Kulbak Bilge-12

Kulbak Bilge-12

Kulbak Bilge-12. Bölüm


18 Nisan 2014 20:40
font boyutu küçülsün büyüsün


                             KULBAK BİLGE  11. BÖLÜM

Kulbak Bilge 1. Bölüm: http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=2936

Kulbak Bilge 2. Bölüm: http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=2945

Kulbak Bilge 3. Bölüm: http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=2950

Kulbak Bilge 4. Bölüm: http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=2954

Kulbak Bilge 5.Bölüm:  http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=2978     

Kulbak Bilge 6. Bölüm:  http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=2983

Kulbak Bilge 7.  Bölüm: http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=2995

Kulbak Bilge 8. Bölüm: http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=3013

 Kulbak Bilge 9. Bölüm: http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=3045

 Kulbak Bilge 10. Bölüm:  http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=3090

 Kulbak Bilge 11. Bölüm:http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=3130

Kulbak Bilge-12.Bölüm

 Diğer Format: http://medya.onaltiyildiz.com/kulbakbilge-b12/#/0

 

  

 

 

 

 

   

 

   

 

 

 

 

 

 

 

Yazı ve resimleri büyütmek için:

 http://medya.onaltiyildiz.com/kulbakbilge-b12/#/0








Bu haber 76,702 defa okundu.





Yorum ekleYorum ekle


Yorumlar (115)
  • İsmail AKTAN / 21 Ağustos 2017 15:29

    Dalgalar

    126. sayfada iğnenin deliğe kadar olan kısmında kare dalgalar varken,iğne deliğinin hizasında inişli çıkışlı başka tür bir dalga var hikmeti ne acep?Ayrıca bu dalga ilk bakışta cami siluetine benziyor.
  • Mustafa Alp GÖKTÜRK / 9 Aralık 2014 22:41

    Holywood sihirbaz değneği ve kanatlı drago

    ilk resme konu şeytanileri ağaçları muhtemelen bu videodaki (4:30 dakikadaki) ağaç. http://www.youtube.com/watch?v=JDLtt24ZzYY

    Son resimdeki kanatlı şeytan ise muhtemelen bu videodaki (07:40) kanatlı drago. http://www.youtube.com/watch?v=9U_kRvCIj5s
  • Ahmet GÜNDOĞDU / 9 Kasım 2014 09:15

    Yaradana Şükür Ediyoruz Her An..

    Tefekkür deryasında öyle sulardan yudumladık,öyle şeyler nasiplendik ki Oktan atamızın izindeki Kalp'erenler olarak hayatımızın manası ve halet-i ruhiyesi değişti elhemdülillah.. Oktan ağabeye saygılar,kucak dolusu sevgiler ~ Sultanımızın izinde,Kur'an ahlâkını nasipleniyor,milletimizin şanlı tarihini sinemize işliyor ve en önemlisi ise ilim ışığında irfan sahibi olmak için çalışmamız gerektiğini her daim idrak ediyoruz,Oktan ağabey,Namık Kemal Zeybek atam ve rahmetli Hacı Ahmet Kayhan dedem ile hatırıma geldikçe tanışamamış olsam da manen hasbihal eder şekilde buluyorum kendimi,ilim dergâhınıza talip aciz kullar olarak her daim duacınız ~
  • cihat / 19 Ekim 2014 08:41

    marki yorumcu isminde tuhaf

    gerçekler rahatsız etmişe benziyor,kuran en yüce kitap Allah buyururki şeytan sizi allahla aldatmasın,lanetli ağaç solunum sistemiyse bağırsaklarda e 5 karayolumu?
  • Marki / 26 Eylül 2014 20:20

    Yok artık

    İnsanları akılcılıktan uzaklaştırıyorsun. Bu kadar cehalet çok fazla. Bunların tümü hayal dünyası, zann dünyası. Allah biz insana insan merkezli bir kurgu vermiştir. İblis dediğin şey psikanlizde dahi yeri olan birincil süreç düşüncesidir. Bu ilk ham fikir dışarıdan bilinç dışı olarak gelişir ve insanı baskı altına alır. Bunun oluşturduğu fikir ve takipçileri ise şeytandır. Bu toplumsallaştığı an kur'an buna tağut der. Sen resmen masal anlatıyorsun. Ha lafonten ha sen. Allah insanları bu kadar saçma çözülemeceyek mantık dışı olaylara sürüklemiyor. Biz size bir akıl verdik iyi ve kötüyü birbirinden ayırın diyor ancak siz ruh hastaları yaratmaya çalışıyorsunuz. Lanetlenmiş ağaç ise insanın solunum sistemidir. Siz inanılmaz cahil bir insansınız. Arkadaşlar bu adamı bırakın sakın okumayın fena halde uçmuş. Alın size hakikatlerin akla işlerlik kazandırılarak ve Kur'an bir bütün olarak ele alınarak irdelendiği bir site; www.kurandini.net

  • Ayhan Akcihan / 26 Mayıs 2014 00:10

    Paralel evren / Zaman yolculuğu

    18.000 Alem varsa bunlar birbirisine paralelde olabilir
    ÖNERMESİ , doğruymuş gibi görülebilir.
    Paralel Evren de kalmak... !!!
    18.000 Alem in her biri Evren mi..??
    Yoksa hepsi aynı Evren de mi.?
    Bendeniz nacizane nin Kur'an dan anladığı Evren
    1 tane dir...
    Zamanda yolculuk mevzusu da Kur'an da ASLA yer bulmaz.
    TAMAMIYLA SEKÜLER BİR TEORİDİR...
  • ahmet ilter / 17 Mayıs 2014 04:59

    13. bölüm

    yav gözümüz süğdü bekleye bekleye..13 sayısı uğursuz filan değildir de..yani
  • ahmet ilter / 10 Mayıs 2014 03:04

    kentsel dönüşüm

    sevgili mçşah o sesler kentsel dönüşüm ..belediye vs inşaatları işbilir müteahhitlerin gece izinli yaptıgı faaliyetlerin ugultusu..bir vakit ben de öyle sanmışidim..bir çok şehir için de geçerli...kulbak bilgenin yeni bölümünü bu cuma beklemedik degil...
  • MÇŞah / 5 Mayıs 2014 19:49

    manyetik alan

    Akşamları hava karardığı anda kulaklarımda garip bir uğultu sesi duyuyorum manyetik alanla ilgili bir konumudur yoksa farklı bir frekansmıdır tam olarak anlayamadım sanki bir makina açılmış gibi ? Ancak rahatsız edici ve güneş doğuncaya kadar devam ediyor sanki
  • BOZKURT / 4 Mayıs 2014 12:00

    DERUNİ DEVLET

    OKTAN ABİ TÜRK DERUNİ DEVLETİNİN SON 300 YILDA YAPTIĞI OPERASYONLARIN EN AZINDAN BİR KAÇ TANESİNİ A ÇIKLARSANIZ ÇOK SEVİNİRİM.BU KONUYU ÇOK MERAK EDİYORUM
  • macikgoz / 3 Mayıs 2014 22:18

    ağaçlarla ilgili her yer

    ağaçlarla ilgili nickelodeon da legent of korra da incelenmeli burada ruh kapıları ve iyi kötü kapışması 2. sezonda ağaçların ruh dünyalarına geçiş kapısı olduğu anlatılıyor iki dünya olduğu birinde normal yaşam diğerinde ruhlar olduğu anlatılıyor. ruhlar farklı şekillerde ve insanlardan önce sadece ruh dünyası olduğu iyi ve kötünün iki ruh olduğu herşey dengedeyken insanın iyi ve kötüye maledilip kaosun dünyaya hakim olduğu anlatılıyor. ilk dizi çocuklar içindi fakat ikinci dizi yani avatar korra tamamen şifreler içeriyor. hatta gezegen hizalanmasından bile bahsediliyor.
  • murat gülşan / 25 Nisan 2014 22:52

    ali mushafı

    Hz. Ali'nin Kaybolan Mushafı Hz. Ali'ın mushafı, İslam tarihinde Kur'an ve Kur’an ilimlerini ihtiva eden ilk kitap oluşu hasebiyle büyük öneme sahiptir. Gerçi Hz. Ali'nşb bu değerli mushafı maalesef bizim elimizde değildir, ancak böyle bir eserin var olduğunu tarihçiler, hadisçiler ve tefsirciler kaydetmişler, ayrıca İmam'ın kendisi ve diğer Ehl-i Beyt İmamları da belirtmişlerdir. Birçok yazarlar böyle bir kitabın varlığından ve bazı özelliklerinden söz etmişlerdir. Bu kitap hakkında nakledilen sözler, gerçi teferruatta bir miktar farklı da olsalar, genel itibarla hepsi aynı şeyi söylüyorlar. Bu kitap hakkında ortak görüş şudur: Peygamber'in vefatından sonra Hz. Ali, Kur'an'ı toplamadıkça sırtına aba almayacağına ve başka hiçbir işle uğraşmayacağına dair yemin etti. Kur'an'ı yazdıktan sonra onu alıp Mescid'ün-Nebi'ye getirdi, zamanın hakimlerine ve halka sundu ve buyurdu ki: "Bu Kur'an'dır. Peygamber'in vefatından sonra ben onu toplamakla meşgul oldum ve şimdi onu size getirdim." Cevap olarak; "Bizim ona ihtiyacımız yoktur!" denildi. O da onu kaldırıp eve geri götürdü. Onun yazdığı Kur'an, ayetlerin nassını, tevil ve tefsirini kapsıyordu. O Kur'an'da surelerin tertibi, nüzul sırasına göre idi. Bugün elde olan Kur'an dizilişinde değildi. Aslında gerçek manada hadis kitabı da bu mushafın içinde saklıydı: "Peygambere vahiy geldiğinde, o ayetlerin tefsirini de yapar Hz. Ali bunları da not alırmış. Yani Hz. Ali mushafında Peygamberin ayetlerden çıkardığı sonuçları ayetlerin yanına ve sayfaların kenarına parentez içine alarak belirmiştir. İşte bu mushafın kaybolması bu yönteminde kaybolması manasına da gelmiştir. " Buharide geçen bir hadise göre "sabah akşam ayetel kursi okursan korunursun." Elbet korunursun ama o ayetin senden istediklerini ilmin ölçüsünde değerlendirip tatbik edersen daha da çok korunursun hem ilahi pek çok lütfu cezb edersin. Bakara Suresinin 255. Ayetini bir inceleyelim anlamından çıkardığımız sonuçları defterimize not edelim : O Allah’tan başka ibadet edilmeye layık yaratıcı yoktur. O bütün kemal sıfatların, kusursuz bir hayatın ve sonsuz kudretin tek sahibi olarak hiçbir şeye muhtaç olmayandır. O’nu ne bir uyuklama, ne de bir uyku tutar. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. O’nun izni olmaksızın katında kim şefaat edebilir? O adalet terazisini indirir kaldırır, gündüz olmadan gece yapılan ameller, gece olmadan gündüz yapılan ameller O’na ulaşır. Yarattığı varlıkların önlerinde ve arkalarında olan her şeyi bilir. O’nun ilminden habersiz yere ne bir yaprak düşer, ne bir zerre hareket eder. Hem O kalplerden geçen bütün düşünceleri bilir fakat hiç kimse kalplerinden geçen bu düşünceleri bilemez. Hem O kalbin bu düşünceler hakkında muttali olamadığı şeyleri bile bilir. O’nun kürsüsü gökleri ve yeri kuşatmıştır. Üstelik bunları korumakta asla O’na ağır gelmez. O’nun sonsuz yüceliğinin, büyüklüğünün ve azametinin anlaşılması mümkün değildir. Bu ayetlerden anladığım kadarıyla kendime çıkardığım yaşam reçetesi: - Allah’tan başka ibadet edilmeye layık yaratıcı olmadığına göre nefse ve mahlukata karşı hiçbir şekilde kulluk yapılmamalı. - - Yeryüzünün ve gökyüzünün mülkü Allah’a ait olduğuna göre ne insan soyundan ne cin soyundan ne de meleklerden himmet, yardım, aracılık ve şefaat istenmemeli. Cehennemde de yansan Allah'a şirk koşulmamalı. - İnsanın, kalbinden gizlediğini bilen sadece Allah olduğuna göre (melekler dahi kalpten geçeni bilmez) günahlarını sadece Allah’a itiraf etmeli sadece ondan bağışlanma dilenmeli sadece ona halini arz etmeli. - Ve bütün yaşamın kaderini kudret elinde tutan Allah olduğuna göre her şeyi yaratacak kudrette olduğuna tam manasıyla iman edilmeli. Allah’a sui zan edilmemeli.(ACABA KAYIP MUSHAF LATİF BABADAMI?)(DOĞRUSUNU ALLAH BİLİR)...
    Kaynak: http://www.estanbul.com/hz-alinin-kaybolan-mushafi-258018.html#.U1q7DFdpdAp
  • mehmet yalçınkaya / 25 Nisan 2014 16:59

    126.sayfa

    cem civan kardeşim Allah senden razı olsun. evet dediğim gibi galata kulesinde sayı ve harfler gizli. ilk bakışta pencere vs gibi görünüyor ama öyle değil. elimde gerekli mühimmat araç,gereç yok olan arkadaşlar lütfen 126.sayfadaki galata kulesine çook dikkatli baksın zoom yaparak. cem kardeşim o saat benimde dikkatimi çekti ama bi anlam veremedim... saygılar sevgiler tüm aileye...
  • MERAKLI VATANDAŞ / 25 Nisan 2014 16:51

    125 BÖLÜMDE ALİ MUSHAFI YAZLIMIŞ KONU HAK BİLGİ VERİLSE İYİ OLACAK .ÖYLE BİR MUSHAF İLK DEFA DUYDUM
  • Tamer ATASOY / 25 Nisan 2014 16:51

    "İp - Deve" meselesine bir yorum.

    İlgili resimden anlaşılıyor ki; iğne deliğinden 2 türlü geçiş yapılabiliyor. Birisi, tüm olayların içindeki tüm objeler ile birlikte geçişi ki bu zamanda kayma demektir. Diğeri de sadece objelerin geçişi. Birinci geçiş türünde zaman içindekilerle birlikte bir ip olup geçiyor. Diğerinde sadece geçen bir obje. Asıl tehlikeli geçiş DEVE'nin bir şekilde anahtar görevi görmesi ile tüm zamanın kaydırılması olabilir.
  • Ahmed Fatih / 25 Nisan 2014 03:22

    Melekler Ağlarken

    Tüm seriyi okumuştum; Kulbak Bilge serisiyle nasiplendiğimizden bu tarafa yeni anahtarlarımız oldu...bu bilgilerle tekrar seriyi okumam gerekiyor...özellikle Melekler Ağlarken kitabı kapağı, tam yerine oturmuş oldu...üçüncü kitap epeydir piyasada yok...inşallah yeni baskısı çıkar...
  • Nihal Kaya / 25 Nisan 2014 00:26

    cennetteki yasaklanan ağaçla bu dünyadaki şeytani , yasak ağaç aynı ise acaba şeytan bazı kelimelri fısıldayarak ve adem a.s. tekrar ettirerek o ağaçtan zaman yolculuğuyla bu dünyaya düşmesine mi sebep oldu..Bilmiyorum kafam çok karışık, günlerdir ağaçları düşünüyorum..
  • cem civan / 24 Nisan 2014 23:17

    galata kulesi

    Mehmet yalcinkaya isimli kalperenin yorumunda bahsettigi 126.resimdeki galata kulesinin pencerelerinde eger varsa ben bir cikarim yaptim lakin resmin butunuyle bir baginti kuramadim. Muhakkak ki resmin kompozisyonunda bir seyler anlatiliyor.

    Misal ekseriyetle hem Oktan Hocamin kitap ve yazilarinda hem Erol Beyin yazilarinda bir sahilden bahsedildiginde hep Uskudar sahilinde olaylar, sohbetler, feyizler gerceklesiyor. Vapurun Uskudar vapuru olmasi olagan olurdu. Lakin vapur Kadikoy vapuru. Gerci vapurun ismi de kadikoy olabilir ama bu genel olarak bugune kadar ki anlatimlarin ruhuyla uyusmayan bi detay olurdu. Buradan da genel kompozisyonda onca figurun rastgele degil belli bir nizam dahilinde oraya yerlestirildigini gosterir.

    Ayrica Oktan Hocamin kitaplarinda ornegin agac kesmekle iliskili detaylarin yer aldigi Deruni Devlet teki pasajlarin neye isaret ettigine dair Erol Bey daha sonra bir yazi yazmisti.

    Rastlantisal olarak 124. Ve 126.resimdeki figurlerin konmadigini geriye donuk baktigimizda dogrulamis oluruz. Ayrica 124.resimdeki Haydarpasa garindaki saatin akrep ve yelkovani da ayrica dikkatimi ceken bir husus.

    Bununla beraber 126.resmin sag ust kosesinde silik bazi sekiller dikkatimi cekti.

    Ancak tum detaylarin icinde bogulmadan serinin bu 12.bolumunun ruhuna da vakif olup tefekkur etmeli ve acik olarak anlatilanlari da atlamamak gerekir.

    Saygılarımla. .
  • Murat Ç. / 24 Nisan 2014 21:15

    Rica...

    Oktan hocam lütfen Hz. Mehdi hakkında açık bir şekilde bir yazı yazmanızı rica ediyorum. Birileri der; gelmesi yakın, birileri der; daha var.
  • biri / 24 Nisan 2014 20:57

    124. sayfanın aynaya yansıyan görüntüsü!!!

  • Enis Çatak / 24 Nisan 2014 18:27

    -sel eki Arapça kelimeleri Türkçe'leştirmede de kullanılıyor. Kelimenin cin-sel şeklinde açılımının doğru olduğunu düşünüyorum.
  • biri / 24 Nisan 2014 17:21

    Sevgili Bekir Kardeşim.

    Hepsi bir soy mu sorunun cevabı KIZILELMA.

    SELAM ve DUA ile...
  • orkun akar / 24 Nisan 2014 15:22

    İşaretler....

    Evvela selam selam...Yayınlandığı günden beri 12.seriyi kendimce tetkik edip durdum...Kuranımıza iltica ederek bazı işaretlere ulaştırıldım inşallah....
    Araf-40:Ayetlerimizi yalanlayanlar deve iğne.....

    Ali imran-103:Allahın ipi....

    Neml-40:İlim sahibi biri tahtı getirdi....
    Sultanımız Araf-40 la başladı Neml-40 la mana buldu dedi.
    Şimdi verilen ayetlerin no.larını kendi içinde toplarsak 4 sayısını buluyoruz.
    Bu üç tane dördü yanyana yazarak 444 sayısına ulaştık.Kuranımızın 444. sayfası Yasin suresi...Üç tane 4 12 eder...İlgili sayfadaki 75.ayet...7+5....12

    Yasin Suresi 75. Ayet - Onlar, ilâhlar için (hizmete) hazır asker oldukları hâlde, ilâhlar onlara yardım edemezler.

    Bu ayet şerlilerin cinnilere ilahlık atfettiklerini söylüyor(Konuyla direkt alakalı bir işaret)
    Ayrıca söz konusu sayfada 80.ayette vurgulanan konuda bir işaret....

    Yasin Suresi 80. Ayet - O, sizin için yeşil ağaçtan ateş yaratandır. Şimdi siz ondan yakıp duruyorsunuz.
    Bu ateş oksijendir....Yeşil ağaçların fotosentez için kullandığı oksijen....Kimyadaki yanmaya sebep olan element....Yakıp durduğumuz hayatın olmazsa olmazlarından olan bir nimet.sultanımızdan öğrendiğimize göre ibliste oksijene muhtaçtır....Oksijeni sadece kendine yeter seviyede tutmak için yeşile düşmandır....Dolayısı ile kutsal ağacada....

    Aynı çalışmayı Nur-35:Mubarek ağaç Bakara-35:Lanetli yasak ağaç (Ayet no.ları bile aynı hayretimi günden güne ziyadeleştiren rabbime hamdolsun) yapalım.....

    Ayet no.larının toplamı 8....Yanyana yazalım 88.....Kuranımızın 88. sayfası....Nisa suresi...İlgili sayfada 8 i veren ayete bakalım.....

    Nisâ suresi 71. Ayet - Ey iman edenler! (Düşmana karşı) tedbirinizi alıp, küçük birlikler halinde, yahut topluca savaşa gidin.

    Bu ağaçlardan sefere giden Kulbak ata,Temur yiğit,Cenk kardeş,Latif babamız,Ademimiz küçük ama etkice ne büyük bir birlik değillermi?

    Deve iğne deliğinden geçer ama muradullah gereği halat(Rabbimizin rahmet ipi)geçmez onlar için....Şeytanilerde deveyi iğne deliğinden geçirmeye çalışıyorlar....Halattan umutları yok...deveyle sembolize edilen şeyi ayın karanlık yüzünden geçirerek dünyalık etki ve güç peşindeler....Biraz uzun oldu hakkınızı helal ediniz....En doğrusunu Rabbim bilir....Selametle....


  • Bekir ÖZTÜRK / 23 Nisan 2014 18:50

    AĞAÇ

    Acaba lanetli ağaç tıpkı kopyalanan koyun gibi, GENETİĞİYLE oynanmış ağaçlarmı? GARGAD ağaçı; Karıştıtılmış ve karma karışık edilmiş manasında olup gargad malum TÜRKÇEDE karma karışık edilmiş manasında; karıştırılan ve genleri ile oynanan gelecek ile alakalı bir ağaç türümü oluşturldu ve bu ruhsuz, hastalıklı SÜNNETULAH dışı yaratık ağaçlarmı?
  • Bekir ÖZTÜRK / 23 Nisan 2014 18:47

    yine KAYI İşareti

    Geminin bacasında yine KAYI SEMBOLÜ var. Kayı böyu özel bir boy, Karahan'ın, TURAHAN'IN boyumu acaba? Kulbak sıyu mu? DEDE KORKUT SOYUMU? YOKSA HEPSİ AYNI SOY, BOYMU?
  • takah / 23 Nisan 2014 04:28

    cin-sel diye değil

    cins-el diye ayrılır, kelimenin kökeni cins tir .. yani tür ..
  • . / 22 Nisan 2014 23:25

    kıtmir: kasva 23:23
  • Nihal KAYA / 22 Nisan 2014 23:19

    nefes-i rical kardeşimizden Allah razı olsun. Oktan abimizin derin tefekkürlük paylaşımlarının yanında sizin paylaşmlarınızda bizi mutlu ediyor , düşünmemize sebep oluyor, daha sık yazmanızı rica ediyoruz..
  • Kalperen / 22 Nisan 2014 20:00

    Nefes-i Rical Gardasima

    Nefes-i Rical gardasim, daha sIk yazsan buraya ya da yazdigin bir yer varsa adresini paylassan Allah rizasi icin.
  • yedi dokuz yedi / 22 Nisan 2014 19:27

    nefsi rical

    tbr
  • Bekir ÖZTÜRK / 22 Nisan 2014 18:24

    ağaç ne kadar değerli ve önemliymiş?

    şeytani düz ağaç : GARGAD MI?
    Çınar ağaçları ve zeytin ağaçları en uzun süre yaşayan ağaçlar bildiğim kadarı ile!
    Boyut ve paralel evrenler yaşanılan çağı devenin iğne deliğnden geçmesi gibi zamanmı atlatıyor. İstanbul geçiş mekanlarının en önemlisi "LEY Hatlarının kesişim noktasıdır.
    herkes bu geçişleri yapabilir seviyeye gelirse o zaman tüm çağları kapsayan; FİZİK, METAFİZİK BİR SAVAŞ KAPIDA!!!
    Hz. ALİ K.V efendimizle batini bir birlikteliği daha öncede duymuştum. ayrıca tarikat lar Hz. EBU BEKİR R.A ve HZ. ALİ K.V 'e kendilerini intisab ederler. iki yoldan bu güne geldiğini söylerler.
    Hz. ALİ K.V. alevilik te anlatılan bazı şeylerin sembol olarak bu güne sırlanmış halimi?
    Şeytan ve Pagan tanrıların eşleştirilmesi de çok örjinal bir bilgi.
    Sultanımıza dualarımla. Onaltıyıldız ve takipçilerine selam ve dua ile...
    BozTURK
  • ada / 22 Nisan 2014 16:53

    ...

    Nefes-i Rical günlerdir bekliyordum inanın.Şimdi sevindim gördüğüme ve okuduğuma.Selamlar
  • biyolog / 22 Nisan 2014 16:04

    nefes-i rical

    Nefes-i rical kardeşim Allah senden razı olsun. çok güzel bilgiler paylaşmışsın. aydınlattın bizi.
    Felak Suresinin tefsiri müthiş olmuş, Maşaallah.
    Felak suresinin günümüze bakan yüzünü çok güzel tefsir etmişsin.
    Doğru anladıysam kanlı ay tutulmasının da hikmetine değinmişsiniz. günümüzde vesvese verenler, insanların kalbini güneşin (imanın) ışığında mahrum ediyorlar. vesvese ve üfleme ile Ay'a perde oluyorlar ve ay'ın nuru insanlara ulaşmıyor.
    imanın nurundan mahrum kişilerin kalbleride aldatılmaya müsait hale geliyor.
    dualarınızı istirham ediyorum.
  • Tamer ATASOY / 22 Nisan 2014 13:51

    Nefes-i Rical Rumuzlu Kişiye Selam

    Aktardığınız Bilgiler Fevkalade Deruni ve İslami Tertibe Uygun. Sizin yorumları ilgi ile okuyorum. Allahın Selamı Üzerinize Olsun.
  • Selçuk KARACA (Battal GAZİ) / 22 Nisan 2014 13:38

    29.Hikmet

    Divan-ı Hikmet

    29. Hikmet

    Kahhar adlı kahrından korkup ağlar Hoca Ahmed;
    Rahman adlı rahmından ümit tutar Hoca Ahmed;

    Günahım çok Allah'ım, bağışlayasın günahım,
    Bütün kullar içinde âsi kuldur Hoca Ahmed.

    Münafıklar yürürler, fısk ve fücur kılarlar,
    Haram, şübhe yerler; korkub ağlar Hoca Ahmed

    Tarikati bilmedim, hakikate girmedim,
    Pir buyruğunu tutmadım, özürü çoktur Hoca Ahmed

    Ahir zaman olmuştur, sultan zâlim olmuştur,
    Haram, şübhe dolmuştur, şaşkın olur Hoca Ahmed

    Pişman olmuş âsi kulum, aşk yolunda bülbülüm,
    Arslan Baba'ya köleyim, kölen olur Hoca Ahmed

    Kul Hoca Ahmed ibadet eyle, ağlamağı âdet eyle
    Belâ gelse tahammül eyle, Hakk'tan olur Hoca Ahmed.

    Hoca Ahmet YESEVİ
  • fatih mert / 22 Nisan 2014 05:58

    sır

    Oktan abi acaba yeşil kalemle boyadığın harflerle şeytanilere bir mesajmı veriyorsun,Allah kuvvet derman versin.
  • mehmet yalçınkaya / 22 Nisan 2014 00:45

    Arkadaşlar lütfen bilgisayardan anlıyan birisi resimdeki galata kulesine zoom yapıp harfleri çıkrtabilirmi. Emiim kuledekiler ilk bakısta pencere gbi gözüküyor ama syı ve harfler var...
  • NEO / 21 Nisan 2014 21:22

    filmlerde OKTAN ABİNİN söylediklerine çok rastlar oldum...AĞAÇLAR-İNSANLAR-BAĞ-MAYALAR-İNANILANLAR-AMA GERÇEKTE OLAN (CC) ALLAHU ALLAH

    http://www.baglanfilmizle.com/the-fountain-filmi-turkce-dublaj-hd-izle.html#comment-46257

    Biraz iliminuait koktu bana bir ara..ama çok duygulandım..konu aslında Bir doktorun eşini beyin tümöründen kurtarmak için aradığı çözüm..artı olarak eşinin ölüme yakın zamanlarda yazdığı bir romanda gidip geliyor…Ama bana AĞAÇLAR HAKKINDA OKTAN KELEŞ İN YAPTIĞI ONALTIYILDIZ.COM DA ÖZELLİKLE ELE ALDIĞI BİR ROMAN VAR ŞUAN 12. BÖLÜMDE….AĞAÇLAR LA İNSANLAR ARASINDA BİR BİR BAĞ VAR YARATILIŞTAN BERİ VE BİRTANE LANETLİ AĞAÇ VAR..ENTERESANKİ BU FİLMDE BU KONU EDİLMİŞ…TABİ İSTEYEN İSTEDİĞİ İNANCA BAĞLAYABİLİR FİLMİ…AMA ÖĞRENDİĞİM KADARI İLE BİR ÇOK ALEM VAR-YAŞADIĞIMIZ ALEM-ANLAM YANİ MANA ALEMİ-RÜYA ALEMİ-CİNLER ALEMİ-MELEKLER ALMEİ VS DAHA ÇOĞALTMAK MÜMKÜN…BU FİLM YAŞANILAN ALEM İLE MANA ALEMİ ARASINDA GİDİP GELMİŞ..YANLIŞ ANLAŞILMASIN DİYE SÖYLEYİM NE ALAKA DENMESİN BİLİM ŞUAN ŞÖYLE DİYOR BU YAŞANILAN HAYATIN TIPKI ATOM PARÇACIK DÜNYASINA İNDİĞİMİZDE BAMBAŞKA KARMAKARIŞIK BİR DÜZENDEN VAR OLDUĞUNU ANLAMAK ÇOK GÜÇÇ…İNSAN BEYNİ ALGILAYABİLDİĞİ TAYFLARDA ALGILIYOR NE YAZIKKİ..GERİSİ BİZİM İÇİN PERDE VE SIR…FİLMİ TAVSİYE EDERİM AMA OKTAN KELEŞİ BİRAZ TAKİP EDİN DAHA ANLAŞILIR OLUR..AFOLA
  • NEFES-İ RİCAL / 21 Nisan 2014 19:24

    * İŞARET'ler ;

    1. kul : de

    2. eûzu : ben sığınırım

    3. bi rabbi : Rabbine

    ''
    4. el felakı : felâk ( SABAH'ı Çıkaran YÜCE ALLAH'ın bir isimi(işaret = FELAK )

    Felak'ul :

    1. Yokluk karanlıklarından varlığı çıkaran,

    2. Gecenin karanlığından gündüzü çıkaran,

    3. Kuru ve cansız çekirdeklerden hayatı nebatı çıkaran ve onlardan yaprak çiçek ve tonlarca meyveleri çıkaran,

    4. Zulmetten nuru, ölümden hayatı ve ademden vücudu çıkaran,

    5- Gece( Derin uyku esnasın'da) cesetten ( Ruh'u Revan) çıkaran.

    5. min şerri : kötülüklerinden, şerrinden : ALLAH'IN izini ile İnsanı sınaması için Ruhsat ve mühlet verdiği ;

    ( insan- insan'şeytan-i, cin tayfı - iblis ve suvarileri )ŞERRİN'den.

    ''

    6. mâ halaka : yarattığı şeyler, yarattıkları (NEFSİN ve NEFİS taşıyan görünür görünmez;

    tüm VARLIKLAR'ın şerrin'den.

    /KÖTÜ DÜŞÜNCELER, İÇ SIKINTILARI, DEPRESYON, KİBİR, ENANİYET, GIYBET, VB.
    NEFSİN ÜFÜRDÜĞÜ (tüm hal ve davranışların) ŞERRİN'den.

    ''
    “Sana isabet eden iyilikler Allah‟tan,

    kötülükler ise nefsinizdendir.” ( sure-i Nisa, 4:79 )
    ''

    Sizin '' EN BÜYÜK DÜŞMANINIZ '' iki yakanızın arasında bulunandır.

    O ise; Nefsiniz'dir.
    /RESUL-İ ZİŞAN(s.a.v )


    7. ve min şerri : ve şerrinden


    8. gâsikın : gecenin karanlığı (

    GASIK : Dalmak , batmak, Kabarmak( kabaran) , akan ve dökülen şeyler anlamında genel bir ifadedir.

    İç mana :

    / *Şehvet kabardığı zaman şerrinden Allah‟a sığınmak !


    GASIK : Ay tutlması, Ay'ın yüzünün bulutlar ile perdelenmesi manasından ;

    İman ve ilim nurunu Kur‟an Şems(güneşin)'den alamayan kalbin(Ay) kararması.

    ''
    * Bir gün peygamberimiz (sav) aya baktı ve buluta girip çıkmasını sahabelere gösterdi

    ve buyurdu:

    İşte ayın bu batıp çıkmasından Allah‟a sığınmalıyız; çünkü aydınlık gittikçe karanlık gelmektedir.
    /HADİS-İ KUTSİ(s.a.v /


    ve GECENİN ŞERRİN' ..

    9. izâ vakabe : çöktüğü zaman


    10. ve min şerri : ve şerrinden


    11. en neffâsâti : nefes edenler, üfleyenler


    12. fî el ukadi : düğümlere


    UKADE(ukadi) : Düğme anlamına geldiği gibi, düğüm anlamına da gelmektedir.

    Sihir kelimelerini söyleyerek düğüm atanlar olduğu gibi ,

    . . . . düğme - ip/kablo ;

    şeklinde mikrofonlara(üfürerek) konuşarak insanların akıllarını ve fikirlerini şaşırtan,

    yalan yanlış bilgilerle radyo, televizyon gibi aletlerle yaptıkları propagandalarla akılları şaşırtan ve kalpleri değiştiren ve sihir gibi kalplere
    ve akıllara işleyenlerin şerrinden Allah‟a sığınmak !
    Bunlar fitne ve fesatlarını ortaya döküp her tarafa yayarak insanlığın nefislerini karıştırırlar.

    Siyasetçiler , Medya, Haberler, Şehevi Müzikler, icratlar vb. gibi.

    Bunların şerrinden insan ancak Allah‟a sığınmakla ve Nefs tezkiyesi yapmakla kurtulabilir.

    * "EY CİN VE İNSAN TOPLULUKLARI, YAPABİLİRSENİZ HAYDİ GÖKLERİN VE YERİN HUDUDUNDAN ÜSTÜN BİR GÜÇ, KUVVETLİ BİR DELİL
    VE İLİMLE GEÇİN BAKALIM'!.

    AMA GEÇEMEZSİNİZ ANCAK Bir Güç siz'de açığa çıkmadan geçip gidemezsiniz.

    ( SULTAN GÜÇLE) GEÇEBİLİRSİNİZ.
    "(Rahman Suresi 33)


    * İnsanlara ufuklarda( dunün-ÖZ Fıtrat) 'ların'da ve kendi nefislerinde ayetlerimizi göstereceğiz…”
    / Fussilet-53.

    Nefsin ( lümme-i şeytaniye ) adı verilen ve kalpde bulunan bir yeri vardır ki ,
    şeytan buradan kalbe vesvese verir.

    Nefis de tembellik kulağı ile bu vesveseye kulak verir.

    Vesvas şeytanın adı olduğu gibi ( şehvetlerin ) şehvetlilerin fısıldandığı şeylerdir.

    TV'de ve Radyolar'da Kadın fısıldaması şeklinde Şu 900'lü numarayı ara gibi;
    bir çok derin örnek verilebilir.


    Bunlar Allah’ın emirleri ve yasakları nefsin arzularına zıt olduğu için bunlara aykırı olan,

    hususlar da nefsin hoşuna giden hususlardır.

    Şeytan bundan istifade ederek nefse hoş gelecek şekilde vesvese verir, nefis de bunu dinler.

    “Cennette şeytan Adem’e vesvese vererek sana sonsuzluk ağacını ve ebedi saltanatı haber vereyim mi? dedi.”
    (sure-i Taha, 20:120)

    * HANNAS :

    Sinsi, hileci ve aldatıcı, geri çekilen ve fırsatını bulduğu anda hemen sokulan( gerilla taktiği )

    ve bunu devamlı adet haline getiren !

    Şeytanın işi ve adeti, huyu ve ahlakı'dır.

    Devamlı aralıklarla Vesvese verir.

    Allah’a sığınıldığı zaman hemen çekilir,

    gaflet anını bekler.

    Gafil olduğunu gördüğü anda hemen sokulur ve vesvesesini kalbine ve nefsine ilka etmeye başlar.

    Kovulunca kaçar, ama hemen geri döner.

    Yıldızlar hakkında Hunnes ve kunnes tabirini kullanır.

    Bu gündüzleri kaybolup, gece ortaya çıkan anlamındadır.

    Yıldızlar Güneş çıkınca kaybolur, güneş gidince hemen ortaya çıkar.

    Aynı şekilde şeytan da Allah zikredilince kaybolur, gaflet basar basmaz hemen ortaya çıkar.

    Bunun için şeytana Hunnes(hannas) denilmiştir.

    ''

    Biz her peygambere insi ve cinni şeytanları düşman yaptık.

    Onlar birbirlerin aldatmak için süslü sözlerle vesvese verirler” (En’am, 6:112)

    * İnsi ve cinni şeytanlar daima suret-i haktan görünerek insana yaklaşırlar.


    '' kalbe (AKLA) üfürülen Vesnas ise ,


    Peygamber efendimiz bir gün : Ebu Zere;

    Ya Ebu Zer! İnsan ve cinlerin şeytanlarından Allah’a
    sığınıyor musun
    ?
    diye sorar.

    Ebu Zer :

    Ya Resulallah insanların da şeytanları var mı ?
    diye sorar.

    Peygamberimiz (sav) :

    Evet, vardır” buyurdular.

    ve eklerler;

    Şüphesiz ki şeytan sizden birisine gelir ve şöyle fısıldar:

    Yeri ve göğü kim yarattı?” der.

    O da “Allah yarattı” cevabını verir.

    O zaman şeytan “Allah’ı kim yarattı?” diye fısıldar.

    İşte sizden birisine şeytan böyle vesvese verecek olsa

    “Ben Allah’a ve Resulüne iman ettim’ desin.
    / HADİS-İ KUTS-İ (s.a.v)

    Şimdi ki sözde Aydınların ( ve Tv)'ler den Üfürülenlere ne kadar da benziyor değil mi '!..
    ''

    12. ellezî : ki o

    12. yuvesvisu : vesvese verir

    14. fî sudûri : göğüslere

    15. en nâsi : insanlar



    Neden göğsüne vesvese verirler?

    Çünkü kalp göğüs içindedir.

    Göğse vesvese verilmesi sadece kalbe ait bir olay değil;

    azaların da bu hususta rolü vardır.

    Kulak, göz ve diğer azalar da nefsani ve şehevani istekleri ile vesveseye zemin hazırlarlar.

    Çeşitli fikir ve düşüncelerin doğmasına sebep olurlar ki bunların çoğu ,
    insanın içinden değil, dış etkenlerden kaynaklanmaktadır.
    bu hakikat ise;

    Vesvesenin sadece psikolojik olduğu iddiasını yanlışlığını göstermektedir.


    İNS(an) : kelimesi iki şekilde yorumlanmıştır.

    Birincisi, üns kökünden birbirlerine yakınlaşmaları ve ünsiyet etmeleri anlamını,

    Nisyan kökünden insanın unutkan olduğunu ifade etmektedir.

    İnsan nisyandan alındığı için isyana müpteladır. Unutkan olduğu için ise,
    için günah işler.

    Bundan dolayı da tövbe ile emr olunmuştur.

    ''
    -Şeytan :

    yüce Allah’a Rabbim, izzetin ve celalin hakkı için ruhları bedenlerinde olduğu sürece senin kullarını azdırıp, aldatıp, şaşırtacağım
    dedi.

    -Yüce Allah da :

    İzzetim ve celalime yemin olsun ki, kullarım istiğfar(tövbe) ettikleri sürece ben de onları bağışlayacağım buyurdu.
    / HADSİ-İ KUTSİ(s.a.v)


    * EFÜS'TE OL'an (ves-nas) :

    İKİ KULUÇKA KEMİĞİ ARASIN DA SAKLANMIŞTIR.

    ( VESVESE ) Örtülü, Nikap'lı(peçeli) manasına gelir.

    Kalp'de örtülü ve gizlidir.

    Göğsün içine gizlenmiştir.

    Kalbe doğan düşünce ve hayaller de gizlidir ve görünmezler''.

    De ki: Gerek cinden ve gerekse insanlardan olsun, insanların kalplerine vesvese veren o sinsi vesvesecinin şerrinden !

    * Kabir de içinde olanı gizler ve örter.

    Bu sayılanların cümlesi mahluktur شرك(vesvas)'da mahluktur.

    * GÖĞÜSE ÜFÜRÜLEN BU VESVESE de örtülüdür.

    HER GÜN GAZETELER, HABERLER VB YOLUYLA ŞU İÇ CÜMLE FILSILDANIR'da FISILDANIR ..

    FAKAT İNSAN HEM ÇOK UZAĞIN'dakini HEM'de ÇOK YAKININ'dakini göremez !

    bu sebeple ... GÖZLERİNİN ÖNÜN'de ki BU HAKİKATİ göremez ve çeşitli kulak aşinalığı ile ...
    perdelenir ..

    O ÜÇ CÜMLE :

    ___

    CİN-AYET (cin ayeti )

    CİN-NET ( net olan cin ) ! Minel CIN=NETTI ven-NAS.

    CİN-SEL-LİK (sel gbi )


    EŞ - CİN -SEL ( cin eşi / cinle eşleşen )

    ___


    ! KISI HAYIZLI OLAN esiyle CiNsel iliskiye girerse Seytan ondan Once davranir
    ve kadin hamile kalarak ^ muhannes (escinsel) bir cocuk dogurur
    HADISI KUTSI s/a/v

    '' BUNLAR SADECE örneklerdir.

    Dahası Cümle Dillerin Huruflar'ında saklıdır.

    16. min(e) el cinneti : cinlerden

    17. ve en nâsi : ve insanlar

    İblis ve avanesi bu sisteme sızan bir varlıktır ve sızma sayesinde, ALLAH'ın yaratma kuvvesini müşahede edip cesetler'de o kuvveyi uygulayandır.
    Delili ise Allah'a itirazıdır ki o deccal ve mammon insan olanların dışında halk edilen ,
    sistem dışı varlıklar olup ana amaçları nurun kaynağı olan insan'ı emip kurutup ;
    koza olarak kullanmaktır..


    -*Şeytan kanın damarda aktığı gibi insan bedeninde cereyan eder.
    / RESUL-İ ZİŞAN(s.a.v)

    Kur’an okumaya başlayacağınız zaman recm( taşlanmış) olunmuş şeytandan Allah’a sığının (Nahl, 16:97)

    * BİR GAZETENİN ANATOMİSİ :


    * BİRİNCİ SAYFA OLAYLARI ( vesvas - hannes )

    * ÜÇÜNCÜ SAYFA KORKUSU ( cin-net - cin-ayet )

    * ARKA SAYFA KAŞARI ( cin - sellik )

    KOD : ÜÇ MAYMUN !

    üç büyük parti ..

    üç büyük takım ..

    üç büyük marka ..

    vs

    vs

    vs

    BABA, OĞUL, KUTSAL RUH !


    BABA ( oğlu azarlar ) .. ( oğul baba'ya itiraz eder ) ( İkisi'De kutsal ruh/ ittifak'tan) beslenir ..

    VE BU SAYEDE şeytani kadim KOD'LA ( yönetilen - etki altına alınan yığınlar ) ..


    * * * ALLAH'ümme SALLİ ' ALA SEYYİDİNA MUHAMMED VE EVLADI EHLİBEYT VE ASHAB-I KİRAM RAHMETULLAHİ ALEYH VE RİCALİ EHLULLAH SELAMULLAHİ ALEYH ..

    * ALLAHUMMERZUKNA HIFZEL MÜRSELİN.VE İLHAMEL ENBİYA-İ,VE FEHMEL EVLİYA.

    HAKK UYANDIRA ..

    SELAM VE SEKİNET TÜM (K)ALP ÜZERİNEDİR ..
    ..
  • Giritli Behçet / 21 Nisan 2014 19:09

    zaman

    Zaman
    Taneyle sapı ayırır harman
    Hayırlısı iz bilene yol sorman
    Dimdik sözünün ardında durman
    Sinelere ilaç olur zaman

    Selam olsun yarınlara selam
    Nesilden nesile devri alem
    Az bir haspihal hasılı kelam
    Huzur var tefekkürde zaman

    Ayet hadis oku göz nuru
    Abdest al akpak sular duru
    Lailahe illallah hepimizin sonu
    Bize şahadet eder zaman

    Gönülleri irşad suffa mektebi
    Kainat zikirde var elbet sebebi
    Hepimizin öğretmeni güzel nebi
    Gel asr'ı saadet kutlu zaman

    Müjdeler olsun açıksa kalp gözün
    Pembe pembe nurdan yüzün
    Muhammet rasulullah dilinde sözün
    Bir nefes huzur sonunda zaman

    Gereklidir nasihat arife tarif
    Bir yel eser çokmu çok lâtif
    Seccadeler dokunur motif motif
    Kulluğu unutmaz rükûda zaman

    Kazanacak günahlara direnen
    Tarifsiz hasretle beklenen
    Dünyada temiz kalıp özlenen
    Ne kadarda çabuk geçer zaman

    Asırlar boyu geldik dura dura
    Birkaç satır yazdım umuma duyura
    Mısralarda Hüseyni şiirden şuura
    Hepimize gönülden seslenir zaman
    H.Serin
  • Tamer ATASOY / 21 Nisan 2014 19:04

    Bil Mukabele Kalperenlere

    Sezgisel Aklın iman ve tefekkür ile, İşlevsel Aklın da İstişare ve Fenni Bilgi ile büyüdüğünün güzelce bir tanımını Kulbak Bilge ile Bulduk. Elhamdülillah Çok Şükür Yarabbi. Şimdi Oktan Hocamızın verdiği lego parçalarından yeni bir zihinsel obje daha oluşturmaya çalışalım.


    Bir insan hayal edelim, bulunduğu bir AN ı durduralım ve o an kendisi ile alakalı tüm hususları tespit edelim. Bağlantılı olduğu tüm insan, eşya ve algımız dışındaki tüm detayları ile bunun bir bağlantı haritasını çıkartalım. Başlangıçta çok kolay gibi görünen bu işlem zihinde devam ettirildikçe gerçekten çok zor, hatta imkansız olduğu sonucuna varırız.

    İnsanın tüm bu bağlantıları, içten içe bilinmektedir ki diğer tüm varlık ile organik bir bağ ile bağlı. Merkeze yakınlık ve uzaklık tanımlamasını tanıdık bir kavram olduğu için burada kullanalım. Bildiklerimizi kullanarak bilinmeze dalmak çok riskli. Ama bu bir tatbikat gerçek değil... Herşey ile bağlantılı bir varlık olarak insan tanımı yaptık.

    Şimdi bu dış dünya ile olan bağlantısı insanın bir de iç dünyası varki o da mana bağlantılarına şekil olarak zahirin simetriği olarak bağlı. Bu durumu bir şekle benzetmek istesek kum saati olurdu heralde. İnsan bu kum saatinin dar boğazının ta kendisidir aslında.

    İçe doğru sonsuzluğun ve dışa doğru sonsuzluğun dönüşüm ve geçiş yaşadığı tam o sıfır noktasında, yanıp sönen bir ışık. Bu ne anlama geliyor acaba? Her insan TÜM ŞEYLERİN Zaman dahil 4 boyutlu hacminde sıkıştırılmış bir düğüm noktası.Ya da bir iğne deliği mi?...

    Bunlar çok kelimeye gelen şeyler değil, açıklanabilen şeyler değil de daha çok yaklaşılıp enerjisinde pişilecek konular.

    Namaz ile eğilen başlarımız ile mana alemine,
    Namazdan sonra madde alemine eğile kalka, baka baka bir resim belirmeye başlar sır perdesi gönüllerimizde. Buna ne kadar çok devam edilirse resim o kadar netleşir. Tıpkı ışığa ne kadar maruz kalırsa o kadar detay yakalayan eski fotoğraf filmleri gibi.

    Sonra bir gün gelir, açılırmış O dar boğaz düğümü,
    Kum saatinin beli genişlermiş,
    Ya da kendi iğne deliğinden geçip gidermişsin...

    Hangi esma galip ise sende o esmanın mevsimine, zamanına. Cenk de paralel evrende kalsın, o da referans noktası olsun, zaman çapası görevini icra etsin. Beynin işi değil bunlar beynim yoruldu... Bilmek Allah'tan Bildirmek kuldan ağam demiş biri... Daha kul olamadık bildirmek ne haddimize. Allah yardımcımız olsun. Hayatlarımız Galip esmamız ne ise onu açığa çıkartan nurlu birer kandil olsun. Bizim de bir referans noktamız olmalı bu yolda, kaybolmak çok kolay yoksa...
  • Kalperen / 21 Nisan 2014 18:09

    Muhafiz Kardesim ...

    Sevgili Muhafiz kardesim ,sectigin isim ve Ates kardesime olan mesajindan cikardigim sonuca gore (Ates kardesimizi sakince uyariyorsunuz ), bazi sirlarin henuz vakti degil diyorsunuz.Bizim bilmedigimiz bazi sebeplerden buyuk ihtimal de haklisiniz. Yalniz sormak isterim ,karanlik taraf zaten o kadar cok bilgiye sahip ki , biz(biz ; iyiligin muhafizlarina kalpleriyle erenler) neden hala bu kadar korumaciyiz ? Biz muslumaniz ve aslinda bilmemiz gereken seylerin bir parcasi bize acilinca agzimiz acik kaliyor ,ogrenmis olmanin mutlulugu ile uykuya zor daliyoruz.Yani karsi taraf az mi biliyor ki ogrenilmesinden korktugumuz icin bu kadar korumadayiz ? Oysa onlar sahip olduklari sirlari comertce de sergiliyorlar kliplerde, filmlerde.Kirli sirlarini farkettirmeden yayabilmek , insanoglunu da buna alet etmek icin butun bu teknolojiyi kurmuslar ve gelistiriyorlar diyebiliriz neredeyse. Daha konusmayi bilmeyen bebeler icin hazirlanmis cizgi filmlerde bile insani dehsete dusurecek ayrintilar var.Biz hala bekliyoruz ''daha sirasi degil '' diyerek.Evet ''bilmek''cok agir bir sorumluluk,farkindayim.Korumak , saklamak da bu sorumlulugun parcasi. Ama cok saklamadiniz mi? Televizyonla cocuk dogar-dogmaz tanisiyor ve saniyede bimem kaz tane gecen goruntu karelerinin arasina kirli sirlarini yerlestiriyor seytan ve tayfasi .Cocuklarin yani insanoglunun dimagini kirletiyor .Hafizamiz zayifliyor.Henuz vakit varken ogretmede bir parca daha comert olamaz misiniz ? Evet bir donem ''kocakari lafi '' diye asagilanarak tecrubeye ve Kadim bilgiye olan saygi bitirilmeye calisildi ama artik oyle degil. Bunun ispati Kulbak Bilgenin yeni bolumune olan sabirsizliktir. Ne olur cevrenizdeki ''sirlari bilenler '' halkasini biraz daha genisletin.Doktorlara ogretin, (ki sirlarla bilimi birletirebilsin ve izleri takip etsin),elektronik muhendislerine ogretin (ki sir ile bilimi birlestirebilsin daha somut sonuclara varabilsin)makine muhendislerine ogretin (ki sirlarda anlatilanlarni gerceklesmesine katkida bulunacak sonuclara varilabilsin, veya engeleyecek faaliyetler yapsin), listeyi bunun gibi orneklerle uzatabiliriz. Kardesim korkuyorum ben ,iyi bilginin islenememesinden korkuyorum , unutulmasindan korkuyorum , gec kalmaktan korkuyorum hem de cok korkuyorum.telasim bu yuzden.
    Ben henuz cocukken olen akrabalarimdan biri degisik hikayeler anlatirmis.''Hikayeler'' diyorum , cunki hickimse anlattiklarini onemsememis hatta korkmuslar ,saklamislar ve kizmislar o yasli akrabama . Bilirsiniz koylerde cok fazla odali evler yoktur , misafir gelince cocuklar baska odalara tikilmaz , buyuklerinin konusmalarini kenardan dinlerler ya , ben de sukurler olsun ki oyle bir cocukluk gecirdim.''Cocuktur anlamaz'' diyerek yanimizda konusulan konularin cok onemli oldugunu sizi okuyup Munir Derman hocamizi taniyinca anladim. Cook sasirdim.Gelelim benim inanilmaz masallar anlatan yakinima.O,biryerlere gittigini( bazi gorunmez varliklarca goturuldugunu) bazi toplantilara katildigini , dunyayi cok farkli seylerin bekledigini anlatirmis.Yakin cevresi bunu baskalarina anlatmamasi icin baski yapmis. Olum zamani gelince birine el vermek istemis ama kimse kabul etmemis ,o da cocuk yastaki birine vermis diye konusulurdu, baska da kimseye birsey ogretmemis.Cunku anlattiklari hic itibar gormemis , deli muamelesi yapilmis. Onalti Yildiz sayesinde tanidigim Munir Derman Hocamin yazilarini okuyunca anladim o toplantilarin nasil toplantilar oldugunu. Ahhh simdi olsa kapisinin esiginde sabahlar , ayagina yapisir ,bulasigini-camasirini yikar, kovsa da dovse de yanindan ayrilmazdim ama is isi gecti.Iste bu nedenle , nolur yilmadan ogretin , gec olmadan ogretin daha cok kisiye. Henuz dimagimizin tamami kirlenmeden , kalbimizin tamami kararmadan ogretin.
    Bu da size ve sizin nezdinizde diger tum sir muhafizlarina , dunyadan elini etegini cekmis 41 yasinda bir ablalarinin ricasidir.
  • klm / 21 Nisan 2014 15:46

    derun-i devlet kutsal halı

    kitabın bir bölümünde yanlış hatırlamıyorsam adem ile âmâların efendisi ve arşivcilerin geçtiği bir kısım var,burada arşivciler için şöyle diyordu sanırım: "tayyi mekan yapmıyorlar,ışınlanmayı bulmuşlar"
  • dertli mümin / 21 Nisan 2014 15:21

    hatırladınız mı ?

    zamanında bilimadamı Nikola tesla 100lerce kilometre öteye enerji (elektrik) yollamayı başardım bu elektrik direklerine kablolara görüntü kirliliğine gerek yok dediğinde adamı aforoz ettiler kablo üreticileri vs. sinir oldular akabinde adam otel odasında yalnız parasız öldü !!! adamın günlüklerine not defterlerine fbi el koydu HALA AİLESİNE VERİLMİYOR !!! habere bakın koreli bilimadamları 5 metre mesafeye kablosuz aktarımı başarmış belliki zamanla bu mesafe artacak http://www.gercekbilim.com/korede-5-metre-uzakliga-kablosuz-elektrik-iletimi-yapildi/
  • Han / 21 Nisan 2014 14:57

    Allah (c.c.) hepinizden razı olsun. Biz gerçekten kalabalığız.
  • Niğdeli / 21 Nisan 2014 14:56

    Ateş kardeşime

    Sayın Ateş, Allahın selamı başta sizin olmak üzere tüm onaltıyıldız ailesinin üzerine olsun. Oktan Hocamız bizleri bu manevi sofrada buluşturdu. İnşallah birgün tüm dostlarla bir araya geliriz. Sizin hayalinize sonuna kadar katılıyorum. Keşke hocamızla burada yazan herşeyi karşılıklı istişare edebilsek. O sırları açıyor, fakat bizler sadece yorum yaparak anlamaya çalışıyoruz.. Herşeyin aslını o biliyor.

    5.Kitapta bahsettiği koruyucu başlık konusu bence de çok önemli. O başlık hatırladığım kadarıyla demir, bakır bir alaşımdan yapılmıştı. Kitap şu anda yanımda olmadığı için yanlış birşey yazmışsam hocamızın affına sığınırım. Civa, altın, bakır, bizmut, elmas, gümüş, kurşun, silikon gibi diyamanyetik maddeler, manyetik alan yayan maddelere karşı moleküler çapta ters eğilim gösterirler. Örneğin hastanelerde bulunan tomografi, röntgen, mr odaları radyoaktif alanlara karşı kurşun ile kaplanır. Camilerin minarelerinin kurşunla kaplanması fikrinize katılıyorum. Burada amaç manyetik alanlara karşı koruma olabilir.

    Başlığın işlevi manyetik alan kapıları açıldığında insan beynini korumaya yönelikti zannedersem. Kulbak Bilge serisini okumak bazen yeterli olmuyor, hocamızın kitaplarına tekrar dönmek gerekiyor. İnşallah Allah, her açıklanan sırrın, sırrna vakıf olmayı nasip eder. Tüm dostlara selam
  • Tekrar zeliha:) / 21 Nisan 2014 14:48

    X

    Kızıl Ötesi (IR) Işın: 710 nanometreden 1 milimetreye kadar dalga boyuna sahip ışınları kapsar (iğne ucu ile küçük bir tohum arasındaki boyutlar). Bütün sıcak ve soğuk maddeler tarafından yayımlanır. Madde tarafından kolayca soğurulabildiğinden üzerine düştüğü maddeyi ısıtır. Bu nedenle kızıl ötesi ışınımı “ısı radyasyonu” da denir. Ortalama olarak 37 oC sıcaklığa sahip olan insan vücudu 900 nanometre dalga boylu kızıl ötesi ışıması yapar.

    Cemil Meriç de Ümrandan Uygarlığa isimli eserinin 296. sayfasında şöyle diyor:
    Matta İncil'inde: "Devenin iğne deliğinden geçmesi, zenginin Allah'ın melekutuna girmesinden daha kolaydır. " Mütercim, Yunanca Kamalos (deve) ile kamilos (halat) kelimelerini karıştırmış. Yani iğnenin deliğinden geçecek deve değil, halat.
    Cemil Meriç'in bu tesbiti Kur'ân'daki "İşte onlara gök kapıları açılmayacak ve cemel iğne deliğinden geçinceye kadar onlar cennete giremiyeceklerdir. " (Araf/ 40) âyetini hatırıma getirdi. Buradaki "cemel" kelimesi bazılarınca ki, ekseriyet "deve" olarak anlamıştır. Sey-yid Kutub ise bunun "halat" olduğunu söyler ve ifadenin akışına ve mânânın bütünlüğüne daha uygun olduğunu söyler. Çünkü, "iğne, iplik, halat" kelimeleri arasında tenasub vardır. "(Saçtığı) kıvılcım sanki sarı sarı halatlardır."
    (Mürselat/33) âyetinde de "cimâletün sufr" ifadesi de böyledir. Yani "sarı develer" değil; "sarı halatlar" demektir. Burada da mânâ tenasübü vardır.

    Seyyid Kutub, bu mevzuda şöyle diyor:

    "Gölge yapmayan ve alevden de korumayan bir gölgeye gidin. O gölge kalın ağaçlar gibi kıvılcımlar saçar. Sanki (o kıvılcımlar) sarı, kalın bir iptir. (Kur'ân'da Kıyamet Sahneleri, 106).
    Hz.Mevlana :
    Sâlih'in devesi, sâlih kişilerin bedenleri gibidir; onlar kötülerin helâki için tuzaktır.
    Velînin beden devesine kul ol ki, Sâlih peygamber ile kapı yoldaşı olasın.”
    Allah'ın: "Onlar, deve iğne deliğine gi­rinceye kadar, cennete giremeyeceklerdir" buyruğuyla ilgili olarak; "Vülûc" girmek demektir. Cemel kelimesinin ne olduğu, (deve anlamına geldiği) zaten bilinmektedir. Sin harfinin fethası ve dammesiyle semm veya sümm, iğne deliği demektir. İbn Şîrîn, bu tabiri sînin dammesiyle sümm şeklinde oku­muştur. Keşşaf sahibi şöyle der: "Bu kelimenin, üç harekeyle de okunduğu rivay­et edilmiştir. Bedendeki, çok ince deliklere, gözeneklere de semm adı verilir. Bu ke­limenin çoğulu, sümmümdür. Bedendeki gözeneklere sinsice nüfuz etmesi, hatta kalbe dahi ulaşması sebebiyle de, es-semmül-kâtil "öldürücü zehir" denilmesi de böyledir.

    "Vülûc" girmek demektir. Cemel kelimesinin ne olduğu, (deve anlamına geldiği) zaten bilinmektedir. Sin harfinin fethası ve dammesiyle semm veya sümm, iğne deliği demektir. İbn Şîrîn, bu tabiri sînin dammesiyle sümm şeklinde oku­muştur. Keşşaf sahibi şöyle der: "Bu kelimenin, üç harekeyle de okunduğu rivay­et edilmiştir. Bedendeki, çok ince deliklere, gözeneklere de semm adı verilir. Bu ke­limenin çoğulu, sümmümdür. Bedendeki gözeneklere sinsice nüfuz etmesi, hatta kalbe dahi ulaşması sebebiyle de, es-semmül-kâtil "öldürücü zehir" denilmesi de böyledir

    Son olarak hinduizm,budizm deki_ Ki İlk ortay çıktığında tek tanrı inanışı hakim_ (dünya adaletsizlikle,zulmle dolduğunda görevlendirilen avatarların) ateş bükücü,su bükücü,hava bükücü,toprak bükücü olmaları,BUNUN SİZİN ANLATTIKLARINIZLA BİR BAĞLANTISI VAR MI ACABA?
  • orkun akar / 21 Nisan 2014 13:33

    Kıymet bilene...

    evvela selam selam....Tüm Kalperenlere aşkolsun ...Yorumlara baktığımda çok şükürki her kesimden bir anlatımın olduğunu gördüm....Evet canlar sultanımız bizlere bir şeyler anlatıyor...işlenen konular multi disipliner konular...Mesela kare dalga konusu bunu elektronik dalga teorisini bilen kardeşlerim sezebilir...İşte bu sofra böyle bir sofra her kesimden can var....Ne güzel Hamdolsun....Allah c.c sebepleri yaratmıştır ve bu sebeplerin kodlarınıda ehillerine vermiştir...Kutlu ağacın bir kapı olması ve burdan geçiş kodu esmaların Hızır ata tarafından verilmesi...Şeytan aleyhillane de Rabbi taklit ettiği için oda yaranlarına lanetli ağacı kapı olarak kullandırıyor geçiş kodları olarakta necis şeylerin kullanımını(İnsan kanı domuz tüyü vs)öğretiyor...İnsan bu kapılardan geçerken zihninde bulunduğu çağa ait herşeyide beraberinde geçirir iğne deliğinden çizimde de bu vurgulanıyor Allahualem...Sidretül münteha vurgusuda tam tefekkürlük bir konu....Son ağaç....Son kapıda diyebilirmiyiz?Ağaç dikki kök salsın cennette vurgusu...Acaba bu son kapıdan nereye çıkılıyor?Haydi kalperenler Hayyal el tefekkür...Selametle....
  • Zeliha Dengel / 21 Nisan 2014 13:16

    Kanlı Ay

    Sayın Oktan Keleş ,15 Nisan 2014'te Güneş, Dünya ve Ay'ın aynı hizaya gelmesi sonrası ayın kırmızı renge bürünmesi olarak adlandırılan 'Kanlı Ay Tutulması' nın hakikâti hakkında bildiklerinizi bizimle paylaşırsanız , bu ortalıkla söylenenlerin gerçeklik payı nedir bizleri aydınlatırsanız çok memnun olurum... Fî emânillah...
  • ateş / 21 Nisan 2014 13:02

    Niğdeli kardeşime selâm,

    Yapmış olduğunuz ters minare-zaman ilişkisi çok mantıklı, tebrik ederim. Benim aklıma şunu getirdi:
    Oktan hocamız kitabında gökten gelecek şerli saldırıya karşı Türk ordusunun dağıttığı özel alaşım miğferlerden bahsetmişti. Kubbelerde kullanılan kurşunların da bu miğferlerle aynı işleve sahip olduğunu düşünüyorum. Bu durumda resimde ters minarenin kubbeyi yarar gibi görünmesi bu manyetik alanın zaman yolculuğuna sebep olacak şekilde yarılmasını anlatıyor olabilir.
    Bir de hayalini paylaşmak isterim. Tüm bu yorumları keşke Oktan hocamızın huzurunda karşılıklı olarak anlatabilsek, O da bizi dinleyip eksiklerimizi tamamlasa, isabet ettiğimiz yerler varsa, derinine bizleri bilgilendirse...
    Hayal dile geldi, vesselâm...
  • biolog / 21 Nisan 2014 12:18

    vapur

    vapur resmi de sırlanmış gibi. üzerinde birşey yazıyor.
  • ateş / 21 Nisan 2014 11:44

    Niğdeli kardeşime selâm,

    Yapmış olduğunuz ters minare-zaman ilişkisi çok mantıklı, tebrik ederim. Benim aklıma şunu getirdi:
    Oktan hocamız kitabında gökten gelecek şerli saldırıya karşı Türk ordusunun dağıttığı özel alaşım miğferlerden bahsetmişti. Kubbelerde kullanılan kurşunların da bu miğferlerle aynı işleve sahip olduğunu düşünüyorum. Bu durumda resimde ters minarenin kubbeyi yarar gibi görünmesi bu manyetik alanın zaman yolculuğuna sebep olacak şekilde yarılmasını anlatıyor olabilir.
    Bir de hayalini paylaşmak isterim. Tüm bu yorumları keşke Oktan hocamızın huzurunda karşılıklı olarak anlatabilsek, O da bizi dinleyip eksiklerimizi tamamlasa, isabet ettiğimiz yerler varsa, derinine bizleri bilgilendirse...
    Hayal dile geldi, vesselâm...
  • Niğdeli / 21 Nisan 2014 10:23

    Tamer Atasoy Bey'e

    Tamer Bey, yakaladığınız ayrıntı için sizi tebrik ederim. 12. bölümü okuduğum zaman bir elektronikçi olarak ilk dikkatimi 126. sayfada bulunan kare dalgalar çekmişti. Yorumları okuduğumda sizinde fark etmiş olmanızdan mutlu oldum. Oktan Hocamızın verdiği bazı önemli ayrıntıları ancak çok dikkatle inceleyerek görebiliyoruz.
    Dalga, enerjinin taşınmasını sağlayan titreşimdir. Kare dalgalar genellikle elektronik ve sinyal işlemede kullanılır. Günlük hayatta kullandığımız bilgisayar, hesap makinası, dijital ölçü aletleri, zamanlayıcılar, tv, radar, telsiz gibi aletler sinyallere ihtiyaç duyar. Bu sinyallerin şekli çoğunlukla kare dalga şeklindedir.

    Sayfa 126 kanatimce iç içe sırlar barındırıyor. Kare dalga dendiği zaman ilk akla gelen zamanlayıcılar.
    Ters minare ise yine zamanı hatırlatıyor. Minare ezanla bağlantılı. Ezan ise belli vakitlerde okunur, yani zamanı var. Ters minare ise bence zamanda geriye gitmeyi çağrıştırıyor.

    Ve Latif Babanın sözü: Demdir bu kıymet bilene...Dem kelimesinin zaman, çağ anlamları var.

    Tüm bunları kendimce birleştirdiğimde teknoloji kullanılarak zamana müdahale edilebileceği aklıma geliyor. Zaten Kulbak Bilge serisinde ağaç kullanılarak boyutlar arası geçiş yapılıyor. Ancak Sayfa124'de bir uyarı var Latif Babadan: Ağaçtan girdiğimizde sadece çağı değil, tüm şehri tüm bilgileri ile iğne deliğinden geçirirsin artık hangi zamana hangi boyuta denk gelir bilinmez, şeytanın istediğide bu.
    Aklıma Flash Forward dizisi geldi. Gizemli bir olay sonucu dünya üzerindeki herkes 137 saniye boyunca bilincini kaybeder ve bu süreçte herkes 6 ay sonrası olacakları görür. Diziler gelecekte olacak olaylar için toplumu hazırlama görevi üstlendiğine göre, dünya baş döndürücü gizemli olayları yaşamaya gebe.
    Oktan Hocamız Allah razı olsun bizleri bu savaşa hazırlıyor. Verdiği bilgiler o kadar çok önemli ki anlamak için çok fazla tefekkür etmeye ihtiyaç var. Hocamıza Allahtan uzun ömürler diliyorum. Bizleri himmetleriyle inşallah yalnız bırakmaz. Onun tedrisatından geçtiğimiz için çok şanslıyız. Onaltıyıldız ailesine saygılarımla
  • ÖMER METE / 21 Nisan 2014 09:15

    Allah razı olsun

    Türkmenistan/Aşkaabattan Oktan hocama ve sayfadaki tüm kardeşlerime sevgi selamlarımı yolluyorum...
  • Oya Kisir(Oya Kara) / 21 Nisan 2014 02:17

    Ağaç

    Türk efsaneleri incelendiği zaman, ağaç unsuru son derece önemli bir yer tutuyor.Kulbak Bilge'de de bahsi geçen atamız,Oguz Kaan'ı,annesinin bir nehir ortasında bulunan bir ağaçta dünyaya getirdiği anlatılıyor efsanelerimizde.
    Oğuz Han Destanı’nda Oğuz Han, ağaç kavuğunda bulduğu kızla evlenir ve bu evlilikten olan çocuklarla Oğuz nesli oluşur.
    Iki ırmağın kavuştuğu yerde bir kutsal ağaç var,bu ağaç kaynağını cennetten alıyor inanışa göre.Bu Sidret-ul Munteha'yı çağrıştırdı bana.Yine efsanelerimizde yerin merkezinde varolan,kozmik bölgeleri birbirine bağlayan bir dünya ağacı-kozmik ağaç var..Altaylara göre bu ağaç ''çam ağacı''.Efsanelerimizde demir dağ dağın üzerinde olan yedi dallı beyaz kayın ağacı da mevcut...Genel olarak kayın,çam dut ,çınar ve meşe ağacı kutsal- mubarek ..

    ****************
    “Yerli kara dağların yıkılmasın!
    Gölgelice kaba ağacın kesilmesin!
    Kan gibi akan görklü suyun kurumasın!”

    KORKUT ATA-DEDE KORKUT
    Ya Selam!

  • mehmet yalçınkaya / 21 Nisan 2014 01:41

    Arkadaşlar galata kulesine lütfen dikkat edin. Pencerelerde rakamlar gizli gibi geldi bana. İlk bakişta pencere gibi geliyor ama ykınlaştırp bakılınca ilk pencre sırasnın sonunda 4 rakamı var. Bence oktan abi bütün yazılarında bir işaret bırakıyor ama sorun onu bulabilmekte....
  • Volkan Ç. / 21 Nisan 2014 00:22

    Tefekkür, ilginç bir şekilde farklı bir sonuca götürdü

    Ay'daki Mim vadisinden deve geçerse ne olur sorusu, Rahmet açıklamasından sonra ve bahsi geçen ayetle birlikte düşünüldüğünde, Müslümanların haricinde bir topluluğu ilgilendirmesi gerekir ki, neticede direkt olarak İslamı ve inananlarını bizatihi ilgilendirir.

    Şöyle ki, tam olarak şu an da yerini hatırlayamamkla beraber, size yakın olarak hıristiyanları görürsün anlamında ve Hz. İsa'nın kıyamet vakti Hz. Muhammed'in (SAV) resulluğüne şahitlik edeceği anlamındaki ayetler çerçvesinde düşünürsek, KIYAM vakti veya bu vaktin arefesinde GÖKten bir ses duyulsa ve bu ses Hz. Muhammedi(SAV) tasdik eden ve ona ümmet olan Hz. İsa'nın sesi olsa, ve bu hirıstiyanların akın akın ALLAH'IN dinine girmesine sebep olsa, bu RAHMET olmaz mı?

    Öyleyse, Mim vadisinden deve geçse, ALLAH'ın RAHMETİ açığa çıkar.

    Tabii, bu tefekküre göre, şeytanilerin ayı bombalama sebebi, yecüc mecücü serbest bırakmak olmayacak, aksine, ALLAH (CC) nün RAHMETİNİ engellemeye yönelik olacaktır.

    En doğrusunu ALLAH(CC) bilir.

    Selam ve dua ile...
  • muhafız / 20 Nisan 2014 22:59

    ATEŞ KARDEŞİME

    kardeşim inşalah birgün sırlar her kardeşimiz için açılacak ALLAH cc ın izni ile.ozamana kadar tek isteğimiz dualarınız. FETİH VE YASİN lerle bize yardımcı olun ALLAH CC hepimizden razı olur inşallah selametle
  • ahmet ilter / 20 Nisan 2014 22:22

    deve geçemez de

    'Âyetlerimizi yalanlayanlar ve o âyetlere uymayı kibirlerine yediremeyenler var ya, onlara göklerin kapıları açılmaz. Onlar, deve iğne deliğinden geçinceye kadar cennete de giremezler! Biz suçluları işte böyle cezalandırırız.' Araf.40
    deve deveyken geçemez de..inkarcı inkarcıyken geçemezde..geçilecek delik ne darlıktaysa ip gibi atomu atomuna dizilip geçer..amma ne uzun geçer ne zor geçer ..geçmekle geçer .bir de illaki geçer denir sanki
  • ceyda / 20 Nisan 2014 13:55

    sabırsızlık heyecan hat safada

    Bekliyoruz oktan bey yeni bölümleri,birde bittiği zaman ne yapacağım çok bağlandık basım haline gelmesinide sabırsızlıkla bekliyoruz Allah kolaylıklar versin.
  • Ömer Faruk Gümüşer / 20 Nisan 2014 13:10

    Hiç birşey boş değil anlayana

    Kulbak Bilgenin 12. bölüm de yazan Cenk'in paralel evrende kalması bana Şeytani ekibin Hollywood ayağında görevli J.J.Abrams'ın yönetmenliğindeki Fringe dizisinde paralel bir evren dünyadan bahsediyordu bir anda o aklıma geldi. Bu dünya sahnesinde hiçbir şey boş değil sadece görüp anlamak. Anlamımızı sağlayan Erenlere selam olsun. Bizleride onlara yardımcı Kalperenlerden olmayı nasip etsin Yaradan.
  • Giritli Behçet / 20 Nisan 2014 12:11

    yasak ağaç

    yasak ağaçtan meyve yediklerinde emre uymadıklarından dolayı NEFİS leriyle tanıştılar.ilk insanın nefis ile tanışması böyle başladı.şeytan vesvese veriyor.Adem A.S ve eşi meyveyi yiyor.vesvese soyut,Şeytan Somut,bunların Neticesinde İnsan Nefsi ve şehvet ile tanışıyor.İnsani nefis Şeytanın vesveselerine uyarsa Nefsin düşmanın oluyor.Onun için Yasak ağacının Hangi ağaç olduğu değil
    Mana'da nelerin yaşanıp yaşanmadığı ve sonucu önemli
    Nefsini bilen Rabbini bilir.Onun için SÖĞÜT ağacı gibi insan olma.Saygılarımla ve Hürmetlerimle
  • yedi dokuz yedi / 20 Nisan 2014 11:09

    40 neml

    karınca yuva yolu işinlama geçişi aynı hz süleymanin kıssasindaki gibi
  • yedi dokuz yedi / 20 Nisan 2014 11:06

    mim harfi igne deligi

    ulucami bursa geldi aklıma
  • metin / 20 Nisan 2014 10:23

    bir bilgi

    Bu varlıklarla iletişimde olan birisinden duymuştum, en çok incir ve nar ağacını severlermiş...Özellikle incir, gece altında oturup bevletmeyin diyor...Dikkat edilirse adem ve havva'nın a.s. cennetten çıkarılmalarına sebeb olan fiil vukua geldiğinde, örtünmek için kullandıkları ağaç yaprağı incir olarak tasvir edilir...Özellikle batılı kaynaklarda...Çınar ağacı gerçekten uzun yaşayan heybetli ağaçlardan.Bursada inkaya denilen yerde var bir çınar ağacı, belkide türkiyenin en geniş ve büyük ağacıdır...Osmanlının kuruluşuyla yaşıt...
  • ateş / 20 Nisan 2014 10:17

    Muhafız kardeşim,

    Selâm üzerinize olsun. Yanlış anlamanıza sebep olduğum için özür dilerim. Ziyaret ettim derken, yürüyen köşkü ve çınar ağacını kastettim. Battal Gazi de, değerli bir Kalperen kardeşimin rumuzudur. Kimseyle ya da hiç bir şeyle iletişim kurduğum yok. Ben de bir soru sorayım:
    Cevabınız bizim için önemli derken, BİZ demekle kimleri kastettiniz?
  • Erdekli / 20 Nisan 2014 06:37

    Namaz erkani

    Sevgideger kardeslerim, namazi erkana uygun kilmayi herkes bi yakinina anlatsin bilyenler lutfen munir derman hocamin eserlerinden bulmaya dinlemeye calissin. At binenin kilic kusananindir. Ahenki olmadan dans olmaz muzik olmaz, namaz hic olmaz. Hepimizin ayni frenkasta olmasi buna bagli. Tabii en dogrusunu Allah cc bilir
  • ahmet ilter / 20 Nisan 2014 04:16

    pençe-çınar

    cınnah pençe demek,bu dabbe gibi doğruları söyleyen bir eleman sanırım..
    rahmetli Sepetçioğlu tarihi romanlarında erenlerin diktiği sırlı çınar ağaçlarından çok söz ederdi...zeytin ve incire and eden kuran ın kasdı da tefekküre değer...bu kınanıp duran ağaca bez bağlamada kullanılan ağaçlarda kim neye şahadet etti o kapı ağaçlarda gördükleri bez üzerine mi türer bilemem ,,,ulu çınarlar hiç de yabana atılır enerji bükmüyorlar hele dört yol agızlarında..
    gargat ağacı da malum..
    hz zekeriya nın ağacı ne idi..mekkeye en çok dikilen ağaç akasyanın manası nedir bilmiyorum
  • alaca / 20 Nisan 2014 03:03

    hafıza

    bu bölüm gerçekten çok sürükleyici oldu. yazıda bir yerde Ağaç ve Mim Vadisine vurgu yapılıyor. yani yolculuğa gidilecek ağaç ve Ay arasında muayyen bir zamana denk gelme meselesi var gibi. ayrıca Cenk'in paralel denen evrende kalması da oldukça dikkat çekici. akla paralel evren geçiliyor ve başka bir şeyde bunlar gözlemlenebiliyor gibi geliyor. paralel evrene Mim Vadisinden mi geçiliyor? geçemeyenler gözlemleyebiliyor mu? bir hafızayı gözlemleyip sonra mı anılara şahit ya da keşf olunabiliyor. o noktalara ulaşabilmek için keşfin kendisinin kemale mi ermesi gerekir? cinnahın anlattıkları aslında bir çağa, bir kaç kelime ile anlamını veren özü mü? çünkü anlatım bitmeden tayf atladı ve orada bitti. burada Zaman da mı yoksa Unsurlarda mı yolculuk ediliyor? Latif Baba Ağaca girmeden önceki sayfa da 124'te diyor ki: "hangi zamana, hangi boyuta denk gelir bilinmez" burada zamanda yolculuktan ziyade, sanki Ateş unsurunun insanda ki olumlu ya da olumsuz etkileri gibi algılandı. Zaman veya İnsanlık öncesi çağ olarak bakarsak, İlhami Abi'nin "İnsanları pek sevmez" dediği için bu varsayım zayıf kalır gibi. acaba bundan sonra ki Toprak'la mı alakalı? aslında burada dalgalar ve Esmalarla ilişiği 127'de cümle sanki bir kişi birden fazla Esma söylüyor. bu titreşimler akılın bir parçası gibi sonra da hafızayı buluyor. doğrusunu büyüklerimiz daha iyi bilirler.. Hz. Alim (AS)'ın kurbanı Hz. İbrahim (AS)'a inmişti. Efendimizin (AS)'in Devesi hala yok sanırım. yada anlatıldıysa da ben kaçırmışım. belki de Mim Vadisindedir! Ne mutlu o kişilere. Deve hikayesini Sayın Oktan Keleş Bey Karadeniz Tv. 'de anlatmıştı. yazıda İp de Deve aynı deniyor. fakat Deve geçer, İp geçmez deniyor. aslında yazıda başka bir şeyde deniyor ama aynı zamanda denmiyor. dolayısıyla bize sadece kuru bir teşekkür etmek düşüyor. Gönlünüze sağlık inşallah..
  • muhafız / 20 Nisan 2014 02:37

    dimi İSLAM

    ATEŞ kod adlı kardeşim battal gazi ve sırları konuşmak şu anda mümkün değil sana bir sorum olacak iletişim kurabiliyormusun cevabın bizim için çok önemli cevaplarsan memnun oluruz evet yada hayır demen yeterli
  • mehmet demez / 20 Nisan 2014 00:35

    ağaç

    bahsi geçen ağaç kayın ağacı.
  • ateş / 20 Nisan 2014 00:04

    Devâmen...

    Ve Kelâm, Araf.40 ile başlayıp, Neml. 40 ile mânâ buluyorsa eğer, Neml. 40:

    'Kitaptan ilmi olan kişi (Hızır A.S): "Ben onu, sen gözünü açıp kapamadan önce sana getiririm." dedi. (Süleyman A.S) böylece onun yanında (önünde) durduğunu görünce: "Bu Rabbimin bir fazlıdır (lütfudur), ben şükredecek miyim yoksa küfür (nankörlük) mü edeceğim diye beni imtihan etmek için." dedi. Ve kim şükrederse sadece kendi nefsi için şükreder. Ve kim küfrederse o taktirde muhakkak ki benim Rabbim Gani'dir, Kerim'dir.'
    Işınlanma ile mânâ bulan Kelâm'a göre, eğer devenin iğne deliğinden geçmesi ile Kıyamet olacaksa, ki KIYAM ETMEKten mâdâ, yeni bir çağın veya hayatın başlayacağını düşünürsek, bu çağda ışınlanma sıradan bir iş olacak ve bunun getirdiği nimetlerle Cennet hayatı yaşanacak;
    diyebilir miyiz acaba?
  • ateş / 19 Nisan 2014 23:56

    Tefekküre devam...

    Selâm olsun tüm aileye,
    Öncelikle belirtmek isterim ki, Atatürk'ün Yalova'da kesilmesine izin vermediği ağaç, ÇINAR ağacıdır. Ayrıca, Yalova- Termâl ilçesi yolu üzerinde, Ata'nın kendi elleriyle diktiği onlarca ÇINAR ağacınında bulunduğu Çınarlı Hıyaban denilen meşhur yol vardır. Yalova'nın bir ilçesinin adı da ÇINARCIK'tır. Nacizane kanaatim, boyut kapısı olabilecek ağaç ya da ağaçlardan biri de ÇINAR ağacıdır.

    Ulaşabildiğim bilgilere göre, sihirbazların kullandığı asaların ağacı, porsuk ağacı(ki avrupai kültürde ölümü ve yeniden dirilişi birlikte temsil edermiş), söğüt ve dişbudak olarak geçiyor. Bir de fındık ve elma ağacı var ama bana pek mantıklı gelmedi.
    http://theceltsat.blogspot.com.tr/2011/01/origin-of-wands.html
    Linkte, Kelt kültüründe asalar ile ilgili bilgi var.

    Bir de tuhafıma giden bir konu daha var. Acaba neden, boyut kapılarından girince hangi zamana veya mekana denk gelineceği belirsiz? Zaman veya mekan yolculuğunda böyle bir belirsizlik olmasının hikmeti nedir? İmtihan sırrından mıdır? Bu belirsizlik şeytaniler ve cinler için de geçerli mi?

    İğne deliğinin minare şeklinde resmedilmesi bana DİN GÜNÜ terimini anımsattı nedense...Bir de minarenin(mim harfi gibi) kubbeyi yarar gibi görünmesi, Ay'da ki yarık ve Mim vadisine bir atıf sanki...Ayrıca bu resimdeki 'KARE DALGALAR' detayını yakalayan arkadaşımı da tebrik etmek isterim.
    Son olarak, 125. sayfanın sonunda Oktan hocam bir soru soruyor;
    'Deve iğne deliğinden geçerse ne olur? Bir düşünün...' diyor. Ama sorunun cevabını sayfanın başında bir ayetle veriyor zaten:
    'Âyetlerimizi yalanlayanlar ve o âyetlere uymayı kibirlerine yediremeyenler var ya, onlara göklerin kapıları açılmaz. Onlar, deve iğne deliğinden geçinceye kadar cennete de giremezler! Biz suçluları işte böyle cezalandırırız.' Araf.40

    Deve iğne deliğinden geçince, ayete göre müşriklere göklerin kapılarının açılması ve cennete girmeleri gerekiyor. Bunun olabilmesi için de hesabın görülüp, kitapların verilmiş olması gerekiyor. O halde, devenin iğne deliğinden geçmesi, kıyameti mi haber veriyor?
    Vesselâm...
  • Duru Su YILMAZ / 19 Nisan 2014 23:27

    ŞEYTAN AĞAÇLARI KESTİRİYORDU:(((

    EVET,ŞEYTAN AĞAÇLARI KESTİRİYORDU İNSANOĞLUNA,KESTİRİYORDU DA,İNSANOĞLU NEDEN KESİYORDU??? İNSAN DAHA ÜSTÜN YARATILDI AMA BUNUN FARKINDA OLMAZSA BÖYLE KULLANILIR İŞTE:(((
    ANKARADA CİNNAH ADININ VE DİĞER YERLERDEKİ ADLARIN KİMLERİN ADI OLARAK VERİLDİĞİNİ BİLİYORUM ZATEN,BUNU AÇIKLAYAN ARKADAŞA TEŞEKKÜRLER,ANCAK BEN MÂNÂ ÂLEMİNDE BİR BAĞLANTI OLMA İHTİMALİ ÜZERİNDE DURDUM SADECE ,TEŞEKKÜRLER...
  • Murat Birkent / 19 Nisan 2014 23:02

    Haris-Seytan...

    Apacik düsmanimizin mutlaka bir acigi olmali ,mutlaka bir zaafiyeti olmali , ona tapanlarin da aciklari zaafiyetleri var ...

    Bunlari bulup savasi düzenini biz kurmaliyiz ,en iyi savunma saldirmaktir adetince...

    Melek hocamiz düsmanimizin tarifini bu yazisinda veriyor bize .bulacagiz acigini Allahin izni ile ...

    Münir Derman hazretlerinin Seytan tarifi :

    Şeytan; Haris isminde bir melektir. Haris Allah'ı münkir değildir.Meleklerde irade yoktur. Emrolunanlan yaparlar. Buna karşı çıkamazlar.Kendilerine verilen vazife ne ise mütemadiyen onlarla meşguldürler.Topraktan halk edilmemişlerdir. Ne yerler. Ne içerler. Çoğalma, eksilmeleri yoktur.Dişi ve erkek meselesi onlarda mevcut değildir.isyankarlık. Kafirlik. Dinsizlik diye bir şeyleri yoktur. Her yerde mevcutdur. Onlarsız boş yer yoktur.Şekilleri hakkında kafi bir malumat da yoktur. Ayetlerde kanatlarından bahsedilmektedir. Kendilerine emir çıktığı zaman iradeleri de yoktur.Bütün bu malûmat Resulü Ekrem'in bildirdikleri ve ayetlerde olanlardır.Meleklere iman bilmediğimiz, görmediğimiz (Bize göre gayba inanmak) demektir.Allah kelâmında var ya... Resulü Ekrem bildirmiş değil mi... Velhasıl aklımızın alamayacağı birşey". Bunlardan sonra görüp anladığımız kitaplara, onları bildiren peygamberlere, ondan sonra tekrar aklın hududu dışında tekrar dirilmeye inanmak...Meleklere, Adem'e secde (edin) emri çıkıyor. Miifret olarak teker teker edin manasınadır. (Ediniz) cemi olarak emir değildir.Meleklere, irade olmadığı halde secde arzuya bırakılmıştır. Burada küçük mikroskobik bir serbestiyet kokusu vardır. Ve aynı zamanda;Allah'ın muradı gididir.Melekler emrolunan şeyi yaparlar.Halbuki secde edin kelimesinde itiraza müsade kokusu vardır.Melekler hemen secde ediyorlar, istemezseniz etmeyebilirsiniz gibi küçük bir serbestiyet de vardır.Yalnız Haris: Ben topraktan yaratılan bir şeye secde etmem.(Peki neye secde etmesi lâzımdır) diye kendi kendimize gizli bir sual soralım. Ve şimdilik cevap aramayalım..,(Ben topraktan yaratılan şeye secde etmem). Bu söz insandaki üAhi nuru perdeleyerek ben ancak o nura secde ederim demektir.Bunun derin manasında da hiçbir şeye secde etmeyin, Allah'a secde edin hakikati gizlidir. Allah'a secde edin demektir.Cenabı Allah insanları serbest bıraktığı için (kendi akıl ve iradeleriyle) kendine asi kullar obuasın diye, imkân ve isyanı tevlîd edecek her türlü hareket, fiil, düşünceyi (şeytan) lâfzı altında toplayarak bu meleğe bu- vazife verilmiştir,Şeytan bu vazifenin ismidir. Şeyatin cemi olarak bütün bu hareketlerin toplamıdır.Şeytanın temsil ettiği bu işler lanetlenmiştir. Recim edilmiştir.Taşlanmıştır. Yani Allah tarafından istenmemiştir.Şeytan, bu vazifesinden dolayı mes'ul değildir. Temsil ettiği fena, işleri recmedilmis hareketleri yapanlar mesuldür.Şeytana küfretmek de küfürdür.İnkârın delâletin, mikroskobik, atomik nüvesi buradan başlar.Meleklere secde edin emri çıktığı zaman melekler hemen secde ettiler...80Şeytan niçin secde etmedi. Veyahut şeytan niçin secde etmedi de öteki melekler secde ettiler".Bu ters gibi görünen sualin içine dalmak ve anlamak lâzımdır:İNSAN: Ruh. Ceset. Nefis bir mekânda yer kaplar. Görünmeyen ruh ve nefis, Allah'ın arzu ve muradı böyle olarak insan yaratılmıştır. Bu yaratılışı muayyen ve sabit bir kanun halinde tecelli etmesini murad etmiştir, kusursuzdur, inkârı da isyanı da serbest bırakılmıştır. Bu serbestiyeti kendi arzusuna göre icrası için peygamberler, emirler, kitaplar da göndermiştir. Verdiği serbestiyeti tahdid için."Fenalıkları bir külliyat halinde şeytan ismiyle toplamış...Bunun da kendisinin muradı olduğunu gizleyerek kendi üzerine alarak, şeytana vazife vermiş ve kendini gizlemiştir. Ve sonra: Cennet, cehennemi halk etmiştir. oRızık vermiştir. Her şeyi vermiştir... Rahman ve Rahim olduğunu da ilân etmiştir. Bu küçük yazıyı tekrar tekrar oku. Halletmeye çalış... Haydi bakalım. (Gül'üm)...Bu yasakları yaparsan sana verilen cüz'i iradeyi ve serbestiyeti inkâr etmiş olursun. O kötü işleri o sana verilen irade ile yaptığım kabul olur ki bunları Allah'ın yaptığını zımnen kabul etmiş olursun. Bu da küfürdür... iyiliği de kötülüğü de seçmek insana düşer. (Şeytan) bunu îfede eder ve temsil eder™Şimdi: Niçin Adem'e secde edin buyrulmuştur. Sebep ve murad nedir.BEN: Onlara akıl ve irade vereceğim. Bunları da hudutlan-dıracağım...Burada sebep, hikmet nedir. Aha bu son cümlede sebep, hikmet gizlidir... .Secde etmem dedi. Bu mesele en mühim noktadır. Emir çıktığı halde meleklerde de kendi iradeleri olmadığından, bütün melekler secde etti de Haris niçin secde etmedi...Burada: Müstakil bir irade. Emre itaatsizlik, isyan var gibi görünür.Fakat mesele tamamıyla öyle değildir. Bu da izah edilir. Fakat bu iş halvette öğretilir.Ben söyleyemem. Bu söyleyemem kelimesini nasıl düşünürsen düşün.Sözümüz bu kadar.Neslimin sonu olmak bakımından üzüntülüyüm.-Kendi başına farklı gibi görünen, adım atanı da takdir eder geverim... Bana en son yudum suyu hangi pınardan hangi elin vereceğini bilmiyorum.Birtakım şeyler degişmeseler de unutulurlar. Herhalde bizden gonra bizi unutmayacaklar da bulunur.
  • Havva / 19 Nisan 2014 22:05

    Asa ve yılanlar

    Sağlıkla ilgili swmbollerde ve Hermesin asasındaki sırrı da merak ediyorum yılanlar etrafında dönüyor neye işarettir?
  • mehmet adnan / 19 Nisan 2014 21:19

    cinnah caddesi

    Cinnah addesinin adı Pakistan Devlet inin Kurucusunun İsmnden gelir. Muhammed Ali CİNNAH dan. Ankara Başkent olduğu için bazı cadde ve bulvarları önemli insanların ismi verildi.
  • asfiya / 19 Nisan 2014 20:24

    yedi dokuz yediye

    adem a.s zevcesi havva cennette vuku bulan hatalı işten sonra mübarek vücutlarından elbiseleri sıyrıldı dünyaya çıkın diye ilahi ferman geldi o halleri ile meleklerden utandılar hangi ağacın altına gittilerse hiçbiri kabul etmedi yalnız od ağacı kabul etti Yüce hak od ağacına hitap edip sordu ey ağaç diğer ağaçlar kabul etmediler sen neden kabul ettin? Od ağacı şöyle dedi Ey Rahim Rabbim Adem in a.s alnına habib-i ekremin nurunu kondurdun cümle mahlukada o nura saygı göstermeleri için ferman eyledin Adem a.s o şanlı nuru ile bana sığındığı zaman o şanlı nurdan utanarak kabul etmemezlik edemedim kabul ettim Bunun üzerine yüce hak şöyle buyurdu Ey od sen ki Habibim Muhammedin s.s.v nuruna saygı gösterdin onun hürmetine seni kullarım arasında cümle ağaçlardan daha üstün kıldım sana pek güzel bir koku ihsan eyledim ancak izinsiz kabul ettiğin için seni ateşle yakmakla faydalanacaklar onlar seni yakmadıkça senden o güzel koku çıkmayacaktır...

    şimdi nasıl olurda bu bitki onların en çok sevdiği bitki olur? üstelik kokusu çok güzel
  • c.d / 19 Nisan 2014 19:42

    Abi, Kulbak Bilge serisinin kesinlikle bilgisayar oyunu yapılmalı. ama hem oynayıcı kıtlesının ılgısını cekmek hemde oyunu oynarken bu bilgileri hazmettırmek zor bı ıs ve farklı bır oyun teması gerekli. bu oyunu oynayan genclerı bı dusunsenıze nasıl genıs bır kıtleye hıtap edılebılecegını... bu iş kesinlikle yapılmalı.
  • orhan şahin / 19 Nisan 2014 18:54

    EYVALLAH.
  • mikail / 19 Nisan 2014 18:01

    Cenk abi dikkat et....
  • Recep / 19 Nisan 2014 17:53

    Burdaki arkadaslarla yorum yazmayi dusunduk!Lakin
    Yorumun kendisi bile sasti bu ise!
    Hayret vadisinden yorumun gelmesini bekliyoruz..!
    Yorum da yorumsuz kaldi.Sustu edeple ahir zaman pasasinin kutlu huzurunda
  • şizofren / 19 Nisan 2014 17:18

    erken geldi

    bu seferki bölüm erken geldi
    bir sonraki bölüme kadar neler değişecek bakalım
    bu arada şeytanı temsil eden tüm eski uygarlıkların sözde tanrı yada demonlarında hep şeytana atfedilen bir kaç özellik varmış demekki
    Başta Bilge Kağanımıza Erol abiye ve tüm kalperenlere Selam Olsun
  • Yalçın açıkGöz / 19 Nisan 2014 16:56

    sidretül münteha

    Bi önceki yorumda yazdıklarıma ekleme yapacak olursam;sidretül müntehanın dibinden çıkan 4 nehirin ikisi cennette,ikisi de yeryüzünde ise bu ağaç onlardan değil onlar bu ağaçtan besleniyo demek diye düşünmek daha doğru gibi.Bir de eğer mübarek ağaç sidretül münteha ise ve o da nebk ağacı,arabistan kirazı ya da trabzon hurması(cennet hurması)cinsi bir ağaç ise ÇINAR ağacı ve önemi ne?bu mübarek ağaçlar ile zaman atlamaya ışınlanmaya yarayan ağaçlar birbirinden farklımı?ya da cinsi ne olursa olsun dikilmiş her ağacın bilinmeyen başka bi önemi varmı?Off kafam cok karıstı düşünemiyorum:-(
  • I.K. / 19 Nisan 2014 16:38

    Umarim

    Kulbak Bilgenin gelecek bölümlerinde iblisin gercek suretini de görürüz insaallah.
  • Yalçın Açıkgöz / 19 Nisan 2014 16:26

    Sidretül münteha

    Esselam Oktan hocama ve tüm takipçi kardeşlerime.Yine yeni sırlar yeni kapılar.Allah razı olsun hocam siZden.
    Hocamız bu diZi de sidretül müntehaya değinmiş.Şeytan ve tayfasının Zehirli ağaçları Rahmanilerin ise mübarek ağacları kullandıklarından bahsetmiş.mübarek ağacın nasıl bi ağaç olduğu ve sidretül münteha ile ilişkisi hakkında Mütercim Asım efendi Kamus tercümesinde şu bilgileri vermiş:"Sidr, in kesri ve n sükunu ile okunur Nebk agacina verilen bir isimdir Buna Arabistan kirazi da denir ki, Trabzon hurmasi da ayni nevidendir Bu kelimenin müfredi sidre, çogulu, siderât, sidirat, sider ve südür seklinde gelir Adi geçen bu agaç, iki çesittir Birisi büstânî (bahçeye mahsus)dir ki meyvasi hos olup yapraklariyla da yikanilmaktadir Digeri de berrî (topraga mahsus)dir ki bunun meyvasi tatsizdir Her ikisinin de gölgesi gayet koyu, hos ve hafiftir" ayrıca efendimiz sav bir hadisinde:
    "Ben Sidretü'l-Müntehâya götürüldüm. O, yedinci göktedir. Yemişi Hecer (kasabasının) testileri, yaprakları da fil kulaklarına benziyordu. Dibinden iki zâhir, iki bâtın olmak üzere dört nehir çıkıyordu. "Ya Cibril bu da ne?"dedim. Cibril: "Bâtın olanlar Cennettedir; zâhir olanlar ise Fırat ve Nil'dir" diye cevap verdi" (Kurtubî (Darekütnî'nin lafzıyla Müslim'den naklen), XVII, 94).
    Ayrıca:1 Sidre-i müntehâ, yedinci semada bir hadise göre de altinci semada Ars'in sag tarafinda bulunan bir nebk agacidir ki müttakilere vaad edilen cennetin nehirleri,(Muhammed, 47/15 bkz) onun altindan çikar

    Kaynak: http://www.estanbul.com/sidretul-munteha-nedir-257482.html#.U1J0pu0azCR
    Bu bilgilerden mubarek agac hakkında fikir edinebiliriz ayrıca ahiret hayatında sidretül münteha yeri hakkında da hadislerden fikir ediniyoruz.demekki arşın sağında ve dibinden(köklerinden)nehirler akıyor.bu nehirlerin ikisi yeryüzünde diğerleri ise cennette bulunuyo.demekki bu ağac HEM CENNETTEN HEM DE YERYÜZÜNDEKİ İKİ BÜYÜK NEHİRDEN BESLENİYOR.ALLAH U ALEM..
  • Kamil Türk / 19 Nisan 2014 15:18

    Soruyu sorandan da cevaplayandan da Allah razı olsun.Araf 40 ayetini daha iyi tefekkür etmek ve ay ile bağlantısını çözmek ariflere Kalperenlere kaldı.Bir de Cenk abiye verilen bir saat vardı bir meczubun rüyalarında geçen "Bu saat ileride vaat edilen bir savaşta tekrar lazım olacak "deniliyordu acaba o saat paralel evrende mi işe yarayacak.Selam olsun ...
  • turk / 19 Nisan 2014 15:13

    hocam cami minaresini igne gibi resmetmisiniz ve o igne deliginden adeta istanbul gecmektedir acaba isinlama gibi bir olaymidir pek anlayamadim .
  • oneronur / 19 Nisan 2014 14:10

    es-selam

    Kudüs’e açılan kapılar şimdilik korunmaktadır! Ama evliyalar ‘insan’lardan yardım istemektedirler… İlk defa! Tarihin bu zamanında! Geçmişten bugüne İstanbul’un manevi kapılarını korumuş evliyaları, ilk defa, insanlardan yardım istemektedirler! Çünkü ‘ters medusa’ uyanmak üzeredir! Ey insanlar! Korkunç bir savaş olacaktır! Dua zincirimizi güçlendirmeliyiz! Demir ve itikat! Madde ve mananın birlikteliği şarttır! Geceleri uzun secdeler yapalım… Aramızdaki dua zincirini sağlamlaştıralım… Şeytan giremesin içeriye… Manevi kalkanı güçlendirelim… Mescid-i Aksa’yı kurtaralım ey müminler! Yoksa savaş kapımızda!

    http://www.iyibilgi.com//artikel.php?artikel_id=30392
  • Sevan / 19 Nisan 2014 13:30

    Eyvallah

    Olta attık Sır çektik
  • Melih Kölük / 19 Nisan 2014 13:13

    Yeşil ağaç

    O sizin için yeşil ağaçtan ateş yaratandır. Şimdi siz ondan yakıp duruyorsunuz.(Yasin suresi 80.ayet) Gökleri ve yeri yaratan Allah'ın onların benzerini yaratmaya gücü yetmez mi? Evet yeter. Ohakkıyla yaratandır, hakkıyla bilendir.(Yasin suresi 81.ayet) Burada yeşile yapılan vurgu Hızır Aleyhisselam'a atıf olabilr. Ateşten kasıt ışınlanmada maddenin enerji halinde yolculuk yapmasına atıf olabilir. Bir sonraki ayette dünyadaki yer ve göğe benzer başka yer ve gök başka boyutlardaki yer ve göklere atıf olabilir. Belki de bu ayet boyut değiştirmenin anahtarının Hızır Aleyhisselam'da olduğunu tasvir ediyor olabilir.
  • Melih Kölük / 19 Nisan 2014 13:05

    Ağaç

    Allah göklerin ve yerin nurudur. O'nun nurunun temsili şudur: Duvar da bir hücre, içinde bir kandil, kandil de cam fanus içinde. Fanus sanki inci gibi parlayan bir yıldız. Mübarek bir ağaçtan, ne doğuya ne de batıya ait olan bir zeytin ağacından tutuşturulur. Bu ağacın yağı ateş dokunmasa bile neredeyse aydınlatacak kadar berraktır. Nur üstüne nur. Allah dilediği kimseyi nuruna iletir. Allah insanlar için misaller verir. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.(Nur suresi 35.ayet) Doğuya ve batıya belki de bu dünyaya ait olmayan bir ağaçtan bahsediliyor ve bu ağacın yağı yani cevheri için neredeyse ateş yaklaşmadan aydınlatacak kadar berraktır diyor. Yani ağacın cevheri için nur teşbihi yapıyor. Gazi Paşa'nın kestirmediği ağaç da cevheri nur olan rahmani ağaçlardan biri olabilir. Belki de lanetli ağacın cevheri şeytan ve cin tayfı gibi ateşten olabilir. Çünkü Allah ayetteki rahmani ağaç için ateş yaklaştırılmadan aydınlatacak kadar berrak tasvirini kullanmış.
  • A.Fazıl Demir / 19 Nisan 2014 12:49

    Allahrazı olsun oktan bey

    Bizleri tam anlamıyla mest ettiniz yine.
    Anlaşılıyorki Ali mushafı bilgisi sizde var deve iğne deliği ayetini bende çok araştırmış sormuş olmama rağmen tatmin edici bir cevap heyhatki alamamış bulamamıştım.
    Sayenizde sadece bu ayetin makalesi bile tefsir yönünden çok büyük önem arz ediyor sizlere Erol beye ve dostlarınıza selam ve saygılarımı iletiyorum Allah yar ve yardımcınız olsun.
  • Tamer ATASOY / 19 Nisan 2014 12:36

    KARE DALGALAR

    Sayfa 126 arka fondaki kare dalgalar dikaktimi çekti:
    Peki Nedir Kare Dalga ?

    "Kare dalgalar iki seviyeli lojik yapılar ile üretilir ve sayısal anahtarlama devrelerinde kullanılır. Yükselme ve düşme süreleri çok kısa olabilen kare dalgalar, senkron sayısal devrelerde tetikleyici olarak kullanılmaya elverişlidir; bu yüzden kare dalgalardan sıkça devrelerin zaman referansı, saat işareti, olarak yararlanılır. Frekans domeni grafiğinde görülebileceği üzere, kare dalgalar çok sayıda harmonik bileşen barındırır. Bu durum elektromanyetik radyasyona, dolayısıyla gürültüye ve hatalara sebep olabilir. Analog-dijital çeviriciler gibi yüksek hassasiyet gerektiren devrelerde, olumsuz etkilerin önlenmesi amacıyla, zaman referansı olarak kare dalgalar yerine sinüs dalgaları tercih edilir."

    diyor ki tanımda.... bu yüzden kare dalgalardan sıkça devrelerin zaman referansı, saat işareti, olarak yararlanılır. ....


    Leonardo Da Vinci: "Evrenin dili Matemetiktir." demiş.
    Biz de: Fizik Matemetiğin Görünür Halidir" desek abes olmaz kanaatindeyim.

    "Akıl azalıp artmaz.
    Sadece aklın günyüzüne çıktığı menfezler tıkanır ya da açıktır.
    Dini islama uygun hareketler bu menfezleri açar. O zaman akıllı olursun." Münir DERMAN (Kaddesallahu Sırrahu)

  • Murat Birkent / 19 Nisan 2014 12:26

    ....

    Ve Dragon dün yine uctu ..

    http://www.spacex.com/dragon
  • muallim54 / 19 Nisan 2014 10:39

    Tefekkür...

    Tefekkür...

    Tefekkür...

    Tefekkür...


    Yine Oktan Sultan daldırdı bizi tefekkür denizine....

    İnşallah Rahmet kıyısına ulaşır ve muhabbettinden dem almak biz fakire de nasip olur acizane..

    En derûnî saygı, sevgi ve dahi hürmetlerimle Efendim...

    Aşk ile..
    Hakk ile Kalın..
  • muallim54 / 19 Nisan 2014 10:30

    Ehlen ve Sehlen Merhaba

    Ey enbiyalar serveri
    Ey evliyalar rehberi
    Ey insucan peygamberi
    Ehlen ve Sehlen merhaba

    Sen canların cananısın
    Dertlilerin dermanısın
    Alemlerin sultanısın
    Ehlen ve Sehlen merhaba

    Alalhü Ekber şanühü
    Sultanehü sübhanehü
    Kad caena burhanehü
    Ehlen ve Sehlen merhaba

    Sensin Mahbub- i Hüda
    Ettme şefaatten cüda
    Ahmet Muhammed Mustafa
    Ehlen ve Sehlen merhaba

    Derviş Yunus söyler sözü
    Dergahına sürer yüzü
    Severler mahşerde bizi
    Ehlen ve Sehlen merhaba
  • Murat Birkent / 19 Nisan 2014 10:24

    Ask

    En güzel Ask ile kattin beni deliler kervanina Oktan hocam .
    Cinnah a takildim .. sanki o gece onu görmüstüm..

    Sevgi ve selamlar tüm ailemize .
  • Duru Su YILMAZ / 19 Nisan 2014 10:02

    CİNNAH ??? :(

    CİNNAH ??? :(
    ANKARADA YAŞAYANLAR DÜŞÜNDÜ MÜ BİLMEM,AMA CİNNAH CADDESİNDE BENİM BİLDİĞİM HEP HUZURSUZLUKLAR VE TÜRLÜ ÇİRKİNLİKLER OLMUŞTUR....İSMİ NEDEN BÖYLE VERİLMİŞTİR,TESADÜF MÜDÜR??? ORDA BİR İŞİM OLDUĞUNDA NEDENSE HEP HUZURSUZ OLMUŞ AMA ANLAM VEREMEMİŞTİM... BİLEMİYORUM İSMİYLE BİR BAĞLANTI MI VAR ACABA ?? ....
    YOK GÖSTERİLMESİNİN TUZAK OLDUĞU BELLİ,VE BU KONUDA ÜZGÜNÜM Kİ O LANET,İNSANLARDAN SIKI ÇALIŞTI ŞİMDİYE KADAR(İSTİSNALAR BAŞÜSTE)....
    GÖYA DİN SOHBETLERİNDE"ŞEYTAN SİZİN NEFSİNİZ,BAŞKA ŞEYTAN ARAMAYIN" VS DERKEN OLAYA "HER CANINIZIN İSTEDİĞİNİ YEMEYİN" DİYE ÇARE DE ,DELİL DE BULURLAR...ÇOK YEYİNCE KİLO ALIR,NEFSE HİZMET EDERLERMİŞ....BAK SEN HELE,NE KADAR KOLAYMIŞ MÜCADELE,YEME OLSUN BİTSİN,EEEEEEEE GERİSİ??? EN ÖNEMLİSİ DE ŞEYTAN UNUTTURULUP NEFSE DÜŞMAN EDİLDİ İNSANLAR DA DÜŞMANLIKLARINI ANLAMADILAR BİLE,ÇÜNKÜ YAVAŞ YAPTI,ACELE ETMEDİ,İŞLEDİ ZİHİNLERE.....EEEEEEE OKUMA-SORGULAMA ALIŞKANLIĞI DA OLMAYANLAR "EN BÜYÜK DÜŞMANIM NEFSİM" DİYE NEFSİNE,DOLAYISIYLA DA BAZILARI KENDİNE BİLE DÜŞMAN OLDU ÇIKTI....ARDINDAN SON 10 YILDA ARTARAK KABALACILAR YAYILDI,VE ONLAR DA "DÜŞMANINIZI -YOK-SAYIN,HAYALİNİ KARŞINIZA ALIP ,SEN YOKSUN DEYİN,SİZE BİŞEY YAPAMAZ...." VS SÖYLEMLERİYLE BEYİNLERİ UYUŞTURDULAR,BÖYLECE DÜŞMAN,DÜŞÜNÜLMEDİĞİ,YOK SAYILDIĞI İÇİN MEYDAN DA BOŞ KALMIŞ OLDU.........
    EEEEEEEEEEE BOŞ MEYDAN DA ,AT DA KOŞAR,İT DE ÜRÜR,İN-CİN DE TOP OYNAR.......SEN BOŞ BIRAKMA DOSTUM.......
    YOK GÖSTERİLENİN VARLIĞINI GÖSTERECEK AKLI ALLAH VERDİ,AKLINI KULLAN........
  • Erol Elmas / 19 Nisan 2014 09:17

    Bir Sorumuz Daha Cevaplandı

    Oktan Keleş'ten Allah razi olsun.Daha önce hiçbir İslami kaynakta bulamadığım sorular vardı:
    1-Domuz eti niçin haramdır?
    2-Dövme yaptırmak neden yasaktır?
    sorularım cevaplanmıştı ama Araf 40'a cevap bulamamıştım.
    Kulbak bilge ile bu sorum da cevaplanmış oldu.
    Tefekkür Denizinden bize ne güzel balıklar yakalattınız... Allah razi olsun
  • kuzra / 19 Nisan 2014 02:45

    ayrıntılar...

    Hz.muhammed zahiri hicreti ve mana hicreti'nin ve cenk in paralel evrende kalması ( paralel devlet ) ayrıntılı olarak açıklanamazmı?
  • Oya Kisir(Oya Kara) / 19 Nisan 2014 01:00

    Ne güzel bir sürpriz oldu

    Bu kadar kısa aralıklarla beklemiyorduk,cok güzel bir sürpriz oldu...Cinnah'ın dile getirdikleri tam da günümüze uygun,ustalıkla yok dedirttiriyor,halbuki var.
    Tayf sozcugunu spektrum olarak da algılamalı mıyız...Newton renk tayfını buldugunda asıl neyi bulmustu Ağaçla ilgili bilgiler muhtesem...Gazi Paşa'nın ağacı kestirmemesi..Deve iğne deliği,ışınlanma,sidretül munteha...
    Oktan abi,yine bizlere farklı kapıların anahtarlarını verdin,inşaAllah nasibimizce nasipleniriz
    Ya Fettah,Ya Nasib.
  • biri / 19 Nisan 2014 00:53

    ...

    Vettiyni vezzeytuni
  • ty@istanbul / 19 Nisan 2014 00:09

    kulbak..

    Yine dikkat yine merak yine bekliyoruz şaşırarak..Oktan Usta yine yaptı yapacağını,tüm Onaltıyıldız ailesine selamlar.. (Onaltıyıldız ailesi = Başta Oktan Usta olmak üzere araştıran , yazan , okuyan , paylaşan , anlatan , inanan herkes)
  • biyolog / 18 Nisan 2014 22:55

    oktan baba

    artık internete girdiğimde onaltıyıldıza uğramadan edemiyorum. bağımlılık yaptı. hastayız dede :)
  • bezgin bekir / 18 Nisan 2014 22:45

    cuma sohbeti gibi

    güzel yazı ilginç bilgiler oktan babadan ALLAH razı olsun lakin tam anlamadım şeytanilerin kullandığı yasak ağaç zakkum değilse nedir ? gargat ağacı mı ? peki rahmanilerin kullandığı ağaç hangisi ? sidre ağacı mı ?
  • yedi dokuz yedi / 18 Nisan 2014 22:22

    öd agaçı

    öd agaçı şeytanilerin ve cinlerin cok sevdiyi agac
    .
  • Omer A. / 18 Nisan 2014 22:13

    Cenk

    Cenk kod adli kalpereni tanimis olan kardesimiz var mi? Cenk abinin sirrini merak ediyorum aslinda. Bu arada bolumun erken cikmasi beni sevindirdi,bakalim sonraki tayflarda kimler ile karsilasilacak.
  • Harun / 18 Nisan 2014 22:10

    Allah can sağlığı versin

    Bir ara aklıma okurken temel destanı geldi nedense
    çok güzel bilgiler yazınızda güzel okunur şekilde boyutları biraz daha büyük olsa daha iyi olur diye düşünüyorum okurken zorlanmayız (küçük olanlar için) Allah yar ve yardımcınız olsun.
  • ihvan / 18 Nisan 2014 22:03

    sürpriz

    evet büyük sürpriz oldu. Allah razi olsun. Vesselam
  • ateş / 18 Nisan 2014 22:01

    Ağaç sırrı...

    Selâm olsun tüm aileye,
    Şimdi söyleyeceklerime 'hadi oradan' diyenleriniz çıkabilir ama, yine de söylemeden edemeyeceğim.
    Geçen bölümün sonunda Oktan hocam ağaçların sırrına tekrar vurgu yapınca, ne zamandır aklımı kurcalayan düşünce bir anda yerini berrak bir mutmainliğe bırakmıştı. Evet, artık emindim. Hatta hem çektiğim fotoğraflara baktım, hem de yetinmeyip tekrar ziyaret ettim.
    Açıkçası ben bunu dile getirmeye korktum. Zira, sır varsa bunu ifşa etmek benim haddimi aşardı. Gönlümden ve aklımdan geçeni dile dökemedim. Ama mutlaka, sır ehli olan Gazi Paşa'nın bu davranışının bir hikmeti daha vardır diyordum kendi kendime...Sadece çevre sevgisi ile ilgili verilecek bir mesaj olamazdı bunca girişilen zahmet...
    Ve şimdi tastamam Oktan hocamız da sırrı ifşa etti!
    Selâm olsun Ulu Çınar'ıma, selâm olsun Gazi Paşa'ma...Selâm olsun, Atatürk'ün kestirmediği o Çınar'ı birlikte gezdiğimiz K'alperen kardeşlerim, Yasin'ime ve Battal Gazi'me...Selâm olsun tüm erenlere ve K'alperenlere. Huu...
    İyi ki, Yalova'lıyım...
  • Hüseyin Bulduk / 18 Nisan 2014 21:48

    Sürpriz

    Oktan Abi'den Cuma günü sürprizi, teşekkürler.
  • Kendini Arayan / 18 Nisan 2014 21:40

    Devran Dönüyor..

    Devranı Döndüren Allah-u Lemyezel, nasıl olmasını isterse öyle olur.

    Selam Olsun Tüm Erenlere. Huuuuu.
  • Nihal Kaya / 18 Nisan 2014 21:36

    aman Allahım şükürler olsun ne bilgiler bunlar kalbim çarpıyor, gözlerim doldu, titreme geldi birden ..Allahım sizden razı olsun şuan sadece şükürler olsun ve Allah razı olsun kelimelerini yazabildi bu el ..
  • zeynep / 18 Nisan 2014 21:25

    Aklıma hep stargate atlantis serisi geliyor nedense.






ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

En Çok Okunanlar