Kulbak Bilge-14

Kulbak Bilge-14

Kulbak Bilge Türk tarihine ait inanılmaz sırları açıklıyor...


6 Eylül 2014 21:30
font boyutu küçülsün büyüsün


                                              KULBAK BİLGE 

Kulbak Bilge 1. Bölüm: http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=2936

Kulbak Bilge 2. Bölüm: http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=2945

Kulbak Bilge 3. Bölüm: http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=2950

Kulbak Bilge 4. Bölüm: http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=2954

Kulbak Bilge 5.Bölüm: http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=2978

Kulbak Bilge 6. Bölüm: http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=2983

Kulbak Bilge 7. Bölüm: http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=2995

Kulbak Bilge 8. Bölüm: http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=3013

Kulbak Bilge 9. Bölüm: http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=3045

Kulbak Bilge 10. Bölüm: http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=3090

Kulbak Bilge 11. Bölüm:http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=3130

Kulbak Bilge 12. Bölüm: http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=3149

Kulbak Bilge13. Bölüm:  http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=3256

                          KULBAK BİLGE 14. BÖLÜM

Diğer Format: http://medya.onaltiyildiz.com/kulbakbilge-b14/#/0

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Diğer Format: http://medya.onaltiyildiz.com/kulbakbilge-b14/#/0 

Yazan ve Çizen: Oktan KELEŞ

Oktankeles@gmail.com 








Bu haber 382,078 defa okundu.





Yorum ekleYorum ekle


Yorumlar (329)
  • İlelebet Türk / 18 Ocak 2017 10:06

    Tarihlere sorun ki bize"ÖLMEZ TÜRK"derler...


    HARBİYE MARŞI
    Yıldırımlar yaratan bir ırkın ahfadıyız,
    Tufanları gösteren, tarihlerin yadıyız,
    Kanla, irfanla kurduk biz bu Cumhuriyeti,
    Cehennemler kudursa, ölmez nigahbanıyız.

    Yaşa varol Harbiye, yıkılmaz satvetinle,
    Göklerden gelen bir ses sana ne diyor, dinle:
    Türk vatanı üstünde sönmez güneşsin sen,
    Kartal yuvalarında, hürdür millet seninle.

    Yüzyıllardır Harbiye bu orduya şan verir,
    Çıkardığı dehalar semalara yükselir
    Baştan başa tarihtir mektebin her zerresi
    Sarsılmayan azminle çelik kal'alar erir.

    Şahikalar üstünde meydan okur bu erler
    Yaklaşacak düşmana mezar olur bu yerler
    Bağlayamaz bir kuvvet bu kasırga milleti
    Tarihlere sorun ki bize "Ölmez Türk" derler.

    Hüsnü ÖNCÜ

    Beste : Cevdet Şakir ÇETİNER
  • BÜYÜK YÜCE TÜRK / 25 Şubat 2016 13:34

    BÜYÜK YÜCE TÜRK

    bizimkiler gömüyor yabancılar buluyor sanki bizimkiler bunlarla oynuyor gibi yani her yerde atam türk izleri mucadelemiz kutsaldır bakidir inşaallah
  • Turkuaz Zırhlı / 11 Ekim 2015 07:24

    Atatürk'e Hediye Edilen Fosilli Kehribar

    1936 yılında bir Polonya vatandaşından Atatürk’e bir paket gelir. Paket açılınca içinden böcek fosili bulunan bir kehribar parçası ile birde mektup çıkar. Mektupta da şöyle yazmaktadır. “Bu kehribar bizim ailemizde uğurlu sayılan bir nesnedir. Manevi kıymeti olan bu taşı, size hediye etmeyi düşündüm. Çünkü siz, asrımızın en büyük adamısınız. Bu uğur ve saadeti ancak size layık görüyorum. Lütfen kabul ediniz.”

    Atatürk bu hediyeden çok duygulanır. Bu kehribarı Afet İnan’a hediye eder. O da altın bir çerçeve içine monte ettirerek hayatı boyunca saklamıştır.

    Kaynak: http://www.yozgatgazetesi.com/yazarlar.asp?yazar=37&yazi=1957&s=10
  • Turkuaz Zırhlı / 11 Ekim 2015 07:15

    Taşların Hakikati Haykırması

    Oktan Keleş: "Taşlarda öyle hakikatler vardır ki bir gün gelecek hakikati haykıracaktır. Allah'tan başka ilah yoktur, Muhammet onun resulüdür, diyecektir, kendi hâl diliyle. Nasıl diyecek? Ayet-i kerime demiyor mu "Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah’ı tespih eder (61/Saff-1)".

    Oktan Keleş hocamızın söz ettiği "taşların hakikati haykırması", Türklerin aynı zamanda taşa kodladıkları bilgilerin de ortaya çıkacığıyla da ilgili değil midir?

    Kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=WPAPJxUL0Ns (Oktan Keleş/Deruni Sohbetler/ dakika 1:13)
  • ktb / 22 Ocak 2015 15:53

    gizlenen

    Türklerin yasak kitabının sayfalarinin ust kisimlarinda 86 rakamina benzeyen (yada ters 95?gibi) işaretler var. Bunun bir anlamı var mı acaba?
  • ktb / 22 Ocak 2015 12:01

    gizlenen

    Türklerin yasak kitabının sayfalarinin ust kisimlarinda 86 rakamina benzeyen (yada ters 95?gibi) işaretler var. Bunun bir anlamı var mı acaba?
  • Selim Turan / 30 Aralık 2014 03:14

    Yasin Suresi 41. Ayet, Kızıl Elma?

    وَآيَةٌ لَّهُمْ أَنَّا حَمَلْنَا ذُرِّيَّتَهُمْ فِي الْفُلْكِ الْمَشْحُونِ

    Ve âyetun lehum ennâ hamelnâ zurriyyetehum fîl fulkil meşhûn(meşhûni).

    1. ve âyetun: ve bir âyet
    2. lehum: onlar için
    3. ennâ: nasıl
    4. hamelnâ: taşıdık
    5. zurriyyete-hum: onların zürriyeti
    6. fî el fulki: gemi içinde, gemide
    7. el meşhûni: dolu

    Ve onların zürriyetlerini (nesillerini) dolu gemilerde taşımamız onlar için bir âyettir.

    Bu ayet(ler)de mi Kızıl Elma'dan mı bahsediyor?
    ________________________________

    Yasin 40: Güneş’in Ay’a yetişmesi ve gecenin gündüzü geçmesi mümkün olamaz. Ve hepsi feleklerinde (yörüngelerinde) yüzerler (seyrederler).

    Yasin 41: Ve onların zürriyetlerini (nesillerini) dolu gemilerde taşımamız onlar için bir âyettir.

    Yasin 42: Ve onlar için, onun gibi (gemiler gibi) binecekleri şeyler yarattık.
  • Barış / 7 Aralık 2014 22:20

    Papa Angelo Giuseppe Roncalli'nin (23. Ioannes) Vatikan'a inen insan formunda bir uzaylı ile yarım saat kadar görüştüğünü de not olarak eklemek istiyorum, izninizle elbette.
  • Ahmet SOYLU / 26 Ekim 2014 08:13

    Tarih Programı

    Dün geceki tarih programına bir Türkolog çıkarmışlar. Maksat Deruni Baba'yı yalanlamak. Beyaz piramitler, oğuzname bir kenara misal orta asyada bulunan anıtlardaki türk büyüklerinin elindeki tesbihleri Türkler'de budizmin etkisi olarak ifade etti. Hocam sizden gerekli cevapları vermenizi rica ediyorum.

    http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=1950
  • Nurten Sahil / 21 Ekim 2014 15:03

    sirus

    Sirius, aslında, tayf türlerine göre yapılan yıldız sınıflandırma sisteminde A1V sınıfında bulunan Sirius-A ile DA2 sınıfına giren, Sirius-B olarak adlandırılan bir beyaz cüce’den oluşan bir çift yıldızdır.


    Sirius-A
    Sirius-A bu parlak görünümünü aslında aydınlatma gücünün yanı sıra Güneş Sistemi'ne yakınlığına borçludur. Güneş'e 2.6 parsek (8.47 ışık yılı) uzaklıkta oluşundan dolayı, Sirius Sistemi uzaydaki yakın komşularımızdan biridir. Sirius-A kütlesi bakımından Güneş'in iki katı olup, 1.42’lik bir mutlak kadir’e sahiptir. Aydınlatma gücü Güneş'in 25 katı olmakla birlikte, Canopus veya Rigel gibi diğer parlak yıldızlarınkine oranla aşağıda kalır. Sirius Sistemi’nin yaşı 200 milyon – 300 milyon yıldır. Sistemin oluşma başlangıcında baş rolü oynayan iki mavimsi yıldızdı. Bu iki yıldızdan da kütlesi bakımından baş roldeki, vaktiyle, kaynaklarını tüketerek, dış katmanlarını kaybetmeden önce kızıl dev haline gelmiş ve yaklaşık 120 milyon yıl önce, bugünkü halini almak üzere, yani bir beyaz cüce haline gelmek üzere içine çökmüş Sirius-B yıldızıdır.(kaynak:vikipedi)
  • beklenen / 21 Ekim 2014 10:01

    bekir kardeşim bu kadar uzun bir alıntı yapman gereksizdi. İsteyen ordan açar okur.
    Biyolog
    Eninde sonunda gelecek noktaya gelmişsin. Bizim peygamberimiz..

    Diğer peygamberlerden farklı olarak Muhammet (SAV) bütün alemlere rahmet olarak gönderilmiştir. Dikkat ederseniz tasavvufta kainatın bile onun yüzüsuyu hürmetine yaratıldığı yazar.
    Eğer bir şekilde Perygamber efendimizi muhammet onlara tebliğde bulunmadıysa ( ki hayatında bir bölümde hadislerde cinlere tebliğ için gittiğini yazar - o cin dedikleri bizim ceddimizle ne kadar ilişkilidir bilemem) tutki muahhmed ten bir şekilde haberdar değiller. Bildikleri anda ona tabi olmak zorundalar. Hatta onun din ve şeriat anlayışını şartlarına göre uygulamak durumundadırlar.
  • Bekir ÖZTÜRK / 21 Ekim 2014 08:23

    BOSNA PİRAMİTLERİ

    http://mayatakvimi.blogspot.com.tr/2013/08/bosna-piramitlerinin-gizemi.html
    Bosna Piramitlerinin Gizemi" Alıntı"
    Bosna piramitlerini hiç duymuş muydunuz? 2012 kasımına kadar bende hiç duymamıştım. O sıralar 21 Aralık 2012 çılgınlığından dolayı bayağı yoğun olduğum bir dönemdi benim için. Çeşitli TV programlarında ve sosyal medyada yaklaşmakta olanın bilindik anlamda bir “kıyamet” olmadığını anlatıyordum ve henüz dilimde tüy bitmemişti.

    Aslında tam hikayeyi anlatabilmem için biraz geri sarıp Kasım ayı başlarına gitmek gerekir. O günlerde Göbeklitepe belgeseli ile ünlü sevgili dostum Ahmet Yazman’ın bana bir kaç yıl önce önerdiği “The Pyramid Code” adlı belgeseli izliyordum. Yoğunluktan anca sıra gelmişti bu tavsiyeyi dinlemeye. Kanadalı akademisyen Dr. Carmen Boulter’in çektiği belgeselin “Yüksek Düzey Teknoloji” isimli ikinci bölümü gerçekten çok etkilemişti beni. Mısır piramitlerinin birer mezar olmaktan çok uzak, aslında ileri teknoloji eseri birer enerji jeneratörleri olduğunu anlatan, heyecan verici bir bölümdü. Kafada bir ampül yanmıştı. Piramitler konusuna eğilmem için bir ilham almıştım. Tayland’da aldığım eğitim sürecinde sevgili hocam “ayaklı kütüphane” Swami Vivekananda’da piramit gücünden sıkça bahsederdi. Agama yoga okulunda maruz kaldığım bilgi bombardımanında bir şekilde bu konuya öncelik vermemiştim. Ancak belgeseli izlediğim o sıralar Türkiye’ye gelen Swami’ye edindiğim bu yeni bilgilerden bahsettim. Heyecanlı bir konuşma yaptığımızı hatırlıyorum.

    Çok değil, bir hafta kadar sonra ilginç bir teklif aldım. Eğitmenliğini yaptığım Agama Yoga’dan, Mısır’daki bir yoga okulunda eğitmen arandığına dair bir e-posta aldım. İstersem gidebilirdim. Hem piramitleri de görmüş olurdum. Ama daha çok ilgimi çeken, Pyramid Code belgeselinde konuşan bir Mısırlı idi. Bir yere seyahat etmeme genelde bir yapıdan daha çok bir insan neden olur. Bu kişi Eski Mısır’dan beri uygulanan ezoterik yöntemlerin nesilden nesile aktarılması ile günümüze kadar getiren, bir şaman gibi konuşan ve acaip sevimli Abd'el Hakim Awyan idi.

    Kafamda bu yoga okuluna gitmenin ve orada Abd'el Hakim Awyan ile tanışıp ondan eğitim almanın yollarını düşünmeye başladım, ve arama motoruna adını yazıp tıkladım. Karşıma ilginç bir sayfa çıktı. Dünyanın farklı ülkelerine spiritüel geziler düzenleyen bir tur şirketinin sitesinde, rehberler sayfasına çıkmıştım. Alfabetik sırayla ülkeler sıralanmıştı ve en başta Bosna geçiyordu. Her ülkede rehberlerin biyografileri vardı ve karşımdaki biyografi Bosna piramitlerini bulan Sam Semir Osmanagiç isimli kişinin biyografisi idi. “Bosna Piramitleri mi?” dediğimi hatırlıyorum. Çok önemsemeyip devam ettim. Aradığımı bulmuştum. Abd'el Hakim Awyan’ın kızı Shahrzad Awyan’ın biyografisi çıkmıştı. Burada acı bir haber ile karşılaştım. Hakim belgesel çekildikten kısa bir süre vefat etmişti. El verdiği kızı, onun öğretilerini devam ettiriyordu. “Hmm, ilginç” dedim. Kaderin ilginç bir cilvesiydi bu. Ama sonuçta gidersem kızından eğitim alabilirim diye düşündüm. O sırada, şu Bosna piramitleri de neyin nesiydi diyerek yeniden üst bölümlere doğru sayfayı kaydırdım. Karşımda Sam Semir Osmanagiç’in biyografisi vardı. İlginç bir adama benziyordu. Bosna piramitleri fikri ise daha da ilginçti. Sadece Mısır’da, Meksika ve Guatemala’da piramit olduğunu biliyordum. Ha bir de Çin’de bulunan piramitler vardı. Konunun içine girdikçe karşıma çıkan bilgiler daha da ilginçleşiyordu. Dünyanın en eski ve en büyük piramitleri mi? Karşımda ise yemyeşil ve çok düzgün bir geometriye sahip bir tepenin resmi vardı. Bu gerçekten bir piramit olabilir miydi? Guatemala gezim sırasında duyduğum El Mirador’u hatırladım. Bu antik Maya şehri henüz keşfedilmişti ve söylenenlere göre bildiğimiz en büyük piramitlere sahip Tikal şehrinden daha büyük piramitler bulunmuştu. Fotoğraflarında tamamen ağaçlarla kaplı bir tepeden başka bir şey görmüyordunuz bu tapınağın. Sonra Çin hükümetinin kendi piramitlerini bir tepeye benzeterek gizleme stratejisini hatırladım. Yani sonuç olarak Bosna'dakiler de birer piramit olabilirlerdi. Fikir olarak ters, ama kesinlikle araştırmaya değer.

    Bu sırada kendimi Sam Osmanagiç’in kendi websitesinde gezinirken buldum ve meraktan takvim kısmına tıkladım. Olur ya belki bir yerde konferansını yakalarım da direk onun ağzından dinlerim bu piramitleri diye. Bir de ne göreyim 2 Aralık tarihinde İstanbul’a geliyor bir konferans için. Şaşkınlık içinde günün tarihine baktım. 30 Kasım idi. Yani 2 gün vardı konferansa. Şaşkınlığımı hala taşıyorken facebookta bu yeni keşfimi paylaşmaya başlamıştım. Tabi Osmanagiç’in konferans haberini de.


    Konferans bir sempozyum dahilinde idi. Pek çok yabancı şifacı, eğitmen ve konuşmacı bir otelin salonlarını kullanıyordu. Sam’in sunumu büyük ama boş bir salonda idi. Biraz geç girmiştim. Sam o sırada dünyanın farklı yerlerindeki çeşitli piramitlerden bahsediyordu. Bunları dinlerken okuduğum biyografisini ve Mayalar üzerine doktorası ve hatta Türkçe’de de yayınlanan “Maya Dünyası” adlı kitabın yazarı olduğunu, aslında bir piramit uzmanı olduğunu hatırladım. Yani Bosna’da piramit olduğunu iddia eden sıradan bir Boşnak değildi. Yıllarca dünyanın çeşitli piramitlerini keşfettikten sonra burnunun dibindeki piramitleri bulmuş olması kozmik bir şaka olsa gerek. Neyse, konferansa dönelim.

    Yaptığı sunum ile Sam bize bir şeyi çok iyi gösteriyordu. Dünyadaki piramitlerle ilgili büyük bilgi eksikliklerimiz var. Piramitlerin sadece Mısır’da Giza platosunda ve Meksika’da olduğuna inanıyoruz. Sam uzun uzun anlatıyor, Mısır’da meşhur Giza piramitleri dahil bulunan toplam piramit sayısı 150’dir. Mayaların yaptığı yaklaşık 100.000 piramit vardır bunların %99’u henüz keşfedilmemiştir. 250 adet piramit Çin’de, 224 adet piramit kuzey Sudan’da, Mauritius adasında 7 adet, kanarya adalarında onlarca, 43 adet Sicilya’da, 5 tane İtalya’da, 16 adet Yunanistan’da, ABD devletleri sınırlarındaki Kahokya bölgesinde 200 kadar, Peru’da ve buraya sığmayacak kadar çok yerde yüzlerce piramit varmış meğerse. Bu piramitlerin çoğu henüz ortaya çıkarılmamış durumda. Ya ağaçlarla, ya çöl kumuyla kaplı. Ya da Japonya’daki Yoniguni piramitleri gibi suyun metrelerce altında. Sam bu piramitlerin çoğunu gezmiş ve incelemiş. Bu sırada insanın aklına ister istemez şu soru geliyor: “bu kadar çok piramit varsa biz neden bilmiyoruz?” Zaten Sam’de bu soruyu sormamızı istiyor ve cevabını espirili bir dille anlatıyor. Mesela kanarya adalarındaki piramitler için uzmanlar “Bunlar köylülerin tarım yapmak için temizledikleri taşlar, öyle üst üste koymuşlar işte” demişler. Sunum farklı coğrafyalardaki piramitlerle ilgili olarak çarpıcı gerçekler ve onları bastırmak isteyenlerin açıklamaları ile devam ederken zihnimin gerisinde bazı şeyler uyanmaya başlıyor. Piramit formunun bu kadar çok kadim kültür tarafından bu kadar çok kullanılmasının bir nedeni olmalı. Bu formda ısrar edilmesinde bir zekanın iş başında olduğu sezgisi uyanıyor. Bu kadar gizlenmesi ve hiç kimsenin bu piramitleri duymamış olmaması ise buram buram tezgah kokuyor.

    Gelelim Bosna piramitlerine. Dünyanın dört bir yanında piramit kaşifliği yapan Sam 2005 yılında Bosna’nın Visoko şehrini ziyaret ettiği sırada şehrin gerisinde bulunan ve üzeri bitki örtüsü ile kaplı “tepenin” sahip olduğu net geometriyi fark ediyor. Net köşeler, üçgen yüzeyler ve tabandan zirveye sabit açıya sahip bir eğim. Ardından buranın tepesine çıkıyor ve eline pusulayı aldığında bu yapının dört yüzeyinin tam olarak dört geometrik yöne baktığını fark ediyor, Batı, Doğu, Güney ve Kuzey. Kendi ifadesi ile bu yapının doğal olmayan, insan eliyle yapılan bir piramit olduğuna ikna olduğu an bu an olmuş.


    Sunumun geri kalan kısmında insanı bayağı hayrete düşürecek veriler sunuyor Sam. Verilere sonra geleceğim, ama o andan hatırladığım duygu, çok önemli bir şeyi keşfetmiş olmanın verdiği o inanılmaz titreşim haliydi. Bu hayatımda bir kaç kez hissettiğim bir duyguydu. Hepsi de açıklanamayanın açıklandığı, sezgisel olanın rasyonel olanla kavuşum yaptığı, sol ve sağ beyin yarı kürelerimin birbirini tamamen görmesini sağlayan bilgilerle ve öğretmenlerle karşılaştığım anlarda yaşanmıştır. Bu duygunun tadını çıkararak sunumun sonunu zor getirdim. İçimde dayanılmaz bir arzu Bosna piramitlerini daha çok keşfetmek istiyordu. Konferans bittiğinde salonda az sayıdaki insan uzun süre alkışladı, ben dahil bazılarımız ise ayakta alkışladık. Heyecanlı bir şekilde Sam’e yaklaştım. Bir kaç saat sonra uçuşu olduğu için acelesi vardı ama sakindi. Çıkışta kitapları ve DVD’lerinin olduğu noktada tekrar yakaladım, çekilen fotoğraflar ve satılan kitaplar arasında kartını almayı başardım. Bu sırada sevgili Hasan “Sonsuz” Çeliktaş ile de tanışmış olduk. Sanal ortamda çok muhabbetimiz olmuştu ama ilk kez fizikselde görüşüyorduk. Belli ki o da çok etkilenmişti sunumdan.

    Ertesi gün Sam’e bir email attım, kendimi hatırlatmaya çalışarak. İlk fırsatta Bosna piramitlerini ziyaret etmek istediğimi yazdım. Sıcak bir cevap geldi. Ve o ilk fırsat 4 ay sonra gelmişti. Nisan başında bir kaç günlüğüne Bosna’ya gidiyorduk. Ben, gezilerimi organize eden More Travel’dan Günnur, Hürriyet’de yazan dostum Musa Dede ve bir avuç meraklı gezgin ile Saraybosna’nın yolunu tuttuk.



    Piramitlerin bulunduğu Visoko kasabasında Sam ile otel lobimizde buluştuk. Son derece sıcak ve samimi bir havada başlayan bu buluşma daha da samimileşerek devam etti. Eh ne de olsa bir Boşnak-Türk bağlantısı vardı.


    Sam bizi “Piramit Vadisinde” gezintiye çıkarmıştı. Piramitlerin en büyüğü olan Güneş Piramidini uzaktan iyi görebileceğimiz bir lokasyonda konuşmaya başladı. Sam’e göre bir yapının piramit olduğunu gösteren yedi temel unsur var. Yapı ve geometri, kuzey oryantasyonu, yapı malzemesi, dahili koridorlar, yeraltı tünelleri ve odalar, altından geçen yeraltı suları ve kutsal geometri. Bunlardan ilk ikisinin varlığı ilk gün ortaya konmuş oldu. Bariz köşeleri ve üçgen yüzeyleri görmek Google Earth vasıtasıyla mümkün (koordinatlar: 43° 58’ 35” K, 18° 10’ 34” D) veya uçaktan çekilen görüntülerde çok iyi ortaya koyuyor (http://www.youtube.com/watch?v=fims4nVJyBo). Diğer beş unsurun Sam tarafından keşfedilmesi ise biraz daha zaman almış.

    Elbette bu piramitler ve Sam hakkında şüpheci yaklaşımlarda mevcut. Bosna’nın turizm endüstrisine katkıda bulunmak istediği için bu piramitleri “uydurduğu” en yaygın dedikodular arasında. Hatta yer altı tünellerini kendi kazıp doldurduğunu söyleyenler var. Ancak gerek piramitlerin varlığı, gerekse tünellerin otantikliği bölgeyi biraz inceleyen açık zihinli birisi için bariz gözönünde. Piramitlerin olmadığını söyleyenler ise genellikle bölgeyi ziyaret etme gereği bile duymayan akademisyenler. Mesela Bosna Hükümeti Kültür Bakanlığı görevlilerinin Sam’e verdikleri cevap “Bizim piramidimiz yok, çünkü bizim firavunumuz yok.” Bu önyargı yüzünden Saraybosna’ya 45 kilometre uzaklığındaki bu piramitleri görmeye bile gelmemişler. Bu kişilerin piramitlerle ilgili bu yorumu aslında büyük bir yanılgıyı da ortaya koyuyor: Piramitlerin firavunlar için yapılan mezarlar olduğu yanılgısı. Mısır piramitlerini biraz olsun inceleyen birisi şu sorularla karşılaşır: neden piramitlerin içinde veya üzerinde hiç hiyeroglif yok? Mumyalar neden piramitlerin içinde değil de Krallar Vadisinde bulunmuş? Piramitlerin firavun mezarı olduğunu gösteren kanıtlar nerede?

    Sam anlatmaya devam ediyor. “Mısır piramitlerinde hiç hiyeroglif yer almadığını, içeride bırakın mumyayı, hiç bir organik maddenin bulunmadığını biliyor muydunuz? Peki o halde piramitler ne için yapıldılar? Bu sorunun cevabını ejiptologlar veya maya uzmanı arkeologlar veremezler. Çünkü piramitlerin yapılış amacı sadece tek bir kültürü inceleyerek açıklanamaz. Piramit formu, hemen hemen tüm kadim kültürlerce kullanılan bir formdur. Bu yaygınlıktaki bir kullanımın nedeni çok dikkatli ve global bir değerlendirme ile anlaşılabilir. Günümüz bilim dünyasının temel sorunlarından biri, tek konuda uzmanlaşmanın disipliner arası yaklaşımlara göre ağı basmış olmasıdır. Ejiptologlar sadece Mısır piramitlerini inceliyorlar. Maya uzmanları sadece Maya piramitlerini inceliyorlar. Onlara Peru’da, Çin’de, İtalya’da, Amerika Birleşik Devletleri sınırları içinde veya atlas okyanusunda kanarya adalarında bulunan piramitleri gösterdiğinizde “aaa buralarda piramit mi varmış?” diyorlar.”

    Bu kadar farklı bölgede bulunan binlerce piramidin ise ortak bir özelliği var. Büyük çoğunluğunun kuzey yönüne olan oryantasyonu. Bu bir tesadüf mü? Yoksa farklı zamanlarda, farklı kıtalarda yaşayan bu toplumların bildiği bir şey mi var? Günümüz fizikçileri piramit formunun yarattığı enerji amplifikasyonu ve dağıtımı konusunda hemfikirler. Kendi kendinize yapacağınız küçük bir piramit bile harikalar yaratabilir. Tek bir şart ile; eğer kenarlarını tam olarak dört yöne (Kuzey, güney, batı, doğu) bakacak şekilde yerleştirirseniz. Rus bilimci Alexandar Golod en büyüğü Moskova yakınlarında ve yüksekliği 44 metre olmak üzere pek çok piramit yapmış. Bu piramitlerle yapılan deneylerin çok ilginç sonuçları var. Ancak bunlara yazımın sonuna doğru değineceğim. Gelelim Bosna Piramitlerine.

    Bir yapının piramit olduğunu gösteren yedi temel unsur var demiştim. Bu listede dördüncü sırada yer altı tünelleri yer alıyor. Sam Osmanagiç 2005 yılında en büyük piramidi gözleriyle keşfettiğinde, bunun altında tüneller bulacağız demiş. Uzmanların buna verdiği tepkiler “bu imkansız”, “belki bir maden keşfedilir veya doğal mağaralar bulunur” şeklinde olmuş. Sam ise diyor ki “ama bilmiyorlar ki dünyadaki piramitlerin çoğunun altında tüneller bulunmuştur. Giza piramitleri, Sakara’nın Basamaklı Piramidi ve başka pek çok piramit de olduğu gibi.” Gerçekten de ilerleyen yıllarda hem piramidin içinde hem de tüm Bosna Piramit Vadisine yayılan onlarca kilometre uzunluğunda yeraltı tünelleri bulunmuş. Bu tünellerin yapısı ve özellikleri başlı başına bir hikaye olacak kadar ilginç.
    ---------------- 0 -----------------

    Sam ile Visoko’nun dar yollarında vadiyi gezmeye devam ediyoruz. O arabasıyla önde, bizim minibüs arkasında. Kendimizi yer altı tünellerinin girişinde buluyoruz. Görevliler bizi sevgi ve ilgiyle karşılıyorlar. Burası bir maden girişini andırıyor. Plastik kasklarımızı giyiyoruz ve el fenerleri ile içeri giriyoruz. Burasının adı Ravne Yeraltı Labirenti. Ravne bölgenin adı. Labirent ismi ise gerçekten yakışıyor, içeride pek çok tünel ve kavşak var, rehbersiz kaybolmak zor değil.





    Sam yürüdüğümüz istikametin güney yönünde olduğunu söylüyor. Bu tüneller Güneş piramidinden 1 kilometre kadar uzakta başlıyor. Sağlı sollu pek çok tünel var ama amaç piramide en direk yoldan ulaşmak. Bu arada içeri girer girmez inanılmaz temiz bir hava ve yüksek titreşimli bir enerji hissetmek mümkün. Daha ilk adımlarda bunu Sam’e söyleyince duyarlılığıma şaşırıyor.
    İlk durağımız yumurta şeklinde bir monolit, yani koca bir taş. Yerde yatan bu açık kahverengi taş Sam’e göre doğum sürecini sembolize ediyor. İki seviyeden yapılmış, sanki üstteki taş bir kapak gibi. Üzerinde yedi adet tepe var, bu da sanki vadinin bir rölyefi gibi duruyor, Ay piramidi, Ejderha piramidi, Aşk tapınağı ve diğerleri burada temsil edilmiş. Devam ediyoruz.

    Sam aralarında yürüdüğümüz duvarların iki farklı türde olduğuna dikkati çekiyor. Bazıları kuru, bazıları ise çakıltaşlarının birbirine yapışmasından oluşan bir formatta. Duvarların çoğu bu ikinci formatta. Ancak yüzlerce de kuru duvar var. Bu tünellerde iki farklı medeniyet olduğunu gösteriyor. Bir tanesi çok gelişmiş bir mühendisliğe sahip yüksek bir medeniyet. Tüm bu labirenti yapanlar. Tavanlar hala sapasağlam duruyor. Öyle bir şekilde yapılmışlar ki içeride hava akımı mükemmel.

    Binlerce yıl sonra başka bir uygarlık geldi ve bütün duvarları kapattı. Nerede bir duvar varsa onun arkasında bir tünel var. Şu an bunlar kapalı. Tüm bunları kazacak para, enerji ve vakit yok. Grubumuzdan birisi soruyor: “Neden bunların kapatıldığına dair bir teoriniz var mı?” Asıl cevap sonra gelecek. Ancak Sam yine de bir açıklama getiriyor. “Burada onlarca tünel var birbirine paralel giden, birbirini kesen. Yüzlerce metre uzunluğunda devam eden tüneller bunlar. Tünelleri kapatanlar ırmak yatağından binlerce taş getirmişler. Sadece yerel halktan bir şey saklamıyorlar yani. Küresel öneme sahip olan bir şeyi saklıyorlar. Bu tünelleri yapan ilk uygarlığa dair hiçbir şey bulamadık. Ne bir alet ne bir kemik, demek ki ikinci uygarlık ilk uygarlığa dair her şeyi dikkatli bir şekilde temizlemiş.”

    Bir sonraki durağımız megalit K-1. 4 ton ağırlığında 1.40 uzunluğunda.Üzerinde oklar var. Mükemmel bir ok değil, E harfi gibi. 25 tane harf var. Bir tür yazı. İnsanın aklına proto-türk damgaları getiriyor. Bu megalit üzerinde aynen duvarların yapıldığı malzeme olan kaba harç ile kaplıydı. Kaba Harç, büyük taşlar küçük taşlar, çakıllar.

    Sam jeoloji bilgilerimizi zorlayarak bize önemli bir analiz yapmaya başlıyor. “Burada Bosna ırmağına yakınız. Irmak taştığında buraya taşlar ve kum geliyor. Binlerce yıl süren taşmalar sonunda metrelerce yükseklik oluşturacak bir harç birikiyor. Basınçtan dolayı alttakiler daha çok sıkışıyor. Buna doğal sedimentasyon deniyor. Zaten tüm tüneller bu harç malzeme ile inşa edilmiş. Bu arada her şeyin altında kil var, milyonlarca yıllık. Bu 4 ton ağırlığındaki taş, harçlarla yapılan duvardan daha eski bir yapı. Demek ki birisi bu taşı gelip kilin üstüne koymuş, yani Bosna ırmağının binlerce yıl süren taşmalarından önce. Bu demek oluyor ki vakti zamanında buradan gökyüzünü görebiliyordunuz.”
    Sam bunları söyleyince sezgisel bir sarsıntı yaşadım. Sanki zihnimde bir vizyon açıldı.

    Sam ise o sırada bunun bilimsel açıklamasını sunuyordu. “Taşın üstündeki malzemenin içinde ağaç parçaları bulduk, taşlar ve kumlar arasında sıkışmış kalmış. Bunların radyo karbon testi yapıldı, Almanya’da ve Polonya’da. Bu ağaç parçası 32.000 yıllık çıktı. Yani buradaki ilk taşmalar en az 32.000 yıl önceydi. Ancak bu taş tüm bunlardan daha da eski. Ve üzerinde semboller var.”

    En az 32.000 yıllık semboller. Bir taşa kazınmış. Bunları algılamaya çalışırken Sam devam ediyordu. “Yani tarih kitaplarını değiştirmemiz gerekiyor. Burada çok eski bir uygarlık var. Buraya ilk geldiğimizde 8 yıl önce, tek bir uygarlık olduğunu sanıyorduk. Ama inceledikçe daha kompleks olduğunu fark ettik. Bugün anlıyoruz ki burada 3 uygarlık var. Önce bu taşları buraya yerleştiren megalitik uygarlık var. Aradan binlerce yıl geçiyor. Irmak taşıyor, harçlar geliyor ve ikinci uygarlık tünelleri yapıyor. Binlerce yıl geçiyor, tünelleri kapatan uygarlık geliyor. Binlerce yıl geçiyor, biz geliyoruz.”


    Kafasındaki kitaptan yeni bir bölüme geçermiş gibi bir ara vererek tekrar taşa dönüyor Sam.
    “Bu taş, yeraltı sularının üstüne yerleştirilmiş. Bugün Stonehenge’i astronomik bir takvim olarak açıklıyorlar. Ancak buradaki megalitik taşlar yer altı suları üzerine yerleştirilmiş ve ley hatları üzerinden geçiyor. Fransa’da Carnac ve Britain’de de böyle. Sadece Batı Avrupa’da 250.000 megalit vardı, bugün ise sadece 50.000 kaldı. Hristiyanlar bunları yok etti. Anlayamadılar çünkü. Taşın yer altındaki enerjiyi alabilme özelliği vardır ve bunu yavaşça etrafındaki bölgeye yayar. Eğer bir taşın etrafında insanlar duruyorsa bu enerjiyi alırlar. Bu enerji, ruhbanlar tarafından alındığında spiritüel boyutlarla temasa geçebileceklerini söylüyorlar. Sıradan insanlar ise bağışıklık sistemini güçlendiriyorlar.”

    Her duyduğum yeni bilgi bulmacanın yeni bir parçası gibi giderek daha büyük bir resim gösteriyor. Mesela Carnac’ı duymuştum ama Avrupa’da bu kadar çok megalit olduğunu bilmiyordum. Bu kadim insanlar mutlaka bir maksatla yerleştirmiş olmalılar bu kadar çok taşı. Sırf dekorasyon olsun diye olamaz.
    Bunları düşünürken Megalit K-2 yanına geliyoruz. Görünürde 8 ton ağırlığında muazzam bir taş. Yine üzerinde tepeler var, sanki Visoko vadisinin haritası gibi. Eee ne olacak ki, taş üstüne taş görüyoruz, sıkıldık diyebilirsiniz. Ama 30 dakika içinde anlıyoruz ki huzurunda olduğumuz bu şey spiritüel ve enerjetik bir teknoloji harikası. Şifalı bir taş.

    Önce Sam’in taş üzerinde yaptığı açıklamalara kulak verelim. “Bu da diğerleri gibi en az 32.000 yıllık, çünkü bulduğumuzda üzeri harç ile kaplıydı. Altında bir tabaka var, onu yerden biraz yüksek tutan. Taşı bu tabakaya kil ile yapıştırmışlar. Kalsiyum karbonat kökenli bir malzeme ile. Peki neden? Çünkü hareket etmesini istemiyorlar.”

    “Buradan örnekler aldık. Atom fiziği enstitülerine bu taştan örnekler yolladık. Bu doğal bir taş mı yapay mı diye sorduk. Çok sofistike analizler yaptılar. Sonuç bu taşın bir seramik olduğu yönünde çıktı. Bu bir seramikse bunun yapay olarak yapıldığını anlıyoruz. Jeoradar ölçümleri bize gösterdi ki bu blok 30 cm ve 10 cm kalınlıklarında iki parçadan oluşuyor. Ve aralarında bir hava tabakası var. Üst taraf daha sonra yapılmış. Taşın ortasında ise oval şeklinde bir boş alan bulundu. Sıvı veya su değil. Bir tür mineral. Büyük ihtimalle kuartz kristali.”
    Şimdi gelelim bu seramik taşın gerçek fonksiyonuna. Taşın 22 metre altında bir yer altı suyu var. Bu su taşın tam altında bir engele çarpıyor ve iki yöne ayrılıyor. Bu çarpmadan dolayı yüksek bir enerji ortaya çıkıyor. Yukarı hareket eden bu enerji seramiğin merkezindeki kuartz kristaline çarpıyor ve bu enerjiyi arttırıyor. Enerji seramiği titreşiyor ve bu bir elektromanyetik alan yaratıyor. Sam diyor ki “Bunu biz ölçtük, osiloskop ile. 28 Khz frekansında bir alan var burada, hem de sürekli olarak. 2 yıldır düzenli olarak ölçüyoruz ve görüyoruz ki bu enerji hep var. Toprak ana bunu sürekli olarak üretmez. Yani şu anda bir teknolojinin huzurundayız. Bizimkinden farklı ama yine de bir teknoloji. Bu insanlar doğal malzemeleri kullanarak, doğal enerji kaynaklarından gelen enerjiyi manipule etmeyi biliyorlar. Bütün tünel bu elektromanyetik enerji ile dolmuş durumda. Etrafta beyaz taşlar buluyorsunuz. Kuartz bunlar. Elektromanyetik enerji kuartza çarparsa piezo elektrik etkisi ortaya çıkıyor. Bu sayede ultrasound ses üretilmiş oluyor. İnsan kulağı 2-20KHz arasını duyabilir. 20KHz ötesini duyamıyoruz ve buna ultrasound deniyor. Bunu biz duyamıyoruz ama hayvanlar duyabiliyor. Ve burada üretilen sesi hayvanlar sevmiyor. Bu bölgede hiç hayvan kemiği bulmadık. Buraya kediler ve köpekler asla gelmiyor. Yani burada birisi kendi için bir yeraltı kompleksi yaratmak istemiş. Hayvanları uzak tutmuş. Ultrasound insanlar içinde iyidir. Mikropları öldürür. Ve hücrelerin sağlığını sağlar. Yani tüm bu enerji fenomeni belirli bir niyet ile yapılmış.”Şaşkınlıktan ağzım açık kalmışken kafamdan geçen şu düşünce ile geri geliyorum: “Ya hakikaten etrafta hiç kedi köpek görmedik. Dışarıda bile.”


    Elleri açıyoruz ve megalitin üzerinde tutuyoruz. Gözlerimizi kapıyoruz ve iki kez derin nefes alıyoruz. Megalitin enerjisini hissediyoruz. Ellerimizden geçiyor. Toplu bir meditasyon haline geçiyoruz. İnanılmaz güçlü bir enerji. Tüm hücrelerimi dolduruyor. Böylesini yaşamamıştım. Çok kısa bir süre içinde derin bir meditasyon haline geçtim ve vücuduma dolan yaşam enerjisinin tadını çıkarıyorum. Harika bir arınma etkisi yaratıyor.

    20-30 dakika sonra yavaş yavaş meditasyonumuzu bitirirken ne kadar özel bir yerde olduğumuzu idrak ediyorum.
    Burada Sam piramidlerin enerjisinde dair önemli bir ipucu veriyor. “Tüneller ile Güneş piramidi birbirine bağlılar. Bu tünellerin topladığı enerji güneş piramidini besliyor.” Yeni bir bulmaca parçası edinmiş olmanın keyfiyle yürümeye devam ediyorum.

    Bundan binlerce yıl önce insanların sahip oldukları bilgi ve zeka beni şaşırtmaya devam ediyor. Dar tünellerde olan yolculuğumuz sonunda geniş bir odaya varıyoruz. Yüksekliği 4 metre. Şu ana kadar geldiğimiz en yüksek yer burası. 50 metre karelik bir alan. Anlaşılan burası önemli bir buluşma noktası çünkü toplam 8 ayrı tünel buraya çıkıyor. Sam odanın özelliklerini anlatmaya başlıyor. “Buraya gelen insanlar iyi hissetmeye başlıyor. Astımı olanlar burada hiç nefes problemi yaşamıyorlar. Alerjiler ortadan kalkıyor. Burada ne olduğuna bilimsel olarak bakmak için negatif iyon yoğunluğunu ölçtük. Negatif iyonlar kanımızı virüs ve bakterilerden temizler. Büyük şehirlerdeki evlerimizde, ofislerimizde santimetre küp başına 50 ila 100 negatif iyon bulunur. Şehir merkezinde açık havada 400, köylerde 800’dir bu sayı. Irmak veya deniz kenarında, sizin İstanbul Boğazı gibi 1500 negatif iyon bulunabilir. Dağın tepesindeki bir ormanda ise 5000’dir. Doktorlar nefes problemi olan hastalarını bu dağlara yollarlar negatif iyonlardan dolayı. Burada yaptığımız ölçümde ise bu oran 18.400 çıktı. Yani en sağlıklı dağ ormanlarından neredeyse 4 kat daha sağlıklı bir yerdeyiz şu anda. Bu birinci unsur.”

    Sayılar başımı döndürürken bir yandan da Sam’i dinlemeye devam ediyorum. “İkinci unsur şu. Bizler gezegenin yüzeyinde iken kozmik radyasyona mazur kalıyoruz. Bunlar bizim üzerimizden geçerek gezegene iniyorlar. Fakat bunlardan bazıları bizim için tehlikeli ve hücrelerimiz bunlarla savaşıyor. Mesela meşhur Heartmann hatları vardır, her 2 – 2.5 metre arasında kesişir bu çizgiler. Bu kesişim noktaları da vücudumuz için çok zararlıdır. Sümer ve Babil'de tapınakları yaparken taş sütunları tam olarak bu heartmann kesişimleri üzerine koymuşlar. Dolayısıyla kimse bu noktalarda duramıyor.

    Ayrıca Curry hatları, Schenider hatları vardır. Onlar Heartmann’a göre çapraz giderler. Onların kesişim noktaları da zararlıdır. Son olarak ta yer altından gelen negatif radyasyon vardır. Yüksek radyasyon vücudumuz için zararlıdır. Eğer yeraltı suyunun üstünde yatağınızı koyarsanız 15 sene sonra hasta olursunuz. Bunları görmüyoruz, ama hayatımız boyunca vücudumuzun bu dalgalarla savaşı devam ediyor.”
    “Biz buradaki kozmik radyasyonları ölçtük. Sonuç: negatif kozmik radyasyon yok. Heartmann ve diğer kesişimler sıfır. Yeraltı sularını radyo aktivitesi ölçüldü, olabilecek minimum değerden 10 kat düşük değerler çıktı. Yeraltı sularında gelen enerjiler tam üzerlerine yerleştirilen bu taşlardan dolayı olumsuzdan olumluya dönüşüyorlar. Yani burası dünyamız üzerindeki en güvenli yerlerden birisi.” Pes yani, bu kadar olamaz. Gönüllü olup sabah akşam burada çalışanların sağlığında ne kadar bir iyileşme olduğunu merak ediyorum. Çünkü anlaşılan şey, içeri girdiğimiz andan itibaren vücudumuz dış düşmanlardan özgür kalıyor ve asıl işlerini yapıyorlar. Problemleri tamir ediyorlar. Rejenerasyon sürecini başlatıyorlar. “45 dakikadır bir şifa sürecindesiniz” diyor Sam. “Bilseniz de bilmeseniz de. İsteseniz de istemeseniz de.” Düşünsenize tüm hayatınızı burada geçirdiğinizi. Ömrü uzatmak, yüzyıllarca hayatta kalmak mümkün böyle bir yerde.

    45 dakika olmuş demek içeri gireli. Bu kadar fazla ilginç bilgiyi bu kadar kısa sürede duyma şansına kaç kez sahip olmuşumdur acaba. Şimdi yan tünellerden birine girdik. Giriş 3.5 metre yüksekliğinde 2.5, 2, 1.5 metre 1 metre olarak devam ediyor, yani alçalıyor, ve sonra aynı şekilde yükselmeye başlıyor. Zaten girdiğimizden beri bu tuhaf alçalma ve yükselmeyi yaşıyoruz tünellerde. Tıpkı bir sinüs dalgası gibi. Tüm tüneller böyle. Meğer bu da bir tesadüf değilmiş ve akla gelmeyecek bir mühendislik harikasına işaret ediyormuş.



    Normalde böyle kapalı bir yerde havanın ağır ve sıcak olmasını beklersiniz oksijen eksikliği olur. Neredeyse 1 saattir bu tünellerde yürüyoruz ama hiç havalandırma olmamasına rağmen nefes alıp vermekte zorlanmıyoruz. Yaşı ilerlemiş olanlar var, çok sigara içenler var, kimsede tık yok. İçeride hava sıcaklığı her yerde aynı. Nem de öyle. Buraya gelen maden mühendisler şok olmuşlar. Tünelleri yapanların bunu nasıl başardıklarını anlayamamışlar. Yüksek yerlerde basınç azalıyor, alçak yerlerde basınç yükseliyor. Farklı basınçlar sayesinde hava hareket ediyor. Tek bir düz tüneliniz varsa büyük bir vantilatörünüzün olması lazım. Günümüzde yapılan büyük tünellerde iki uca büyük vantilatörler koyarak hava akımını sağlıyoruz. Burada ise her tünelin kendisi bir vantilator. Dahiyane!

    Harika yeraltı gezimiz devam ediyor. Size son bir mucize olaydan bahsetmek istiyorum. Sam bizi bir yeraltı gölünün yanına getiriyor. 15 metre kare genişliğinde ve yarım metre derinliğinde. “Bu su temiz ve içinde hayat yok. Buraya gelen iki kanal var ve buralarda su giderek derinleşiyor. 200 metre böyle devam ediyor, sonrası bloke. Kanalların insan eliyle yapıldığı belli. Burada bir eğim var. Eğim sayesinde su ilerliyor ve negatif iyon bırakıyor. Böylece negatif iyon yoğunluğunu yüksek tutuyorlar. Bu sayede su tamamen temiz.”
    “Aslında bu tüneli kazmak piramide giden yolu kısaltabilirdi. Ama önce suyu test etmeyi seçtik. Yakındaki bir halk sağlığı enstitüsü kimyasal ve biyolojik test içilebilir bir su olduğunu söylüyor. Slovenya enerji potansiyeli enstitüsü ise bunun şifalı bir su olduğunu söyledi. Eğer suyu buradan alırsak çok değerli bir şeyi kaybedecektik. Bu yüzden suya dokunmadık. Sonra başka testler yapıldı bu su ile. Kirlian fotografçılığı ile baktılar. Beden fonskiyonlarını geliştirdiği ortaya çıktı. Bize bir sertifika verdiler bu konuda.”

    İlginç olan suyun derinliği bir azalıyor, bir artıyor. Suda hiç dolaşım yok, tamamen sabit. Normalde sabit bir su çürür, kokar, içinde bakteriler ürer. Ancak negatif iyonlardan dolayı su kesinlikle kirlenmiyor ve mikrop ve bakterilerden uzak kalıyor. İnanılmaz!
    Sam sırayla hepimize bu suda biraz tattırıyor. Sonuç? Kesinlikle lezzetli!

    Tünellerdeki gezimizin sonu Sam ile bir sohbete dönüşüyor. Bu kadar inanılmaz bilgi varken neden daha önce duymamış olduğumuz sorusu geliyor doğal olarak. “Bilimsel kurumlardaki pek çok insan bize karşılar. Çünkü tüm bunları açıklamak zorundalar ve bunu istemiyorlar . Binlerce yıl önce enerjiyi manipule eden ve bu kadar malzemeyi taşıyan kimlerdi? Bildiğimiz tarih kitaplarını değiştirmemiz gerekir. İnsanlar ise Doktoralarını ve profesörlük ünvanlarını kaybetmek yerine bize saldırıyorlar. Kabul edilmemizi engelliyorlar. Bunların hepsi doğal diyorlar.” Mesela National Geographic gelmiş ve bunları siz yaptınız demişler. History Channel ise bunlar gerçek demiş. Bu tartışma uzun yıllar devam edeceğe benziyor. Çünkü bunu kabul edebilmesi için insanlığı geçmesi gereken değişim çok büyük.

    “Şu ana kadar keşfettiklerimiz tünel ağının %2-3 oranında. Ne bulacağımızı kim bilir? Ve görünen o ki tünellerde daha derine indikçe, vibrasyon seviyeleri yükseliyor” diye ekliyor Sam.
    Konu yavaş yavaş bu tünellerin ve piramidin maksadına geliyor. Neden yapılmış bunlar, ne işe yarıyorlar? Sam tünelleri kapatan üçüncü uygarlıktan dem vurarak açıklıyor. “Milyonlarca taş getirip burayı doldurmuşlar, demek ki çok önemli bir şey saklıyorlar. Arkeologlar saklananın ancak bir mezar olacağını söylüyorlar. Bir şeyi saklamak için bu kadar fazla emek harcıyorsanız basit bir mezardan daha fazla şey orada olmalı. Bu bence teknoloji. Eğer teknolojiniz varsa dünyayı yönetebilirsiniz.”

    “Birisi farklı enerji fenomenleri yaratmanı yolunu biliyordu. EM, ultrasound, negatif iyon, manyetik enerji. Tüm bu farklı enerjiler, tünel sisteminde ilerliyor ve piramide gidiyor. Piramidi besliyor. Piramidin tepesinde pek çok farklı enerji fenomeni ölçtük zaten. Demek ki burada binlerce yıldır çalışan bir enerji makinesi var. Bunu kullanarak iletişim yapmak mümkün. Farklı amaçlar için kullanılabilir. Bence teknolojiyi saklamak istediler. Teknolojiyi askeri nedenler için kullanabilirler, veya insanları yönetmek için. Enerji nötrdür iyi veya kötü değildir. Ama biz onu iyiye veya kötüye kullanabilirsiniz. Isınmak veya şifa için kullanabiliriz. Mesela lazer gibi. Lazer ışınlarıyla göz rahatsızlığını iyileştirmek veya askerleri öldürmek mümkün. Veya dünyanın en büyük lazer silahını yapıp başka bir gezegeni yok edebilirsiniz. Bence saklanan şey bu enerji ile ilgili bilgi. Piramitler bununla ilgili çünkü. İkinci olan ise şifa yönü. Hayatımızdaki en önemli şey şifamız, sağlığımız. Ve böylesi uzun bir kompleks yeraltı tünelleri ile hayatınızı uzatabilirsiniz, sağlığınızı çok iyi noktada tutabilirsiniz.”
    “Her geçen yıl yeni şeyler öğreniyoruz. Benim inandığım şey her yıl yeni şeyler öğreneceğiz. Ama ne kadar öğrenmeye hazırsak. Eğer sadece %2-3 oranında keşfettiysek bu tünel ağının, asıl ana keşifler henüz yapılmamış olanlardır. Eğer ilk 50 metre karelik odayı keşfettiysek belki 500 veya 5000 metre karelik odalar var. İlk küçük gölleri keşfettiysek belki daha büyük göller bulacağız. Şu an küçük şifa özellikleri keşfediyorsak belki gelecekte gezegeni kurtaracak bir şifa potansiyeli bulabileceğiz. Bence gelecekte bu yeraltı tünelleri daha ve daha ilginç olacak. Şu an sadece bir seviyedeyiz biz, kim bilir bunun altında kaç seviye daha var.”

    Tüm Bosna piramitleri ile ilgili başka eşsiz bir durum da, tüm çalışmaların halk eliyle yürütülüyor olması. Proje tamamen bir sivil toplum örgütünce yönetiliyor. Bağışlarla ayaktalar. Bosna çok fakir bir ülke. Savaş ekonomiyi tamamen dağıtmış. Ancak her şeye rağmen burada inanılmaz bir heyecan var.
    Sam gerçekten çok iyi niyetli bir insan, sohbetlere devam ettikçe bu daha da ortaya çıkıyor. “Pek çok arkeolojik proje elit insanlara aittir ve halka ne duyuracaklarına onlar karar verir. Ama bizde böyle bir şey yok. Herkese açık, sizlere de” diyor. İnandığı şey bilginin ve enerjinin serbest ve ücretsiz olması. Bu sayede özgür ve uygar bir dünyada yaşayacağımıza inanıyor.

    Piramitler de aslında birer sınırsız enerji kaynağı olarak kullanılmışlar bence. HES, nükleer enerji gibi topluma baskı ve zarar getiren enerji yöntemlerine göre Tesla’nın da keşfetmiş olduğu serbest enerji çok çok iyi bir alternatif bizim için. Bana kalırsa piramit bilgisinin bastırılmasında yatan nedenlerden birisi de bu.

    Bu konuda yapılan inanılmaz araştırmalar ve deneylerden, piramit teknolojilerinin pratik uygulamalarından ve asıl Bosna piramitlerinin nasıl yapıldığı da dahil olmak üzere Visoko vadisi gezimizden diğer detayları bir sonraki yazımda paylaşacağım.

    Esenlikle kalın.
  • biyolog / 20 Ekim 2014 22:54

    Murat bey

    Gordion düğümünün hikayesini okudum. Büyük İskender'in dünya hakimiyeti gibi bir amacım yok ama küçüklükten beri dünyanın en zengin adamı olmak gibi bir arzum var.(dı):)) Zenginliğin de bir düğümü var mı? O düğümü sabırla çözmeye uğraşırım:))

    Kök atanın eşinin yapmış olduğu yürüyüşün Tarık suresi ile nasıl bir alakası var? var mı?
    Yapmış olduğunuz hesaplamaları açarsanız daha iyi anlarım. küre-derece-9 ilişkisi ne demek?

    11. küre 0,3515625=27 9'a eşit değil niçin boyut değişiyor. 9 sayısının buradaki sırrı ne?
  • biyolog / 20 Ekim 2014 17:26

    yedi dokuz yedi kardeşim

    Kardeşim cebrail'in (as) bir yıldız olduğu düşüncesi bana uzak geliyor. senin demek istediğinden anladığım yıldızın mecazi anlamda kullanılıp cebrail'i mi kastediyor olma olasılığı. bu da bir yorumdur.

    Ben de Tarık suresine baktığımda çok farklı anlamlar kafamda beliriyor. Değişik yorumlar yapıyorum. Ama bu yorumların ne kadarı doğru emin değilim. Ama yine de yazıyorum. Sonuç ta beyin fırtınası oluyor. her düşünce başka bir düşünceye gebe oluyor.

    Mesela senin yazını okuyunca kafama başka bir şey geldi. Cebrail'e (as) vurgu yapman dinleri aklıma getirdi. başka yıldız sistemlerinde Türk'ün amcaları var. bu durumda onlar neye inanıyor. yani bizim peygamberimiz onların da peygamberi mi? Yoksa onların tabi olduğu farklı bir peygamber var mı?
  • yedi dokuz yedi / 20 Ekim 2014 10:15

    m furfan kardeşime

    bende senin gibi 163. kayalardan cıkanla yani sihir gibi yüksel teknoloji taşlar yani cehver buyuyruyor sultanimiz işte bu işatetli taşlardan cıkacak olan vede nasipi ve ilmi olan kalperenler cıkaracak ama şu var şeytan cirpiniyor cıkarda güç hakikat bulur diye ...........işinlama taşlari ayrica degişik güçlerin birleşmesi gibi
  • mfurkan / 20 Ekim 2014 00:40

    taşlar

    unutmadan ekleyeyim, bosna piramitlerinde ön türkçe yazılar bulunmuş. piramitlerdeki karbon taşlarına yapılan testlerde yaklaşık 30.000 yıllık oldukları saptanmış. Oktan abimizin dediği gibi anadoluya 1071 de sadece geri döndük bizim olanı geri aldık
  • mfurkan / 20 Ekim 2014 00:33

    taşlar

    158 de mekanik ve digital ötesi taşlara kayıt yaptılar diyor. internette gezinirken çindeki beyaz piramitler ve bosnadaki piramitler hakkında biraz daha bilgi edindim ve piramitlerin sürekli bir enerji kaynağı olduğunu okudum. peki bu enerji ne içindi bir yerlere mesaj göndermek için miydi . çindeki türk piramitlerinde neler saklanıyor acaba.163 . sayfadaki kayalardan çıkanlar desteğe gelecek diyor, bu kayaların içinde nasıl bilgiler varki sihir zannedilecek kadar tabiri kullanılıyor.aklıma neler neler geliyor. bosna piramitlerini okuduktan sonra çindeki piramitleri iyice merak etmeye başladım. bu konu hakkında acayip derecede bilgi açlığı içindeyim

    not: bosna piramitleri hakkında biraz daha geniş bilgi için okumanızı öneririm
    http://mayatakvimi.blogspot.com.tr/2013/08/bosna-piramitlerinin-gizemi.html
  • Ayşe Yalçınkaya / 19 Ekim 2014 22:56

    GÖK-YER- YER ALTI

    Yakut ve Altay Türklerinde yaşam ağacına ‘dünya ağacı’ da denir. Eski Türk geleneğine göre, bu, Dünya’yı ortasından (göbeğinden) öte-âleme ve Demir-Kazık Yıldızı’na bağlayan, dalları vasıtasıyla şamanlara yeryüzünden yüksek âlemlere yolculuk yapma olanağı sağlayan bir ağaçtır. Buna Demir Ağaç da denir. Şaman geleneğine göre Dünya, ‘Göğün göbeği’ ile bu ağaç sayesinde irtibat halinde olup, bu ağaç ile beslenir. Anne rahmindeki bir bebek için göbek kordonunun anne ile ilişkisi gibi bu göbek de bir bağlantı noktasıdır. Dünya Ağacı, bu bağlamda yerin ekseni ve axis olup bağlantı noktasını oluşturan kozmik bir ağaçtır.
    Kayın ağacı Türklerde kutsal sayılır. Ağacın kökleri yeraltı, gövdesi yeryüzü ve dalları gökyüzü ile simgelenir. Bu durumda kayın ağacından yapılan şaman davulunun arkasında bulunan tutanak ve davulun üzerindeki semboller axis mundiyi( üç alemin merkezini temsil etmekte, şaman axis mundi üzerinde aşağı ya da yukarı seyahat edebilmektedir.
    Şaman davulu üzerinde yeraltı, yer ve gökyüzünü birleştiren Axis mundi (eksen, merkez görülüyor.
    https://www.facebook.com/permalink.php?story_fbid=10152237060682951&id=106688482950&substory_index=0
    Şamanlar yer- yeraltı ve göğe uçmalarında davul üzerindeki simgeleri yol haritası olarak kullanıyor olabilirler.
    Davul üzerindeki kalın dikey çizgi, dünyanın eksenini ifade etmektedir.

    - Bunun bazen dünya ağacını da temsil ettiği düşünülür
    - Dünya ağacı, kökleri yer altı alemine, gövdesi yer yüzüne, dalları ve yapraklarıysa göğün en üst tabakalarında olan bir eksen gibidir
    - Bazen kutup yıldızına kadar uzandığı kabul edilir. Yıldız simgesi de gelinen yeri gösteriyordu.

    http://cagnur.blogspot.com.tr/2014/04/turk-kozmogonisinin-davula-yansmas.html

    *Ankh (Nil’in Anahtarı, Crux Ansata) Eski Mısır’da hayat sembolü olan tepesi halka şeklindeki kulplu haç sembolü Ank, Eski Mısır’da en güçlü kültürel ve dinsel sembollerden biriydi. Yaşamın sembolüydü, firavun ve tanrıları Ankh ile gösteren bir çok sanat eseri var.
    Ankh’ın şekil olarak neyi temsil ettiği egyptologlar tarafından sürekli tartışılmıştır.
    Kimileri, şeklinin insan vücudu olduğunu söyler.
    Kimileri ise seklinin Nil nehri olduğunu savunur. Doğduğu yer ince ucu, döküldüğü İskenderiye deltası yuvarlak başı, sağa ve sola açılan kollar ise Nil’in doğu ve batı yakasıdır.
    Ankh, ölümün ardından yaşamın sembolü, onun anahtarıdır bu sebepten şeklin insan vücudu olduğu söylenir, http://www.sembolog.com/2014/07/13/ankh-nilin-anahtari-crux-ansata/
    Egptologların Ankh sembolünün anlamını bilmemeleri çok normaldir. Çünkü bu simge Türk tamgalarındandır. Tarih sürecinde bozkutların kurt adam, Erkenekon ve Horasanın terör örgütü gibi algı oluşturulması ile ilişkili. Konumuz ile ilgili olarak yeraltı –yer ve yerüstünü birlelştiren merkezin sembolü At çakı tamgası olarak bilinir ve Yaradılış Destanında
    At çakı (rusçası: konovyaz’) Maaday-Kara destanında şöyle tasvir edilir:
    Doksan köşeli muhteşem taş çadırın eşiği
    Dokuz köşeli gümüş at çakı vardır.
    Alt ucu Aşağı dünyadadır
    Aybıstan ona at bağlar.
    Üst ucu Üst dünyadadır
    Üç Kurbustan ona at bağlar
    Onun tam ortası
    Kara-Kaltar güzel atlı
    Maaday-Kara bahadırnın At bağladığı yerdir.
    Eşiğin önündeki dokuz köşeli gümüş çakıyı
    Yerinden çıkarmak istedi, çıkaramadı
    Alt tarafını topraktan çekince
    Yer altından altmış bahadır ona tutunmuş olarak çıktı.
    “Vay! Kara-Kula
    Ne yapıyorsun sen? Dediler
    Onun alt ucu
    Yeraltında yaşayan Aybıstan’ın at bağladığı
    direk”, diyerek
    Onu tekrar yeraltına çektiler.
    Üst ucundan çekince, Direği tutan doksan bahadır çıka geldi
    “Bu çakının üst ucu, Yukarı dünyada yaşayan Üç Kurbustan’ın
    çakıdır” diyerek, Onu tekrar göğe çektiler.(1137-1150. satırlar. Aktaran: Bekki 2001: 298-299)
    şiirin olduğu yazı: http://turkoloji.cu.edu.tr/HALKBILIM/salahaddin_bekki_merkez.pdf
    Üç kozmik bölge kültürüne sahip olan toplumlarda bu bölgeler arası iletişimi
    sağlayan eksen ya kozmik ağaç (dünya ağacı) ya kozmik dağ ya da hayat ağacı’nda
    simgeselleştirilmiştir. Bu simgesellik (dünya ağacı) Güney Sibirya destanlarında ve
    özellikle Maaday-Kara’da ‘at çakı’ya yüklenmiştir.

    İmâm-ı Alî (k.a.v.) efendimiz buyurlar:
    "Sen, seni cirm-i sağîrsin (küçük bir cisim) zu'm edersin(zannedersin). Halbuki âlem-i ekber (büyük âlem, evren) sende müntavîdir(dürülüdür)."
    Hz. Ali’nin sözü bize ipucu veriyor, insan evrenin dürülmüş halidir buna göre evrende sıratı mustakıyme ulaşmak insanın içindeki sıratı mustakıyme ulaşması, şamanın göğe uçmak için önce yer atına gitmesi gerekiyordu. Burada insanda, vücudumuzda omurga boyunca hat sıralanmaktadır.
    Doğu tıbbında insanın kafasının tepesinde pozitif bir akım varken omurga kemiğinin alt boğumunda, kuyruksokumunda, negatif bir akım bulunur. Bu iki kutup arasında dolaşan elektrik gücü olan yaşamdır. Bu hat boyunca enerji akmalıdır, tıkanıklık olduğu durumda hastalıklar ortaya çıkar.
    Bu olay, sabır ve azimle uygulanan Pranayama (nefes egzersizleri), asanalar (yoga duruşları), ve meditasyon sayesinde gerçekleşebilir. Kundalini enerjisi yukarıya yönelirken, omurga boyunca sıralanan enerji merkezleri (çarkları- çakraları, teker teker delerek kafatasının tepesinde bulunan pozitif akımla birleşince yoginin bedeni elektrik akımına tutulmuş gibi sarsılır ve mutluluğun en üst hazzını duyar; böylece ermişliğe yükseldiği kabul edilir. Bize göre de namazdaki eğilip doğrulmalar, namazı huşu ile kılmak, zikirler … erenlerin bildiği tekniklerle vecd halinin yaşanmasıdır.
    6/153 : İşte bu benim dosdoğru yolumdur. Ona uyun, başka yollara uymayın; çünkü onlar, sizi O'nun yolundan ayırırlar. Bunlar, dinlersiniz diye O'nun size verdiği öğütlerdir.
    23/MU'MİNÛN-17: Ve lekad halaknâ fevkakum seb'a tarâika ve mâ kunnâ anil halkı gâfilîn(gâfilîne).
    Ve andolsun ki Biz, sizin üzerinizde 7 yol yarattık ve Biz, yaratmaktan gâfil değiliz.
    Uzun bir yazı oldu hakkınızı helal edin.
  • Mehmet / 19 Ekim 2014 21:28

    92 SENE ÖNCE Atatürk te söylemişti.

    Atatürk,daha Cumhuriyet kurulmadan önce 1922 yılında TBMM'nin 2. toplanma yılını açarken yaptığı konuşmada Türk tarihinin derinliğinden bahsederek Türklerin kökeninin Hz. Nuh'a kadar dayandığını söylüyordu:

    ''Efendiler bu insanlık dünyasında en az 100 milyonu aşkın nüfustan oluşan büyük bir Türk milleti vardır ve bu milletin yeryüzündeki genişliği oranında da bir derinliği vardır.Efendiler bu derinliği isterseniz ölçelim:Birinci ölçek tarih öncesi devirlere ilişkin ölçektir:Bu ölçeğe göre Türk milletinin kökünün dayandığı Türk adındaki insan,insanlığın ikinci babası Nuh Aleyhisselamın oğlu Yafes'in oğlu olan kişidir.Tarih döneminin belge tedarikinde pek hoşgörülü olan ilk evrelerine biz de hoşgörü gösterelim,fakat en açık ve kesin ve en maddi tarih kalıntılarına dayanarak söyleyebiliriz ki,Türkler 15 yüzyıl önce Asya'nın göbeğinde muazzam devletler kurmuş ve insanlığın her türlü yeteneği onda ortaya çıkmıştır.Elçilerini Çin'e gönderen ve Bizans'ın sefirlerini kabul eden bir Türk devleti ecdadımız olan Türk milletinin oluşturduğu bir devletti.''

    Atatürk,bu sözleriyle daha Kurtuluş Savaşı'nın kan ve barut kokusu kurumadan Meclis kürsüsünden Türklerin şanlı uzak atalarından bahsederek,Türk tarihi konusunda derin araştırmalar yaptıracağının ilk önemli işaretini veriyordu.Atatürk'ün,Türklerin kökeninin Nuh Peygamber'in oğlu Yafes'e dayandığını ileri sürerek,öteden beri kulaktan kulağa fısıldanan bir tezi (Türkler Yafes'in Torunlarıdır!) yüksek sesle dile getirmesi düşündürücüdür.Bu tezi Meclis kürsüsünden dile getirmesi ise Türk tarihiyle ilgili çalışmaların ''devlet politikası'' olacak kadar ciddiye alınacağının ilk işaretlerinden biridir.
    Bu ilk işaretlerden ve ön hazırlıklardan sonra Atatürk,Türk tarihinin sadece Osmanlı tarihinden oluşmadığını,Türklerin Osmanlıdan binlerce yıl önce de büyük devletler kurup dünya uygarlığına büyük katkılarda bulunduklarını ileri sürerek,sonradan çok tartışılacak olan Türk Tarih Tezi'ni ortaya attı.
  • emine yıldız / 19 Ekim 2014 16:45

    KULBAK BİLGE-14

    size 22 yıl önce gördüğüm rüyamı anlatmak istiyorum.Babamın vefatından 2 ay sonra idi,annem ben ve babam oturma odasındayız. babam takım elbiseli ve genç haliyle sandalyede oturuyor. bir an ben ürperdim babam vefat etmişti diye içimden geçirdim.Babam benim bu düşüncemi farkederek(korkmayın ben gidicem,AY da kalıyorum dedi.hayatımda gördüğüm en net rüyamdır.
  • Murat Birkent / 19 Ekim 2014 13:29

    Biyolog rumuzlu kalperene ..

    Sayfa 155...

    9 yer gezegenden sonra ata cennetinde rahime düsen 4 düz cocugu dogurdu Kök atanin esi......büyüttü burada bin yil eglendi...9 ay , her ay bin yil misali..

    9.. her adim bin yil....

    1. Küre AY 360 derece`= 9

    2.Küre 180 derece= 9

    3.Küre 90 derece = 9

    4.Küre 45 derece = 9

    5.Küre 22,5 derece = 9

    6.Küre 11,25 derece= 9

    7.Küre 5,625 derece= 18= 9

    8.Küre 2,8125 derece=18= 9

    9.Küre 1,40625 derece=18=9

    10.Küre 0,703125 derece =18=9

    bunun alti ise boyut degistirir....

    Kök Ata yerküreye inmeden durakladigi yerlerde dünya zamani gibi olmayan 10 bin sene yürüdü...


    Düsmani takipteydi ve kistirdi son duraginda ,, ya ilk durak ???

    Cözecegiz insaallah hep beraber bu kör dügümü, dügüm dedim de Gordion dügümü geldi aklima..

    Allaha emanetsiniz
  • yedi dokuz yedi / 19 Ekim 2014 12:35

    biyolog kardeşim

    yazin güzel araştirma olmuş .tarik yildizi acaba nacizane cebrail olma durumu olma şansı varmidir bence tabiki birde yol olarak da işinlama olma urumunu düşünüyom bu fakirin düşündüyü elinize saglik kardeşim
  • biyolog / 19 Ekim 2014 02:59

    tarık yıldızı

    Murat bey yazınız üzerine Tarık suresini araştırdım. bu surede çok sırlar var.

    Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla

    1- Göğe ve Tarık’a andolsun,

    2- Tarık’ın ne olduğunu sana bildiren nedir?

    3- (Karanlığı) Delen yıldızdır.

    4- Üzerinde gözetleyici-koruyucu bulunmayan hiçbir nefis (kimse) yoktur.

    5- İnsan bir baksın, hangi şeyden yaratıldı?

    6- Dökülüp atılan bir sudan yaratıldı.

    7- (Bu su,) Bel kemiği ile kaburgalar arasında(ki organlar)dan çıkar.

    8- Şüphesiz (Allah), onu yeniden-döndürmeye güç yetirendir.

    9- Sırların orta yere çıkarılacağı gün;

    10- Artık onun ne gücü vardır, ne yardımcısı.

    11- Dönüşlü olan göğe andolsun.

    12- Yarılan yere de.

    13- Şüphesiz o (Kur’an), ayırdeden bir sözdür.

    14- O, bir şaka değildir.

    15- Doğrusu onlar, hileli bir düzen planlayıp kuruyorlar;

    16- Ben de bir düzen kurup hazırlıyorum.

    17- Sen kafirlere bir mühlet ver, az bir süre tanı.

    http://www.turkcekuran.net/86-tarik-suresi/

    şeytaniler durmadan hile ile tuzak kuruyorlar. ama Allah sen onlara mühlet ver diyor. az bir süre tanı diyor. ben de bir düzen kuruyorum diyor.

    9. ayette sırların ortaya çıkacağı günden bahsediyor. şeytanilerin hileleri bu sırlar ile mi alt üst olacak. sırlar nasıl ortaya çıkacak. Tarık yıldızı nasıl bir vazife üstlendi. kaynaklarda tarık için pulsar=nötron yıldızı (karadelik) anlamı var. 3. ayette delen yıldız diyor. neyi deliyor. Tarık yıldızı zaman ve mekanda seyahat etmek için bir delik mi açıyor. Hun atamızın seyahat ettiği gemide başka bir yıldız sisteminden aya geliyor. Hun atamızın küre gemisi aya Tarık yıldızının açtığı delikten mi geliyor.

    daha önce hun atamızın geldiği yıldız sisteminin sirius olduğunu düşünmüştüm. bu durumda Tarık yıldızının sirius ile bir alakası olabilir mi? sirius-b yıldızı enerjisini tüketerek beyaz cüce halini almıştır. bu durumda tarık yıldızı siriüs-b mi? yoksa siriüs yıldız sisteminde nötron yıldızı şeklinde tarık yıldızı denilen başka bir sönmüş yıldız mı var?

    Tarık'ın manası:
    *Delen yıldız (yol açan yıldız=zaman ve mekanı delerek yol açan anlamında anlıyorum.)

    *Gece vakti gelen (sönerek kütlesine göre beyaz cüce=nötron yıldızı=karadelik haline gelmiş yıldız anlıyorum.)

    *BİR ŞEYE VURDU veya BİR ŞEYİ DÖVDÜ (TARTAKLADI) anlamındaki "taraka" fiilinden türetilmiştir.

    *Mecâzî olarak da "gece vakti gelen herhangi bir şeyi" ya da "herhangi bir kimseyi" gösterir (Türkün amcaları başka bir yıldız sisteminden bu şekilde mi gelecek)

    *Târık, aslında "tark" kökünden ism-i fâildir. Tark, bir ses işitilecek şekilde şiddetle vurmak, çarpmaktır (nötron yıldızının etrafında dönerken çıkardığı kalp atımı ritmindeki sesler şeklinde yorumlanmış)

    *Yol mânâsına gelen "tarîk" da bundan türetilmiştir. tarikatı da bu anlamda düşünebiliriz.

    *geceleyin gelip kapı çalan veya gönül hoplatan ziyaretçi mânâsını ifade eder.

    *Târık, manevi şeyler için de kullanılabildiğine ve "yıldızla da yol bulurlar" (Nahl, 16/16) mânâsınca yıldızda bir hidayet ve yol gösterme mânâsı olduğuna göre "Necm-i Sâkıb"tan maksadın geceleyin gökte doğan herhangi bir parlak yıldızın göze çarpması halinde ışığın şuurumuzda parlayışı gibi manevi semadan nefislerimize gelip vicdanımıza işleyen ve zihnimize nakşedilerek bizi içimizdeki ve dışımızdaki karanlıklardan çıkaran iman ve kesin inanç nurlarıyla manevi kalbe doluşları ve ilâhî irşatları kapsaması daha uygundur. Yani, göğe ve sizi karanlıklardan aydınlatmak için yıldız gibi şuurunuza çarpan ve maddenizi delip gönüllerinize işleyen hak nuruna yemin olsun.

    http://gizliilimler.tr.gg/Tar%26%23305%3Bk-Y%26%23305%3Bld%26%23305%3Bz%26%23305%3B.htm

    Bekir beyin yazısında Ayın güneş sistemi dışından gelmiş bir uydu olduğu yazıyor. bu durum da ay, Hun atamızın küre gemisi gibi mi dünya yörüngesine geliyor.
    anladığım şekli ile Tarık yıldızının açtığı bir yol (solucan deliği) ile mi geliyor. böyle ise Ayı kim getirdi?
  • yedi dokuz yedi / 18 Ekim 2014 23:49

    163. sayfa

    (türkün amcasi .yer türklere gelecek kayalardan cıkanla) 163 deki vallahi oktan hocamla görüşürsem ilk soracayim kayadan acaba ne var vede nasıl yardima gelme olayini işinlama gibi mi diye sorma sansını inşallah yakalari selamün aleyküm
  • BEKİR ÖZTÜRK / 18 Ekim 2014 12:42

    ayı kimler yaptı

    Ay'ı Kimler Yaptı?
    (Christopher Knight,Alan Butler)

    Kitabın ismi ilgi çekici, içeriği hakkında yazılanlarsa şöyle:

    Ay'ın nasıl oluştuğuna dair bugün için bilimsel olarak kesin bir açıklama getirilememiştir. Çünkü önceden ileri sürülen tezler, daha sonraları geçerliliğini yitirmiş durumdadır. Başta NASA olmak üzere yapılan tüm bilimsel araştırmalar, Ay'ın fiziksel yapısının Dünyamız'dan tamamen farklı olduğunu göstermiş ve bir zamanlar ileri sürüldüğü gibi Ay'ın Dünya'dan kopan bir gök cismi olmadığını ispatlamıştır. NASA yaptığı açıklamada Ay'ın içinin boş olduğunu ve böyle bir durumun hiç bir gök cisminde normal şartlarda olmaması gerektiğini vurgulamıştır. Konunun bir başka ilginç yanı da Ay'ın Güneş'ten kopan bir gök cismi olmadığını da yapılan araştırmalar ortaya koymuştur. Uydumuz Ay adeta evrenin başka bir köşesinden alınıp yörüngemize yerleştirilmiş gibidir!... Eldeki verilere göre Ay içi boş ve yapay bir uydudur!... Dünyamız ve Ay'la ilgili tüm bildiklerinizi sorgulayacak bilimsel kanıtları, olağanüstü ama mantıklı iddialarla bu kitapta bulacaksınız.

    Aslında imkansızın olmadığı gerçeklikte bunun sorgulanabilir bir durum olduğunu düşündüm. Hatta kitabı görünce aklıma daha önceden okuduğum bir metin geldi:

    "...
    Ay'da hayat var mıdır, yok mudur diye sormak
    dahi olumsuzdur.
    Ay yaratılmıştır.
    Belli bir göreve atanmıştır.
    Ay yaşayacak, görevini ifa edecek ve yaşatacaktır.

    Ay'da insan vardır.
    Ay'da bitki fazladır.
    Ay'da hayvan vardır.

    Ay insanı sizi tanıyor.
    Ay insanı tekâmül vetiresini hayli ilerletmiştir.
    Diğer gezegenlerden gelen insanlar ve bilgiler,
    Ay insanını, dünya insanından önce uyandırmıştır.
    Ay insanı, Dünya insanından farklı değildir.
    Biçimsel benzeyiş dolayısı ile, dünyanızda yaşayan
    Ay'lıları tanımakta güçlük çekiyorsunuz.
    Tanısanız, onlar çalışamayacaklar ve sizlere gerekli
    bilgiyi aktaramayacaklar, uyandıramayacaklardır.
    Zamanı gelince ve her şey anlaşıldığında, Ay'lılar
    ile Dünya'lılar bir kardeş olarak birlikte yaşamasını
    öğreneceklerdir.

    Ay'daki yaşamın farkı şudur:

    Ay'da yaşam, Ay üzerinde olmakla beraber, Ay'ın
    tabiatı icabı yeraltı şehirleri kurulmuştur.
    Krater gibi gördüğünüz delikler, yeraltı şehirlerinin
    giriş ve çıkış kapılarıdır.

    Fakat, Ay üzerinde de Ay'lıların bir çok yerleşim
    alanları vardır. Bu enstelasyonlar sizinkilerden çok
    farklıdırlar. Işığı, havayı, kozmik ışınları ve radyasyonu
    alır, içeriye şehirlere verir. Ay'lı, dışarıda da yaşıyabilir.
    Fakat bunun güçlükleri vardır. Bitkiler de hem içeride
    ve hem dışarıda yetişir.

    Ay bir enerji deposudur.
    Fazla enerji Dünyaya akar.
    Yalnız Güneşin ışınlarını yansıtmakla kalmaz. Bizatihi
    kendi bünyesinde mevcud enerjiyi de Dünyaya aktarır.
    Ay ışığında, dünya insanlarının romantik duygulanımları,
    ferahlık hissetmeleri, daha çok sevgi verebilmeleri
    bundan dolayıdır. Gelen Ay enerjisi, toprağa ve bitkiye de
    hayatî önem taşıyan gıdayı ulaştırır.

    Dünya yalnız değildir.
    Ay'da da dünya problemi önemlidir.
    Ay'ın mevcudiyeti ile Dünya'nın mevcudiyeti birbirine
    bağlıdır ve Ay'lılar bunu müdriktirler.
    Fakat Dünyalılar henüz bu durumları anlayamıyorlar."

    Günümüzde filmlere, dizilere ve popüler romanlara konu olan dünya dışı gerçeklik yalnızca ticaret ağının bir parçası mı, yoksa bilmediğimiz tarafları da var mıdır?
    Sizce?
  • Murat Birkent / 18 Ekim 2014 01:12

    Tarik yildizi

    Göğe ve Târık'a andolsun. Târık'ın ne olduğunu sen ne bileceksin? O, (ışığıyla karanlığı) delen yıldızdır.»

    Taraka = vurdu,tartakladi..
    Tark = siddetle vurmak
    TARIK mastari Tark ve TURUK tur

    Karanligi nuru ile vurup gecen Tanrinin kirbaci TURK tur



  • arif / 17 Ekim 2014 22:52

    ay daki yanık kokusu

    bu link teki bilgi ayın yandıgını ispatlıyor

    http://www.kuark.org/2014/09/aydaki-koku-nereden-geliyor/
  • Bekir ÖZTÜRK / 16 Ekim 2014 08:30

    Ayşe YALÇINKAYA Bacıma

    Sevgili AYŞE bacım, kardeşim. TÜRK isimli yorumuna katılırken. Aklıma bir şey düştü senin yazını okuyunca.
    Türk aynen AY YILDIZLI bayrağımız gibi Koruyucu bir dua bence, bunu az yada değiştirerek söylerken acaba korunmamımızımı azaltıyorlar.
    Türk kelimesi sanki bir tılsım! Korunma duası gibi bir zikirmi?
    Söylediklerimin yanlış anlaşılmasından korkarım. Lakin içime doğdu.
    birileri bu sözü bozarak yada yok etmek isterken acaba diyorum. Bir korunma sebebimizi dahamı elimizden almak istiyorlar?
    saygılarımla....
  • Yasin Memik / 15 Ekim 2014 20:37

    Kitaplari toplamamalari icin özüm

    Seytaniler kitaplari topluyor olabilirler,amma bunun bir cozumu var,seytanilerin kendi kurduklari internetten ebook olarak satilmasi,yani digital kitap,toplaya bildikleri kadar toplasinlar,hic bitmez..tabbi buna oktan hocam yatirim yapmasi lazim,onaltiyildiz.comda bile satilir..kendi silahlariyla onlari vurmak en guzeli..selametle
  • yardımsever / 15 Ekim 2014 17:33

    AYI KİMLER YAPTI KİTAP-BİLGİ PAYLAŞIMI

    Konu çok ilgi görüyor insanları biraz daha bilgilendirmek adına bu kitabı paylaşmak yerinde olur.Bu kitabı okuyun a'ya bakışınız değişecek Oktan Bey'in anlatıkklarının ne kadar yerinde olduğunu bilimsel ispatlarla daha iyi anlamış olucaksınız.
    Ay'ı Kimler Yaptı
    Christopher Knight

    Sınır Ötesi Yayınları / BİLGİ PAYLAŞILDIKÇA BÜYÜR.
  • Cem TURAN / 14 Ekim 2014 23:31

    Burak Orhan kardeşime

    Sultanımıza en son kitapların bulunmadığı sorusunu sormuştuk, kendisi şöyle cevap verdi : '' Kitaplar bir şekilde toplanıyor Piyasadan ama ilginçtir ki, parasını da ödüyorlar...'' Şeytaniler boş durmuyor kardeşim ama inşallah bu sorunda çözülecek kısa zamanda! dua edelim.
  • Burak Orhan / 13 Ekim 2014 22:14

    Her yerde tükenmiş kitap?

    Deruni Devlet-Kutsal Halı kitabı internette ya da başka mecralarda, kısaca her yerde tükenmiş durumda.Elinde olup artık okumayan dostlar kitaptan faydalanmak isteyen bizlere ulaşabilirlerse mutlu olurum.Çevremde kitabı bulamadığından yakınanlar da var.Kitap elinde bulunan biri paxia.ric.07@hotmail.com adresinden bana ulaşabilirse memnun olurum, teşekkürler.
  • dertli mümin / 13 Ekim 2014 14:57

    sinema ve içerdiği sembolizm

    meşhur komedyenin yazdığı-yönettiği-oynadığı ...... YAKINDA isimli filmi seyrettim bazı şeyler dikkatimi çekti 1 başrol oyuncusu olan komedyenin montunda (omzunda) TAPINAKÇI sembolü bulunması http://tr.wikipedia.org/wiki/Fleur-de-lys 2 bir sahnede barışmak istediği karısı kapıyı suratına kapayıp karavana binerken kapıda 16 YILDIZLI FORSUN GÖZÜKMESİ http://galeri.uludagsozluk.com/r/cumhurbaşkanlığı-forsu-382388/ 3 filmin kötü adamı suatın saç bıyık sima vb. haliyle bana çok sevdiğim bir abimi hatırlatması https://www.youtube.com/watch?v=F8Y02TDSZdQ 4 bazı sahnelerde avatardaki ağaç var ya denilerek AĞACA gönderme yapılması bunlar belkide tesadüftür !!!! bilemiyoruz tıpkı daha önce tartıştığımız örümcek adam (ruh yamyamı ? ) filmini izlediğimde bazı sahnelerde 16-9 rakamlarını yanyana görmem (taksinin üstündeydi ) kurtarmaya gelen polis arabasında 1071 yazması gibi vb. velhasıl zaman yaklaşıyor mücadele daha avama açık hale geliyor umarım erol abi şu dracula untold mevzusuna da bir bakar böyle zamanlarda böyle filmler çok ilginç !!! kalperen kardeşlerimizin dikkatine !!!! (konu kulbak bilge ile alakalı değil kusura bakmayın ama sitede forum olmadığı için mecburen ) selametle
  • biyolog / 12 Ekim 2014 01:42

    medusa

    sayfa 160: yanan yurt geminin önünde bulunan yaratığın medusa ile alakası olabilir mi?

    Bütün Medusa rivayetlerinde ortak nokta Medusa’nın Perseus tarafından başının kesilerek öldürüldüğü ve Medusa’nın kanından Kanatlı at Pegasus ve Chrsyar doğmasıdır.

    Kanatlı at Tulpar'ın medusa ile bir ilişkisi var mı? Yiğitlere yardım için verilen kanatlı at Tulpar'ın medusanın öldürülmesinde rolü var mı?

    Oktan hocamın medusa yazısını bir kez daha okudum. böyle bir yaratığın varlığından bahsediyor. Fatih Sultan Mehmet in de bu varlıktan haberdar olduğu yazıyor.

    Abdülhamid Han, bu cesedin neye ait olduğunu merak etmiş ve öğrenmek istemişti. Bu ceset, neye ait olabilirdi? Bunun için yurt dışından ünlü bir biyolog bilim adamı getirildi. Cesedi, bu bilim adamına gösterdiler. Cesedi gören bilim adamı, dehşete düştü.

    Getirilen bu bilim adamı, incelemesinin neticesini Padişaha sundu. Raporda şu ibareler oldukça dikkat çekiciydi: ‘Bu bozulmaya başlamış olan, dev görünümlü, insan başına benzeyen, yılan gibi kıvrılmış bu yaratık, muhtemelen dinozor çağından kalan dev bir yılan veya dinozora benzeyen bir yaratık…’

    Bozulmaya başlamış olan bu mumya, insan başını andırdığı için mi insan denmekteydi?

    Acaba bu cesedi halk görseydi ne derdi? Belki de ‘dev bir ejderha’ diye adlandıracaktı.

    En ilginç olanı ise, o lahdin orada olduğunu ve lahdin sırrını bilen birilerinin (şeytani bir tarikat) asırlarca orada ayin yapmalarıdır.

    Bu sırrı Fatih döneminde, Fatih’in bildiğine göre, bu örgüt, lahit ile ilgili sırrı kendi üyelerine, lahitteki cesedi göstererek veriyorlardı.

    http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=146
  • Ugur Coskun / 11 Ekim 2014 09:40

    Ataturk hakkinda- rumuzlu kardesime

    buyur kardesim bir kac link.selametle kalasin

    http://www.onaltiyildiz.com/artikel.php?artikel_id=289

    http://www.onaltiyildiz.com/artikel.php?artikel_id=319

    http://www.onaltiyildiz.com/artikel.php?artikel_id=190

    http://www.onaltiyildiz.com/artikel.php?artikel_id=255

    http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=263
  • yedi dokuz yedi / 9 Ekim 2014 22:21

    14 .kulbak bilge

    de itaben aradiyim bazi cevaplari buldum cok şükür selamün aleyküm 163 de özellikle
  • Ayşe YALÇINKAYA / 9 Ekim 2014 20:49

    Türksüz Dünya Düşleri

    Selamlar 16 * ailesi ve kalperenler
    Oktan hocamız Turkun Yasak Kitabını ve değerli bilgileri paylaştı.

    Türk adı neden kullanılmıyor?
    Türklüğe ait değerler, adetler, semboller olumsuz gösteriliyor?


    1990'lardan bu yana son yirmi yıldır Türkiye'de Atatürk'ü ve Türklüğü aşağılayıp, yüz kızartıcı yalanları sanki gerçekmiş gibi duyuran "Türk" medyası, geldiğimiz aşamada, artık "Türk" sözcüğünü elinden geldiğince hiç kullanmamak; şayet bu olamıyorsa "Türk" sözcüğünün önüne ya da ardına mutlaka olumsuz bir takım nitelemler ekleyerek kullanmak noktasındadır.
    http://www.guncelmeydan.com/pano/turksuz-dunya-dusleri-cengiz-ozakinci-t27232.html

    Şeytaniler her ne kadar Türk adını yasaklatıp, Türkün değer, töre ve ahlakının olmadığı bir dünya düşleseler de tüm dünyada ortalık Asya'dan Amerika'ya Türk töresi ve aynı kültürden geldiğimizi onlar biliyor da önemli olan bizim bilmemiz. Türkün ortak kültürel mirası ile ilgili;
    http://www.edebiyatgazetesi.com/2014/09/18/turk-tarihi-3-4/
  • Turkuaz Zırhlı / 9 Ekim 2014 11:21

    Kayın Ağacından İnen Ak Sakallı Koca

    Bahaeddin Ögel, "Türk Mitolojisi" adlı iki ciltli kitabın ikinci cildinde bulunan "Türklerde Hızır Anlayışı" bölümünde Altay kültür çevrelerinden derlenen İslamiyet öncesi Ak-Sakallı Kocaların yer aldığı mitolojik bir olaya değinir. Ak-Sakallı Kocalar Semavî Türk Kocalarındandır:

    "... KAYIN AĞACINDAN İNEN AK-SAKALLI KOCA OĞLANA AD VERİYOR..."

    kaynak
    Ögel, Bahaeddin (2010). Türk Mitolojisi, II. Cilt, Ankara: Türk Tarih Kurumu.
  • Magma / 9 Ekim 2014 11:18

    Kulbakbilge

    Kulbakbilge 15 ve devamı ne zaman çıkacak. Her gün bakıyorum çıktı mı diye ama yok. Bilgi verebilirsiniz sevinirim.
  • Ey Türk Titre Ve Kendine Dön / 7 Ekim 2014 11:33

    Sabır İslam alemi sabır

    Allah büyüktür Türk Milleti sahipsiz değildir Allah sabretmeyi öğütlüyor Allah iman edip sabderenler ile beraberdir.Allah dan tüm sabredenlere sabır dilerim santranç a devam hilali tarafa iyilik duvarına tuğla dizmeye devam Allah ın izni ile inşAllah Allah tüm iman eden kullarına doğru yola iletsin günahlarını kusurlarını affeylesin inşAllah Allah mümin erkek ve mümin kadınların da günahlarını kusurlarını affeylesin inşAllah Allah hatalarımızı günahlarımızı affeylesin dosdoğru yolundan ayırmasın inşAllah Allah ın selamı ve rahmeti tüm müminlerin üzerine olsun inşAllah.Amin
  • Özcan Töral / 7 Ekim 2014 08:52

    Bir Taşla “BİR MİLYON KUŞ”

    Bir Taşla “BİR MİLYON KUŞ”
    TEŞHİS KONULMADAN İYİLEŞME OLMAZ::: TEŞHİS İÇİN İSE FİİLİ DURUM İÇİN TESPİTLER YAPILAMLIDIR:
    IŞID bir DESTABİLİZASYON sürecinin elemanı olarak batı tarafından kullanılarak Ortadoğu da YARATICI KAOSA hizmet etmiştir. Coğrafyadaki Destabilizasyon için gerekli tüm motivasyonların sonuncusu değildir.
    IŞID bölgede Nüfus; Etnik ve Toplumsal değişimlerine sebep olmuştur. Türkmenler in bölgede güç olması önlemiş... Türkiyenin Türkmenlere yardım yapmaması Türk toplulukları içinde bölünmeye ve ayrışmaya sebep olmuştur. Tersine Kürt Etnik topluluklarını biraraya getirecek bir düşman üretilmiştir.
    IŞID bölgede Ekonomik değişimlere sebep olmuştur.Enerji kaynakları, Enerji iletim hatları, lojistik hatlarının değişmesine sebep olmuştur.
    IŞID bölgede Siyasal değişimlere sebep olmuştur.
    IŞID sınırların kalkmasına sebep olmuştur.Hükümetlerin ve devlet yapılarını tamamen bozmuş, altyapı ve siyasi kültürü ortadan kaldırmıştır.
    IŞID Dünyada Dinsel ve İnanç konusunda ayrışmalara sebep olmuştur.
    IŞID Vahiy öncesi Cahiliye Arap ve Ortadoğu Arketip etnik Davranışı içinde yer alan yöntemleri kullanarak (kafa kesme, tecavüz, yağmacılık, Gasp, köle pazarlığı,) Oryantalizm in yarattığı şekillendirme(reconstructing - deconstructing) çalışmasıdır. Umberto Eco’nun öngördüğü ortaçağa girişin materyalleşmiş halidir.
    IŞID batıdaki İslam algısının teröristle bir tutma tanımını değiştirmiş, çetelikten devlete çıkarmış, batıya karşı güçlü bir düşman yaratılmıştır.
    IŞID’in simgesi ve bayrağı olarak kullanılan simgeler “Peygamberin Mührü” ve “Peygamberin Sancağı” bir arada tasarlanarak kafa karışıklığı yaratmıştır. Dinsel inanca dışardan müdehale ile inancın ana kaideleri ve değerlerinin içi boşalmıştır. Tereddütler içinde kalan islam din adamları islamın ruhuna aykırı olarak zulme karşı durmadıkları için statükoları sarsılmış, genç jenerasyonlara dini anlatabilme seçenekleri kalmamıştır.
    Halifelik Kurumunun TBMM ruhunda saklı oluşunu Türkiye savunamamış, Halifelik defacto bir şekilde yeniden tartışılmaya başlanmıştır. Gelecekte esas çatışma Erdoğan ile arap dünyasındaki halifeciliğin çatışmasıdır.
    IŞID Batı (NATO-EU) ile Çin+Rusya+İran +Suriye mihverinin karşı karşıya geldiği yoğunlukla savaşa itmiştir.
    IŞID Irak Devletinin defacto olarak yok olmasına neden olmuştur.
    IŞID dört ülkeye yayılan Kürt Nüfusunun Coğrafyada bir araya toplayacak etkin karşıt güç olarak görevini gerçekleştirmiştir.Kürt Konfederasyonu altında İSRAİL - ABD - NATO - EU - BM korumalı bir Kürdistan kurulmasını meşrulaştırmıştır. Devletler savaş hakkıyla kurulur ve savaşla ortadan kalkar. IŞID kurulacak Kürdistan için hinterland dahil gerekli bölgesel ön temizlik etkisi yaratacak şekilde Akdenize enerji korildoru yaratmıştır.
    IŞID Türkiye’nin bölgedeki tüm tarihsel bağlarını yokederek dışlanmasını sağlamıştır.
    IŞID İsrailin varlık hakkının ve kendini savunma hakkı altında saldırılarını meşrulaştırmıştır.
    IŞID Haçlı koalisyonunun oluşmasını sağlamıştır.
    IŞID 21.Yüzyılın Metafizik , Dinsel ve İnan Değer Sistemlerini etkileyerek 3 Dünya savaşının başlangıcı olarak görülmektedir.
    SONUÇ:
    Bir anda ortaya çıkan IŞID suni bir oluşumdur. Finans kaynağı ve lojistiği, örgüt içi iletişim ve yönetim şekli iyi incelenmelidir. MUSUL da Sünni Ordunun silahlarının bırakılması bu planın parçasıdır.IŞID Ortadoğu Ülkelerindeki hükümetlerden daha güçlü aktif siyaset izlemektedir.
    Özcan Töral
  • ATATÜRK HAKKINDA / 6 Ekim 2014 03:54

    ATATÜRK HAKKINDA

    Sa Kalperenler Oktan babayı çok severek takip ediyorum ama Atatürk hakkındaki övgülerine anlam veremiyorum diğer bütün konularda ne diyosa altına imza atarım hatta bazen evliyamı bu adam diye düşünmüyoda değilim tek mesele neden ATATÜRKÜ övüyor lütfen bana makul mantıklı bi cevap verin bi link atın bi şey yapın beni ikna edin yalvarıyorum sövmeyin bana sadece gerçekleri merak ediyorum 1932 de türkçe ezan okunuyor 1935 de ayasofya müze oluyor daha bin tane mesele var ama sadece şu ikisi bile müslüman bi insana delil olarak yetmezmi atatürk hakkında. Oktan babayı gerçekten çok seviyorum ama varsa atatürk hakkında belgeleri yada böyle ayasofya türkçe ezan gibi temel konularda mantıklı ikna edici yorumları oktan babanın bir link falan atın bana bişeyler sunun oktan babanın gerçekten niyetinin safiyetinden eminim davası dini mübini islam bundan zerre şüphem yok ama atatürk konusunda yanılıyor olamazmı diye düşünüyorum bu durumda şöyle bi celişki çıkıyor ortaya bu kadar çok şeyi bilen adam nasıl olurda benim gibi bir cahilin bile ayan beyan gördüğü konuda yanılır ?
  • Bekir ÖZTÜRK / 5 Ekim 2014 09:19

    timir kardeşim

    hangi konuda yardımcı olmamı istedin? EFENDİMİZİN Türk çadırnda kaldığı bir çok kaynakta geçiyor. çadırın ismi; KUBBE-İ TÜRK
    buullar meselesinde ayrı bir önem var. Sultanımız kutuplara çok dikkat çekiyor.
    saygılarımla...
  • Selim Turan / 4 Ekim 2014 18:05

    Hortum...

    Ademoğlu Gökte, Ganeş ve soyu Yerde hortum kullanıyor...

    https://scontent-b-fra.xx.fbcdn.net/hphotos-xpf1/v/t1.0-9/10006466_10152835834802518_5281481109723262522_n.jpg?oh=c0df4ef5a3fc8dd78891a65264417813&oe=54CF88BA

  • Ey Türk Titre Ve Kendine Dön / 2 Ekim 2014 22:36

    Selamun Aleyküm

    Selam 16 lara ve kalperenlere Oktan ağabey bir sorum var inşAllah kulbak bilge de bir bölüm de Kıyam olmamış kıyamet kopmamış kıyamet zamanına gidilmez denilen bu konuyu açabilirmisiniz daha açık bir şekil de ve bu kıyam dan kasıt büyük kıyamet midir yoksa bu başka bir kıyam olması gereken bir kıyam mıdır.İyilik duvarına bir tuğla koymak burada mı gerekiyor zaman atlatıcılar bu kıyam olmadığın dan mı zaman atlatması yapabiliyorlar?Birde temir in turahana dönelim sözün den anlaşılan temir şuan başka çağdamı?2014 ün önemin den bahsediyor yer yüzü savaşı kaldığı yerden mi diye herşey 2014 demi gizli 2014 neden bu kadar önemli 2015 e gidilmiyormu?Ağbeyim bu konu da biraz detay ve açıklama yapmanız mümkün mü?Görüşmemiz öyleki şuan da mümkün değil inşAllah kalperenler ile bir araya gelmeyi çok istiyorum Allah nasip ederse inşAllah bir gün buluşuruz Allah ın selamı ve rahmeti bütün müminlerin üzerine olsun.
  • dertli mümin / 2 Ekim 2014 00:16

    ilginç 2 haber

    1 ağaçtan esinlenerek hazırlanan zaman kapsülü ? ağacın kendisi zaten zaman kapsülü oktan babanın kitabında bahsedilmişti ağacın taşıdığı sırlar gelişecek teknolji ile ağaçtan geçmişteki seslere konuşmalara ulaşılması vb. ayrıca bkz kasas 30. ayet http://www.teknolojioku.com/haber/agac-halkalarindan-esinlenerek-tasarlanan-zaman-kapsulu-22177.html 2 medya pek ilgi göstermedi yada göstermesi İSTENİLMEDİ arada kayboldu gitti haberden bir parça DİKKAT hakkında ayrıca, aralarında NSSN sınıfı nükleer denizaltının da bulunduğu, orduya ait teknik çizimleri izin almadan 100 bin kez indirmek suçlamasında bulunuldu. http://www.sabah.com.tr/Dunya/2014/09/17/turk-isadamina-abdde-gozalti (bu konuyla ilgili değil kusura bakmayın ama malum bu aralar sitenin en çok ziyaret alan sayfası :))
  • timir / 1 Ekim 2014 21:42

    kızılelma

    bütün kalperenlere selam olsun bekır abı yazını beyendım kızılelma buzullardamı geminin yakıtı x medenmi bızde olan hz muhammet hadıslere buzullarla ılgılı hadıs ben raslamadım kesınlıkle vardır bız bılmıyoruz bence türkle ilgili çok büyük şeyler buzullarda hz muhammet savaş planını türk çadirinda yaptıgına ayıt bır yerde okudum bekir abi tesbitine yorumlarsan sevinirim dogru veya yannış
  • biyolog / 1 Ekim 2014 20:40

    Şamanizmde Yer'in ekseni

    vikipedi: Şamanizmde Yer'in ekseni
    Özellikle Türk Şamanizm’inde işlenmiş ve kaynağı muhtemelen Şamanizm olan Yer'in ekseni, geleneksel Şamanist düşünce, deneyim ve sembolizmdeki temel kavramlardan biridir. Yer’in ekseni, kısaca, Asya Şamanizm’ine, özellikle Altay, Yakut ve Uygur Türkleri’nin geleneklerine göre, insanların yaşadığı Yer, ölülerin göçtüğü “yeraltı” (öte-âlem) ve spiritüel anlamdaki Kutsal Gök’ten (Semavi Alem) oluşan üç ortam ya da alemi, merkezlerinden geçerek birbirlerine bağlayan ve direk ya da kazık adıyla belirtilen bir eksendir. Bu eksenin iki ucu “Yer’in göbeği” ile “Göğün göbeği” olarak adlandırılır.

    Yer’in ekseni sembolizmi, bazı bakımlardan Uzakdoğu tradisyonlarında kullanılan çarkın ekseni sembolizmini andırır: Çarktaki kimse yükselebilmek için önce çarkın merkezini bulmalıdır ki, eksende yükselebilsin. Nasıl çarktaki yatay ilerleme belirli bir noktaya (merkeze) gelindikten sonra yerini yükselmeye bırakırsa (çarkın ekseninde yükselmek, yataydan dikeye geçiş), transa giren şamanın ruhsal yolculuğunda da yatay ilerleme, “Dünya Dağı”nın ve “yaşam ağacı”nın bulunduğu “Yer’in göbeği”ne geldiğinde yerini yükselmeye (Yer’in ekseninde yükselme, yataydan dikeye geçiş) bırakır.

    Özellikleri
    Uygur, Yakut ve Altay Türkleri’nin tradisyonlarında “Göğün göbeği”, “Yer’in göbeği” ve bunlar arasında yer alan Yer’in ekseni hakkında söylenilenler şöyle özetlenebilir:

    Dünya Göğe bu eksenle bağlıdır. Kimse “Yeraltı”na (öte-âlem) inmeden Göğe çıkamaz.
    Bu eksenin geçtiği, üç alemin ortasındaki delikler, açıklıklar bir tür geçittir.
    Şamanlar, uçuş ( trans deneyimi) sırasında bir âlemden diğerine geçerken bu irtibat geçidinden (Yer’in göbeği) yararlanırlar.
    Ölen kimseler de bu geçitten (Yer’in göbeği) geçerek öte- âleme göçerler.
    Yer’in göbeği Yer’in kapısıdır.
    Öte- âleme giden şamanlar, Yer’in “deliği”nden geçerek giderler, tekrar bu delikten veya kapıdan dönerler (Altay Türkleri).
    Göğün göbeği bir yıldızdır (Yakutlar’da Demir-Kazık yıldızı, Uygurlar’da Altın-Kazık yıldızı) Göğe Dünya bu yıldızla bağlıdır. Bu yıldız, Gök-Tanrı’nın ışıklı ülkeleri olan “Yüksek Gök” ile Yer’i birleştiren bir kapıdır. Gök ile Yer’i, ruhsal âlem ile maddi âlemi ve Gök-Tanrı ile insanı ayıran bir sınır olan bu yıldız, bütün gezegenlerin bağlı olduğu, “göğün direği” ve “Göğün kapısı”dır; çünkü Gök-Tanrı bu kapıdan insanlara şefaat eder, ayrıca kamlar ve şamanlar bu delikten Semavi Alem ile irtibat kurabilir. Göğün göbeği, fani insanlar alemi ile Semavi Âlem’in bir sınırıdır (Uygur tradisyonu).
    Şamanın “gölgeler diyarı”na ve Göğe uçuşu, Dünya Dağı’na çıkışla başlar ( Altay Türkleri).
    Gök ile Yer arasındaki irtibatı sağlayan direk bir ağaçtır (yaşam ağacı, Yakut Türkleri).
    Dünya Demir-kazık yıldızına bir ağaçla bağlıdır; yıldız, ağacın tepesindedir. Bu ağacın zirvesi Gök-Tanrı’ya varır (Yakut Türkleri).
    Gök-Tanrı ile irtibat kurabilen kamlar ve şamanlar bu yıldıza kadar gidebilir, öteye geçemezler. Bu “yıldız kapısı”na uçup gelen nadir şamanlara Gök-Tanrı, ruhlarından birini elçi olarak gönderir, bu şekilde görüşülür, ilişki kurulur; o ruhlar da bu kapıdan aşağı inmezler.
    Çeşitli tradisyonlarda “Yer’in göbeği”, “Yer’in kalbi”, “dünyanın merkezi”, omfalos (omphalos,eski Yunanca'da "göbek" anlamına gelir) gibi terimlerle ifade edilen ve betil taşlarıyla simgelenen “yeryüzünün merkezi”den geçtiği varsayılan bu eksen (axis mundi) Asya’da Şamanizm’in bulunduğu kimi bölgelerde şamanın transa geçtiği çadırının direğiyle, kimi bölgelerde ise köyün meydanına dikilen direkle temsil edilir ki, bu gelenek Orta Asya’daki birçok köyde halen sürmektedir. Bu Şamanist gelenek Kuzey Amerika Kızılderililerinde (totem direği), kimi Macar köylerinde de görülür. Her üç kültürde de direğin tepesine genellikle kartal ya da bir hayvan kondurulur (Kartal, Asya’da kimi zaman çift başlı tasvir edilir, Yakut şaman mezarlarında direğe tünemiş kuş motifi görülmekle birlikte, Altay köy direklerinde bazen at gibi başka hayvanlar da görülür.) Fakat Türk Şamanizm’inde direkle ilgili bir tapınmaya rastlanmaz ve direk, Yer ile Semavi Alem arasındaki irtibatın temsil edilmesinden başka bir amaca hizmet etmez. Orta-Asya ve Sibirya Şamanizm’inde, kayın ağacından yapılan bu direğin yerini kimi zaman kayın ağacının kendisi alır. Göçebe topluluklardaki bu direğin yerini, yerleşik toplum düzeninde, aynı anlamı ifade etmek üzere “sütun” almıştır.
    Sibirya’da yaşam ağacını ve yerin eksenini aynı zamanda, şamanın transa geçtiği çadırının ortasındaki kayından yapılmış direk temsil eder. Kayın ağacına verilen önem, Türkler’in akrabalık bağlarını gösteren isimlerde de “kayın” sözcüğünü kullanılmasıyla görülür (kaynata vs.).
  • Bekir ÖZTÜRK / 1 Ekim 2014 09:29

    KELOĞLA

    keloğlan masallarıda yeniden ele alınmalıdır. keloğlan inanılmaz zorları başaran bir garip TÜRKOĞLU....
  • Bekir ÖZTÜRK / 1 Ekim 2014 08:06

    TÜRK KİMDİR- HALUK TERCAN


    TÜRK KİMDİR ? … Halûk Tarcan
    Türk, Evrensel Uygarlıkların kökenini oluşturan kişidir
    Bu gerçeği görmeden önce Batının kalem almış olduğu,
    · tarihimizi (-220)de başlatan ve
    · İslâmiyet öncesi var olmuş olan
    · Ön-Türk Uygarlık ve tarihini yok sayan resmî tarihe bir göz atalım.

    Bu tarih bizi doğrudan SEVR’e götüren üç öğe taşır
    Türkler uygarlıktan nasibini alamamış bir
    1-GÖÇEBE SÜRÜSÜDÜR. Türkler Anadolu’ya göçmen olarak
    2-1071’de gelmişlerdir. İstanbul,
    3-1453’te fethedilmiştir?…Bunların üçü de YANLIŞTIR

    Bu yanlışlar beyinlerimize yerleşmiş ve refleks hâline getirilmiştir.
    İşte belgelere dayanan bilimsel gerçekler :
    Türkler,
    1-G.Ö.Ç.M.E.N’dirler , GÖÇEBE DEĞİLDİRLER.
    Göçmen, yeni bir yurt, yeni bir vatan aramak için topraklarından ayrılıp göç eden kişilerdir.
    Tarihsel gerçek şudur ki, Türkler
    · Yerleşik Uygarlıktan gelirler,ilk kentleri kurmuşlardır , örneğin : izginti uquzun, Qazan ; Ant uruğ, Kuybişef; Ür-Apa, Orinburg ; Oq-omığ, Buhara ; Ata-oğ, Turfan ; Ëb-Ïs bolıq ; Miran ; Qapığ-Qağan , Samarkent, vb..
    Ön-Atalarımız sırayla, önce
    buzul dönemi, sonra buzların erimesiyle oluşan
    tufanlardan, en sonra da
    kuraklıktan kaçarak kendilerine
    yeni yurt’lar, yeni vatan’lar aramak için
    · Yazı sahibi, ileri derecede bilgi sahibi,
    · GÖÇMENLER olarak yola koyulmuşlar…gittikleri ve yerleştikleri
    · Yeni yurtlarında
    · DİP KÜLTÜRÜ oluşturmuşlardır…yazı ve yazının içerdiği bilgilerle bu yöreleri
    · IŞIKLANDIRMIŞLARDIR.

    GÖÇEBELER : Önce çobanlardır . Otlak arayışı peşinde yer değiştirirler, yazın yaylâk’larda, kışın kışlak’larda yaşarlar; ayrıldıkları yerlerine dönerler.
    · Bir öteki göçebeler ise, İş aramak üzere yer değiştirirler , bunlara KONAR /GÖÇER denir…Çukurova’ya pamuk toplamak için göç edenler gibi…

    2- 1071…Doğu Anadolu’ya son Türk göçünün tarihidir. Gelenler TOKUZ OĞUZLAR’dır. İlk göç’ün tarihini Prof.Afif ERZEN ve ekibi 13binler olarak vermişlerdir, (Prof.a.Erzen, Urartular ve Doğu Anadolu 1983 TTK Ank.) Bu tarih, mağara duvarları ve kaya üstü yazıtlarıyla da doğrulanmıştır (K.Mirşan, Alfabetik yazı başlangıcı .MBB: 1994 )
    3- 1453. Bu tarih Anadolu’nun fethi değil “istirdadı” yani ”geri alınışı”dır. Moğolistan’da Mogoitsu ırmağı, ŞİNE-USU yöresinde Finliler tarafından 1909’da bulunmuş ve Ramstedt tarafından 1918’ yayılanmış olan
    · ŞİNE-USU bitig taşının 15’nci bölümünde Ön-Atalarımızın
    · İstanbulda ilk Ön-Türk devleti olan
    · OY-URUM ATIN devletini kurmuş olduklarını okumaktayız.(K.Mirşan, Anadolu Proto-Türkleri MBb, 1985 Ank.).
    Milâttan sonra, siyasal gücünü kaybetmiş, 395’lerde Bizans olma yolu tutmuş, Hristiyanlığın etkisiyle zayıflamıştır. Fakat, Hristiyan âyinleri yaklaşık 800’lere kadar Öntürkçe yapılmıştır. İstanbul, Trabzon Ayasofya, İstanbul Kaariye camii’nin Ön-Türkçe okunan yazıtları bu gerçeği açığa çıkarırlar.(K.Mirşan, ProtoTürkçe Yazıtlar 1970 ,MBB, Ank. )

    Bu bilimsel belgelere dayanan gerçekler aşağıdaki listede adı olan uluslararası değerdeki sayın profsörlerimize yanıttır :
    1- Öğrenimi Almanya’da yapmış, Hititolog Ekrem Akurgal,
    2- Öğrenimini Fransa’da yapmış, Osmanlı Tarhçisi İlber Ortaylı
    3- Öğrenimini Amerikada yapmış ve orada oturan Osmanlı tarihçisi Halil İnalcık.
    - Elbette, Murat Bardakçı bu listede yer alamaz.
    Artık bu “üçayak”tan hareketle konumuza girebiliriz

    TÜRK KİMDİR?
    Türk, Tarihi başlatan Kültürün sahibidir
    Türk , evrende İLK’leri vermiş kişidir
    Türk Uygarlığı , ÖGÜL-UQUS denen – kafataslarının ölçüsü değil içinin değeri olan – ileri seviyede düşünce sahibi Ön-Türk kişilerinin tarihi başlattıkları ilk uygarlıktır.
    ÖN-ATALARIMIZ, ÖN-TÜRK KİŞİLERİ,
    · Orta Asya’da tarih öncesi, Orta Asya kişisinin(henüz Ön-Türk değil) kayalara yaptıkları yüz binlerce resimlerden esinlenerek
    · DÜŞÜNCEYİ TAŞA URMAYI akıl edip YAZIYI icad etmişler,
    · Evrende ilk kere OKULLAR açmışlar,
    · ÏB-İS BOLIQ’ları, tarihte ilk ÜNİVERSİTELERİ kurmuşlar,
    · Dilleri, imek/olmak fiiliyle , kökeni şimdiye kadar bulunamamış ve kuramsal seviyede kalmış olan HİNT-AVRUPA DİLLERİNİN BELKEMİĞİNİ oluşturarak onun terk edilmesi* gereğini ortaya yazılı belgelerle çıkarmış ve de
    · İLK DİL olma şerefine sahip olmuş,
    · ÏSIZ OYIBIZ QUL’lar,rahipler , BUĞUN TUR’larda, rahipler meclislerinde,TANRI’dan geliş , O’na dönüş konuları ve
    · Varlık-yokluk tartışmaları ile FELSEFE’nin Çekirdeğini oluşturmuşlar,
    · ASTRO-FİZİĞİN yolunu açmışlar ve her şeyin üstünde
    · TEK TANRI kavramını KURAMSALLAŞTIRMIŞLAR,
    · GÖK KÜLTÜ – ATEŞ KÜLTÜ onlara
    · ÖLÜMDEN SONRA VÜCUDUN ATEŞE VERİLMESİ(İncinération)
    · ÖLÜMDEN SONRA YAŞAM(réincarnation)kavram ve uygulamasını vermiş,
    · Kişiler arasında RENK-CİNS ayırımını düşünmemişler , bu yolla
    · SEÇİM – DEMOKRASİ kavramlarına sahip olmuşlar,
    · Ateş Kültü gereği,
    · TİYATRO ve MÜZİĞE ilk adımlarını atmışlar,
    · KAYALARA , MAĞARALARA yaptıkları resimler ve yontu san’atının ilk örneklerini olan
    · DİKİLİ TAŞLARLA evrensel sanat tarihine en büyük adımları atmışlar,
    · Tarihte İLK kere ORDU teşkilâtını kurmuşlar, komutanlar arasından
    · İLK TARİHÇİLERİ vermişler,
    · YERLEŞİK UYGARLIK sahibi olarak ,
    · İlk KENTLERİ kurmuşlar, ilk coğrafi adları kullanmışlar,
    · İleri seviyede düşünce sahibi olmanın verdiği imkânlarla, daha aşiret döneminde DEVLET OTORİTESİ seviyesine erişmişler(**),
    · Tarihteki İLK SİYASAL KURULUŞLARI gerçekleştirmişlerdir.
    · Buzul dönemi, Su baskınları ve en son Kuraklık nedenleriyle, Beş kıt’aya yayılmışlar, Yazı sahibi GÖÇMENLER(göçebe değil) olarak, gittikleri yerlerin DİP KÜLTÜRÜNÜ teşkil etmişler onları, yazılarının içerikleriyle IŞIKLANDIRMIŞLAR, EVRENSEL UYGALIKLARIN KÖKENİNİ OLUŞTURMUŞLARDIR.
    İşte ,
    ZAMAN VE MEKÂNDA, BİLİNMEYEN, YA DA BİLİNMEK İSTENMEYEN, TARİH VE KÜLTÜRÜNÜ İNKÂR ETMESİ BEKLENEN , İNSANLIK DIŞINA İTİLMESİ İÇİN ULUSLARASI ÇABA SARFEDİLEN TÜRK, BUDUR.
    Atalarımız ne demişler :GÜNEŞ BALÇIKLA SIVANMAZ…SIVAYAMAZLAR…SIVATTIRMAYIZ!

    Haluk Tarcan
  • Vatansever / 1 Ekim 2014 01:54

    5-11 Ekim arası dua edelim, aklı selimin yekvucut olması için dua edelim Kalperen kardeşlerim... Zaman doluyor... Ya hayy ya Kayyum... Estagfirullah...
  • biyolog / 30 Eylül 2014 20:50

    Şamanizm’de üç âlem

    kulbak bilge-14 sayfa-165:
    Göğün göbeği yerin göbeği-
    Göğe uçmak için dünya dağına çıkmak-
    Yer altına girmeden göğe uçamamak-
    Gölgeler diyarı-
    Gök ile yer arasındaki kazık=ağaç-
    Yıldız =gelinen yer

    vikipedi: Şamanizm’de üç âlem

    Asya Şamanizm’inde üç âlem söz konusudur: Yer, yeraltı, Gök. Fakat bunlar sembolik ifadelerdir. Yeraltı terimi Asya’nın kimi Şamanist geleneklerinde öte-alem anlamında kullanılır, kimi Şamanist geleneklerinde ise ölüm olayının akabinde yaşanılan kargaşa ve vicdani hesaplaşma dönemini ifade etmek üzere kullanılır. Dolayısıyla, bazı Şamanist geleneklerde yeraltı denildiğinde, genellikle öte-alemin titreşim düzeyi kaba ve yoğun ortamları söz konusudur. Yeraltı deyiminin bu anlamda kullanıldığı şamanist geleneklerde öte-alemin huzurlu ortamları ise “gölgeler diyarı” gibi başka ifadelerle belirtilmektedir. Yakut Türkleri, Çukçiler ve Yukagirler, insanın üç “can”ı olduğunu kabul ederler. Ölüm olayında biri mezarda kalır, biri “gölgeler diyarı”na iner, üçüncüsü ise Göğe çıkar. Ölüler, bir süre sonra, yeryüzünde tekrar doğabilirler. Uygurlar, inandıkları sürekli olarak tekrar doğma olgusuna “sansar” adını verirler.

    Asya Şamanizm’ine, özellikle Altay, Yakut ve Uygur Türkleri’nin geleneklerine göre, insanların yaşadığı Yer, ölülerin göçtüğü “yeraltı” (öte-âlem) ve spiritüel anlamdaki Kutsal Gök’ten oluşan üç ortam, merkezlerinden geçen, direk ya da kazık denilen bir eksenle birbirine bağlanırlar. Bu eksen “Göğün göbeği” ile “Yer’in göbeği” arasında yer alır.

    Bu kavram Altay, Yakut ve Uygur Türkleri’nin geleneklerinde şöyle açıklanır: İnsanların yaşadığı Yer, ölülerin göçtüğü “yeraltı” (öte-âlem) ve spiritüel anlamdaki Gök’ten oluşan üç alem ya da ortam, merkezlerinden geçen bir eksenle birbirine bağlıdır. “Yer’in göbeği” ile “Göğün göbeği” arasındaki bu eksenin geçtiği, bu ortamların ortasındaki delikler ya da açıklıklar bir tür geçittir. Şamanlar, “uçuş” (trans deneyimi) sırasında bir ortamdan diğerine geçerken bu irtibat geçitlerinden yararlanırlar. Aynı şekilde, ölenler de öte-âleme bu yolla göçerler. Öte-âleme giden şamanlar oraya “Yer’in deliği” geçidinden geçerek gider, yine bu delikten ya da kapıdan dönerler. “Yer’in ekseni” kavramı Altay, Yakut ve Uygur geleneklerinin yanı sıra, Başkurt, Kırgız, Kalmuk, Çukçi, Buryat, Samoyet, Koryak, Moğol, Tibet, Fin, Lapon ve Estonya geleneklerinde da bulunur.

    Altay, Yakut ve Uygur Türkleri’nin geleneklerine göre, şamanın “Yeraltı”na inebilmesi veya “gökler”e çıkabilmesi için önce “Yer’in Ekseni”ne çıkması gerekir. “Yeraltı”na inmesi gereken Altay şamanı “uçuş” yolculuğunda önce “demir dağ”a (Temir taikşa) tırmanır. Yer’in Ekseni”ne çıkması işte bu sembolik “dağ”ı aşıp “Yerin Göbeği” denilen delikten girmesiyle mümkün olur.

    Şaman gölgeler diyarı’na giderken öncelikle “Yerin göbeği”ndeki bu delikten “Yer’in Ekseni”ne ulaşmak, sonra da “Yeraltı”nın cehennemi kısmından geçmek zorundadır. Ölen kimseler de bu yolculuğu yaparlar ki, bu yolculukta ölünün geçemediği takdirde azap çekmesinin söz konusu olduğu bir köprü’yle karşılaşılır.

    Kuzey ve Orta Asya Şamanizm’inde yeraltı âlemi 7 veya 9 katlıdır. Ölüm olayı ile beden terk edildikten sonra kimileri yeraltı katlarındaki ortamlara, kimileri ise Gök katlarındaki ortamlara giderler. Şaman da, trans deneyimi sırasında, yapacağı uygulamanın amacı ve türüne göre, ya yeraltı âlemine iner ya da Göğe çıkar. Örneğin, bir hastayı iyileştirmek için Göğe çıkması, fakat bir ölünün ruhuna eşlik etmek, hastanın ruhunu geri getirmek (ölmemesini sağlamak) veya yeryüzünü terk etmek istemeyen ölüleri ‘gölgeler diyarı’na götürmek için Yeraltı’na iner. Fakat herhangi bir nedenle Göğe çıkacak bir şamanın önce yeraltı denilen âleme inmesi gerekir. Yani hiç kimse “Yeraltı”na (öte-âlem) inmeden Göğe çıkamaz.
  • biyolog / 30 Eylül 2014 18:51

    ateş ve yedi dokuz yedi kardeşlerime

    ateş kardeşim tebriğin için teşekkür ederim. yedi dokuz yedi kardeşimle yapmış olduğunuz yorum ve tefekkürleri okuyorum. istifade ediyorum. sağ olun. Allah hayırlar getiren bilgimizi artırsın. kalperenleri birbirinden istifade ettirsin.
  • Turk'un torunları / 30 Eylül 2014 16:11

    Yeni Türkiye Logosu

    Oktan Sultanımız yeni Türkiye logosu hakkında bir analiz yapabilirler mi? Allah razı olsun
  • kara mehmet / 30 Eylül 2014 02:32

    ,,,,,,,,,,

    şimdi kafama takıldı da en son uzaya gönderdiğimiz uydudan dış uzaya kuranın sinyal olarak devamlı yayınlanacağını yazmıştı oktan abimiz, acaba bu ve buna benzer eylemler dışardaki soydaşlarımza bir çağrı ve davet amacıyla bu bilinçle mi yapıldı
  • bezgin bekir / 30 Eylül 2014 01:45

    adam haklı beyler

    oktan baba yakın zamanda vatikanda skandal patlayacak demişti bir yazısında 66 yaşındaki vatikan elçisi gözaltına alınmış bilgisayarında 100 bin video bulunduğu söyleniyor http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2014/09/140924_vatikan_taciz_suclamasi http://www.pakalertpress.com/2014/09/29/vatican-paedophilia-scandal-archbishop-jozef-wesolowski-stored-over-100000-child-porn-videos/ (oktan babanın dediği gibi harbiden sapık yuvası bide bu konuyla alakalı değil biliyorum lakin haberdar etmek istedim )
  • yedi dokuz yedi / 29 Eylül 2014 22:29

    sirius

    peki sirius acaba cebrail a.s olma şansı varmidir .:?
  • dertli mümin / 29 Eylül 2014 21:56

    acaba ?

    acaba diyorum 2023 de kayaların oğlunun uyanışı-doğuşu açığa çıkışı ashabı kehf gibi mi olacak ? belki saçma gelebilir ama ben yinede paylaşmak istiyorum uzaydaki atalarımız akrabalarımız insanı öldürmeden vücut fonksiyonlarına zarar gelmeden uzun süre uyutmanın bekletmenin teknolojisini bulmuş binlerce yıl önce dünyaya gelmişlerse veya atalarımızla iletişim kurmuşlarsa bu bilgiyi transfer etmiş olabilirler mi ? zaten şu anki bilimde bu teknolojinin peşinde delta uykusu vücuttan kanın tamamen çekilmesi vb. araştırmalar mevcut prometheus filminde örneğin bu konu geçmişti oktan baba kulbak bilge serisinde diyorki insanoğlu uzayda atasının yaşadığı iz bıraktığı yerlere gidecek peki bilmem kaç ışık yılı uzaklıktaki gezegene nasıl gidecek ? bu teknolji elzem gerekli yine değil mi ? ashabı kehf hadisesinin hangi mağarada gerçekleştiği kesin bilinmiyor tam yeri muamma ama ilginçtir tartışılan yerlerden biri uygur bölgesi ortalık asyada !!! http://tr.wikipedia.org/wiki/Ashab-%C4%B1_Kehf http://www.yeniaktuel.com.tr/top109,114@2100.html barış mançonun 2023 eserindede sanki bir insanın uyanmasından bahsediyor gibi ? bacaklarımda hafif bir uyuşma ile uyandım ??? ortalık asyada türkistanda bilinmeyen bir yerde bir mağarada bize sihir gibi gelebilecek üstün teknolojili bir cihazda tesiste vb. uyanmayı (2023de ) bekleyen KAYALARIN OĞLU ? bakalım o günleri görebilecek miyiz hayırlısı http://www.sabah.com.tr/kultur_sanat/muzik/2012/11/07/2023u-ilk-baris-manco-gormus
  • Ayşe YALÇINKAYA / 29 Eylül 2014 20:33

    TÜRK KİMDİR ?

    Şimdiye kadar bizlere ve tüm Türk çocuklarına ve gençlerine
    Türkler göçebe toplum, 1071 de Anadolu'nun kapıları açıldı. 1453 te İstanbul alındı uydurmlarını yapan tüm tarhçilerden, bu yalan tarih kitaplarını basanlardan hakkımız olsun.
    Oktan Keleş ve kalperenler sayesinde Türk tarihinin bizlere anlatıldığı gibi olmadığını öğrendik. İlgili mükemmel bir yazı:
    http://www.edebiyatgazetesi.com/2014/09/29/turk-kimdir-haluk-tarcan/
  • serkankamil / 29 Eylül 2014 11:08

    hayal

    şöyle bir hayal ettim.acaba hz.isa göğe çekildiğinde bu atalarımızla görüşmüş müdür ya da peygamberimiz miraca çıkarken görüşülmüş olabilir mi.dedim ya sadece hayal kurdum:)
  • ateş / 29 Eylül 2014 09:03

    biyolog kardeşim...

    Selam olsun tüm aileye, biyolog kardeşim son tefekkürün için tebrik ederim. Detaylı çalışmışsın. Yazdıklarından, sitemizin de sembolü olan içiçe geçmiş üç hilalin, nihaî olarak Sirius'u simgeleye bileceğini düşündüm. Zira bazı kaynaklarda, Sirius yıldız sisteminde üçüncü bir yıldız veya merkez nokta olması gerektiğinden bahseder (Sirius C)...Ben nacizane, atalarımızın Sirius dan çıkış yaptığına inanıyorum.Tüm evreni idare eden, koruyup gözeten, nizam veren sistemin merkez noktası.. Allah cc. 'ın üzerine yemin ettiği ilahî merkez!
  • yedi dokuz yedi / 28 Eylül 2014 22:02

    biyolog kardeşime

    naçizane olarak yazını okuyunca aklıma hz süleyman geldi aklıma karincanin digerlerine kaçin demesi yer altinda orularini tayi mekan etmesi gibi
  • biyolog / 28 Eylül 2014 02:31

    göğün göbeği

    kulbak bilge-14 sayfa-165:
    Göğün göbeği yerin göbeği-
    Göğe uçmak için dünya dağına çıkmak-
    Yer altına girmeden göğe uçamamak-
    Gölgeler diyarı-
    Gök ile yer arasındaki kazık=ağaç-
    Yıldız =gelinen yer

    vikipedi: Göğün göbeği Asya Şamanizm’indeki sembolik bir kavramın adıdır.

    “Göğün kalbi”, “göğün merkezi” gibi çeşitli adlar altında çeşitli mitolojilerde de rastlanan bu sembolik kavrama Asya’da özellikle Altay, Yakut, Uygur, Başkurt, Kırgız, Kalmuk, Çukçi, Moğol, Buryat, Samoyet, Koryak, Tibet, Avrupa’da Fin, Lapon, Estonya, Amerika’da Maya ve Afrika’da Dogon ve Bambara tradisyonlarında (gelenek=töre) rastlanır.

    Asya Şamanizm’ine, özellikle Altay, Yakut ve Uygur Türkleri’nin geleneksel kültürlerine göre, insanların yaşadığı Yer, ölülerin göçtüğü “yeraltı” (öte-âlem) ve spiritüel anlamdaki Kutsal Gök’ten (Semavi Alem) oluşan üç ortam ya da alem merkezlerinden geçen bir eksenle birbirlerine bağlanırlar ki, bu eksenin cismani alemdeki ucu Yer’in göbeği, Kutsal Gök denilen spiritüel (ruh) alemdeki ucu ise Göğün göbeği olarak adlandırılır. Göğün göbeği spiritüel bir niteliğe sahip olmakla birlikte, bir yıldız olarak kabul edilir. Bu, Yakutlar’da Demir-Kazık yıldızı, Uygurlar’da ise Altın-Kazık (Altun-Kazuk) yıldızı olarak adlandırılır.

    Türk mitolojisinde, Orta Asya Şamanizm’inde Tanrı elçisi, “Göğün Direği ve Göbeği” sayılan bu yıldıza tünemiş bir kartalla simgelenir. "Göğün göbeği"ndeki direğe tünemiş kartal kimi zaman 'çift başlı' tasvir edilir. (Buradaki çift başlılığın anlamı 360 derecelik bir alanı görmesi, yani gözünden hiçbir şeyin kaçmaması ve aynı zamanda her iki alemi algılayabilmesi olarak açıklanır.) Asya şaman davullarındaki resimlerde, kimi zaman bu yıldız, karşılıklı olarak çizilmiş üç çift yayın ortasında tasvir edilir ki, yay ve özellikle iki yay Sirius çiftyıldızının en bilinen sembollerinden biridir. (Örneğin, Çin, Asur-Babil, eski Mısır ve eski İran tradisyonlarında Sirius “yay-ok yıldızı” olarak adlandırılmıştır.) Usta bir şamanın uçuş denilen transı sırasında "Göğün göbeği"ne ulaşabilmesi için tüm gök katları’nı aşması gerekmektedir.

    üç hilal sırrı: Asya Şamanizm’ine, özellikle Altay, Yakut ve Uygur Türkleri’nin geleneksel kültürlerine göre, insanların yaşadığı Yer, ölülerin göçtüğü “yeraltı” (öte-âlem) ve spiritüel anlamdaki Kutsal Gök’ten (Semavi Alem) oluşan üç ortam.
    kulbak bilge-14 sayfa 157: Gün geldi 3 çağı bir yerde birleştiren bir ATAM(ADAM) geldi. onun adı OK-UZ du. Dünya çağı- Zamansızlık çağı-O yerlerin çağı

    Bu üç ortam veya zaman birbirine bağlanır deniyor. dünya ile kutsal gök (sirius) birbirine yerin göbeği ile göğün göbeğinden bağlanır diyor. peki bu bağlantı nasıl kuruluyor?

    kulbak bilge-14 sayfa-165:
    Göğün göbeği yerin göbeği-
    Göğe uçmak için dünya dağına çıkmak-
    Yer altına girmeden göğe uçamamak-
    Gölgeler diyarı-
    Gök ile yer arasındaki kazık=ağaç-
    Yıldız =gelinen yer
    bir bilmece gibi.dünya dağına çıkmak ne demek?
    1. anladığım:
    Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla

    1- Hayır; bu şehre yemin ederim,

    2- Ki sen, bu şehirde oturmakta iken,

    3- Babaya ve doğan-çocuğa da.

    4- Andolsun, Biz insanı bir zorluk içinde yarattık.

    5- O, hiç kimsenin kendisine asla güç yetiremeyeceğini mi sanıyor?

    6- O: “Yığınla mal tüketip-yok ettim” diyor.

    7- Kendisini hiç kimsenin görmediğini mi sanıyor?

    8- Biz ona iki göz vermedik mi?

    9- Bir dil ve iki dudak?

    10- Biz ona ‘iki yol-iki amaç’ gösterdik.

    11- Ancak o, sarp yokuşa göğüs germedi.

    12- Sarp yokuşun ne olduğunu sana öğreten nedir?

    13- Bir boynu çözmek (bir köleye özgürlük vermek)tir;

    14- Ya da açlık gününde doyurmaktır,

    15- Yakın olan bir yetimi,

    16- Veya sürünen bir yoksulu.

    17- Sonra iman edenlerden, sabrı birbirlerine tavsiye edenlerden, merhameti birbirlerine tavsiye edenlerden olmak.

    18- İşte bunlar, sağ yanın adamlarıdır (Ashab-ı Meymene).

    19- Ayetlerimizi inkar edenler ise, sol yanın adamlarıdır (Ashab-ı Meş’eme).

    20- “Kapıları kilitlenmiş” bir ateş onların üzerinedir.
    http://www.turkcekuran.net/90-beled-suresi/

    2. anladığım: kulbak bilge-13 yorumcusu
    http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=3256
    Ayşe Yalçınkaya / 12 Eylül 2014 23:38
    Epifiz -DMT -Şizofreni
    Selamlar 16* Ailesi,
    Sayfa 138 de" Hakikatleri görenlere şizofren tanısının kolayca koyulduğu ifade ediliyor.
    Bu beynimizdeki epifiz bezi ve salgıları ile ilişkili.
    Epifiz bezi kaşlarımızın orta hizasında 3. göz denilen bölgede, alın çakrasında bulunan çocuklukta esnek olan bir yapı, pineal gland de denir. Pineal adı verilemesinin nedeni incelendiğinde çam kozalağına benzerlik göstermiştir. Melatonin , seratonin ve DMT gibi salgılar üreten bir yapıdır. DMT ruh ve beden arasındaki bağlantıyı sağlar en fazla doğum ve ölüm anında salgılanır. Yüksek rakımlı yerlerde deniz kıyısına göre daha fazla salgılanır ki yeryüzündeki tapınaklar yüksek yerlere yapılmış, Burada keşişler, rahipler veya inananlar konsantrasyon ve yoğunlaşma yeteneklerini geliştirmişler.

    3.anladığım: rüyamda ara ara uçtuğumu görüyorum. muhteşem bir duygu. kollarımı kanat gibi kullanıp göğe doğru uçuyorum. ne zaman iyice yükselmeye başlarsam düşme korkusu oluşuyor ve düşmeye başlıyorum. sonra yanımda bir dağ beliriyor. dağın tepesine çıkmak istiyorum ama başaramıyorum. belirli bir yüksekliğe kadar uçabiliyorum. ama o dağı aşmam gerektiği hissi var. uçmamı engelleyen bir şey var.

    Bir bilmece daha:Yer altına girmeden göğe uçamamak

    Anladığım: yer altına girmek ölümdür. ölmeden önce ölmeyi yaşamak. nefsi terbiye etmek.
    Hz. Peygamber sevgisi ile yanıp tuştan Hoca Ahmed Yesevî, bunun en bariz göstergesi olarak Hz. Peygamber (s.a.v) 63 yaşında vefat ettiği için, kendisinin de 63 yaşında yer altına mezar kazıp ölünceye kadar orada yaşamasıdır.Çocukluğundan itibaren Resulullah efendimizin sünnetine uymakta hiç gevşeklik göstermeyen Ahmed Yesevi, 63 yaşına geldiği zaman, yer altında bir çilehane yaptırıp girdi ve burada vefatına kadar devamlı ibadet ve Allahü tealayı düşünmekle meşgul oldu. Kendisini vefat etmiş, kabre konmuş şekilde hissederek Allah korkusu ile ibadetlerini yaptı. Burada evliyalık yolundaki makam ve dereceleri kat kat arttı.

    “Sünnetleri muhkem tutup ümmet oldum,

    Yer altına yalnız girip nura doldum,

    Hak severler makamına mahrem oldum,

    Batın nızrağı birle nefsi yendim işte"

    bir bilmece daha:Gök ile yer arasındaki kazık=ağaç-
    yerin göbeği ile göğün göbeğini bağlayan ağaçtır. oktan hocamdan ağacın önemini kavradık.

    Türk mitolojisinde, Orta Asya Şamanizm’inde Tanrı elçisi, “Göğün Direği ve Göbeği” sayılan bu yıldıza tünemiş bir kartalla simgelenir. "Göğün göbeği"ndeki direğe tünemiş kartal kimi zaman 'çift başlı' tasvir edilir. (Buradaki çift başlılığın anlamı 360 derecelik bir alanı görmesi, yani gözünden hiçbir şeyin kaçmaması ve aynı zamanda her iki alemi algılayabilmesi olarak açıklanır.) Asya şaman davullarındaki resimlerde, kimi zaman bu yıldız, karşılıklı olarak çizilmiş üç çift yayın ortasında tasvir edilir ki, yay ve özellikle iki yay Sirius çiftyıldızının en bilinen sembollerinden biridir. (üç hilal sırrı)

    Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla

    1- Battığı zaman yıldıza andolsun;

    2- Sahibiniz (arkadaşınız olan peygamber) sapmadı ve azmadı.

    3- O, hevadan (kendi istek, düşünce ve tutkularına göre) konuşmaz.

    4- O (söyledikleri), yalnızca vahy olunmakta olan bir vahiydir.

    5- Ona (bu Kur’an’ı) üstün (oldukça çetin) bir güç sahibi (Cebrail) öğretmiştir.

    6- (Ki O,) Görünümüyle çarpıcı bir güzelliğe sahiptir. Hemen doğruldu.

    7- O, en yüksek bir ufuktaydı.

    8- Sonra yaklaştı, derken sarkıverdi.

    9- Nitekim (ikisi arasındaki uzaklık) iki yay kadar (oldu) veya daha yakınlaştı.

    10- Böylece O’nun kuluna vahyettiğini vahyetti.

    11- Onun gördüğünü gönül yalanlamadı.

    12- Yine de siz gördüğü (şey) üzerinde onunla tartışacak mısınız?
    http://www.turkcekuran.net/53-necm-suresi/
  • Ugur Coskun / 27 Eylül 2014 02:46

    pir

    Oktan Agabey,Piri Turkistani Ahmed Yesevi Hazretleri icin manevi alemin 5.ci Halifesidir demisti.yakin zamanda yanilmiyorsam bir tv programinda Yesevi Hazretlerinin Turbesinin giris kisminin tipki bir uzay gemisine benzedigini acik ve net resimlerle anlatmisti..
  • mete / 27 Eylül 2014 00:12

    küçük küre

    küçük küre 40lara karışmış... bulan olmamış... o zaman biz de nasacılar gibi mikrodalgayla uçuralım kendi topumuzu...
  • ateş / 26 Eylül 2014 16:35

    Işaret fişeği kardeşim..

    gerçekten de oyunun konusu Kulbak 14 teki Kızıl Elma küresi
    anlatımıyla aynı..Oyun sektörü ve sinema sektörü, farkında olmadan dünyayı Türk hakimiyetine hazırlıyor, Allahu âlem.



  • Erdekli / 26 Eylül 2014 01:13

    Ay

    sevgideger kalperenler ay konusunun çokça ustunde durulduğu bu bölümde Kur'an dan bazı ayetleri nakletmek istedim, bu sayede gercege yakın ihtimaller yapmamız kolay olur kanısındayım
    10. Sure (Yûnus Suresi), 5. Ayet
    O, güneşi bir ışık (kaynağı), ayı da (geceleyin) bir aydınlık (kaynağı) kılan, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona menziller takdir edendir. Allah bunları (boş yere değil) ancak gerçek ile (hikmeti gereğince) yaratmıştır. O, âyetlerini, bilen bir topluma ayrı ayrı açıklamaktadır.
    14. Sure (İbrâhîm Suresi), 32. Ayet
    Allah, gökleri ve yeri yaratan, gökten yağmur indiren ve onunla size rızık olarak türlü meyveler çıkaran, emri gereğince denizde yüzmek üzere gemileri emrinize veren, nehirleri de hizmetinize sunandır.
    21. Sure (Enbiyâ Suresi), 33. Ayet
    O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratandır. Her biri bir yörüngede yüzmektedirler
    31. Sure (Lokmân Suresi), 29. Ayet
    Görmedin mi ki Allah geceyi gündüzün içine ve gündüzü de gecenin içine sokuyor. Güneşi ve ayı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir. Her biri (kendi yörüngesinde) belli bir zamana kadar akar gider. Şüphesiz Allah işlediklerinizden hakkıyla haberdardır.
    35. Sure (Fâtır Suresi), 13. Ayet
    Allah geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar. Güneşi ve Ay'ı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir. Her biri belirli bir vakte kadar akıp gitmektedir. İşte bu Allah'tır, Rabbinizdir. Mülk yalnızca O'nundur. Allah'ı bırakıp da ibadet ettikleriniz, bir çekirdek zarına bile hükmedemezler.
    36. Sure (Yâsîn Suresi), 39. Ayet
    Ayın dolaşımı için de konak yerleri (evreler) belirledik. Nihayet o, eğrilmiş kuru hurma dalı gibi olur.
    36. Sure (Yâsîn Suresi), 40. Ayet
    Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzmektedir.
    39. Sure (Zümer Suresi), 5. Ayet
    Gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yaratmıştır. Geceyi gündüzün üzerine örtüyor, gündüzü de gecenin üzerine örtüyor. Güneşi ve ayı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir. Bunların her biri belli bir zamana kadar akıp gitmektedir. İyi bilin ki, o mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır.
    71. Sure (Nûh Suresi), 15. Ayet
    ‘Görmediniz mi Allah yedi göğü, tabaka tabaka nasıl yaratmıştır?'
    71. Sure (Nûh Suresi), 16. Ayet
    ‘Onların içinde nasıl ayı, bir ışık, güneşi de bir kandil yapmıştır?'
    91. Sure (Şems Suresi), 2. Ayet Onu izlediğinde Ay'a andolsun,
    91. Sure (Şems Suresi), 3. Ayet Onu ortaya çıkardığında gündüze andolsun.
    benim anlayabildigim ayı Allah CC yarattı, bunun gibi gemiler yarattı bu gemiler henüz bilmin bilmediği gokteki akan yollar üzerine bindirilip hareket ettirilebiliyor, bu geminin benzerleri pek cok yere yerleştirilmiş ve en önemlisi bizlerin emrine verilmiş bu gemiler. bu konuların hepsini içeren kadim bilgiler özel bir topluma verilmiş, bir zaman hesaplaması veya zaman ici zaman menziller verilmiş, hatta nur hızına çıkabilecek dalga boyunda hareketliliğinden bile bahis var, ayın boyun egdirilmesi yani güneş ile birlikte ehlileştirilmesi soz konusu, akmaktan (bi tür yük boşaltma veya boşaltılma olabilir) çokça soz ediliyor, bu tur uzay gemilerinin konaklayabilecegi yerlerden bahs ediliyor, günesinin genişlese bile ayın yuzduruldugu nehrin bu tutulma hızından daha hızlı hareket kabiliyetinden bahsediliyor, silkelenip ortaya çıktığında veya aya dünyadan gidilen bir asansör benzeri görünmeyen bir yol ile bağlandığının ve bunun bulunduğuna and var. sanki dünyaya aydan bi parça inmiş veya sallandirilmis "dag gibi bir parça veya Nuh'un gemisi" sanki zaman atlamaları başladığında bu parça geri çekilip, çekilen parça üstündeki nesillere birlikte ayın icine girip burdan akıp getirildiği yere yuzdurulucekmis gibi bir ifade çıkarttım. en doğrusunu Allah CC bilir.
    sevgilerime
  • by / 26 Eylül 2014 00:22

    Hes projesi iptal

    http://www.odatv.com/n.php?n=kadinli-erkekli-direnis-kazandi-2509141200

    Sırada Muhtarın Muhtarlıktan düşmesi ve İmamın başına gelecekler mi? var.

    Hamdi dayının hac dönüşü 2014 de olabilir konjonktür gereği...
  • İşaret Fişeği / 25 Eylül 2014 23:15

    Destiny

    Piyasaya yeni sürülen "Destiny" isimli konsol oyunun konusuna tüm kalperen kardeşlerimin bir göz atmasını isterim..

    Buyrun oyunun inceleme linki..Videonun ilk 2 dk'sının beyninizde şimşekler çakmasına neden olacağına eminim..

    http://www.youtube.com/watch?v=vFOgxnruTwc&list=PLImzRKDoJEgF59J8FI_NOC8dQGEmQ3mvF#t=195

    Sevgilerle...
  • Ayşecik / 24 Eylül 2014 12:09

    Ganeş, Güneş, Medusa

    160'ıncı sayfadaki Ganeş resminin ayarları ve renkleri ile oynayınca bir balık resmi göründü bana. Ganeş balığı yutmuş.

    Bunun bana çağrıştırdıkları; şeytanın en büyük tuzaklarından biri güzellik uğruna güneşlenmek ve bronzlaşmak, bu uğurda saatlerce güneş altında yatmak...Kurandan öğrendiğim şeylerden birisi ölçülü olmaktır, her şeyin ölçüsü kaçtığı zaman zararlı olur. Bedenimizin ihtiyacı olan D vitamini için güneş almak gerekirken güzellik uğruna saatlerce güneş altında yatmak cilt kanserine sebep olabiliyor...

    Böyle bir alışkanlığa sahip birisi olarak Oktan Hocamın kitaplarını okuduktan sonra yazlığımızın Medusanın hemen yanıbaşında olduğunu fark ettiğimde şoka girmiştim. Artık güneşlenmiyorum...

    Çok dikkatli olmalıyız arkadaşlar, tuzaklar her yerde. Allah yardımcımız olsun, bilincimizi açanlara ve hayatımızı OKU mamıza yardımcı olanlara şükürler olsun.
    Sevgiler
  • yedi dokuz yedi / 24 Eylül 2014 11:56

    163

    163 deki kayalardan cıkanla gelecekler denilmesi acaba aranan taşlarla mi ilgili konuyu acan olursa kalperen kardeşlerden sevinirim acaba işinlama söz konusumu
  • BÜYÜK YÜCE TÜRK / 24 Eylül 2014 10:16

    BÜYÜK YÜCE TÜRK

    kızıl elma kızıl elma demekki kızıl gezegen demek oluyorkli
    şöylebir sakalımı sıvazladım kızıl elma
  • biyolog / 24 Eylül 2014 00:33

    büyük harfli kelimeler

    1-Onlar 2-Kanatlı 3-Demir 4-Aydaydı 5-Hakikati 6-Evrenin 7-Hünerli 8-Savaşçılarıydılar 9-Tek 10-Mim 11-Gelecek 12-Bütün 13-Hızlı 14-Onlar 15-Ok-uz 16-Ansızın 17-Güneş-Ganeş 18-Ejderhalar 19-Gemi 20-Küre 21-Türk 22-Ayı 23-Alim

    bu kelimeleri çözülmesi gereken şifrenin veya bulmacanın ipuçları gibi düşünebiliriz. bu kelimeleri kullanarak bir çok kombinasyon yapılabilir.

    Örnek: 1-2: onlar kanatlı
    3-2-1:demir kanatlı onlar (uçağa işaret olabilir)
    3-4:demir aydaydı (ab-ı hayat:hayat suyu, Hızır suyu, hayat pınarı ve hayat ırmağı yani kan. merkezinde demir vardır. kanı tadarsanız demir, pas tadını alırsınız. hayat ırmağı, pınarı, hakikatı aydan geliyor.)
    6-5-4:evrenin hakikati aydaydı
    6-7-8:evrenin hünerli savaşçılarıydılar
    10-9-8:mim (çağının) tek savaşçılarıydılar
    6-7-9-8-10-11:evrenin hünerli tek savaşçılarıydılar. mim (çağına) gelecekler.
    14-15:onlar oğuz
    14-16-11:onlar ansızın gelecek
    14-10-16-11:onlar mim çağına ansızın gelecek
    14-13-12-11:onlar hızlı, bütün gelecek
    17-13-11: Ganeş hızlı gelecek (şeytanın yardımı ile son yalancıya müttefik olmak için fırsat kollar diyor kulbak bilge. son yalancı kim? nasıl müttefik olacak? nasıl gelecek? 3-2-1:demir kanatlı onlar. uçakları ile mi gelecekler. uçağı kullanan pilotların kasklarına dikkat edin. aynı ganeş te olduğu gibi hortumu vardır. rahat nefes alabilmek için. ışıd son yalancı mı? bu yalancıya ganeş yardım mı ediyor? akıbeti belli hortumundan damgalayacağız. son çırpınışlar.
    17-19-18-11: ganeş gemi ejderhalar(uçak_F22) "ile" gelecek
    21-20-19-11: Türk küre gemi "ile"gelecek

    kombinasyonlar çoğaltılabilir.
  • Sahipkaran Timur / 24 Eylül 2014 00:22

    Demir

    Demir, çekirdeği en kuvvetli olan, en kararlı elementtir. Yıldızlardaki çekirdek tepkimeleri sonucunda maddeler, sırasıyla çeşitli elementlere dönüşürler ve en sonunda demir olurlar. Demir en kararlı atom olduğundan yıldızın gücü demiri birleştirmeye ve ayırmaya yetmez. Sonunda artan demir yoğunluğu yıldızın kendi içine çökmesine sebep olarak bir nevi enerji sıkışması yaratır ve supernova tabir edilen patlamaya sebep olarak demir atomlarıyla yeni yıldızların tohumları evrene yayılır. Demirin göklerden böylece iner.
    Acaba demirin zorluğundan kasıt fiziki olarak sağlamlığı mı yoksa atom olarak parçalanıp birleştirilememesi mi? Atalarımız bize neyi anlatmaya çalıştılar?
  • yedi dokuz yedi / 24 Eylül 2014 00:20

    lahit

    hz fatihden istenilen venediklilerin hazinesi olan lahitteki ejderha bu konu üzerindeki bilgilerle örtüşü
    yor o zaman yılanlı ejderha yani medusa
  • biyolog / 23 Eylül 2014 20:22

    ay resmi

    google chrome da kulbak bilgeyi kaydettim. resimler ayrı bir dosyaya tek tek kaydediliyor. bu şekilde resimleri daha rahat inceleyebildim.
    sayfa 154 teki resmi, yazılar ve at kafası yukarı bakacak şekilde çevirin. sayfayı bu şekilde çevirince ay resmi üzerinde pinokyo burunlu bir adam ile tilki kafasına benzer bir adam var. benzetmelerde hata olabilir. bu kişiler sanki birbirlerine ellerini uzatmış. merhabalaşma, vedalaşma veya bir şeyi alıp verme hali var. bu kişilerin üstünde bir uçan daire var. filmler de olur ya, uzaylı uçan daireden yere ışık huzmesi ile iner. tilki kafalı kişi ayın üzerine bu şekilde inmiş gibi. bu kişilerin üzerine kayalar yağıyor gibi. sanki tilki kafalı kişi başka bir yerden yardıma gelmiş gibi. veya ayda bulunan son sırları kayaların oğullarından alıyor gibi.
  • Erdekli / 23 Eylül 2014 05:10

    Bikmak yok

    Sayin kardeslerim bikmayin lutfen, bu anlatımların bu göz nuru insanı Adem yapabılıcek ufukların bır bır cozulmesı lazım, sız olmadan ıstışare olmaz.bız bırbırımızle varız.varın anlayın gayrı. herkes köşesine çekıldı. hıç bir yapıcı yorum ve soru gelmez oldu, lütfen sorun ben anlatayım,benım bılgımden derini olan kımse o anlatsın. Allah CC bızı muhattab aldı kendıne. sevgı ıle muhabbet ıle yarattı bızı. bu sevgı ve muhabbetı esırgemeyın bırbırımızden.
    Ilim ilim bılmektır,
    Ilim kendını bılmektır
    Sen kendını bılmessen
    Ya bu nıce okumaktır

  • .... / 23 Eylül 2014 01:37

    ....

    AlpKurt Hilai kardesim yorumu cok cok ilginc buldum . Devam edersin Ins'Allah .
  • tokatlı kalperen / 22 Eylül 2014 21:39

    selim turan kardaşa

    o hep biliyordu başından beri,ilmek ilmek dokudu bilgileri
    oktan başbuğ.
  • Selim Turan / 22 Eylül 2014 15:03

    Oktan Keleş'in eski videoları...

    http://www.youtube.com/watch?v=2WPplqy4n7A

    >> 12:28'den itibaren izleyin...
  • KIZILELMA / 21 Eylül 2014 23:27

    aklımdakiler

    Allah'ın izniyle ve Oktan hocamız sayesinde yine nasibimizce yeni bilgiler öğrendik çok şükür. Türk olduğmuz için, bu coğrafyada doğduğumuz ve islamla, efendimize (sav) ümmet olmakla şereflendiğimiz için ne kadar şükretsek alnımızı secdeden kaldırmasak az. Hamdolsun.

    Aklıma düşen şeyleri paylaşmak isterim.
    Türklerin teknolojide bu kadar ileri olmaları aklıma Thor filmlerini getirdi. Orada da teknoloji çok ileri ve adeta sihir gibi. Zaten İskandinav mitolojisindeki Thor'un babası Odin'in Oktan hocamız sayesinde Oğuz Kağan olduğunu biliyoruz. Bu açıdan filmde çok benzerlilkler var. Ayrıca Avengers filminde de gökte bir boyut açılarak uzaylı bir ırk getiriliyordu dünyaya. Bu açıdan çok fazla mesaj veriyorlar filmlerde. Yine bu gelecek ırkın reptilian (sürüngenimsi yılan benzeri, yılan oğulları dedikleri) denilen uzaylılar olduğunu düşünüyorum ve şeytanın soyu yardımcıları olabilirler ve ejderhalarla da alakaları olabilir. Bir çok eski medeniyette ejderha olarakta kodlanmışlar. Şeytanilerin bunları getirmek için uğraştıklarını sanıyorum. Ayrıca şeytaniler AY'ı bombalyadursunlar Allah'ın izniyle atalarımız orada orası da vatan toprağı ve peygamber efendimizin sancağı ukabdaki hilal bi nevi atalarımızı da temsil mi ediyor acaba. Atalarımızın dünyaya indiği günlerde inşallah biz de hayatta oluruz ve onlarla beraber savaşma şerefine ulaşırız.

    Birşey daha Kayaların oğlulları acaba bu agarta denilen yeraltında yaşayanlar mıdır ? Doğru yanlış aklıma gelenler bunlar.

    Allah milletimize güç kuvvet versin. İslamın sancağını tekrar kaldırmayı bu millete nasip etsin. Bizi de bu yolda savaşanlardan eylesin. Allah Oktan hocamızın ve bizim ilmimizi artırsın manevi feyizlere ve sırlara vakıfeylesin. Amin.

    Kalperenlere selam olsun.
  • Abdulvahap Ünalmışer / 21 Eylül 2014 14:10

    Adamın ham maddesi = OKTAN KELEŞ

    Zihnimiz balçıkla katranla kaplanmış, aşmaya çalışıyorum nefesim bitince duruyorum!

    GÖK Türk

    İstikbal GÖK lerdedir

    AY GÖK te YILDIZ GÖK te

    GÖK lerden gelen bir ses sana ne diyor, dinle:
    Türk vatanı üstünde sönmez güneşsin sen,
  • Murat Birkent / 21 Eylül 2014 14:01

    Ruhlar savasi

    Yasam koca bir perde,daha dogrusu perdeler arkasindadir, böyle cile cekmek yasamak görmek duymak hissetmenin hedefi idrak etmektir.labirent icerisinde adeta kaybolmus gibiyiz,,ki Allah bize bizden yakindir,,asil mücadele ,buraya maddenin var olmasina sebep olan ve buraya yansiyan perdeler arasi gelen asil savas meydanindaki kapismadir., nasil elektrik hattina bir motor baglanirsa o elektrikten yani o gücten güc koparan ve harcayan, yani 1 pile 1 motor baska, 2 veya 1000 motor baglamak baska gibi .TEK ol ,zaman yoktur.yarin yoktur. bilmedigin seyden neden tedirgin olayim??gaybi Allah bilir. an bu an..kopacak insaallah pile baglanmis gereksiz güc calan motorlar.motorlar sökülüyor su an.bü mücadele öyle ölümle bitecek birsey degil , hic bir sey bitmez,Allah sürekli yaratmaktadir.Ruhlar ölmez..Bu bir Ruhlar savasidir..
  • Erke Han / 21 Eylül 2014 09:37

    Adem - Adam - Atam

    Dunyanin baska hangi dilinde insan yani kisi yani adam Hz. Adem'in ismi Adem ile ayni kelimedir ? ADEM - ADAM - ATAM. Türkce!

    "Türk, bütün kişilerin birliğidir!" ATA-TÜRK
  • Erke Han / 21 Eylül 2014 08:56

    Kök - Gök

    Kök ile gök ayni kelime yani kökümüz gökde. Öksüz kalan da köksüz kalmis oluyor. Kök ayni zamanda gecmis, gök ise gelecek. istikbal göklerde.
  • Erke Han / 21 Eylül 2014 08:48

    UZ-AY

    OK-UZ (yani Oguz) ile UZ-AY ve de OK-KUL (yani Ogul ve de Okul ve de Oku).

    Okuz yani Oguz yani Türk Uzaydan yani en son Aydan gelme, Oglu ise yeryüzünde egitimde.

    Sirlar sirlar icinde.

    Allah ilminizi, ilmimizi arttirsin
  • Erke Han / 21 Eylül 2014 08:41

    Atatürk, CHP ve Alti Ok

    Atatürk kurucusu oldugu CHP'nin amblemini de "Alti Ok" olarak belirlemisti. Alti Ok neyi temsil eder ? Alti Ok, Türk'ün atasi Ok-Uz yani Oguz atanin 6 oglunu temsil eder, bunlarin ucune Ucoklar, ucune de Bozoklar denir yani Gün Han, Gök Han, Ay Han, Yildiz Han, Deniz Han, Dag Han
  • Erke Han / 21 Eylül 2014 08:27

    Demir

    BozTürk rumuzlu Bekir Öztürk adli kalperen arkadasimiz da asagidaki yorumunda resimlerde "26" sayisini gordugunu yazmisti. "26" demirin atom numarasidir. Demirde bazi sirlar oldugu kesin. Demiri de ehlilestiren Türkler.

    Allah ilminizi, ilmimizi arttirsin
  • Erke Han / 21 Eylül 2014 08:14

    Ergenekon

    Göktürklerin Ergenekon destanini hatirlayalim. Ergenekon efsanesinde bir bozkurtdan türeyen Göktürkler ateş yakıp "demirden" dağları eritmişlerdi. Işte sır burada: DEMIRDEN DAGLAR. Demir yeryüzünde degil de gökyüzünde bulunuyorsa hersey cok acik degil mi ? Demir dünyaya degil de uzaya aitse, uzaydan geliyorsa belki de Ergenekon Göktürklerin demirden daglari yani gökdeki/uzaydaki demirden kapilari / sedleri asip yeryüzüne inisini anlatiyor. Bozkurttan türeme de Sirius yani Tarik yildizi ile alakali olabilir cünkü Sirius'un sekli ve simgesi Bozkurtdur. Türklerin kökeni bu anlamda Sirius'a dayaniyor olabilir. Allah ilminizi, ilmimizi arttirsin.
  • Bekir ÖZTÜRK / 21 Eylül 2014 07:57

    TÜRK BAYRAĞI

    TÜRK BAYRAĞINDAKİ SEMBOL AYIN KARANLIK YÜZÜNE DOĞAN BİR GÜNEŞTİR.
    TÜRK BAYRAĞI; HİLAL OLAN, ay'I BİR BÜTÜN OLARAK DÜŞÜNÜN! bAYRAKTAKİ YILDIZ İSE AYIN KARANLIK YÜZÜNE DOĞAN BİR IŞIK, BİR GÜNEŞ GİBİ DÜŞÜNÜN! GÜNEŞ DE BİR YILDIZDIR. Karanlığın üstüne bir güneş gibi doğan YILDIZ (GÜNEŞ) VAR.
  • Orbay / 20 Eylül 2014 23:02

    Ay ve İlginç Bilgier

    http://unoufo.wordpress.com/2013/10/22/ay-dev-bir-uzay-gemisi-mi/
  • Murat Birkent / 20 Eylül 2014 20:53

    YILDIZ

    GÜN Han--AY Han--YILDIZ Han

    DENIZ Han--DAG Han--GÖK Han

    GÜNES ve AY YILDIZ da saklidir...
    SU dan cikip TOPRAK olup GÖK e yükselip

    YILDIZA dönmektir TÜRKLÜK
  • ada / 20 Eylül 2014 20:20

    ...

    O benim MİLLETİMİN YILDIZIDIR parlayacak
  • Murat Birkent / 19 Eylül 2014 16:49

    Nefislerde simyalanmasi gereken maden

    Türk milletinin KANINDA atalarindan gecen KAHRAMANLIK CEVHERI üstün SAVAS mirasi vardir.



    ATATÜRK



  • Turk'un torunları / 19 Eylül 2014 16:11

    Yıldız Gezegenler Sırrı

    KULBAK BİLGE-9
    SAYFA 87
    Yıldız Gezegenler Sırrı
    Yıldızlar gezegenler tek parça iken daha ayrılmadığında isme Arz(yeryüzü)dı. Yaradan bu bütünden arzdan Adem’i yarattı. Hud-61 ayet.(sizi arzdan yaratan ve sizi oranın imarında görevli kıldı) Sonra arz akla sığmayacak sayılarda ayrıldı. Gezengenler yıldızlar vs oluştu. Hepsinde Adem AS’mın mührü(dna) vardır. Arzı bütünken imar eden birçok varlık Arz ayrılınca bu gezegenlere ayrıldılar, kök saldılar. Bunlardan biri de dünya küresi idi. Adem, eşi yeryüzüne eşi ve iblisle(Bakara 36) inin birbirinize düşman olarak(Araf 24) gereğince inerken bazı yıldız ve gezegenlerde mola verdi. En son dünyaya indiler. Adem eşi hangi gezegen ve yıldızlarda mola verdilerse insanlık tekrar oralara gidip atasının izini görecek. Eski ilk çağlarda gezegenler dünyaya çok yakındı. Aydan daha fazla net görülürlerdi. Gökyüzü genişledikçe uzaklaştılar. Bu durum evrenin yörüngesini oluşturdu. Bu yörünge bir gün tekrar yakınlaşma sağlayacaktır. Göğün genişletilmesi içinde yörüngeleri. Bağımsızdır. Ya Ay?
    İlhami Abi devam etti.

    Devamı KULBAK BİLGE-10’da
  • sinan yıldırım / 19 Eylül 2014 14:24

    "BÜTÜN MADENLERİ EĞİLLEŞTİRDİLER BİRİ HARİÇ ONU TENGRİ DÜNYAYA İMTİHAN BIRAKTI NEFİSLERDE SİMYALANMALIYDI BU MADEN"

    KULBAK BİLGE 14. BÖLÜMÜN CAN ALICI NOKTASI İŞTE BURASI.

    "NEFSİNİ BİLEN RABBİNİ BİLİR"

    SELAM VE DUA İLE.
  • dertli mümin / 19 Eylül 2014 13:19

    geleceğe dönüş

    zamanın meşhur filmlerinden biri ülkemizdede defalarca yayınlandı yeni farkedildiki filmde epeyce 9-11 mesajı sembolizmi mevcut üstelik filmde bir saat kulesinin yıkılmasından bahsediliyordu ACABA DİYORUM KABENİN YANINA DİKTİKLERİ SAAT KULESİNİ KABENİN ÜZERİNE YIKMAYI MI PLANLIYORLAR ? videoyu tavsiye ederim bilginize http://www.youtube.com/watch?v=uPJQ-1Y8jfY&feature=youtu.be&list=UUJ-GqOVcDG0LibYX4TjAeCg
  • can / 19 Eylül 2014 05:41

    Ay uzay gemisdir teorisi

    Ayın aslında bir uzay gemisi olduğu geçmiş yıllarda rus bilim adamları tarafından da dillendirilmiş.

    http://moonconspiracy.wordpress.com/the-moon-is-a-hollow-spacecraft/
  • Murat Birkent / 19 Eylül 2014 01:04

    Mikro insan ciftlikleri

    Mikro insanlar üretiliyor , yedek parca ve ilac deneyleri icin hayvanlara artik ihtiyac yok diyorlar ....

    http://naturalsociety.com/gm-micro-human-farms-replace-animal-testing-within-three-years/
  • nefise toprak / 18 Eylül 2014 17:09

    nasa

    Sa hayirli gunler onaltiyildiz okurlari, dun tv haberlerinde dikkatimi ceken bir haberi paylasmak istiyorum. NASA'da, Mars gezegenine astronot taşımak için üretilen Orion uzay aracının sistem mühendisliğini Sinop doğumlu Türk bilim adamı Sırrı Oğuz yapıyor. Burda dikkatimi ceken Turk muhendisin ismi, SIRRI OGUZ!!
    Simdi dusununce Rahmetli Baris Manconunda katkisiyla uzayda bazi gezegenlerde ve uydularinda bolgelerine daglarina Turk isimleri verildigi aklima geldi, ve dikkat edince insani tefekkure yonelten o kadar cok incelik ve ayrinti varki, sevgi ve selamlarim Oktan hocama ve kalperen kardeslerime olsun.

  • B.C.D.-KAF SİN KAF / 18 Eylül 2014 12:57

    Yedi kere ıssız kalıp,dolan dünya değil misin?

    Ali bindi Düldül ata.
    Can dayanmaz bu firkata.
    Bozkurt ile kıyamete.
    Kalan dünya değil misin.

    Pir Sultan Abdal
  • Turkuaz Zırhlı / 17 Eylül 2014 22:53

    Köktürkçede "Ağaç" ve "Gönder-" fiili

    Köktürkçede "ı" sözcüğü hem isim hem de fiil olarak kullanılır:

    (1) ı = ağaç (isim)

    (2) ı-= göndermek (fiil)

    Bir sözcük nasıl hem isim hem de fiil olabilir? Günümüzden bir örnek verelim, sözgelimi "tat" sözcüğü hem isim hem de fiildir.

    Köktürkçede ağaç sözcüğü için "ıgaç" da kullanılır. Ancak sanki bu "ı-", yani göndermek fiilinden isim olmuş gibidir. Sözgelimi, günümüzde "süz-" fiiline -gaç ekini getirdiğimizde "süzgeç" olur. Yani bir alet veya araç ismi yapar. Sadede gelelim. Köktürkçede ağaç ve göndermek fiilinin sesteş olması ilginç değil mi? Göndermek ne demek? Bir nevi transfer değil mi? Kulbak Bilge serisinden ağacın işlevini hatırlayın...

    Not: Köktürçede göndermek anlamında "ıd-" veya "ıt-" fiilleri de var. Ancak, onlar zaten "ı-" fiiilinin ettirgen eki almış biçimi. Yani kök yine tek bir ses olan "ı".
  • Nilay Can-Nc / 17 Eylül 2014 20:45

    Kulbak Bilge 3

    Gökyüzündeki uluların dövdüğü çift zamanlı kılıç yani Zülfikar'ı dövenlerin kim olduğu belli oldu böylece.
    Dünya çağı+o yerlerin çağı?
  • şems-72 / 17 Eylül 2014 20:00

    ?

    Oktan hocamızın Sin- Ay yazısında çizmiş olduğu Ay resmini yakınlaştırıp, renk tonuyla ayarlama yaptıktan sonra dikkatli bakıldığında gene acayip suratlar beliriyor.

    Ay şeklinin üst kısmında bir kaç kelime var ama tam okunmuyor.

    http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=1977


    Erol abi, Oktan hocamızın yurt dışından. takip edildiğini sık sık vurgular.

    Sin - Ay yayınlandıktan sonra NASA dan Oktan hocamıza davet gelmişti.

    Acaba bu davetin sebebi ne ola ki. O suratların kimlere ait olduklarını bildikleri için mi acaba?

    http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=1990

    Biraz komplo teorisine kaçtı ama, tefekküre devam...
  • Hanım / 17 Eylül 2014 18:39

    Türeyiş

    ATAMIZ ve ATA ANAMIZ dünyaya inerken türeyerek ve çoğalarak inmişler. Peki şeytan da çoğalarak mı inmiş? Dünyada şeytandan çoğalan bir soy var mı? Onların DNA ları farklı mı? ve bu DNA yı Karıştırmamak ve saklamak istiyorlar mı?
    Dünyada Alimin in soyu dışında zalimin çocukları da var onların da zalim olduklarını düşünüyorum.
  • Klm / 17 Eylül 2014 10:17

    300 spartalı değil 40 GÖKTÜRKLÜYÜZ

    http://www.youtube.com/watch?v=SEE48vNQNI0
  • beklenen / 17 Eylül 2014 09:06

    son yazımda demirin dünyaya dışardan geldiği konusunda bilim adamlarınca ortak bir görüş olduğunu yazmıştım; buna görede bazı yorumlarda bulunmuştum. BU yorumlara bazı eklemlerde bulunmak lazım ki eksik kalmasın

    ASIL HİKAYE ŞİMDİ BAŞLIYOR
    bilimadamları hayal bile edemeyecekleri için demirin dünyaya göktaşları ile düşmüş olabileceklerini söylüyor. Halbuki çok ince bir hesaplama ile bilinçli bir şekilde dünyaya bırakıldığı ortada. Zira demir dev gezegenlerin bir anlamda ölü toprağıdır. Bir astreoid veya göktaşında bulunması veya yeterli bulunması bana göre çok zor. Hikaye burdan sonra dahada ilginçleşiyor.
    Demirin dünyay bırakılması ile zamanda bir oynama meydana geldiğini yazmıştım. Büyük bir ihtimalle zaman yavaşladı. Yani akıp giden zamanın akma hızı yavaşladı. İşte bu anda dünyada neler oldu. Hayal sınırlarını zorlayan düşüncem. İşte bu arada dünyada ilk ilkel canlılık yavaş yavaş son buldu. Yani dinazorlar. Dinazorlar dünyadaki değişimin hızına ayak uyduramadıkları için yok oldular.
    Demirin bırakılması ile aynı zamanda dünyada manyetik alanlarda hissedilebilir şekilde arttı ve hayvanların buna göre yön tayini ortay çıktı. En basitinden arılar kuşlar güneş ve manyetik alanları kullanarak şimdiki hayatın temellerini attılar.
    Sıkı durun şimdi bir başka yorum...
    Kıyamet alametlerinden bahsedilirken zamanın hızla akmasından bahsedilir.
    Şimdiki ekonomik hayat neredeyse demirin üstüne yüklenmiş durumda. Yani demir ilk doğal durumunda değil. Çoğu işlenmiş durumda. Yani dünya zamanı hızla akmaya başladı. Hayvanlar belki ilerki zamanlarda yön duygularını yitirecekler. (manyetik çizgileri sadece çekirdeğe bağlamak ne kadar doğrudur bilemem) yani insanlık kendi eliyle kendi sonunu hazırlıyor sanki.
  • Havva / 16 Eylül 2014 23:32

    Kandaki demir

    İnsanın kanında da demir olduğunu biliyoruz demir dünya dışındansa ozaman biz ..... :)
  • Turkuaz Zırhlı / 16 Eylül 2014 23:01

    Kayı Damgası Üzerine

    Kayı sembolü IYI olarak gösterilebilir. Köktürkçede ünsüzler ikiye ayrılır. Kalın ünlülerle (a-ı-o-u) kullanılan ünsüzler farklı ince ünlülerle (e-i-ö-ü) kullanılan ünsüzler farklıdır. Ayrıca harfler aynı zamanda heceyi de gösterir. IYI sembolündeki "I" harfi ince ünlülerle kullanılan "s" sesidir ve aynı zamanda heceyi gösterdiği için "es" diye de okunabilir. Kayı sembolündeki "Y" harfi ise ince ünlülerle kullanılan "l" sesidir ve "el" diye de okunabilir. O halde, bütün bu bilgileri birleştirirsek Kayı sembolü olan IYI'nın okunuşuna ilişkin bazı olasılıklar şöyledir:

    IYI = ESELES
    IYI= SELES
    IYI= ESLES
    IYI=ESELSE
    IYI= SELSE

    tabi bütün olasılıkları yazmamış olabilirim. Ancak burada hatırlatmakta yarar var: Köktürk Alfabesi 7. yüzyılda kullanılıyor. Oysaki Kayı işareti çok daha eski. Yani 7. yüzyıla gelene kadar alfabede yüzlerce değişiklik olmuş olabilir. Üstelik, sözgelimi Köktürk Alfabesinde "Y" harfine şekil olarak benzeyen bir ve "ç" sesini gösteren bir harf var. Yani bu tür olasılıklar da katılırsa Kayı damgası için yüzlerce olasılık çıkabilecektir.
  • Havva / 16 Eylül 2014 22:28

    Göbeklitepe

    Urfa göbeklitepede dijital yazılımlar olma ihtimali var selam
  • münüfe / 16 Eylül 2014 15:25

    KAF SİN KAF

    lady gaga çok iyi bir tahmin ALLAH ilmini artırsın kalperen kardeşim. ayrıca lady gaga bir keresinde sadece etten elbise giymişti
  • Bekir ÖZTÜRK / 16 Eylül 2014 10:32

    RESİMLER

    RRESİMLERİN BİRİNDE 6 SAYISI VAR VE ALTINDA 2 VAR YA 26 YADA 62 OLARAK OKUNABİLİR.
    HEPİMİZİN BİLDİĞİ GİBİ EN BASİT TAVŞAN RESMİ 62 SAYI İLE YAPILIYOR EĞER 62 İSE TAVŞANI RESM EDEBİLİR.
    LEYDİ GAGA VE BİRİ KARDEŞİMİN PAYLAŞIMI SAYISAL DEĞERLER YİNE TAM OTURMUŞ YİNE 23
    AYRICA 6/2 nin yanında sol altında ya B yada 3 VAR. sanki 23 gördüm.
    KALPERENLERDEN BİR KARDEŞİMİZİN DEDİĞİ GİBİ BİLEN BİLİYOR. SORMAYA, YORMAYA NE HACET. BİZ SULTANIMIZIN ETRAFİNDA PERVANE OLMAYA ÇALIŞIYORUZ.
    SAYGILARIMLA
    BozTÜRK
  • Murat Birkent / 15 Eylül 2014 21:37

    Yorum yok artik

    Selamlar ailemize,

    Yorum analiz düsünce tefekkürü biraktim artik , bilmece cözmeye zamanimiz yok , Oktan hocamiz zaten biliyor ,biz bilsek ne olur bilmesek ne olur, bildigim bir cok dogru yanlis oldugunu gördüm Oktan abi sayesinde...safimiz belli ..gerekirse bir neutron gibi atomun etrafinda sormadan anlamadan bilmeden dönecegim ve Allah düsmanlarina savasimi ilan edecegim , dogru an da zafer icin gerekli silah verilecektir insaallah .,,verilmese ne olur ,Türk milletinin zaferinden zaten süphem yok ..Allah icin savastayiz artik ,ya sehit ya gazi ama zafer mutlaktir .
    Allaha emanetsiniz kalperenler
  • şems-72 / 15 Eylül 2014 20:43

    ....

    160. sayfada Ganeş' in ağzında çok yakından bakıldığında birden fazla surat var. Aynı sayfada, Kızıl kürenin sağ tarafında elini kaldırmış biri var.

    161. sayfadaki AY çiziminde '' AY'' kelimesinin hemen üstünde bir surat var.

    Büyük çizilmiş harflerin içinde de, renk tonları değiştirildiği vakit değişik surat ve siluetler göze çarpıyor.

    Ne anlama geldiklerini ehilleri anlıyordur şimdi...

    Kulbak Bilge' de OKTAN Hocamızın çizdiği tüm resimler detaylı bir incelemeyi hak ediyor.
  • GULAM ÖMER / 15 Eylül 2014 18:29

    Kızıl Elma'dan ayrılan geminin ön tarafındakiler çivi yazısı.Çivi yazısının dünyada bulunmadığıda anlaşılıyor:)
  • şebnem / 15 Eylül 2014 17:06

    muhteşem tarihi bilgiler

    öncelikle sayın oktan keleş'e çok teşekkür ederim,imrendim sayfa takipçilerine. ve kalperen olmak istiyorum.ne yapmam gerekiyor?
    Bilgilendirirseniz sevinirim.saygılar.
  • biri / 15 Eylül 2014 14:58

    Lady Gaga

    16/9 konser tarihi

    16/09/2014 toplamı 23.

    Bekir Abime Selamlar :)
  • Selim Turan / 15 Eylül 2014 14:32

    @Mümin AKIL

    Anlattıklarınızdan yola çıkarak bu hareketli görseli hazırladım.

    Bunlardan mı bahsediyordunuz?

    Hareketli Resim: http://i.hizliresim.com/3RNjQ4.gif
  • biri / 15 Eylül 2014 13:49

    Mümin Akıl

    Allah hepinizden razı olsun.

    Çağlarda çok bariz resimler var fotoğraf gibi.

    Allah faydası olmayan ilimden alimden bizleri korusun.

    Bizi bağlayan sevginin kıymetine ERENlere SELAM olsun.








  • B.C.D.-KAF SİN KAF / 15 Eylül 2014 12:18

    KALPERENLER GÖREVE

    kulbak bilge 11.bölüm sayfa 103

    ve leydi şemsiye sahnede. istanbulda her an her yerde olabilir. bir büyücü yüksek eğitimli şeytanilerin dişi şeytan lakaplı silahı. görevi inenlerle temas kurup bir araya toplamak. ŞEMSİYESİ özel,manyetik dalga ve cin tayfını frekansını kullanan kamufle aracı. yardımcısı puslu yüksek derece şeytani insan derisinden ayakkabı giyen ve sadece ayakkabısındaki işaretten tanınanbilinecek şeytani.

    16/9/2014 Lady Gaga konseri
    http://www.internethaber.com/lady-gaga-istanbula-boyle-geldi-foto-galerisi-35818.htm
  • saltuk / 15 Eylül 2014 11:51

    mümin akıl kardeşim

    Tavşanı bende gördüm yalnız değilsin Allah razı olsun.
  • Mümin AKIL / 15 Eylül 2014 11:00


    Başka yorum yazmak istemiyordum fakat dayanamadım. BİRİ'nden ALLAH RAZI OLSUN. (Kamer 12- Hz İsa)
    ---------------
    Sayfalara her bakışımda farklı şeyler görüyorum. Artık kendimden şüphe duymaya başladım. Çünkü resimlerin içinde gördüğüm gizli resimler ve rakamlar aklımdan hiç çıkmıyor. Sürekli düşünüyorum ve bağlantı kurmaya çalışıyorum. Bu konuda başarılı olmadığımda bir gerçek. Ancak içim rahat etmiyor çözmek için kendimi zorluyorum. Bizim çözmemiz için orada olduklarını düşünüyorum. Yoksa yanılıyor muyum?

    İlk bakışta, el becerisi olan herkes çizebilir gibi görünüyor ama hiçte öyle değil. Eğer 157. sayfada ki üç çağa yakından bakarsanız ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız.

    Günlerdir resimler ve rakamlar ile ne senaryolar yazdım ama yorumsuz olarak gördüklerimi veya benzettiklerimi yazayım.

    O yerlerin çağı:
    Ortada 6 sayısı, yine mim vadisi var gibi, solda dünya çağına yönelmiş tavşan sanki yüzünde 12 sayısı, sağ altta elinde asa bulunan biri var gibi, asanın ucunda 13 sayısı. 13 sayısının önünde 21 var sanki 2113 olabilir. Sol altta tilki kafası. Tam ortada 253 rakamı.

    Dünya çağı:
    Solda net görünen, ayakları üzerinde büyük kulaklı bir tavşan. Sağda tavşana hain bakan bir cin suratı.

    Zamansızlık çağı:
    Sol üstte dünya çağına yönelmiş yeşil başlı vücudu tam çizilmiş bir varlık. En altta sanki bir aslan kafası. Sanki 3 3 4 sayıları var. Sağ üstte KAYI yazıyor. Sol üstte 2230 yazıyor.

    (Kulbak Bilge 11 de Ayvaz'ın bilgisayar tuşlarında da 2230 sayısı vardı, ikinci kez 2230 sayısı.)

    Resimleri büyütüp renk tonunu değiştirip bir bakın lütfen. Ben gördüm veya görmüştüm diyen biri çıkarsa içim rahatlayacak.

  • beklenen / 15 Eylül 2014 10:00

    dün enikonu oturdum kulbak bilgeye çalıştım. Üstad Oktan Keleş sayfanın birinde yere bilgi torum vevher ve maden getirildiğinden bahsediyor. İlk olarak bilgi. Bilgi tek başına soyut bir kavram. Ancak taşıyıcısı ile vardır ve ancak uygulaması ile gün yüzüne çıkar. Cevher ise ham madenlerin ortak adıdır. Cevher içinde değer olan, kaba anlamındadır. Cevher tanımlamasına rağmen maden ismi bir kez daha anılıyor.
    Yanlış hatırlamıyorsam bu sitede de yayınladı. Demir madeni dünyaya ait değil. Bütün bilimadamlarının neredeyse ortak görüşü demirin göktaşları ile sonradan dünyaya geldiği yönünde. Demirin oluşumu ise oldukça ilgin. Demir belli bir büyüklükteki dev yıldızların içe çökmesi sonucu oluşan bir maden.
    Bundan sonrasına dikkat edin.
    Einstein bir teorisine göre (ki sonradan ispatlandı) ışık büyük kütlelerin yanından geçerken bükülür. Kütle belli bir noktadan sonra uzayıda büker ve hatta çok yüksek olduğunda bu bükülüm kapalı alan haline gelir. Yani dışardan zaman ve ışık dahil hiç bir alışverisi olmaz.

    Bundan sonrasına yorumumdur.
    İlk gelen bilgiydi
    Bilgiyle gelen neydi? Bilgiyle gelen demirdi
    Demir ne işe yaradı ki
    Demir elektromanyetik dalgaları kesen bir özelliğe sahiptir. Kimbilir? başka neler üzerinde etkili. Mesela en iyi manyetize olan malzemelerden biridir.
    Demir dünyaya gelmekle dünyanın kütlesi artmış ve zamanda (artık ilerimi yoksa gerimi bilemem) bir farklılık oluşmuştur. Yani dünya yeni bir yerleşim yolu olarak hazırlanmış. İşte bilgi buada ortaya çıkıyor. Ancak dahası var. Bu iş binlerce yıl süren bir çalışma. Binlerce yıl önce kendi bulundukları yerin yok olacağını bilmek ve yaşayacakları bir yer hazırlamak gerçekten çok büyük bir ilim. Emin olun şimdiki dünyaya bile gelseler pek çok bilimadamı bile onları (haşa) tanrı olarak karşılar. Ayı hazırlıyorlar. Sonra kendi yaşadıkları yer yok olunca gemileri ile aya doğru geliyorlar. Ayda bir mühlet yerleşiyor ve dünyada büyük bir tufan. Demek ki ayın yörüngesinde bir oynama oldu. Ancak bi,linçli bir oynama. Dünya yeni misafirlerine hazırlandı. Yani gerçek ev sahiplerine. İnsanoğluna.
    Nuh filminde de buna resmen değinilmiş. Her ne kadar aptalca şeyler olsa da yarıya kadar seyredebildim.
    Sonra kızılay yeşilay meselesi...

    Kızılay: Yara sarar. Aya saldırı olduğunu zaten yazıyorü üstad. Ancak yeşilay ise biraz ilginç Yeşilaya aklı gideren nesnelere karşı kullnılan bir kuruluş. Acaba aydaki felakette aklıgideren bir nesnemi olduki burada yansıması olsun?
    Her halukarda 2015 den başlayarak dünya tarihinin görmediği biçimde olaylar yaşayacağız. Yalnız dikkat edin... İmtahanın en büyüğü olacak belki. Kaybedenlerden olmayasınız.
  • Erdekli / 15 Eylül 2014 08:20

    TURK

    sevgideger kalperenler, cok guzel bi istişare ortamı olmak üzere,Benim derdim (umarım kimse alınmaz ve sayın Erol kardeşim bunu yayınlar) istişarelerde konuda en bilgili kişidende bilgi alınır,ve bu sayede olayın derinliklerine inilir ve dogru dosdogru bulunur. bizim kafa yordugumuz bunca konu sayın Oktan hocam tarafından zaten bilinmekte. niçin sayın Ok-tan hocamız bize el vermiyor? tabii en doğrusunu Allah CC bilir. size birkaç ornek vereyim
    atamızın bize bıraktığı yazili taşta ne diyor! Ey Turk titre ve kendine dön, burdaki titreme kimsenin ustunde durmadigi cok onemli bir olay çünkü bu basit bi ürperme değil buyuk bir rezonans titremesidir ve tek kişilik bi is değil hele hele dogru semboller taslar kontrolcular olmadan başlatılması mümkün olmayacak bi is. hocam Turkun notasını bilmekte yani titretmeyi baslatabilir (kanımca) bu işi bizim Ok-Tan siz yapmamız hic mümkün değildir. (herkes hazırım ben ne yapabilirim derken uyanışın şiddetini birdaha düşünmelerini istirham ederim) bu titreme sesin cam bardağı kırması küçücük bi titretme makinasının köprüleri mahalleleri yıkması gibi Turkun icinde hapsedildigi zaman kirişine müdahale durumudur, balona benzer gorumedigimiz bir yapıya nüfus etme işidir yanlis bi müdahale alta yeri üste göğü etkiler. kendimize dönmemiz icin gereken hatirlatici sembol ve taslarida, yani zaman boyut içindeki uyanmayida Ok-Tan siz beceremeyiz. çünkü yıllardır yorumlarını okuduğum kardeşlerimin aciklayabildiklerinden hepimizin bilgisinin yetersizliğini görmekteyim. yanlışım varsa lutfen uyarın.
    Tan yerinin ve zamanının önemini anladığım kadarı ile aktarmaya çalışayım. şeytanın zamanı bizim zamanımız aksine iki yönlü ileri geri hareket etmektedir fakat bu iki zamanın birbirine donusumunde anlık duraklama vardır (havaya atılan tasın yukarı hareketinin son bulup yere düşmeden once tamamen sıfır oldu an gibi. sinüs noktasının en alt ve en üst teğet yerleri) şeytanın eli kolu bağlandığı andır Tan. o anda neler olur ne harkuladeliklerin yaşandığını görmek icin zamana bi hüküm gerekir bunu Turk biliyor. nasıl kullanılır kapılar nerededir kac türlüdür zaman aralıkları nasıldır? demek istediğim bazı şeyler vardır bilinmez yaşanır iste bu kadim olay bunlardan biri ve ben inaniyorumki Ok-Tan hocamız rengine varıncaya kadar buna kaadir. burda söylemek istediğim neyi arıyoruz? Ok-tan hocamızın bulmacasınımi çözmeyemi çalışıyor herkez? niçin zaatiali bizlere yardımcı olmuyor. bu sekilde bir yerlere dogru bi hızla ve güvenle varilicagini ve Turk olarak butunlenecegine kalbim tam bi umut vermiyor. yoksa yaniliyormuyum? yoksa hocam yanlis yaptıgı icinmi 151. sayfada kelimelerin üstlerini çizmiş yoksa özel bi okunmasımi var? yoksa aynı sayfada kimsenin sözünü bile etmediği şahsın sol gözü birşeylerimi söylüyor aynı şahsın alnındaki çizgiler nedir sayfa 150 de lâtif baba ne diyor gözleri hangi kelimelere bakıyor? niçin boş uc çizgi var kelimden sonra. uyarı kime kimler bu sayfalardan yararlanıyor? yıl oldu 2014. zatalileri bu yılın önemini cok vurguladılar fakat uc mevsimi bitmiş bi zaman. lutfen bilen kalperenler Ok-Tan kardeşimizden feizlenme fırsatını bulan kardeşlerim, isin iç yüzünü biliyorsanız ya siz söyleyin yada zaatialilerinden bizim icin bi sorun. hatam varsa af ola
    sevgilerime
  • A. metin Acuner / 14 Eylül 2014 21:53

    Çarpıcı mükemmel bilgiler

    Bir çizgi romandan çok daha fazlası Allah razı olsun.
    Okuduğumdan beri düşünmekten kablolarım yandı desem abartmış olmam
    kulbak bilgeden önceki tüm bilgilerim sığ geliyor bana.
  • ozan aydın / 14 Eylül 2014 20:20

    can

    melami savaşları kitabından;

    ''enerjiye sahip olanülke,,güç dünyaya hükmeder.türkiyenin altında öyle bir maden var ki...çok önemli...ama bir maden var ki...
    yeni dünyanın enerjisi....

    yani geleceğin enerjisi türkiye topraklarında...''

    Lozan antlaşması ile kapatılan anahtarı 2023 te türkler ALLAH ın izniyle açıp O madeni ehlilleştirecek....

    Ellerinden öperim CAN abim...
  • Ayşecik / 14 Eylül 2014 14:56

    İlk Yorumlar

    Sevgili editör, Kulbak Bilge-14 deki ilk yorumlar sayfada görünmüyor, İlgilenebilr misiniz, 2. sayfa açılabilir belki...Tekrar tekrar okuyup düşünülmesi gereken çok güzel tefekkürler onlar, yazan herkesin yüreğine sağlık.

    Oktan Hocama ve tüm Kalperenlere sevgiler.
  • GULAM OMER / 13 Eylül 2014 22:40

    ejderha

    Dunyada kalan tek ejderha yumurta halinde ve Cin'deki bir yanardagin yamacinda gomulu,kabugu 5 santim kalinliginda.Zamani gelince sicagin etkisiyle ortaya cikacaktir.Ayrica Turk efsanelerinini iyi arastirmanizi tavsiye ederim ejderhalara raslayacaksiniz.
  • biyolog / 13 Eylül 2014 22:22

    altın elbiseli adam-bozkırın sırrı

    ahmet turgut tarafından kaleme alınan, bugün içinde yaşağımız coğrafyada ve orta asyada süregelen yaşam biçimi ve kullanılan dil öğelerine ilişkin 3000 yıl öncesi ile bağlantılı açıklamalara yer veren kitaptır. akıcı bir dille yazılan roman düğün, cenaze gibi olayların, kutlamaların ve dini ritüellerimizin şamanizm ve atalar kültü gibi inanç sistemlerinden ne derece etkilendiği konusunda bir çok fikir vermektedir. politeizm ve monoteizm arasındaki çarpışmayı yansıtmayı çok iyi başarmış ve gök tanrı inancına sahip olan bozkır insanlarının müslümanlığa geçişinin altında yatan nedenleri iki inanç arasındaki benzerlikleri vurgulayarak açıklamıştır .
    https://eksisozluk.com/bozkirin-sirri-turk-peygamber--2359889
    bu kitabı okumanızı tavsiye ederim. Türk peygamber Öktem'in Temir'le beraber Andakan'a karşı mücadelesini anlatıyor.
    Andakan en son kendisine altından elbise yaptırıyor. kibir ile Öktem peygamberin karşısına çıkıp onu öldürmeye niyetleniyor. başarılı oluyor. Ama Temir'in okuyla Andakan da ölüyor.
    bu olaydan sonra altın elbiseli adam, 1969'da dönemin Kazakistan SSCB'nin Almaata şehrinin 50 km ve Salagar Alüvyonlu toprağının 20 kilometre doğusunda,Garaj yapmak ve yolu düzlemek için yapılan çalışmalar sırasında tesadüfen bulundu.

    Elbisenin üzerindeki sayıları 4000’i bulan bütün diğer altın levhalar; at, kaplan, geyik, pars, kurt, dağ keçisi, aslan ve yırtıcı kuş figürleri ile işlenmiş olup, Kuzey ve Orta Asya maden sanatının gelişmiş bir üslubunu göstermektedir. Elbisenin yanında yer alan gümüş tabaklarda ise Göktürk alfabesiyle Han'ın oğlu 23'ünde öldü. Esik halkının başı sağ olsun’ cümlesi yazılıdır. Diğer yandan bu yazı, Göktürk alfabesinin M.Ö. IV. Yüzyılda da kullanıldığının en önemli kanıtıdır.”
    http://tr.wikipedia.org/wiki/Alt%C4%B1n_elbiseli_adam
  • Mehmet Ilhan / 13 Eylül 2014 21:51

    Kulbak Bilge PDF

    Selamunaleykum degerli Kalperen kardeslerim, 16* takipcileri.
    Öncelikle sunu belirtmeliyimki buradaki yorumlarla 2-3 ayri kitap cikar masAllah. Cok degerli ve bilgili kardeslerimizin var olmasi insana farkli bir enerji veriyor.
    Kulbak Bilge serisini ve yorumlarini pdf olarak isteyen arkadaslar ilhan.mehmet@ymail.com yazarlarsa gönderebilirim insAllah.
    selam sevgi ve dua ile...mehmet
  • arif / 13 Eylül 2014 18:44

    maden

    enerji kaynagı maden . aklımageldi daha önce bu linkte http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=1592 anlatılan CUDİ dagındaki maden olabilirmi
  • Kut Humi / 13 Eylül 2014 15:26

    Güneş Dil Teorisi,Mu,Tahsin Mayatepek

    Demek Tahsin Mayatepek'in Atatürk'ün Güneş Dil Teorisi'ne katkıda bulunmak için sunduğu 14.Raporu tekrar okumak ve okutmak gerekiyor.Mayatepek taaa Güney Amerikalara gitti bunun için.Nerede bu raporların tamamı gerisi neden açıklanmadı?
  • şems-72 / 13 Eylül 2014 14:39

    dertli mümin rumuzlu kalperen

    dertli mümin rumuzlu kalperen, ALLAH razı olsun, çok ince bir yerden yakalamışsın.

    '' Gün geldi 3 çağı bir yerde birleştiren bir Atam (Adam) geldi. Onun adı OK - UZ du. ''

    '' Son kitaptaki adı ZULKARNEYN' di.''

    Peki ya OK - TAN kim?

    O bu milleti gaflet uykusundan uyandırmak için bir vesile, bir uyarıcı.

    Zihinlerimizi, yazılarında sürekli vurguladığı büyük Türkiye'ye hazırlayan bir öncü.
  • Oya Kısır / 13 Eylül 2014 13:44

    Seyyid Mir Hamza Nigari Hz.(K.S)

    Seyyid Mir Hamza Nigari hazretlerinin (Allah sırrını kutlu kılsın) şiirinden bir dize paylaşmak istiyorum:


    ''Semend-i nüh felekden sebkat etmiş şehsüvarız biz
    Habib-i çar-yariz ü bende-i Al-i Abayız biz''

    Günümüz Türkçesiyle:

    ''Dokuz gökten at geçirmiş ata binicileriz ki,
    Biz, dört halifenin sevgilisi, Al-i Abanın kölesiyiz''
    ****************
    Selametle.
  • beklenen / 13 Eylül 2014 08:52

    barış amnçonun altında yatan başka kimlikten sonra aklıma gelmiyor değil..
    Gerçekten öldümü, yoksa özlediği yerleremi götürüldü
  • heredot cevdet / 12 Eylül 2014 23:04

    kızılelma

    Gerçekten çok sarsıcı bilgiler bunlar. Kızıl elma bilgi yüklü gemi idi sonra aya yüklendi taşındı bilgi ve bilgeler. Hun dünyaya aydan uzay gemisi ile geldi kızıl elmadan aldığı bilgilerle. Dünyanın hakimiyeti gemi ile olacak derken heralde uzay gemisini anlamalıyız.
    Bir metal ehilleştirilmedi o da maden x olmasın melami savaşları kitabında geçen ve kaynağı şu anki türk topraklarında olan maden. Çok büyük bir enerji kaynağı olduğundan bahsediyordu oktan keleş.
    Valla kafam karıştı yani.
    Tabi uzayda amcalarımız da varmış 2 tane şimdi kim bilir kaç kişi olmuşlardır. Onlar gelecek kayaların oğlu gelecek diğer varlıklar falan bayağı ciddi bir imtihan olacak gibi görünüyor yakın zamanda. Zaman atlatma hadisesi ayın bombalanması şu an daha anlaşılır oluyor. O çağda Mim çağına ulaşmak istemeleri de bu bilgilerden sonra çok daha anlam kazanmıştır.
    Henüz tamamlanmayan eksik parçalar mevcut. Ancak olayın boyutlarını anlayabilmek de çok güzel.
    Bu vesileyle tüm onaltıyıldız ailesine ve kalperenlere selam olsun..

    ''Kızılelma andımızdır..''
  • ateş / 12 Eylül 2014 20:23

    Barış Manco ve Fransız sunucu..

    Bu şarkı ile ilgili anısı.. Barış Manço Fransa'da bir televizyon kanalının canlı yayınına konuktur. Küstah bir spiker vardır ve Barış Manço ile dalga geçmektedir. Sürekli, " İşte Türk, yani barbar, vahşi vs... " demektedir... Barış Manço daha fazla dayanamaz ve spikere " Yanınızda kâğıt para var mı? " diye sorar!
     

    Bu soruya spiker şaşırır ve " Evet var ama n'olacak " der. Barış Manço ısrar edince spiker cebindeki kâğıt paraları çıkartır. Bu olaydan az önce Barış Manço canlı yayında "Anahtar" adlı şarkısını söylemiştir. Bu şarkının bir bölümü şöyledir: " Beş Akif- bir Saat Kulesi, iki Kule-bir Fatih, beş Fatih-bir Mevlana, İki Mevlana-bir Sinan" (Barış Manço / Anahtar şarkısı / Darısı Başınıza Albümü / 1992). Bu şarkı bir matematik sorusudur ve şarkıda adı geçen kişiler o dönemdeki Türk parası olan banknotların arkasında fotoğrafı olan kişilerdir... Barış Manço spikere sorar: " Bu paranızda fotoğrafı olan kişi kim? " Spiker: "General ." Barış Manço diğer paralardaki fotoğrafları olan kişileri de sorar, spikerin verdiği cevaplar hep aynıdır, "General, Amiral, "Komutan" Spikerin bu "falanca General, falanca Amiral, falanca Komutan" cevabından sonra, bu sefer de Barış Manço cebinden Türk paralarını çıkarır... Barış Manço der ki: Bu parada fotoğrafı olan kişi Mehmet Akif Ersoy'dur. Şairdir... Bu fotoğraftaki kişi Mevlana'dır. Düşünürdür... Bu paradaki fotoğrafı olan kişi Fatih Sultan Mehmet'dir. Adaletin sembolüdür... Bu paradaki kişi ise Atatürk'tür. "Yurtta barış, dünyada barış" diyen kişidir. Bizim paralarımız bunlar. Biz Türkler ince ruhlu, kibar, medeni insanlar olduğumuz için paralarımızın arkasına şairlerimizin, düşünürlerimizin, bilim adamalarımızın fotoğraflarını bastık... Siz Fransızlar kendiniz barbar, vahşi olduğunuz için paralarınızın arkasına hep savaş adamlarının fotoğraflarını basmışsınız!" der... Barış Manço'nun bu müthiş cevabından sonra televizyon yöneticileri canlı yayını keserler ve spikeri yayından alırlar, başka bir spiker yerine gelir ve canlı yayın yeniden başlar. Yeni spiker Barış Manço'dan ve Türklerden özür diler, programa böylece devam edilir... ''Bir gün ölürsem, öldüğüm günü değil, doğduğum günü hatırlayın." Barış Manço
  • biyolog / 12 Eylül 2014 19:39

    hebele hubele

    1.kuru gürültü zamiri.
    2.nedense bazı karikatürlerde zekâdan yoksun olanların söylediği söz olarak görülür
    3.sihirli annem dizisinde perilerden birinin başka bir yere ışınlanırken söylediği sihirli söz.
    4.ilk olarak deli cevat karikatürlerinde gördüğüm deli saçmalama yansımasıdır
    5.tazmanya canavarını anımsatır söz öbeği.
    https://www.itusozluk.com/goster.php/hebele+h%FCbele

    6.ateş dansı esnasında icraa edilen motivasyon şarkısıdır. apaçiler ve şamanistler tarafından icraa edilir. zaten apaçilerle orta asya şamanistlerinin aynı kökenden geldiği su götürmez bir gerçekliktir. tüm dünya türktür. işte size bir kanıt daha. çin piramitlerinden sonra hebele hübele dansının önemi bir kez daha anlaşılmıştır. yahşi batı filminde de bu gerçeğe parmak basarak toplumumuzu uyandırmaya çalışan sayın yılmaz'a sonsuz teşekkürler.
    http://www.uludagsozluk.com/k/hebele-h%C3%BCbele/

    kulbak bilge 14 sayfa-167: Bu arada Gollonun bazı casusları yakalanmışlardı.Turuhan askerleri nazikçe sorguluyorlardı.

    HE BELE bunuda ye sıra hepinize gelecek. Turuhana ihanet neymiş görecekler.

    Dur itin olayım.

    Uyarı ve Suç Duyurusu:
    link:http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=3175

    cm_bbrn
    [95.0.235.142] hebele hubele
    çadırları yakmamız iyi olmuş,, eline vermiş olduk başbakanın,,

    Bir de anlaşılan Kulbak Bilge romanı bazı Şeytanilerin huzurunu kaçırmış. İtler ürüyor, ama Kulbak ve Kalperenler yürüyor.

  • Aynur velioğlu / 12 Eylül 2014 18:17

    inenler

    Hocam insansilardan bahsetmiş. Acaba bu insansılar inenler olabilir mi? Bu çok soruldu ama tam bir cevap henüz verilmedi. Yani aramızda yaşıyorlar. Ve biz onları ayıramıyoruz. Tamamen onlara karşı savunmasızız. Bunlar iniyorlarsa istediklerinde de geldikleri yere çıkıyor olamazlar mı? Oktan Hocam a ve Tüm kalperenler kardeşlerime sevgilerimi sunuyorum. Allah a emanet olun.
  • zekhan / 12 Eylül 2014 13:36

    yaşlı

    evet hatırlıyorum o günleri.
    ilk çıktığında da merak uyandırmıştı.
    İşte Barış Manço böyle bir sanatçı idi.
    Elalem aşk meşk boş, çark mark yazarken o dikkati başka şeylere çekerdi.
    Rahmetlinin bu manada hizmeti çok.
    Belki yeni nesil bilmez o zamanlar banknoklarda 0 lar boldu.
    Belki banknotlara onları neden bastıklarını tefekkür etmeliyiz. Bir bilenin bir bildiğimi var acaba.
    Birde rahmetli Barış Mançonun kimliğini bir araştırın.
    İddialar doğru ise babası ile babası bildiği de farklı kişiler.
    Selamlar.
  • . / 12 Eylül 2014 11:11

    100TL M.Akif Ersoy
    500TL İzmir Anıtı
    1000TL FSM
    5000TL Mevlana
    10000TL Mimar Sinan


    5 şair = 1 abide
    2 abide = 1 sultan
    5 sultan = 1düşünür
    2 düşünür = 1 mimar
  • bekir öztürk / 12 Eylül 2014 10:15

    münüfeye

    sevgili münüfe kardeşim ben sayılarla aram çok iyi değil sadece dikkatimi çekti basit bir yoldan ilerledim.
    ama aramızda sayılarla arası iyi olan kalperenler var şarkıyı buraya yazıyorum onlardan bunu tefekkür etmelerini isteyelim
    ANAHTAR- BARIŞ MANÇO
    Sınıfın en güzel kızı o yalnız geziyor kimse ona yaklaşamıyor
    Yine koltuğunda koca koca kitaplar kütüphaneden geliyor
    Baktım bir cilt şair Mehmet Akif
    İki büyük kitap Fatih Sultan Mehmet
    Üç kalın cilt Mevlana birde Mimar Sinan

    Döndü bana dediki eğer beni seviyorsan
    Eğer kalbime girmek istiyorsan
    Önce bunları anla beni iyi dinle

    Beş şair bir abide
    İki abide bir sultan
    Beş sultan bir düşünür
    İki düşünür ise bir mimar

    Düşün taşın bütün gece
    Benim kalbim bir bilmece
    Kalbimin bir kilidi var
    İşte sana anahtar

    En sevdiği şair Mehmet Akif
    Bir abide Fatih Sultan Mehmet
    Hayranım dedi Sinan bir de Mevlana

    Gece annem evde dedi oğlum neyin var
    Yemeden içmeden kesildin yine
    Dedim anne kalbimin sahibi var aşık oldum delicesine

    Bir gün Akif okuyor bir gün Mevlana
    Bir Fatihe Hayranmış bir de Sinana
    Hem tarihe meraklıymış hem de sanata

    Annem dedi oğlum anlamadım ben
    Vazgeç bu sevdadan bu kız fazla akıllı
    Ah benim saf oğlum ah oğlum anlamadın mı
    Beş şair bir abide
    İki abide bir sultan
    Beş sultan bir düşünür
    İki düşünür ise bir mimar

    Düşün taşın bütün gece
    Benim kalbim bir bilmece
    Kalbimin bir kilidi var
    İşte sana anahtar

    En sevdiği şair Mehmet Akif
    Bir abide Fatih Sultan Mehmet
    Hayranım dedi Sinan bir de Mevlana

    Aşkın gözü kör olurmuş
    Annem galiba haklı
    Kafama fena takıldı bu kız çok akıllı

    Beş şair bir abide
    İki abide bir sultan
    Beş sultan bir düşünür
    İki düşünür ise bir mimar

    Düşün taşın bütün gece
    Benim kalbim bir bilmece
    Kalbimin bir kilidi var
    İşte sana anahtar

    Beş Akif bir saat kulesi
    İki kule bir Fatih
    Beş fatih bir Mevlana
    İki Mevlana bir Sinan
  • yedi dokuz yedi / 12 Eylül 2014 08:46

    164.sayfa

    geçmişteki kafamdaki görsel sorulari 164. yazinizda buldum




















  • Bekir ÖZTÜRK / 12 Eylül 2014 07:45

    AY DEDE, AYDA Kİ DEDE!!!

    Tüm kadim kültür ve bir çok medeniyette, AY, Dişil, kadın "tanrıça!" mühennes olarak betimlenmiştir. Sadece TÜRKLER aya dede, "Ay dede" demişlerdir.
    Ay dede derken, acaba ATALARIMIZ, "AY DA Kİ DEDELERİMİZE istinadenmi ay dede, AY da ki dedemi demişlerdir. Ay da ki dede, zamanla ay dede olarakmı söylene gelmiştir.
    saygılarımla...
    BozTÜRK
  • münüfe / 11 Eylül 2014 20:36

    KALPEREN BEKİR ÖZTÜRK KARDEŞİME

    Bekir kalperen kardeşim senin sayılarla ve yapbozla iyi olduğunu düşündüğüm için senden yardım istedim. Sevgili barış mançonun bir şarkısı var ANAHTAR diye onu okuyup sana zahmet olmazsa düşünceni yorumlayıp paylaşırmısın. RABBİM ilmini ve bütün kalperen kardeşlerimizin ilmini artırsın.
  • serkankamil / 11 Eylül 2014 20:00

    tarık

    tarık-9.ayet : sırların orta yere çıkarılacağı gün.....
  • talib / 11 Eylül 2014 18:56

    turkiyenin uzaya gonderdigi gokturk satelitine son anda tmt ekipleri tarafindan kurani kerim eklenerek uzaya allahin sozleri ayetler sinyali uzaya devamli sekilde yayiliyor demistiniz. acaba bu sinyaller amca ogullarimla bulusma davetimidir hocam tesekkurler.
  • PERO GÜL / 11 Eylül 2014 14:06

    EKSİK KALAN BİLGİ HAKKINDA

    Bu bir yorumdan ziyade Alp Kurt Hilali arkadaşımızın 10 Eylül 2014 tarihli Kehf Suresi zamanda Yolculuk yazısını devamını göremedik,devamı yapılmadı mı yoksa tarafınızdan henüz yayınlanmadı mı merak ettim,saygılarımla.
  • YALÇIN AÇIKGÖZ / 11 Eylül 2014 10:54

    MUHTEŞEM

    TEK KELİME İLE "MUHTEŞEM" SIRLAR BUNLAR.BU SIRLARI OKTAN HOCAM HARİÇ BAŞKA KIMSEDEN DUYMAYACAĞIMIZ,DUYAMACAĞIMIZ BİLGİLER.ALLAH CC SİZLERDEN RAZI,YOLUNUZ AÇIK OLSUN INSALLAH...
  • Serhan Barbaros / 11 Eylül 2014 08:19

    Bu dünyanın tek derdi biz Türkleriz mesele içli dışlı düşmanlara nasıl cevap vereceğimizdir, bizi içten vurdular şu anda belkide en zayıp zamanımızı yaşıyoruz malesef ama dip yapmadanda sıçranmıyor !!
  • Bekir ÖZTÜRK / 11 Eylül 2014 07:50

    BARIŞ MANÇO - Dönence

    Gün çoktan döndü buralarda
    Ve ben simsiyah bir gecenin koynunda yapayalnız bekliyorum
    Duyuyorum, görüyorum bir gün gelecek dönence biliyorum
    Simsiyah gecenin koynundayım yapayalnız
    Uzaklarda bir yerlerde güneşler doğuyor
    Görüyorum dönence
    Kupkuru bir ağacın dalıyım yapayalnız
    Uzaklarda bir yerlerde bir şeyler kök salıyor
    Biliyorum dönence
    Çatlamış dudağımda ne bir ses ne bir nefes
    Uzaklarda bir yerlerde türküler söyleniyor
    Duyuyorum dönence
    Simsiyah gecenin koynundayım yapayalnız
    Uzaklarda bir yerlerde güneşler doğuyor
    Görüyorum dönence
    Kupkuru bir ağacın dalıyım yapayalnız
    Uzaklarda bir yerlerde bir şeyler kök salıyor
    Biliyorum dönence
    Çatlamış dudağımda ne bir ses ne bir nefes
    Uzaklarda bir yerlerde türküler söyleniyor
    Duyuyorum dönence
    Duyuyorum biliyorum görüyorum dönence
    Dönence gün dönende dönence
    Bir gün gelecek dönence biliyorum

  • kara mehmet / 11 Eylül 2014 00:58

    ......

    bir da anlamadığım birşey daha, Oktan abi ganeş konusunda aynı canlıya dünyanın farklı bölgelerinde farklı benzetmeler yapıldığını yazmış yanlışsam düzeltin bnm anlamadığım ganeş hortumu ile betimlenmiş resmedilmiş ama ra ise yırtıcı kuşa kenziyo acaba hortumlunun haricinde baska canlılar var ve onlarda mı inmişti yeryüzüne, ve şayet varsa bunların haricinde başka canlılarda var mı dost veya düşman,yıllar önce bi yazı okumuştum çok eski çağlarda aynı o resmedilmiş ra figüründeki gibi canlılar yaşarmış dünyada sibiryanında da yukarısında kutuplara yakın yerlerde acaba insan merak ediyo şimdi geçmişte üs mü kurmuşlardı orada,ilgnç olansa büyük devletlerin kuzey kutbuna olan ilgisi, takip edeniniz varsa biliri rusyanın şuan kutupları tekrar nasıl ele geçirmeye çalıştığını,acaba petrol ve gaz hariç daha önemli şeylermi var orda, bunların haricinde OKtan abime özel bi sorum olacak ben küçükken aylar sonra olacak bişey söylemiştim anneme dün gibi hatırlarım halaa,ancak ilham şekilde dememiştim göremediğim bir varlık sanki tüm vücudumu ele geçirmişti ve o söylettiriyordu bana ve defalarca tekrar ettirtmişti bana,varlığını hissediyordum ama göremiyordum hem çok korkuyordum hem de korkmuyordum tarifi imkansız bir duygu ancak çok güçlü bir varlıktı bunu hissedebiliyordum ve söylediği şey ise ailem için çok hayırlı ve iyi birşeydi ve aynen dediği tarihte dediği olay aynen söylettirdiği :) gibi gerçekleşti ve yine aynı varlık uzun yıllar sonra tekrar bana yardım etti beni beni 'KESİN' bir ölümden kurtardı,yine vüdumu kontrol ediyordu adeta ve bişeyler yaptırdı daha öncesinde hiç bilmediğim, 15-20 dk geç yapacak olsa kesinlikle ölmüştüm,ama bu varlık neydi kimdi onu bilmiyorum aklıma birşey geliyo ama insan yakıştıramıyo acaba oktan Sultanım bilgi verebilirmi,gerçekten bazan melekler bize bu şekilde yardımcı olurlarmı muhakkak Allahın dilemesiyle elbet ancak bununla ilgili hiçbir bilgiye sahip değilim,ve yalan söylüyorsam Allah beni kahretsin her iki dünyada da,yeminle anlattıklarım doğru ve tamamen yaşadığım olaylardır
  • kara mehmet / 11 Eylül 2014 00:13

    ...

    Allahın selamı Oktan abim ve tüm kalperenlerin üzerine üzerine olsun,rahatsızlığımdan dolayı tefekkür edecek durumum olmadı ancak şunu çok iyi biliyorum ki oktan abi ne derse doğrudur,sadece cinnet konusu bile inanmam için fazlasıyla yeter çünkü kendimden biliyorum bazan oluyoki zamanda yıllarca atlama bile oluyo 2010 iken sanki 2005teymişim gibi, acaba oktan abi buna karşı bir çözüm söyleyebilirmi,yanii bunun olmaması için,bi de bi kaç yıl önce haberlerde de çıkmıştı ispanyol gizli servisi yanlış hatırlamıyorsam uzaylıların konuşmalarını falan dinlemişlerdi die falan ama işin ilginç tarafı raporlarında yazdıkları konuştukları dilin türkçe ya da türkçeye çok yakın bir dil olduğuydu ama o zaman açıkçası komik bulmuştum biraz tamam uzay kavrayamacağımız kadar büyük ama türkçe konuşuyo olmaları abartı gelmişti ama Oktan abinin yazdıklarından sonra acaba halihazırda dışardaki soydaşlarımız bizi ziyaret ediyorlar mı,yoksa geldilerde belli bi zamanı mı bekliyorlar,bi de hani hep teknoloji konusunda abdnin uzaylı teknolojilerden yardım aldığı,ne kadar doğru bilinmez ancak son yıllarda dikkatimi çeken özellikle savunma sanayindeee ülkemizin göstermiş oldugu ardı ardına büyük başarılar, muhakkak o yapılanların ardında yıllarca çalışmış insanlar vardır ama şu da bir gerçekki araba bile üretmeden insansız hava aracı ve helikopter üreten dünyada tek ülkeyiz,sanki birden sıçrama yapıyormuş gibi geliyo insana,doğrusunu Allah bilir ama belki çoktan gelmişlerdir,2023e hazırlıyorlardır bizi belkide,
  • Dromerg / 10 Eylül 2014 23:34

    Fikir fırtınası

    6 yıldır çılgınca ve sessizce takip etmekteyim . Bu ortamda paylaşım ne kadar tatmin eder bilemem ama dayanamadım düşüncelerimi yazmak istedim. Demekki anlatılanlar ışığında 1-uzaylı denilen varlıklar var ama bize anlatıldığı gibi değil . Tam tersine akrabamız AMCAMIZ. diğer yaratılan cin,Elifan ,insansıları saymaz isek
    2- dünyadaki bakış açısı ile bakarsak hiçbir şey göründüğü ve anlatıldığı gibi yalın değil.
    3- niburu gezegeni teorisi 3000 yılda bir dünya ile yörünge kesişmesi ve teknolojik sıçramaların olması. Muhtemel ziyaret ile teknoloji transferi doğru mu? Dördüzlerin ikisi orada mı?
    4- bu 9 gezegen seyahatinde yaşamsal ihtiyaçlar nasıl giderildi. Belliki bizim biyolojik yapı değildi yada O zaman büyük patlamaya bağlı evren daha sıcaktı ve yaşanabilirmiydi? Su sıvı haldemiydi?
    5- Türkler ve uzaylı ataları adlı kitapta anlatılanlar bu bulguları ne kadar destekliyor?
    6-mitolojik ve efsanevi kahramanların hayal ürünü olmadığının anlaşılması doğrumudur?
    7-ayda gizli ilimler kadim sırlar mevcut ise bu sahibini muradullah gereği beklemektedir. Efendimiz ( s.a.v.) Şakrı kamerde bu ejder ganej yaratıklarını mı hapsetmiştir? Oktan hocam bir cin çeşidinin hapsedildiğini söylemişti. Bombalamaları bu yaratıkları özgür kılmak içinmi ?
    8- bu yaratıkların indikleri yerde taşlar dikili demekle obelisklerin olduğu yerlermi anlatılıyor? Bu inme , ışınlanma olabilirmi? Buralarda ışınlanma için müsait koridorlarmı oluşmakta? Bu bölgeler âhir zamanda büyük hak batıl savaşına şahit mi olacak ?
    9- ayın karanlık yüzünün şeytan avanesinin yerleşim yeri olmasından mı ayın nurundan mahrum edilmiştir?
    10- anlaşılan o zamanda süvari tarzında savaşçılar vardı, modern tank tüfek yoktu, demekki âhir zamandada bu tarz bir savaş olcağını düşündürmekte.
    11- eğer biz Türkler Göksel atalarımızın torunları isek DNA larımızın Yersel insana Göre farklılık arz etmesi gerekir. Bu nedenle mi genetik haritamız incelenmekte?
    12-biz bu gelişmelerin neresinde olacağız ?
    Paylaşım için teşekkür ederim .
  • emel n. / 10 Eylül 2014 22:47

    tarık suresi

    Cümleten selamun aleyküm sayin onaltiyildiz ailesi acaba bu gemi tarik suresindeki yildiz olabilir mi?sevgili abimiz oktan hocam biraz daha ayrinti verir İnşAllah..oktan hocam ellerinden öperim bizleri asla hiçbir yerde öğrenemiyeceğimiz bilgileri, unutturulmuş bir tarihi öğrettiğiniz için Allah binlerce razı olsun sizin ve beraberinizdekilerin ilmini artırsın Yüce Rabbim sizi ailenizi beraberinizdekileri korusun..bu siteye gönül vermiş tüm güzel insanlari kalperenlere,erenlere selam olsun..
  • murat gülşan / 10 Eylül 2014 22:27

    oğuz kağan torunları..

    Yüce türk milletinin asil evlatları,oğuz kağanın torunları,ey türk titre ve kendine dön çağrısına kulak vermeşcesine kulbak bilgemize sahip çıktık şuan itibariyle 202 bin tıklama inceleme içersindeyiz,ne mutlu ki bizlere sahip çıkma adına uyanıştayız,onaltıyıldız.com bizim değerlerimiz özümüzü anlatan kaynağımız her birimiz burada adeta talebe gibi aldığımız bilgileri teffekür haznesinden geçirip,süzülmüş vaziyette sunmaktayız,böylelikle kocaman bir aile oluyoruz.Kalperenlerinde zuhur ettiği bu dönemde özümüze dönerek öz kaynaktan var olduğumuzu ıspat ettik çok şükür oktan hocamgibi ,erol elmas gibi,darıca istişare heyeti gibi bize kale olmuş değerli isimlerle aynı safta olmak şeytanilerle mücadelede olmak bize şeref verir bu yolumuz hakikat yoludur,
    bu yoldu ölürsek şehit,kalırsak normal vatandaş oluruz.memleketin bekaası için davaya sarılmaya öz'e dönmeye haydi sahip çıkmaya devam,hepinizden ALLAH(C.C.)razı olsun...
  • orhan şahin / 10 Eylül 2014 22:23

    marsta hilal

    http://www.dunyavegercekler.com/haber/4518-mars39ta-muhiddin-arabi39nin-imzasi.html

    Acaba?

  • Sevan / 10 Eylül 2014 22:15

    Eyvallah

    Gönlümüz genişledi, vakit yaklaşıyor. Ya Allah-ül Alemin
  • temir kül / 10 Eylül 2014 21:12

    DİKİLİTAŞ'lar şeytan işi pisliklerdir!

    Fatih bölgesindeki hemen her cami ve tarihi mekanlarda DİKİLİTAŞ şeklinde küçük bilgi panoları var. Eskiden düz pano yetiyordu, şimdi neden bu dikilitaş aşkı? Bunda bir hinlik olabilir mi, ne dersiniz?
  • Serdar Türk / 10 Eylül 2014 20:19

    Kızılelma ve Osmanlı

    İtalyan Ressam Titian’ın Yaptığı Hürrem Hatun’a Ait Portre. Elinde Kırmızı Bir Elma Tutar. Türk Mitolojisi ve İkonografisi Açısından Çok Önemli Bir Simge. Elma, Türk Mitolojilerinde ve Bilinçaltında “Üreme” ve “Yaratılış” ile İlgili, Arketipik bir Semboldür. Türk Kadınları, Çocuk Sahibi Olmak İçin, Elma Ağacının Altında Yuvarlanır ve Tıpkı Bizim Günümüzde Yaptığımız Gibi, Elma Ağacının Dallarına Renkli Bez Parçaları Bağlardı. Elma Yiyip Hamile Kalmak Türk Masal ve Mitlerinde Sıkça Anlatılır. Elma Dişil bir Semboldür. Sami Mitolojisinde de, Hz. Havva Elma Yedikten Sonra Yaratılış (Üreme) Başlar. Elma Aynı Zamanda “Ölüm” ile de bağlantılıdır. Tüm Tanrıça Arketiplerinde Olduğu Gibi, Hem Can Verir, Hem de Can Alır. Bunun En Güzel Örneği Pamuk Prenses Masalında Anlatılır. Elma ayrıca “Glob”, Dünya Hakimiyetini Sembolize Eden Bir İkonografidir. not: Buyazı sayın Nuray Bilgili hanımefendi'nin yazısıdır, ilginç bir konu olduğu için ekelemek istedim, bahsedilen italyan ressamın resmini internetten tarayarak görebilirsiniz. Saygılar.
  • mustafa77 / 10 Eylül 2014 18:32

    marduk mu

    bahsedilen kızıl elma marduk denen gezegen olabilirmi acaba düşündüm..
  • dertli mümin / 10 Eylül 2014 16:06

    mevzu uzun yer dar !!!!

    yazı ayrı güzel yorumlar ayrı güzel hem oktan babadan hemde kalperen kardeşlerimden ALLAH RAZI OLSUN sırayla gideyim inşallah 1 latif baba diyorki oğuzname ne zaman çıksa türkün yükselişi gerçekleşir şimdi açığa çıktığına göre 2023 cihan hakimiyeti ? atamız Osmanlı 1500lerde (ilginçtir 16.yüzyıl ) 3 kıtada gücünün zirvesinde idi acaba ? fatihin sultanahmetteki yeraltı şehrine ziyaretini yaşadıklarını bıraktığı el çizimi defterini bide bu açıdan düşünmeliyiz 2 sf 151 deki yüz kime ait ? 3 OK-UZ un ne olduğunu kim olduğunu öğrendik anladık peki ya OK-TAN ? güneş doğmadan (2023 ? ) önceki alaca karanlığa tan denilirmiş 16 yıldızın oktan babanın bir aydınlatma-uyandırma misyonu olduğu çok açık hem milletçe hemde ümmetçe karanlıkta olduğumuza göre ? 4 aranan taşlar nelerdir ? galiba tek arayan biz değiliz Yahudilerin değerli taş-maden piyasasındaki etkinliklerine bakın hacer-ül esved konusu acaba meteorla mı gelecek bu maden-taş ? nükleer savaşın zararlarını (radyasyon vb. ) kaldırmada fayda mı sağlayacak ? 5 kulbak bilgede daha önce bahsedilmişti aslında ilk başta tek bir devasa büyüklükte gezegenin olduğunu başka bir gezegenin yıldızın etrafında dönmediği için (yalnızca o var tek gezegen ) zamansızlık çağı orada geçen süre mi ? bu gezegenin bölünüp parçalanmasıyla diğerleri oluştu böylece O YERLERİN ÇAĞI mı oluştu ? 6 ALLAHIN yarattığı gemiye binmek acaba iniş olduğu gibi çıkış mümkün müdür ? (anaokulu edasıyla bağışlayın ) yani o gemiyle cennete gidilebilir mi ? uzayda dünyadan büyük gemiler mevcut örneğin https://www.youtube.com/watch?v=aTbksd5-Rdg 7 çizimlerdeki temir ve turahan askerleri bana rahmetli barış mançoyu anımsatıyor uzun saç bıyık şekli vb. tesadüf ? 8 sf 156 mim çağına gelmeyi niye istiyorlar ? hz isanında bu yönde dua ettiğini ve kabul olduğunu biliyoruz ahir zamanda tekrar dünyaya inecektir deccalle mücadele edecek yecüc-mecüce karşı dua edeceği ve kabul olacağı anlatılır mim çağının sırrı hikmeti nedir ? 9 dikkatimi çekti fatih cami çevresindeki yerleşim isimlerine bakın korkutata sokak Kızılelma caddesi adnan menderes bulvarı Turgut özal caddesi Kennedy cd Atatürk bulvarı melek hoca cd macar kardeşler cd akşemsettin cd yavuz selim cd Oğuzhan cd Türkistan sokak vb. TESADÜF ??? 11 oktan babadan rica ediyorum yarım saat bile olsa sırf bu kulbak bilge 14 ile ilgili lütfen sohbet yapsın kalperenleri kırmasın :)) 12 oya hanım bekir bey biyolog rumuzlu arkadaş gibi kalperenlerin yorumları güzel bir paylaşım sinerji oluşturuyor maşallah deyip devamını diliyorum 13 şöyle düşündüm eğer atalarımız 2023de gelip bizle hiç konuşmayıp teknoloji paylaşmasa bile sırf geldikleri gemiyi incelesek o bile bizi teknolojik olarak UÇURUR bu dünyada yeni bir enerji sistemini dolayısıyla yeni bir çağı tetikler peki o zaman geçimi petrol-doğalgaza bağlı devletler milletler ne olacak ? (400 milyon arap-130 milyon rusya-venezuela Norveç üstüne birde batıda yüzbinlerce insanı çalıştıran büyük şirketleri düşünün vb. liste uzar ) kısacası yüz milyonlarca aç işsiz fakir insan dünyada ne huzur bırakır ne ekonomi toplu göçler iç-dış savaşlar vb. şu andan dahada beter olur dünya tahminim maalesef milyarlarca insanın öleceği 3.dünya savaşı (aklıma vay arabın haline diye başlayan hadis geldi arabların çok azının hayatta kalacağını tüm insanların en az yarısının öleceğini bildiren hadis tabi en doğrusunu ALLAH BİLİR ) nüfusun çok fazla olduğu şu anki dünyamızda enerji merkezli teknolojik dönüşüm felaket getirecektir bu dönüşüm (2023 ve sonrası ) ancak az nüfus olduktan sonra yapılabilir diye düşünüyorum 14 ilginç bir haber abd askeri arşivinden sızan belge bilgiyle oluşturulmuş farklı tarihi fotoğraflarda aynı adamın gözükmesi hatta aynı kıyafetle !!! 2036 dan gelen Gallerli bir askermiş güya tabi ne derece doğru bilemiyoruz bu şahıs 2015 de 3. dünya savaşının olacağını nükleer felaketle (abd-batı-rusya ) 3 MİLYAR İNSANIN ÖLÜMÜNDEN BAHSEDİYOR VİDEODA İLGİNÇ http://beforeitsnews.com/beyond-science/2014/08/who-is-this-time-traveler-why-is-he-here-does-he-carry-a-warning-2447112.html 16 yıldıza ve tüm kalperenlere teşekkürler
  • nuri çetin / 10 Eylül 2014 15:07

    atatürk

    böylelikle ulu önderin (istikbal göklerdedir )göklerini koruyamayan uluslar,yarınlarından asla emin olamazlar..sözü daha net anlaşılıyor ....
  • Selim Turan / 10 Eylül 2014 14:35

    Sirius Yıldızı Üzerindeki Sansür

    Sirius Yıldızlarının (A ve B) çekilmiş az sayıda fotoğrafları var. En net görüntülerinden birisi Google Gökyüzü Haritasında fakat nedeni belirsiz bir şekilde sansürlenmiş olarak duruyor.

    Google Gökyüzü Haritasındaki Koordinatları:

    -16.638322° -78.739043°

    http://i.hizliresim.com/onLLyq.png
  • gökmen / 10 Eylül 2014 14:32

    gökborü

    cümleten selam aleykum, yorumlar yavaşlayınca bir kaç kelam'da ben etmek istedim, Bütün yorumlarınızı okudum, hepinizine birden masallah ALLAH ilminizi arttırsin, Aklıma takılan bir kaç soru vardı, kulbak bilge14 le birazda olsa yapboz'un parçaları birleşti, soyut varlıkların dönüşemediği, canlı kurt'lar olduğunu kurt'lardan korktuklarini biliyordum, ama neden'ler niçin'ler vardı aklımda, gökböruyu görünce birazda olsa anladım nedenini, yalnız simdi'de aklım'da başka bir soru kaldi, hz nuh bütün hayvanlar'da çift'ler alırken gemiye, hun neden sadece tulpar ve gökbörü almıştır ?
  • asfiya :) / 10 Eylül 2014 14:08

    harbiye marşı

    Yıldırımlar yaratan bir ırkın ahfadıyız,
    Tufanları gösteren, tarihlerin yâdıyız,
    Kanla, irfanla kurduk biz bu Cumhuriyeti,
    Cehennemler kudursa, ölmez nigâhbanıyız.


    Yaşa varol Harbiye, yıkılmaz satvetinle
    Göklerden gelen bir ses sana ne diyor, dinle:
    Türk vatanı üstünde sönmez güneşsin sen,
    Kartal yuvalarında, hürdür millet seninle.


    Yüz senedir Harbiye bu orduya şan verir,
    Çıkardığı dehalar semalara yükselir,
    Baştan başa tarihtir mektebin her zerresi,
    Sarsılmayan azminle çelik kalalar erir.


    Şahikalar üstünde meydan okur bu erler,
    Yaklaşacak düşmana mezar olur bu yerler,
    Bağlayamaz bir kuvvet bu kasırga milleti,
    Tarihlere sorun ki bize “Ölmez Türk” derler.
  • Eyüp / 10 Eylül 2014 13:49

    Uçan Kalperenler

    Oktan Ağabeyimiz yürüyor Kalperenler yürüyor...du. Sıra uçmaya mı geldi acep...

    Hiçbir toplantı, etkinlik vb ne katılmak nasip olmadı ama kendimi hiç dışarıda hissetmedim hep içeri doğru çeken bir şeyler vardı. Ayrıca zamanından, hayatından fedakarlık yapıp etkinliklere katılan nasipli Kalperenlere teşekkürü borç bilirim. Allah razı olsun...
  • Aynur velioğlu / 10 Eylül 2014 13:37

    Anladığım kadarıyla Ay a acil üs kurmamız gerekiyor. Orada atalarımız izlerini bulup atılım yapacağız belliki. Bir çok video var Ay daki gizemli yapılarla ilgili. Oktan Hocamın da anlattıkları ile bunların uydurma olmadıkları belli oldu. Ama tabiki kafam çok karışık. Hangi birini soru olarak yöneltsem bilemiyorum. Diyorumki madem bunlar yaşandı yani Ejderhalar saldırdı gök börüler yardım etti kanatlı atlar yigitleri taşıdı uzayda seyahatler oldu. Neden bunlar sadece efsane olarak kaldı. Diyelim ki batılılar sakladı. Ama bir sürü Türk imparatorlukları kuruldu yani bilim ve ilim olarak onlara muhtaç değildik. Neden o zaman bunlar açıklanmadı.
    Birde iki kardeş farklı yıldız sistemlerine gittiler demiş Oktan Hocam merak ettiğim onlara da aynı bize olduğu gibi şeytan musallat oluyor mu sınav onlarada var mı ve bizden haberdarlar mı. Amcalarımız geri geldiğinde bu varlıklarda gelecek mi. İnanın daha çok sorum var. Hocam bunlara da açıklık getirir misiniz. Bazen sizde soru cevap şeklinde yanıtlıyor sunuz. Bekletmeyin hocam. Siz ve tüm kalperenler Allah 'a emanet olun.
  • AlpKurt Hilali / 10 Eylül 2014 12:36

    Kehf Suresi Zamanda Yolculuk

    Biraz uzun bir yazı ama daha önce okumuş olduğum bir siteden alıntıdır konu zamanda yolculuk ile açıklayıcı bilgiler var saygı ile



    Kehf 60: Musa genç arkadaşına (Yuşa'ya): "İki denizin birleştiği yere ulaşmaya, ya da yıllarca yürümeye kararlıyım" demişti.

    Uzay-zamanda iki denizin birleştiği yere nasıl gidilir. Demek ki "İki deniz birleşiyorsa" birleşen bir şey "Ayrılmalı"dır da..
    Musa'nın amaçları vardı: Denizin nereden yarılacağını görmek istiyordu, dakika olarak orayı belirlemek ve Beni İsrail'i oradan geçirmek... Bir de Musa Katil idi... Bu günahın altında eziliyordu, Allah her elçisine "Günahlarının İSMET sıfatı gereği affedileceğini=GİDERİLECEĞİNİ bildiriyordu. Musa ayrıca "İLİM VE RAHMET" öğrenmek için bir A L İ M arıyordu.
    Musa şunu da biliyordu: Normalde bir arama biçimi değildi. "Uzay-Zaman" aberasyonları olacağını anlamıştı. "İki denizin birleştiği yere ulaşıncaya kadar gideceğim, yahut senelerce gideceğim." Bu ifadede de bir mucize var. Çünkü Rieman uzay-zaman'ında (Evrenimizin doğası budur) verilen bir noktadan bir doğruya HİÇBİR paralel çizilemez. Bildiğiniz üzere bu paralel eninde sonunda birbirini keser.
    Riemann uzay-zamanda küre kapalı bir yüzeydir ama, aynı zamanda bir ekvator turundan sonra sonsuz tur daha atabilirsiniz. Bu da o modeli "Sonsuz" yapar. İşte bu Riemann olgusuyla aynı biçimde "İki denizin birleştiği yere ulaşıncaya kadar gideceğim, yahut senelerce gideceğim". Senelerce yani bir daha bir daha bir daha gideceğim. Bu ayet RİEMANN uzayını haber vermektedir.
    61: İkisi, iki denizin birleştiği yere ulaşınca, balıklarını unutmuşlardı, balık bir delikten kayıp denizi boyladı.
    Dikkat ediniz: "İKİSİ" sözünü hep aklınızda tutunuz. "İKİSİ" aklımızın ucunda bulunsun. İki denizin (AYRILACAĞI) birleştiği yere ulaştılar. ÖNCE Musa yürür SONRA deniz ayrılır. Buna nedensellik ilkesi (Causality) dediğimizi anımsıyoruz değil mi?
    "İKİSİ", "İKİ DENİZ" ve meşhur balık. Balığın öyküsünü hiç bilmiyoruz (Yani Kur'an tane tane indiği için, mesela bu ayetten sonraki ayet üç gün sonra geliyor). Bu ayetten şunu anlıyoruz: Bir olay OLMUY BİTMİŞ S O N U C U anlatılıyor. Örneğin ÖLDÜ diyoruz. Ama önce DOĞMASI gerekmez mi? Hele bir doğsun, erginleşsin, kendine benzer bir varlık bırakıp EN SONRA ölsün. O halde FİLM SONDAN BAŞA DOĞRU OYNUYOR Yani BALIK CANLI iyi ama daha Ö N C E ölmedi miydi? Şimdi Nasıl CANLANDI da iki kaya arasından DENİZİ boyladı..? Çünkü zaman ters çalışıyordu.
    Hatırlarsanız, daha önce bu konuyu anlatırken. Bir balığın yakalanmasını filme kaydetmiştik. Oltaya yakalandı-Çırpında-Öldü-Erzak çantamıza girdi. Bu evreleri filme/videoya çektik. Burada daha balığın bu öyküsünü bilmiyoruz. Yani NEDEN'i anlatılmadan SONUCA gidilmiş. Birden sonucu anlatılıyor. Sonuç da şu: Balık CANLANDI. PEKİ NEDENİ neydi? ÖLÜYDÜ EVET, artık film ters oynuyor bunu hissettiniz mi?
    61: Her ikisi, iki denizin birleştiği yere varınca balıklarını unuttular. Balık, denizde bir yol tutup gitmişti.
    Dikkat ettiniz mi olay ters sarıyor. Özellikle "UNUTTULAR" balıklarını unuttular derken bu UNUTMAK neyin nesi? Şöyle açımsayalım:
    Bugünkü Chat konusunu biz biliyoruz. Şu anı yaşıyoruz çünkü. Ama eğer ZAMAN oku TERS dönseydi. Yani yarın DÜN olsaydı, bu chat metnini UNUTMUŞ olmayacak mıydık? Şimdi zaman tersine çalışınca olaylar da tersine gitmeye başlayacak.
    62: (Buluşma yerlerini) geçip gittiklerinde Musa genç adamına: Kuşluk yemeğimizi getir bize. Hakikaten şu yolculuğumuz yüzünden başımıza (epeyce) sıkıntı geldi, dedi.
    Yine Alimlere misal olarak şu kelimelere dikkat: "UNUTTUKLARI" noktadan uzaklaşıyorlar (Yani balığın canlı olarak denize kaydığı dakik noktadan). Musa "HEM BALIĞIN CANLANDIĞINI" görüyor fakat zaman tersindiğinden "UNUTUYOR”. Sonra zaman bir daha ileri akıyor. Musa diyor ki: "KUŞLUK (Duha) yemeğimizi getir. Yol yorgunluğundan acıktık”. Şimdi bir şeye daha dikkat:
    ÖĞLE yemeğine rezerve edilmiş balığı (Tahminen 13.00 cıvarında yenecek idi) öğleden önce yani Sina için 09.45 cıvarında yiyorlar. BİR ŞEY TERS değil mi?Onların zamanda 13.00'den 10.00'a geri gittiklerini dolayısıyla ÖĞLENLEYİN (13 cıvarında) canlanıp da denize kaçan balığın 11.00 cıvarında yenilmesi gerektiğini düşünüyorlar. Çünkü kuşluk vaktinde balık diri değildi. Öğle vaktinde dirilmişti ama saatler ters çalışınca balığın canlandığını UNUTTULAR gördüklerini anımsamadılar. Bu neden böyle oldu? Zaman neden tersine döndü ve ne kadar tersindi? Bunun yanıtını da izleyen ayet verecek:
    63: O da: "Bak sen! Kayalığa vardığımızda balığı unutmustum. Bana onu hatırlamamı unutturan ancak şeytandır. Balık şaşılacak şekilde denizde yolunu tutup gitmiş" dedi.
    Evet yanıt şurada "ŞEYTAN UNUTTURDU". Şeytanın zamanının nasıl aktığını yazmıştım değil mi? Şeytan nasıl "UNUTTURUR"? Bu Kur'an da beş-altı ayette geçer "Şeytan unutturdu" diye... Sizce nasıl bir unutturma mekanizması? Yani şeytan'ın zamanına "Geriye" doğru birlikte akmaktalar. Orada o özel gün ve anda CPT'nin tüm T simetrileri birden işbaşında.
    1. Zaman ileri akarken,
    2. Geri de aktı.
    3. Ama hep geri akmadı. Yani bir ileri bir geri aktı.
    Dolayısıyla orada uzay-zaman burulması oldu. Orada Zülküarneyn (İki zaman, iki kuşak sahibi'nin KARNEYN kirişi de oluştu. Tüm simetriler birbirine girdi. Zülkarneyn zamanı demek, İKİ zaman demek. Öyleyse denizin YARILDIĞI bir an var bir de YARILMADIĞI... İki deniz kavuşmadan önce yarılmışlardı. Bu "Musa'nın gelecekte geçtiği deniz" idi. Nasıl ki Zülkarneyn "Geçmişte Yecüc ve Mecüc'ü bir SEDD arkasına kavuşamaz biçimde hapsetmişti. Ancak gelecekte iki SEDD birbirine kavuşacak ve Yecüc Mecüc ile BİR ZAMANLI (Eş-Anlı, senkronize) olacağız. İşte burada ayet bir şeyi daha haber veriyor. "İKİ ZAMANLI" bir olgu var. Gelecekte (Yecüc Mecüc çıkacak gibi=Gelecekte deniz buradan yarılacak" haber veriliyor. Deniz yarıldı ancak zaman geriye çalıştı ve Musa geleceğini doğal olarak unuttu ama o balık bunu hatırlattı. O ayırmadı, denizin doğasıydı bu.

    64: Musa: "İstedigimiz zaten buydu" dedi. Hemen geldikleri yoldan izleri uzerinde geri donduler.
    "Evet ANIMSAMA anında yani "Geriye dönen zaman" daha sonra yeniden "İleriye dönmüş" oluyor. Bu durumda bir şey çok önemli: "İzlerinin üzerine" GERİ dönüyorlar. Bu yanlışlıkla uykuya kalıp da otobüsten inemeyen yolcunun durumu gibi. Uyanınca bu kez başka bir vasıta bulup "GERİ dönüyor" ya da biz buna "Uzayın yürütülmesi" de diyoruz. Böylece Musa'nın beklediği ünlü işaret yani "BALIĞIN gittiği" o bölgede GELECEKTE ümmetini geçireceği YERİN TANIMI var. İstenen alamet buydu. Bu yüzden "Zamanları şeytanın osilasyonik zamanına doğru paralelellendi."
    65. Bu arada ikisi katımızdan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve kendisine ilim öğrettiğimiz kullarımızdan birini buldular.
    İKİSİ yani Musa ve Yuşa birini buldular
    18/66: Musa ona: "Sana öğretileni bana hayra götüren bir bilgi olarak öğretmen için peşinden gelebilir miyim?" dedi.
    Hz. Musa RAHMET ve BİLİM için ikisi için öğrenci olmak istemektedir. Ayette "Sana öğretilen" demiyor. Allah'ın rahmetinden olarak öğrendiğin bilimden diyor. Hz. Musa bu arada "Sadece ben senin peşinden (Zamanından, zaman yolundan) gelebilir miyim diyor? Yani Yuşa sanki ortada yok gibi...
    18/67-68: O: "Sen doğrusu benim yaptıklarıma dayanamazsın, bilgice kavrayamadığın bir şeye nasıl dayanabilirsin?" dedi.
    Şimdi burada önemli noktalar var: Hızır "Bir şeyler yapacağını" söylüyor. Ama "DİLİ GEÇMİŞ ZAMANDA" yaptıklarıma, yapmış olduklarıma... diyor. "Yapacağı" şeyler "Geçmişte YAPMIŞ oldukları" oluyor birden. Bu paradoksu kastederek, "Senin kafanı karıştıracak şeylerin" diyor. "NEDENSEL"lik tersinecektir: Çünkü "İÇYÜZÜNÜ, NEDENİNİ" kavrayamayacağın şeylere dayanamazsın, sabredemezsin diyor.
    Burada olay şu:
    "SONUÇ" önce gelecektir. Yani NEDEN olarak baktığında Musa için her şey anlamsız olacaktır. Dolayısıyla bizler de "SONUÇSALLIK" ilkesiyle bu ayetleri anlamaya çalışacağız.
    18/69: Musa: "İnşaallah sabrettiğimi göreceksin, sana hiç bir işte baş kaldırmayacağım" dedi.
    Hz.Musa boyun eğiyor. Çünkü peygamber olmak başka ALİM olmak başka başka şeyler... Musa "Sabrettiğimi" göreceksin derken SABIR iki yönlüdür:
    a) Bildiğimiz sabır
    b) Tersinen sabır
    18/69: Musa: "İnşaallah sabrettiğimi göreceksin, sana hiç bir işte baş kaldırmayacağım" dedi.
    Orada Hızır kendisini tam reddetmişken birden fikir değiştirdi. Neden dersiniz? "İnşaallahi Sabıran". Anlamı şu: Allah inşa etsin. Neyi? Bunun yanıtı yine Kehf Suresi’nde "İnşaallah”ın geçtiği bir ayettir
    "Hiçbir işi yaparken ben bunu mutlaka yarın yaparım deme. İnşaallah de. Umulur ki, Allah o yarınki işinden daha önce senin işini yapar"
    Şimdi sihirli sözcük İNŞAALLAH yüzünden Hızır dönüyor ve MUSA'yı alıyor. Bu sözün tanımını şimdi ZAMAN YOLCULUĞU açısından comment edelim.
    Şimdi aslında "Düş önüme gidelim" dediğinde, Hızır as. Musa'ya üç değil sonsuz kredi açmıştı. Musa kendisini ÜÇ ile kısıtladı. Yani bu son olsun, vallahi ayrılacağız eğer bir daha işine karışırsam ve sonucu nedenden önce düşünmeyi başaracağım dedi. Bunu az ilerleyen ayetlerde de yakalayacağız.
    Kehf 71: Bunun üzerine kalkip gittiler; sonunda bir gemiye bindiklerinde, o gemiyi deliverdi; Musa: "Gemiyi içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu saşılacak bir şey yaptın" dedi.
    Hızır Musa'ya şunu söylüyor: "Bana UYACAKSAN" bu nasıl bir uyum olabilir? Zamana adaptasyon yani uyum... Aslında UYUM şu: Musa Hızır'a uyduğu gibi, Hızır da Musa’ya uymuş oluyor. Bu ortayol prensibinde iki önemli mekanizma vardır:
    1. Uzayda ben yürürüm
    2. Uzay bana yürür
    Eğer Hızır Musa'ya uyacaksa o zaman "Yürümesi" gerekmektedir bu bir... Dikkat ederseniz. "KALKIP GİTTİLER" deniyor. Yani uzay size yürümüyor, siz uzayda yürüyorsunuz. Bununda bir bedeli var: Zamanda tersinmek...
    Eğer bu ayeti başka Kur'anlardan da yazabilirseniz önemli bir şeyi daha farkedeceksiniz.
    71: Bunun üzerine ikisi beraber yürüdüler. Nihayet gemiye bindikleri zaman, o kul (Hızır) gemiyi deldi. Musa, ona şöyle dedi:"Geminin içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu çok kötü bir iş yaptın."
    Evet iki meal arasında şu fark var: İKİSİ. Üçü değil ikisi. Musa, Yuşa ve Hızır. Neden üçü değil, neden ikisi?
    a) Acaba Yuşa'ya "Biz gidiyoruz, sen bizi burada bekle mi dediler?"
    b) Yoksa zaman yine TERSİNE mi yürüdü?
    Musa 40 yaşında Tur dağında kitabeyi aldı. İsrailoğullarına getirdi. Zamanda geriye döndüler. Hızır ve Musa 17 yıl kadar gençleştiler. Yuşa zaten onaltı yaşlarındaydı... O da zamanda aynı miktarda geriye gidince YUŞA DOĞMAMIŞ oldu. İşte bu yüzden ÜÇÜ değil İ K İ S İ diyor Kur'an...
    Zaman makinesi yok ama ortada HIZIR zamanı var... (DEHR). İkisi derken YUŞA doğmamış oluyor. Bu nokta çok önemlidir. Balık da zamanda geriye gidip ÖLMEMİŞ idi hatırladınız mı? YUŞA da aynı mekanizmayla GERİ gidip DOĞMAMIŞ oluyor... Ortada YUŞA yok... Ortada Yuşa'nın yaşı kadar zamanda geriye gitmiş 17 yaş daha genç bir Musa var. Musa biraz Hızır zamanına tabi, Hızır da Musa'nın zamanına... ORTAYOL bu işte...
    Hızır'a uzay yürüyor, Musa ise uzayda yürüyor. İkisi birbirine TUTUNUNCA garip bir durum ortaya çıkıyor. Bu garip durumları birazdan inceleyeceğiz.
  • Volkan Ç. / 10 Eylül 2014 12:36

    Hay MaşAllah kardeşlerime...

    Benim cahilane bazı yorum ve sorularım olacak...

    Bakara Suresinin 36'ncı ayeti keriminde geçen, ...bazınız bazınıza düşman olarak inin, yer yüzünde belli bir süre geçimlik vardır... cümlesinde geçen yer yüzü neyi ifade ediyor acaba?

    Ya yer yüzünü sadece dünya olarak algılamamız bir hataydı. Yani atamız Adem A.S'ın dünya ya inerken ki uğrağı 9 gezegeni-yıldızı da yer yüzü tanımına dahil etmemiz gerekiyor.

    Ya da Atamız HUN-ALİM tarafından amcalarımız ve amca çocuklarımızın göç ettiği yıldız sistemlerinde de bizim dünyamıza benzer bir yer yüzü var. Yani Kur'an ifadesiyle yer yüzü Dünya'yı ifade ediyor ancak, bir birine paralel yıldız sistemlerine dahil bir den fazla Dünya var.

    O zaman Kur'an'ı Kerimin sadece bizim yıldız sistemimizde yaşayan Dünyalı insanlara hitap ettiğini söyleyemeyeceğimize göre, Kehf Suresinde geçen Zulkarneyn A.S kıssalarının bir birine paralel var olan yıldız sistemlerinde yaşayan tüm insanları ilgilendirdiği düşünüldüğünde, bozguncu Yecüc-Mecüc'ün hapsedildiği settin bizim dünyamızda aranması doğru olmaz.

    Belki, atamız Hun'un kendisine uyanlarla birlikte gemiyle seyahat etmesine sebep olan, Manyetik Tufan'ın nedeni Zulkarneyn A.S'ın iki dağ arasına inşaa ettiği demir set ve üzerine dökülen bakır, katran v.s olabilir... O zaman bu yer evrende bir yer ve demiri bol bir yer...

    Atalarımızın Atları da Demir toynaklı olduğuna göre, yani toprakta yürümek için demir toynak gereksizdir öyle değil mi? Yarattığına yaşadığı yere uyum sağlaması için sebep yaratan ALLAH(C.C) demir toynaklı atları hangi yaşam ortamı için var etmiş acaba hakeza kanatlı gökbörüleri...

    Öte yandan AY'ın o zamanlar yeşil olması da çok ilginç... Atamız Hun yaptığı gemi ile Dünya'ya geliyor...Sonrasında şeytanlar AY'a saldırıyor, ayı yakıyor ve kızıla döndürüyor... Hun Atamızla Dünya'ya gelmeyenlerin akıbeti bilinmez..

    O zaman soru: şeytanın AY ile derdi ne? Yani Dünya dışındaki gezegenlere yapılan saldırıların sebebi, Dünya'ya hakim olmaksa eğer niye doğrudan Dünya'ya saldırılmaz? Sebebi Zülkarneyn A.S setti mi? Ya da en doğrusu AY'ın NURUNU söndürmek midir? Ya da her ikisi birden mi? Ya da ikilik yoktur. Kötülüğün önünde en büyük engel nedir ki?
    Akıbeti bilinmeyenlerin, Ay bombalamalarıyla alakası olabilir mi?

    Selam ve dua ile...
  • Oya Kısır / 10 Eylül 2014 11:57

    Barış Manço 2023-2024-2025 ve Dönence

    Herkese yeniden selam
    2023-2024-2025...
    2023 Albümünde yer alan Kayaların oğlu ve 2023...
    Yeni Bir Gün albümünde yer alan ,2024 ikinci yolculuk, 4 bölümden oluşuyor..
    Birinci bölüm ''Uzay üssünde bir sabah'' ...
    İkinci bölüm ''3'üncü boyuttan hareket''...
    Üçüncü bölüm ''Zaman duvarina doğru'' ...
    Dördüncü bölüm ''Dördüncü boyuta geçiş''...
    Sözüm Meclisten Dışarı albümünde yer alan 202, üçüncü yolculukta kısa bir süre Barış Manço'nun bir bayanla dialogu var ...Tamamını anlayamadım
    Net olarak iki kelime anlaşılabilyor '''Alien army -Uzaylı ordusu''...
    Sözüm Meclisten Dışarı albümünde 2025'ten sonra gelen Dönence'nin sözlerine de bir daha bakın derim..
    Hepsini bir bütün olarak düşünüp değerlendirmeli...
  • Aydın Durmuş / 10 Eylül 2014 11:19

    Albert Einstein hiçbir cismin ışık hızını aşamayacağını teorik olarak söylemişti.
    Ancak devrin büyük fizikçilerinden iki tanesi buna karşı çıkmıştı.(İsimlerini şu an
    hatırlamıyorum.) Neticede Einstein’da yaptığı hatayı kabul etti.
    Ama bizdekiler, hâla Einstein’ın hatalı nazariyesini, yani hiçbir cisim ışık hızını aşamaz
    aşarsa kütlesi sonsuz olur nazariyesini bizlere dayayıp duruyorlar.(uyutmak için)
    Halbuki ışık hızını aşan takyon denilen parçacıkların varlığından bahsedilir.
    Hız arttıkça zaman yavaşlar. Zaten takyonların bizim boyutumuza ait olmadığı da
    İfade edilmektedir.
    Anladığım (yanlış da düşünüyor olabilirim) hızın belli bir noktayı aşmasından sonra
    boyut değiştirmelerin başlayacağıdır. Çünkü ileri sürülen kuramlar bunun böyle olmasını gerektiriyor.
    Ayrıca Hacer_ül Esved’in bizim galaksimize ait olmadığı da rastladığım bilgiler arasında.
    Okatan hocamız ( bu kelimeyi yanlışlıkla yazdım düzeltmek istedim, sonradan vazgeçtim.)
    Yazdıran yazdırdı. ( Bazı Tasavvuf büyüklerine avcı da denilmiştir. Avını hak yola getiren
    anlamında. Baz-ül eşheb/akdoğan,şahin Abdül kadir Geylani’nin bir lakabı gibi.)
    Maşallah bir bir açıklıyor. İnşallah hız zaman boyut olaylarını da açıklar ise
    doğrusunu öğreniriz.
    Ayrıca Yusuf Hemedani hazretlerinin hem Ahmet Yesevi hem de Abdül Kadir Geylani
    hazretlerinin hocası olduğu, bu iki büyük zatın ayrı coğrafyaların yıldızları oldukları
    bilinen bir gerçektir.(Hocalığı kısa bir zaman olsa da nazarı yeter.)
    Yusuf Hemedani hazretlerinden de bilgi verilmesini Oktan hocamızdan istirham ederim.
    Çünkü bu mübarek zat’ın Türk dünyası üzerindeki etkisi çok büyüktür.
  • biyolog / 10 Eylül 2014 01:08

    ‎٣٥ص

    Rabbim! Beni bağışla; bana, benden sonra kimsenin ulaşamayacağı bir hükümranlık ver. Şüphesiz sen, daima bağışta bulunansın.
    Rabbim beni mağfiret et (birimselliğimi ört) ve bana, benden sonra kimseye gerekmeyecek (bana has) bir özellik hibe et. . . Muhakkak ki sen Vehhab'sın"
    Ya Rab, beni bağışla ve bana öyle bir mülk ihsan et ki ardımdan hiç kimseye yaraşmasın. Şüphesiz bütün dilekleri veren Sensin
    amin, amin, amin.

    kulbak bilge 14 sayfa -158: Bütün madenleri eğilleştirdiler. Biri hariç. Onu Tengri dünyaya imtihan bıraktı.nefislerde simyalanmalıydı bu maden.
  • biyolog / 9 Eylül 2014 21:31

    eğitim sistemi

    Hani Atatürk’ün söylediği
    Cumhuriyet sizden Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister sözü

    Atatürk bunu öğretmenlerden istiyor.

    Ama birileri ısrarla benim gibi düşünen bir nesil olsun diyor. MEB buna göre dizayn ediyor. Israrla bana biat eden nesiller olsun diyor birileri.

    okullar açılmak üzere. biz hala öğrencilerin kayıt problemini bile çözemedik. nasıl olacak araştıran bir nesil.

    Kayıp bir nesil
    Gelecekleri yok edilmiş
    Değerler dersen yok
    Hedefleri belli değil
    Fikirleri hapsedilmiş
    Düşünceleri amaçsız

    Kayıp bir gelecek
    Varoluş sebepleri amaçsız
    Düşünceleri sömürülmüş
    Hedeflerinden saptırılmış
    Yürüdükleri yollar belirsiz

    Hedefleri yok
    Yürünecek yolları yok
    Düşünceleri yok
    Fikirleri yok
    Gelecekleri yok
    Çalınmış her şeyleri
    İpotek altına alınmış
    Değerleri hapsedilmiş
    Ruhsuz büyüyen bedenler

    Sizler böyle bir nesil yönetmek istiyorsunuz

    Dinçer Demirel
    http://www.antoloji.com/cum
    huriyet-sizden-fikri-hur-vicdani-hur-irfani-hur-nesiller-ister-siiri/
  • biyolog / 9 Eylül 2014 21:01

    astronomi

    öğretmen arkadaşlarıma, astronomi konusu açıldığında MEB'in okullarda bu dersi okutmamasının eksikliğini söylerim. kimya biyoloji ve fizik var. varlıkları daha çok mikro alemde inceliyoruz. ama makro aleme gelince okutulmuyor.

    Allah(cc) mülk suresinde
    1.Hükümranlık elinde olan Allah, yücedir. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

    2.O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır. O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır.

    3.O, yedi göğü tabaka tabaka yaratandır. Rahmân'ın yaratışında hiçbir uyumsuzluk göremezsin. Bir kere daha bak! Hiçbir çatlak (ve düzensizlik) görüyor musun?

    4.Sonra tekrar tekrar bak; bakışların (aradığı çatlak ve düzensizliği bulamayıp) âciz ve bitkin halde sana dönecektir.

    5. Andolsun biz, en yakın göğü kandillerle donattık. Onları şeytanlara atılan taşlar yaptık ve (ahirette de) onlara alevli ateş azabını hazırladık.

    http://mulksuresi.gen.tr/

    Rabbimiz ısrarla bak diyor. bir daha bak diyor. emrediyor gökyüzünü araştırın diyor. ne yazık ki atalarımızın astronomiye verdiği önemi biz veremedik.

    kuran da gökyüzü ile alakalı o kadar çok ayet var ki.

    Astronomi(Kozmoğrafya) ile ilgili kuranı kerimden ayetler...
    ---------------------------------------------------------------------------
    "Hakikaten biz, gökte BURÇLAR yarattık. Ve temaşa edenler için süsledik." (Hicr/16)
    * * *
    "Gökte BURÇLAR yaratan ve onların içinde bir kandil ve nurlu bir Ay yaratan Allah’ın şanı ne yücedir! .." (Fûrkan/61)
    * * *
    "Güneş ay’a yetişemez. Gece de gündüzü geçemez. Hepsi birer felekte yüzerler." (Yâsin/40)
    * * *
    "Allah, gökleri ve yeri HAK olarak yarattı. Bunda müminler için ibret vardır." (Ânkebût/44)
    * * *
    "Göklerde ve yerde olanların tamamı O’nundur. Hepsi O’na boyun eğicidirler." (Rûm/26)
    * * *
    "Gece, gündüz, güneş ve Ay Allah’ın kudretine delalet eden âyetlerindendir. Siz, güneşe ve aya secde etmeyin. Onları yaratan Allah’a secde edin..." (Fussûlet/37)
    * * *
    "Biz gökleri yeri ve aralarındakileri eğlence ve boş yere yaratmadık. Biz onları ancak Hak ile yarattık. Fakat onların çoğu bunu bilmezler." (Dühan/38-39)
    * * *
    "O göklerde ve yerdekilerin tamamını, kendi tarafından sizin hizmetinize verdi. Bunda tefekkür eden bir kavim için âyetler ve ibretler vardır." (Casiye/13)
    * * *
    "Biz, yeri, göğü ve aralarındaki şeyleri kâfirlerin zannettikleri gibi abes ve batıl, boş yere yaratmadık." (Sât/27)
    * * *
    "Ve size geceyi, gündüzü, güneşi, ayı ve yıldızları musahhar kıldı. Bütün bunlar O’nun emrine boyun eğmişlerdir. Bunların herbirinde akıl kullanacak bir kavim için alâmetler vardır." (Nahl/12)
    * * *
    "Gökten yere kadar bütün dünya işlerini o tedbir eder." (Secde/5)
    * * *
    "Görmez misin ki, Allah, göklerde ve yerde olan şeyleri hep sizin menfaatinize musahhar kıldı. Üzerinize açık ve gizli olarak birçok nimetleri tamamladı." (Lokman/20)
    * * *
    "Gece ile gündüzün birbiri ardınca gelmesinde, Allah’ın göklerde ve yerde yarattığı şeylerde muttaki kavim için özel ayetler vardır." (Yunûs/6)
    * * *
    "Göklerde ve yerde nice âyetler vardır ki onlar, o alâmetlerin üstüne basıp geçerler ve onlardan yüz çevirirler." (Yusuf/105)
    * * *
    "Üstünüze yedi sağlam göğü bina ettik. Oraya parlayan bir kandil astık." (Nebe/13)
    * * *
    "Biz dünya semasını yıldız ziynetleri ile süsledik . Ve onları azgın şeytanlardan koruduk." (Saffat/6-7)
    * * *
    Görüldüğü gibi Kur`ân-ı Kerim’de bizden, düşünmemiz, aklımızı kullanmamız istenmektedir.
    Bu ve bunlar gibi diğer âyetleri iyice inceler ve araştırırsak, gökyüzü ve içindekilerin birer hikmetle yaratıldığını, her birinin belli bir işlevi olduğ­unu, muazzam bir sistemin anlatıldığını görebiliriz.
    Yıldızların süs için yaratılmayıp, Allah’ın hükmü ile belirli görevleri yapmak için meydana getirildiklerini anlayabilirsek, artık bundan sonra da bize düşen bu sistem ve düzenin ne olduğunu öğrenmektir...
    Bu konularda ne kadar çok ilerleyebilirsek o ölçüde Allah’ın sonsuzluğunu, sınırsızlığını, kudret ve azametini hissetmeğe başlayabiliriz...

    http://devrann.blogcu.com/astronomi-kozmografya-ile-ilgili-kurani-kerimden-ayetler/343018
  • ateş / 9 Eylül 2014 20:55

    Sirius üzerine..

    Internette Sirius ile ilgili tarama yapıldığında, bir çok kaynağa ulaşa biliyoruz. Bu kaynaklardan birinde Sirius ile güneş sistemimizin evlendiğini, bunun da Türk efsanelerinde dişi kurdun elsiz kolsuz bir çocukla evlendiği şeklinde sembolize edildiğini anlatıyor. Elsiz çocuk, tek başına kalmis güneş sistemi; dişi kurt ise gök bilimde adı büyük köpek olan Sirius yıldız sistemi. Atamızın dünyaya gelene kadar 9 gezegene uğrayıp oraları da tohumlamış olması, bu evlilik anlatımına paralellik arz ediyor. Anlaşılıyor ki, güneş sisteminde Insan yaşamının bulunmayışı, evren içinde onu öksüz, elsiz-kolsuz olarak tanımlamaya yol açmış olabilir. Ta ki, ilk yaradılış cennetimiz olan Sirius tan çıkan Atalarımız, diğer sistemlerde ki gezegenlere hayat vermiş; Allah`ın halifesi olan insanoğlu ile şereflendirmiş. Kelamullah ta ise bu aşağıların aşağısına inmek olarak tarif edilmiş. Dolayısıyla, cennete kavuşmak Sirius a geri dönmek olsa gerek. Bu da Kızıl Elma yı, tüm gerçek insanlığın ülküsü yapar! Gerçek insanlık da ' Ne mutlu Türküm diyene!' Olarak tüm dünyaya kodlanmıştır, Allahu âlem.
  • Oya Kısır / 9 Eylül 2014 20:32

    Zekhan Ülküdaşıma

    Eyvallah...
    Zafer özünü Türklüğe adayanların ,Türk'ün varlığı için Tanrı'ya avuç açanlarındır...
    Atamız Oguz Kagan'ın:
    "Gök çadırımız, güneş tuğumuz olacaktır'' ülküsü doğrultusunda,
    ''Saygı olsun bu çelik atlıların Gök Tuğuna
    Tuğu kaldırmış olan orduların Başbuğuna!''

    Tanrı Türk'ü korusun ve yüceltsin.
  • Turkuaz Zırhlı / 9 Eylül 2014 20:27

    Truman Show'da Gökten Düşen Lamba

    Hayatı bir yönetmen tarafından kurgulanan ama bir televizyon gösterisinin kahramanı olduğunu bilmeyen Truman'ın trajik hikayesini anlatır Truman Show adlı film. Yönetmenin yarattığı sahte dünyanın sahte gökyüzünden bir lamba düşer. Dekorun lambasıdır aslında. Truman için tetikleyici bir nesne olur bu lamba. Gerçeğe uyanmayı tetikleyen. İlginç olan düşen lambanın üzerine SIRIUS yazmaktadır ve hemen yanında 9 rakamı vardır. Birileri bize mesaj veriyor olabilir mi!

    Düşen lambanın resmi için aşağıdaki linke tılayınız.
    http://files.abovetopsecret.com/files/img/sh4ff23265.jpg
  • Kamil Türk / 9 Eylül 2014 20:25

    Kulbak 14 ün 30 Ağustosa özel denmesinin sebebi günün anlam ve önemine binaen mi yoksa
    o gün yaşanan birşeyler oldu mu?Ayrıca 2023 parçasının bu yazıdan sonra tekrar
    dinlemenizi rica ediyorum.Ayrıca Kehf suresi üzerine bol tefekkür etmeliyiz. Kafam baya karıştı ama yerine oturacak sakin bir tefekkürden sonra İnşallah.Selam olsun
    tüm gönüldaşlara.
  • biyolog / 9 Eylül 2014 20:22

    Zekhan kardeşim

    harbiye marşını konu ile ilişkilendirmemin sebebi
    sayfa 164 te: Göklerden gelen bir ses sana ne diyor, dinle mısrasının yazılmasıdır. bunu okuduktan sonra yorumlara harbiye marşının tümünü kopyaladım. marş üzerine düşünüp yorum yaptım. marşla ilgili ekstra bildiğim bir şey yok.
    hava harp okulu marşını da kardeşimden dolayı yoruma koydum.. bu yıl ışıklardan mezun oldu. hava harp okuluna devam edecek nasipse.
    Her iki marş ta da tufanlara vurgu yapılmasını anlamlı buluyorum.

    hava harp okulu marşının
    güfte : Adı bilinemeyen bir şehit pilot yüzbaşı eşine aittir
    beste : H. Recep ARMAN
    Şiirin asıl adı TAYYARECİ iken nakaratın son kısmı olan "Tayyareci adımız" sözleri sonraları "Hava Harp Okulluyuz" şeklinde değiştirilerek HAVA HARP OKULUNA maledilmiştir.
    (Türk Havacılık Tarihi Cemal ANADOL iSTANBUL-1990)

    Kara Harp Okulu Marşı'nın güfte ve bestesi 1928 yılında, Harp Okulu Birinci Sınıf Öğrencisi olan Cevdet Şakir ÇETİNEL (1929-B.29) tarafından yapılmıştır.
  • Oya Kısır / 9 Eylül 2014 20:11

    Sultanım Huuu

    Sultan II. Murat, Bayrami dervişlerini vergiden muaf tuttuğunu ferman buyurur . Bu muafiyetten yararlanmak isteyenler, Hacı Bayram-ı Veli'nin etrafında toplanmaya başlarlar. Böylelikle müritlerinin sayısı daha da artmıştır.Bu durum üzerine sultan II. Murat Hacı Bayramı Veli hazretlerine haber göndererek müritleri kimdir, kimlerdir bilmek ister. Hacı Bayram Veli hazretleri bir çadır kurar ve müritleri olduğunu iddia edenleri ziyafet var diye davet eder.Bunun üzerine müritleri, şeyhlerinin bulunduğu çadırın önünde toplanırlar. Hacı Bayram hazretleri, elinde bıçağıyla çadırın önünde beklemektedir. Toplanan kalabalığa seslenir: "Dervişler...!Bana biat edenleri Allah yolunda kurban etmem emredildi, onları kurban edeceğim, diye nidada bulunur.Herkes şaşırır,ürperir...Çadıra gire gire bir kadın ve bir erkek girer, başkada giren olmaz. Onlar çadıra girince orada bekletilen koç kesilerek kanı akıtılır. Çadırın altından sızan kanı gören ahali korkuyla çil yavrusu gibi kaçışır. Hacı Bayram Veli, II. Murat’a; “Bundan sonra biline ki, bizim bir buçuk müridimiz vardır.”diye haber gönderir. Gerçek bağlılarının kimler olduğunu böylece aşikar olur.”
  • Bekir ÖZTÜRK / 9 Eylül 2014 17:41

    bir alıntı

    "GELECEK DE GELECEKLERİN GEÇMİŞİDİR!..
    “Resul-i Ekrem (A.S.M.) bir gün sabah namazını kıldı, sonra minbere çıkıp öğle namazı vaktine kadar bize hitab etti. Sonra minberden indi ve öğle namazını kıldı. Sonra minbere çıkıp ikindi namazı vaktine kadar bize hitab etti. Sonra indi ve ikindi namazını kıldı. Sonra yine minbere çıkıp güneş batıncaya kadar bize hitab etti. Bu hutbelerinde bütün olmuş ve bundan sonra olacak olan hâdiseleri haber verdi, onları bize öğretti ve ezberletti.” (Bu İhbar-ı Nebevi mutlak surette değil, belki ekseriyetle ehemmiyetli olanları muraddır.)"
    (Buhari, Müslim)
  • Bekir ÖZTÜRK / 9 Eylül 2014 17:39

    zekhan kardeşime

    öncelikle duana (son parafraftaki) AMİN diyorum.
    Kardeşim bende sayılardan anlamam lakin, eserdeki büyük çizilmiiş hrfleri saydım. 23 çıkınca bunda bir iş var diyerek böyle bir yoruma sevk oldum. sayıları sayısal değer olarak toplayınca 11 sayısını buldum. ve selçuk ve melih kardeşimde toplam 23 olan harflerin tek tek, çift yazılmadan her bir harfin toplam 11 adet olduğunu söyleyince böyle bir çalışmada bulundum.
    23 sayısına kiltlenmemde senin dediğin kromozom sayısı, Kuranın indiriliş yılı, 23 kategori gibi olaylarında etkisi oldu.
    Ayrıca eski sembol, sayı, harf gibi konular biraz da olsa ilgi alanıma girer ona istinaden böyle oldu. Tefekkürün çok detaylı ve güzel olmuş. Diğer kalperen kardeşlerim ve siz , biz hepimiz bir yerinden bir şeyler yakalama cabasındayız. güzel düşünmeye çalışıyor. hakikatlere ulaşma derdindeyiz. bu çağ; HAKİKATLER ÇAĞI; Her şeyin aleni ortaya çıkaçağı bir çağ öyle umud ediyorum. Pusulamız, kutup Yıldızımız; OKTAN SULTANIMIZ ve 16 YILDIZ. Tüm erenlere selam olsun.
  • Aynur yavuz / 9 Eylül 2014 17:32

    acaba

    Niye bilmiyorum ama biz hep peygamberleri birbirleri ardinca gelen yani 1000 sene araliklarla gelen uyaricilar gibi algiliyoruzya bu kulbak bilge 14 den sonra acaba diyorum her peygamber baska gezegenlere ait olabilirmi. Hatta isa peygamber gokyuzune kaldirildiya acaba gezegenler arasinda seyahatmi etti.
  • funda özgün / 9 Eylül 2014 17:15

    dogon kabilesi, sirius-B, kurt

    Dogonlar, Afrikanın Mali Cumhuriyetine bağlı sayıları 300,000 civarında bulunan bir kabiledir. Afrikanın ücra bir köşesinde, siyah kıtanın tarım ve hayvancılıkla uğraşan milyonlarca zencisi gibi sade bir yaşantı sürdüren, kendi halinde bir kabile olan Dogonlar hiç bir teknolojik imkana sahip değildir.
    Çadırlarda yaşayan ve hiç bir gelişmeden yararlanamayan bu kabileyi ilk araştırmak isteyenler;ilkellerin dünyasını, Avrupaya ve Amerikaya tanıtmak için oraya gitmişlerdi...Bu ilkel kabile insanları nasıl yaşıyorlardı... İlkellerin dünyasına gidip geçmişe bir yolvuluk yapalım diyerek bazı araştırmacılar balta girmemiş ormanların derinliklerine dalmışlardı...
    Bu amaçla yola çıkılmıştı ama kendilerini orada hiç akıllarına bile getiremeyecekleri ve insanın tüylerini ürperten bir takım şeyler bekliyordu... Orada karşılaştıkları şeyleri, birçok bilimadamı günümüzde hala açıklayamamaktadır!...
    Oraya giden araştırmacılar ilk olarak onların mitolojik bilgilerini gözden geçirmeye başladılar. İşte herşey ondan sonra başladı...
    Çadırlar içinde yaşayan ve avcılıkla beslenen bu ilkel insanlar!, dünya gezegeninin hareketlerini, güneşin hareketini, jüpiterin uyduları olduğunu, satürnün halkası olduğunu, Ay'da kraterler olduğunu bilmekteydiler...
    Bunları nereden öğrendikleri sorulduğunda ise verdikleri cevap insanın kanını donduruyordu:
    ''...Atalarımızdan öğrendik...''
    Bu bilgileri teleskop gibi yüksek bir teknolojinin ürünü olan, araç gereçler olmadan bilebilmek imkansızdır. Oysa Dogonlar ne teleskoba, ne de gözlem evine sahip değillerdi...
    Dogon Kabilesi'ndeki bu gizem perdesiyle karşılaşan araştırmacılar, bu konunun ciddi bir şekilde ele alınması gerektiğine dair bir rapor hazırladılar.
    Bunun üzerine çeşitli uzmanlardan oluşan bir ekibin etnografik incelemelerde bulunması için derhal Afrika'ya yollanmasına karar verildi.
    1930 yılında Fransız bilgin Prof. Marcel Griaule ve Prof. Germaine Dieterlen denetiminde çalışmalarına başlayan ekibin ilk incelemelerinin sonunda, Fransa Milli Eğitim Bakanlığı konuya el attı. Çalışmaların sürdürülmesi için Prof. Marcel Griaule ve Prof. Germaine Dieterlen'e her türlü desteğin verilmesine karar verildi.
    Araştırmalar ilerledikçe konunun üzerindeki esrar perdesi de büyümeye başlıyordu... Belli bir noktadan sonra araştırmacılar işin içinden çıkamaz bir hale geldiler... Dogonlar'ın evren bilgileri güneş sisteminin dışına taşıyordu. İşin içinde büyük bir sır vardı. Ve bu, bir çırpıda çözülebilecek gibi değildi. Nitekim araştırmalar yıllarca devam etti...
    Prof. Marcel Griaule, Dogon rahiplerince inisiye edilmeye başlandı.1956 yılına kadar devam eden bu çalışmalar sürekli olarak Fransaya raporlar halinde sunuldu. Ortaya çıkan gerçekler karşısında, bilim adamları ne diyeceklerini bilemez bir hale geldiler.
    Prof. Marcel Griaule ve Prof. Germaine Dieterlen'in elde ettikleri belgeler Fransız Etnoloji Enstitüsü'nce ''Soluk Tilki'' adlı bir kitapta yayınlanarak tüm kamuoyuna duyuruldu. Kitap geniş yankılar uyandırdı.
    Herhangi bir yazı çeşidi kullanmayan Dogonlar, atalarından öğrendikleri sırları, kendilerine özgü sembolik şekillerle muhafaza etmişler ve bu sembollerin anlamlarını kuşaktan kuşağa sözel olarak aktarmışlardı.
    Dogonlar'ın evren hakkındaki binlerce yıldır bildikleri bilgiler;bugünkü astronomi bilgilerimizle hemen hemen aynıydı. Örneğin 8.6 ışık yılı uzaklıkta bulunan SİRİUS yıldızının çift yıldız sistemi olduğunu, Akcüce olan bileşeni SİRİUS-B'nin çok ağır bir yıldız olduğunu, spiral galaksimizin dışında, başka spiral galaksilerinde bulunduğunu da bilmekteydiler. Şunu da unutmamak gerekir ki, Galaksiler'in spiralliği konusundaki ilk kanıt, Mont-Wilson gözlemevinden Astronom Hubble tarafından 2.5 m'lik bir teleskopla Andromeda Galaksisi'nin fotoğrafının çekilmesiyle1924'te elde edilebilmişti... Burada hemen ilave edelim, Dogonların bildirdikleri, bildiklerinin sadece bir kısmıdır. Dogon rahiplerinin tüm sırlarını açıklamadıkları konusunda araştırmacılar fikir birliği etmişlerdir.
    Gerekli hiçbir teknik araç gerece sahip olmayan ve uygarlığımızın ancak 1930'lu yıllarda temasa geçtiği Dogonlar bu kadar bilgiyi nereden elde etmişlerdi? Bu soru, 1930 dan beri birçok bilim adamının kafasını kurcalayan ve Dogonların bilgilerinde dünya dışı bir köken görmek istemeyen bilim adamlarınca, halen açık bir cevap verilememiş sorudur...
    Buna karşılık, Dogonların bilgilerini dünya dışı bir kökene bağlayan birçok araştırmacı, dünyamızın geçmişte Sirius Sistemi'ndeki bir gezegenden kalkan ve ışık hızına yakın bir hızda yolculuk yapan bir uzay gemisince ziyaret edildiği görüşünde birleşmiş bulunmaktadırlar.
    Bu görüşü Dogonlarında desteklediği görülmektedir. Çünkü Dogonlar, uzay gemisiyle inen mitolojik bir atlarının soylarından geldiklerini söylüyorlardı. Ve bu uzaylı atalarının geldikleri yıldızı da açıkça ifade etmekteydiler:
    SİRİUS-B...
    Ve işin en ilginç tarafı da, bu yıldızı mitolojik sembollerinde bir ''KURT'' başıyla sembolleştirmişlerdi.
    İşin bir başka ilginç yanı da, günümüz astronomi biliminin, Sirius yıldızının bağlı bulunduğu takım yıldızına, gökyüzündeki görünümünden dolayı ''Büyük Köpek Takım Yıldızı'' adını vermiş olmasıdır!...
    Ne dersiniz bunlar sadece basit bir tesadüf mü?
    Türklerin uzaydan gelen bir ışık hüzmesinin içinden çıkan Gök Kurtu binlerce yıl önce ataları olarak görmesiyle, Dogonların ellerindeki bu sırlar arasında büyük bir benzerliğin ve paralelliğin olduğu açıkça ortada değil midir? Ne ilginçtir ki; ne dogonlar Türklerden ne de Türkler Dogonlardan haberdar değillerdi...

    ERGUN CANDAN Gizli Sırlar Öğretisi kitabından
  • ateş / 9 Eylül 2014 17:11

    Zekhân kardeşime cevaben...

    http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=2766 http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=2770 Üstteki iki linkte, yecuc-mecucle ilgili sordugun sorunun cevabı var. Ahir zamanda, dünyaya inip bozgunculuk yapacak olan kavmin cinlerden olacağı bilgisinin sağlam kaynaklara dayandığını söylemekle yetineyim. Abdalin biri yine kızacak ama:)
  • Altan Emre Tan / 9 Eylül 2014 16:26

    Niburu

    Selam tüm kalperenlere; Ata Nirun bey alttaki videoda anlatıyo bu niburu meselesini. https://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=Olw27D1H2NI linki budur 43. dakikadan itibaren bahsediyo
  • Selim Turan / 9 Eylül 2014 16:16

    @zekhan

    Şahsımı Ülküdaş olarak gördüğünüz için teşekkür ederim.

    Harbiye Marşını konuyla ilişkilendiren bizzat Kulbak Bilge Çizgi Romanının Yazarı Sayın Oktan Keleş'tir.

    Kulbak Bilge 14, Sayfa 165'Te KIRMIZI yazıyı okumadınız galiba: http://www.onaltiyildiz.com/images/haber/6177.jpg

    -GÖKLERDEN GELEN BİR SES SANA NE DİYOR DİNLE- HARBİYE MARŞI
  • Selim Turan / 9 Eylül 2014 15:41

    ...

    @Mümin AKIL Kardeşin Bülent Abi'ye yazdığı mesajındaki Oğul Torun Kuşak ilişkisi konusunda zihin karmaşasına bende düşmüştüm. Ama üzerine gitmemiştim.

    Sırlar açılmaya devam ettikçe bir çeşit baba-oğul veya soy ağacı şeklinde bir çizim ile her şey açıklanır sanırım.

    Bu arada Kulbak Bilge 14 sayesinde Video sitelerinde Harbiye Marşı bayağı hit almıştır alacaktır sanırım. :)
  • zekhan / 9 Eylül 2014 15:33

    ÜLKÜDAŞ

    Selam Kalperenlere;

    KulbakBilge 14 de alacağımı aldım; yorum yazmak da istemiyordum ama yorumları okuyunca dayanamadım.

    1- Sayın üstadıma 1 yıl kadar önce siteye fikir alış verişi için bir form konulması teklifimi iletmiştim.
    Kendileri bunun düşünüldüğünü yakın zamanda gerçekleşeği müjdesini vermişti.
    Ama anlaşılan yoğunluklarından ihmal ettiler.
    Bu son yorumda da görülüyor ki artık ihmal edilemez bir elzem.

    2- Selim Turan, biyolog ülküdaşlarıma;
    Harbiye marşını ve/veya harb okulu marşını neden bu konuyla ilişkilendirdiniz tam anlam veremedim.
    Bu marş hakkında daha detaylı bilgi verebilirimisiniz?
    Kim, niye, ne zaman, kime yazmış gibi..

    3- Mümin AKIL ülküdaşıma;
    Nubiruya işaret etmeniz bencede isabet olmuş.
    Çok gizemli bir bilgidir.
    Halley de bilenen bir uydu-döngüdür.
    Belki nubiru (ki daha çok kötülük kaynağı olarak belirtilir.) güneş sisteminde ki kozmik tufanın sebebidir.
    Ama Sümerler e göre tamda Kızıl Elma....

    4- Bekir ÖZTÜRK ülküdaşıma;
    Sayılarla anlam çıkarmayı çok sağlıklı bulmam.
    Daha çok anlatılanlardan ilişki kurup puzzle ı tamamlamayı severim.
    Ama ebced hesabı gibi bu sayı ilmi mevcut vede bir çok bilgiyi sakladığıda bir gerçek.
    Size bir nacizane bir katkıda ben yapmak isterim.
    23 aynı zamanda insande ki cinsiyet kromuzumudur.
    Yani insandaki 46 çift kromozamdan 23 ü babadan 23 ü annaden gelir.
    Bunların 23. kromozomları cinsiyeti belirler.
    Peki konuyla nasıl bağlarız.
    Zuhruf 12 nin başında çiftleri biz yarattık dedikten sonra;
    hemen devamında yaratının meleklerinin kız olmakla itham edenleri şiddetle uyaran ayetlere raslıyoruz.
    Bence bu gemi konusunda genetik le ilgili bilgilerde saklı gibi.
    Kulabak- bilgede dikkat edilirse. Diğer yaratılanlardan bahsedilirken insansılardan bahsedilir.
    Bu insansılar insanların ilk formu gibi, bizi onlaradan ayıran Adem oğlu oluşumuz!....
    Güneş sisteminde ki diğer gezenlerde olduğu gibi dünyada da bunlardan olduğu artık arkeoloji bilimi kabul etmiş gibi.
    Meşhur Sümer destanlarından özellikler gılgamış destanı çok şey anlatır... özetle..
    uzay arabaları... ölümzüklük arayışı...(zülkarneyn-hızır ilişkisinde ölümzüklük arayışı mevcut)...
    insan olmayan dünya yaratıkları ile cinsel ilişki.... büyük bir tufan....
    Zaten bu Sümerler ele alınsa belkide bir çok şey açığa çıkacak.
    Bunların türk olması en azında kadim türkçe konuştuları kesin.
    Abd lilerin ilk işide zaten bu tabletleri kaçırıp gizlemek bir kısmınıda yok etmek oldu.
    Onlardan önce İngilizlerin yaptığı gibi.
    Birileri KAYA taş bilimimi dedi. alın size saklanan taş tabletler.
    Acaba bunlarda sadece çivi yazısımı var yoksa zahirden başka bilgileride tutuyormu.?...
    Sayın üstadıma sormak lazım kulbak bilgenin okuduğu metnin alfabesi sümer alfabesine ne kadar benzer?..
    Üstelik bunların en büyük iddiaları, kendilerinin yurtlarından bir tufan sonrası uzay gemileri ile dağlardan geldikleri.
    Yerleşik halkla aralarında muazzam kültür-medeniyet farkı oluşudur.
    Yine Niburu yu bunlardan öğrendiğimizide ekleyelim.
    Vel hasıl bu konu başlıca bir araştırma konusu, zaten M.K. Atatürkte boşuna buna özel çalışma yapmamıştır.
    İlmiye ÇIĞ gibiler konuya hakim olsalarda, onların bilgileri sadece batılıların onlara öğretiklerinden ibaret...

    Konuyu uzattım kusura bakmayın ama bu meselede derin araştırma ve tefekkür isteyen önemli bir konu.

    Burada benim asıl vurgulamak istediğim; Hun ve kardeşlerinin eşleri ve nesilleri ile kabil ile kardeşlerinin eşleri ve nesilleri ?!...

    Son olarak konu ile alakalı genetik aratırmacıların yaptığı tespitte çin-moğol civarlarında bir kısım insanın genlerinde daha farklı bir
    dizilim bulduklarıdır. Bunuda o bölgede ki efsaneye göre insanımsı yeti-kocaayak türünden insanların (şuanki insanlara nazaran az zekalı ve görünüm olarak daha ilkel gibi)
    yaşadığı ve bunlarla ilişkide olup çoğalanlar olduğu ve son olarak ortadan tamamen kaldırıldıkları anlatılır. Allah bilir.

    Öyleyse Hun ve neslinin genleri daha muntazam ama zalim ve neslinin genleri daha hayvani diyebilirmiyiz ?!....

    Tabii binlerce yılda bunlar birbirine karıştı. Ama peygamber efendimizin seceresi (ataları) ile Hun un (seceresi tutulan) soyu ari ve saf ırk olarak kaldı gibi.

    Belkide hitlerin beyninide böyle bilgi ile yıkanmış olabilirler.

    Üstadımızın açıklamasını daha sonraya bıraktığı pisraillilerin genetik olarak saklanma projesinin altından bakalım ne çıkacak.
    Unutmayalım ki onlar kendilerini tanrının has kulları diğer insanları ise insanımsı hayvan olarak görürler ve şeriatları bunun üzerinedir.
    O yüzden hertürlü vahşet onlarca sıradan.. şeytan ne güzel düğüm atmış adamlara... Allah bizi muhafaza etsin...

    Geçenler de bir haberde bir dinazorun genlerinden tekrar canlandırılması projesi vardı. Zaten bilim kurgularında bolca işlediler.
    Üzerinde fazlaca çalıştıkları hatta kamuoyuyla paylaştıklarından çok daha ileride oldukları kesin.
    Eee.. peki bu teknoloji ile onlar kendi ramseslerini canlandıradursunlar..
    bizde kayalardaki saklı genlerle KAYALARIN oğlunu canladırırsak!....

    Hayati-Sır ın 3. (üçüncü) türünü nereye koyacağız onu bilmiyorum...

    5- Turkuaz Zırhlı ülküdaşıma;
    Verdiğin bilgiler ufkumu açtı. Teşekkürler..

    6- Cem Aktürk ülküdaşıma;
    Kod Adı AHMET kelimesini nasıl buldun, bizimle paylaşabilirmisin?..

    7- Abdalin 1'i ülküdaşıma;
    Serzenişinde haklısın.
    Bende 10 yıldan uzun zamandır takipte olmama rağmen kendimi dışarıda hissediyorum/hissettiriliyorum.
    Ama biliyorum ki bu bir dava ve de yolu bir şekilde bu siteye düşen herkez ÜLKÜDAŞ.
    Baştada değindiğim gibi bir tartışma formunun olmaması belkide bunu tetikledi.
    Kesin olan şu ki : sayın Oktan KELEŞ ve sitesi bir uyandırma projesi, ve uykusu kaçan herkez nasibince faydalanabilir.
    ÜLKÜ müzün adıda yeni kondu KIZIL ELMA...

    8- Oya Kısır ülküdaşıma;
    Hun un bir anlamınında BİR - BİRLİK olduğu söylenir.
    Ortalık asyada Hun devleti kurulduğunda amacı oradaki dağınık türkleri toplamak birleştirmek imiş...

    9- ateş ülküdaşıma;
    Benim çıkarımlarıma göre zülkarneyn-oğuz Hun çok sonra ki torunlarından; yani çağdaş değil gibiler.
    Mümin Akıl ülküdaş ta aynı paralellikte yazmış zaten.
    Birde yecüc-mecüc ün Aya zaptedildiği bilgisini ben hiç duymadım.
    Size böyle anlatıldı ise bize biraz açarmısın?...

    Son olarak;
    - Adem peygamberin cennetinin dünyada olduğu tezi vardı ki, ben hiç olası görmüyordum. Artık iyice çürüdü.

    - Kitabımizda Adem ve eşinin ve lanetlinin indirilmesinden bahsederken, çoğul kullanılmasını hep islam alimleri farklı yorumlamak zorunda kalmış idi.
    Anlaşılan hakikaten indirilenler 3 kişi değilmiş. Kim bilir belki Cennet de doğan Ata kardeşlerimiz vardır.
    Aksi söylenmeyen her şeyin olma olasılığı olduğunu düşündüğümden Kitabımızda varsa aksini bulana kadar böyle düşünmek istiyorum.

    - Nuh tufanının global değil bölgesel olduğu tezide bence artık olası değil.
    Çünki yeni bir tez şu olabilir. Kozmik tufan Hun atamızın başında iken dünyada ki etkisi Nuh peygamberin başın idi diye biliriz.
    Eee... peki Hun dünyaya geldiğinde henüz Nuh yok Adem peygamber de henüz gelmiş idi dünyaya...
    Çağlar arasında ki zaman böyle bir oyun oynamış gibi. Yani Hun aydan ayrılıp dünya ya indiğinde geçmişede gelmiş gibi.
    Zaten onun çağı dünyadan çok ileri idi. Belki direk mim çağına ulaşmak istedi. Ama nasibi hiç görmediği Atası idi.
    Burası daha çok tefekküre açık. Belki zalim de Adem atamızdan çok sonra yaşadı.?!...

    - Zaman denen yaratılmışın ışık hızı olduğu yani bir atomdaki elektronların (elektronlarında çift olduğu kabul edildi up/down) dönüş hızı olduğu tezi vardır.
    Ve bir kısım islam alimlerince dile getirilir.
    Buradan hareketle eğer siz bu hızda oynama yaparsanız. O elementlerdeki zaman daha hızlı/yavaş seyredebilir.
    Dünyada ki elementlerin elektronlarının dönüş hızı ile diğer gezenlerde ki dönüş hılarının bir olmayışı bu zaman farkını doğurmuş olabilir mi acaba?
    Ya güneş sistemi dışında ki elementlerde durum nasıl orada ışık nasıl hareket ediyor.
    Bunu anlamak için elektron altına inmek lazım ki orada karşımıza islam alimlerince bilinen batı bilim adamlarının ise yeni seslendirmeye başladığı esir maddesi gelir karşımıza.
    Eğer bu esir (ki bunun için yaratanın varlık da yarattığı ilk şey nur olduğu da söylenir) bu ışık hızını farklı farklı kılabiliyorsa ki mümkün gözüküyor farklı frakanslardaki
    ışık hızında ve zamanda oynama yapıyor.
    Oğuzun yaptığı eğer bu çağları bir yapmak ise işte aynı esir üzerinde ki ışık frekanslarının aynı seviyeye getirmek demek olabilir.
    Peki zamanda seyahti nasıl izah edebilidiriz. İşte burada o zaman devreye sanki mekan giriyor gibi yani hangi mekan? Burada cografik mekan dan çok
    evrensel mekan önemli. Bu da çok uzun bir başlık olur. Şu yeter dünya ve güneş sistemi ile evren de holizon şeklinde hareket eder.!...
    Çift yarık deneyinde de görülen bir şey var madde aynı zamanda farklı mekanlarda olabiliyor. Peki tersi mümkünmü aynı madde aynı mekanda farklı zamanlarda olabilirmi?..
    Hemen burada parelel evrenlerde devreye girer ki, yaratanın sonsuz ilminden bir kum tanesi daha çıkar karşımıza.....

    Zaten üstadımın bahsettiği mekansız zaman tayfını hazmedebilmiş değilim.

    Ya Rab. Alemlerin Rabbi. Bizim anlayışımızı aç. İlmimizi artır. Bizi hidayetine erdir. Ey Rahman ve Rahim olan tek tengri.
  • Dokuz/9 / 9 Eylül 2014 15:18

    Hala kalbim çarpıyor !

    Okurken o kadar heyecanlandım ki zor bitirdim.. Hala şoktayım ! Bir Ay'a gidip gelesim var..
  • timur / 9 Eylül 2014 14:28

    körfez

    hocam ellerize sahlik çok güzel kulak bilge 14 olmuş körfez şauaşinda bunlar zigatuar boşuna vurmadılar belki orası ayda büyük gemiden küçük gemilerle aya gidip gelinmek için istasyondu
  • münüfe / 9 Eylül 2014 14:11

    kalperenlere

    http://www.kosulsuz-sevgi.com/galaksiden-haberler/gizemli-gunes-kapisi-zaman-dalgasi-guney-amerikayi-karanlikta-birakti/
  • Giritli Behçet / 9 Eylül 2014 13:57

    C* I Y I

    BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM....

    Yüceler yücesi YARADAN kün dediğinde bir bakış misali başlangıçtan,kıyamete kadar olan zaman başladı ve bitti.YARADANIN indinde AYET GEREĞİ...Bu başlangıçtaki tüm insanlar için zamanların(ÇAĞ) tümüne VAV çağı dendi.HZ MUHAMMED(S.A.V)efendimizin teşrifi ile kıyamete kadar sürecek olan zamana(ÇAĞ) MİM Dendi.Kulbak bilge ve temirin.ÇAĞININ ELÇİSİ OĞUZ KAĞAN İDİ.Ayrıca çağlar içerisinde dolaşma izni vardı.ALLAH (C.C) ismi-ARZ(yeryüzünden) bütün gezegenleri yarattı.Bir çok varlık
    gezegenlerde KÖK saldılar.Buna Dünya'da dahil.ADEM A.S VE EŞİ VE eşi, iblis yeryüzüne inince AYET gereği...İnmeden bazı gezegenlere uğradılar.(MOLA) VERDİLER. Adem a.s ve bütün insanlığın yaratılış toprağı
    KABE'nin bulunduğu yerden alınmıştır.(KABE'NİN şu andaki zahiri görüntüsü aynen UZAY şeklidir.Asa kitabındaki çizimi ile)Güneş=IŞIKTIR.....ay=NURDUR.
    NUR nihayetinde YARADANI algılamak için yaratılmış cevherdir.NURU ANCAK ALLAH VERİR(NUR 40)bu cevherden yaratılan her şey sende demektir.Kuran'da bir nurdur.Yeryüzü RABBİN nuru ile aydınlanır.(dikkat onun yarattığı nur ile NUR'U MUHAMMEDİYE)KABE'DE NUR SIRRI VARDIR.MELEKLER KABENİN MANA SURETİ GİBİDİRLER.VAV VE MİM ÇAĞININ GÜNEŞİ(IŞIK) HZ.ALİ(k.v) ise VAV VE MİM ÇAĞININ NURU HZ.MUHAMMED (S.A.V) EFENDİMİZDİR.ay güneşin değil,güneş ayın içine girer ayetini hatırlamanızda fayda var.Kafir'ler O YÜZDEN NUR'U SÖNDÜRMEK İSTİYORLAR.AY 2'YE BÖLÜNME manyetik alan hapsi..ile EFENDİMİZ bize bir şeyler anlatıyor.Kabe ve uzay ilişkisi ÇOK ÖNEMLİ hatırlatmakta fayda var.AHİR ZAMANDA HER ŞEY ASLINA DÖNECEK.GEZEGENLER TEKRAR AY'DAN DAHA YAKIN BİR ŞEKİLDE NET OLARAK GÖRÜLECEK inşALLAH... İLHAMİ ABİMİZ,LATİF BABA'YA ALLAH(C.C)nün izni ile şöyle der.ALLAH SANA AĞAÇ ALTINDA BİAT EDEN MÜMİNLERDEN HOŞNUT OLMUŞ.FETİH MÜJDELEMİŞTİR.DER.......ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAHIM..bizleri ağaç altında biat eden müminlerden eyle..AMİN
    Saygılarım ve hürmetlerimle
  • münüfe / 9 Eylül 2014 13:54

    aziz ateş

    sevgili aziz kalperen senin kristallerle olan düşüncene katılıyorum bir kalperenimiz yeşim taşı demişti ama bana görede kristal. zaten özelliklerinden bahsetmişsin. ayrıca bulunan kristal kafataslarını ve şeytanilerin diğer kafataslarını aradığını biliyoruz. verdiğim linke girip videoyu seyretmenizi istiyorumhttp://www.mynet.com/video/bilimteknik/kristal-kafatasinin-sirri-cozuldu-1134167/
  • biri / 9 Eylül 2014 13:47

    KAMER 12- göğün ve yerin suları takdir edilmiş bir işin olması için birleşti.
  • ........ / 9 Eylül 2014 13:42

    .....

    Aytunc Altindal'in KEltlerden bahsettigi programin linkini buldum .Cooooook bilgi var ama zamanim cok az , tum bunlari karsilastimamiz ve vardigimiz sonuclari yazmamiz gerekli . Biz isi cozmeye baslayinca dunyada bir olay kopacak ve hersey yakilip yikilip yine hersey silinip unutturulacak gibi tahmin ediyorum .Bu nedenle de ben ogrendiklerimi cocuklarima birakmak uzere yaziyorum .herseyi yaziyorum .Ama calistigim icin vaktim cok az , buldugum her bilgiyi karsilastiramiyorum .Internette , oyunlarda , filmlerde cok fazla sir asikar ediliyor aslinda , sadece karsilastirmaliyiz .Dogruya ancak boyle ulasicaz .
  • Baran Aydın / 9 Eylül 2014 13:41

    Gönüllerin Sultanı, GÜNEŞ'İMİZE

    Yeni okuma fırsatım oldu. Elhamdülillah...
  • biri / 9 Eylül 2014 13:29

    Şakirtleri İsa’ya dediler:
    Sonumuz nasıl olacak?. Söyle bize!..
    İsa dedi:
    Sonu aradığınıza göre başlangıcın perdesini mi açtınız? Çünkü başlangıç nerede ise, son orada olacak. Mesut o kimsedir ki başlangıçta duracak ve sonu bilecek ve ölümü tatmayacak.
  • ........ / 9 Eylül 2014 13:29

    .....

    Bu ve buna benzer sirlar cok uzun zamandir parca parca filmlerde , oyunlarda veriliyordu zaten . Oyleyse bu sirlari bilen baskalari da var diyebiliriz . Neden simdiye kadar aciklanmadi ?HErkesin bilemsinin nasil bir sakincasi vardi ?
    Aytunc Altindal , olmeden once yaptigi son programiydi sanirim ve Turklerin atalarinin Avrupa kokenli Keltler oldugunu anlatmisti , druidlerden bahsetmisti .Cok karisik .:( Aytunc beyde de zaten hep bir '' bakin aciklarim haa '' havasi vardi zaten . Bu sirlari aciklamakla kim , kimi ve neden tehdit ediyor anlamis degilim . Iyi ve kotu birbirinin icine o kadar girmis ki bazen ayirabilmek cok guclesiyor .
  • Mümin AKIL / 9 Eylül 2014 12:53

    SİRİUS YAZIYOR

    Bülent Abim, tespitinde haklısın sanırım.
    S:164- kızıl geminin üzerinde ki yazı ilk bakışta net gözükmüyor. Ancak renk tonuyla oynayınca yazı daha belirginleşiyor. S İ R İ_S okunuyor. Ama U harfini göremedim. Kızıl gemi sirius ise benim niburu tezim çürür. Güzel tespit tebrik ederim.

    S:160: kızıl geminin ayrıldığı ana gemi veya gezegenden bir gemi daha ayrılıyor. Canlı bir varlığıda andırıyor. O geminin ağız kısmını büyütünce bir yazı var gibi. Sanki dört harf, başta ki ve sonda ki arapça.Ne yazıyor çözemedim. Bir göz atar mısınız?
  • Ibrahim K. / 9 Eylül 2014 11:40

    Gollon meselesi

    Bu arada benim tam olarak anlayamadigim bana anlatabilecek Kalperenler var ise yardimci olmasini istedigim bir husus var:

    Kulbak Bilge´nin eski bölümlerinde Gollonun Kara haham tarafindan desifre olmasi nedeniyle kendi zamanindan baska zamana gecememesi. Burada "zaman" kelimesini "mekan" ile degistirmek uygun mudur, yoksa mazide de gollon diye birisi var mi?
  • yedi dokuz yedi / 9 Eylül 2014 11:39

    150 bin

    en az 150 bin tıklanir demiştim .)) maşaallah
  • Ibrahim K. / 9 Eylül 2014 11:25

    Türeyis: Dünya ve diger yerler

    Dün aksam tekrar Kulbak Bilge 14-ü okuyup Ant adli kitaptaki türeyis kisminida okuyup birlestirip anladim ki:

    1. Gökteki yani diger yerlerin türeyisi:

    Kök Ata´nin esi Kök Ana Ata cennetinde rahime düsen dördüzleri ayda dogurdu. Bunlar zaman asicilarinin gelecekten getirdigi gelinler ile türediler ve dokuz gezegene hakim oldular. Dördüzlerin ikisi baska yildiz sistemlerinde yasamakta, biri öldü. Geriye kalan dördüzlerden HUN yeryüzüne gelir.

    2. Yeryüzündeki (Dünyadaki) Türeyis:

    Kök Ananin dünyada rahime üfürülen ikiz kiz cocuklari dogar. Bu ikizlerin karinlarindan yillar sonra iki cocuk cikar. Hun yani Alim ve Zalim bu ikisi ile evlendiler ve türediler.
  • Böke Batur / 9 Eylül 2014 11:19

    TÜRKLER GELİYOR...

    Ayrıca Oktan Keleş bey ve ekibi bir taşın üzerinde 2023 yazdığını söylemişti,yine bazı çevrelerce bu tarihin binlerce yıllık yazıtlarla bağdaştırılması saçmalık olarak algılanmıştı,yaşlı çinli kadının, dedesinin piramitlerdeki eski Türkçe yazıtlarda Türklerin güneşin batmasına yakın ordularıyla tekrar geri geleceğini okuduğunu söylemesi ve 2023 tarihi Kulbak Bilge 14 ile çok güzel bir şekilde anlaşılır hale geldi.Bütün bu güzel bilgiler için bütün kalperenlere ve emeği geçen herkese çok teşekkürler,maddi ve manevi dünyamız daha da zenginleşti....Sitede bazı arkadaşlar Barış Manço'nun 2023,2024 ve 2025 videolarına dikkat çekmişti oradaki melodik sesler de boyut kapılarının koordinatlarını ifade ediyor heman filmindeki gibi kozmik kapılar açılıcak,kim bilir belki stargate de anlatılan kapılar Türk piramitlerinden çıkıcak:))) Çin'nin bu piramitleri neden dozerlerle yıktırdığını da iyi araştırmak lazım..Çin'de binlerce cd ye benzer taş diskler bulunup gizlendiğini ve bu özel madenlerle yapılmış taş disklerin özel ışık frekanslarıyla okunabildiğini de hatırlatmak isterim.
    herkese sevgiler saygılar.
  • Böke Batur / 9 Eylül 2014 11:02

    TÜRK PİRAMİTLERİ HUN-NUH XİONG-NU-H ÇİN KAYITLARI AY PİRAMİDİ GÜNEŞ PİRAMİDİ

    Maşallah .Kalperenler kadim sırları birer birer ifşa etmeye başladılar.Bu Türk-İslam alemi ve bütün insanlık için hayırlı bir gelişme.Dünyada meydana gelecek güzel gelişmelerin de habercisi..Kötüler her zaman olduğu gibi yine hüsrana uğrayacaklar.Onaltıyıldız sitesinde sürekli olarak Oktan Keleş'in çalışmalarının,konuşmalarının,yaptığı açıklamaların yıllar geçse de takip edilmesine işaret ediliyor,bunu bazı çevreler reklam olarak algılayabilir ön yargıyla bakabilir,ben Oktan beyi takip eden biri olarak kesinlikle öyle olmadığını belirtmek isterim,zaten kendilerinin de öyle bir reklama ihtiyaçları yok.Bu konuda güzel bir örneği herkesle paylaşmak istiyorum....Oktan bey 2010 yılında Çin'deki piramitlere yaptığı seyahati Türk ve dünya kamuoyu ile paylaştıktan kısa bir süre sonra Çinliler Ağrı dağında Nuh'un gemisinin bulunduğunu bütün dünyaya ilan edip bazı parçalar göstermişlerdi....Bu olay üzerine Oktan bey bir açıklama yapmıştı Çinliler misilleme yaptı diye tabiki bizler o zaman hiçbirşey anlamamıştık nasıl bir misilleme olabilir Hz. Nuh ile nasıl bir bağlantısı var.Yıllar sonra diğer paylaşımlarla birlikte bazı ipuçları elde ettik hatta Hz Nuh'un isim benzerliğini Hunlara benzettik fakat bu konuda hiçbir bilgi elde edemedik.Bugün Kulbak Bilge 14 ile çok geniş bir alan aydınlatıldı daha çok sırların olduğundan eminim inşallah zamanı gelince onları da öğreniriz.Çinlilerin Türkler için kullandığı Xiong-Nu isminin de özel bir anlam ifade ettiğini düşünüyorum..Ayrıca yine Oktan Keleş bey ve ekibinin bir taşın üzerinde 2023 yazdığını söylemişti,
  • yedi dokuz yedi / 9 Eylül 2014 11:01

    164

    teki gibi altina benzer bir ışık havada yandiyini görmüştüm bir kayalık vadıde iki kişiydik şimdi baglantı olarak baktıyımda acaba ilgisi olabilirmi diye düşünüyomda
  • Hasan ELMAS / 9 Eylül 2014 10:11

    TÜRK İSTER GÖKTE TEKNOLOJİNİN SON SINIRI İLE KUŞANSIN,İSTER YERDE BİR KILIÇ,TÜRK TÜRKTÜR!!!!!

  • kıbrıs fatihi(murat ateş) / 9 Eylül 2014 10:06

    Ay

    Arkadaşlarım, hun ile nuh gemi hikayelri ne kadar benziyorlar, ikisi de gemilerine çiftler alarak tufandan uzaklaşıyuorlar, birisi karada birisi uzayda. Belkide ikisi de aynı kişilerdir, eğer öyle ise, gökteki tufandan uzaklaşan hun un gemisi, yıldızının büyümesi ile oluşan ışık yansımasında kızıl rengi yansıtmıştır, ve tahminimce gemi yuvarlağa yakın bir halde idi. uzun yolculuk sonrasında, bu kadim sırları bünyesinde barındıran gemi dünyaya ulaşmıştır, Amma, dünyaya değilde yörüngesine oturduğunu ve o yörüngeden dünya ya diğer ufak gemilerle gelindiğini düşünüyorum. o gemi hun un yada nuh un gemisi Ay ve kızıl elma değilmidir?
  • Bekir ÖZTÜRK / 9 Eylül 2014 09:16

    Ahir zaman ve KEHF SURESİ

    Peygamber EFENDİMİZ HZ. MUHAMMED MUSTAFA S.A.V in ahir zaman ile alakalı bir HADİSLERİNDE " KEHF suresinin, ilk on yada son ayetini okuyun" demesi aslında KULBAK SERİSİNİ TAM OLARAK AÇIKLIYOR. KEHF suresinde HZ. ZULKARNEYN A.S dan ve yolculuklarından bahis ediliyor. Tıpkı bu son KULBAK bilge sırlarında olduğu gibi. O halde bu sure ye ve bu hadisle beraber bu yazılanları okumak gerek sanıyorum. TÜM Yorum yapan kardeşlerimin idrak ve tefekkürleri harika her biriniz ayrı bir pencereden çok güzel tefekkürlerde bulunuyorsunuz. ALLAH C.C. ilminizi, ilmimizi artırsın. Teşekkürler...
  • Mümin AKIL / 9 Eylül 2014 01:21

    Bülent Abi

    Münüfe Kalperen, Dua için teşekkür ederim. Allah razı olsun. Allah hepimizin ilmini arttırsın, farklı bir amaç ile bu kapıya gelen yoktur sanırım. Allah'ın izniyle, Kıymetli Oktan Bilgemizden nasiplenmeye gayret ediyoruz.
    -----------------------------------------------------
    Bülent Abim, sorunu hayır diye cevaplamak istiyorum. Hun A.S orada değildir diye düşünüyorum.
    Neden böyle düşündüğümü açıklamak istiyorum.

    Bizim bazı konularda hem fikir olmamız gerekiyor. Kaçırdığımız noktalar olabilir veya ben idrak edemiyor olabilirim. Ancak yıllardır yapılan yorumlardan, kişileri ve zamanları tüm takipçilerin farklı algıladığını açıkça görüyorum. Kulbak Bilge 14 kafaları daha çok karıştırdı gibi.

    Sultanımız sırası gelen sırları bize açıklıyor çok şükür. Arif olan anlıyordur elbet. Ancak yaşanan olayın hangi zaman diliminde olduğu açıklanmamışsa veya daha önceden duyduğumuz bir ismi farklı bir zamanda duyduğumuzda iş karışıyor. Aynı kişi mi yoksa isim benzerliği mi? Gibi...

    Bilen zaten biliyordur. Yorumculardan bilen varsa bizimlede paylaşsın lütfen. Çünkü bizim bazı zamanları ve isimleri karıştırdığımız gerçek. Özellikle Oğuz Kahan, Hızır A.S ve babası Turk çok karıştırılıyor.

    Geçmişte ki yorumlardan örnek:
    - Hızır A.S ile Oğuz Kahan kardeştir.
    - Hızır A.S ile Oğuz Kahan teyze çocuklarıdır.
    - Hızır A.S ile Hz. Ali aynı kişidir.
    - Oğuz Kahan iki çağda savaşmış olduğundan, o iki çağı tespit etmekte ki güçlük. Vs...

    Şimdi geçmişte ki yazılara bir göz atalım ve durumu daha net görelim.

    Oğuz Kahan kimdir?
    Kulbak Bilge-4 sayfa 37
    MATURAD'IN OĞLU, TURK'UN OĞLUDUR.

    Maturad kimdir? Oğlu Turk kimdir?
    Fakir Dede destanı Sırr-ı İstanbul
    3. Zaman diliminde, yüzbinlerden daha eski evre. İnsanlık yeryüzüne yayılmış durumda. Coğrafyası şimdikinden çok farklı bugün ki İstanbul'da bir kavim devleti ve devletin başında büyük dedesi peygamber olan bir bilge varmış. Adı MATURAD'mış. Bozkurtla birlikte büyüyen oğlunun adı TURK imiş.
    ( şehrin ismi o zaman da İstanbul'muş. Bu isim Ulu bir kişinin isminden dolayı bu yere koyulmuş ve şehirde geçmişten kalan büyük bir mabet varmış)

    Hızır A.S Kimdir?
    Türklük Sırları-1
    Adem A.S yeryüzüne indirilişinin ikinci bin yılı idi. Adem A.S 19. Nesilden torunu TURK Adem A.S vasiyet ettiği topraklara gitti. Buraya bir şehir kurdu ve büyük bir mabet yaptı. Yeryüzünde Allah adına ilk orduyu kurdu. Rüyasından dolayı oğluna İSTANBUL adını koydu. Kurduğu bu şehir bu isimle anıldı. Bizler Adı İSTANBUL olan Zatı HIZIR A.S olarak biliyoruz.

    Buraya kadar sorun yok gibi. Çünkü Hızır A.S Babası TURK ile Oğuz Kahan'ın Babası TURK aynı kişi değil sonucu çıkıyor. Peki başka TURK var mı?

    Şimdi karışıklık nerede oluyor bir bakalım.

    Türklük Sırları 1 : Hızır A.S Babası TURK, Adem A.S 19. nesilden torunu deniliyor.

    Türklük Sırları 2: yeryüzünün ilk Şehidi Adem A.S oğlu ALİM (HUN) deniliyor.

    Kulbak Bilge-14 sayfa:164 : ALİM (HUN) yeryüzünün ilk şehidi oldu. O'nun oğlu TURK soyunu devam ettirdi. Yeryüzünde Yaradan adına ilk orduyu kurdu.

    Fakir Dede Destanı Sırr-ı İstanbul: HZ Adem'in torunu olan ilk şehidin Türk bayrağı ile bağlantısı deniliyor. ( burada torun yanlış yazılmış olabilir mi? Amacım hata aramak değil yanlış anlaşılmasın)

    Yorum: acaba çocuk ve torun kavramlarını yanlış algılıyor olabilir miyiz?

    Can alıcı nokta şu oldu:
    Kulbak Bilge 14 sayfa 157: yerlerin türeyişi başka, o yerlerin başka idi.

    Yorum: gelde çık işin içinden!

    Son olarak,
    Kulbak Bilge-4 s:37
    Oğuz Kahan iki çağda savaşandır.

    Cevap şu olabilir mi?
    Sayfa 157
    1- dünya çağı
    2- o yerlerin çağı

    Kulbak Bilge-4 yayınlandığında Behçet Abi ile bu konularda anlaşamamıştık. Kendisini o zaman tanımıyordum. Kardeşim diye hitabım olmuş. Tekrar okuyunca çok pişman oldum. Behçet Abi özür dilerim. Ellerinden öpüyorum. Saygılarımla.

    Not: amacım hata aramak değil doğruyu bulmak. Zaten hata yazılarda değil, Kulbak Bilge 14 ün bende yarattığı hasarda.
  • aziz ateş / 8 Eylül 2014 23:25

    Sayın Başbuğumuz defalarca olduğu gibi yine çok önemli bilgiler verdi sırlar sır olmaktan çıkıyor çok şükür. Kalperenlerin ileri gelenleri kadar tefekkür edemesem de benimde 154. sayfada ki taş resmi ile ilgili bir kaç sorum var. İnşallah sorular paylaşıdıkça Hakikatler ortaya çıkar...
    Birincisi bu resimde ki taşın Kristal Kuvars olabilme olasılığı nedir? Çünkü bu değerli taşı araştırdığımda şu bilgiler ile karşılaştım.
    Ay ile alakası:
    ''Bu kristalin enerji akışı Ay’ın evrelerine uygun olarak yükselir ve alçalır ve dolunay zamanı zirveye ulaşır. Bu zamanlarda kuvars kristallerinin elekromanyetik özellikleri şiddetlenir ve çok etkili güçler yaymaya başlar. Ay küçülmeye başlayınca, kuvars kristallerinden gelen enerji akışı cok daha az etkili olur.''
    Ya da Taşı ile alakası:
    ''Kainatın sonsuz gücünü temsil ettiğine ve taşıyanın bu gücü kavrayabileceğine inanılmıştır. Eski çağlarda yağmur yağması için edilen dualarla birlikte kuvars kristalleri kullanılmıştır.''
    İnsan ve su ile alakası:
    ''İnsan bedenindeki en geniş tek element sudur, su sıvı kristal bir formdur. Kan da sıvı kristaldir. Eser mineraller vs. hepsi doğasında kristalindir. Kristaller silikat ve oksijenden oluşmuştur ve enerjileri yükseltebileceğimiz bir aracıdır. Kuvars dünyanın kabuğunun çok yüksek bir yüzdesini oluşturur. Silikonun tek elementi ve oksijen ile birlikte, örneğin silika dioksit, gezegenin dışsal kabuğunun 75 % ini oluşturur. Diğer değerli taslar ve metaller bundan çok daha düşük miktarlarda mevcuttur.''
    Piramitler ile alakası:
    '' Kuvars kristalleri gerçekte daha yüksek ışık frekanslarının enerjilerini taşır. Bu frekanslar,dönüşebilirdirler. Kuvarsın bu kadar etkili olmasının nedenlerinden biri dört yüzlü şekillerden oluşmasıdır. piramide benzer bir sekil oluştururlar. (örneğin, üçgen tabanı olan üç kenarlı bir piramit.) Bildiğimiz gibi, piramitler enerji yükseltirler. Kristaller onların enerjisini tabanlarından alır, kendi bedenleri vasıtası ile enerjiyi yükseltirler ve sonra onu uçlarından aktarırlar.''
    2. Sorum ise: İç içe geçmiş Hilallerin Yıldızlarının olmaması. Acaba yıldızlar başka bir olay da mı oralara koyulup bugün ki resim haline gelmiştir. Bunun hikmeti ne olabilir?
    Allah'a emanet olun.
  • ateş / 8 Eylül 2014 21:18

    Kızıl Elma..

    Sayfa 164 teki Kızıl Elma resmine büyütüp bakın. Üst tarafta sarıya boyanmış pencere gibi kısmın içinde Sirius yazıyor gibi geldi bana!
  • emekli / 8 Eylül 2014 19:55

    oktan keleşi tebrik

    yaşım itibariyle tarkan karaoğlan gibi çizgi romanlar okurdum
    bu teknolojinin ilerlemiş çağında gençleri her yaşı etkileyen bir türk çizgi romanı olmaz derdim yanılmışım.
    türünün tek örneği yazara teşekkür ve tebriği borç bilirim.
  • biyolog / 8 Eylül 2014 19:32

    sayfalardaki silik yazılar

    Oktan Hocam yazıyı yazarken sayfalar üst üste imiş. üst sayfada yazdığı şeylerin izi alt sayfada iz bırakmış. :))
  • dromerg / 8 Eylül 2014 19:18

    Sirius M23 kardeşime

    sorduğun sorunun cevabı diğer sayfanın ters kopyasıdır. dikatli bakarsan anlarsın.
  • Selim Turan / 8 Eylül 2014 18:46

    Popüler Kültürdeki Küre Gemiler...

    KIZIL ELMA Küre Gemiden bahsedilmişken, Star Wars izlemiş herkesin aklına ÖLÜM YILDIZI'nın gelmesi getirilmek istemesi tesadüf olmasa gerek. ÖLÜM YILDIZI Gezegen patlatıyor. Yıkıma Yol açıyor... KIZIL ELMA Ölen bir gezegenden Hayat kurtarıyor. Yaşama Yol Açıyor...

    Bu Star Wars'un Ölüm Yıldızı: http://www.outsidethebeltway.com/wp-content/uploads/2012/12/Death-Star-star-wars-4534240-1280-8001.jpg

    KIZIL ELMA'ya çok benzeyen ve yeni çıkacak olan "Destiny Planet" isimli oyunda başka bir Gemi bulunuyor...

    İsmi THE TRAVELER. Yani GEZGİN Beyaz renkli bir Küre bu gemi.

    Destiny Planet oyunu evreninde yer alan bu gemi için bakalım ne yazmışlar:
    _____________________________

    Gezgin, Dünya üzerinde alçak yörüngede asılı duran şehir büyüklüğünde bir gemidir.

    Gezgin'in kökeni bilinmemektedir.

    O geldi ve İnsanlık ilk kez onu Mars'ta keşfetti. Bu gemi insanların güneş sisteminde diğer gezegenlere göçüp koloni kurmalarını sağlayıp Altın Çağı başlattı. Bazı spekülasyonlar ortaya çıktı. Geminin bir yapay zeka mı hatta bir çeşit ilah mı olduğu gibi. Fakat gerçekte doğasının ne olduğu hala bilinemiyor.

    Gezgin, Altın Çağı çöküşünde insanların hayatını kurtarması ile itibar kazandı. Gezgin insanlığı kurtarmak için kendini feda etti ve daha sonra Dünya üzerinde alçak yörüngede kaldı. Karanlığın tehditinden korunmak için onun gölgesinde koruması altında bir şehir inşa edildi.
    _____________________________

    Oyuna özel hazırlanmış Wiki sitesi yani çeviriyi yaptığım kaynak: http://destiny.wikia.com/wiki/The_Traveler

    Gördüğünüz gibi Oyunun hikayesinde yer alan bu gemi ve Oktan Keleş'in Kulbak Bilgesinde yer alan Kızıl Elma'ya ne kadar da benziyor değilmi? Ayrıca Oyunda Gezgin'in KIZIL gezegen Mars'ta keşfedilmesi de ayrı bir mesaj olsa gerek? Oyunda konuyla alakalı başka mesajlarda var mı bilmiyorum. Çünkü Oyunun konusu hakkında neredeyse hiç bir yerde Türkçe içerik yok. Bulabildiğim tek kaynak bu İngilizce site oldu ve Google Translate yardımıyla bir çeviri ortaya çıkarmış oldum.

    Bunlarda Oyun'dan alınmış görüntüler...

    http://img2.wikia.nocookie.net/__cb20130217232859/destinypedia/images/e/ee/The_traveller.png

    http://www.thexboxhub.com/wp-content/uploads/2014/04/destiny-header.jpg

    http://www.geek.com/wp-content/uploads/2013/02/destiny_03.jpg
  • biyolog / 8 Eylül 2014 18:24

    OK-UZ=OĞUZ=ZÜLKARNEYN

    kulbak bilge-14 sayfa 157: Gün geldi 3 çağı bir yerde birleştiren bir ATAM(ADAM) geldi. onun adı OK-UZ du.
    Üç hilal sırrı.
    sayfa 159: OK-UZ ataya bazen Oğuz dendi. son kitaptaki adı Zülkarneyndi.

    Kuranda zü`l-karneyn ile alakali tahmini 16 ayet geçiyor

    18:83 - Bir de sana Zülkarneyn'den soruyorlar. De ki: Size ondan bir hatıra okuyacağım.

    18:84 - Gerçekten biz onu (Zülkarneyn'i) yeryüzünde iktidar sahibi yaptık ve ona ulaşmak istediği her şeyi elde etmesinin bir yolunu verdik.

    Kulbak bilge-14 sayfa 158: Bütün madenleri eğilleştirdiler. Biri hariç. Onu Tengri dünyaya imtihan bıraktı.nefislerde simyalanmalıydı bu maden.
    Hızla öğreniyorlardı yüksek zekaylıydılar.
    Aranır o taşlar.
    Onlar, mekanik dijital ötesi taşlara kayıt yaptılar.Teknolojileri o kadar ileriydi ki sihir zannedilecek kadar.

    18:85 - Derken o da bu yollardan birini tutup gitti.

    18:86 - Nihayet güneşin battığı yere vardığı zaman, güneşi, (sanki) kara bir balçıkta batıyor buldu. Bir de bunun yanında bir kavim buldu. Biz ona dedik ki: "Ey Zülkarneyn! Onları ya cezalandırırsın veya onların hakkında iyi davranırsın."

    Zülkarneyn (as) bir ihtimal sirius yıldız sistemine gitti. ayette batıyor olarak geçen yıldız ise sirius-b güneşiydi. Hun atamızın vasiyeti olan kızıl elmayı bulun hedefini gerçekleştirdi. kızıl küredeki sırlar ile çok ileri düzeyde bir medeniyet kurdu ve iktidar sahibi oldu. Oğuz atamızın en önemli avantajı zamana hükmetmiş olmasıydı. Dünyanın her yerine ulaşmıştı. bundan dolayı kurmuş olduğu medeniyetin izlerini dünyanın her yerinde görmemiz mümkündür.

    kulbak bilge 14 sayfa-164:
    Kızıl gemide asıl bilgiler sırlar.
    O gökte süzülmekte,
    Sahiplerini bekler
    Onu ele geçirmek Türk'ün görevidir
    Ona ulaşmak için yerde yapılacaklar var.

    Yapılacakların başında Oğuz atamızın yeryüzünde inşa ettiği medeniyetin kalıntılarını bulmaktır. en önemlisi de bilgi taşlarının bulunması.Oğuz Atamız zamana hükmettiğine göre şu anda bize bu konuda yol gösteriyordur.

    kulbak bilge-1:Dedem Korkut, kopuz omuzunda, çağları aştı da geldi. Yine heybesinden mektubunu çıkardı koca bilge.

    18:87 - O da demişti ki: "Kim haksızlık ederse muhakkak ona azab edeceğiz; Sonra Rabbine geri döndürülecek, O da onu görülmemiş bir azabla cezalandırır."

    18:88 - "Amma her kim de iman edip iyi bir iş yaparsa, buna da en güzel mükâfat vardır. Biz ona dünyada kolaylık gösterir zor işlere koşmayız."

    18:89 - Sonra Zülkarneyn yine bir yol tuttu.

    18:90 -Biz süre sonra, güneşin doğduğu yere varınca onu, güneşe karşı kendilerine bir siper yapmadığımız bir topluluğun üzerine doğar buldu.

    Oğuz atamızın sirius yıldız sistemine gittiğine bir işaret olabilir."güneşe karşı kendilerine bir siper yapmadığımız bir topluluğun üzerine doğar buldu." ayetinden anladığım gecenin olmadığı bir yer. burasının çift yıldız sistemine sahip sirius olması olasıdır.çünkü iki tane güneşin olduğu bir sistemde güneşten kaçamazsınız.

    18:91 - İşte Zülkarneyn'in kudret ve saltanatı böyleydi. Ve biz onun yanında olan her şeyi bilgimizle kuşatmıştık.

    18:92 - Sonra yine bir yol tuttu.

    18:93 - Nihayet iki dağ arasına ulaştığında onların önünde, hemen hiç söz anlamayan bir kavim bulmuştu.

    18:94 - Dediler ki: "Ey Zülkarneyn! Ye'cuc ve Me'cuc bu yerde fesat çıkarıyorlar. Onun için, bizimle onlar arasında bir sed yapman şartıyla sana bir vergi versek olur mu?"

    18:95 - Dedi ki: "Rabbimin bana vermiş olduğu servet ve saltanat, sizin vereceğiniz şeyden daha hayırlıdır. Bana maddî yardımda bulunun da sizinle onların arasına en sağlam seddi yapayım.

    18:96 - "Bana, demir kütleleri getirin." Nihayet dağın iki ucunu denkleştirdiği vakit: "Ateş yakıp körükleyin" dedi. Demiri bir ateş koru haline getirince. "Bana erimiş bakır getirin üzerine dökeyim" dedi.

    18:97 - Artık Ye'cuc ve Me'cuc bu seti ne aşabildiler ne de delebildiler.

    18:98 - Zülkarneyn dedi ki: "Bu Rabbimin bir lütfudur. Rabbimin vaadi geldiği vakit de onu dümdüz yapacaktır. Rabbimin vaadi de haktır.

    http://meal.ihya.org/kurandan-ayetler/kuranda-gecen-zu-l-karneyn-ile-ilgili-ayetler.html
  • HBB / 8 Eylül 2014 18:12

    İSTİKBAL GÖKLERDEDİR

    KENDİMİ BİR BİLİM KURGU FİLMİNİN İÇİNDE GİBİ HİSSETTİM. YOKSA ALGILADIĞIMIZ HAYAT MI BİLİM KURGU? ARTIK EMİN DEĞİLİM. SANKİ BİRİLERİ BÜTÜN GERÇEKLERİ KAPATMIŞ VE BİZE BÖYLA YALIN SANAL BİR YAŞAMAYA MECBUR BIRAKMIŞ. GAZİ PAŞA DA "İSTİKBALGÖKLERDEDİR" DERKEN BUNU MU KASTETTİ ACABA? BİLİYORMUYDU? ALLAH KALPERENLERİN BİRLEŞMESİNİ NASİP ETSİN İNŞAALLAH.. BİR OLALIM İRİ OLALIM DİRİ OLALIM... ALLAH YANLIŞ BİLDİKLERİMİ DÜZELTMEYİ, BİLMEDİKLERİMİZİ ÖĞRENMEYİ VE BİLDİKLERİMİZLE AMEL ETMEYİ NASİP ETSİN... AMİN...

    SAYGILAR
  • Oya Kısır / 8 Eylül 2014 18:09

    Sirius M23---Ters yazılarla ilgili

    Ters yazılar yan sayfaların yani bir sonraki sayfanın yansıması yani izi çıkmış..En azından benim incelediklerim öyleydi
  • Ugur Coskun / 8 Eylül 2014 18:01

    sirius m23 kardesime

    tek sayfanin arkali onlu kullanilmasindan dolayi olusan bir durum kardesim.defterin herhangi bir sayfasini dusunursek on yuzunde diyelim 158.ci bolum var arka yuzunde haliyle 159.cu bolum.159a baktigimizda isiginda etkisiyle 158de yazilanlar belli belirsiz olarak gozukuyor.
  • Murat Birkent / 8 Eylül 2014 17:57

    Ters yazilar

    Selamlar ailemize ,

    Oktan hocamiz israfi sevmediginden yazip cizdigi kagitlarin her iki tarafini kullanmis, ters yazi filan degil , kagittan tasarruf yani .

    Amcalarimiz gelecekse sebepleri olmali, onlar kadar güclü serliler saldiracak öncesinden demek.....

    Ejderhalarin nefes alabilecek durumda degil galiba henüz dünyamiz.. Chemtrail vs....

    Anlamak iyi güzelde , hangimiz Kök atamiza acimayan altindan vazgececegiz acaba?

    Dokuzu tusla ...
  • biyolog / 8 Eylül 2014 17:38

    sirius (şi'ra) yıldızı

    vikipedi: Sirius ya da Akyıldız , Büyük Köpek Takımyıldızı’nda yer alan bir çift yıldız. Bu çift yıldızdan Türkçe’de Akyıldız, Osmanlıca'da Şi’ra-i Yemaniye ismiyle bilinen Sirius-A bileşeni vardır.

    Sirius Sistemi’nin yaşı 200 milyon – 300 milyon yıldır. Sistemin oluşma başlangıcında baş rolü oynayan iki mavimsi yıldızdı. Bu iki yıldızdan da kütlesi bakımından baş roldeki, vaktiyle, kaynaklarını tüketerek, dış katmanlarını kaybetmeden önce kızıl dev haline gelmiş ve yaklaşık 120 milyon yıl önce, bugünkü halini almak üzere, yani bir beyaz cüce haline gelmek üzere içine çökmüş Sirius-B yıldızıdır.

    ZUHRUF (12-13) Bütün çiftleri O yaratmıştır. Ve size bineceğiniz gemiler ve hayvanlar vâretmiştir ki, böylece onların sırtına binip üzerlerine yerleşince, Rabbinizin ni'metini anarak: Bunu bizim hizmetimize vereni tesbih ve takdis ederiz, yoksa biz bunlara güç yetiremezdik, diyesiniz.

    Ayette Allah "Bütün çiftleri O yaratmıştır." buyuruyor. sirius sistemide çift yıldızdan oluşuyor.

    bu yıldızların etrafında gezegenler olsa gerek. Ayette Allah "Ve size bineceğiniz gemiler ve hayvanlar vâretmiştir ki, böylece onların sırtına binip üzerlerine yerleşince, Rabbinizin ni'metini anarak: Bunu bizim hizmetimize vereni tesbih ve takdis ederiz, yoksa biz bunlara güç yetiremezdik, diyesiniz." buyuruyor.

    vikipedi: beyaz cüce:Yaşamının son evresindeki soğuk yıldızlar olarak tanımlanan beyaz cüceler, güneş kütlesinin % 60’ı kütlesinde olmasına karşılık hacmen Dünya büyüklüğündedir.

    Küçük olmasına karşın çok ağırdır, bir santimetreküp maddesi 33 ton gelir. Yeryüzünde bu kadar ağır bir element yoktur. Sirius-B’nin oluştuğu madde ya da elementin ağırlığı, yeryüzündeki en ağır element olan osmiyum’un 1.500.000 katıdır

    Güneş benzeri bir yıldız, nükleer yakıtını tükettikten sonra kırmızı dev olur. Kırmızı dev aşamasında çok genişleyen yıldız, beyaz cüce olurken içe doğru çökümü, yıldızın çekirdeğinin etrafında bulunan helyumun daha çok sıkışmasına ve belli bir aşamadan sonrada patlamasına yol açar daha sonra dış katmanlarını uzaya püskürtür ve geriye kalan parçası beyaz cücedir. Yıldızın savurduğu maddeler, gezegenimsi bulutsu halini alır. Kütlesi bunun üzerindeki bir değere sahip olan yıldızlar da Nötron yıldızına dönüşürler.

    Yıldız kırmızı deve dönüştükten sonra, yıldız kabuklarını salmaya başladığında merkeze doğru bir kütle çekimi olur ve -kırmızı dev büyüdüğünde ondan etkilenmeyen- dış gezegenler bu çekimden etkilenerek beyaz cücenin yaşamsal alanına doğru çekilir ve ya kırmızı devin yok ettiği gezegenlerden kalan enkazlardan yaşamsal alanda yeni gezegenler oluşur.

    kulbak bilge-14 sayfa 160: Bu gemi dev bir gezegenin uydusu gibiydi. küre şeklindeydi belkide küçük bir yıldızdı. nevisini Tengri bilir. bulundukları gezegenin tüm bilgileri, bazı canlılar, kanatlı gökbörüler, küre gemiye yüklendi. nihayet hareket etti. kendi yurt gemileri alev alev yanarken küre gemiye kızıllığı vurmuştu. bu küre gemi bir kırmızı elmaya benzemişti.

    burada atamız Hun bir ihtimal sirius yıldız sistemine bağlı bir gezegende yaşıyordu. sirius-b yıldızı sönmeye başlayınca kızıl bir dev halini almaya başladı.manyetik bir tufan oldu. kızıl dev haline gelen sirius-b atamız Hun un yaşadığı gezegeni yakmaya ve yok etmeye başladı.Hun ata bu durumda burayı terk etmeliydi. bulunduğu gezegenin uydusu konumunda bir küre ile bulunduğu yıldız sistemini terk etti. sirius-b yıldızı sönerken dış katmanından savurduğu maddeler, gezegenimsi bulutsu halini alır. bir ihtimal seyahat edilen kızıl küre buradan oluştu. seyahat ederken de kızıllık bu küreye yansıdı.

    1- Battığı zaman yıldıza andolsun. (necm suresi). buradaki batmadan anladığım sirius-b nin sönerek kızıl bir deve dönüşmesi, sonrada beyaz cüce haline gelmesidir.

  • Kalperen / 8 Eylül 2014 17:16

    Tulpar'ı atlamayın

    Tulpar'ı ve Altın Elbiseli Adam'ı Atlamayalım arkadaşlar:
    http://tr.wikipedia.org/wiki/Tulpar
    http://gizliilimler.tr.gg/Esik-Kurgan%26%23305%3B--k1-Iss%26%23305%3Bk-Kurgan%26%23305%3B-k2--ve-Alt%26%23305%3Bn-Elbiseli-Adam--k1-Khan-Uya-k2-.htm
  • Sirius M23 / 8 Eylül 2014 16:45

    Sır

    Selamun Aleykum
    Bir çok sayfada silik yazılar mevcut. Büyütüp bakınca bunların tersten yazılmış cümleler oldukları anlaşılıyor ancak bir türlü okuyamadım. Bu konuda tefekkür eden yada çözüm üreten kalperenler de yorumlarını paylaşabilirler mi?
    Dua ile kalın Huuuu!
  • Selim Turan / 8 Eylül 2014 16:37

    ...

    Birbirinden güzel insanı tefekküre sevk eden tefekkürler ve analizleri okuyoruz yorum kısmında, Kalperenleri zuhur ettiren, Oktan Keleş'ten Allah Razı olsun...

    Sonunda HUN'un soyuna da ATAsı HUN'un gözünden yaşananlar anlatılmaya başlandı... İşin ilginci bundan önce başka konularda da olduğu gibi, ancak nasibi olanlar bundan nasipleniyor. Bu adresi alenen sosyal medyadan paylaşıyorsunuz. Gören 1000 kişiden nasiplenen 10 kişi oluyor malesef... Görünen bu, görünmeyeni Allah bilir...

    Onlar 2014'te Film afişleriyle HİÇ BİR ŞEY GİZLİ KALMAYACAK mesajı veriyorlar. Bilmeden kendi sonlarını hazırlıyorlar. Sırlar ve Hakikatler ortaya çıktığında bir yalan üstüne inşa edilmiş bir dava yürüttüklerini er geç öğrenecekler...

    Transformers: Ay'ın Karanlık Yüzü Filminde Transformers'ların Cybertron gezegeninde kötülerin çıkardığı felaketten kaçan bir gemi Dünyaya doğru gelirken Ay'a çakılıyordu. Gemi'nin Dünyaya gelme nedeni de Dünya'nın O gezegende yaşayanlara yeni bir ev olabileceği ve yaşam kaynakları olan küp'ün Dünya'ya daha önceden gönderilmiş olması idi. Bu da Dünya'yı onlar için yeni gözde gezegen yapıyordu.

    SENARYO RESMEN TÜRK'ÜN YASAK KİTABINDA (YANİ UNUTULMUŞ OĞUZNAME'DEN ARAKLANMIŞ GİBİ)...

    Şeytan'da avanesine O YERLERİN ÇAĞINDA yaşananlardan bahsediyor olmalı...Ki hollywood fimlerinde sürekli bu mesajlar veriliyor... (Artı, HUN'soyu Hilâlilerinde Hollywood filmlerini mesaj vermek için kullandığını Oktan ağabeyimizden öğrenmiştik.)

    Uzaylı filmlerinin %99'unun hep istilacı, İnsan düşmanı olarak gösterilmesi ve hepsini her defada SÜPERGÜÇ AMERİKA'nın yenip defetmesi...

    Belgesellerde, uzaylılar konusu açıldığı zaman bilim çevrelerinde söylenen sözlerden biridir; uzaya sayısız sinyal yayınlıyoruz. Kötü niyetli bir medeniyet bu sinyalleri yakaladığında felaket gibi üzerimize çökebilir diye... Mesela kime veya kimin düzenine sistemine göre kötü niyetli bir medeniyet olabilir bu? Komple İnsanlık için mi? Yoksa birilerinin düzeni sistemi için mi? Göktürk'ler gelse, Yertürk'ler için iyi olacak. Fakat onlar için yani şeytanın düzenini getirmek isteyenler için pek tabi ki kötü niyetli olacaktır.

    İşte burada kime ve neye göre olan görüş farklılığı ortaya çıkıyor. Hollywood'u yönetenler için Kötü olacak olan bizim için, yani gerçek doğru insanlık için iyi olacak olan olmasın? Bu da Deccal'in aldatıcı yansıtmasını akıllara getiriyor.

    1977 yılında fırlatılan Voyager araçlarına birer Altın Plak koyuldu. Bu plağa dünyadan sesler kaydedildi, ve plağın bir tarafına Bilimsel sabitlerden oluşan mesajlar konuldu. Ayrıca Dünya gezegeninin Güneş Sistemindeki yeri yani Adresimizde işlendi. Bu araçlar güneş sisteminin dışına doğru seyahatlerine devam ediyorlar...

    Acaba Hollywood filmlerine mesaj koyan Hilâliler, Voyager araçlarına da adresimizi Göktürk'ler tarafından bulunsun diye koymuş olabilirler mi?
  • Gülcan A / 8 Eylül 2014 15:14

    Peki Kabeye melek inme görüntülerinin planlı olduğunu biliyoruzda, gerçeği olursa yalan zannedilsin diye demişsiniz ozaman bluebeam projesi ve hologramlar nedir? Ben tam tersi ileride kendileri insanları böyle kandırmak isteyecekler diye biliyordum.Kafam karıştı şimdi!
  • Selçuk KARACA (Battal GAZİ) / 8 Eylül 2014 15:00

    C* Karac’oğlan der ki... C*


    Hazır ol vaktinde Nemse Kralı,
    Yer götürmez asker ile geliyor.
    Patriklerin inmiş tahttan diyorlar,
    Bir halife kalmış, o da geliyor.

    Yetmiş bin var siyah postal giyecek,
    Seksen bin var Allah Allah diyecek,
    Doksan bin var tatlı cana kıyacak,
    Yüz bini de Tatar Han’dan geliyor.

    Gelen Ahmet Paşa kendidir kendi,
    Altmış bin dal kılıç, kusuru cündi.
    Kaçma kafir kaçma, ölümün şimdi,
    Hacı Bektaş Veli kalkmış geliyor.

    ŞEVKETLİ EFENDİM, SULTANIM VEZİR,
    ALTMIŞ BİN KILIÇLI YANINDA HAZIR,
    DERYALAR YÜZÜNDE BOZ ATLI HIZIR,
    BENLİ BOZA BİNMİŞ, O DA GELİYOR.

    Karac’oğlan der ki: Burda durulmaz,
    Güleç yüze, tatlı söze doyulmaz.
    Gökteki yıldızdan çoktur, sayılmaz,
    YEDİ İKLİM, DÖRT KÖŞEDEN GELİYOR.

    C* C* C* C* C* C* C*
  • V.Demir / 8 Eylül 2014 14:20

    söz bitti Ya Huuuu!!!

    Kimilerinin bu nasıl bir ütopik bir düşünce diyebileceği bir döngüde, bizler nasıl ve ne zaman bir görev üstlenebilirizin endişesini taşıyoruz ya ; Ne Mutlu TÜRKÜM Diyene !!!! Yüce Mevlamın bize gelecek güzel günlerin temelinin geçmişte ve zamansızlıkta atıldığını habercisi olduğunuz için teşekkürler.
    YA HU !! Oktan Hocamızı ve Kalperenleri koru Amin...
    İnşallah bir gün görüşebilmek ve görevden nasiplenmek ümidiyle.
  • BEKİR ÖZTÜRK / 8 Eylül 2014 14:15

    resim

    Resim hakkında, SULTANIM tüm resimlerinde iz işaret ve sır olduğunu resim içinde resim olduğunu söylemişti zaten!
  • Oya Kısır / 8 Eylül 2014 14:11

    Yorumlar...Son kısımda Abdalin Biri İçin......

    Sayfa 157 de O yerlerin çağı resmini büyütünce orada sol elinde kalkan sağ elinde mızrak olan bir kişi var.
    ****************
    Oğuz Han Destanı’nda nakledilenlere göre atamız Oğuz Han,bir ağacın kovuğunda bulduğu kızla evlenir...Ağaç kovuğunda bulduğu eşi, gökten güçlü mavi bir ışıkla birlikte inen,çok çok güzel olan, başının üzerinde kutup yıldızı gibi bir ışık olan,Oğuz neslinin oluştuğu ikinci eşi...Oğuz atamızın göksel eşinden gelen nesli Oğuzların Bozoklar kolunu oluşturuyor,yani Bozoklar gökle ilintililer.Boylar arasında hakim boy göksel boy olan Bozoklar,diger boylar Bozoklara tabiler....Kayı boyu,Oguz'un Bozoklar kolundan olan Gün Han'ın (Güneş Hanı) neslinden geliyor...
    Destanlarımızda ki diğer ağaç unsurlarından ön plana çıkan önemli iki tanesi bana göre şu iki ağaç:
    Birincisi,iki ırmağın kavuştuğu yerde bir kutsal ağaç var,bu ağaç kaynağını uçmaktan-cennetten alıyor.
    İkincisi ise yerin merkezinde varolan,kozmik bölgeleri birbirine bağlayan bir dünya-hayat ağacı…Modernize edersek kozmik ağaç olarak da adlandırabiliriz. . Bu ağaç dünyamızı göbeğinden,ötealeme ve Demirkazık yıldızına(Kutup yıldızına-Sirius’a) bağlayan, dalları aracılığıyla ehillerine yeryüzünden diğer alemlere yolculuk yapma olanağı veren bir ağaç.Tüm bunlardan ve Kulbak Bilge 14 ten yola çıkarak Demirkazık yıldızının Atalarımızdan ehil olanların denetiminde olan bir geçit kapısı olduğu kanaatine vardım.Çok dikkat çekici bir bilgi!!El yazması metinlere göre: Demirkazık yıldızı –Sirius kızıl dev olarak adlandırılıyor ve kızıl renk olarak betimleniyor.
    Kayı boyu tamgası da Oğuzun Göksel nesline,semavi boyuna ait.Zahiren iki ok ve bir yay ile ifade ediliyor..Batıni olarak başka bir şeyleri de ifade ediyor olmalı.Tefekkür etmeli..
    Kayının sözcük anlamı :Kuvvet ve kudret sahibi…Allah’ın el Kadir esmasının tecelisi olarak deşerlendirebilir miyiz..?Tıpkı Türk isminin Allah’ın Muntakim isminin tecellisi olduğu gibi..

    Korkut Atamız Kayılar hakkında şöyle söylüyor:
    “ Ahir zamanda hanlık tekrar Kayı’ya geçe. Kimse ellerinden almaya ”
    ****************
    Abdalin Biri...Yazdıklarınızı okuyunca şahsen çok çok üzüldüm..Burada herhangi birimizin , bir diğerimizden daha özel,daha elit,daha ayrıcalıklı olduğunu hiç ama hiç birimizin düşüneceğini sanmazdım..Gerçekten çok şaşırdım ve üzüldüm..Zuhuratlar hasb el Kader meydana geliyor...Nasib ve tevafuk dairesinde...Hiç kimsenin planlaması ya da organizasyonu ile değil ki... Siteden yazdığınız yorumları takip eden birisi olarak bunu en iyi bilenlerden biri olduğunuza da eminim...
    Siteminizde yerden göğe kadar haklısınız Abdalın Biri...
    Hep aynı cümleyi kullanıyorum ama başka sözcükler de karşılamıyor siteminizi...
    Aramakla bulunmazmış ama bulanlar arayanlarmış...
    Çok şükür Sultanımızı bulduk,16Yıldızı bulduk
    Selam..Ya Selam...
  • Omer A. / 8 Eylül 2014 13:55

    2 gun etkisinden cikamadim

    Simdi hersey benim icin anlamlasmaya basladi, daha detayli yorum yazacagim bolum hakkinda... Rabbim bana o guzel gunleri gorebilmeyi o guzel gunler icin calisabilmeyi nasip etsin. 14.bolum cok guzeldi Oktan abi, ama ben sizden asil bombayi 16.BOLUMDE bekliyorum. Saygilarimla...
  • ateş / 8 Eylül 2014 13:41

    Ay'ın sırları..

    Mümin Akıl kardeşim, dediğin gibi Ay resmi sırlarla dolu. Acaba Zulkarneyn as. Yecuc mecucu Ay'a hapsederken, Hun as.da orada mıydı?
  • münüfe / 8 Eylül 2014 13:36

    mümin akıl kardeşime

    gerçekten bu bölüm hayatımda tekrar bi sıfır noktası olşturdu biraz zorluyor beynimizi ama güzel. mümin akıl kardeşim ALLAH ilmini artırsın inan pes dedirttin yani sen sölemesen hiç benzetemiydum bişeye benziyo ama yine kafamda net bir algı oluşmamıştı.
  • Metin Dülger / 8 Eylül 2014 13:29

    Şaşırmaya devam

    Tüm aileye selam olsun
    Sultanımız yine aklımızı başımızdan aldı. Allah yar ve yardımcınız olsun hocam. Anlattıklarınızı anlayabilenlerden oluruz inşAllah.
  • münüfe / 8 Eylül 2014 13:28

    bekir öztürk

    haklısın kardeşim ilham gelmedi 23 çıkıyor çok manidar. ayrıca hani ben çindeki piramit demiştim ve onun üzerine biraz düşününce 1 doların üzerindeki piramidin tepesi yani göz olan yer küçük piramit sonradan gelip sanki gökden gelip yerleşecek gibi duruyor ayrıca türk piramitlerinin ucu da sivri değil dolardakine benziyor şey gibi anlam oluştu bende .şeytaniler sanki bizim piramitlerin üzerinemi konmak istiyorlar acaba. sonuçta ilim çindede olsa gidip almamız gerekir değil mi nasipse inş.!
  • Mümin AKIL / 8 Eylül 2014 13:19

    Ay resminde ki sır ne?

    Bülent Abi, Sultanımız resim içine resim gizlemiş sanki.

    Gerçektende son sır ayda. Sultanımız ayın içine gizlemiş.

    154. sayfada Ay resmine baktığımda deliğinden fırlayan tavşanı görüyorum. Resmi büyütünce sol tarafta net görülüyor. Yanında ki resimden emin olamadım ancak sanki ağzını açmış bir dinazor veya deve gibi hatta mantara da benziyor.

    Düşünmekten beynim çatlayacak. En sağda ki üçgen yani tavşana bakan ters üçgen mitolojik tanrıça simgesi olabilir mi?

    Dinazorla ilgili bir bağ kuramadım ancak deve olduğunu varsayalım. Tam gözüne isabet eden beyaz nokta ve yana açılan aşağıya inen iki beyaz çizgiyi mim vadisi olduğunu varsayalım. Deve iğne deliği olayı mı? Hitlerde bunu bekliyordu.

    Mantar olduğunu düşünürsek alice harikalar diyarında mantar yiyince boyut olayı.

    Bekir Abimin tespit ettiği tarihle tavşanı deliğinden kaçıracak bir olayla ilgisi olabilir mi?

    Sabaha kadar düşündüm, geçmişte ki yazıları tekrar tekrar okudum. Sultanımız bu konuda ki yazılarında ipuçları vermiş ama en kritik noktalarda bu konuya sonra değiniriz demiş. net bir sonuca varamadım. Düşünmeye devam.

    Kızıl geminin niburu olduğunda ısrarlıyım. Çünkü bu kızıl gemiyle ilgili yazıların bulunduğu tabletler ingilterenin elinde. Bizden daha çok şey bildiklerini düşünüyorum,şimdilik.

    Cin Suresi 8-10 “Bizler önceleri kulak hırsızlığı yapıyor, yıldızlarda oturacak yerler buluyorduk. Şimdi manyetik hapisteyiz. Şihap-ateş topunun tehdidindeyiz.”
    Bu ayette bahsedilen ateş topu kızıl gemi olabilir mi?

    Kulbak Bilge'nin bu bölümü beni çok zorladı. Okumaktan, düşünmekten devrelerim yanmak üzere. Göz kapaklarımı açık tutmak için direniyorum. (Modem arızalandı teknik servis bekliyorum. Cep telefonundan internet zor oluyor. Bu yüzden gözlerim yoruldu.)
  • Melih Kölük / 8 Eylül 2014 12:39

    C*

    Türk Olmak, Küllerinden Doğmak, Göklere Bakıp Mirası Aramak, Esas Sırlar Hun'da... Zafer bayramı özel bölümünde zaferin müjdeleri geldi elhamdulillah... Sultanım askerlerin Pendik'te, Beykoz'da, Darıca'da, Sarıkamış'ta, Kıbrıs'ta, arzın her yerinde emirlerinizi bekliyor.
  • Nep / 8 Eylül 2014 12:09

    KARA Şövalye

    Dünya yörüngesi karanlık bölgesinde kara şövalye ismi
    Verilip aynı zamanda bu isim bilindik Batman
    Filminide verildiği söylenen ve aynı zamanda da yalanlanan
    Bir araştırmacının 13bin yıldır orada duruyor dediği ve bunungibi birçok açıklama yapılmış
    2 adet bayağı büyük kim tarafından bırakıldığı bilinmeyen
    Uydu varmış
    Ben görsellerini gördüm
    Nette var
    60sene önce tespit edildinde sinyal yaydığı söyleniyormuş
    Sonra bilindik şeyler
    NASA inkâr etmiş
    Şuanda unutulmuş ben hatırlatayım dedim
    konu ile ile alakalıya benziyor
  • Bekir ÖZTÜRK / 8 Eylül 2014 11:59

    cem aktürk'e

    sevgili kardeşim CEM; "KOD ADI AHMET" bu MEHDİ A.S. ma işaret bence Efendimiz adı adıma benzer diyor, Dolayısı ile Efendimiz a.s. ın göklerdeki adı AHMED, al işte yine göklerle alakalı bir bağlantı!!! gelde çık işin içinden. Zamanda hak yolcusu var. şeyteniler var ise; TÜM ZAMANLARIN EFENDİSİ NEDEN OLMASIN? Ahir zamanda MEHDİ - Mesih beklentisinde beklenen acaba, TÜM ALEMLERİN EFENDİSİ A.S. Efendimizmi direk şerre müdehale edecek?!!! ALLAHUALEM. Her şeyin en doğrusunu ALLAH.C.C bilir.
  • Bekir ÖZTÜRK / 8 Eylül 2014 11:49

    münüfe'ye

    "bekir kardeşim bir de harflerin kaçkez sıralandığına bak sırayla sonuç32143212131 çıkıyor bu numara çin le alakalı çıkıyo telefon numarası sitede ara başka bişey çıkmıyor. sanırım çıkış noktamız çindeki TURK PİRAMİTLERİ ben bunu buldum" Değerli kardeşim MÜNÜFE senin tespitin olan sayının da toplamı 23!!! neden hep aynı sayı? ilk sayısal değerin toplamıda 23 enterasan!!!!
  • kıbrıs fatihi (murat ateş) / 8 Eylül 2014 10:53

    abdalin 1 i ne

    Kardeşim seni anlıyorum lakin. Benim burada tanığım bir kişi var o da öz kardeşim. Ve hiç bit geziye katılmamakla beraber hepsinden haberim oluyor. Senin ve diğerlerinin haberinin olmamasının sebei; henüz büyük organizasyonlar yapamıyacak kadar geliştirilmemiş olması ve öle sorlar varki bazen konuşukan senş tenzi ederim burdaki 120.000 kişinin hepdinin algılauanayacağı. Kalperenler birdir. Emin ol birisine yaz her konuda yardım alacaksın. En nihayetinde hepimiz aynı amaç için and içtik. Saygılarımla. Allah yar ve yarsımcın olsun.
  • ateş / 8 Eylül 2014 10:52

    Biyolog kardeşim, abdalin biri kardeşim..

    Selâm olsun tüm aileye, biyolog kardeşim Sirius la ilgili tespitlerine, uzun zamandır Sirius u araştıran biri olarak tamamen katılıyorum. Manyetik fırtınanın, Sirius un ağır metal yapısından kaynaklı olması çok muhtemel. Önünde sonunda, Türkler ve Sirius ilşkisi açığa çıkacaktır. Abdalin biri kardeşim, heyecanını ve hasretini anlıyorum. Ama, nefsinin gönlünün önüne geçmesine izin verme! Ankara buluşması için yazdığın yorumu görünce arkadaşlara ne dedim biliyor musun? Işte bize böyle samimî insanlar lâzım! Hani demistin ya, ' Avrupa, Ankara arası 3,5 saat. Haberim olsaydı uçar gelirdim!' diye.. Sabır kardeşim. Biz elit falan değiliz. Sadece, derdi olan ve bu derdinde samimî olmaya çalışanlariz. Sen de samimiyetine devam et. Gün gelir, seni de kolundan tutup çekerler içeriye. Hakkını helâl et.
  • Ibrahim K. / 8 Eylül 2014 10:49

    Türeyis hakkinda zihin karmasasi

    Kök Ata´nin yani Adem (as)´in 4 düzlerinden biri Hun yani Hz. Alim, biri rahmetli olmus, biri Türklerin amcasi, digeri kim? Dördüzler ata cennetinde ana rahmine düsmüs. Bunun icinde Hz. Alim´de var. Bir Meczubun Rüyasi 6 - ANT Kitabinda ilk cocugun Hz. Alimin ana rahmine ayni sekilde ata (adem) cennetinde düstügü yazar. Hz. Ademin ikinci oglu Zalimin dünyada ana rahmine düstügü yazar.

    Yani ANT kitabinda cennette sadece Hz. Alimin ana rahmine düstügü ve dördüzler ile ilgili birsey yazmaz.

    Zalim Alimin ikizi degil midi? Alimin diger üc kardesi yani birlikte ana rahmine düsmüs kardesleri. .

  • zeynep / 8 Eylül 2014 10:45

    Nerden nereye?Türk milleti niye bu halde o zaman?
  • kamuran ş. / 8 Eylül 2014 09:53

    mustafa Adem beye katılıyorum

    harika ötesi don brawn elinize su dökemez Allah razı olsun oktan bilge.
  • yedi dokuz yedi / 8 Eylül 2014 09:08

    gemiler

    evet gercek gemilerden biride acaba hz davut kılıçındaki resmedilmiş olan gemi ve onun aynisi yani gerceyi olan takyanusun üçgen magarsındaki (ahit sandiyi ) haham (ahbar) diyede aranan yer deki 8 kamaralı gemimi selam olsun hz süleymana toynaklı atlar bekler kapısınımı acaba acayipte kırmızı gözlu kurtlar
  • Çiğdem Karabay / 8 Eylül 2014 08:50

    Allah razı olsun, selam olsun

    Erenlere, Oktan abiye, Erol abiye, Mahmut abiye, Tüm Kalperen'lere selam olsun. Yazı düşünülmesi gereken, yorumlarda bir ayrı düşünülmesi gerekir.
    Allah Kalperenlerin ilmini arttırsın.

    Türküm, doğruyum, çalışkanım,

    İlkem; küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak,

    yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.

    Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir.

    Ey büyük Atatürk! Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe

    durmadan yürüyeceğime ant içerim.

    Varlığım, Türk varlığına armağan olsun.

    "Ne mutlu Türküm diyene!"
  • Serhat Turkmen / 8 Eylül 2014 08:34

    Hun numara bir yazi

    Toremiz sag olsun
  • abdalin 1' i / 8 Eylül 2014 07:56

    ...

    Hic ama Hic birsey bilmiyormusum...kulbak bilgeyi okudukca,beynim iyice karisiyor...Allah hakkimizda en hayirlisini Versin Insaallah...jade/ yada taslarini iyice Bir ogrenme arzusundayim....bu arada acikca yapalim: bu sayfanin ve oktan hocamin yillardir takipcisiyim...bazi yorumcu arkadaslarin : birbirleri ile baglantili olduklari acik, lakin ikide Bir bunlari milletin gozune sokar gibi belirtmelerini ayipliyorum...anladik....ozelsiniz, birseylersiniz...her biriniz uc bes dil konusan elit zumresiniz...oktan hocamizi gormek icin can atan, sohbetinde bulunmak isteyip.nasip.olmayan kalperenler var..bunlara saygi adina bu sayfalarda baglantinizix networkunuzu ikide Bir dile getirmeyiniz...kendinize elit kalperenler dernegi kurup oradan haberlesiniz..herkes Sizin gibi sansli degil.. yorumlari okudukca bu cok belli oluyor...ben, koyun delisi olarak yazayim: yeter da! Imrenenler var, yapmak isteyip yapamayanlar var.... Olaylara dahil olamayan , oldurulmayanlar var.... Olabilir b bunlar...yok surada idik yok burada idik yok haber verdiler yok haber Aldik Vs gibi seyler okumak istemiyorum ben...sizde kalsin elit olusunuz..
  • kıbrıs fatihi (murat ateş) / 8 Eylül 2014 05:49

    154 teki ay resmi

    Resmi büyüttüğümüzde kılıf giydirişmiş bir dünyaya benzedipini yazmıştı Bülent kardeşim. Ben şimdi sakin kafayla baktığımda oradakinin dünya değilde sanki çok büyük bir uzay gemisi(nuhun asıl gemisi) olabileceğini fark ettim. Çok daha önceleride yabancı kaynaklı bir kitapta da, ayın dünya yörüngesine sonradan oturtulan ve yüzeyinin altı metal dal oluşan bir küre(içinde boşluklar olan oda gibi) olduğunu okumuştum. Tabi devamı da uzaylıların bizi gözlemlediği bir uzay üssü diyordu. Gerçekler açığa çıkıyor. Allah ilminizi ve bizimkini arttırsın huuuuu
  • GULAM ÖMER / 8 Eylül 2014 05:36

    Konuyla alakası yok ama vizyona iki film geliyor
    Dracula Untold
    Drakula-Anlatılmamış
    http://www.youtube.com/watch?v=hZFZxEnB7ws
    The Adventurer: The Curse of the Midas Box
    (Maceracı-Midas'ın Kutusunun Laneti)
    http://www.youtube.com/watch?v=oW8pxkUpXIU
    Nedense Oktan abi Drakula ve Midas hakkında sırları açıkladıktan sonra çekildi filmler.Bunu filmlerin isimlerinde açıkça görebiliriniz.
  • kıbrıs fatihi (murat ateş) / 8 Eylül 2014 05:24

    aciz bir kul a

    Vallahi azına gönlüne sağlık. Çok güzel bşr yorum ve dertleşme. Bende sık sık bu spruları kendime spruyorum. Etrafımdaki insanlara tefekküre ve tasavvufa davet ederken, ben uzak kalıyorum. Sadece okuyup üstü kapalı, anlaşılacak şekilde aktarıyorum. Ama hep kızıyorum kendime. Daha namaz bile kılmazken naaıl olurda teffeküre çalışırsın diye. Allah beni ve benim gibileri bir an önce nünahkarlıktan azad ederek yola oturtur inşallah.
  • Ugur Coskun / 8 Eylül 2014 03:56

    dikkatimi cekenler

    1-Bekir Abi ilk okudugumda benimde dikkatimi cekti buyuk harfler.birkac defa kullanilan harfler ise ayni degil.mesela,153deki O ile 158 ve 159 daki O farklilar.156 daki E ile 160daki E cok farkli.A harfleride keza oyle 163 deki A'nin icindeki ucgen diger A'lara gore kucuk.ve 161deki K harfi kulbak bilge 14'un icinde kullanilmis butun K harflerinin disinda bir cizimi var.2-167'deki turahanin sozu cok ilginc mesela,turahana ihanet neymis gorecekler diyor?ihanet olmasi icin karsidaki kisiyle yasanmis bir hukukun bir birlikteligin olmasi lazim diye dusunuyorum.sorguladigi casusun gorunusude yahudiye benziyor.3-162 deki cumlede anlam dusuklugu var.sanki kelimelerin yerlerini degistirmek gerekiyor gibi geliyor bana..4-161deki su cumle beni cok dusunduruyor"ama Hun ve ona uyanlar inememisti.Ne gariptir o zamanlar ay'dan dunyaya gemilerle gelinmeye calisiliyordu kac zaman"gercekten cok garip..5-tas okuma ilmi deyince nedense aklima iki sey geldi.birisi orhun abideleri digeride Oktan Agabeyin Cindeki Oguz Kagan piramitindeki bahsettigi binlerce tas tablet..Orhun abidelerinde cozulmeyi bekleyen baska sirlarmi varki..?
  • biyolog / 8 Eylül 2014 03:54

    cinnet mi?

    Kulbak Bilge-7 sayfa 67: Ruh Yamyamının görevi doğadaki elektriği zapt etmekti. böylelikle elektriğe bağlı eloktromanyetik tüm güç şeytanilerin eline geçecekti. Bilinçte zamanı atlatmak için çok önemli bir silah düşünün kaç kez yaşamınızda zamanınız atlatıldı. çarşamba iken salı sandınız.
    Şubatın 5'inde çıkan Spiderman'ın son filminde, Cinnet'i Resmen ilan etmişler..
    Film de Cinnet Siyahı bir adamın bir kaza sonucu Elektrikli bir ortamda mutosyana uğramış olarak ortaya çıkıyor ve bundan sonra gücünü hep elektrikli ortamlardan alıyor...

    kulbak bilge-14 sayfa 160: ansızın manyetik tufan oldu yıldız sisteminde. gemileri olanlar kaçtılar.

    kara harp okulu marşı
    Yıldırımlar yaratan bir ırkın ahfadıyız,
    Tufanları gösteren, tarihlerin yâdıyız,

    ruh yamyamı ne yapar. adı üstünde yamyam. öyle bir varlık ki ruh yok ama canlılık faaliyeti gösteriyor. ruh yamyamı diğer insanları da kendisi gibi yapmaya çalışıyor. nasıl olabilir? beyni kontrol ederek. beyin de meydana gelen uyarılar elektrik sinyali şeklinde taşınır. bu elektiriği zapt ettin mi insan kontrol altındadır. beyindeki elektromanyetik dalgaları kontrol.

    biz ne yapacağız? tefekkür. kalperenler tefekkürleri ile, beyninde oluşturacakları elektromanyetik yoğunluk, öyle bir noktaya gelecek ki, kafalarında şimşekler çakacak. kafada şimşek çaktıkça büyük balık tutacak. şeytanilerin üzerine yıldırım olup yağacak.:))

    Yıldırımlar yaratan bir ırkın ahfadıyız...
  • Mustafa Adem / 8 Eylül 2014 03:36

    Inanilmaz Iyi

    Oktan Bey hakikaten inanilmaz, uzun zamandir bu kadar surukleyici ve heyecan verici bir sey okumamistim ve ayrica cizgi roman seklinde ! Dan Brown sizden ders almali... Saygilar Sevgiler
  • cem aktürk / 8 Eylül 2014 03:07

    gel de uyu şimdi.

    bekledık ama degdı hemde ne degdı hocam elıne gonlune saglık bunu tekrar tekrar okuyup sındırmemız lazım.bekır abı cok guzel bulmus buyuk harflerı dızmıs.bende kelıme oyunu gıbı sıfre cıkarmaya calıstım ama sadece KOD ADI AHMET kelımesını cıkardım gerısını tamamla yama dım.
  • Şahin Keskiner / 8 Eylül 2014 01:59

    ?

    Allah, iman edenlerin Velisi (dostu ve destekçisi)dir. Onları karanlıklardan nura çıkarır; inkar edenlerin velileri ise tağut'tur. Onları nurdan karanlıklara çıkarırlar. İşte onlar, ateşin halkıdırlar, onda süresiz kalacaklardır. (Bakara Suresi, 257)
  • Selim Turan / 8 Eylül 2014 01:58

    Ay Üzerindeki Lekeler...

    Literatürde Deniz olarak geçen Bu kara lekeler, o zamanda Ay'a yapılan saldırıların eseri olabilir mi?
  • alaca / 8 Eylül 2014 01:51

    kısır döngü..

    nereden başlayacağımızı bilemiyoruz. keza nereden başlanırsa başlansın hep aynı yere dönülüyor. asıl bizi şaşırtan, konuların Hollywood filmlerine bile ele su döktürebilecek cinsten olmasına rağmen şaşırmamamız. hatta şaşırmak bir yana inancın ve imanın artması bütün varlığımızı kaplamakta.. Sayın Oktan Keleş Beyefendiye karmaşık gibi görülen konuları bizim anlayabileceğimiz şekilde anlattığı için sonsuz şükranlarımızı sunarız. bizde İnşallah anlamışızdır. bu değerli emeğe karşı verebilecek tek şeyimizin ne anladığımızı paylaşmaktır diye düşünüyorum. Kulbak Bilge 14.'te bizim anlayabildiğimiz diğer bütün bölümlerin özeti olması yanı sıra, Neml Suresi 87. Ayeti Kerimesinin "Ve sur'a üfürüldüğü gün, Allah'ın dilediği kimseler hariç," bölümünün tefsiridir denilebilir.. 165. sayfada bu sure paylaşıldı.. Başlık Kısır döngü yazıldı fakat bu kısır döngüde büyük "Hikmetler" vardır diye düşündürüyor.. gerçi bunlar Kulbak Bilge'nin önceki bölümlerinde sanki anlatılmış olabilir.. HUN (AS)'ın kardeşleri herhalde bizden sonra gelecek olan nesilleri (ya da bizim bu zamanda ki Gerçek Türk adayını) bu kısır döngüden çıkaracak kişiler olabilir.. "insanda belki bir şeyin sebebi olarak yaratılmış olabilir" demişti Sayın Han Kağanımız.. "Ne Mutlu Türk'üm Diyene" tabi ki Ne Mutlu O'na.. daha çok fazla şeyler de varda, bir de had diye de bir şey var.
  • Turkuaz Zırhlı / 8 Eylül 2014 01:50

    OĞUZ sözcüğünün etimolojisi üzerine

    Eski Türkçede işlek olarak kullanılan ama günümüzde unutulan bir ek var: "(I)z" eki. Bu ek çift anlamı verir, yani İngilizce pairs. Örneğin ingilizcede glas-es ("gözlük") gibi. Çift sayısını veren Arapçada -eyn ekidir. Sözgelimi, haram-eyn. Türkçedeki bu çift sayısını gösteren ek günümüzde işlek değildir ama kelimelerde yaşamaktadır.

    ağ-ız
    gö-z
    om-uz
    di-z
    göğ-üs
    boğ-az
    Kırk-ız ("kırklar") > Kırgız (halkı)
    bi-z
    si-z

    "biz" ve "siz" örneklerini dışarda tutarsak diğer örnekler, yani organ isimleri hep çift olana gönderimlidir. Yani, om-uz iki tanedir, gö-z iki tanedir. Gelelim OĞUZ sözcüğüne... Oğuz sözcüğü OK-UZ, yani "çift ok" anlamında olmalı. Çünkü OĞUZ'un başlığı çift boynuzdur, yani aslında çift oktur. Oktan Keleş'in savladığı "öküz" anlamı sonradan kazanılan bir mecaz anlam olmalı. Yani öküzü gören Türkler ona "okuz" yani çift oku olan hayvan demiş olmalılar. Bu noktada Kayı boyunun sembolündeki çift oku da hatırlamak tefekküre bir boyut katmak olabilir.
  • ç.ç. / 8 Eylül 2014 01:28

    Teşekkürler

    Bu bilgiler bana tekrar islama ilgi duymamı sağladı,
    uzayda tek canlıların dünyada olmadığı bilimsel olmasına rağmen en azından milyonlarca insan bu teori veya gerçekle ilgili olmasına rağmen genelde islam alimleri ve soru sorduğum bir çok hocaefendi bunu kabul etmiyorlardı.
    En azından olma ihtimalini bile kabul etmiyorlardı,sanki özellikle genç kuşak art niyetlilerin tuzağına düşmesine yardımcı oluyorlardı şimdi yeni bir kapı açıldı ufkumda.sonuçta kuranda göklerle ilgili bir çok bilgi var yorumlar çok önemli.Devamını merakla bekliyoruz,birde bu eser kitaplaşacakmı?
  • Turkuaz Zırhlı / 8 Eylül 2014 01:14

    Oturan Boğanın Aydaki Akrabaları

    NASA Ay'a mekik göndereceği zaman kızılderililerin yaşlıları bir mektup getirir NASA'nın çalışanlarına. "Bu mektubu aydaki akrabalarımıza götürün" derler. NASA görevlileri bu teklifi ciddiye almazlar. Ertesi gün kızılderililer aynı mektupla gelirler. NASA yetkilileri yine mektupu almaz ve kızılderilileri geri gönderirler. Sonrak gün kızılderililer yine gelir. En sonunda NASA yetkilileri ısrara dayanamayıp mesaj dolu mektubu alırlar. Ancak içinde ne yazdığını da çok merak ediyorlardır. Mektubu açarlar ve içinde hemen hemen şu manada bir mesaj vardır: NE YAPARSANIZ YAPIN SAKIN HİÇBİR ANTLAŞMANIN ALTINA İMZA ATMAYIN!" Kızılderililer beyaz adamın hiçbir sözünü tutmadığını öğrenmiştir. Bu anektod TRT'nin OTURAN BOĞA'NIN İZİNDE belgeselinden. Bu anaktodda dikkat çekmek istediğim nokta, kızılderililerin Ay'da akrabaları olduğundan çok emin olmaları. Ve belki bir gün onlara yardıma geleceklerine inanmaları. Ve tabi kızılderililerin bir kısmının da Asya kökenli olabileceğini düşünürsek....
  • biyolog / 8 Eylül 2014 01:09

    kara harp okulu marşı

    Yıldırımlar yaratan bir ırkın ahfadıyız,
    Tufanları gösteren, tarihlerin yâdıyız,

    kulbak bilge-14 sayfa 160: ansızın manyetik tufan oldu yıldız sisteminde. gemileri olanlar kaçtılar. Ne kadarı kurtuldu bilinmez. Tengri önceden Hun a gemi var etmişti. uyanlarla binsin diye. son kitapta Yaratan kendisinin yarattığı gemiden bilgi verir. kul yapısı olmayan gemi.

    ZUHRUF (12-13) Bütün çiftleri O yaratmıştır. Ve size bineceğiniz gemiler ve hayvanlar vâretmiştir ki, böylece onların sırtına binip üzerlerine yerleşince, Rabbinizin ni'metini anarak: Bunu bizim hizmetimize vereni tesbih ve takdis ederiz, yoksa biz bunlara güç yetiremezdik, diyesiniz.
    Harbiye marşının ilk iki mısrası manyetik tufandan bahsediyor gibi. tufanları gösteren tarihlerin hatırlatıcısıyız diyor.
    tufanın olduğu yıldız sistemi de bir ihtimal ŞİRA. Şira,sirius takım yıldızlarının kuran-ı kerim'de de geçen arapça adıdır.
    sirius takım yıldızları, birbirlerine doğru yay şeklinde bir eksen çizerler ve her 49,9 yılda bir birbirlerine yaklaşarak gökyüzünde sarkarlar. bu bilimsel veri, günümüzde harvard, ottawa ve leicester üniversiteleri'nin astronomi bölümlerinin fikir birliğiyle kabul ettikleri bilimsel bir gerçektir.
    burada, dikkat edilmesi gereken nokta, iki yıldızın birbirleri etrafında dolanırken yay şeklinde iki adet yörünge çizdikleridir.
    ancak 20. yüzyılın sonlarına doğru anlaşılabilmiş bu bilimsel gerçeğe, mucizevi bir şekilde bundan 14 asır önce kuran'da işaret edilmiştir:

    doğrusu, 'şi'ra (yıldızı)nın' rabbi o'dur. (necm suresi, 49)

    nitekim (ikisi arasındaki uzaklık) iki yay kadar (oldu) veya daha yakınlaştı. (necm suresi, 9)

    şira akyıldız sirius. akşama yakın doğan parlak yıldız. büyüklüğü güneş'in iki katı, parlaklığı güneş`in 20 katıdır.

    https://eksisozluk.com/sira--2094464

    Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla

    1- Battığı zaman yıldıza andolsun;

    2- Sahibiniz (arkadaşınız olan peygamber) sapmadı ve azmadı.

    3- O, hevadan (kendi istek, düşünce ve tutkularına göre) konuşmaz.

    4- O (söyledikleri), yalnızca vahy olunmakta olan bir vahiydir.

    5- Ona (bu Kur’an’ı) üstün (oldukça çetin) bir güç sahibi (Cebrail) öğretmiştir.

    6- (Ki O,) Görünümüyle çarpıcı bir güzelliğe sahiptir. Hemen doğruldu.

    7- O, en yüksek bir ufuktaydı.

    8- Sonra yaklaştı, derken sarkıverdi.

    9- Nitekim (ikisi arasındaki uzaklık) iki yay kadar (oldu) veya daha yakınlaştı.

    10- Böylece O’nun kuluna vahyettiğini vahyetti.

    11- Onun gördüğünü gönül yalanlamadı.

    12- Yine de siz gördüğü (şey) üzerinde onunla tartışacak mısınız?
    http://www.turkcekuran.net/53-necm-suresi/

    kulbak bilge-14 sayfa 160: Bu gemi dev bir gezegenin uydusu gibiydi. küre şeklindeydi belkide küçük bir yıldızdı. nevisini Tengri bilir. bulundukları gezegenin tüm bilgileri, bazı canlılar, kanatlı gökbörüler, küre gemiye yüklendi. nihayet hareket etti. kendi yurt gemileri alev alev yanarken küre gemiye kızıllığı vurmuştu. bu küre gemi bir kırmızı elmaya benzemişti.
    Bir hayli süzüldü Tengrinin çizdiği yörüngede. içinde kadim bilgiler ve hakimiyet sırları vardı. gemi en yakın başka küre, aya yaklaştığında Hun ve Hun a uyanlar aya göçtü.
    Hun tufanı gökte, Nuh tufanı yerde gördü.

    Atamız Hun aya gelmeden önce şira (sirius takım yıldızı) da yaşıyor olsa gerek. manyetik tufandan sonra aya göç ediyorlar. necm suresinin ilk ayetinde geçen batan yıldız manyetik tufanın nedeni olabilir.

    necm suresinde,cebrail aleyhisselamın görülmesi olayıda sirius takım yıldızının olduğu taraftan olsa gerek.

    Ki O,) Görünümüyle çarpıcı bir güzelliğe sahiptir. Hemen doğruldu.

    7- O, en yüksek bir ufuktaydı.

    8- Sonra yaklaştı, derken sarkıverdi.

    9- Nitekim (ikisi arasındaki uzaklık) iki yay kadar (oldu) veya daha yakınlaştı.

    10- Böylece O’nun kuluna vahyettiğini vahyetti.

    vahyedilen bilgiler ise atamız hun ve yaşadıkları olabilir.

    ZUHRUF (12-13) Bütün çiftleri O yaratmıştır. Ve size bineceğiniz gemiler ve hayvanlar vâretmiştir ki, böylece onların sırtına binip üzerlerine yerleşince, Rabbinizin ni'metini anarak: Bunu bizim hizmetimize vereni tesbih ve takdis ederiz, yoksa biz bunlara güç yetiremezdik, diyesiniz.
    zuhruf suresinden anladığımıza göre sirius takım yıldızına tekrar ulaşacağız. ayette üzerine yerleşince Beni tesbih edin diyor Rabbimiz. yani kızıl elmaya ulaşacağımız söyleniyor. bu gemi(küre) aya geldikten sonra ne oldu.

    Yaşa varol Harbiye, yıkılmaz satvetinle
    Göklerden gelen bir ses sana ne diyor, dinle:
    Türk vatanı üstünde sönmez güneşsin sen,
    Kartal yuvalarında, hürdür millet seninle.

    göklerden gelen ses ile cebrailin sesine mi gönderme yapılıyor. sönmez güneşsin sen derken şira yıldızına mı gönderme yapılıyor.
    yoksa oktan hocamın daha önce dediği, Hz. İsa nın sesini dinleyebileceğiz ifadesi vardı. buna benzer bir şey mi yaşayacağız.
    bütün bunları taş okuma ilmi sayesinde kazanacağımız ilimle öğreneceğiz inşallah.
  • Şahin Keskiner / 8 Eylül 2014 00:58

    Acil tefekkür edelim..

    Selam olsun tüm K'alperen kardeşlerime..

    Peygamber efendimizin (sav) ayı ikiye bölmesiyle bu bilgilerin bir bağlantısı olabilir mi ?
  • orkun akar / 8 Eylül 2014 00:45

    Simdi isler degisti.

    Selam selam.Sultanım yine bizleri silkelediniz bu nasıl sırlar böyle?Taşlar yerine oturuyor artik.Gökteki şuurlu varliklar ifadesi ve mitoloji dedigimiz söylencelerin cikis noktasi bu seriyle birlikte anlasilmistir artik.88 takim yildiz vardir ve hepsinin mitolojik bir hikayesi var.88 de 16 ya isaret.Kökatamizin kökanamizdan neden ayri yurudugunu hep merak ettim.Öyle ya bu 4 üzleri yanliz buyutmus gokanamiz.Yani ÖK süz buyumusler.Sultanimiz ilk kelimenin OK ÖK oldugunu da soylemisti.Cogunluk peygamber ve evliyaninda ÖK süz olusunun sirrida cikmis oldu.Ök güclu demek.Babasiz olmak gucsuz olmakla ifade edilmis.Bunun hikmetinin ne oldugu Sultanimizda.Dunyaya kadar 10 bin sene yuruduler ifadesi ilginc.Demekki Cebrail as suresi 50 bin yil olan bir surede cikar ayeti olcusunce Adem cenneti dunyamiza 1/5 mesafedeydi.Bilgi disklerininde gokteki kardeslerimizce gonderildigini cikardim ayrica.Ya Rabbi Sultanimiza guc kuvvet ver ilmini arttir bizleride pervaneler kıl.Selametle.
  • Oya Kısır / 8 Eylül 2014 00:31

    Tefekkür 2

    Kulbak Bilge 14'te nefislerde simyalanması gereken madenden bahsediyor Sultanımız...Nefislerde simyalanıp altına dönüşmesi gereken maden(demir,bakır,çinko vesaire madenler gibi)somut olarak belki de bugüne kadar geliştirilen teknoloji ile kanda tespit edilemeyen bir madendir...Böyle bir maden var ise nefsimize olumsuz tesiri olabilir mi?Tıpkı haram lokmaların nefsimizi besleyip ruhumuza zarar vermesi gibi..Diğer olasılık ise soyut ifade ile taşıdığımız cevherimiz ile ilgili olabilir düşündüm..Her iki olasılığın ulaşacağı yol ise sanırım ruhumuzla nurumuza ulaşmamızla ilgili...Var olabileceğini düşündüğüm madeni ya da soyut anlamda cevheri ,altına dönüştürürsek,nefsimizi simyalarsak aradaki perdeler kalkacaktır ve bu maden-cevher böylece ehilleştirilecektir böylece mutmain bir nefse ulasabiliriz diye düşündüm.
    En doğrusunu Allah bilir.
  • münüfe / 8 Eylül 2014 00:10

    bekir öztürk

    bekir kardeşim bir de harflerin kaçkez sıralandığına bak sırayla sonuç32143212131 çıkıyor bu numara çin le alakalı çıkıyo telefon numarası sitede ara başka bişey çıkmıyor. sanırım çıkış noktamız çindeki TURK PİRAMİTLERİ ben bunu buldum
  • noyan 55 / 7 Eylül 2014 23:43

    türk

    Türk olmak meğer Türke taraf olmakmış alimin tarafında olmak
    ne mutlu türküm diyene türkün tarafında olabilene
  • Ertuğrul ORDU / 7 Eylül 2014 23:26

    Kulbak Bilge 14

    Özlemişiz Kulbak Bilge 14 yine bizi kendimizden aldı
  • Selim Turan / 7 Eylül 2014 23:25

    Barış Manço

    Barış Manço'nun 2025 Üçüncü Yolculuk Parçasındaki Yolculuk KIZIL ELMA'ya mı acaba...
  • serkenkamil / 7 Eylül 2014 22:31

    final

    değerli bir araştırmacı yazarımızın da dediği gibi ahir zamanda bu millete güzel bir final yapmak yakışır.kastamonu da tarlada hilaller,abd de deprem vb.yeter ki bu millet asli görevine dönsün.ayrıca turahan askerlerinin casusları nazikçe sorgulamalarına bayıldım.
  • Furkan Aydemir / 7 Eylül 2014 22:26

    dünyayı kurtaran adamın oğlu

    emeği geçen herkes den ALLAH razı olsun dünyayı kurtaran adamın oğlu filmi burada yazılanlarla ilgili olabilir mi ? yani o film dede bir mesaj olabilir mi SELAM KALPERENLERE!!!
  • arif / 7 Eylül 2014 22:22

    ders

    antalyada öksüz ve yetim kaldım kalperenler görüşüyor buluşuyor ders alıp ilim öğreniyor..
    oktan beyi hazır kıta programından beri takip ediyorum, sürekli bilginin dozu artıyor ama bana yetmiyor ben de kalperenlerle görüşmek nasibimce ilim öğrenmek istiyorum .
    oktan bey antalyaya bir el uzatsa olmazmı.
  • Elmas / 7 Eylül 2014 21:13

    Hasret kalmıştık çok beğendim, şimdi oturdu taşlar yerine yine inanılmaz bilgiler verdin Oktan abi.Umarım en kısa zamanda Hun atalarımızın döünüşüne tanık oluruz.
  • biyolog / 7 Eylül 2014 21:12

    kara harp okulu marşı

    Yıldırımlar yaratan bir ırkın ahfadıyız,
    Tufanları gösteren, tarihlerin yâdıyız,
    Kanla, irfanla kurduk biz bu Cumhuriyeti,
    Cehennemler kudursa, ölmez nigâhbanıyız.

    Yaşa varol Harbiye, yıkılmaz satvetinle
    Göklerden gelen bir ses sana ne diyor, dinle:
    Türk vatanı üstünde sönmez güneşsin sen,
    Kartal yuvalarında, hürdür millet seninle.

    Yüz senedir Harbiye bu orduya şan verir,
    Çıkardığı dehalar semalara yükselir,
    Baştan başa tarihtir mektebin her zerresi,
    Sarsılmayan azminle çelik kalalar erir.

    Şahikalar üstünde meydan okur bu erler,
    Yaklaşacak düşmana mezar olur bu yerler,
    Bağlayamaz bir kuvvet bu kasırga milleti,
    Tarihlere sorun ki bize “Ölmez Türk” derler.
  • biyolog / 7 Eylül 2014 21:10

    hava harp okulu marşı

    YOLUMUZDA OLSA DA DAĞLAR KALIN BİR PERDE
    PERVASIZ BİR KARTALIZ BU HUDUTSUZ GÖKLERDE
    GÖNLÜMÜZDE TAŞTIKÇA BİZİ ÇOŞTURAN BU HIZ
    SEMADA OLACAĞIZ IŞIK SAÇAN BİR YILDIZ

    KALBİMİZDE KORKU YOK ÇELİKTEN KANADIMIZ
    TAYFUNLARDAN YILMAYAN HAVA HARP OKULUYUZ

    BU MASMAVİ SARAYDIR MESKENİMİZ YERİMİZ
    ÖLÜME BİN ŞEKİLDE ALIŞTI GÖZLERİMİZ
    HIZINI BİZDEN ALIR KUŞLAR VE FIRTINALAR
    GEÇTİĞİMİZ HER YOLDA BİZE ŞİMŞEK OLUR YAR

    KALBİMİZDE KORKU YOK ÇELİKTEN KANADIMIZ
    TAYFUNLARDAN YILMAYAN HAVA HARP OKULUYUZ

    KAYGUSUZ KALSIN DİYE DÜŞMANDAN VATANIMIZ
    YEMİN ETTİK GÖKLERDE AKACAKTIR KANIMIZ
    BİR TÜRK OĞLU TÜRK OLAN BÖYLE ÖLÜR NAM SALAR
    ÜZÜLMEYİN BU YOLDA KURBAN VEREN ANALAR

    KALBİMİZDE KORKU YOK ÇELİKTEN KANADIMIZ
    TAYFUNLARDAN YILMAYAN HAVA HARP OKULUYUZ
  • ateş / 7 Eylül 2014 21:06

    K(AYA)ların Oğlu!

    Sayfa 161' e dikkat edin. Küre gemideki tüm bilgiler Ay'a taşındı derken kelime oyunu yapmış Sultanımız. Kürenin K'si büyük ve alt satırda parantez içinde AYA yazıyor. Yani durum şu K(AYA)! Kayaların oğlu sırrı! Demek 2023 de Sırlar Ay'daki ATAlarımızla birlikte dünyaya inecek ve hakimiyet başlayacak! Ne diyor bilgiler için: 'Ne zaman meydana çıksa Türk milleti şaha kalkar!' ve Ay'daydı son sırları!
  • ateş / 7 Eylül 2014 21:05

    Ay'ın sırları- 2

    Yine 161'deki bilgilere göre, bizim bildiğimiz ismi ile Adem atamız ve eşi yeryüzüne indiğinde, Hun Ata ve ona uyanlar hâlâ Ay'dalar. Hun Ata daha sonra inip, anne-babası ve kardeşleriyle buluşuyor. Hun'un Ay'dan ayrılmasını fırsat bilen şeytan ve ordusu Ay'a saldırıp, yakıp yıkıyor ve Ay kızıla dönüyor. Bu saldırı esnasında Ay'ın yaşamaya müsait olan atmosferi de zarar görmüş ve şimdiki halini almış olmalı. Orada bulunanların akibetinin bilinmediğini söylüyor Sultanımız ama, muhtemelen yer altına gizlenerek hayatta kalmayı başardılar ve ellerindeki sırları muhafaza ettiler. Ve şimdi tekrar yeryüzüne gelecekleri zamanı bekliyorlar. Nerede mi? Ay'ın karanlık yüzünde!!! Ne demişti sultanımız? 'Ay'ın karanlık yüzünde daha ne sırlar var!'
  • ateş / 7 Eylül 2014 20:58

    Ay'ın sırrı...

    Sayfa 154'teki Ay resmine bakın, sanki üzerinden bir kılıf sıyrılıyormuş ta, altında dünyaya benzer kara parçaları ve deniz varmış gibi...161'de verilen bilgiye göre Ay'ın evvelce yeşil olması da, üzerinde daha önce hayat olması olasılığını arttırıyor.
  • GULAM ÖMER / 7 Eylül 2014 20:26

    APOLLO 20 GÖREVİNDE AY'DA ELE GEÇİRİLEN BİR BEDEN.OKTAN ABİNİN YAZDIKLARINI OKUYUNCA AKLIMA İLK BU VİDEO GELDİ.KADIN TÜRKLERE BENZİYOR YAZILAR KIYAFETLER.
    http://www.youtube.com/watch?v=pAPeydsL3wo

    http://www.youtube.com/watch?v=sNIsQgU2KoY

    AYDA GÖRÜNTÜLELEN TERKEDİLMİŞ BİNALAR

    http://www.youtube.com/watch?v=9vv41yHto4U
  • ateş / 7 Eylül 2014 20:25

    Kayaların Oğlu!

    Selam olsun tüm aileye,
    Sayfa 161' e dikkat edin. Küre gemideki tüm bilgiler Ay'a taşındı derken kelime oyunu yapmış Sultanımız. Kürenin K'si büyük ve alt satırda parantez içinde AYA yazıyor. Yani durum şu K(AYA)! Kayaların oğlu sırrı! Demek 2023 de Sırlar Ay'daki ATAlarımızla birlikte dünyaya inecek ve hakimiyet başlayacak! Ne diyor bilgiler için: 'Ne zaman meydana çıksa Türk milleti şaha kalkar!' ve Ay'daydı son sırları! Tefekküre devam...
  • kara mehmet / 7 Eylül 2014 19:53

    9 gezegen

    dikkatimi çeken şey thor filmini izleyenler bilir kendi yaşadıkları yer hariç 9 diyar daha vardır haniii, kafir bile biliyo oktan abimin anlattıklarından sonra apaçık ortada tesadüfü imkansız kılıyo çünkü,bizse oktan abim demese bilmeyecektik bile,
  • Oya Kısır / 7 Eylül 2014 19:42

    Farklı

    Öncelikle Sultanımıza selamlar,ellerinden öperim.
    Dün haber aldıktan sonra okumaya başladım okudum,okumaya devam ediyorum.
    Kulbak Bilge 14 diğer Kulbaklardan çok çok farklı..
    Büyük harflere yaklaşımımız aynı olmuş Bekir abi. Bu konuda tefekküre devam ...
    Kulbak Bilge 87. sayfada Adem As'ın,Arz'ın bütününden yaratıldığı,bu bütünün daha sonra gezegenlere ve yıldızlara ayrıldığı,her gezegen ve yıldızda Adem As'ın DNA'sının olduğundan bahsediyordu İlhami Abi.Yani ''kainatta ne varsa insanda o var''ın sırrının aslı ortaya çıkıyor:'' İnsanda ve varsa kainatta o var'' sırrı...Her gezegen ve yıldızda Adem As'ın DNA'sı ve mührünün varoluş sırrı
    Yine 87.sayfada,Hz.Adem'in dünyaya inerken bazı gezegenlerde ve yıldızlarda mola verdiği ve son olarak dünyaya indiği,Hz.Adem ve eşinin hangi gezegenlerde mola verdilerse insanlığın tekrar oralara gidip atalarının izini göreceği bilgisi veriliyor.
    87.sayfada anlatılan ve yaşanan bu zaman dilimi,Kulbak Bilge 14 teki ''O yerlerin çağı'' na denk düşüyor..Dünya çağına değil.
    9 yer gezegen sonra Ata cennetinde rahime düşen 4düz çocuğu doğurdu Kök Ata'nın eşi..
    4 düzler dünya çağında değil ''O yerlerin çağında'' doğuyorlar.
    Dolayısıyla lk türeyiş dünya dışında oluyor.
    Hun yani Alim dünya dışında doğuyor.Hun'un haricinde 4düz kardeşlerden başka yıldızlara giden ve geri dönüşü beklenen iki kayıp kardeş var,bir kardeş ise eceliyle ayda ölüyor.
    Ant'ta öğrendiğimiz ilk çocuk yani Alim(Hun) anne rahmine cennette düşmüştü,ikinci çocuk yani Zalim anne rahmine dünyada geliyor..ilk insanın ilk hamileliği olarak öğrendik Ant'tan...İlk çocuk Allah'ın hikmetiyle 9 aylık ,ikinci çocuk 7 aylık olduğunda doğuyor...Biri cennet kokusu öbürü dünya tortusu..
    Ant'tan öğrendiğimiz anne karnındaki ikizlerin kendi karınlarında taşıdığı ikizler konusu var.
    Zahire göre biraz kafam karıştı.Batınen başka anlamı mı var?Fikri olanlardan fikirlerini istirham ediyorum.
    Yeryüzünde kanı ilk dökülen Alim... Hun'un kelime anlamı ''kan''...
    Sayfa 155-156 ''...Bin yıl eğlendi.Türediler....Tengri elçilerine uyarlardı...''..Burada bahsi geçen Tengri Elçileri kimler...?
    lk insan ve ilk peygamberin Hz.Adem olduğunu düşünecek olursak.İkinci peygamber kendisine suhuf verilen 4 peygamberden ikincisi Hz.Adem'in oğlu Hz.Şiit A.s...Burada da fikri olanlardan fikirlerini istirham ediyorum..
    Aranan taşların turkuaz yeşim renginde olan Ya Da taşları olduğunu düşünüyorum.
    Demirciye dikkat!!
    ''Ergenekon'' ''Güneş''
    Zahiren gördüklerim şimdilik yazdıklarımdan ibaret...Zahiri değil batıni manasını idrak etmemiz için Sultanımızın sohbetine ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum..
    Selam...
    Ya Selam...
  • Bekir ÖZTÜRK / 7 Eylül 2014 18:02

    DİJİTAL ÖTESİ TAŞLAR

    DİJİTAL (KRİSTAL) ÖTESİ TAŞLAR; Süpermen in geldiği gezegen ve dünyadaki gizli evinin, KARARGAH olarak kullandığı buzumsu TURKUAZ renkli evi ile 158, sayfadaki kristal çizimler aynı değilmi?
  • murat kutlu / 7 Eylül 2014 17:56

    yerde yapılacak işlere talibiz...
  • Bekir ÖZTÜRK / 7 Eylül 2014 17:54

    ÇELİK MİĞFER

    Çelik miğfer ve çelik elbiseler bize neyi hatırlatıyor.
    1/ Süpermen çelik adam, yenilmez adam
    2/ Transformars filmindeki robotlar, optimus pıraym.
    3/ Terminatör filminde gelecekten başka boyuttan gelen robotlar. Melami taraf, HAK TARAFTAN gelen olduğu gibi, şer taraftan gelip HAKKIN HAKİMİYETİNE Tuzak kuranlar var. Lakin "TUZAK KURANLARIN EN HAYIRLISI ALLAH C.C. TIR."
    Bu şunu gösteriyor. batılılar bir şeyleri biliyor. Lakin ya çözemiyorlar. Ya da şerrin kontrolünde çalışıyorlar.
  • yasin murat / 7 Eylül 2014 17:48

    TURKuaz

    Benim ilk ilgimi çeken; Türk'ün Yasak Kitabı'na baştan sonra turkuaz veya mavi-yeşil diyebileceğimiz bir renk hakim. Gerek figürler, gerek yazıların çevresindeki çizgiler bu renkte. Şöyle diyor: "Onlar gök çelik miğferliydiler. Kanatlı Gökbörüleri vardı. Çelik toynaklıydı atları. Ay'daydı son sırları." Burda Ay'ın karanlık yüzüyle ilgili birkaç habere bakınca, astronomların yaptıkları deneylerde Ay'ın karanlık yüzünün mavi-yeşil, turkuaz renkte olduğunu bulduklarına rastladım: http://www.theguardian.com/.../dark-side-moon-turquoise... .
    Bir de normal atın bildiğim kadarıyla tek toynağı olur; resimde çift toynaklı bir at var; normal bir at değil demekki.
    En son sayfadaki adam sorgulama kısmında ise: Sorgulayan askerin rütbesinin omuzunda olması ve üç adet işaret olması, bir yüzbaşı veya albay kıdeminde bir askerin sorgulama işlemini yapabileceğini uyandırdı bende. Demekki sorgulamayı yapabilmek için belli bir kıdemde olmak gerekiyor olabilir. Ve bu askerin kemerindeki "4Y" işaretindeki 4 karakteri, yukarıdaki "Türk'ün Yasak Kitabı" yazısındaki A harfleri ile desen olarak benziyor. Kemerde "AY" yazıyor olabilir...
  • Bekir ÖZTÜRK / 7 Eylül 2014 17:47

    YEŞİL AY

    YEŞİL AY zümrüt rengi, HIZIR A.S. rengi, Çizgi roman kahramanı Hulk un rengi. Hulk neden kızgın?
  • Bekir ÖZTÜRK / 7 Eylül 2014 17:45

    2014 yılının 254, günü 11 EYLÜL DİKKAT!

    O K D A H E H S T M G B H O O A G E G K T A A 23. ADET Harf var. Sayısal değeri 254 / 2+5+4 = 11 dir
    2014 yılının 254. günü 11 eylüle denk geliyor. sayıların toplam değeride 11 sayısına denk. Şeytaniler, yine 11/09/2014 Perşembe günü yine acaba bir şeylermi planlıyorlar? yada HAK yolunda bir şeyler acığamı çıkaçak?
  • onur öner / 7 Eylül 2014 17:17

    yeşil ay / kırmızı ay

    Osmanlı döneminde, Resulullah'ın (SAV) siyah sancağı zarar görmesin diye koruma altına alınmıştı. Sonrasında bunun yerine 3 hilalli yeşil sancak dikilir ki bu Türkler'in, müslümanların liderliğinin sembolüdür. Bir de kırmızı sancak vardır, Oğuz Kağan'dan gelen bu da Türkler'in liderliğinin sembolüdür.
  • BEKİR ÖZTÜRK / 7 Eylül 2014 15:16

    DİKİLİ TAŞLAR

    Dikili taşlar şeytan ve uşaklarının sembolü, şeytan taşlanırken hacda atılan taşlar bir prizma gibi olan dikili taşlara atılır.
    Kızılay yaralılara bakan kurum yaralı şerle savaşırken oluyor.
    yeşil ay şer işlerin başı olan uyuşturucu ve alkaolle alakalı terpilerle uğraşan kurum bu semboller boşuna yapılmadığı anlaşılıyoor. bir ay aklı diğeri bedeni koruyan kurumlara sembol olmuş
    Aya, ay dede denilmeside eski türklerde dede; bilge gün görmüş adam demek olduğundan olmasın sakın!
  • BEKİR ÖZTÜRK / 7 Eylül 2014 14:56

    23. SURE MU'MINUN SURESİ

    "Onlardır ki, firdevse vâris olurlar, onlar orada ebedî olarak kalıcılardır." MUMİNUN SURESİ 11. AYET
    "Andolsun ki, Nuh'u kavmine gönderdik de dedi ki: Ey kavmim!. Allah'a ibadet edin, sizin için ondan başka bir ilâh yoktur. Artık sakınmada bulunmaz mısınız?."MUMİNUN SURESİ 23. AYET
  • BEKİR ÖZTÜRK / 7 Eylül 2014 14:54

    11,sure HUD SURESİ 23. ayet

    " Sabr edenler ve salih amellerde bulunanlar ise müstesna. İşte onlar var ya, onlar için mağfiret ve pek büyük bir mükâfat vardır." HUD SURESİ 11. AYET
    "İmân edenler, ve salih salih amellerde bulunanlar ve Rab I eri ne tam bir itaat ve tevazu ile boyun eğenler -yok mu- işte şüphesiz ki onlar cennet ehlidirler, onlar orada ebediyen kalıcıdırlar.HUD SURESİ 23. AYET
  • Turan Kagan / 7 Eylül 2014 14:53

    Avustralyadan dua ile ...

    Allah razi olsun kitap formatinda piyasaya cikar insallah...
  • BEKİR ÖZTÜRK / 7 Eylül 2014 14:50

    büyük harfler2

    Büyük harfler toplam 23 adet sayısal olarak toplam değeri 245 dir 2+4+5=11 Bu rakamlardan bir şey çıkarmalımıyız. yorum ve tefekkürlerimize birde bu acıdan bakabilirmiyiz?
  • BEKİR ÖZTÜRK / 7 Eylül 2014 14:41

    BÜYÜK HARFLER

    O K D A H E H S T M G B H O O A G E G K T A A 23. ADET NEYE TEKAMÜL EDER Melih, Orkun, Behçet abi sizin yorum ve tefekkürlerinizi bekliyorum. Kuran 23 yılda tamamlandı. 23. kategorimi 1923 ülkenin kurulması ile ATAM la beraber şeytanilerin yıkımının başlangıçımı?
  • BEKİR ÖZTÜRK / 7 Eylül 2014 14:36

    TÜM BİLİNENLERİ UNUTUN YENİ BİR ÇAĞ BAŞLIYOR.

    Öncelikle selamlar. Hayır dualarım SULTANIM VE KALPERENLERLE OLSUN.
    KONULARIN BAŞINDAKİ HARFLERİN BÜYÜK OLMASI BİZE AYRI BİR TEFEKKÜR KAPISI AÇMALI. BÜYÜK harflerle yazılan cümlelerin B harfine geleni tefavuk ben kendi ismime yordum işin en güzel yanı madenlerle ilgili olması ki buda şahsımın özel ilgi alanı.
    HUN, tersten NUH diye okunur ki asıl tufan sanki göklerde kopmuş gibi.
    Mars şeytanilerce savaş tanrısıé Kulbak bilge nin anlatı ile bu gezegen HUN Gezegeni Şeytanla savaşan HAK taraftarı büyük savaşçı veli atam HUN ADINA adlandırılmış gezegen oysa.
    Eski kadim kültürleredeki uzay ve gelişmişlikle alakalı anlatı rivayetler çağlar öncesindeki bu rivayaetlerin geleceğe taşınması için yapılmış birer ip uçları
    Definecilerin define işareti sandığı bir çok sembol de bu ilk savaşın HAK batıl mücadelesinin izleri olduğu aşikar
    OK-UZ OĞUZ KAĞAN yani ZÜLKARNEYN A.S. zamandaki yolculuklarla yeni nesillerin türemesi ergenekondaki elleri ayakları olmayan atamızında kadim Türk bilgisi ile zaman yolculuğu ile soyunun artığının göstergesidir. Ayrıca GÖK TÜRK göklerden gelen TÜRK VE torunlarına tüm dünyanın her döneminde tebelleş olmaları haçlı seferleri falan tüm insanlık şeytana uşak olmuş tek HAK yol yolcusu TÜRKLERİ yok etmek tek gayeleri olmuş yapılan saldırılar açıkça gösteriyor. Yeşil ay, kızıl ay, harbiye marşı, atamızın "istikbal göklerdedir" söz gibi şarkılara, türkülere, işiirlere, masallara, efsanelere sırlanmış iz ve işaretleri takip etmeliyiz bir çok sır sembolleştirilerek saklandığı çok açık.
    simge ve işaret ilmi harflarden iz işaret ve kelime çıkarmak bizim için çok önemli
    Her bir KALPERENE ayrı ayrı görevler düşerken çok düşünüp çok tefekkür ederek SULTANIMIZIN emeklerini zayi etmemeliyiz. ALLAH C.C. SULTANIMIZI başımızdan eksik etmesin.
    eski zamanlardaki efsaneleri tekrar yeniden okumalıyız bu bilgiler ışığında çünkü asla eskileri masalları değil gerçeklerin sırlandığı bulmacalar gibi.
    9 lara karşı İnşALLAH 16 lar hazır ve nazır.
    Yeni madenler yeni teknolojiler İnşALLAH bizlerin çabaları ile meydana çıkaçaktır. Son dönemde tüm film ve dizilerde GELECEK zamanla bu güne yapılan bağlantılı filmler bizi yada tüm insanlığı bir şeye hazırlıyor.
    İşte bizde tam donanımlı olarak buna hazır olmalıyız.
    saygılarımla...
    DUALARIM SULTANIMA, ERENLERE, KALPERENLERE.
    EREN= SIRRI BULAN, SIRRA, GERÇEĞE EREN, ULAŞAN
    bozTÜRK
    GÖK BÖRÜ ATAMLA GELEN YARDIMCILARMIŞ TÜM SEMBOLLERİMİZ BİR ŞEYLERİ BİZE ANLATAN KODLARMIŞ MEĞER.
  • Mümin AKIL / 7 Eylül 2014 14:16

    Kızıl gemi niburu mu?

    Kızıl gemi resmine baktıkça aklıma marduk veya niburu denen gezegen geliyor. Bu konuyla ilgili bir çok efsane var. Adı ilk kez 1800 lü yılların sonuydu sanırım Irak'ta ki kazılarda bulunan yaklaşık 20.000 taş tablette rastlanmıştı ve o tarihten beri bulunmaya çalışılıyor. Çünkü taş tablet çevirisinde bu gezegenin dünyaya çarpıp bizi yok edeceği söyleniyordu.

    Tabi tespitim doğruysa Kıymetli Oktan Bilgem sayesinde şeytanın bu planınıda öğrenmiş olduk. Çünkü niburu denilen kızıl gemi yeri tespit edildiğinde dünyaya yaklaşamadan yok edilmek isteniyor. Allah düşmanlarımıza fırsat vermesin.

    Beni yine sıkıntı bastı. Sanki şeytan bizden bir adım önde gibi ve bu durum beni çileden çıkarıyor.
  • ty@istanbul / 7 Eylül 2014 13:16

    !!!..

    Hadi buyurun bakalım,şaşkınlık derecemiz her seferinde daha da artıyor,Oktan Ustamız yine bizleri allak bullak etti,Allah bilgisini daha da arttırsın..Naçizane düşüncemdir,bütün bu savaşlar ve küreselcilerin bitmek bilmeyen şeytani hırsı sadece bu gezegene hükmetmek için olamaz zaten (uğraşsınlar bakalım).Doğruyu Allah bilir,tüm 16* ailesine selamlar,saygılar..






ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

En Çok Okunanlar