc ? ) bomba (belkide nükleer ) patlatıp suçu yine bazı örgütler üzerinden Müslümanlara mı atacaklar ? hazır abdde seçimleri savaşçı sağ kesim (cumhuriyetçiler ) kazanmışken ? dick cheney şeytaniside nükleer saldırı olabilir demiş ? hayırdır ? http://www.dailymail.co.uk/news/article-2668677/Dick-Cheney-predicts-terrorist-attack-far-deadlier-9-11-decade-over.html veyahut o çizim füze değilse monolith (dikilitaş ) olabilir mi ? o halde dikilitaş bulunan şehirlere dikkat !!! http://tr.wikipedia.org/wiki/Dosya:Cherry_Blossoms_and_Washington_Monument.jpg
  • beklenen / 6 Kasım 2014 09:02

    şuna kesin karar verdim.
    Maşallah Oktan kardeşim tek bir çizgiyi bile boş geçmemiş. Her sayfada birçok şeyi aynı anda verme yeteneğini icra etmiş. Çamaşırcı kadınların sayfasıda ciddi almada tefekküre açık. Gölgeler resmen harita. Solda açıkca şili kıyıları gözüküyor. Su birikintisi ay yüzeyi sanki vs vs.

    Savaş konusundaki düşüncem şu. Eğer biz hala ABD den izin alma pozisyonunda olsaydım ortalık bu kadar karışmazdı zaten. Ne arap baharı ne mısır ne suriye. Biz bağımsılık yolunda adım atmaya başlayınca zaten bu olaylar başladı. Eninde sonunda Türk ordusu işe karışmak zorunda. Zira bir yerden sonra karışmadığında zarar daha büyük olacak. İnşallah bekledikleri (teknoloji imkanlar olabilir) neyse ona yeterince kavuşmuşlardır.
  • Nihal Kaya / 6 Kasım 2014 00:56

    sayfa 174

    Sayfa 174 de İlhami Abi nin söylediği bir cümle var :

    "Dikkat çekmeyin, kimsenin de sizin dikkatinizi çekmesine müsaade etmeyin"

    Dikkat çekmek fiiline özellikle vurgu yapmış Oktan Sultanımız.Bununla ilgili tefekkürümü paylaşmak isterim.

    Cinler insanldaki korku ve zaaf lardan beslenir.Kazıyı yaparken Hüsrevin korkusu üzerine metafizik varlıklar görünmeye başlandı.Anladığım kadarıyla insandaki korku onların fizik boyutuna geçişe zemin hazırlıyor.ve metafizik alem hapisanesine düşürüyorlar insanı ( internette rezil sitelerin kenarlardan birden çıkıvermesi ve şeytanın insanı o hapishaneye düşürmesi aklıma geldi)

    Metafizik alemden fizik aleme geçiş resiminde de olay akış sırası öncesi ve sonrası şeklinde çizilmiş.Kız keçiye yiyeceği uzatmış yiyor ama diğerinde henüz yemeğe başlamamış , ve sepet birinde kolunda, diğerinde yerde .İki boyut arasında ki zaman farklılığı geldi aklıma .REsimlere göre metafizik boyut resmindeki olay zamanı geride , fizik alemde ileri de oluyor o zaman..

    Burdan şunu çıkardım metafizik aleme geçişte geriye gidip o an ne yaptığını unutuyorsun ve onların hapishanesine düşüyorsun.Hüsrev görmeye başlamıştı kii Ayvaz onu geri çekti uyararak . İkiside korkuyla o hapishaneye düşseler belki ne yaptıklarını unutacak ve o taşı bulmalarına engel olucaklardı şeytaniler ..
  • ilker.c / 5 Kasım 2014 22:24

    beklenen kardeşim bizim suriye veya ıraka girebilmemiz için öncelikle abd den izin almamız gerekir şuanki duruma göre ancak abd de beklene deprem bu aralar olurda abd kendi derdine düşer işte o zaman dedigin olabilir tabiki ucu acık bir durum bu o tarihte birşey olsa bile sonu nereye gider oda ayrı konu bekliyip görücez tabiki oktan abimiz o tarihde neler olucagını acıklamamış ancak anladıgım kadarıyla bizim hayrımıza olan bir tarih vermiş tersi olsaydı uyarır ve tedbir almamız söylerdi o yüzden rahat olun ve duaları eksik etmeyin kardeşlerim Allaha emenet olun saygılarımla.
  • AbdulMutekebbir / 5 Kasım 2014 20:52

    12

    Yayin tarihi 22/10/2014
    22+10+2014=2046 2+4+6=12

    2/12/2014 2+12+2014=2028 2+2+8=12
    2+1+2+2+1+4=12
    Hicri 39 3+9=12
    Miladi 336 3+3+6=12

    Aralık 12. Ay.
  • meczup h...... / 5 Kasım 2014 20:12

    oktan hocam siz üveys misinizz?

    Kalperen kardeslerim bilgisi olan varmi oktan hocam acaba siz üveys misinz bunun cevabini istiyorum sadece.

    birde en sonuncu resimde z harfi var mavi kiyafettinde nurlu yüzlü dedemin :)
  • beklenen / 5 Kasım 2014 13:53

    haluk
    verilen tarih illaki sadece başlangıç olarak görmek anlamsız. Sürece ilişkin bir tarihte olabilir. MEsela 2 sinde başlar 12 de önemli olay olur 22 sinde biter gibi. O tarihte ne olacağına dair tahminimde şu. İlki suriye - ırakla ilgili. Oralara gireceğiz ve sorunu kökten çözeceğiz. Diğerine 1.ye bağlı olarak İsrail ile kısa sürelide olsa savaşacağız.
  • Orbay / 5 Kasım 2014 13:15

    ŞAŞIRTICI

    Şurdaki linkte yer alan yazı ve video gercekten cok ilginç.Videodaki kadın Asyalı bir Türke ne kadar da benziyor.erçekten şaşkınım şu anda.
    http://www.spaceexplorer.tv/2014/04/space-explorer-uzayda-hayat-var-mi-apollo-18-19-20-ay-daki-uzayli-usleri-olu-uzayli-kadin-mumyasi-videosu-izle.html
  • Haluk / 5 Kasım 2014 08:55

    tarih

    Verilen tarihin yazılışı dikkatimi çekti. Normalde 02.12.2014 gibi bir şekilde olması gerekmez miydi? Bu durumda sanki ucu açık bırakılmış gibi; 02 veya, 12 veya 22 Aralık'tan herhangi birisi de olabilir diye düşündüm.
  • beklenen / 5 Kasım 2014 08:38

    kuranda övülmüş olan imran ailesi şimdi ne durumda. Onun neslinden yaşayan varmı. Hunlarla ilgisi varmı bu ailenin. Bu çizimlerle ilgisi?
  • Bekir ÖZTÜRK / 5 Kasım 2014 08:27

    NECM (Yıldız) suresine DİKKAT

    "Yaklaşan yaklaşmakta"57.- Saat yaklaştı -kıyamet yaklaştı-.
    (Saat yaklaştı) Yâni kıyamet yaklaştı, işte bu âyet-i celîlenin bu haberi de bir uyarı, bir mühim ihtar mesabesindedir. Artık o günü düşünüp ona göre hareketlerimizi tanzime çalışmalıyız.
    "Ezife"; yaklaşan şey demektir ki, kıyametin isimlerinden biridir. NECM SURESİ-57
    NECM, yıldız suresi "yaklaşan yaklaştı" Ne yaklaşıyor? 2/12/2014 ile bağlantısı nedir? kalperen kardeşlerim.
  • Çiğdem / 4 Kasım 2014 23:48

    Bir acayip hal hal geldi bendeki hal üstüne Yunus Emre

    Bekir ÖZTÜRK abime teşekkürlerimi sunarım, selamlarımla......

    Tüm Onaltıyıldız Ailesine Herkese selam sevgiler hürmetlerimle Allah'a emanet olun.

    Hat talebesi olan biri olarak S düşünüyorum düşünüyorum;

    Elif harfinde Gizli S var.
    Şın harfinde Gizli S var.
    Ye harfinde kendisi S, bir de içinde Gizli S var. Son harf.....
  • biyolog / 4 Kasım 2014 19:39

    subliminal mesaj

    subliminal mesaj yorumumdan sonra İrem Derici-kalbimin tek sahibine şarkısını dinleyeyim dedim. you tube 72 milyon oldu tıklanma sayısı.

    videonun 55. saniyesinde "dualar eder insan mutlu bir ömür için" derken kolunda yazan yazı gösteriliyor:
    diabolus fecit (şeytan tarafından yapılmıştır) yazıyor.

  • biyolog / 4 Kasım 2014 18:49

    subliminal mesaj

    Beklenen kardeşim oktan hocamın çizimlerinde subliminal mesajlar olduğunu düşünüyorum. Bilinç altına etki eden bu mesajları daha çok reklamlarda görebiliriz. Yine karanlık örgütlerde bol kullanır.

    Bu gizlenen yazı ve şekiller ilgiyi artırıyor. Bilinç altını etkiliyor. Okumasını bilenede çok mesaj gönderiyor.

    Ben 217. Sayfada Aşinanın yüzünün gölgeli kısımında insan suratı görüyorum. Sadece yanağının gölgeli kısmında. Biraz bakış farklılığı yaptığında aynı yerde insan suratı içinde tavşan görüyorum. Yine kulağının altında saç bitiminden hemen sonra vada reklamındakine benzer sevimli canlı var. Ama bu antenli :) yanaktaki surat ve vada birbirne bakıyor. bakış değiştikçe farklı şeyler görülüyor. ama niye bu şekilde çizim yapıyor oktan hocam. Şimdi bu gördüklerimin bir anlamı yok. Belkide amaç görünenin arkasındakileri görmemizi sağlamak. Yani bu konuda kendimizi geliştirmemiz.
    Sayfa 205 teki diz üstü çökmüş kadının bize göre sağ dizinde tavşan var. Sıktığı çamaşırın suyunda 9 rakamı var. Var da bunların anlamı var mı? yani burdaki 9 a bir anlam veremedikçe veya tavşana olmuyor. yarım kalıyor. Bu kadın kim. Bir sayfa yazısız bu kadın çizimi var. Bakışları değişik. sıktığı suyun yerdeki yuvarlak şekli ne anlama geliyor.
    Sayfa 204 te tamam bacı hanım diyen kişi. Kafa nerde? kucağındaki fino kafası nedir? benim için şu an anlamı yok.
  • beklenen / 4 Kasım 2014 17:46

    anlaşıldı
    iyice paranoyaya sarsık
    216. sayfadaki kuşu tutan adamın ön tarafında gömleğin önündeki siyah karaltı, gölge olan yer. Tam anlamı ile eski türk kıyafetli bir şapka, bolcana elbise ve kucağında yavru gökbörü
    ne mesaj çıkarmamız lazım tefekkür etmek lazım.
  • gökmen / 4 Kasım 2014 16:58

    sarışınlar

    selam aleykum cümleten, benimde 216, sayfadaki resim dikkatimi çekti. Sarışınlar diye adlandırılan uzaylıların kıyafeti var üzerinde.
  • beklenen / 4 Kasım 2014 14:03

    hayır yaratık değil, tam bir insan suratı var orda. Oktan kardeşim bu işlerde inanılmaz usta olmuş yahu. Gölgedeki taramalı alan adamın sakalları. Sakalların arasında dudağı görünüyor. Erkeğe göre uzun sayılacak saçları var. Uzun suratlı bir tutam uzunluğunda sakalı. Ve sadece sol gözü var. Yani kızın sağ gözü adamın sol gözü oluyor.
  • dertli mümin / 4 Kasım 2014 13:31

    ur 116

    rus astronomlar tehlikeli bir göktaşı keşfetmiş 370 metre büyüklüğünde tahmini 6 yıl sonra (2023 öncesi ) dünyaya 35 kilometreye kadar yaklaşacakmış bence çok yakın ve tehlikeli oktan baba kalperen sohbetlerinde göktaşlarına madenciliğe dikkat çekmişti acaba bu mudur ? bilginize kalperen kardeşlerim http://www.bluebox.bbs.tr/tehlikeli-bir-goktasi-2014-ur116-rus-uza
  • beklenen / 4 Kasım 2014 11:12

    217. sayfadaki kızın resminde ciddi bir mesaj var sanki... yoksa paranoyakmı olduk ne?
    Kızın alnından başlayıp burun altına kadar inen parlama aynen bir ejderha. Sağ gözünün içinde bulunduğu koyu alan gölgelik alan yani ejderhanın çenesinden aşağı bir çizgi çekine sadece gölgelik alanı görün. Orda da tek gözü olan Bize göre sol gözü bir yaratık çıkıyor. Çok ilginç
  • Sirius M23 / 4 Kasım 2014 03:21

    Selamun Aleyküm ;

    Tüm aileme,kalperenlere, site erbabına selamlar saygılar...

    Yıllardır sürekli takip ederim ama pek yorum yazan biri değilim. Arada sırada naçizane yazdığım olur. Bu seriye dair 2 nokta var belki faydası dokunur.

    - Divanın kadın üyesinin tam alnında yazı var. Elimdeki teknolojiyle fazla buyutemedim ama ' DE.... ' diye devam eden bir ibare var. Bu kez basımdan kaynaklanan üst üste gelen yazı olduğunu sanmıyorum :)

    - Sayfa 185 te takımyıldızlar var bahseden kardeşlerimiz olmuştu ancak incelediğim kadarıyla bu detaydn bahsedilmememiş( yanlış hatırlıyorsam affola)

    Resimde özellikle vurgulanan mavi renkteki takım yıldız. Buyuk Ayıya ve kraliçe takım yıldızına komşu olan Cepheus takımyıldızıdır. Dilimizde karşılığı KRAL takımyıldızıdır. İlginç noktalardan biri de bu takımyıldızın en iyi gözlemlendiği zaman KASIM ayı..
    Resimde iki nokta vurgulanmış. Sağdaki nokta kralın alfası yani en parlak yıldızına yakın bir nokta. Karalanmış kısım. Gökbilim atlasından bakarsanız tam o noktada NGC 7023 isimli bulutsu var. Iris ( süsen çiçeği) bulutsusuna gönderme m yapılmış? Ayrıca bulutsunun içerisinde bir de yıldız kümesi kümesi var.
    Yorgun zihinle ben pek birşey katamadım yorum olarak. Tefekkür ehline bir faydası olursa ne mutlu..

    Selametle..
  • biyolog / 4 Kasım 2014 00:39

    sayfa 187

    sayfa 187 deki resimde bayanın olduğu tarafta 3 nokta, erkeğin olduğu tarafta 6 nokta var. bu noktaların sanal sekse yatkınlıkla bir alakası var mıdır? bayanın olduğu taraftaki hayaletin ne işi var orada?
  • biyolog / 4 Kasım 2014 00:29

    ilhami abi

    sayfa 171deki resim ilhami abinin eski çağlarına mı ait? sayfa 170 de bende oradaydım diyor. sayfa 172 deki resim 171 devamı gibi ama resim ters yöne bakıyor ve kıyafetler farklı. 172 deki resim zamanımızdaki hali herhalde.
  • biyolog / 4 Kasım 2014 00:09

    Levh-i Mahfûz

    Kulbak Bilge 15 sayfa-172: Tarih (zaman) ile yaratılan ilk şeyle başladı. O şeye Sutuboğda dendi.

    vikipedi:Levh-i Mahfûz, Arapça'da korunmuş levha anlamına gelir. İnsanların başlarına gelecek şeyleri de ihtiva ettiği için Kader kitabı da denir.

    Ubâde İbn Sâmit (kendi) oğluna:
    "Ey oğulcuğum. (Kaderinde) sana isabet eden şeyin (sana ulaşmakta) şaşmayacağını, (kaderinde) sana isabet etmeyen şeyin de sana erişemeyeceğini (iyice) bilmedikçe hakiki imanın tadını bulamazsın. (Nitekim ben) Rasûlullah'ı (asm) (şöyle) derken işittim:
    "Allah'ın ilk yarattığı şey kalemdir. (Yüce Allah kalemi yaratınca) ona: Yaz! Emrini verdi. (Kalem): Ey Rabbim neyi yazayım, dedi (Yüce Allah da:) Kıyamet kopuncaya kadar (olacak) her şeyin kaderini yaz!
    http://www.sorusorcevapbul.com/soru-cevap/muhtelif/ilk-yaratilan-sey-nedir

    Hz Musa (as) verilen 10 emrin yazılı olduğu levhalar bulunacak mı? Bu levhaların Ahit sandığında (antlaşma sandığı) korunduğu söyleniyor. sandığa niye antlaşma ismi verilmiş.
  • Selçuk Oğuz / 3 Kasım 2014 21:01

    GÖKBÖRÜ - H'RAKA

    Çelik Adam filminde, Kriptondaki uçan yaratık (H'raka)'nın Gökbörüye benzerliği dikkat çekici.
  • Nihal Kaya / 3 Kasım 2014 01:50

    Sayfa 185 robotik suretin etrafındaki çizilmiş siyah noktalar sanki sinekleri andırıyor .

    Ve aklıma kuranda geçen şu konu geliyor :

    Sivrisineğe yenilen nemrut
    Nemrutun küçücük bir sivrisinek yüzünden bütün huzuru kaçmıştı. Her nereye gitse sinek te onunla birlikte gidiyor, burnuna, yüzüne gözüne konuyor, hortumunu vücuduna saplayıp kaçıyordu.Kapıları, pencereleri sıkı sıkıya kapatıyorlar, fakat sinek ne yapıp ediyor, içeri girmeğe muvaffak oluyordu. Nemrud'un gözüne günlerdir uyku girmemişti. İlahlık dâvası güden Nemrut, bir sinek yüzünden ne hallere düşmüştü.Yüce Allah, yaratıklarının en zayıfı olan sivrisinek ordusuna emretti. Akın akın geldiler. Nemrut ordusundaki askerin, yüzlerine, gözlerine üşüştüler. Sivrisineğin çokluğundan, askerler, birbirlerini görmezlerdi. Her adamı ve atını ısırdığında, acısı dayanılmaz olurdu. Bu acıyla, hayvanlar şaha kalkar, canının acısından, askerleri yerlere fırlatırdı. Böylece, bu zalim ordu, perişan oldu.

    Nemrut, yapayalnız kaldı. Kaçıp, sarayına girdi. Kapıları sağlamca kapattı. O beladan kurtuldum sandı. Fakat Yüce Allah(c.c.), sineklerin en zayıfına emretti. Öyle ki bir gözü kör, bir ayağı topaldı. Baca deliğinden içeri girmiş, Nemrut’un dizi üstüne konmuştu. O, onu tutup öldürmek istedi. Sinek uçtu, yüzüne kondu. O da onu, yüzünden kovmak istedi. Sinek yine uçtu, onun burnunun içine girdi. Oradan beyninin içine kadar yürüdü. Azar azar beynini kemirmeğe başladı.

    Nemrut iki eliyle yüzüne, gözüne vuruyor, acısını bir parça dindirmek istiyordu. Sinek, ona, o kadar işkence ediyordu ki, ne zaman başını sallasa, sineğin kemirişi diniyordu. O da, o zaman rahat ediyordu. Eğer başına, bir şeylerle vurmazlarsa, sineğin beynini yemesi yine devam ediyordu. O zaman, Nemrut’un feryadı göklere çıkıyordu.

    Sonunda, başına vuracak bir görevli gerekti. Tokmaklar hazırlandı. Nemrut’un yakınlarından, nöbetle onun başına vuracak kişiler görevlendirildi. Nemrut, hafif vurandan darılır, kuvvetli vurandan memnun olurdu.

    ,resimde etrafında sinek orduları çizilmiş dikkat ederseniz..tıpkı ilahlık taslayan nemrut gibi Burnundan beynine girmesi oldu- cak ..
  • Nihal Kaya / 3 Kasım 2014 01:08

    Arilaşina divanın kız üyesi yüzünde bir harita var sanki, yüzünün sol tarafındaki karaltıya dikkatlice bakınca birçok küçük yüz gözüküyor sanki
  • Nihal Kaya / 3 Kasım 2014 01:03

    son resimde çizilen Ayboldıatanın resmiyle Zülkarneyn- Oğuzkhan Ata nın resmi çok benziyor
  • arif / 2 Kasım 2014 21:20

    IYI

    -neden kayı boyu seçildi
    -nereyi kazılar çindeki beyaz piramitmi yoksa Türkiye de bir yermi
    -mısır kaya resimlerinde ufo ve kablosuz enerji resimleri gerçekmiydi, gelenlerden mi ögrendiler
    -5. kitapda İstanbul un manyetik kapılarından bahsediliyordu dışardan gelenlerle mi ilgiliydi
  • Nurten Sahil / 2 Kasım 2014 17:51

    Dudu'nun kırmızı başlığı

    Kırmızı renk sinir sistemini tahrik eder,heycanlandırıcı ve zihni harekete geçiricidir,kırmızının eksikliği her zaman ruhsal ve sinirsel yorgunluğa,dirilik eksikliğine şüphelere,güçsüzlüğe yol açar.
    Kırmızının tansiyonu yükseltir, iştah açar, kan akşını hızlandırır. O yüzden yemek markalarının logoları kırmızı renktedir. Coca Cola, Pizza Hut, Ülker, Burger King .. gibi markalar logolarında kırmızı rengi kullanmışlardır. Gençliğe hitap eden ürünlerde de kırmızı renk kullanılır. Levi’s, The Little Big, Nike, Puma gibi markalar kırmızıyı tercih etmiştir. Neden, hız ve adrenalindir. Spor arabalarda da kırmızı renk kullanılır. Kırmızı doğa içinde hemen fark edilebilen bir renktir ancak uzaktan da zor ayırt edilebilir. Bu nedenle Batıda, gökdelenlerin ve yüksek noktalar mavi işaretler kullanılmıştır, ancak Türkiye’de ısrarla gökdelenlerde kırmızı renk kullanılıyor. Halbuki kırmızı renk uzaktan dikkat çekmez. Polis otolarının da lambalarının yarısı kırmızı yarısı mavidir. Bunun nedeni de, kırmızı yakından görülebilir mavi de uzaktan
  • dertli mümin / 2 Kasım 2014 14:28

    gizli sembolizm

    haberlerde gördüğümüz bize sıradan gelen olayların bazıları esasında ilginç mesajlar sembolizm içerir farketmeye çalışalım 1 kanadada gerçekleşen saldırıda bir asker öldürüldü olayın gerçekleştiği yerin havadan fotoları çok ilginç piramit ve trident (3 uçlu şeytan mızrağı ) açıkça görülüyor tesadüf ? resim bir http://4.bp.blogspot.com/-px2UrrJj_Rc/VEgkreZv6rI/AAAAAAAAbhU/UKm8SMmVka4/s1600/10003837_365988030235842_728056809964137779_o.jpg resim iki http://3.bp.blogspot.com/-90yuiNH1Oic/VEgkraZ7iJI/AAAAAAAAbhY/arM9GfSvkcY/s1600/10612602_366017960232849_3110721711353752378_n.jpg 2 virgin isimli şirkete ait TRİDENT e benzeyen uçak californiada çöle çakıldı mitolojiden bir alıntı poseidon mızrağını (3 uçlu mızrak ) yere vurduğunda yer sarsılır deprem olur !!! yani Amerikalı bazı sembolizm araştırmacıları bile californiaya depremin geldiğini yeni yeni farkediyorlar lakin oktan baba 2006 da çıkan kitabında yazmıştı akıbeti ALLAH ONDAN RAZI OLSUN bu sitede bazı resimler ve yazılar mevcut sembolizmle ilgili medyada çıkanlar vb. İngilizcedir ama tavsiye ederim kalperen kardeşlerim http://www.goroadachi.com/etemenanki/ 3 kulbak bilge 15 yayınlandı uzaydaki akrabalarımızdan ziyaretlerinden bahsedildi ne hikmetse bundan sonra uzayla ilgili konularda ilginç gelişmeler oldu abdnin antares roketi infilak etti özel firmanın uçağı californiada çöle çakıldı rusya başarıyla roket fırlattı denizaltından kıtalararası füze fırlattı çinin aya yolladığı cihaz başarıyla geri geldi hepsi birkaç gün içinde oldu DİKKAT BİR İDDİA (KOMPLO TEORİSİ ) birileri antares roketini emp silahı gibi kullanmayı mı planladı ? hackleme oldu mu ? http://www.whatdoesitmean.com/index1814.htm olaylar gittikçe hızlanıyor kalperen kardeşlerim takibe devam
  • Abdulvahap Ünalmışer / 1 Kasım 2014 22:45

    Adamın ham maddesi = OKTAN KELEŞ

    Tüylerim diken diken oldu yine.
    Abi sen ne güzel bir İNSANsın!
    Zihnimiz beynimiz gözlerimiz resmen balçıkla sıvanmış hiçbirşey göremiyoruz..
    Ha bu arada ANT KİTABI hakkında bilgi bekliyoruz Babacım.
  • Nurten Sahil / 1 Kasım 2014 15:47

    BARTIN DA BULUNAN FİRAVUN MEZARI

    Erol Bey Bartın'da bulunan mezar linkini size gönderiyorum,belki bir yararı olur düşüncesiyle.......https://www.facebook.com/video.php?v=392122420945489&set=vb.137720423052358&type=2&theater
  • bahadır uz / 1 Kasım 2014 12:58

    harikasın
  • beklenen / 1 Kasım 2014 09:04

    doğal şeyler

    doğal gıdalar veya doğal hayat veya doğaya açılmak derken kast edilen tam olarak nedir? Suyun olduğu ağaçların olduğu havadar bir yermi? doğal gıdalar derken bol sulu havadar yerde yetişmiş gıdalarmı anlaşılıyor veya anlaşılması gerekiyor. Hayır... Doğal derken anlaşılması gereken tek şey Allahın ilk yarattığı gibi veya yarattıklarının arasında açıklayacağım şekilde yeni oluşmuş ( ki yine takdirle) olanlardır. Daha ayrıntılı olarak şu şekilde anlamalıyız.
    Konuyu daha fazla açmadan bir bilgiyi vermek zorundayım. Bildiğiniz gibi bütün maddeler atomlardan
    oluşmuştur. Atomların belli şekillerde bir araya gelmesi diğerlerinden farklı hem o maddeyi oluşturur hemde o maddeye diğerlerinden farklı bir frekans değeri kazandırır. Yani kısacası her maddenin kendine has bir frekans değeri vardır. Elma içinde domates içinde geçerli olan bir kuraldır bu.
    Mesela bir elmayı veya domatesi ele alalım. Allah onları ilk olarak hangi freansta yaratmışsa doğla derken anlaşılması gereken budur. Maddeler yaratılışa uygun olarak kendi aralarında çeşitli bağlar oluşturabilirler. BUda doğal sonuçtur. Mesela ağaçlardaki aşılama ile melez meyvelerin üretimi bu doğal sürece uyumludur. Ancak canlıların DNA larına müdahale ederek onları farklı bir frekans değerine taşımak doğal olana aykırıdır.
    Bu arada doğal tanımına bir konuyu daha eklemek gerekir. Doğal olan diğer bütün doğal olanla uyumludur. Eğer bir canlıyı dna ları ile oynama ile değiştirirsen, hangi yönde olursa olsun, doğal uyum bozulur. doğanın diğer ürünleri Bir yere kadar tolerans sınırlarında bu kabul eder. Ancak bir yerden sonra tümden bozulma olur.
    Bu sadece DNA ların oynanması ile değil frekansın olduğu her yer geçerlidir. Yani doğal titreşime zarar verecek herşey. Bir önceki yazımda elekriği ele alırken kast edilen de buydu. Elektrikle aslında doğal yapıya zarar veriyoruz. Sanırım tolerasn sınırınıda geçmek üzereyiz.
  • mehmet yalçınkaya / 1 Kasım 2014 01:24

    düşünüyorum

    selam dostlar. düşünüyorum düşünüyorum işin içinden çıkamıyorum. benim gibi birisine çok garip gelmekte bu oktan ağabeyimin anlattıkları. kafadan atma desem bu kadar olamaz diyorum. gerçek olduğunada inanıyorum açıkcası. oktan baba yüzündeki samimiyet beni ikna ediyor... keşke senle ve dostlarınla olabilseydim be oktan abi...
  • biyolog / 31 Ekim 2014 22:28

    tuzlu su

    Suyumuz tuzsuz olsaydı ne kalp, ne kas ne de sinir çalışırdı.
  • biyolog / 31 Ekim 2014 22:24

    tuzlu su

    Vücudun harareti artınca tuzlu su salgılanır. Hararet düşer.
  • biyolog / 31 Ekim 2014 22:21

    acı su

    Düşüncelerin, duyguların acılaştıysa (stres) bedenin sana vereceği acı sudur.
  • biyolog / 31 Ekim 2014 22:04

    Hz.Mevlana

    Acı suda tatlı suda berraktır. Sakın görünüşe aldanma...Görünüşte herkes insandır ama gerçek insan hal ehli olandır.. HZ. MEVLANA..
  • serkankamil / 31 Ekim 2014 20:08

    soru

    bir sorum olacak bilen varsa cevaplayabilir mi.
    insanlarda alamet olur mu.mesela çocukken bir ağaç dalı parmağımızı çizse bundan anlamlı bir yara izi oluşsa
    yıllar geçse kaybolmasa bir alamet midir yani insan bu şekilde mühürlenir mi .yardımcı olunursa sevinirim
  • Kdsn / 31 Ekim 2014 15:21

    ?

    Muhiyddin arabinin cifr kartları ve pri reisin haritası hakkında teferruatlı bilgi vermediniz , ne zaman açıklar acaba Oktan abi ?
  • A.sefa / 31 Ekim 2014 14:53

    Kulbaka selam

    oktan baba soru cevap sohbet programi yapman lazim,özledik..
  • beklenen / 31 Ekim 2014 08:57

    elektrik ve insan

    öylesine olaylara şahit olmaya başladık ki bilgi sınırlarımız içinde hiç bir mantıklı açıklaması bulunmamakta. Neler oluyor diye sorduğumuzda verilen cevaplar sorunun olması gereken cevabını doldurmuyor. Bir çeşit büyü diye meçhul cevapla yetinmek zorunda kaldım. Ta ki son yazılara kadar. Bilmem doğru - yanlış şimdi mantıklı bir cevap çıkmaya başladı.
    Elektrik
    Kau akrdşimizin ele aldığı ve Oktan kardeşimizin belki elektirk gider sözü. Tabi suçu direk elektriğe değil de elektro manyetik frekanslara göndermemiz gerekiyor.
    Adeta boğuluyoruz. Bütün hücrelerimiz bile elektrik kaynaklı frekansların saldırısı altında. TV - Radyo - İletişimini bütün çeşidi- inanılmaz saldırı. Saldırıyı bırakın davet etmeyi müptelası olmuş durumdayız. NAıl çözülür bilmem ama bir an önce çözülmeli...
    Oktan kardeşime bu çerçevede bir sorum olacak. Acaba içinde ince bakır örülü takke giysek bir çözüm olabilirmi?
  • Kul Önder / 31 Ekim 2014 02:29

    Şeytanilerin bir planı varsa elbette Allah`ında vardır!

    Şeytanilerin bir planı varsa elbette Allah`ında vardır!

    Şeytanilerin bir planı varsa elbette herkesi yaradan ve herşeyi ilmi ile kuşatmış olan Allah`ında bir planı vardır, Şeytani güçler var güçleri ile 11 Eylül 2001 Tarihinden beri ellerindeki bütün imkanları seferber ederek İslam dinine her fırsatta saldırmaktadırlar, onların hedefi İslam dinini dünyaya geri kalmış cağdışı ,vahşi sadece dünyada Terörist yetiştiren ve terörizm ile birlikte anılan bir din olarak medya aracılığı ile tanıtmak, insanları İslam dininden soğutmak ve nefret ettirmek.
    Sadece bu yüzden milyarlarca dolar harcayarak dünyanın dört bir yanından katil ve cellatları bir araya getirerek IŞİD denilen canavar katil ve cellat ordusunu Suriye ve Irak topraklarında kurdular ve her gün bu canavarların yapmış oldukları katliamları dünyaya İslam Devleti adı altında naklen izlettiriyorlar.
    İslam dini içerisinde Mezhepsel çatışmaları körüklemek için Şia ve Sünni cami ve kutsal mekanlarını kendi Provakasyon ajanları tarafından havaya uçurarak Sünni ile Şia arasına nefreti sokmak için Video kayıtları Sosyal Medya üzerinden dünyaya yayan Şeytaniler Müslümanların kıblesi olan Kabe`yi Satürn`ün kabesine benzetebilmek için yıllardır siyah örtüler ile Kabe`yi örterek hemen yanıbaşına Londradaki Masonik Saat kulesinin daha büyüğünü üzerine Putları olan Baal`ın (Marduk) boynuzunu diktirerek Kabe`nin manevi havasını gölgelemek için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar.
    Şeytaniler aslında onlara verilen sürenin sonuna geldiklerini biliyorlar ve insanlık 5. boyuta yükselmeden önce dünyayı dinler ve devletler arası büyük bir savaş ile harabeye çevirmek istiyorlar.
    Hani şeytan onlara yaptıkları işleri güzel göstererek kendilerine «Bugün sizi hiçbir insan grubu yenemez, ben sizin arkanızdayım» dedi. Fakat iki ordu birbirini görünce, birdenbire geri dönerek, «Benim sizinle hiçbir ilgim yok, ben sizin görmediğinizi görüyorum, ben Allah'tan korkarım, çünkü Allah'ın azabı ağırdır» dedi.
    "ENFÂL suresi, 48. ayeti"
  • BOZKURThanım / 30 Ekim 2014 17:41

    ihtiyaç

    oktan bey ın turkıye yazarlar bırlıgınd eımza gününe gelmıştım..deruni devlet kitabı için..ben konuşma sonrası ayrıldım sonradan ınsanlar tanıştı mı sohbet ortamı oldu mu bılmıyorum..burdakı arkadaşlar da dile getiriyor ben de ıstıyorum artık sankı bır ıhtıyac halıne geldı.toplanıp tanışıp muhabbet etmek güzel olurdu...ya da site aracılığıyla...bılemıyorum tabı bunun avantajları dezavantajları nedir...olabılır mı olması uygun degıl mı...ben kendi adıma cok ısterdım...teklif bizden değerlendirmek oktan beyden....selamlar tüm aileye
  • ateş / 30 Ekim 2014 15:04

    AKU isimli yorumcu kardeşime,

    Selam olsun tüm aileye, değerli yorumcu kardeşim AKU; her cümlesi zengin bir bilgi dağarcığından süzüldüğü anlaşılan uzun yorumunuzu ilgiyle okudum. Tesbitlerinizde haklı olmanızla beraber, endişelerinizin yersiz olduğunu düşünüyorum. Hatta bu endişeleriniz bana, Oktan hocamızın yazılarını ve videolarını tam olarak takip edememiş olabileceğinizi düşündürdü. Zira Oktan hocamızın Ana göz bilgisayar ve onun sonunu anlatırken sorduğu ' ya Allah yeryüzünden elektriği alırsa ne olur?' sorusunun cevabı, bizi değil Kurzweil efendiyi endişelendirmeli. Selâmetle..
  • osman t. / 30 Ekim 2014 13:26

    2.12.2014

    Benim tahminim 2.12.2014 te bir şey olmayacak... bence divanın kız üyesinin söyledikleri o tarihte geçiyor... tayyi zaman meselesiyle edinilmiş bilgiye işaret ediliyor sanki... Keşke Oktan Hocamız bizi aydınlatsa bende çok merak ediyorum...
  • Gamsız Baykuş / 30 Ekim 2014 12:33

    Kulbak bilge

    Kulbak bilgeyi yeni takip etmeye baslayan kardeslerim kubak serisini ve Oktan babanın bütün kitap ve yazılarını kronolojik sıraya göre okurlarsa hakikati daha net görürler. Birde oktan baba Deruni devletin avrupaya yaptığı bir kaç operasyonu yazabilirmisiniz?
  • cemcivan / 30 Ekim 2014 10:09

    Kutsal Hali

    Deruni Devlet kitabinin sonunda manyetik kapilarin acilarak Herkulun herkullugunu ilan ettigi bir olay anlatiliyor. Kulbak Bilge-15'te 2 aralik tarihi bir sebeple verilmiş. Kasim sonunda papa geliyor. Kulbak serisine göre Ildizyurt'tan akrabalar yardima gelecek..Bunlar arasinda bir illiyet bagi var mi acaba??

    Eger Deruni Devlet kitabindaki Kutsal Halinin parcalarinin toplanma sureci tamamlandiysa Adem'in maceralari dogrultusunda ozaman yeni donemle ilgili yeni haliya kodlar islenmis demektir.

    Astrolojik olarak kozmik planda kasimla beraber yeni bi donemden bahsediliyor. Yardıma gelenler olacagina gore Deruni Devlet kitabinin sonundaki temel uyarıyi ve telkini aklimizdan cikarmamaliyiz. KORKMA! Tersten okursak da karsilastigimiz seylere karsi daha cesaretli olmamiz gereken bir doneme de giriyor olabiliriz..

    Kulbak Bilge serisinin bu son bolumu ile Deruni Devlet kitabi arasindaki baglantiyi sorguluyorum..Okuyanlar inceleyenler varsa katki saglamalarini istirham ederim..Kalperenlere hurmetler..
  • beklenen / 30 Ekim 2014 09:21

    var bu işte bir iş.

    Aku sen kimsin dediğimde içimden

    cevabı geldi you tube den.

    Gerçekten müthiş bir yazı yazmışsın.


    En büyük sıkıntılarımdan birini dile getirmişsiniz. Bir başka yazıda bilgili adam çok adam bilge adam yok deniliyordu. Haklılar. Bilgi bilgelik doğurmuyorsa o bilgi cehalet doğurur. İşte sıkıntım burda. O kadar çok bilgi var ki. Hangisi ihtiyacın. Hangisi ne işe yarar . Onu ayırmakta bile zorlanıyoruz. Bu defa hepsini atıyoruz. Çok ilginç. Bilgi faydalanılamayan, pozitif bir sonuç üretemeyen bir halde olursa gerçek değeri ne olur. Pozitif sonuç derken anlaşılması gereken tek şey Allah olan yakınlaştırmadır. Yoksa ömrünü uzatmış, hayatını kolaylaştırmış vb. değil.

    Kendimden örnek vereyim. Mesleğimle ilgili o kadar çok bilgi varki... (grafikerim) hepsini öğrenmem ciddi bir zaman. Birini öğrenemk isterken diğeri ister istemez unutuluyor. Dahası bilgi çok ancak zaman hep aynı. Hepsini aynı anda uygulayabilme şansın yok. İşte bu durumda öğrenilen bilgilerin aslında bir şey ifade etmediği ortaya çıkıyor. Peki ne olmalı. Cahilmi kalalım. Açıklcası cevabını bilmediğim bir soru. Umarım buradan cevabını bulurum.



    Birde Oktan kardeşime ve site yöneticilerine tavsiyem şudur. Bütün kardeşlerimize site dışında ulaşmanın bir yolunu bulsunlar. Mesela sms. Belli yerlerde iletişim kurulacak mekan veya sabit yeri olan insanlar. Bir yerden sonra tıkandığımızda iletişim klasik usulle devam etmeli.
  • mustafa / 30 Ekim 2014 01:11

    http://www.sabah.com.tr/dunya/2014/10/29/olmeden-once-uzaylilarin-fotograflarini-yayinladi ağustos ayında çekilen video neden şimdi haber yapılıyor acaba? bu fotoğraflar gerçk olabilirmi?
  • biyolog / 29 Ekim 2014 21:50

    coss simyası

    Ra'd suresi 17. ayet:
    Gökten bir su indirdi de vadiler kendi miktarınca sel oldu; sel de yüzüne çıkan bir köpük yüklendi. Bir zinet veya bir eşya yapmak için ateşte üzerini körükledikleri madenlerden de onun gibi bir köpük meydana gelir, işte Allah, hak ile batılı böyle çarpıştırır. Fakat köpük atılır gider insanlara faydası olan ise yerde kalır! İşte Allah böyle misaller verir!
    http://www.kuranmeali.org/13/rad_suresi/17.ayet/kurani_kerim_mealleri.aspx
    ateş madenlerin saflaştırılmasında kullanılıyor. maden eriyik hale geliyor ateş sayesinde. böylece yoğunluğu az olan cüruf ayrıştırılıyor.

    Allah (cc) hak ile batılı çarpıştırıyor. sonuçta saflık elde ediliyor. Şeytanla olan mücadelemiz de bizi cüruflarımızdan temizleyecek. Belki coss sesi bize çok acı verecek. ama onunla olan mücadelemiz bizi saflaştıracak.

    Dünyaya imtihan olarak bırakılan ve nefislerde simyalanması gereken madenin coss simyası ile bir ilişkisi var mı?

    Allah'ım beni mücadelesinde sabırlı olanlardan eyle. saflaşıp gereksiz fazlalıklarından kurtulanlardan eyle.
  • Alp Er Tunga / 29 Ekim 2014 20:06

    TUZ GÖLÜ

    Peki aklimiza neden hic Tuz Gölü gelmiyor ? Tam da olmasi gereken yerde, Anadolu´nun ortasinda ...
  • AKU / 29 Ekim 2014 19:23

    BİT BİZİ BİTİRMEDEN


    1. ICT(Bilgi ve İletişim Teknolojileri) yi gerçekte sevk ve idare iden yöneten nedir? Teknik bilimler mi?

    ICT ve kadim Felsefe ilişkisi (“teşebbehe bil vacip” “tahallaku bi ahlakıllah” a karşı )

    Tüm dünyadaki ICT’ciler yönlerini ABD’deki ICT’cilere dönmüş durumdalar. ABD’deki ICT’ciler de yönlerini Google ve facebook gibi firmalara dönmüş durumdalar. Google veya facebook şimdi ne yapacaklar acaba diye sormaktalar.
    Google’daki ICT’ciler de aslında kendi Mühendislik Birimlerine yönlerini dönmüş durumdalar. Bu birimin başında da Raymond KURZWEIL adında biri bulunmaktadır. Unvanı tam olarak CEO of R&D olan bu kişinin, sizce Computer Science haricinde esas özelliği nedir? Evet bayanlar baylar, bu adamın farkı felsefeci olmasıdır. Yani dünyanın en önemli teknoloji firmalarından birini yöneten bir felsefecidir.
    Yine silikon vadisinde, facebook’un merkezinde yaptığımız bir inceleme ziyaretinde, facebook yetkililerine, facebook’un en önemli biriminin hangisi olduğunu sorduk. Yanımızda Big Data’dan Sosyal Medyaya, Cloud’dan Data Center’a kadar bir çok değişik alanda çalışan KOBİ’ler vardı ve hepsi de kendi çalıştıkları alanla ilgili bir cevap bekliyorlardı, ancak aldığımız cevap oldukça şaşırtıcıydı, çünkü facebook yetkilileri en önemli departmanlarının felsefe ve psikoloji olduğunu söylüyorlardı.

    Peki hem Google’ın R&D’sini bir felsefecinin yönetmesi, hem de facebook’un en önemli biriminin felsefe ve psikoloji olmasının anlamı ne?

    Arkadaşlar, ICT artık teknik bir bilim olmaktan çoktan uzaklaşmış, hedeflerini özellikle felsefenin belirlediği bir hal almıştır.
    İşte tam bu noktada, ICT hakkında bundan sonra ne olacağı sorusunu mühendislere sormak anlamını yitirmiştir. Çünkü teknik bilimciler, özellikle bilgisayar bilimleri ile uğraşanlar o kadar çok operasyona batmış durumdalar ki, büyük resmi görmek için, gerçekte biz ne yapıyoruz? nereden gelip? nereye gidiyoruz? diye soracak ne bir zamanları var, ne de bunu soracak güçleri vardır. Zavallılar onlar sadece felsefecilerin belirlediği hedeflere nasıl ulaşılacağı konusunda kafa yormakla meşguller ve boğazlarına kadar da operasyona batmış durumdalar.

    Peki tüm bunlardan sonra ICT yi yönlendiren felsefenin amacı nedir?

    Evet felsefenin kadim hedefleri vardır, bunlardan en önemlisi “teşebbehe bil vacip” tir. İnsanın tanrıya benzemesi, yani insanın tanrılaşmasıdır. Tanrı insana ulaşmaktır. Tanrı olmak için ise;
    herşeyi görmeniz gerekir,
    herşeyi duymanız gerekir,
    herşeyi bilmeniz gerekir ve hakeza
    işte günümüzde, ICT bize tam da bunları vaad ediyor, yani felsefenin bu kadim hedefini kendince realize(tahakkuk) ediyor.

    Orta gelecekte olması planlananlar : 2045 Projesi

    Ray KURZWEIL’in yürüttüğü bir proje olan 2045 projesi esas olarak, insanın ölüm sebebinin gerek vücudundaki bir kanserli hücreyle veya bir virüsle, veya bir trafik kazasından mütevellid bir travma nedeniyle vücudumuzun içinde bir kırılma, kopma, veya kanama yüzünden öldüğümüzü düşünerek, aslında ölümümüze neden olan esas unsurun, bizim biyoloji içine hapsolmuş olmamız demektedir. İşte tam bu noktada, KURZWEIL bize bir öneride bulunuyor ve diyor ki, eğer beynimizin çalışma prensiplerini, nihayet bilincimizi elektronik ortama taşıyabilirsek, bilincimiz elektronik ortamda yaşamaya devam edeceğinden, sizin ölümünüze neden olan biyolojiye hapis olmaktan sizi kurtarmış oluruz, böylece bir nevi ölümsüz olmuş olursunuz diyor. Tabi bu durumda hesap verilecek bir güne inanmaya da gerek kalmamaktadır.

    El hasıl, mevcut felsefe bizi Allah (c.c) a benzetmek istemektedir. Her birimizi bir ilah yapmak istemektedir. Bu haliyle felsefe, nev-i beşerin nefs-i emmaresi olmuştur. Bu nefs-i emmareyi nefs-i mutmainne yapmamız gerekmektedir. Bunun da yolu, “teşebbehe bil vacip” yerine, “tahalluku bi ahlakıllah” ile, yani Allaha benzemek yerine, Allah’ın ahlakı ile ahlaklanmamız ile mümkündür. Yani Allah’ın kendi üzerimizde tecelli eden adaletini, şefkatini, merhametini, rububiyyetini, ilmini müşahede edip, Allah’ın kendi binihaye olan adaletini, şefkatini, rahmetini, rububiyyetini, ilmini ve hakeza diğer esma-i ilahinin tecellilerini anlamaya çalışıp, marifetullah ile yaratıcımızı tanıyarak, muhabbetullaha ulaşmamızla mümkündür. Teknolojinin bu temel amaca hizmet etmesini sağlamamız gerekmektedir.

    Tüm bu gelecek planlarını anlamak, zararlarından korunmak ve hatta yeni planlar yapabilmek için, hemen şimdi mühendislik birimlerinde, ama sonra tüm eğitim sistemlerimizde, şiddetle vahye tabi felsefe eğitiminin yapılmasına ihtiyaç vardır. Vahye tabii felsefe ile Düşünmeyi düşünebilmemiz, düşünmeyi sistematik hale getirmeyi başarmamız lazım. “Designed by California Assembled in China” nın anlamı budur. Operasyonu kimin yaptığının önemi yoktur, önemli olan ilk kimin düşündüğüdür. Operasyon konuştuğumuz sürece, gelecek dünyasında sadece ICT konusunda da değil, diğer tüm konularda, sevk eden değil sevk edilen olmaya mecburuz. Biran önce felsefe konuşmaya başlamamız lazım. Tahayyül-Tasavvur-Taakkulu başarmamız lazım. Yapmaktan düşünmeye geçiş yapabilmemiz lazım. “Teşebbehe bil vacip” ten “Tehalluku bi ahlakıllah” a geçmeyi başarmamız lazım.

    2. Kadim Felsefenin hedeflerini gerçekleştirirken fizik- metafizik ilişkisi.

    Iphone 4 ten sonra Iphone 5 neden yeterince beğenilmedi?

    Yepyeni bir ürün, bir yenilik, bir inovasyon mu yapmak istiyorsunuz? Sizce Mevcut ilimler, mevcut fizik bunun için yeterli mi?
    Teknolojide inanılmaz sıçrama yapan medeniyyet fantazisi yeni teknlojik oyuncaklar, sizce bitamamiha sadece insan aklının ürünü olan şeyler midir?

    Teknoloji dediğimiz şey, elektriğin üzerinde çalışır, koşar gider. Elektrik ise bir nevi dumansız ateştir. İnanmazsanız elektrik prizine elinizi sokun nasıl yaktığını anlarsınız, eğer elektrik fazlaysa, hatta sizi yakar kül eder. Bizi yakan şey aslında bir tür Dumansız ateştir. Hani derler ya evrende yalnız değilsiniz diye, doğrudur. Hatta bu dünyada bile yalnız değiliz. Şu dünyamızı, mayası dumansız ateş olan bir başka tür taife ile paylaşmaktayız. İşte yeni teknolojiler üretmek için mevcut bilim, mevcut fizik bize yetmeyebilir. Tam bu noktada, fizikten metafiziğe yükselerek, dumansız ateş ilmini de kullanabilmeyi bilmemiz lazım.

    Teknolojinin olağan bir gelişim trendi var, bu olağan gelişim laboratuvarlarda yapılıyor. Iphone 4 ten sonra, bir sonraki modelin ekranının daha büyük, genişliğinin daha ince, işlemcisinin daha hızlı olacağı tahmin edilebiliyordu. İşte bu kısım, teknolojinin olağan gelişim trendi içerisinde, laboratuvarlarda yapılabilmiştir. Ancak Iphone’ un ilk çıkışını düşündüğümüzde, gerçekten sıradışı, teknolojide ani sıçrama yapan bir ürün olduğunu hatırlayalım.

    Sahi Steve Jobs neden Tibet’e gitmişti? Giderken kimsenin tanımadığı biriyken, döndükten sonra, artık tüm dünyanın tanıdığı Apple’ ın kurucusu Steve Jobs tu o artık. Sahi Tibet’te ne vardı? Hollywood’u bile Brad Pitt’e “Tibet’te yedi yıl” filmini çektiren, en sıradan karetekid filminde bile baş karakteri Tibet’e gönderip aydınlatıp sonra geri döndüren şey neydi?

    Cevabı siz tahmin edin.

    3. Teknoloji üretmek için durmaktan anlamaya (tevakkuftan vukufiyyete)doğru olan yolculuk

    Tevakkuf kelimesinin kökü ve-ka-fe; durmak demek, bu kökten türeyen vukufiyyet kelimesi ise anlamak, derinlemesine nüfuz etmek demek. Yine İngilizcede “standing” kelimesi durmak demek, başına “under” konunca “under-standing” ise anlamak, bilmek demek. Almancada “stehen” durmak demek, başına “ver” konunca “ver-stehen” anlamak, bilmek demek. Yani durmak ile anlamak, bilmek arasında mutlak bir ilişki, bir yakınlık var. Buradan hareketle teknolojinin yeni çözümleri olan dokunmatik tablet ürünlerinin özellikle eğitim alanında kullanılmasının bir müddet sonra doğuracağı tehlikeler söz konusu. Çünkü tabletler, tevakkuf yaptırmıyor, sürekli hareket ettiriyor, dolayısıyla buradan vukufiyyet zuhur etmiyor. Tevakkuf ancak kalem ve yazılı kitap ile oluyor. Korkarım ki, böyle giderse birkaç nesil sonra, düşünmeyen sadece yapan, teknolojiye tapan, tekno-pagan, yarı makine yarı insan 3. Tür bir sınıf doğacak.

    4. Tehlikenin farkında mıyız ?

    Her geçen gün, aslında insanı görünür kılan insan inisiyatifinin, daha az ihtiyaç duyulacağı bir dünyaya doğru hızla gidiyoruz (smart city, smart sistems,m2m, smart and smarter ). Mesela bir şehri yöneten smart city yazılımı şehrin içinde çıkan bir yangını otomatik olarak algılar ve en yakın itfaiye birimini oraya sevk eder, veya şehrin içindeki bir kazayı otomatik algılar ve oraya en yakın ambulansı sevk eder ve hakeza. Yazılım sistemleri daima rasyonel kararlar verir. Mesela bir annenin çocuğuna gösterdiği şefkat bir yazılım için irrasyoneldir. Çünkü anneye faydası yoktur. İşte etrafındaki olayları bu şekilde muhakeme eden ve hüküm veren bir sistemi, bizler sürekli akıllandırdıkça, daha daha akıllandırdıkça, bir gün bu smart city yazılımı başını kaldırır ve der ki; “Bu şehirde esas problem, yangın çıktığında en yakın itfaiyenin oraya sevk edilmesi mi? Kaza olduğunda en yakın ambulansın oraya sevk edilmesi mi? Hayır, hayır. Burada esas problem, ben-i ademin varlığıdır der ve onu yok etmeye kalkar. Şübhesiz bu sonuç, onun için mutlak rasyonel bir sonuçtur. Lütfen dikkat.

    Sahib olduğumuz her bilgiyi elektronik ortama aktardıkça, yani dumansız ateş ortamına koydukça, emin olun, mayası dumansız ateş olan kadim düşmanımız inanılmaz bir zevk almaktadır, çünkü bizler sahip olduğumuz tüm bilgileri, kendi elimizle bu kadim düşmanımızın çok iyi bildiği dumansız ateş ortamına hızla koymaktayız, aman dikkat. Rabbimiz kalem suresinde “nun. Vel kalem. Ve ma yesturun ” diyor. Demek, kalem ve kalemden sudur eden matbuat bizim için çok önemli. Bizim bunları asla terk etmememiz gerekiyor, ki rabbimiz bunlar üzerine yemin ediyor. İşte bizim kadim düşmanımız da, emin olun bizim bunları unutmamız, terk etmemiz için elinden gelen her şeyi yapmakta. Yarın uygun zaman gelince, şimdi bir tuşla kolayca ulaştığımız o bilgilere ulaşamaz olursak eğer, maalesef ademin yeryüzüne indiği ilk gün gibi olma tehlikemiz vardır. Ve kadim düşmanımızın bunun olmasından çok sevineceği de aşikardır. Aman dikkat. Teknolojinin bize önerdiği her yeni şeyi, daha en başında bizim için mutlak olarak hayırlıdır diye hükmetmeyelim.

    Farkında mısınız? Şu anda, Teknoloji sayesinde tarihte hiç olmadığı kadar bilgimiz var, ancak buna karşılık yine tarihte olmadığı kadar az bilge insanımız var. Lütfen dikkat.

    http://www.youtube.com/watch?v=O-bKg9psYDM&feature=youtu.be
  • Selim Turan / 29 Ekim 2014 15:50

    Denizlerdeki Tuzluluk...

    Denizlerdeki Tuzluluk Haritası

    http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/3/3e/Wiki_plot_04.png

    Bu arada en tuzlu deniz %40 oran ile Kızıldeniz'dir.
  • şems-72 / 29 Ekim 2014 06:02

    ?

    NASA'nın Uluslararası Uzay İstasyonu'na göndermek istediği kargosuz uzay aracını taşıyan Antares fırlatılışından 6 saniye sonra infilak etti.

    https://www.youtube.com/watch?v=jHMmMgdcOSU
  • murat kılıç / 28 Ekim 2014 22:11

    kulbak bilge ufkumuzu açtı

    mısır tarihinin'de eskisinde şira dan gelenlerin yüksek bilgi ve teknolojiyle insanları saptırıldığı ve deruni babanın da yazdığı gibi necm 49 ayette geçen şira yıldızı günümüzde sirius yıldızı olduğunu ve bunun Osmanlı kayıtlarında da görmek mümkün, sirius yıldızının dünyaya uzaklığı 8.6 ışık yılı uzaklıkta yani kısaca f16 uçağını son sürat sapmadan siriusa göndersek tam 2.5 milyon yılda anca gider.. mısır tarihine de bakarsak m.ö 3000 yıllar birdee bunun eskisi var hocamın tabiriyle.. bilgi ve teknolojileri bukadar ilerdeyken, günümüze baktığımızda .. Ay'a ayak basalı 50 yıl olmadı.. aka atay kutaş'ın dediği gibi çokk geciktik, 160 cı sayfada geçen manyetik tufanın etkisiyle gelmeleri engellendi anladığım kadarıyla.. belkide yok oldular kulbak bilge benim ufkumu açtı, sayfaları okurken içimi saran heyecan tarif edilemez.. selam olsun onaltı yıldız takipçilerine
  • DosT / 28 Ekim 2014 16:18

    Bedir savaşında

    Bedir savaşında, esirlerin komutanlığı Hz. Ammar’a verilmişti. Efendimiz (S.A.V.) O’na şöyle buyurdu:

    —Ya Ammar, esirleri bağlama ve kendin kaç lokma yersen, onlara da o kadar yedir. Kaç yudum su içirsen, onlara da o kadar ver. Dört Müslüman’a okuma-yazma öğretenleri serbest bırak. Ammar anlatıyor:

    “O gün ben 12 yudum su içmiştim. Belki yanlış saymışımdır diyerek, onlara 13’er yudum su verdim!”

    Unutmayınız ki bu esirler, Hz. Ammar’ın annesi Hz. Sümeyye ve babası Hz. Yaser’i türlü işkencelerle şehid eden azgın kâfirlerdi.

    Böyle zarif bir örneğe dünya tarihinde rastladınız mı?

    Ve 14 asır öncesinin insanının bu kadar medenî yapan gerçeği fark ettiniz mi?

    http://www.haluknurbaki.tv/manset/gercek-insan-gercek-medeniyet.html
  • biyolog / 27 Ekim 2014 23:35

    sutuboğda

    Ata r.a. demiştir ki:
    Rasûlullah'ın arkadaşı Ubade b. Samit'in oğlu Velid'i bulmuştum. Babanın ölüm anındaki vasiyeti ne idi? diye kendisine sordum. Şöyle dedi:
    Babam çağırdı ve bana:
    -Ey oğulcağızım, ALLAH'tan kork, bil ki; Allah'a; kadere, hayr ile şerrin hepsine iman etmedikçe, Allah'tan sakınmış olmazsın... Bundan başka bir inanç üzere ölürsen Cehenneme girersin.
    Muhakkak ben Rasûlullah’ı işittim, şöyle diyordu:
    -Allah önce "kalemi" yarattı. Yaz! dedi. Kalem:
    -Neyi yazayım? diye sordu. Allahû Teâlâ:
    -Kaderi, olanı ve ebediyete kadar olacak olanı yaz!. buyurdu. (Tırmizî, Ebu Davud)

    http://www.allahvesistemi.org/ahmedhulusidekavramlar/kavramlar/ummulkitap/
  • Ahmet / 27 Ekim 2014 22:39

    Bazı sayfalardan aklıma kayıp kıta atlantis geliyor.
  • ilker.c / 27 Ekim 2014 18:36

    deprem

    Tüm aileye selam olsun kulbak bilge 15 serisinde gerçekten önemli ve o kadarda düşündürücü konular işlenmiş genelde verilen 2.12.2014 tarihi işlemniş kimi abd deki beklen deprem kimi istanbuldaki deprem olarak anlamış tabi bende öyle düşündüm ancak abd de beklenen deprem oldugu zaman malum ekonomisi sıkıntıda olan abd hapşursa dünya nezle oluyor ya abd nezle olursa bizim ekonomi ne olur hep tek taraflı düşünüyoruz türk ekonomisi dolar üzernden yürütülüyor madem deprem olucak bu dolar ne olur bence degeri kalmaz peki devlet bu konuda uyarıldımı saygılar
  • x / 27 Ekim 2014 15:44

    Sabırla Bekliyoruz. Gelenler 1 Sezon Finali

    http://m.youtube.com/watch?v=FGQ_M02rqxc
  • x / 27 Ekim 2014 15:38

    anasının aksütü gibi kendisine HELAL OL AN Neşteri, elinden alınanlara

    213. Seni Gökbörülere yediririm küçük çakal Kamamı getir. ! -Adaletine iman ettiğimiz Yüce Allahım Adaletini sabırla bekliyoruz.
  • Afşin Polat / 27 Ekim 2014 09:42

    Fatih İncegül kardeşim teşekkürederim
  • DosT / 27 Ekim 2014 08:51

    Gelenler
    http://vimeo.com/109120537

    ilginç bir video...
  • murat can / 27 Ekim 2014 00:43

    bilgi deryasinda bogulmak

    yine okudukca kendimde kayboldum sorular sorular.Allah c.c. bilge kaganimiza ve kalperenlere yardimci olsun.bir arkadasimiz bilgi istemis cvp soyle olmali diye dusunuyorum.bu serinin ve oktan beyin tum yazdiklarinin ve soylediklerinin gercekciligini bulmak cok kolay elinin altinda internet yazdiklarini.cizdiklerini oku tarihleri ortaya koy.5 sene once soyledigi bugun cikmismi tespit et.ben ilim liim diye aranirken dogruyu bulmak icin camurlara bulanmisken bilge kaganimiza deng geldim 6 senedirde takip ediyorum su anda yeryuzunde yasayan en bilgili insan diyebilirim.Ben mehdinin cikisinin cok yakin bir tarih oldugunu ve mehdininde bu platformdan cokda uzakta cikmayacagini dusunuyorum.!!!Serdar bey yorumunuz gercekten dikkat cekici bir kitapdan bahsetmissiniz kitapin ismi nedir? Allah c.c. hepimizin ilmini genisletsin.
  • halim atmaca / 27 Ekim 2014 00:24

    OŞİN NİSBAT ????

    oşin nisbat değil HOŞEN MİŞPAT şeklinde okunuyor.

    Yahudi geleneğinde başkohenin göğsünde bulunan Urim ve Turim'in konulduğu ve bir nevi Tanrıyla bir telsiz gibi alıcı-verici görevi görüp manevi iletişimi sağlayan değerli taşlar. Göğüslüğe Hoşen Mişpat, değerli taşlara Urim ve Tumim deniyor. Oktan beyin Kabe baskını videosunu izlerseniz orada hacerül-esved'i çalmak isteyenler Urim ve Turim olabilir diye düşünmüşler.

    detaylı bilgi için bkz .

    http://en.wikipedia.org/wiki/Priestly_breastplate

    https://www.youtube.com/watch?v=pN0i6EmX-7c
  • heredot cevdet / 27 Ekim 2014 00:04

    kıyamet

    Yine çok heyecanlı bir bölüm olmuş tüm ekibe teşekkürler..

    İblisin tasviri yapılmış sanki. 178-180 sayfalarındaki resimlerden bahsediyorum.

    cos sonu s ile bitiyor ancak hac suresi 2. ayet o günden bahsederken arapça bilmediğim için meallere göre
    "Onu göreceğiniz gün, her emzikli kadın, emzirdiğinden vazgeçer ve her gebe kadın, taşıdığını düşürür. Sen o gün insanları sarhoşlar halinde görürsün; oysaki onlar sarhoş değillerdir, ama Allah'ın azabı çok şiddetlidir."

    Bu meale göre kıyamet günü insanlar mevcut. Yani iblis hakimiyetini kurabilseydi yapay ceninler başka türler robot insanlar falan olması gerekir diye düşündüm.

    İnsan suresi 1. ayette de insanın adının anılmadığı bir zaman diliminden bahsediliyordu.

    "Gerçekten insan üzerine dehirden (zamandan) öyle bir müddet geldi ki o zaman o, anılmaya değer bir şey değildi."
    Bu ayet adem as yeryüzüne inmeden geçen çağlara atıf da olabilir. Cinler önceden yaratılmamış mıydı?

    Yani iblis kıyametten önce yeryüzünde tekrar hakimiyet kuramayabilir.Ancak yeryüzünde inananların yeryüzüne mirasçı olduklarından misakları alınan peygamberlerin yeryüzünde de galip gelmelerini Allah dan niyaz ediyorum. Doğrusunu tabi ki Allah bilir.

    İblisin canını kıyamet gününden önce alamaz mı yüce Allah? Bilinen vaktin bilinen gününe kadar verilen mühlet acaba kıyamet günü müdür?
    Hızır ve İlyas as yeryüzünden ne zaman çekilecektir?
    Acaba adem cennetinden adem as ve nefise annemizin yaklaştığı yasak ağacı saran yılan da yeryüzüne düşmüşmüdür? Hızır as o yılanın zehri öldürebilir yazıyordu masalda.
    Bence tefekkür edilmeli.

  • Yalçın açıkgöZ / 26 Ekim 2014 22:41

    Muhteşem sırlar

    Yine muhteşem sırlarla yoğrulduk Oktan hocam.okurken dehşete kapıldım.Muhteşem Kulbak bilge serisinin benim için en heyecanlı bölümü diyebilirim.Kafamız cok karıştı,Allah anlamayı nasib etsin bizlere inşallah.Bu arada yorumların hepsı ayrı güzel,tüm yorum yazan,fikirlerini paylaşan arkadaşlara teşekkurler.
  • Enis Çatak / 26 Ekim 2014 21:26

    Oktan abi, yeni bölüm ve verdiğin bilgiler için teşekkürler. Şerlilerin büyük bir kaos planı hazırlamakta olduğunu düşünüyorum. Herkül, 1-2 haftaki önceki videosunda vitesi 16 ya alın diyor. Marslı bir çocuğun kendisini ziyaret ettiğini ve metafizik etki varken hızlanmalarını söylüyor. Gerçi Oktan abi de son programda söylediği türküde gerekli mesajı yolladı. Deruni Devlet Kutsal Halı'nın 381. sayfasından itibaren yazılanlar belki bir ipucu olabilir.
  • İbrahim K. / 26 Ekim 2014 20:29

    Stargate/ Başka bir zaman yolculuğu

    Stargate adlı diziyi fırsat buldukça zevkle izleyen birisi olarak dikkatimi çeken S. 185 deki Şira'dan dünyaya inmiş olan robotik üst teknoloji sahibi olanlarla dizideki Go'auld adlı tanrılık iddiasında bulunan uzaylılarla benzerlikleri. İzlerken fantezi olduğunu düşünürdüm hep. Demek ki bir aslı varmış. Bu go'auldlar parazittirler ve bedenlere girip kontrolü ele geçirirler ve beden sahibinin gücünü de arttırırlar. Singularity olayı şira da vukuu bulmuş olupta cinlerin bedenlere girmeleri yani dizideki parazitler gibi söz konusu sanırım.
    Diğer bir hususta S. 195 de Latif Baba'nın geçmişiyle yüzleşmeye hazır olduğu yazması. Zamanda yolculuk var Amenna. Acaba başka yönden geçmişimize dönebilir miyiz, yani yaşadıklarımızı hiç yaşamamış olarak, bedenen ve ruhen yaşadığımız geçmişimize dönmek, tekrar 10-15 yaş gençleşmek, yaptığımız hataları bir daha yapmamak üzere...?
  • AKU / 26 Ekim 2014 20:17

    ZÜLKARNEYN ÇAĞINA HOŞMED (HOŞGELDİN)

    ZÜLKARNEYN ÇAĞINA HOŞMED (HOŞGELDİN)

    İki Cihan serveri efendimiz Peygamberimiz Hazreti Muhammedimiz (A.S.) Kehf suresi ile ilgili ;

    “Kim Kehf süresinin başından -bir rivayette sonundan- on ayet ezberlerse Mesih Deccal'in şerinden emin olur.”.

    “'Kehf Suresi indiğinde 70 bin melek onunla birlikte inmiştir”.

    “Her kim Kehf Sure'sini cuma günü okursa Allah-u Teala onun günahlarını af eder.”

    "Her kim Kehf Suresini Cuma günü okursa, iki Cuma arası nur ile aydınlatılır.”

    “Kim Kehf sresini okursa, bulunduğu yer ile Mekke arası kendisi için bu okuma nedeniyle aydınlanıp nr olur. Kim Kehf sresinin sonundan on yet okursa, sonra da Deccl çıksa, artık ona zararı dokunmaz.”

    “Kim cuma günü Kehf sresini okursa, onun için ayağını bastığı yerden göğe kadar bir nr fışkırır. Bu nr kıymet günü onun yolunu aydınlatır ve o kişinin iki cuma arasında işlemiş olduğu küçük günahlar bağışlanır.”

    ''Kehf Suresi okunan haneye o gece şeytan girmez.''

    ''Azamet ve büyüklüğü yer ile gök arasını dolduran sureyi size haber vereyim mi? Bu sureyi yazana da yine yer ile gök arasının dolusunca ecir vardır. Kim onu cuma günü okursa, iki cuma arasında işlediği ufak günahları af olur. Bu Sure Kehf Suresi'

    "İsr, Kehf ve Meryem sreleri ilk inen srelerdendir. Bu sreler benim ilk servetimdir."

    Buyurmuşlardır.

    Deccal, Kehf suresi ve Ahir Zaman arasındaki ilişki

    Dikkat edilirse, Ahir zamanda geleceği belirtilen Deccal ile Kehf suresi arasında (Deccalin aleyhine olarak) önemli bir alaka vardır. Deccal, Ahir zamanla ilgili bir konu olduğuna göre, bu durumda Kehf suresinde, Ahir zamanda Deccal ile yapılan mücadele hakkında, bu mücadelenin tarafları ve karakterleri hakkında, gerek işareten gerek remzen bazı bilgiler bulabileceğimizi düşünebiliriz.

    Kehf suresinin nüzul sebebine baktığımızda, o zamandaki bir kısım müşrikler veya yahudiler veya her ikisi birlikte, Peygamberi Zi-Şanımız Hazreti Muhammed (A.S.)’mımıza, peygamberliğinin ispatı için, o zamana kadar varlıklarından haberdar olunan, ancak çok sırlı kullar olduklarından mahiyetleri tam olarak bilinemeyen Ashab-ı Kehf ve Rakim, ve tüm dünyaya hakim olan Zülkarneyn (A.S.) ile ilgili sorular sorarlar. Bunun üzerine Efendimiz Gülümüz Hazret Muhammedimiz (A.S.) onlara “filan zamana kadar size cevap veririm” der. Çünkü iki Cihan Serveri (A.S.) cevabı bilmemektedir ve Cenab-ı Hak tarafından kendisine bildirileceğini düşünmektedir. Fakat belirttiği zaman gelmesine rağmen, Cenab-ı Rab-bul Aleminden henüz bir cevap gelmemiştir. Resul-u Sakaleyn (A.S.)’ın ruhu çok sıkılmıştır. Nihayet beklenen cevap gelmiştir. Evet cevap Kehf suresidir.

    Rabbimizin, Habib-i Ekrem’ini bizzat kendisinin terbiye etmesi

    Tabii bu arada Cenab-ı Hakkın, Habib-i Ekrem (A.S.)’ı bizzat kendisinin terbiye ettiğini de yine Kehf suresinden anlıyoruz ki, surenin 23-24 Ayetlerinde “(Ey Habbim!) Sakın hiçbir şey için, Allah’ın dilemesine bağlamadıkça (inşallah demedikçe): 'Ben bunu yarın kesinlikle yapacak olanım' deme! (Bunu)unuttuğun zaman ise, Rabbini an ve: 'Umarım ki Rabbim, bundan (bu kıssadan, peygamberliğime dell olan) daha yakın bir yola (daha nice delillere) beni eriştirir' de!” diyerek doğrudan doğruya Cenab-ı Mevla, Habibine İnşaAllah demesi gerektiğini söyleyerek onu uyarmaktadır.

    Felsefe-Mitoloji-Sosyoloji ve Tarihi açıdan -haşa- “Tanrının Oğlu” düşüncesinin kökenine kısa bakış



    Felsefenin bu hedefi, Mitolojinin de işin içine girmesiyle, daha sonra yine sosyolojik bir sonuç olarak, özellikle olağanüstü işleri yapan kişilerin ancak tanrının oğlu olabileceği şeklinde tanımlanmasına yol açmış ve maalesef Batıda İsa (A.S.)’ın, Yahudilerde Üzeyir (A.S)’ın, hatta bir kısım Müslümanlarda da maalesef Hz. Ali (KerramAllahu veche) efendimizin –haşa- Allah’ın oğlu olduğu düşüncesini yaymıştır.

    Kehf Suresinde Allah (C.C.)’a -Haşa- Çocuk isnadı ve bir tür İlim

    Kaldı Hızır (A.S) ın öldürdüğü çocuk, evet acaba bu çocuk kime ya da neye işaret ediyor olabilir? Ve bu çocuğun Hızır (A.S) tarafından gerçekte neden öldürülmesi gerekiyordu? Aslında Hızır (A.S.) çocuğu neden öldürdüğünü 80. ayette “Ve o çocuğa gelince (o büluğ çağına ulaşmış bir isyankr idi); hlbuki ana-babası mü’min kimselerdi; onları da azgınlığa ve küfre bürümesinden (sürüklemesinden) korktuk.” diyerek açıklıyor. Peki aslında isyankarlık, küfre sürüklemek gibi genel menfi özelliklerle beraber, acaba alamet-i farika babından hususi başka özellikleri olabilir miydi bu yetişkin çocuğun?

    Şimdi, Kehf suresinin hemen başına 4. Ayetine gidelim. Bu ayette Rabbimiz “Hem: 'Allah çocuk edindi' diyenleri korkutsun (diye o Kitb’ı indirdi)!” diyor, normalde ne bekliyoruz? Rabbimizin bunu hemen yalanlamasını değil mi? Fakat 4. Ayetten hemen sonra çok ilginç bir şekilde “Buna (Allah’a çocuk isndına) dir ne kendilerinin bir ilmi vardır, ne de atalarının! Ağızlarından çıkan bir söz olarak (bu iddiları) ne büyük (bir küfür) oldu! (Onlar) yalandan başka bir şey söylemiyorlar.” diyerek, çok garip bir şekilde hemen yalanlamayarak, aslında bu konunun bir olgu bir mevzu olarak ilmi bir tarafının olduğunu, ancak nihayetde -haşa- “Allah çocuk edindi” hükmünün verilerek, yanlış bir hükmün verildiğini anlayabiliriz Allah-u A’lem.

    Hatta diyebiliriz ki, daha hemen Kehf suresinin başında mezkur çocuk isnadının zikredilerek başlanması ve nihayet bunun yalanlanarak reddedilmesi ile, aslında Kehf suresinin Allah’ın çocuk edindiği iddiasına bir reddiye olarak indirildiğini de düşünebiliriz.

    İşin daha da ilginci, surenin hemen başında mezkur isnadın reddiyesiyle başlanıp, bilahere ilerleyen ayetlerde, Ashab-ı Kefh ve Rakim, Hızır (A.S.) ve Zülkarneyn (A.S.)’ın kıssalarının anlatılması ve bu kıssaların Allah (C.C.)’un acayip ayetlerinden olduğunun (9. ayette) özellikle vurgulanmış olmasıdır. Bu da bize, mezkur isnad ile bu acayip ve sırlı kullar arasında bir ilişki olabileceğini düşündürtmektedir.

    Peki Nasıl bir ilişki?

    Allah-u A’lem, kadim zamanlarda yaşamış ve yaşamakta olan bu acayip ve sırlı kullar hakkında ben-i Adem, sadece varlıklarından haberdar oldukları, mahiyetini bilmedikleri bu kulların yaptıkları olağanüstü icraatları ve maceraları nedeniyle, zamanın geçmesiyle “ Bunlar öyle acayip işler yapmışlar ki, olsa olsa (Haşa) Tanrının oğulları olabilirler” diyerek hüküm etmiş olabilirler.

    Ve bundan da ilginci, acaba Deccalle mücadelede çok önemli bir silah olan Kehf suresi, şimdi çok yoğun bir şekilde yaşamakta olduğumuz şu Ahir zaman içinde de, kendisine (Haşa) “Tanrının Oğlu” denilen birine ya da bir misyona işaret etmiş olabilir mi?

    İşte tam bu noktada Mitoloji bize bir şey hatırlatıyor. Evet Mitolojide böyle bir karakter var. Kendisine Haşa “Tanrının Oğlu” denen, batı dünyasında ismi Hercules veya Herkül denen bir karakter var. İşte Allah-u A’lem Hızır (A.S.), (Haşa) “Tanrının Oğlu” tabiriyle kendisine Herkül ismi atfedilen bu yetişkin çocuğu/misyonu öldürüyor.

    Maalesef bugün tüm dünyada, İsa (A.S)’ın -haşa- Allah’ın oğlu olduğu yalanını, bir misyon olarak benimseyip bunu yayan ve bu misyona ortak Herküller arayan Papalıktır.

    Herkül Mevsimi (2013 ün sonu ve 2014 de ilginç tevafuklar)

    2013’ün sonu 2014’ün hemen başında Amerika’da son 20 yılın en büyük kasırgası meydana geldi. Amerikalılar bu kasırgaya tahmin edin ne ismini verdiler? Herkül.

    Yine 7 Şubat 2014 te Türkiye’de ilginç bir film vizyona girdi. İsmi “Herkül”dü. Filmin alt başlığı daha da ilginçti , “Herkül; Efsane Başlıyor”. Anlaşılan birileri herkül efsanesinin başladığını bilmemizi istiyorlardı.

    Yine çok garip bir şeklide, Hollywood tarihinde nadir görülen, belki de hiç görülmeyen bir şekilde, 6 ay bile geçmeden Temmuzda başka bir film daha vizyona girdi. Tahmin edin ismi neydi? Evet ismi yine “Herkül”dü. Bu defada Küresel şeytani İllüzyon merkezi olan Hollywood, filmin alt başlığını “Herkül; Özgürlük Savaşçısı” olarak belirlemişti. Anlaşılan Hollywood nezdinde herkül, bir özgürlük savaşçısıydı. Ya da bizim öyle düşünmemizi istiyorlardı. Gözümüzün içine zorla sokuyorlardı. Belli ki onlar için çok büyük önem arz ediyordu.

    Kahraman Milletimizin Hızır (A.S.) ile imtizacı ve Hızır misyonuna sahip olması

    Milletler arasında, bu aziz millet kadar Hızır (A.S)’ı kendi içinde bir kültür olarak yaşayan başka bir millet yoktur. Öyle ki, bizler acil servislerimizin adını, ambulans hizmetlerimizin adını hep Hızır koymuşuzdur. Ve “Hızır gibi yetişti” demişizdir. Hatta halk arasında “Her geceyi Kadir, her gördüğünü Hızır bil” gibi sözlerimiz meşhurdur. Hızır’ın zor durumda olanlarımıza yardım ettiğiyle ilgili bir çok kıssa duymuşuzdur. Hatta köylerimizde bile düğün dernek yaptığımız, baharın gelişini kutladığımız, köyümüzün en güzel, en yeşil ve en sulak yerlerinin adını da hep Hızır veya Hıdırlık Tepesi koymuşuzdur. İşte Hızır, bizim her daim içimizde, hemen yanı başımızda, bizden birisidir.

    Yani kültürel olarak Hızır’la milletimiz mezc olmuştur. Bu cihetten Kehf suresinde Hızır (A.S.)’ın yaşadığı maceralarda Hızır yerine, bu kültürel mezc halinden hareketle milletimizi koyabiliriz. Böylece o yetişkin çocuğu/misyonu öldürenin bi-iznillah aziz milletimiz olacağını da düşünebiliriz Allah-u A’lem.

    Peki şimdi ne olacak?

    Hızır (A.S), o yetişkin çocuğu da öldürdükten sonra, Musa (A.S) ile biraz da zoraki olan yolculukları son buluyordu. Cay-ı dikkatdir ki, 1699 Karlofça anlaşmasından beri, sanki Ashab-ı Kehf gibi 300+9 yıldır uyuduğumuz uykudan uyanıyor, içimize nüfuz etmiş Yahudi, Sabetay veya İsrail Muhibleri ile olan bu zoraki yolculuk da inşaAllah son buluyor Allah-u A’lem.

    Ve 83. Ayet daha sonra ne olacağı hakkında da bir işaret veriyor ” (Ey Habbim!) Sana Zülkarneyn’den de soruyorlar. De ki: 'Size ondan bir htıra okuyacağım (anlatacağım)” denilerek, Zülkarneyn çağının başlayacağını hatırlatıyor inşaAllah.

    Zülkarneyn (A.S.), İ’lay-ı Kelimetullah adına tüm dünyayı fethediyor ve İslamın Sancağını tüm dünyada dalgalandırıyor. İşte üstadımızın muhtelif yerlerde belirttiği üzere, çağımızın bir nev-i Zülkarneyn ordusu, İslmiyetin en kahraman ordusu olan Türk milleti, inşaAllah dizginleri eline alacak ve bi-iznillah şu kış bitecek ve cennet asa bir bahar gelecektir.

    Peki biz buna hazır mıyız?

    Kehf suresi üzerine tefekkürlerimizi ziyadeleştirmemizin zamanı geldi.

    Haydi! her gün Kehf suresini okumaya var mısınız?

    Zülkarneyn (A.S.) çağına hoş geldiniz. Vesselam





  • Murat Birkent / 26 Ekim 2014 20:11

    Karakus..

    Selam olsun tüm ailemize,

    Aka Atay Buyrukcu Öbge Babrak ve KARAKUS , yani UKAB VE TARIH.

    KARAKUS VE GELMESI YAKIN OLAN EBABILLER :

    http://www.onaltiyildiz.com/artikel.php?artikel_id=128


  • Dromerg / 26 Ekim 2014 19:43

    Abdülkadir kardeşime

    Bu siteyi ve Başbuğ Oktay Keleş'i benim gibi 5 Yıldır takip ve bütün videolarını defalarca izleseydin , Kitaplarını okusaydın bu anlatılanların ince ince dokuma ile işlendiğini anlardın. Ayrıca bu bilgiler kuran, Erenler, hoca Ahmet Yesevi öğretilerindendir. Anlamak istiyorsan kitaplardan başla derim. Saygılar
  • Ayşe Yalçınkaya / 26 Ekim 2014 19:34

    Bize Ait

    Selamlar 16* ailesi
    Bu bölümde de hocamız birçok sırlara değinmiş.
    Bir mütefekkir uzun saç ile ilgili bir soru düşünmüş.
    Bu konu daha önce benim de aklıma takılmış ve biraz araştırınca uzun saçlıları bilinç olarak gelişmiş olduklarını farkettim. Şöyle ki Amerika, Vietnam savaşında kızılderilileri özel savaş teknikleri iz sürmek, düşmanı hissetme vb askere alıyor, özellikle olağanüstü takip, savaş ve hayatta kalma yeteneği olan çok başarılı iz sürücü olan kızıl derililer saçları kesildikkten sonra bu özelliklerini kaybediyor. Kızıl derililer , Türkler orta Asyada hep uzun saçlıydılar. Ayrıca Kulbak Bilgemiz de uzun saçlı... Bu görüşe göre saçlar bir anten vazifesi yapıyor sinir siteminin uzantısı gibi algıları arttırıyor.
    https://indianinthemachine.wordpress.com/2010/12/09/the-truth-about-hair-and-why-nativeindians-would-keep-their-hair-lon/
    Şeytanın tahtı denizlerdedir ve Deccal insanlara sahte cennetler verir. hadiste:
    "Deccal çıktığı vakit beraberinde su ve ateş vardır. Ancak halkın ateş olarak gördüğü tatlı sudur; halkın su olarak gördüğü ise yakıcı bir ateştir. Sizden kim o güne ererse, halkın ateş olarak gördüğüne düş(meyi kabul et)sin. Çünkü o, tatlı soğuk sudur." YAni girmeye mecbur kalırsak Deccalin cehennemi bizim cennetimiz olacak. Deccalin tatlı suyuna da kanmamalı, onun suyu yakıcı ateştir demekle insan vücudundaki hücrelerden suyu ve tuzu attırır boşaltır anlamında, insan vücunda elektirik akımı ve tüm hücre sistemleri, dolaşım tuzla gerçekleşir tuz biz insanlar için hayati önem taşı onun için şeytaniler en çok tuz üzerinde oyun oynuyor, tüm mineralleri tuzdan çıkarıp sadece iyot katarak iyotlu tuz kullanmayı üflüyorlar. Kaya tuzu kullanıp oyunu bozalım.
    Selam olsun her çağın dirisine
    19/15:Ve selâmun aleyhi yevme vulide ve yevme yemûtu ve yevme yub’asu hayyâ
  • Erdekli / 26 Ekim 2014 18:09

    Abdülkadir Özcan

    Once gercek ismini ver, lakab icin soyada gerek yok.veya kendi IP adresinden yazki seni ciddiye alsınlar. eminim demissin burda birçok kişi demissin bu zandir. beni ve kalperen kardeşlerimi kendi heveslerin icin kullanma. sana oku dendi sen hala zanlarında bogusuyorsun. bu bi çizgi roman kanıta ihtiyacı yok. eğer illede kanıt diyorsan sana marvell in çizgi romanlarını tafsiye ederim onların kanıtlarını sorgula bence Batman gibi Hulk gibi.
  • __IYI__ / 26 Ekim 2014 17:44

    Olabilir mi.?

    Bundan yaklaşık 3 sene önce. Gece saat 12 civarında bir caminin şadırvanı altında oturuyordum. 50'li yaşlarında elinde su bidonları ile bir abi geldi yanıma selam verdi selamını aldım. Bidonları su ile doldurduktan sonra benim ile ilgili sorular sormaya başladı. İlk tanışma anında gerçekleşen nerelisin nerden geldin neler yaparsın gibi sorular. Tanıştık kaynaştık. sohbet muhabbet derken. Bu abimizin çeşitli ilimlere vakıf olduğunu öğrendim. Kur'an , hadisler , ayetler ile ilgili sohbetlerimiz gün geçtikçe çoğaldı. Ama her zaman aynı caminin aynı şadırvanın altında gece vakitleri karşılaşıyorduk. Tanışıklığımızın 2. senesinde yani bundan 1 yıl önce bana, kendinin Peygamber efendimiz ile aynı yaşta vefat edeceğini. Çıkacak olan deccali ilk onun tanıyacağını söyledi. Sonrasında bir şey demek yada herhangi bir soru sormak aklıma gelmedi. O günden sonrada bir daha görüşmek nasip olmadı. Farklı şehirlerdeyiz şuanda ama. Bakalım bir daha görüşmek nasip olabilecek mi?
  • c.d / 26 Ekim 2014 17:05

    abdulkadir ozcan.

    Biz gerçekliğini ispat etsinler diye kaynak yada delil istemeyiz çünkü biz bu yolun yolcusuyuz. Sadece kıymetli buyugumuz Behcet Abimizinde dediği gibi merak ettiğimiz için olabilir ancak. Haddini aşma güzel kardeşim Behçet abimize gelene kadar çok yorulursun. Oktan abimizin yazdığı kitapların ismi bile bir meczubun ruyasi. Sana kalmış. Soru sormaninda bir adabı var. Akıllı ol saygılı ol.
  • giritli behcet / 26 Ekim 2014 16:54

    C* abdulkadir özcana

    Kardesim kaynak istiyorsun.oktan sultanın kitaplarını okumus oolsaydın zaten bu soruyu sormazdin.onun icin bence siz ilk once niyetinizi bir aciklayin.çözüm bulunabilir belki sizin için ssaygilarimla
  • Gamsız Baykuş / 26 Ekim 2014 15:53

    Şeytaniler

    Darbeci sisi yönetimi sinada uc ay sokağa çıkma yasagi ilan etti acaba seytaniler tekrar colde inenleri mi karşılayacaklar her şeye rağmen Ergenekon 2.12.2014 itibaren dogmaya baslayacak.cagi atlatamazlarsa insanlığı güzel günler bekliyor ya atlatirlarsa ...
  • Son Yüzyıl / 26 Ekim 2014 13:45

    Sa Dostlar Behçet hocamın söylediği oşin nisbat nedir acaba bir bilen yazabilir mi ?
  • Abdülkadir ÖZCAN / 26 Ekim 2014 13:44

    Giritli Behçet'e

    Evet Behçet Bey kaynak istiyorum. 1 yada 2 kelimelik bir cevap. Zor bir soru mu bu? Eminim birçok kişi bu cevabı bekliyordur.
  • ada / 26 Ekim 2014 13:27

    Şeytanın Tahtı

    Çocukluğumuzdan beri duyduğumuz aşina olduğumuz Bermuda şeytan üçgeni söylencesi...tahtı sularda ise ve Mısır piramitlerinin geometrik yapısı üçgen olduğuna göre bu söylencede bir gerçeklik payı olabilir mi? Ayrıca Fil Suresi ni klasik anlatımın dışına çıkıp değerlendirsek fili ganeş,ebabilleri göksel ordu olarak düşünebilir miyiz?
  • emel n. / 26 Ekim 2014 11:56

    bebek

    Tüm onaltiyildiz ailesine,kalperenlere selam olsun uzayda doğan kucaktaki bebeğin sağ gözü kapali,sol gözü açik..bu çocuk deccal mi,deccalin yardimcisi mi??oktan abimin ellerinden öperim,onaltiyildiza emek verenlere,sevenlerine,saygilar,hürmetler..
  • Bekir ÖZTÜRK / 26 Ekim 2014 09:17

    dertli mümin ve ateş kardeşlerime

    dertli mümin ve ateş kardeşlerimin tespitleri harika; dertli müminin araştırması ile aşağıların en aşağısı aşağılık yerlerde olduğu tespitinle netleşiyor.
    Bülent ateş kardeşim ortk düşünceniz olan Kutuplar meselesi fevkalade güzel ALLAH RAZI OLSUN.
    Bu itibarla en temiz Karadenizmi oluyor? Malum Karadenizliyiz :)
    Birde Karadeniz demişken en çok İlyyas isminin bu bölgede olmasıda ne güzel tevafuk değilmi?
    SERDAR kardeşimin; " Tüm dünyaya Efendilerini ve Hakimiyetlerini ilan edeceklerdi yani " DECCALİ". Serinin başka bir kitabında İlhami Abi'nin 2000 yılında çıkartmayı planladıkları deccal öldürdüğü aklıma geldi." Alıntısı ile Hızır a.s. ve Musa a.s. arasındaki öldürülen çocuk acaba bu bahis edilen çocukmu? Malum kehf suresi sanki çift zamanlı bir sure! Allahualem
    o SUREDEKİ olayların gelecekle alakalı olarak yeniden okunması şart bence.
    bu suredeki "RAKİM" TAŞ LEVHA BİLGİSİDE ÇOK ÖNEMLİ VE YENİDEN DEĞERLENDİRİLMELİ!
    Ayrıca uyuyanların uyanması meselesi mağara arkadaşları hepsi sanki bu güne ve bundan sonraki zamana ait KISSALAR gibi!
    Biolog kardeşimin dediği gibi acaba dünyanın daha bilinmeyen nerelerinde piramitler meydana çıkaçak? Bence anadoluda piramit yoksada, onun görevini yapacak ley hatlarının geçtiği tepeler yada aynı görevi ifade edecek değerli mescit ve camiler var. Münir derman hocamızın bir yazısında mescitleri, camileri tamir edin hadisi üzerine bir açıklaması vardı. o yazıda hocamız; "camileri ve mescitleri tamir edin onlar o yerlere bilinçli yapılmıştır. Boşuna o yerlere yapılmamıştır. O yerlerin seçilmiş olduğuna ilişkin açıklamaları vardı. Piramit yoksada Biolog kardeşim onların yerine her yerde özel camilerimiz ve mabetlerimiz vardır.
  • Serdar Kazanç / 26 Ekim 2014 05:16

    BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM


    Pek yorum yazmayan biri olarak yazmak istediklerim birikti aslında ama yazacak o kadar çok şey varki nereden başlasam, ne kadarını yazsam bilemiyorum.

    En iyisi Sultanımızın yaptığı gibi bir her konuda bir kaç vurucu cümleyle tefekkür etmek.

    İlk sayfalarda Sutu Boğda'dan bahsediliyor, yani kayıp, silinen çağlardan bahsediliyor. Ve Tabletler bulunuyor. İlhami abi kendisininde silinen bu çağlarda yaşadığını söylüyor. Tabi Şeytan ve avaneside bu çağlarda yaşadı, ve çağlar kayıttan silindikten sonra bu çağlarla ilgili birçok hikaye uydurdu. Taşın bulunmasıyla birlikte artık bu çağlarında tarihini Ahir Zaman Güneşi Sultanımın eliyle Türklerin yazacağının işaretidir.

    Daha sonraki sayfalarda İlhami Abi COS(S) sırrını anlatıyor. Kıyamet hakiki manada ALLAH(c.c.) diyen kalmayınca kopacağına göre şeytan hedefine kıyamete yakın ulaşacak demektir. Bu arada yorumlarda okuduğum bir soruyada cevap vermekte fayda var. Kuran-ı Kerim alfabesinde her harfin bir anlamı vardır. Elif harfi ALLAH (c.c.), B harfi insanliğı, temsil eder. Bu yuzdendirki Kuran-ı Kerimdeki her sure B harfiyle başlar, insanlığa hitabettiği için. Gerçek alimler yazdıkları kitaplara B harfiyle başlayan isimler verirler. Asla ve Asla Elif harfiyle başlatmazlar. Bu yüzden Sultanımızın Kitapları Bir Meczubun Rüyası Serisidir dikkat ediniz.

    Çöldeki sinema olayına gelince; Tüm dünyaya Efendilerini ve Hakimiyetlerini ilan edeceklerdi yani " DECCALİ". Serinin başka bir kitabında İlhami Abi'nin 2000 yılında çıkartmayı planladıkları deccal öldürdüğü aklıma geldi. Demekki dünya krallarını öldürmekle kalmamış sinemalarınıda başlarına geçirmiş. Condoleezza Rice'da ağzı açık kalmış. 11 Eylülle intikam almaya çalışmışlar. Ve dahası ….

    Babil protokolüne gelince Fatih İncegül arkadaşımızında linkini paylaştığı gibi Sylvester Stallone, Wesley Snipes ve Sandra Bullock'un oynadığı Cezalandırıcı filminde konuyu çok güzel işlemişler
    http://www.youtube.com/watch?v=jae38H1_j-E

    Burada bir şeyede dikkat çekmek isterim. Serideki karakterlerin çoğunun saçı uzun ?

    Latif baba 2000'li yıllardan bahsederken saati gözüküyor. Acaba saatinin gösterdiği rakamlar bir şey ifade ediyormu ?

    ILDIZYURT'ta AKA ATAY KUTAŞ Yerdekiler gecikiti diye konuşuyor. Diğer gezegenlere bu dünyadan kimler gidebilir? Bir talebesi Mehmet Zahit Kotkuy'a Mürşit kimdir, neler yapabilir diye soruyor. Mehmet Zahit Kotkuda cevaplıyor. Yıl 1960'lar. Şimdi bu Amerikalılar aya gitmeye çalışıyorya hani diyor. İşte Mürşit odurki karşında otururken göz açıp kapayıncaya kadar aya gidip keşfini ve araştırmasını yapıp geri döer. Farkında da olmazsın diyor. Zaten Sulatnımız Kalperen-4'te Erenlerin ne kadar uzak olursa olsun diğer gezegenlere gidip geldiğini söylemişti. Erenlerinde şeytanilerin dinlemelerine karşı toplantılarını Tarık yıldızında yaptığını biliyorum. Gelelim KANGTÜRK'lere. Yaşadıkları gezegen Merih Yıldızı ALLAHU ALEM.

    02.12.2014 tarihine gelince kimi arkadaş acaba İstanbul depremi mi demiş. Deruni Baba bir programında bizzat İstanbul'da deprem olmuyacağını söyledi. Kimi arkadaşta Deruni Devlet Kitabında İlhami Abinin zaman yaklaştı demesine değinmiş. Ne kadar yaklaştı bir örnekle görelim. Hz. Ali Efendimiz " BİSMİLLAHİRRAHMARRAHİM " 'in sonundaki mim harfi mehdiye işarettir. " BİSMİLLAHİRRAHMARRAHİM " 'i sayın bitiminde Mehdiyi bekleyin demiştir. Ebced hesabına göre sayımı 2016 etmektedir. Bitimi dediğine göre 2017 ve sonrasında Mehdi A.S. beklememiz gerekiyor. Bu aynı zamanda 2017'den önce çıkan Mehdilerin hepsinin sahtekar olduğunuda bizlere göstermiş oluyor. Tabi hemen 2017 de çıkıcak diye bir şey yok. Belki 2019 belkide ….. Hayati Sır bir kitabında Deccalin Çıkış Tarihini arif olanlara veriyor. Ama bu tarihi Sulanım açıklamadığı için benimde açıklama ruhsatım yok diye veremiyorum. 02.12.2014 tarihi benimde ilk aklıma gelen Bir Meczubun Rüyası Kitabındaki Radyodan söylenenler oldu. Kronolojik olarak Amerikada 2 büyük doğal afet olması gerekiyor. Ama Behçet Abi çok az yorum yapmış. Oşin Nisbat ? Bu nu biliyordum ama bir türlü hatırlıyamıyorum. Bu kısa açıklaması dikkat çekici. Bu tarihde olacak olan olaya atıf olabbilir.

    Şeytanilere artık bu dünya dar !

    Daha yazıcak o kadar çok şey özeti bile bu kadar oldu.
  • Omer A. / 25 Ekim 2014 23:30

    2.12.2014

    Bakalim o tarihte neler olacak? birseylerin bitisi ya da baslangici mi olacak? Acaba inenlerin kendini gosterme zamani mi geldi? Kafamda bir suru soru var ve bunlari cozumlemek istiyorum. Bakalim 16. bolumde neler olacak uzun zamandir 16.bolum icin ozel birseyler olabilecegini dusunuyordum ve sanirim gercekten oyle olacak .Elinize,kolunuza saglik Oktan hocam. Saygilarimla...
  • Giritli Behçet / 25 Ekim 2014 22:42

    C* IYI......Abdül kadir özcan'a

    abdülkadir bey..yorumunuzdaki satır araları ŞIK olmamış.SİZİ CİDDİYE ALIP YORUM YAZANLAR VAR NEDEMEK...kaynak istiyorsun....istediğin şey MERAKTAN İSE YOLUN AÇIK OLSUN...AMA ANLAMAK İÇİN İSTİYORSAN,BU SİTE ANLAMAN İÇİN YETER.SEN YETERKİ ANLAMAK,VE FARKINDA OLMAK İÇİN UĞRAŞ.SAYGILAR VE HÜRMETLERİMLE
  • Murat Ç. / 25 Ekim 2014 22:36

    ...

    Hocam okunma rekorlar kırıyor anlaşılan şeytanilerin de çok dikkatini çekti :))
  • Nihal Kaya / 25 Ekim 2014 22:06

    fizik alem ve metafizik alem resmi

    fizik alem resminde kızın sepeti yerde ve keçi uzattığı yiyeceği yiyor , metafizik resminde kızın sepeti daha kolunda ve keçi yürüyerek çizilmiş yiyeceği yeni görmüş konumunda . iki resimin olay akış sırası değişik çizilmiş bundan ben iki alem arasındaki zamanın ileri yada geri akışı gibi bir fikir aklıma geldi
  • Selim Turan / 25 Ekim 2014 19:03

    @ismail k

    "ismail k / 24 Ekim 2014 13:18
    218 nolu resim
    Resim Ataturk`e benziyor. Ak sakalli ve ak sacli hali"

    Benimde aklıma ilk Atatürk'e benziyor diye gelmişti. :)
  • ateş / 25 Ekim 2014 18:44

    Bekir Öztürk abicim,

    Selam olsun tüm aileye, Bekir abim öncelikle ben teşekkür ederim. Sormuş olduğun soru bana yeni tefekkür kapısı açtı. Oktan hocamız, şeytanın bozduğu suları düzeltmek için İlyas as.ın tuz kullandığını söyledi. Denizlerimize baktığımızda, en yüksek tuzluluk oranının binde 37 ile Akdeniz de olduğunu görüyoruz. Karadeniz de ise bu oran binde 17 ila 20.Buna göre, şeytan Akdenizi daha fazla bozmuş olmalı diyesim geliyor. Şeytanın denizlerdeki tahtını aramak için yola çıktığımızda ise en yüksek tuz oranının her iki kutup bölgesine doğru yaklaştıkça arttığını görüyoruz. Kulbak bilgenin önceki bölümlerinde, kutuplardan çıkacak bir şerli varlık tasviri olduğunu hatırlayalım. Dünya ülkelerinin kutuplara olan ilgisini de üstüne koyarsak, sanırım bir ipucu bulmuş oluyoruz. Aklıma şu da geliyor: 2000 de şeytanîler inenleri karşılamak için çölün ortasında hazırlık yaptılar, işleri bozuldu.. Bir sonraki karşılama yeri kutuplar olmasın?
  • Bekir ÖZTÜRK / 25 Ekim 2014 17:29

    aralık ayına dikkat!

    Dünya'nın yarısı 3 gün karanlıkta kalacak
    ABD Uzay ve Havacılık Dairesi (NASA) önümüzdeki aralık ayında Dünya'nın yarısının 3 gün karanlığa gömüleceğini açıkladı. NASA yetkilileri yaşanacak bir Güneş fırtınası nedeniyle, 21, 22 ve 23 Aralık tarihlerinde Dünya'nın bir bölümünün Güneş yüzü görmeyeceğini bildirdi. Haberi medyayla paylaşan NASA'nın Başkanı Charles Bolden, Dünya kamuoyuna olağanüstü olay karşısında sakinliğini korumasına yönelik çağrıda bulundu. Bolden, uzay olayının son 50 yılın en büyük Güneş fırtınası olacağı için Dünya'daki karanlığın bu kadar uzun süreceğini belirtti.
  • biyolok / 25 Ekim 2014 15:40

    piramit

    Kulbak Bilge 14'te Bekir Öztürk 'Beyin bosna piramitleri yorum alıntı yazısını keyifle okumuştum. Keşke Türkiye de de böyle piramitler olsada ziyaret etsek diye içdimden geçirdim.
    Varmıdır? Bilmiyorum ama yada taşı ve diğer taşların bulunduğu yer nasıl biryer?

    Yada taşı ve diğer taşlar yüksek tepelerde bulunuyor.

    Kulbak Bilge 13 sayfa 144: Bu tayfıda geçtik sanırım Istanbulda bir yer.Tepe bir mağara yada tünel oda gibi bir yer. Duvarında yeşil yuvarlak bir oyuk ve küçük tabak büyüklüğünde yeşil mavimsi taş disk. Temir yere çömelip eline aldı bu diski.

    Kulbak bilge Temir e dönerek: koy onu yerine, o yada taşı, Turahana miras onun torunlarına.

    Burası neresi. Doğal bir mağra mı, yoksa sonradan mı yapılma?

    Kulbak Bilge 14 sayfa 148: Kulbak Bilge hayretimize içerlemişçesine: Tengri sizi öve Türkün torunları, siz neyi bilirsiniz. diyerek Temire seslendi:Temir getir şu oyuktaki levhaları.

    Sonra levhalar incelenmeye devam ediliyor.

    Kulbak bilge 15 sayfa 174: Ilhami abi doğruldu ve Hüsrev, Dudu ve Ayvaza dönerek, en az 3 saatlik mesafeyi tepeyi göstererek: siz oraya gidin ve kazın dedi.

    Bu tepe neresidir? özelliği nedir? anladığımıza göre tarih sutuboğda ile başlıyor. Yazı ile başlıyor.Bu işaret tamgası bulununca tarihi kayıtların bulundu taşların ortaya çıkacağı anlaşılıyor. Bu taşlar yıldızlardan gelen ışın ile bulunabiliyor.

    Bu durumda taşların bulunduğu yer özel bir konumda olmalı. Piramitlerin konumlandırılması gibi.

    Kulbak Bilge 15 sayfa 176: Ekibin geri kalanıda başka bir noktayı kazmak için yola koyulduk. Paçalarımızı sıvamıştık, zira bir su kenarından geçmemiz gerekti.

    Burası yada taşını buldukları yer. Bir çok taş var. Mağara veya tünel denilen yer çok büyük bir yer olmalı. sayfa 176 daki paçasını sıvamış kişinin çizimide ilginç. Karanlık bir ortamda fosforun ışıması gibi çizim. Fosfor insanda kalsiyumdan sonra en fazla bulunan elementtir. mağaradaki enerji çeşidi, yayılımı veya düzeyi vücuttaki fosforla etkileşim içinde mi?

    Sonuçta burası nasıl bir yer?
  • dertli mümin / 25 Ekim 2014 15:32

    tefekküre devam

    şeytan suyu acılaştırıyorsa ve bunun çözümü tuz ile geliyorsa dünyadaki en tuzlu sulara bir bakmamız gerekmez mi ? 3 yer öne çıkıyor 1 lut gölü http://tr.wikipedia.org/wiki/Lut_G%C3%B6l%C3%BC tuzluluk oranı çok yüksek ilginçtir bu bölge kutsal topraklara çok yakın (şam-kudüs-hicaz hattı ) burası YERYÜZÜNÜN EN ALÇAK BÖLGESİYMİŞ -392 METRE İsrail kozmetik sanayi bu gölden elde edilen mineralleri vb. kullanıyormuş (şeytanın pisliğini yüzünüze sürün gibisinden vs. ) malum birde helak edilen kavim var https://eksisozluk.com/lut-golu--74408?nr=true&rf=lut%20golu 2 birde antarktikada don juan gölü varmış tuzluluk %40ın üzerindeymiş DİKKAT KUTUPLAR MEVZUSU 3 bir diğeri afrika ülkesi Cibutideki asal gölü http://tr.wikipedia.org/wiki/Asal_G%C3%B6l%C3%BC DİKKAT BU DA AFRİKANIN EN ALÇAK YERİYMİŞ ŞEYTANA MEKAN OLMA İHTİMALİ OLAN BÖLGELERİN (SULARIN) ALÇAKTA OLMASI TESADÜF MÜDÜR ? bide Cibuti devlet armasınada bi bakın http://tr.wikipedia.org/wiki/Cibuti (karıştırılan Ukraynanın armasına nasılda benziyor ) dikkatimi çeken 2 haber kalperen kardeşlerim bilginize MEDUSA MOZAİĞİ ONARILIYORMUŞ http://www.buyuyenturkiye.com/haber/gozlerine-bakani-tasa-ceviriyor TÜRK DÜNYASI TEKKE OBJELERİ ROMADA SERGİLENİYORMUŞ http://www.milliyet.com.tr/turk-dunyasi-tekke-objeleri-sergisi-ankara-yerelhaber-433262/
  • Baran Aydın / 25 Ekim 2014 14:49

    GÜNEŞ'İM VE HİLAL'İME

    Resul’ü Ekrem bir Hadisinde:
    Seyhan, Ceyhan, Fırat ve Nil nehirleri Cennet Irmaklarıdır buyurmuştur.
    Münir Derman Hz bu konu hakkında:
    ‘’ Fırat Mana itibarıyla tatlı su demektir. Nil mana itibariyle çivit renginde mavi demektir. Tüm bunların manası SEYHAN VE CEYHAN kelimelerinde gizlidir ‘’ demiştir.
    Güneşimiz Kulbak Bilge 15’te tatlı ve acı suların oluşumundan bahsetmiş ve sırrı azar azar yudum yudum bizlere içirerek aralamıştır.
    Büyük Hilali ( Erol Ağabey) ise bize bugünkü yayınladığı haberle yol gösterdi.
    2.12.2014 tarihi Güneşimizin daha önce ilk defa açıkladığı İZRYEHOSA 2014 projesiyle alakalıdır. Güneşimiz yazısında:
    ‘’ Küresel felaketin bu anlattığım çerçevede tekrar düşünülüp araştırılmasını istirham ediyorum. "İZRYEHOSA=2014" kodu ile kodlanan, İsrail`in Yahovasının beklenen krallığını daha çok bekletelim. ‘’ diyerek bundan 7 yıl önce 2014 yılında olacakları haber vermiştir.
    Seyhan ve Ceyhan’ın kelime kökenleri Orta Asya’ya kadar uzanır. Ancak Seyhan ve Ceyhan’ın kelime manalarına dikkat edilirse; Seyhan bir yerden bir yere göç etmek demektir. Ceyhan ise Cenk edilen yer anlamına gelmektedir.
    IŞİD’İN mehdi kodu ile İsrail tarafından ortaya sürülmesinin hikmeti de böylelikle ORTAYA çıkmış oldu. IŞİD İLE bölge halkı BİR YERDEN BAŞKA BİR YERE(TÜRKİYEYE) GÖÇ ETTİRİLDİ. Acaba bölge halkının cenk edilecek yere(TÜRKİYE) mi göç etmeleri sağlandı?
    İZRYEHOSA 2014 projesi kapsamında güneydoğu ve akdenizin bir kısmını içine alacak bir doğal afet mi tasarlandı. Bu doğal afet’in tarihi 2.12.2014 olabilir mi? Bu tarihte İsrail’in sahte mesih projesi kapsamında Uzayda doğan bebek bölgeye mi indirilecek ya da yerleştirilecek? Bu sağlandığı takdirde CENK edilen yer ile kodlanan ülkemize ne tür bir saldırı girişiminde bulunulacak? Güneydoğuda Işid ile başlayan bölge halkının yaşadığı psikolojik tramva bu felaket senaryosuna zihinleri hazırlamak için miydi?
    Kazım Mirşan Hocanın Prototürkler kitabının tüm kalperenler tarafından incelenmesini isterim. Orada bahsi geçen ve Güneş’imizinde Kulbak Bilge serisi ile bizlerin beynine kazıdığı GÖK ATALARIN yardımı ile Amerika’da ortaya çıkarılacak iki sunni doğa felaketi ile bu proje engellenmeye mi çalışılacak?
    Diyelim ki KISMEN İZRYEHOSA2014 bahsettiğim bölgede uygulandı. Peki bu safdiriklerin Allah’ın planından haberi yok mu?
    Seyhan-Seyhun İnci taşıyan nehir anlamına da geliyor. Bu yaşanacak felaket ile TÜRK TOPRAKLARINDA ORTAYA ÇIKACAK ve Seyhan-Ceyhan ile kodlanan MADDİ OLMAYAN ENERJİ İLE TÜRKLERİN BUNLARIN OYUNLARINI BOZACAKLARINI BİLMEZLER Mİ?
    KALEM destur vermeden KILIÇ kınından çıkarılmaz!
    TÜRKLERİN EHLİ OLDUĞU 16 ELEMENT BİLGİSİ NEYDİ? Bu 16 ELEMENTİN ana kaynağı 17. Unsur bir element değil ENERJİ DİR. 16 elementin ana kaynağı olan enerjinin SEYHAN-CEYHAN ile kodlanan ortaya çıkacak enerji ile ilişkisi nedir? Cumhurbaşkanlığı Forsu’nun kadim anlamı neydi?

    Sultan Şeyh Ahmed Yesevi'nin yaktığı ATEŞ, Ateş değil sanki ŞERBET iç dolu dolu...

    İÇİRENLERE SELAM OLSUN...

    TÜRK'ÜN HAKİKATLERİ İHYA OLUYOR, OLACAK!!!



  • Burak Akbal / 25 Ekim 2014 12:51

    Aralıkta 3 Gün karanlık

    http://www.ahaber.com.tr/Dunya/2014/10/25/dunyanin-yarisi-3-gun-karanlikta-kalacak-416984885908

    Gerçekmidir bilinmez ama NASA nın açıklama yapması enteresan.İlginçtir Aralık sonunda 3 gün karanlık olacakmış, 2 aralıkta başlayan herneyse buda onunla alakalı mı acaba, Allah (c.c.) müslüman alemini korusun ve sonu hayır olsun İnşallah.
  • abdülkadir özcan / 25 Ekim 2014 12:49

    Masal

    Bu yazılanlar hikaye mi, masal mı, roman mı yada gerçekle bir alakası var mı? Masal ise dikkat edin sizi ciddiye alıp yorum yazanlar var. Eğer gerçek ise kaynağınız nedir? (İster inanın ister inanmayın yada bizi bilen biliyor gibi bir cevap vermeyeceğinize eminim) Gerçek ise kaynak istiyoruz.
  • selman zor / 25 Ekim 2014 12:35

    ss

    yud yud yine ss ler kalın hava ayinleri hissler kodlaması nostradamusun.
  • a.sefa / 25 Ekim 2014 09:11

    oktan baba

    1999 yilinda dünyaya gelen atalarimiz nasil gelmisler,bir uzay gemisiylemi yada isinlama sistemiylemi tayyi mekanmi nasil bir teknoloji kullaniyorlar,,,NASA,nin bunlardan haberi varmi?bunlari biri cevaplarsa sevinirim,,,,,Oktan abi ve ekibine kalperenlere almanyadan selamlar
  • Bekir ÖZTÜRK / 25 Ekim 2014 08:24

    ateş kardeşim

    anlattığın suyun bozulması ile alakalı olarak Karadenizin 200 metre altının çok kirli olması şeytanın tahtı meselesi suları bozması meselesi ile alakalı olabilirmi? Malum şerli her şeyi bozmaya, kirletmeye çalışıyor. Karadenizin belli bir seviyeden sonrasında canlılık yok deniliyor. Karadenizdeki son yıllarda artan şerli hastalıkların bir sebebide bu olabilirmi? Münir derman hocamızın balık yememe meselesinede mantıklı yaklaşmışsın teşekkürler.
  • Bekir ÖZTÜRK / 25 Ekim 2014 08:18

    EBABİL

    Sayfa "yakındır EBABİLLERİN gelmesi" bu söze dikkat! Acaba: 2/12/2014 de gelirlermi? Özel sohbetlerdede SULTANIMIZ bu kelimeyi bir kaç kez kullandı!!! Birde bu söze istinaden tefekkür edelim?
  • Kut Humi / 25 Ekim 2014 05:07

    İspanyol Gizli Servisi

    http://www.haberveriyorum.net/haber/uzaylilar-da-turk-cikti
  • Soru / 25 Ekim 2014 04:13

    Soru

    İlgililer cevap verirse sevineceğim:

    Biz; Kulbak Bilge-3 sayfa 24 (Kore Savaşı yılları, biri askerden yeni gelmiş) ve 28'ten (1950 yıllarında), Kulbak Bilge-4 sayfa 33'ten (64 yıl sonrasının 64 yıl öncesi), Kulbak Bilge-5 sayfa 41 (50 model bir araba, 1950'lere), 42 (1950'lerden, 1950 yılında) ve 43'ten (1950'de), Kulbak Bilge-9 sayfa 83'ten (1950 yıllarında) KULBAK BİLGE ve TEMİR'in geçmişlerden ilk geldiği zaman diliminin 1950'ler olduğunu öğreniyoruz. Hatta en baştaki "Kore Savaşı yılları" atfından bunun 1950 ile 1953 arası olduğunu söyleyebiliriz [http://tr.wikipedia.org/wiki/Kore_Sava%C5%9F%C4%B1]. Eğer ki Latif Baba Kasım 1950'deki meşhur “Kunu-ri Muharebesi”ne [http://tr.wikipedia.org/wiki/Kunu-ri Muharebesi] katılan 1. Türk Tugayı'nın [http://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrk_Tugay%C4%B1] bir neferi ise bu Tugay 16 Kasım 1951'e kadar Kore'deydi. O zamanın şartlarında gemi yolculuğu ile ancak bir, iki ayda memlekete avdet edilebildiği düşünülürse Latif Baba’nın vatana ayak bastığı tarih kabaca 1952'nin ocak ayına tekabül eder. Ki Oktan Bey Kulbak Bilge-3 sayfa 24'te Kulbak Bilge ve Temir’in 1950'lere merhaba dediği mevsimi "Hava, sonbahar sonu, kış başlangıcı, soğuk." diyerek bize resmediyor. Bu bağlamda -biraz bazı şeyleri ucu ucuna getirerek (çünkü resmedilen manzara kasım, aralık da olabilir)- Kulbak Bilge ve Temir 1950'nin tam sonu, 1951'in başında Eyüp'teydi diyebiliriz. Eğer ki Latif Baba Kore Harbi’ne katılan son birlik olan 4. Değiştirme Tugayı’ndan ise bu Tugay 6 Temmuz 1953’te görevi devralıyor ve Kore Harbi de 27 Temmuz 1953’te Sovyetlerin Amerika’nın yapmış olduğu önerileri kabul etmesiyle son buluyor. Sözü bağlarsam Kulbak Bilge ve Temir’in geldiği tarih kabaca 1953 yılının SONUNA da denk geliyor olabilir.

    (Aslında aynı on yılın içinde bulunduklarından ötürü çok fark etmez ama 1951’i değil de) Biz şimdilik 1953 sonunu esas alarak ilerlersek: Kulbak Bilge-15 sayfa 194’teki “1940 yıllar”, sayfa 201’deki “2. Dünya Harbi yılları” (ki malum 1939 – 45 arası idi) ve sayfa 206’daki YIL 1943 (ki 2. Dünya Savaşı bağlamında gayet makul) tarihlendirmesini nereye koyalım, nasıl okuyalım?

    Kişisel tahminim: Ekibin, Kulbak Bilge-15’te, taş bulunduktan sonra, kendisinden 2014’e sıçradıkları, “ara istasyon” olan zaman dilimine geri döndüğü anlaşıldığına göre (Demir Baba, Kulbak Bilge ve Temir’i o ilk gördüğü andaki gibi bir şaşkınlık izhar etmiyor. Hatta onlar tekrar bu zaman üzerinden Turahan’a geri dönecekleri için onları bekliyor da diyebiliriz aynı zamanda. Sadece “yaşlı” Latif Baba’yla ilgili gerçeği İlhami Abi faş ediyor o kadar. İlaveten kamayı kaptırma hadisesi + Berber Levent’in zikri de bir diğer done…) yıl 1943 değil de 1953 mü olacaktı acaba? (İşte o zaman da, Oktan Bey’in sadece yılı söylemekle kalmayıp “2. Dünya Harbi” diyerek düştüğü şerh havada kalıyor?!?!) Hâsılı 1943 ile 1950’lerin ilk yılları arasında azdan çoğa 7, 8 seneden 10 yıla kadar fark var. Bir yardım lütfen!

    Hususen Oktan Bey, bu bendelerine lütfedip cevap verirlerse gerçekten bahtiyar olacağım.

    Cümleten 1436. Hicrî yılbaşımız mübarek olsun. Allah bu yılda bizleri, âlem-i İslâm’ı göklerdeki ve yerdeki bütün bir beşeriyeti, Benî Âdem’i hayırlara gark eylesin; bu gece, şafaktan önceki en koyu ve en keskin karanlığın içinde bunalanlara aydınlığın nurlarının filiz vermeye başladığı gece olsun; nefsi tezkiye, kalbi tasfiye ve ruhu tahliye, “mûtû kable en temûtû” bizlere de nasip olsun inşallah… Yoksa BÜTÜÜÜÜÜÜN bu BİLMEKLİKLERİMİZ boştan da boş, aşikâr… Yolun başı nefsten geçiyor, onu adam etmedikçe yolun sonundan, ZÂT-I BAHT-I AHADİYYET’ten, VUSLAT’tan dem vurmak da boş bir lakırdıdan öte anlam ifade etmiyor…

    Selam, hürmet ve muhabbetle
  • Tamam merhaba / 25 Ekim 2014 04:01

    bayram

    Bayrağımizdaki yildiz Venüs...
  • by / 25 Ekim 2014 01:04

    16* Kulbak Bilge-16

    Burada yazılan yorumlardan hayranlık duyulası enfesler fazlası ile mevcuttur.

    Nasibimiz kadar yudumluyoruz.

    Atalarımıza mesaj Türksat 4-A uydusundan özel bir yazılım ile uzaya yayınlanan Kuran-ı Kerim olabilir mi?
    (Davetiye olarak)

    2.12.2014 tarihinde sırların bombası Kulbak Bilge-16 ile tefekkür deryasına dalmaya...

    Ardından Büyük Uyanış

    İNŞA ALLAH.

    Kulbak Bilge-16 okunma sayısı en az 1.000.000

    Saygılarımla...
  • Mehmet Eray Çakır / 24 Ekim 2014 22:33

    Melih hocamın dediklerine ekleme:

    Allah ilmini arttırsın Melih hocam. Dediklerine naciz bir ek yapmak istedim. Hocamızın belirttiği tarih miladi olarak yılın 336. gününe hicri olarak ise 39. gününe denk geliyor. İkisinden 12 rakamı çıkıyor. Deruni Babamın ellerinden öperim. Selamlar Saygılar...
  • biyolog / 24 Ekim 2014 21:44

    9 gezegen

    kök atanın eşi dünyaya gelmeden önce 9 yer gezegende konaklıyor.

    bu gezegenler güneş sistemimizdeki gezegenler mi? yoksa farklı yıldız sistemlerine ait gezegenler mi?

    9 yer gezegen sonra sırrı yeryüzünde çıkacak olan gezegende 4 düzler dünyaya geliyor. bu sırlı gezegen hangisi? 4 düzler hangi yıldız sisteminde hangi gezegende doğdu?

    sırrı yeryüzünde çıkacak gezegende kök saldıktan sonra diğer 9 gezegene de hakim oluyorlar.sonra şeytan ve avanesi ile hakimiyet mücadelesi başlıyor. bu savaş en son dünya için veriliyor.

    kulbak bilge-15 sayfa 185: Eski Mısır'ında eskisinde Şira'dan tuhaf robotik suretlerde gelenler olmuştu.

    buradan anladığım şira yıldız sistemindeki hakimiyet mücadelesi kaybediliyor. Şeytan ve avanesi bu sisteme hakim oluyor. En azından bu sistemdeki bir gezegen şeytanilerin hakimiyetine geçiyor. robotik suretler kelimesi aklıma singularity tehlikesini getirdi.

    Oktan hocamın yazısı:
    SİNGULARİTY TEHLİKESİ - BİLİNÇ KIYAMETİ
    Beethoven robotlar
    Gelecek 30-40 yıl 'Düşünen Makineler' devrini yaşayacağız. Duygulu, bilinçli robotlar hayatımıza girecek. 2060'da robot hizmetçiler kullanılacak. Yarı robot-yarı insan varlıklar, Einstein, Beethoven ve Shakespeare'in farklı alanlardaki başarılarını geliştirecekler.
    http://www.onaltiyildiz.com/artikel.php?artikel_id=33

    şeytanileri dünya hakimiyeti için yapmaya çalıştığı bilinç kıyameti ve yarı mekanik insanlar operasyonu çok önceden şira'da yapılmış mıydı. Şira ya bu şekilde mi hakim oldu?

    kulbak bilge-15 sayfa 180: Kuran elif harfi ile başlar. S harfi sesi ile biter.Yani Vennasss. Acaba şeytan sonunda
    yeryüzüne mühleti içinde hakim mi olacaktır? onun sırrı olmasın.

    Mücadele devam ediyor. Zaten yeryüzü, Şeytan hakimiyetine geçince yaratılış amacı bitmiş olur. kıyamete yakın Allah diyen kalmaz. sonra kıyamet kopar.
  • ateş / 24 Ekim 2014 17:28

    tatlı su, tuzlu su, acı su, AĞIR SU!

    Selam olsun tüm aileye, yorumları okudukça yüreğim genişliyor. Allah cümlemizin tefekkürünü arttırsın. ' Şeytanın tahtı denizlerdedir.' Şeytan, denize geçip suyun niteliğini bozduysa, suyun içinde yaşayan canlıları da bozmuş olabilir. Acaba Münir Derman hocamız, bu yüzden mi Balık yememiş ve yenmesini tavsiye etmemiş? Okyanus sularında bol miktarda mineral ve element bulunduğu bilinmektedir. Bunlardan tuz, magnezyum ve manganez gibi maddelerin yanı sıra, bir de AĞIR SU olarak bilinen ağır hidrojen izotoplarının da okyanuslarda bol miktarda olduğu biliniyor. Kimyada 'döteryum' olarak bilinen bu ağır su, nükleer reaktörlerin çalıştırılmasında sınırsız enerji kaynağı olarak kullanılıyor. Ayrıca, 2. dünya savaşında kullanılan atom bombasının yapımında da döteryum, yani okyanus suyu kulanılmış! Şeytan, girdiği yere yıkım ve bozulma getiriyor! Orkun abimin Süreyya takımyıldızı ile ilgili tespiti dikkat çekici. Gerçi ilgi alanı yıldızlar olan biri için bilinen konular olsa da, Sirius ve Pleiades takım yıldızlarının misyonları, Oktan hocamızın verdiği bilgilerden sonra yer değiştirmiş gözüküyor. Şöyle ki, meraklıları bilirler; 90 lı yıllarda genel adıyla söylersek, ' uzaydan mesajlar' adlı kitaplar furyası vardı. Ana akım olarak, iki farklı yıldız sisteminde yaşayanların, dünyadaki medyumlarla irtibat kurarak, dünya insanlığına kadim mesajlar ilettiği bir iletişim konu ediliyordu. Bu kitaplarda, kendilerinin iyi tarafı temsil ettiğini söyleyen Sirius sistemi, ve kötü tarafı temsil edenin de Pleiades sisteminde yaşayanlar olduğu anlatılırdı. Şimdi, acaba diyorum; bütün bunlardan haberdar olan şeytan da, o kitaplardaki bilgileri de bilinçli olarak saptırıp, insanlığa tam tersini mi anlattı o kitaplar yoluyla? Gerçekten de atalarımızın gökteki yeri, Pleiades yıldız sisteminde mi? Sirius takiler eski Mısırdaki insanları sapıtırdı ise, bu olasılık atıyor
  • Gök_Türk / 24 Ekim 2014 14:24

    Türkün bayrağının dünyevi bir sembol değil de ay ve yıldız gibi dünya dışı sembollerden oluşması,
    Atatürkün istikbal göklerdedir sözü, Piri Reisin haritasının sadece gökyüzünden bakılırsa çizilebileceği,
    Türk destanlarındaki gökten gelen ziyaretçiler,
    Tüm insanların Türk soyundan geldiğini iddia eden araştırmacı yazarlar,,,
    Bunlar ilk aklıma gelenler.

    Ama günümüzde büyük tuzakların içine düşmüşüz.
    Banka kredileriyle, embesilleştiren tv dizileriyle, hiç bitmeyen terör tehdidiyle halkın bilinci esir edilmiş vaziyette.
    Nüfun neredeyse tamamına yakını banka borçlusu ve bu tuzak boşuna kurulmadı bu millette.
    Hem de kendi elleriyle seçip başına çıkardıkları ve meydanlara dolup alkışladıkları tarafından....

    http://www.babil.com/urunler/1235615/ey-dunya-insanlari-hepiniz-turksunuz?gclid=Cj0KEQjw8aeiBRCknPXk-u_V_4gBEiQAD2-mgXtlrxEha33p6JsX8_Mya1zwRKkWr3Eji7OwWEcB7rcaAvAM8P8HAQ

    http://kitap.antoloji.com/turkler-ve-uzayli-atalari-kitabi/
  • Nihal Kaya / 24 Ekim 2014 14:21

    Babil protokolü m=13
    teknoloji ile kadın erkek arasını açmak, singularity ciler dijital uyuşturucu çalışmalarındalar dikkat demişti sultanımız ve bugün okuduğum bir haber http://www.hurriyet.com.tr/teknoloji/27448616.asp
  • ismail k / 24 Ekim 2014 13:18

    218 nolu resim

    Resim Ataturk`e benziyor. Ak sakalli ve ak sacli hali
  • Rıfkı / 24 Ekim 2014 11:06

    Süreyya - Orkun Acar

    Nebî (s.a.v.), Cuma sûresi nâzil olurken, “Ashâba yetişmeyen ümmetlere de peygamber gönderildi.” âyeti nazil olunca sâil sordu: “Yâ Resûlullah, onlar kimlerdir?” Nebî (s.a.v.) cevâb vermediler. Sâil bir daha sordu. “Yâ Resûlullah, bunlar kimlerdir?” Yine cevâb vermediler. Nebî-yi Ekrem (s.a.v.), üçüncü def’a sâil sorduğunda ona da cevâb vermedi ve mübârek elini sağ tarafında bulunan Selmân-ı Fârisî (r.a.)’in omzuna koyarak: “Şunlardan öyle erler vardır ki îmân Süreyyâ yıldızında olsa varır ona yetişirler.” buyurdular.
    http://www.ramazanoglumahmudsamiks.com/gen.aspx?mcid=4&mid=26

    Ayriyeten internette fazlasıyla bilgi verilen Billy Meier adlı şahsın iddialarına göre temas kurduğu uzaylılar Pleiades takımyıldızından gelmişler- tabi adamın şarlatan olduğu da kuvvetle muhtemel, bu da bulunsun diye yazdım
  • orkun akar / 24 Ekim 2014 10:12

    Oya hanıma

    Selam selam....Firavunun başındaki harita Süreyya/ülker yıldızının haritasıdır...Bir önceki yorumumda ışığının düştüğü yerden çıkarılmış olmalı tablet demiştim....Süreyya yıldızı hakkında kısa bilgi:

    Ülker veya Süreyya (M45, Yedi Kız Kardeş, Peren veya Pervin olarak da anılır, ing. The Pleiades) bir açık yıldız kümesidir. Boğa takımyıldızında (Taurus) bulunur (Yahudilerce kutsal olduğu kabul edilir). Dünya'ya en yakın açık yıldız kümelerinden ve büyük ihtimalle de en ünlü ve çıplak göze en güzel gözükenlerdendir. Ülker yıldız kümesinin yaklaşık 440 ışık yılı (135 parsek) uzaklıkta olduğu bilinmektedir.

    Yıldız kümesinde son 100 milyon yıl içinde oluşmuş sıcak MAVİ yıldızlar başı çekmektedir. Astronomların hesaplarına göre Ülker yıldız kümesi gelecek yaklaşık 250 milyon yıl boyunca varlığını sürdürdükten sonra dağılacaktır.Mavi rengi kullanmış sultanım haritayı çizerken....Bence burdaki asıl işaret Süreyya yıldızı BOĞA takım yıldızı içersindedir de saklı....Boğa yani OK-UZ,ÖK-ÜZ yani Oğuz atamız Zülkarneynnimiz....Göksel kuzenlerimiz orada Allahualem.....EyvAllah....
  • c.d / 24 Ekim 2014 09:20

    Vaay. Aslında çok doğru. Olabilir. Önce amerikada deprem bilgisi işlendi tam olaylar raydan çıkacağı zamanlarda amerikada deprem. Yada taşı var. Doğa olaylarını kontrol eden. Gerçi yağmur dendi sadece depremle ilişkisini ben kendim salliyorum. Bu tas kimde ? Sonra gök kardeşlerimiz 99 da geldiklerini söylüyorlar yardım etmek için. 99 da benim aklıma ilk gelen deprem. Yani deprem olgusu işlendi. Oktan abide tarih verdi.2.12.2014 2-3 ay var tutarlı bir zaman olabilir bilemiyorum. Deprem diyen kardeşlerimiz haklı olabilir. Oktan abinin verdiği tarih aril aşina nin konuştuğu ve gök gözlü bilgemizden bahsedildiği sayfada. Hiç ama hiç beklenmeyen birseyde olabilir. Allah büyük.
  • Bekir ÖZTÜRK / 24 Ekim 2014 09:12

    türk mitolojisi

    Türk mitolojisinde geçen tanrı - tanrıca gibi söylemler sonraki dönemde yorumlayanların ifadesidir. bence burdaki isimleri tanrı- tanrıca dan ziyade bir kuvve yada meleklerin Türkçe adlandırılmaları olarak anlamalıyız.
    mesela farsça hüdayı, mevlayı yadırgamayanlar. neden TENGRİ- TANRIYI yadırgarlar? Kötü propaganda ve köklerimizden bizi uzak düşürmek için olmasın sakın?
  • Bekir ÖZTÜRK / 24 Ekim 2014 09:02

    çiğdem kardeşim

    Çiğdem kardeşim tarihi çevirerek hicriye güzel bir tespitte bulunmuş. Çeviriye göre SEFER ayının 9 u görünüyor. Malum Sefer ayı efendimizin hadislerine göre belaların en çok olduğu aydır.
    SEFER AYINDA OKUNMASI TAVSİYE EDİLEN DUA: “YA DAFİAL BELAYA İDFA’ ANNEL BELAYA FALLAHÜ HAYRÜN HAFİZAN VE HÜVE ERHAMÜRRAHİMİN İNNEKE ALA KÜLLİ ŞEY’İN KADİR."
    Meali: “Ey belaları def eden Allahım! Belaları bizden uzaklaştır. Allah muhafaza edicilerin en merhametlisidir. Muhakkak ki senin kudretin her şeye yeter."
    Çiğdem kardeşimin yaklaşımı çok güzel. İnşALLAH içimizdeki beyinsizler yüzünden ülkemize bir şey olmaz! ALLAH KORUSUN. Amiiin
  • Çiğdem / 24 Ekim 2014 05:15

    Ellerine gözlerine aklına sağlık hocam

    02.12.2014 / Hicri Tarih: 9 Safer 1436

    “Radyodaki ses:

    * Amerika’nın Suriye ile anlaştığını.

    * Beşar Esat’ın gizlice Amerikan yönetimiyle anlaşmasına rağmen, Amerika’ya kafa tutar gibi gözüküp Amerika’yı işgale zorlama planını anlattığını.

    * Amerika’nın gözünü İran’a ve Türkiye’ye diktiğini; ama bunları gerçekleştirecekken Amerika’dan deprem haberi geldiğini.

    * Ard arda olan iki depremin çok büyük zayiata yol açtığını ve Türkiye işinin askıya alındığını…” (Bir Meczubun Rüyası-1 / sh. 263 Oktan Keleş)

    Tüm Kalperenlere selam

  • ilker.ç / 24 Ekim 2014 03:58

    tüm aileye selam olsun.gercekten oktan abimiz bizleri çok iyi bilgilendiriyor ayrıca kardeşlerimde yorumlarıyla renk katmış genelde yorumlarda verilen tarih degerlendirilmiş ancak o tarih benim fikrime göre deprem degil bir ziyaret ve yardım tabiki bu yardım ilim ve bilim olarak anlıyorum gelişmemiz için yoksa bu kafayla bu yönetimle bir 100 yıl daha beklememiz gerek o yüzden zaman biz türk ve islam ümmeti için çok daraldı son kale ve son sancak bu topraklar allahın planı artık devrede tabiki büyük devlet olmak için çok bedel ödenicek ve artık millet olarak büyük sıkıntı cekme vaktide geldi yoksa manevi anlamda toplumsal olarak sıkıntı olmazsa savaş deprem gibi daha kötü olucak belkide verilen o tarih istanbulda beklenen o büyük depremde olabilir degerli kardeşlerim olucaklar herneyse bilmiyorum önemli olan bizlerin ne yapıca ve en ufak fikrimde yok çevreme anlatamıyorum kendim ne yapabilirm onuda bilmiyorum sadece dua ile olsa akşama kadar yatar bir dua ederim rıskım önüme gelirdi demekki fiziki içrat gerekir ama ne ne yapabiliriz konus hakkında kardeşlerimin fikirlerinide ögrenmek isterim Allaha emenet olun kardeşlerim.
  • kıbrıs fatihi (murat ateş) / 24 Ekim 2014 03:38

    gözümüz aydın...

    'İstkbal göklerdedir' yer türkler geç kaldı. Acaba cumhuriyetin ilk yıllarında kurulan uçak fabrikası kapatılarak TRAKTÖR fabrikasına dönüşmeseydi, zamanında gidebilirmiydik ki?
    bazı arkadaşlar rüyalardan bahsetmiş. Bu çok önemli ki, gerekli ehemmiyeti verelim. Kulbak 15 bugün okudum ama dün gördğüm bir rüyada yanımdakilerle düşmana karşı kapana kısılmıştım. Yanımdaki kalabalık grubu bi bilseniz kimler ve hangi zaman!!! Birde rüya oşmayan bi görü geldi. Başım secdede iken. Bir ayak ve üzerinde zümrütten bir mücevher. Rüyalarla bize ulaşıkıyor sanırsam. Allah ilmimizi arttırsın. Bizi mahçup etmesin. Oktan hocama, erol abime, onaltı yıldız emekçilerine, erenlere ve tüm kalperen kardeş/abi/abla larıma selamlar olsun. Hu
  • Melih Kölük / 24 Ekim 2014 01:46

    C*

    Bu bilgilerden nasipdar olmamızı sağlayan sultanımızdan Allah razı olsun. 02.12.2014 tarihinin rakamları toplamı 12 ediyor. Nüzul sırasına göre bakarsak 12.sure inşirah suresi 1+2=3 3.Ayet: Öylesine yük ki çökertmişti belini... Ayet nasıl da depremi çağrıştırıyor. Biliyorsunuz bu surede peygamber efendimizin göğsünün açılması, akabinde Allah'ın ona ferahlık vermesi anlatılır. Tıpkı depremde göklerdeki atalarımızın bize ferahlık verilmesine vesile olması gibi. Belli ki bizi zorlu ama sonunda ferahlık olan bir süreç bekliyor. İnşaallah o belimizi büken yüklerle olan imtihanımızı insanlığın zirve noktalarında verebiliriz. Sutu Boğda Orkun Abi'min de dediği gibi mübarek, tanrısal, tanrıdan gelen anlamlarını taşıyor. Bu manada Sutu Boğda konusunu anlamak için Deruni Devlet kitabındaki işaretler bölümünün tekrar okunup tefekkür edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bizler de her an Sutu Boğda ile muhattabız ama ne kadarını görebiliyoruz? Aka Atay'lardan olan Kutaş'ın anlamlarından biri tuğ. Biliyorsunuz Türk hükümdarları başlıklarına tuğ takarlardı. Tuğ'un tepeye takılması bazı hükümdarların bilinçli bazılarının ise bilinçsiz olarak gökteki atalarımızdan alacağı tesirlerle ilgili hızıri bir bilgi olabilir. Ayrıca Kutaş Türk mitolojisinde 3-12 aralık tarihlerini içine alan bir burç. Yani sultanımızın verdiği tarihten 1 gün sonra Türk mitolojisine göre Kutaş burcuna gireceğiz. Babrak kelimesi ise hızlı, çevik, atletik manalarında kullanılıyormuş. Öbye Babrak yerdekiler gelemediyse biz gidelim diyor, ve elinde bir kuş var. Kuş hızın sembolü olabilir. Rahat ve hızlı seyahatlerimiz için kuş gibi geldim tabirini kullanırız. Belki de yerden göğe seyahatlerde bazı engellemeler vardır bu dönemde ama sultanımız gökteki atalarımızın kuş gibi rahat ve hızlı gelebileceğini söyleyip gözdağı vermiş şeytanilere... Arıl kelimesi ise temiz manasına geldiği gibi Türk mitolojisinde temizlik tanrıçasının ismiymiş.(Tanrıça sadece kelime olarak kullanıldı, Türkler tarihin her döneminde tek olan Allah'a inanmış ve hizmet etmişlerdir.) Arıl Ağar Han'ın eşiymiş. Arıl Han'ın pek çok arı kovanı vardır ve oralara koruyucu ruhlar gönderir. Deruni Devlet sayfa 117'deki arı figürünün bir manası da belki Arıl Hatun'a işaret ediyordur. Eşi Ağar Han ise yine Türk mitolojisine göre canlılardan sorumludur. Şeytanın üremeyi durdurma ve sanal sex gibi argümanlarla insan soyunu yok etmeye çalışmasının Ağar Han ile doğrudan bağlantısı olduğunu düşünüyorum. Aşina ismi ise bana Asena'yı hatırlattı. Ata Akay üyesi bir bayan tam manasıyla tertemiz bir dişi kurttur. En bilge Ayboldı veya Aydaboldı ata ismi iki şekilde de geçiyor. Ayda Boldı ortalık asya(başbuğumuz Zeybek Bey'i de analım) türkçesinde Ayda oldu manasına geliyor. Ayda Boldı atamızın ayın karanlık yüzündeki sırların ortaya çıkmasıyla bir ilişkisi olabilir. Ildız yurtta kelimesi geçiyor. Ildız'ın bir anlamı yıldız. Diğer anlamı ise gün dönümünden on gün önceki zaman. Gündönümlerinden biri 21 Aralık'ta olduğuna göre 11 Aralık tarihine de bir işaret olabilir. 3-12 Aralık tarihlerini kapsayan Kutaş Burcu'nun başlangıcından ve bitişinden birer gün önceye atıf var gibi görünüyor. Allah tefekkürlerimizi daim etsin, birliğimizi, sevgimizi güçlendirsin, sultanımızın ışığında aşkla yürümeyi nasip etsin.
  • murat can / 24 Ekim 2014 00:32

    bilgi deryalarinda yuzuyorum

    oktan hocamin sayesinde kendimi bilgi deryasinda yuzer buluyorum ve bunlar ne yemeye icmeye nede paraya sahip olmadaki duygu gibi degil cok cok farkli bir ruh hali bunlar.Oktan hocamizdan ricam (ben bu seri ve tum soylediklerini gercek sayiyor ve biliyorum) kulbak bilge ve ilhami abi ile bir video cekimi.bu aralar sikca dualarima ekledigim dusunceler bunlar.Bu arada toplanmanin bir soyleside bir kitap imza gununde ,bu cizgi gercek satisa cikartilirsada bu vesile ile imza gunu gerceklestrip hep beraber tekrardan bulusmus oluruz.Allah c.c. hepimize yardimci olsun ve ilmimizi genisletsin.
  • Oya Kısır / 23 Ekim 2014 23:19

    Hazine bilgileri veren Deruni Baba'ya Selam Olsun

    ''Tuzlar İlmi''
    Hz.Ilyas'a selam olsun.
    Tuzcuların piri Hz.İbrahim'e selam olsun.
    '' Sizin baş katığınız tuzdur ''
    ''Katığınızın Efendisi tuzdur''
    Hz.Muhammed Efendimize salat ve selam olsun
    ''Tuz-ekmek hakkı için'' ... Ekmek kutsal ve mubarek ,tuz da kutsal ve mubarek
    İki kutsal birarada...
    Yapılan tatlıların içerisine şeytan yaklaşmasın diye bir tutam tuz atmanın vardır bir sırrı..
    Yemeklere tuz ile başlayıp tuz ile bitirmenin vardır bir sırrı...
    Yeni doğan çocukları tuzlamanın vardır bir sırrı...
    Nazar için başın üzerinde tuz gezdirmenin vardır bir sırrı...
    Mana alemine yönelik bir sır vardır elbet...
    Akıncılar Kur'an'a,kılıca,tuza ve ekmeğe yemin ederlermiş...
    Yanan ateşe tuz atın ateşi dindirir.Alevli ateşse tuz ateşin şiddetini azaltır-harını alır .
    Verilen bilgiler doğrultusunda tuz suda da şeytanın öz ateşini etkiliyor,acıyı tuzlu hale dönüştürüyor...
    Şeytan belki mühleti içinde yeryüzüne hakim olabilir ama ya sonun sonunda ne diyecek? Tahtını denizlerden ''Hakir gördüğü toprağa'' çıkartmak isteyen şeytan sonun sonu geldiğinde Nebe suresi'nin son ayetinin son cümlesini mi ''...Keşke toprak olsaydım''
    Tevafuk (milh-tuz) sözcüğünün ebced karşılığı 78 ve Nebe suresi de 78.sure...

    ****************
    Ayboldı Ata nasıl da heybetli,asil,görkemli...ve Nur içinde....Sanki resimden Nur fışkırıyor..
    Oguz Atamızın göksel eşinin tamgası ve elinde kızıl elmayı gösteren asası ile...Nur
    2.12.2014 Ayboldı Ata'mızın tuğ asasıyla vereceği bir alamet ile mi bağlantılı...?

    ****************
    Firavunun başındaki bir yıldız haritası
    ****************
    Bir soru da fakirden: ''Kur'an'ı Kerim 'ba' harfi ile başlıyor diyebilir miyiz?
    Her surenin başında 'ba' harfi var...Sadece Tövbe suresinde yok lakin Tövbe suresinin ilk ayetinin ilk sözcüğü de ''ba'' harfi dolayısıyla o da ''ba'' harfi ile başlıyor.Ama bütün harflerin Elif harfinden meydana geldiğini düşünecek olursak zahirinde farklı olan her harf batınında 'Elif'tir diyebilir miyiz?
    ****************
    Kalperen kardeşlerimin tadı-tuzu,demiri,bakırı yerinde ve bol olsun
    ****************
    Sultanım ellerinizden öperim var olun,şad olun
    Ulu Tengri Tealanın Kut'u üzerinize olsun

    ****************
  • Fatih İNCEGÜL / 23 Ekim 2014 23:14

    KİTAPLAR

    Afşin POLAT Abi
    Oktan Ağabeyin kitapları bu sitelerde mevcut
    http://kitap.antoloji.com/oktan-keles/
    http://www.kitapyurdu.com/yazar/default.asp?id=38439 (Kitap yurdunda)2 Adet Kitabı sipariş edilebiliyor
  • noyan 55 / 23 Ekim 2014 21:57

    zaman

    EFENDİLER şimdi şu bu olma zamanı değil Türk olma Türk ün tarafında olma zamanıdır ) NMTD in sırrı)
  • Aydin.Erden / 23 Ekim 2014 20:43

    Haarp,deprem silahiyle Türkiyeyi Ipotek etme girisimiydi

    1999 Gölçük depremi HAARP deprem silahiyle vuruldu, belli ki on anlarda bir çok seyler oldu ,kimbilir o tuzaklar aza idirildi gelenler ve erenlerin iradeleriyle Allahu alem...ninemiz dogru soylemistir evvliyalar Istanbulu tutuyorlardi O gün .....Japonyaki depremde bir Suni depremdi ...
  • SERDAL TERZİ / 23 Ekim 2014 20:13

    ALLAH RAZI OLSUN

    ALLAH RAZI OLSUN.ALLAHA EMANET OLUN.
  • ali alkan / 23 Ekim 2014 20:03

    andolsun göğeve tarığa
    nerden bileceksin sen tarık ı
    o ışığı ile karanlığıdelen bir yıldız

    türk milleti ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvet bulacaktır
  • biyolog / 23 Ekim 2014 18:17

    teşekkür

    50 Sayfalık bir çalışma. Muhteşem. Çizimler harika. Oktan Hocam eline sağlık. Var ol. Teşekkür ederim. Emeği geçen herkesten Allah razı olsun.
  • Selim Turan / 23 Ekim 2014 17:31

    Şeytanın Tahtı ve Sauron'un Ağzı...

    Aşağıdaki adreste Yüzüklerin Efendisi Filmlerinin birinde kesilmiş sahnelerin birinde yer alan "Mouth of Sauron" yani " Sauron'un Ağzı" karakterinin kafası ile 178-182 arasında çeşitli renklerle sıralanmış denizde yol alan Şeytanın tahtını birbirine çok benzettim. Hatta aklıma ilk gelen şey o oldu...

    https://www.google.com.tr/search?q=sauron%27un+a%C4%9Fz%C4%B1&espv=2&biw=1680&bih=925&tbm=isch&tbo=u&source=univ&sa=X&ei=u_dIVKKxIqPIyAOOg4GwDg&ved=0CCEQsAQ#tbm=isch&q=mouth+of+sauron&imgdii=_
  • karayipli / 23 Ekim 2014 17:13

    dert geliyor

    1999 da bize yardım için inildi ise yine bu verilen tarihte bizim başımıza bir dert geliyor ve demekki zaiyat büyük olmasın diye yardıma gelecekler. ben bu seytaniler son olarak ısıd ı turkiyeye saldırtıp savaştıracaklar diye düşündüm. şimdiye kadar ışıd türkiyeye saldırmadı zamanı o zaman olabilir emir alırlarsa büyüklerinden.
  • Serdalia / 23 Ekim 2014 16:43

    1.sayfa

    1. sayfa çok güzelmiş.
  • Afşin Polat / 23 Ekim 2014 16:17

    ne olursak olalım gelebilirmiyiz.

    hayret ve merakla takib edip anlamaya gayret ettiğim, kimi yerlerine anlam veremediğim muhteşem bir yazı dizisi. anlayamadıklarımı anlatacak insanlarla tanışmak isterim. daha doğrusu tanışmak isteriz. benim 16 yıldız ile tanışmam tamamen tevafuk, meraklı olduğum konuları ararken buldum ve bırakamadım ve çevreme tavsiye ediyorum, onlar da şimdi en az benim kadar takip ediyor. tüm yorumları takip ediyorum. görüyorum ki tanış olacak, bilgi alınacak insanlar var. Oktan bey in tüm kitaplarını okumak istiyorum ancak tükenmiş bulmakta zorluk çekiyorum yardımcı olmanızı dilerim. Allah yar ve yardımcınız olsun.
  • DosT / 23 Ekim 2014 15:35

    23 ekim 2014 istanbul'a ufoların inmesi

    İlginç!....

    https://eksisozluk.com/23-ekim-2014-istanbula-ufolarin-inmesi--4582167?a=popular
  • c.d / 23 Ekim 2014 15:10

    OŞİNNİSBAT nedir Behçet abi? Saygılar..
  • beklenen / 23 Ekim 2014 14:59

    kadir 31

    eğer siteni yeni bir ziyaretçisiysen tamamda eskilerdense böyle bir sorman Oktan kardeşimizi hiç anlamamışsın demektir.
  • cem aktürk / 23 Ekim 2014 14:37

    inanamıyorum

    sevgili arkadaşlar dostlar yalan rüya anlatmanın günahını bilirsiniz peygamberimiz sav in hadislerinden.o sebepten size yemin ederim 14 15 yaşlarında bir rüya gördüm ozamanlar etkisinde kaldım ama pek önemsemedim.rüyamda bir uzay aracında oktan hocamızın resmini çizdiği aksakallı zata birebir benzeyen bir zat ve yanında biri erkek biri kız iki kişi vardı.sasırmıstım uzaylılar bize benziyordu.o sakallı zat cevap verdi biz zaten sizin atalarınızız (ozaman insanoğlunu kastettiğini düşünmüştüm)beni uzayda rüya elbet dolaştırdı gezegene götürdü ki sırf gökdelenlerle dolu suyu olmayan bir gezegen 2 güneşi vardı.ben sizden olamam Müslümanım dedim.ee biz neyiz evlat bizde Müslümanız kuran bizede indi tüm evrene indi dedi ve bana ilerde sizin aranıza karısan düşmanlar harekete geçecek dünyanız karmaşayla dolacak ozaman size yardıma geleceğiz dedi.düşünün 14 yasında uzaylılara ilgisi olmayan biri olarak bu rüyayı gördüm cok gerçekçiydi ama unuttum gitti.ama şimdi anlam buldu ve şoktayım.
  • onur öner / 23 Ekim 2014 12:43

    jüpiter

    Ateş kardeşimin de dediği gibi, Sirius süfli cinlerin olduğu bir gezegen olsa gerek. Zaten Sirius'a genelde sahip çıkan kesimler bellidir. Atalarımızın yaşadığı gezegen ise Jüpiter olmalı bence. Gönül Mimarları'nın 26.10.2013 tarihinde yayınlanan bölümünde, Oktan Hocam, Türk bayrağının sırlarından birini anlatırken, Zalim, kardeşi Alim'i öldürdüğünde, yerdeki kana yansıyan ayın yanındaki yıldızın Jüpiter gezegeni olduğunu söylemişti. Ayrıca 2015 şubatında vizyona girecek "jüpiter yükseliyor" filminde jüpiterdeki varlıklarla yapılan savaş anlatılıyor, fragmanını izleyebilirsiniz. Gene 2013 tarihli, "jüpiter macerası" filminde jüpiterin europa uydusunda tespit edilen uzaylı varlıkları anlatıyor...

    Not: Türk söylencelerinde jüpiterin birçok adı var, bu adlarından biri de "ağaç yıldızı" dır (internetten)
  • Selçuk KARACA (Battal GAZİ) / 23 Ekim 2014 12:35

    C* Bir Dost Kardeşime / Ağabeyime C*

    Haklısın.

    Tanrı Tektir. Türkler her daim Yüce ve Tek olan ALLAH’a iman etmişlerdir.

    http://aybekgazete.com/yazarlar/namik-kemal-zeybek/eski-turklerin-inanci-goktanri/38/

    Bir Kalperen kardeşim de haklı olarak aynı uyarıyı yaptı. (Şeytaniler mitoloji içinde özellikle Türkler için bilgi kirliliği yapacaklardır)

    Sizlere saygı duyuyorum. Hatam var ise düzelttiğiniz için teşekkür ediyorum. Fakat bazı konularda okumalar yapmamız gerektiğini de düşünmekteyim.

    Selam, sevgi ve hürmetlerimle…

    http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=3490
  • Fatih İNCEGÜL / 23 Ekim 2014 12:15

    Sanal sex

    Slyvester Stalonenin oynadığı Cezalandırıcı Demolation Man'den bir sahne dün gördüm bugün Kulbak Bilge sanal sex hakkında bilgi verilince böyle bir proje üzerine çalıştıklarının kanıtıdır diye link vermek istedim.
    http://www.youtube.com/watch?v=jae38H1_j-E

    Oktan Abi ve Onaltıyıldız Ailesine Selam Olsun ALLAH yar ve yardımıcınız Hızır yoldaşınız olsun Muhabbetle kalınız sevgilerle.
  • BEKİR ÖZTÜRK / 23 Ekim 2014 12:15

    99 dpremi

    o tarihte hep deprem öncesi ve sonrasında deniz üzerindeki IŞIK TOPLARINDAN sürekli bahis edildi. çok ışık yansımaları ve ışıklı hareketli cisim gördüklerini iddia edenler oldu.
    Ayrıca, beykozda YUŞA A.S. tepesinin hizmetindeki bir yaşlı teyzenin aynı zamanda KIRKLAR SULTAN türbesinin hizmetkarı olan nine idi O köyde oturan bir arkadaşım aynen şu nu söylemişti. Ninenin ağzından; "oğlum bütün evliyalar dün gece ayatkta idi İstanbulu tutuyorlardı" gibi bir ifadeyi bizzat arkadaşım bana aktarmıştı.
    Bu bölümde 1999 larda gelme ile alakası olabilir. ALLAHUALEM!!!!
    BozTÜRK
  • Vatansever / 23 Ekim 2014 11:49

    Yazıp yazmamakta zorlandım.

    Selamun aleyküm. Oktan Abiyi ve Erol abiyi yeniyetmelik dönemlerinden tanırım. 7-8 yıl olmuş kolay değil.

    Hayatımın şekillenmesine, gözümün acılmasına katkıları çok büyüktür. Şimdi gelsin kapımı çalsın, ekmeğimin aşımın bereketlendiricisi odur.. Kalbime işledi sevgisi, şeyhe tapan gafil mürşit değiliz.. Kalperenler anladı ne demek istediğimi...

    Şunu diyeceğim. Zaman doluyor dedi ya Deruni Devlet'te İlhami Abi'miz. O zamandan ağzıma dolandı benim.de..

    Bir şey yaklaşıyor. Geliyor.. Ve biz bunun bilgisine sahibiz ama farkındalığımız ne kadar Kalperenler?

    Bu siteyi artık yüzbinlerce insan biliyor. Arasında şerlisi de var, rahmanisi de var, araftakileri de... Her meseleye kulp takan, kılıf bulan cahiller var. Misal Oktan abi Türklüğü anlatırsa anlatsın halen ee Kürd Çeçen, ümmet.. vs diyenler. Yanlış anlamayın hepimiz kardeşiz, sadece diyorum ki kimileri Oktan abiyi hiçbir zaman anlamayacaklar, ÇÜNKÜ anlamak istemiyorlar. Allah basiret ve feraset nasip eylesin..

    Naçizane bu iş amme hizmeti olarak devam etse bile... Neyse burasını geçelim...

    Oktan Abim, Erol abim, Latif Babam, Kulbak Bilgem... Hiçbirinizi görmedim ama özledim. Seviyorum sizleri, Allah'a emanet olun, Allah razı ola sizlerden...

    Zafer H.
  • Orbay / 23 Ekim 2014 11:28

    99 Depremi ve Ufo

    http://www.uzmantv.com/17-agustos-depreminde-ufo-hareketleri-nasil-artti
  • Gök_Türk / 23 Ekim 2014 10:51

    Uzay mekiğini kim vurdu

    ABD lilerin uzay mekiği Columbia geçtiğimiz yıllarda atmosfere girerken yanarak parçalanıp yok olmuştu. Yani en azından bize öyle söylendi biz de inandık... Ama aşağıdaki görüntülere göre uzay mekiği dünyaya girerken değil de uzayda vurularak parçalanmış. Büyük ihtimalle bize gösterilenler de bu vurulmadan sonra atmosfere düşen parçalardı.
    ABD lilerin uzay mekğini kim vurdu. Daha da önemlisi neden vurdu. Nasıl bir şer amaca hizmet ediyorlardı ki acaba güç sahibi birilerinin hedefi oldular?

    http://www.youtube.com/watch?v=AaZW75jJjnw
  • kadir21 / 23 Ekim 2014 10:31

    diğer ırkları kim koruyor

    sayın keleş, sadece bunlar Türk ırkınamı yardım ediyorlar.kürdü,çeçen,boşnak vs.ilgili kimse yok mu?(yakın zamanda yüzbinlerce boşnak katledildi)
  • M.M. / 23 Ekim 2014 10:22

    .

    Uzay 1999 diye yıllar öncesinde bir film vardı.Uzayda yolculuk, uzay gemileri, farklı insanlar felan.1999 tarihi bence çok önemli.Hiç hatırımdan çıkmaz.
  • Mustafa Yıldırım / 23 Ekim 2014 09:34

    172 konu

    Şaşkınlıkla okudum ve tekrar tekrar okuyorum iyice anlamaya çalışıyorum.. acaba sutuboğda mehdi ye mi işaret verilen tarih bununla mı ilgili?
  • Serhan Barbaros / 23 Ekim 2014 09:22

    99 depremi

    Şüphesiz Allah CC en doğrusunu bilir , 99 depreminin gölcükteki yansıması ve ordan istanbula etkisi gölcükteki tatbikat sırasında yahudilerin haşa suni deprem oluşturma ile olması kanıtlara göre büyük olasılıktır , Kulbak Bilgeye göre bunun daha felaketinin Allah CC tarafından önlendiğini anladığımız sanıyorum
  • beklenen / 23 Ekim 2014 08:42

    verilen tarihe 40 kala ümmetin anlayanına sıkı bir uyarı... de Oktan kardeşim tedbir amaclı yapılması gereken bir şeyler varsa lütfen söyle de boşta kalmayalım.
  • sakaryadan hüseyin / 23 Ekim 2014 08:15

    DEPREM OLDU

    Paylaşmak istedim ilginç bir şey yaşadım,216 numaralı resimdeki yazıyı okuyordum konu 1999 depreme gelince
    4.5 büyüklüğünde deprem oldu hepimiz kendimizi dışarı attık
    devamını okumaya korktum açıkçası tevafukmu başka birşeymi bilmiyorum.
    kulbak 15 de çok etkiledi, devamını biraz ürperti ile bekliyorum saygılar.
  • Giritli Behçet / 23 Ekim 2014 07:10

    C* IYI

    02.12.2014 Tarihi bana sadece bir şey hatırlattı.O da OŞİNNİSBAT........mı acaba?

    Saygılarım ve Hürmetlerimle
  • Turkuaz Zırhlı / 23 Ekim 2014 05:46

    Kang ve Kan Karşıtlığı-Kangtürkler

    Eski Türkçede iki sözcük vardır: kang ve kan. Kang sözcüğündeki "ng" sesleri nazal n olarak okunabilir. Yani tek ses gibi. O zaman Kang Eski Türkçede "baba" demek. Yani, aynı zamanda "ata" diye de düşünülebilir. Kan sözcüğü ise normal "n" sesiyle yazılır ve "han" yani "kağan" anlamına gelir ("k" sesi günümüzde "h" sesine dönüşmüştür: kan > han; aynı kangı > hangi gibi). O halde sayfa 215'te geçen kangtürkler "babatürkler" veya "atatürkler" anlamına gelmektedir.

    "Tengri hepinizin ışığını tamamlasın!"
  • Orhan Şahin / 23 Ekim 2014 05:07

    AH AH
  • Kalperen / 23 Ekim 2014 04:24

    .....

    HEyecandan tir tir titreyerek okudum bu bolumu . Hangisine hayret edecegimi sasirdim . Simdi oturup uzun uzun aglamak istiyorum gecenin bu saatinde tek basima . Ne cahilmisim , ne kadar az sey biliyormusum ... Bir ruya gormustum '' ebabil'' midir gorduklerim bilemem ama , kizgin bakisli isiktan kuslar bana dogru geliyorlardi , ben dunyada olduguma gore dunyaya dogru geliyorlardi karanlik bir gokyuzunde . Sayilari coktu , gozalabildiginceydi , sonlari gorunmuyordu.
  • x / 23 Ekim 2014 02:25

    216 Anka Kuşu ?

    Sır, 9
  • alaca / 23 Ekim 2014 02:22

    Kulbak Bilge 15

    bir çok sorumuz var İnşallah cevaplarına ulaşabiliriz... anladığımız kadarıyla bir önceki bölümde anlatılan manyetik tufandan kurtulanlar olmuş. en çok göze çarpan bilgi ise bizce Sutuboğda. 170 ve 171. sayfaların çok dikkatli okunması gerekir gibi. zannediyoruz orada elde edilecek bilgi ve anlam aynı şekilde 172. sayfaya yüklenecek. annunakiler veya önderlerinin nerde yaşadıkları bizim anladığımız kadarıyla bir önceki bölümde yine söylenmişti. Eski Mısır'a indiklerine göre çoktan Güneş sistemine yerleşmişlerdir. fakat Eski Mısır'a geldiler de neden geri dönemediler? mezarları yeryüzünde yazılı olduğu söylendi.. ve Mısırda araştırmalarda çıkacaktır.. bu noktada Fizik Alemi ve Metafizik aleminin yani sayfa 190'ı da anlamamız gerekir gibi.. eğer biz Sutuboğda'yı birazcık anlayabilirsek altta verilen tarihi de zannediyoruz anlayabileceğiz. Acı Su, tatlı su ile farklılaştırılıp ve tuzluya dönüyor gibi bir anlamla anlayabilir miyiz acaba? acı karıştırılmış su bir setten geçerken tatlı suyla karıştırılıp tuzlanması gibi.. 16 Ak Sakallılar Meclisinde bir de Kadın Atamız varmış. bunu da yeni öğrendik.. Sonsuz Teşekkürler Han Kağanımıza..
  • Kürşad Gürsoy / 23 Ekim 2014 02:09

    Yine Uykusuz Bir Gece

    Sayın Oktan Keleş ve ekibi, sizlere çok şey borçluyuz. Günümüzde doğru bilgiyi mumla ararken sizler bize sırları karşılıksız sunuyorsunuz. Hakkınızı helal edin. Allah razı olsun.
    Degerli Kalperen abilerim, ablalarım, kardeşlerim yorumlarınızı bile dikkatle takip ediyoruz. Lütfen düşüncelerinizi paylaşmaya devam edin.
    Allah tüm Kalperenlerden razı olsun.
  • ateş / 23 Ekim 2014 00:52

    uzayda doğan bebek..

    Bakın, bu amaçlarını nasıl kamufle etmişler... http://www.kuark.org/2013/10/uzayda-dogan-canlilar-icin-yer-cekimi-iyi-olmayabilir/
  • ateş / 23 Ekim 2014 00:37

    Sirius?

    Selam olsun tüm aileye, Oktan hocam bizi ötelerin ötesine götürdün yine. Allah cc. senden razı olsun değerli hocam. Şira' dan gelenler, eski Mısır' dakileri saptırdı ise, Sirius la ilgili tüm varsayımlarım çökmüş demektir. Son derece şaşkınım. Zamanın insanlarının, Sirius'tan gelenleri, kendi gözlerinde tanrı yerine koyduğunu düşünüyordum. Ama, Oktan hocamız apaçık, gelenlerin insanları saptırdığını söylüyor. Yeniden tefekkür zamanı.. Gökteki heyet, yerdeki heyetin geciktiğini söyleyip, ' onlar gelmezse, biz gideriz' diyor. Zamanlar arası yolculuğa yeni yeni adapte olmuşken, çünkü dünya üzerinde idi, bizimkilerin gezegenler arası yolculuk da yapıyor olması akıl sınırlarımı daha da genişletmeme neden oldu.Bakalım daha ne sırlara vakıf olacağız? Kuran'ın son harfinin S olmasının, Şeytanın hükmünü yayacak olması ile ilgili olarak şunu söylemek isterim. Sonsuz ilim sahibi Allah cc., dileseydi denizlerin suyunu baştan tuzlu yaratır, böylece şeytanın acılaştırdığı suyu kurtarmak için Ilyas as. tuzu kulanmak zorunda kalmazdı. Fakat biliyoruz ki Allah Teala yarattığı herşeyi bir sebebe dayandırır. Dolayısı ile, Ilyas as.ın denizlerdeki görevini yerine getirebilmesi için, Şeytanın tufanla birlikte suya girmesi gerekiyordu. Demem o ki, Iblisin de bir görevi var ve günün sonunda bu görevine binaen yeryüzünde hükmü hakim olacak olabilir mi acaba? Hayatın imtihan sırrı...Ayrıca, yeryüzü insandan evvel cinlere aitti ve Iblis de cinlerdendir. Insanın yeryüzündeki imtihanı sona erip başka bir boyut veya gezegende ahir hayatına devam edecek olmasından sonra, yeryüzü tekrar cinlere ve Iblise, hükmünü devam ettirmek üzere geri verilecek olabilir mi? Bir başka konu ise verilen tarih meselesi..Ortak yorumlara göre, bu tarihte gök atalarımızın gelmesi bekleniyor. Bundan önceki gelişleri 99 depremine müdahale için olmuş. Şimdi dikkatinizi bugün duyduğum bir habere çekmek istiyorum. Yalova'ya 10bin adet yatak gönderilmiş! Ne için? Kim için? Bilmiyorum. Durup dururken, neye hazırlık yapılıyor acaba? Yeni bir deprem ve önlemek için atalarımız yine yardıma mı gelecek? Ayrıca, 99 depreminin yıkımını düşünürsek, ya bir de önleyici müdahale olmamış olsaydı? Yıkımın boyutunu düşünemiyorum bile! Netice de, konjonktürün global boyutta değişmesine sadece 2.5 ay kaldı. Bakalım neler göreceğiz?
  • yedi dokuz yedi / 23 Ekim 2014 00:05

    2 aralik

    kizil elma veya altin işik dünyada görülme saatimi bir tür
  • kalperen / 22 Ekim 2014 23:44

    marmarada deprem oldu 99 hatırlandı

    istanbulda hissedildi büyüklüğü 4.5
    enteresan olan 216. resimde 1999 marmara depremine atıf var,216 toplamı 9 4.5 toplamı 9 yani şiddetin sayısı
    şimdi dikkat deprem kandilli açıklamasında saat tam 20 11 de oldu bu sayı 211 yapıyor sıfırı at, peki 211. resimde konu ne resim ne?saat.bunlar tesadüfmü ?kulbak 15 yayınlnma gününde olmasıda enteresan.bence kulbak bilge bize kimbilir bir çok sırrı veriyor ariflere.
  • fahrettin oğuz / 22 Ekim 2014 23:08

    Giovanni Scognamillo, “Dünyamızın Gizli Sahipleri”, kitaptan alıntı

    Selamün aleyküm kalperenler

    Eskimolar, ilk kabileleri taşıyan “tanrı”lara “Çelik Kanatlı Tanrılar”ya da “Dev Uçaklar” diyor. Buna benzer bir inancı kimine göre 38.000 kimine göre ise 12.000 yıl önce Ortaasya’dan göçen başka bir toplulukta daha buluyoruz, yani Kuzey Amerika yerlilerinde.

    Piat Kabilesi reisi Yanmay, şöyle diyor:

    “Eski geleneklerimize göre Kızılderililer, yüce ruh Gitche Manitu tarafından Uzay’da yaratıldılar. Yüce Ruh, çocuklarını barındırabilecek bir yer bulabilmesi için Gökgürültüsü Kuşu’nu (Thunderbird) yeryüzüne gönderdi. Gökgürültüsü Kuşu da bu toprakları (Dünya gezegenini) keşfedip Kızılderilileri kuzeye taşıdı.”

    Delaware’de yaşayan Leni-Lenape kabilesinin yerlileri ise, kendilerine tarımı ve avcılığı öğreten uzun sakallı, beyaz tenli, görevi bitince uçup bulutlarda kaybolan bir tanrıya inanmaktadırlar.

    Kanada Kızılderilileri’nin folklorunda sık sık tekrarlanan bir inançları vardır:

    “Yeryüzünde yaşayan insanlar, önceden başka gezegenlerde yaşardı. Bütün insanlar, uzak dünyalardan gelen halkın torunlarıdır.”

    Kraliçe Charlotte Adası sakinleri, ateş saçan dairelerle yıldızlardan inen Yüce Bilgeler’den, Navajoslar’da uzaydan gelen, uzun süre yeryüzünde kalan, sonradan uzak dünyalarına dönen yaratıklardan söz ederler.
  • babilim / 22 Ekim 2014 22:56

    Sorularımı Cevaplarsanız sevinirim

    Arkadaşlar üstün körü fotoğraflara baktımda
    ilk tespitlerimi paylaşıyım sizlerle gerisini size
    bırakıyorum
    Bu çizim tekniğinin özel olduğunu hepiniz farketmişsinizdir
    Her zaman görebileceğimiz bir çizim tekniği değildir bu.
    Örnek vermek gerekirse hemen karşımıza çıkan ilk resim deki
    kişi size tanıdık geldi mi?
    Ve ya arkaplandaki beliren silüetler sizinde dikkatinizi
    çekmedi mi?
    Bu açıdan bakalım biraz.
    218.çizimde kızıl elmanın yanında bir mevlevi mi var?

    Ya da 207 deki camda ne yazıyo altındaki surat kimin ?

    204 deki ablanın(sağdaki) kafasının üstü kurukafayı andırmıyor mu?

    200 deki incelenen bir yüz ifadesi mi?

    190 da arkada renkli olarak verilmiş okunamayan yazı nedir?

    Ya da 187 deki silüetlerin yanı sıra soldaki ve ortadaki
    turkuazla betimlenmiş şekiller neyi ifade etmekte?

    185 deki firavunun şapkasındaki şekil neyin temsili?

    184 ve 183 ün bir arada yer aldığı bu çizimde binalardaki
    tam anlaşılmayan altın rengi şeyler ne?

    Birazda bu soruların cevaplarını arayalım lütfen
    bu serinin en güzel yanlarından birisi de fotoğraflardaki ya da çizim
    tekniğinde ki incelik.
  • Murat Ç. / 22 Ekim 2014 22:47

    Hocam muhteşem bilgier
  • Aynur Velioğlu / 22 Ekim 2014 22:24

    ................

    Ay Türbedarı sözü benimde dikkatimi çekti.daha önce 4 kardeşten birinin mezarının ayda olduğu yaZılmıştı. Birde burda ayda yaşayanlardan değil Ildız Yurttan bahsedilmiş. Sanırım iki kardeşin gittiği yıldız sisteminde bir yer burası. Ayrıca yer türkler geç kaldı deniyor. Burasıda çok ilginç. Demekki sadece gelen yok gidenlerde var.Tabi bunun mahiyetini merak ediyor insan. Nasıl gidiLiyor kimler gidiyor ne zamandır gidiliyor En önemlisi nereye gidiliyor.
    Türk mitolojisi özellikle araştırılmalı demişti Oktan hocam. Türk mitolojisinde şamanların önce yeraltına girip ondan sonra demir kazık yıldızına çıkmaları anlatılır. Yerin göbeğinden göğün göbeğine yolculuk olarak geçer. Çok sıRlar var. Hakikaten hiç bir şey görünen kadar aldatıcı değil. Selam ve dua ile tefekküre devam.
  • zeynep / 22 Ekim 2014 22:15

    Keşke iade-i ziyaret yapsalar bu konulara çok meraklıyım.Görmek isterdim
  • B.Garip / 22 Ekim 2014 21:57

    Kayı Boyu Damgası

    Evvela 16 Yildiz ailesine, onaltiyildiz.com sevenlerine selam olsun. Her sayfa için, her cümle için saatlerce tefekkür edilmeli. 16 Yıldız'dan Allah razı olsun. Gözüme takılan son resimdeki Ay Türbadarı Ay Boldi Atamızın Kayı Boyu Damgalı resmi.Oktan Baba (Deruni Baba) sizi çok seviyoruz. Allah sizden razı olsun.
  • bir dost / 22 Ekim 2014 21:50

    vay anasina

    Dostlarim yapilan yorumlarda iyilik tanrisi , kotuluk tanrisi gibi yorumlar bu siteye yakismiyor . Tanri tektir , Türk onun hizmetcisidir . Dünya disindan gelecek olan türkler aceba bizi Türk olarak görecekmi. Bizi Adam yerine koyacakmi .Basimizdaki Adam ne diyo ,,ben gürcüyüm,, eee daha ne . birde bu Ufo vakalari neden en cok Aksarayda görülüyor sebebi ne , aceba Aksaray da yatan 6 000 evliyaullahla bir alakasi varmi .Latif babanin dedigi gibi ´´ onlarin Beyaz sarayi varsa bizimde AKSARAY imiz var ´´ NE MUTLU TÜRKÜM DIYENE ´´ Kehf suresine dikkat her Cuma okumaya devam . bilhassa 16 yildizcilar , SELAMÜN ALEYKÜM .
  • serkankamil / 22 Ekim 2014 21:19

    kızıl elma

    13 saatte 107.000 üzeri okunma sayısı müthiş.benim de sayfa 218 deki aksakallı dedenin asasında bulunan hilal-kızıl küre dikkatii çekti.
  • bekir ozturk / 22 Ekim 2014 20:56

    son resimdeki bilge

    Son resimdeki bilge, HankKahn mi? Devrinin yada bulundugu yerin HankKahnimi?
  • bekir ozturk / 22 Ekim 2014 20:51

    2 aralik ta ne oldu?

    2 aralik 1974 te mars gezegenine ilk vasita, arac inmis!!! O halde oralardan bir iadeyi ziyaretmi olacak?
  • Hasan Ö. / 22 Ekim 2014 20:41

    1999 Depremi

    Aktüel programlarını çok izleyen biriyim. Birisinde 1999 depreminde uzayda olan bir savaştan bahsedilip hızlıca konu kapatılmıştı.Acaba verilen sır bu durumla alakalı bir sır mıdır?
  • bekir ozturk / 22 Ekim 2014 20:30

    yasin

    Yasin kardesim, 26.000 yillik devir bence makul birde munir derman hocamizin 25. Yil donumu ve 1914 yuzuncu yilindaki gibi 3. Dunya savaş doneminemi giriyoruz. Tarihede cok takilmadan tefekkure devam
  • dertli mümin / 22 Ekim 2014 19:39

    müthiş bilgiler

    oktan babadan ve ekibinden ALLAH RAZI OLSUN 16 yıldızdan oktan babadan bizleri haberdar eden ALLAHA ŞÜKÜRLER OLSUN YA BİHABER OLSAYDIK ? düşünmek bile istemiyorum sf 178 de başlayan çizimler şeytanın silüeti midir ? uzaylı bir yaratık gibi sanki bu çizimde 7 sayfa var 7 renk içerisinde ışığın 7 renge bölünmesi tayf ? hatırlayın seride daha öncede tayf konusu geçmişti sf 186 da ki çizimde bir göz insan gözü gibi lakin diğeri sürüngen (reptilian mevzusu ) gözü gibi ? sf 187 de 9 nokta neyi anlatıyor ? şeytan ve avanesi insan nüfusunu azaltmak istiyor o sebeple savaşlar salgın hastalıklar (günümüzde mers-ebola vb obamanın ebola mücadelesinde atadığı czarın tıbbi geçmişi deneyimi yok !!! dahada ilginci adamın röportajı var dünya nüfusu azaltılmalı diye kısacası tam rezillik ) abd ordusunun ebolaya tam koruma sağlayan aşıya sahip olduğu rusyanın bunu istediği abdnin vermediği söyleniyor o sebeple putin nükleer savaş uyarısı yapıyor http://www.whatdoesitmean.com/index1810.htm insanın cinsel ihtiyaçlarını robotla karşılaması karşı cinsten uzaklaşması bunun akabinde yuva kurmaması nüfusun artmaması vb. bu konu fringe ve almost humanda işlenmişti iyi gösteren kılıfta hazır cinselliğe dayalı suçlar azalacakmış vs. latif baba güzel mesajlar verdi duygulandırdı bizleri sağolsun sf 214 zamanın tükeniyor denmesi aklımızın bir köşesinde kalsın son sayfalardaki bilgiler dehşet !!!! uzaydaki atalarımızla toplantı istişare yapmak kaç kula nasib olur ? AY TÜRBEDARI DENİYOR DİKKAT !!! abdnin niye ayı bombaladığına ilişkin bir ipucu daha hedef acaba türbe ve türbedarı mı ? daha önce 1999da gelip yıkımı engellediklerine göre yine DEPREM Mİ OLACAK ? 2 ARALIK buna işaret mi ? hadi hayırlısı bakalım KALPEREN KARDEŞLERİM 2 SATIRDA OLSA PAYLAŞIMA DEVAM TEFEKKÜRE DEVAM SELAMETLE
  • Yasin Akdoğan / 22 Ekim 2014 19:34

    Çözdüm!

    Tarih "02.12.2014" --- 26.000 yıllık döngünün sonu YENİ DEVRİN BAŞLANGICI!

    Bilim bunu söyler gözüm onları gözler...
  • cemcivan / 22 Ekim 2014 17:55

    2 aralik

    2 aralik 2014 tarihi Dr.Munir Derman Hazretlerinin Hakka yurumesinin 25.seneyi devriyesi..Belki konuyla alakali bir kapi acabilir kalperenlere..
  • BEKİR ÖZTÜRK / 22 Ekim 2014 17:42

    MaşALLAH!

    MAŞALLAH, İLK GÜNDE NEREDEYSE 8 SAATTE Yüz bin üstü bir OKUMA!
    ALLAH C.C. ilmimizi artırsın. Amin
    OKUYANLARA SELAM OLSUN
    İKRA! İlk ayetteki gibi OKUYALIM
    SAYGILARIMLA
  • BEKİR ÖZTÜRK / 22 Ekim 2014 17:34

    KULBAK YÜRÜYOR,Kalperenler yerinde duramıyor!

    Slm.A. Sevgili kalp erenler
    Açık verilen tarih 2.12.2014 toplamı: 12, on ikinin bir biri ile toplamı 1+2: 3, ve 12+3=15 bu sayılarla 12. sure 3. ve 15. ayetlere baktım mealen şöyle;
    yusuf suresi 3 ve 15. ayetler:
    "3. Biz sana bu Kur'an'ı vahiy etmekle sana en güzel kıssayı anlatıyoruz. Halbuki, sen ondan evvel elbet de bilmiyenlerden idin.
    15. Vaktaki, Yûsuf ile beraber gittiler ve onu kuyunun dibine atmaya ittifakla karar verdiler. Biz de ona şöyle vahy ettik: And olsun ki, sen onlara hiç farkında olmadıkları halde bu işlerinden elbetde haber vereceksin."
    surelerin 3 ve 15 inci ayetlerin, ikinci bölümleri çok açık!
    " Halbuki, sen ondan evvel elbetde bilmiyenlerden idin." (3.ayet)
    "And olsun ki, sen onlara hiç farkında olmadıkları halde bu işlerinden elbetde haber vereceksin." (15 ayet)

    Birde KEHF SURESİNDE GECEN "RAKİM" bilgisi
    "(kehf suresi - 9 ) "Yoksa sandınmı ki; Eshabı kehf ile Rakım, bizim âyetlerimizden şaşılacak bir şey olmuşlardır." ÖMER NASUHİ BİLMEN TEFSİRİNDEN AYETLER!!!!
    "Rakim, bir lâvhadır ki onda ashab-ı kehfin adları, kıssaları yazılmış, mağaranın kapısı üzerine asılmıştı"
    Taş levhaları birde "RAKİM" Bilgisi olarak değerlendirmek nasıl olur?
    Bu sefer ki serideki bilgilerin devamı daha deruni olaçaktır!
    Sultanımız bizi hem titretiyor, lakin üşümüyoruz. heyecanlıyız. hazır ve bekliyoruz.
    Saat göndermesi çok güzel. Hiç bir şeyi unutmayacağız.
    Kazıların yapılması ve aranılanların bulunması, saklanması saklanması için zaman yolculuğu çok güzeldi.
    Atalarımızla buluşmamıza az kaldı. İnşALLAH!
    Biz hayırlıları beklerken birileride şerlileri bekliyor. Uzaylıların sürekli kötü gösterilmesi de gelenlerin Şeytan ve avanesinin düzenini yıkacağı için ilk anda bellekleri zehirlenmiş insanlara iyi ve HAK tarafına saldırtma amaçlı olduğu aşikar ve çok açık.
    Acaba diyorum. Alemlere rahmet efendimizin diğer boyut, evren yada dünyalarda yada gök atalarımızın yanında yaşayan bir evladımı var? belkide onun soyundan bir hayırlı evlat ta gök atalarımızla geleçekmi? Miraça giden efendimiz yada tayyi mekan yapan efendimiz o yerlerde de bir aile kurup, evlenip soyundan bir evladı da bu güne gelip bir anda ortaya çıkaçak denilen MEHDİ mahlaslı hayırlı evladmı? ALLAHUALEM
    Düşündüklerimiz inşALLAH YANLIŞ ANLAŞILMAZ!
    Akıl deli ben deli malum gölge oyunundaki Bekir de; "tuzsuz DELİ Bekir"
    Bekir isimlerinin önünde her daim bir DELİ lakabı vardır :)
    Düşündüklerimiz çok saçma geldi ise bir delinin hezeyanları deyip, gülüp geçiniz.
    Saygı sevgi ve DUALARIMLA,
    SULTANIMA, 16* ,Kalperenlere, onaltıyıldız takipçilerine ayrı ayrı selam ediyor. Büyüklerin ellerinden, Küçüklerin gözlerinden öpüyorum.
    Beyin fırtınasına ve TEFEKKÜRE devam.
    Daha açılacak çok kapı var.
    BozTÜRK
  • Selçuk KARACA (Battal GAZİ) / 22 Ekim 2014 17:03

    C* Nefsini çıkar geri kalana insan derler evlat C*

    .

    C* C*
  • zeynep / 22 Ekim 2014 16:58

    Stargate serileriyle gerçekten çok benzeşiyor.Stargate ilk dizide guald denen yaratıklar vardı,uzaydan gelen ve kendilerini tanrı olarak tanıtıyorlardı adlarıda ra apofis vsdi.Stargate atlantiste kadimler var bunlar gelişmiş insanlar ve çeşitli dünyalara insan ırklarını bırakıyorlar.
  • orkun akar / 22 Ekim 2014 16:53

    düzeltme

    Selam selam....Bir önceki yorumumda Necm suresinin iniş sırasını yanlış yazmışım...Doğrusu 53 değil 23 olacak...O zaman 53+23=76.....7+6=13....Asr suresi....O asra andolsun ki insanlar hüsrandadır....O asır bu asır olsa gerek....16lara, ekibimize, yolunu yıldızlarla doğrultanlara Rabbim güç kuvvet versin.....EyvAllah....
  • ali kerem / 22 Ekim 2014 16:32

    tarihe dikkat

    arkadaşlar o tarih belkide ay/gün/yıl şeklinde verilmiş geçmişteki bir günü işaret eden bir tarih olmasın ?
  • Selçuk KARACA (Battal GAZİ) / 22 Ekim 2014 14:53

    C* C* C* C* C* C* C* C* C*

    216.Resim:

    “Biz gidelim yerdeki soyumuza, Turkun torunlarına, 1999’da gitmiştik, yıkımı önlemek için…”

    • 11.08.1999 – Son binyılın son güneş tutulması – 143 saniye sürdü.
    • 17.08.1999 – Sabah saat 03:02 Kocaeli – Gölcük 7,5 şiddetinde deprem.

    “Fatih’e karşı olan hınçları bugün bile geçmiş değil. Aradan asırlar geçti ama onların kini geçmedi. Fırsat kolluyorlar. Yangınlar, depremler daha ne fırsatlar beklediler. Ama Fatih’in yanına yanaşamadılar. Oralar da boş değil evlat, oralarında kendine göre bekçileri var. Zaten Fatih kendini koruyamıyorsa, Fatih değildir! Bu söz, inceler incesinden ehline bir sözdür, unutma!

    Teknolojinin imkânlarından yararlanarak, suni depremler oluşturma hevesinde olan bazı gözü dönmüşler, deprem bahanesiyle ilk yok edecekleri yer; Fatih’in türbesidir. Hadi onlara bir şey demiyorum, onların amacı belli. Bizim deprem konusunda çalışma yapan kurumlarımızın başındaki en yetkin hocalar, niye “İstanbul’da deprem olursa, Fatih Camii yıkılır” diyorlar. Neden Fatih’i ön plana çıkarıp, insanların bilinç altına işliyorlar. Amaç, yarın deprem olduğunda, suçu depreme atmak. Fatih’in naaşını çalıp, depremde yok oldu demek. Ama şimdiye kadar, bu kadar plan program yapmalarına karşı, Fatih’in naaşını çalamadılar. Ayasofya’yı ön plana çıkararak, Fatih Camii ve türbesi ile ilgili emellerini gizlemeye çalışıyorlar. Bu konuda uyanık olmamız lazım…”

    http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=237
  • metin / 22 Ekim 2014 14:51

    Çöldeki sinemada GÖZ mü var?

    Google Earth'in sinema koordinatlarında alt tarafta, tam koltukların baktığı yerde büyükçe göz simgesi var gibi.

    Programda 2010 ve 2011 yılındaki arşiv görüntüsünde net görünüyor, fakat sonraki ve mevcut görüntülerde o bölge yok edilmiş.

    http://i.hizliresim.com/Lo0Lka.png
  • Baran Aydın / 22 Ekim 2014 14:47

    Gönüllerin Sultanı, GÜNEŞ'İMİZE

    Sultan Şeyh Ahmed Yesevi'nin yaktığı ATEŞ, Ateş değil sanki ŞERBET iç dolu dolu...

    İÇİRENLERE SELAM OLSUN...

    TÜRK'ÜN HAKİKATLERİ İHYA OLUYOR, OLACAK!!!
  • Oğuz Doğan / 22 Ekim 2014 14:29

    Sirius ve 2.12.14 - Fotoğraflı Birkaç Teorim

    Düşünen insanlar çağına hoşgeldiniz diyordu muhterem bir zat. Acaba bu tarih gerçekten milli bir şuur oluşumunun göstergesi midir?
    Sirius'un 100 yılda bir ya da iki kez görüldüğü söylenmektedir. Sirius yüzyıllardır hatta asırlardır insanlığın ilgisini çekmeyi başarmıştır.

    Aşağıdaki bağlantılarda sirius ve belirtilen tarih üzerine düşünüp beyin fırtınası yapıp, derleme bilgiler edindiğim birkaç teoriyi kağıda aktardığım fotoğraf var.

    Sizler de düşünüp tahlil ederseniz, paylaşırsanız çok memnun olurum.
    Allah Teala hepinizden razı olsun, sizleri başımızdan eksik etmesin ey güzel insanlar..

    http://i.hizliresim.com/VyRj7v.jpg
    Alternatif bağlantı: http://s4.postimg.org/p5o5m6qst/20141022_140559.jpg
  • ESVET ÖZER / 22 Ekim 2014 14:02

    TARİH

    VERDİĞİNİZ TARİH DİKKATİMİ ÇEKTİ..ŞAŞIRDIM..BİR SIR VAR..VE ŞUBATTA..BENİMDE DOĞUM TARİHİM O AYDA:)):)
  • Kamil Türk / 22 Ekim 2014 13:47

    Temir Atam güldürdü,Latif Babam ağlattı,Ayda Boldı atamız düşündürdü her zaman ki gibi Oktan abi şaşırtmaya devam ediyor.Selam
  • Fatih GÖK / 22 Ekim 2014 13:41

    .

    27°57'45.8"N 34°15'13.9"E Google earth koordinatları.
    183.resim burası olabilirmi?
  • Selçuk KARACA (Battal GAZİ) / 22 Ekim 2014 13:35

    C* C* C* C* C* C* C* C* C*

    2 Aralık Astroloji takviminde Yay Burcuna denk gelir. Yay Burcunun Uğurlu Taşı Turkuaz, Gezegeni ise Jüpiter’dir. Türk Kozmogonisinde Ülgen’i Jüpiter olarak özdeşleştirebiliriz.

    1-) Altın Yay’ın Sahibi Bozoklar: Türk mitolojisinde "göksel boylar"ı (semavi kavimleri) ifade etmek için kullanılan bir kavramdır. Bunlar, Oğuz Han’ın ikinci (gökten inen) eşinden olan üç oğlu ve onlardan türeyen boylardır. Altın Yay’ın sahibidirler. 24 Oğuz boyundan 12'sini oluştururlar.

    • Şeytanilere: “Kaçacak deliğiniz kalmadı…”

    2-) Ülgen: (Azerice: Ülgen, Hakasça: Ӱлген, Kırgızca: Ульгень, Rusça: Ульге́нь, Osmanlıca: اولگن) - Türk ve Altay mitolojisinde İyilik Tanrısıdır. Ülken (Ülgön) Han ve Moğolcada Ulgan Han. Göğün 16. katında yaşar. Kayra Han’ın oğludur.Türk mitolojisinde(Tengricilik döneminde) Türklerin iyilik tanrısıdır. Tek Tanrı inancında Göktanrı'nin oğlu ve gökyüzünün hükümdarı olarak görülmüştür.Bai Ulgan, Ulgan gibi adlarla Sibirya kavimlerince de yaratıcı tanrı olarak anılır.

    Göğün 17. katında oturan Kayra Han'dan 'dönüşüm' yoluyla yaratılan göksel üç tanrı sıralamasında ilk sırada yer alan ve göğün on yedinci (veya onaltıncı) katında oturduğuna inanılan, hava durumunu, verimliliği ve doğurganlığı yönettiği kabul edilen, sonraları işlevlenerek Göktanrı'nın yerini alan tanrıdır.

    Kayra Han’ın oğludur. Altın Dağ’da, altın kapısı olan altın bir sarayda yaşar. Altın bir taht üzerinde oturur. Kayra Han’dan sonra ikinci derecede öneme sahiptir. Gök cisimlerini yönetir. Göksel ve meteorolojik olayların ilk kaynağıdır. Biri ak, diğeri kara iki taşla gelerek (veya Korbolko Kuşu ile bu taşları göndererek) insanlara ateş yakmayı öğretmiştir. İyilik yapmayı sever. Uzun saçları vardır. Yanında büyük bir kalkanı bulunur. Elinde yıldırımlar gönderen bir yayı vardır. Yıldırımlar ve şimşekler onun silahıdır. Yıldırımla vurduğu yer kutsallık kazanır. Yedi oğlu ve yedi kızı vardır. Gökçe (mavi) renk ile simgelenir. Göğün hakimidir. Dünyayı taşımaları veya destek olmaları için üç tane balık yaratmıştır. Elindeki topuzu, yaşam ağacının köklerine benzer ve öylesine dallı budaklıdır. Bildiğimiz Güneş, Ay ve yıldızlardan (tüm gök nesnelerinden) çok uzakta yaşar. Biri sağında ve diğeri solunda iki ak Güneş bulunur. Bu gök nesnelerinin her biri kendisine ulaşmak isteyen şaman için bir engeldir. En güçlü şaman bile en fazla Altınkazık (Kutup) Yıldızına kadar ulaşabilir. Daha öteye gidemez. Betimlenirken ak, parlak, gürültücü (künürtçi), yakıcı (küygekçi), şimşekçi (yalgınçı) gibi sıfatlar kullanılır. Ezeli ve ebedi kabul edilir. Evrenin başlangıcında yalnızca Ülgen ve Erlikvardır. Kaz ve kuğu kılığına girerek sonsuz suyun üzerinde uçarlar.[1] Tanrı Ülgen Erlik’den daha güçlüdür. Erlik’in yaptığı hileleri anlamakta ve onu cezalandırmaktadır. Kayra Han ise evrenden önce de mevcuttur. Yaşlı ve bilge bir görünüm ile tasvir edilir. Üç, altı, dokuz ya da 12 yılda bir görkemli törenler yapılarak kendisine beyaz kısrak kurban edilir. Üç börkü (başlığı) vardır, uzun sakallıdır. Aslında çoğu zaman bir karısından bahsedilmediği halde birkaç yerde eşinin adı “Taz Hanım” (Kel Hanım)’dır. Bindiği hayvan da Kelke adlı kel bir öküzdür. Moğolcada pek çok Tanrının adının sonunda yer alan Ulağan (Ulagan) sözüyle de bağlantılı görünmektedir. Vogullarda Ulgon olarak yer alır ve ateşin kaynağı olarak görülür. Mani Dini ile birlikte Ahura Mazda (Hürmüz) ile özdeşleşmiştir[2]. Bu nedenle bir ünvan olarak Moğol mitolojisinde "Hormosta", Türk mitolojisinde "Kurbustan"[3] adıyla da yer alır. Moğollara göre 55 Batı Tanrısının başında bulunur[4]. Türk Mitolojisi'ndeki karşı imgesi Yeraltı Aleminin Hükümdarı ve kötülük Tanrısı Erlik Han'dır.

    Ülgen'in "Karakuş Han, Karşıt Han, Pura Han, Burça Han, Yaşıl Kan, Kanım Han, Baktı Han" adında yedi oğlu ile Ak Kızlar veya Kıyanlar diye adlandırılan dokuz kızı vardır.

    Altay mitolojisinde ise Ülgen'in, göğün üçüncü katında oturduğuna inanılan iki oğlu vardır. May-Ana ve May-Ata.

    http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%9Clgen

    •Sultanım! Kulbak Bilge serisi çıtasını yükselterek bilgi dağarcığımızı yükseltmekte. Elhamdülillah, Çok Şükür, YA GANİ… Kaleminize, yüreğinize ve canınıza sağlık olsun. Cenab-ı ALLAH sizi başımızdan eksik etmesin. Huuu!

    C* C* C* C* C* C* C* C*
  • Yasin Akdoğan / 22 Ekim 2014 13:23

    VAR OL DERUNİ BABA!

    *-215- evet bu birlik ÇOK GECİKTİ! Sabrımız sabırsızlaştı
    *-211- saat muhabbetinde kahkahayı patlattım :)
    *-207- deki zatı birine benzettim :)
    *-206- ahir ebabiller EMİR bekler...
    *Hüsrev abide ayrı tat veriyor seriye :)
    *-183- hiç duymamıştım.. kaçırmışım, öğrenmiş olduk

    Müjde ve ilmin zekatı için VAR OL DERUNİ BABA!
  • sinan yıldırım / 22 Ekim 2014 12:58

    ALLAH CC SELAMI RAHMETİ VE BEREKETİ HEPİMİZİN ÜZERİNE OLSUN.
    OKTAN SUTANIM ALLAH CC SİZDEN VE EKİBİNİZDEN RAZI OLSUN. BİLMEMEK AYIP DEĞİL ÖĞRENMEMEK AYIP ÖĞRENMEYE DEVAM. ONALTI YILDIZ AKADEMİSİNDE BİLMEDİKLERİMİZİ ÖĞRENİYORUZ YERİ VE ZAMANI GELDİKÇE .DUALARIMIZDASINIZ ALLAH CC YAR VE YARDIMCIMIZ OLSUN. TÜM KALPERENLERE GÖNÜL DOLUSU SELAMLAR.
    SELAM VE DUA İLE.
  • Aynur Velioğlu / 22 Ekim 2014 12:46

    ................

    Inenlerin kimler olduğu ve nerden indikleri anlaşılmaya başlandı artık. Daha öncede inmişler. Bütün o tabletler destanlar sahte tanrılar aslında bunu söylüyorMuş. Hikaye diye dinlemişiz. YaradanIn dediği gibi insan gafletteymis. 2.12.2014 tarihi bence de çok önemli .bu tarihi görünce hem sevindim hem şaşırdım . Ilk defa tarih bu kadar net veriliyor.hayırlara vesile olsun. Görebilenlerden olmak dileğiyle . Tüm kalperenleri Allah a emanet ediyorum.
  • sefa onur / 22 Ekim 2014 12:13

    biz ne cahilmisiz

    Vallahi kendime acıyorum bu zamana kadar meğerse hiç birsey bilmiyormusuz. Allaha şükürler olsun ki 4 yıl önce yolumu bu siteye düşürdü. Darısı her türk bireyinin başına
  • orkun akar / 22 Ekim 2014 12:02

    İKRA sırrı buymuş...Okuma böyle yapılırmış...

    Selam selam...Sutu boğda…Mübarek,Tanrısal,Tanrıdan gelen demekmiş…Sutu boğdayı bu manada tek bir objeyle sınırlayamayacağımızı anladım…Sutu boğda mutlak Allahın bilgisi ve takdiriridir bir manada….Bu kimi zaman bir fikir/emir kimi zamanda ekibimizin aradığı gibi elle tutulur bir objedir….Yani sutu boğdayı temsil eden her şey….Ekibimiz levhada o tamgayı görünce bunu sutu boğdalık bir mesajın nesnel bir tezahürüne yorarak o tableti arayıp buldular….Sutu boğdanın yerini yıldızların ışınları gösterir ancak bu ışınları çıkaran yıldızın binlerce yıl önce söndüğü söylenmiş bu seride…O zaman NECM-1:Yıldızın kaybolup/battığı zamana andolsun….ZAHİRDE batan bir yıldız…Bir hayatın/anlayışın hiç yaşanmamış gibi silinmesi(O zamanki insanların amelleri sebebiyle)…Necm suresi nüzul sırası 53=8….Mushaf sırası 53=8……16 Suredeki ayette geçen NECM:Yıldız,çimen vede zaman aralıkları ileparça parça verilen bir şeyin her bir parçası anlamına geliyor…Burdada ekibimizin bulduğu yazılı tabletde bu manada bir necm dir….Bir yıldız battı…Tekrar doğacak…16.sure NAHL 16.ayet:Ve nice işaretler(Sutu boğdalık)!YILDIZLADA onlar(16 lar/ekibimiz)yol ve yön doğrulturlar….Tüm bunların ışığında ekibimiz Süreyya/Ülker yıldızının ışığının düştüğü bir mahalden o tableti çıkardılar Allahualem….
    Ekibimiz levhayı incelerken titreyip kendilerine geliyorlar…ORKUN yazıtlarındaki Ey Türk titre ve kendine dön!Üste gök çökmedikçe altta yer delinmedikçe senin ilini töreni kim bozabilir sırrı….
    RAD-17 deki ayet açıkça kovulmuşun ve tahtının ancak köpük nisbetinde şeyler yapabileceğini ama asıl kalıcı ve cari olan anlayış ve takdirin Allahın olacağını söylüyor ariflere….

    CURUF-----FUCUR….Haktan sapmak,yalan söylemek,isyan etmek,ensest….Kovulmuşun süslediği ve yaptırdığı ameller…Cürmü aslında köpük kadar ama sen buna meyledersen bu köpük seni nereye götürür?
    SAG.BA

    Büyü, Ant, Aşılmayan Ant dairesi,
    Tanrıların aşılmayan Ant dairesi,
    Göğün ve yerin değiştirilmeyen Ant dairesi,
    Tanrı tektir, ve değiştirilmez,
    Tanrı ve insan, birbirinden ayrılmazlar…

    ANT serisinin ismide anlaşılmış oldu…..

    Selametle....
  • Metin D. / 22 Ekim 2014 11:49

    Vuslat

    Tüm 16* ailesine ve kalperenlere selam olsun. Vuslat yine hiç ummadığımız bir anda oldu. Yine sırlar ve yine tefekkür inşallah. Saygıdeğer hocamız Allah yolunuzu açık etsin. Selam ve dua ile...
  • Turk'un torunları / 22 Ekim 2014 11:40

    Allah sizi korusun

    Oktan Bilge Kağan'ımız Allah sizden razı olsun...İnşaAllah Kulbak Bilge bitince kitap haline getirirsiniz.

    Bu arada Papa şeytanisi 28-30 Kasım tarihleri arasında Türkiye'yi ziyarete geliyormuş iki gün boyunca...Ayasofya ve Sultanahmet'i ziyeret edecekmiş. Vermiş olduğunuz 2 Aralık 2014 tarihinden hemen önce...
  • Nurten Sahil / 22 Ekim 2014 11:23

    s harfinin sırrı

    Harfler sırdır. Sırrı ifşa eden S harfinin eSrarını kelimelerin ormanında harflerin peşine düşerek bulabilirsiniz. S hangi harfin içine girmiş ise Sır olmuştur, eSrar olmuştur, efSun olmuştur . Mesela gizem ve Sırrın öz akrabalığı yoktur : inSan gizlemek ister halbuki toprak çömleklerin üzerine çekilen cilaya verilen Sır ismi gibi, Sır açığa çıkarılması istenen beklenen bir şeydir. Açıktadır ancak herkeS göremediği için Sır olmuştur.
  • şizofren / 22 Ekim 2014 11:10

    Selam Olsun

    Selam olsun Bilge Kağanımıza
    Selam Olsun Erenlere
    Selam olsun Kalperenlere
    Selam olsun 2,12,2014 de Gelecek Olanlara
    Aşk İle Huuuuuu
  • kazım yılmaz / 22 Ekim 2014 11:04

    kalperenler

    eskiden günümüze her şeyı cok acık sekılde anlatılmış gerçekten harıka bır yazı olmuş ellerınıze yüregınıze sağlık oktan hocam saygılarımla.
  • zekhan / 22 Ekim 2014 10:45

    şükür

    Ya Rab, bana ömür verip bu günleri yaşattığın, bu kutsal ulu bilgileri kendimce nasiplendiğim için;
    Alemlerin Rabbi olan sana Hamd ederim.
    Sebeb olup, emeği geçenlere de rızanı göster, bizi de onlardan (bir) eyle.
    Yerdeki ve gökteki kullarından Rahmetini eksik etme.
    Rızanı gösterdiklerine merhametini bol tut.
    Ya Hayy Ya Kayyum.
  • Veysel Günay / 22 Ekim 2014 10:40

    Yeni bir Türk Destanının doğuşu----

    Oktan bey ve bütün kalperenlerin ellerine yüreklerine sağlık..İnsanların gözle görmedikleri,kulakla duymadıkları nice olaylarda Türk-islam dünyası ve bütün insanlık alemi için yaptığınız bütün hayırlı işlerden Allah razı olsun.Bugün bu olayların küçük bir kısmını da olsa Türk ve dünya kamuoyu ile paylaşarak insanlık için yine çok hayırlı bir iş yapıyorsunuz..İnsanlarda bir bilinç açılması meydana gelmekte..Yarın öbürgün bütün bunlar yeniden unutturulsa da bu bilinci yaşatan insanlar her daim olmaya devam edeceklerdir..İnsanların bilinçlerine ektiğiniz tohumlar yüzlerce yıl meyvelerını hep vereceklerdir..
    Çalışmanızın sonunda yine Türk dünyası ile ilgili çok önemli bir olayı kamuoyuna ifşa etmişsiniz...
    Bu çalışmalarla ifşa edilenler Türklerin yeni destanı olarak tarihe geçeceklerdir.
  • KALPEREN / 22 Ekim 2014 10:39

    "Doğrusu Şi'râ yıldızının Rabbi de O'dur."


    AYETİNİ ŞİMDİ DAHA İYİ ANLADIK ELHAMDÜLİLLAH
  • KALPEREN / 22 Ekim 2014 10:30

    ANUNNAKİLER

    183. RESİM ANUNNAKİLER
    http://gizliilimler.tr.gg/Anunnaki.htm
  • c.d / 22 Ekim 2014 10:30

    Sonlarda ki bilgiler ağır geldi. Garip oldum. Ben Oktan abinin kitaplarını ve Kulbak bilgeyi okurken gerçek kabul edip okudum, okuyorum. Ama sonlardaki bilgiler için delil istiyorum izninizle Oktan abi. Lütfen beni yanlış anlamayın amacım size saygısızlık yapmak değil kesinlikle. Sadece aklımın delil olmadan böyle birşeye inanmasını, kabul etmesini istemiyorum. Sadece önlem yani. Saygılar..
  • Kendini Arayan Kul / 22 Ekim 2014 10:18

    Allah (c.c) Doğrularla Beraberdir.

    Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın;
    Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
    Doğacaktır sana va'dettiği günler Hakk'ın...
    Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.
  • HBB / 22 Ekim 2014 10:06

    TARİH

    2.12.2014 TARİHİ DİKKATİMİ ÇEKTİ. O TARİHTE BİRİLERİMİ GELECEK? BİRDE AYBULDI ATA GANDALF'A BENZİYOR. KAFAM İYİCE KARIŞTI. SANKİ BİR BİLİM KURGU FİLMİ SEYRETTİM ÖNCE. ALLAH YAR VE YARDIMCIMIZ OLSUN
  • Vatansever / 22 Ekim 2014 09:45

    VE OKTAN ABİ İLK KEZ TARİH VERDİ

    DİKKAT! 2.12.2014 tarihi verildi!



    Bu bir ilk! Bütün çizgi romanı isterseniz çöpe atın ama bu son iki sayfayı asla!



    Tekbir! Tek Bir!






ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

En Çok Okunanlar