Kulbak Bilge-7

Kulbak Bilge-7

Kulbak Bilge müthiş sırlarla okuyucuları şaşırtmaya devam ediyor...


12 Şubat 2014 21:03
font boyutu küçülsün büyüsün


KULBAK BİLGE 

Kulbak Bilge 1. Bölüm: http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=2936

 Kulbak Bilge 2. Bölüm: http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=2945

Kulbak Bilge 3. Bölüm: http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=2950

Kulbak Bilge 4. Bölüm: http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=2954

 Kulbak Bilge 5. Bölüm:  http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=2978

  Kulbak Bilge 6. Bölüm:  http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=2983

 

Kulbak Bilge-7.Bölüm

Diğer Format: http://medya.onaltiyildiz.com/kulbakbilge-b07/#/0

  

 

  

 

    

  

 

 

 Diğer Format: http://medya.onaltiyildiz.com/kulbakbilge-b07/#/0

  

  








Bu haber 50,364 defa okundu.





Yorum ekleYorum ekle


Yorumlar (111)
  • zeynep demir / 12 Aralık 2014 16:25

    her yönüyle savaş içindeyiz..

    Bütün Allah Aşığı Dostlara Selam Olsun:
    Bugün siteniz ile tanışalı 3.günüm.yazılanları dikkatlice okumaya çalışıyorum.iş yerimde olduğum için de arada kopukluklar ya da cümle düşüklükleri olabilir. özür dilerim. evimde bilgisayarım yok,alamadığım için değil,istemediğim için..

    sadece şu son 30 yıldır yaşadıklarımı anlatmak istiyorum . tavuk üretme çiftliklerimizdeki yemlerden ve sığırlarımıza yapılan hormon iğneleri.. Ben bir sağlık çalışanıyım ve işim koruyucu halk sağlığı ile ilgilenmek .,bilgim ve gücüm yettikçe de araştırma yapmak.
    Tavuk çiftliklerinin açılışı belki herkesin hoşuna gitmişti..Kısa sürede yetişen ve ekonomik tavuklar,,bir anda büyüyüp kesimlik hale gelen danalar vs..ancak onlara verilen yemin içindeki maltodekstrin... (DES)...
    (son birkaç yıldır tavukların 45 günde kesilmediğinde her yerinde tümörlerin çıkıp, kendi kendine öldüğü söyleniyor) tabi 3 ayaklı vb..şekilsel anomalili tavukların da çoğaldığını düşünürsek..
    Gelelim günümüze..: (Eskiden çocuklar genellikle 12-14 yaşları arasında ergenliğe giriyor, cinselliği ise 20'li yaşlarda yaşıyorlardı. Ancak günümüzde çocuklar artık 9'unda ergenliğe giriyor, 14'ünde de cinselliğini yaşamaya başlıyor. Kitaplarda yazan klasik bilgilere göre kız çocuklarının yüzde 1'i erken ergenliğe giriyor. Ancak en son araştırmalar bizi korkutuyor. Çünkü güncel araştırmalar bu rakamın yüzde 14'e yükseldiğini gösteriyor. Avrupa'da yapılan araştırmalarda erken ergenlik çağına giren çocukların ilk cinsel deneyimlerini de daha erken yaşlarda yaşadıkları görülmüş. Öyle ki, günümüzde de 14-15 yaşlarına geldiklerinde cinsel ilişkiyi yaşamış ergen sayısı giderek artıyor. İşin ürkütücü yanı ise bunu bir oyun gibi deneyen çocuklara artık daha sık rastlanıyor. Endokrinoloji ve Metabolizma Uzmanı Doç. Dr. Selçuk Can'a göre, geçmiş yıllara oranla çocukların daha iyi beslenmesi, proteinli gıda tüketiminin artması ve sosyo-ekonomik alanda gelişme, zenginleşme, kimyasallar ve hormonlu gıdalar ergenlik yaşının düşmesine yol açıyor. Özellikle de tavuk eti, kırmızı et, süt ve süt ürünleri, çilek ve domatesler zan altındalar. Çocukların erken ergenliğe girmelerinde genetik faktörler de etkili oluyor hiç kuşkusuz. Davranış Bilimleri Çocuk ve Genç Psikolojik Danışmanlık Merkezi'nden uzman den psikolog Şeniz Pamuk da, erken yaşta ergenliğe giren çocuklarda ailenin ve medyanın rolüne dikkat çekiyor.)
    Ve ne yazık ki çocuklarımıza verdiğimiz mamaların etkisi her kuşakta daha da artıyor..Sürü halinde bir topluluk..Sadece yeme,içme,uyuma,
    ,üreme,eğlenme ve boşaltım ihtiyacı duyan...tabi bunun yanında kanser vakalarının çok artması...Korkarım insanoğlu da tavuklar misali belli bir yaşa gelince bir anda heryerini tümör kaplayıp,kendi kendini imha edecek..Tabi bunlar benim kendi düşüncelerim.yapabildiğim ise bebeklerine anne sütü ve doğal gıdalar vermeleri konusunda eğiterek birazcık ta olsa bize karşı yapılan biyolojik savaşa karşı durmaya çalıştım.tabi bu içinde olduğumuz biyolojik savaşın sadece 1 tanesi..

    Ayrıca aklıma takılan bir durum var.bu konuda beni aydınlatabilirseniz çok mutlu olurum..Dün de belirttiğim giibi Beyaz Piramitleri araştırırken sitenize ulaştım.Ama şunu çok iyi biliyorum ki hayatta hiçbirşey tesadüf değildir..
    Gelelim soruma..Beyaz Piramitler Xi'an da idi öyle değil mi?Peki Çin'in taş askerleri...Onlar da Xi'an da..bunun tesadüf olabileceğini de düşünmüyorum. kazı ile ulaşılan 8000 asker ,atları ve daha yerin altında ne kadar oldukları bilinmeyen askerler???
    Hayırlı akşamlar dileğim ile..

  • Mehdi'nin askeri / 23 Eylül 2014 11:02

    insanlari kurban etmek

    Seytaniler insan kurban ettirme geleneğini ışid sayesinde başlatmış bulunuyorlar..binlerce insanın kafasını islam adına kestiklerini söyleyen bu güruh , aslında seytanın en sadik hizmetcileri olduklarının farkında değiller.
  • Homeros / 5 Haziran 2014 18:13

    Midas

    Abdül Kadir adlı arkadaş dışında, hiç kimse Midas' ı sorgulamamış. Friglerden emin değilim, ama Troyalılar, Hititler, Sümerler ve Lykia' lıların Türk olduğu düşünüldüğü takdirde, neden bu topraklarda gözleri olduğu anlaşılacaktır.
    Selam ve Dua ile kalın
  • Abdulvahap Ünalmışer / 6 Nisan 2014 00:24

    67

    evet son sayfadaki olayı yaşadık malesef. zaman çarşanbada biz ise salıdaydık.
  • hatice sahin / 27 Mart 2014 09:34

    Rica

    Selamün Aleyküm,Onaltiyildiz ekibinden bir ricam olacak.Kulbak bilge serisini okumayi cok istiyorum fakat bilgisayardan okumaya cok zorlaniyorum.Kagida bastirip okumayi denedim olmadi,bunun icin bir sey yapamazmisiniz diye rica edecektim.Lütfen yardimci olursaniz cok minnettar kalirim,selam ve saygilarimla
  • dertli mümin / 19 Şubat 2014 20:36

    einstein putu yıkılıyor !!!!

    farklı bir konu olacak biliyorum bağışlayın lakin önemli geldi paylaşmak istedim hatırlarsanız oktan baba bir kitabında uçağa yapılan operasyonu ve kurtardıkları Müslümanları anlatıyordu (hatta uçak abd uçağıydı sabiha gökçen havaalanıydı galiba ) orada kurtarılan bir Müslüman bilimadamı einsteinın kuramlarının çökeceğini Yahudi einsteinın şeytanilerin adamı olduğu vb. hususlar anlatmıştı kuantum dolanıklık-ışık hızı ile ilgili güzel bir yazı okudum dili açık güzel basit anlatımı olan bir yazı tavsiye ederim yazıdan birkaç cümle paylaşmak istiyorum bunlar teori değil deney sonucu elde edilmiş somut veriler Işığın boşluktaki yayılma hızını aşan, superluminal parçacıklara gelince, İsviçre’de, fiber iletişim hatları kullanılarak, aralarında, 20 km. uzaklık bulunan ve aynı kaynaktan gelen fotonların Kuantum Dolanıklık hızlarının ölçümlendiği deneyde, İki foton arasındaki Kuantum Dolanıklık haberleşme hızı, ışık hızından minimum 10 000 kat, ama ortalama 70 000 kat daha büyük olarak ölçülmüştür. hani ışık hızı aşılamazdı ??? velhasıl bilim pohpohlanan parlatılan Einstein kuramlarını (putunu) çökertmek üzere !!!! oktan babadan ALLAH RAZI OLSUN (sırdaş kitabı ? antın yeni bölümü ? ) yazının linki http://www.mistikalem.com/bilim/7400-kuantum-dolaniklik-gercegi.html
  • Volkan Ç. / 19 Şubat 2014 14:09

    Vel Asr...

    Günümüz ahir zaman devri...

    Bu sitede yer alan singularity üzerine makaleler, Sin-Ay makalesi, Deruni Devlet kitabında bahsi geçen Sin insanı, manyetik kapılardan gelenler, yeni Dünya dini, ilizyonlar, kozmik takvim v.s...

    Tüm bunlar, insanın hüsranda olduğu zamana ilişkin yeterli ip uçları veriyor olabilir.

    Şöyle düşünelim, basit bir örnek; teknoloji, tıp öyle ilerledi ki, 2 saatlik bir ameliyatla, süperman olabiliyorsun, süper güçlerin oluyor, görece herkesi dövebiliyorsun misal:), iç organların hatta kemiklerin hiç kırılmıyor eskimiyor, öyle gözlere sahipsin ki, mekanların içini görebiliyorsun, sana hiç bir şey gizli kalmıyor göya...

    İmdi gösterişi ve hava atmayı seven insanlar, akın akın bu ameliyatı olur mu olmaz mı?

    Olmaz kardeşim, biz Müslümanız, haşa Allah'ın(C.C) yarattığını beğenmeyip, adeta şirke girerek, sil baştan beni yeniden yarat mı diyeceğiz deriz inşaAllah...

    Lakin, bu Ruh yamyamı elektriği zapt etti ve bilinç kıyametini gerçekleştirdi ise, inanç dahil tüm kültürel kodlar unutuldu ise, bunu dermiyiz?

    Bu noktada, bir avuç insan, işte 6 milyar insana nispet sayısı kaç ise, şeytanın bilinç atlatma oyununa gelmemiş olsun...

    İşte bunlar, etrafa, eş dost akrabaya ve ulaşabildiği tüm insanlığa, etmeyin kardeşim Allah(C.C) var, sizin süpermanlığınız Allah'a(C.C) sökmez, kırılmaz dediğiniz kemikleriniz eriyiverir Alim Allah, haşa şirk koşmayın diye çırpınır mı?

    Tabii ki şunu da eklemek lazım, verdiğimiz örnekteki gibi süperman olmayı tercih eden insanlar, İlahi imtihan sırrından olsa gerek, belli bir süre hakkaten güçlerini, bahsettiğimiz o bir avuç insana gösterebilir...

    İşte bu durumda baskı altında kalan, zor şartlarda yaşayan Allah'a(C.C) iman etmiş bir avuç insan, her şeye rağmen en azından birbirlerine iyiliği, hakkı ve sabrı telkin etmez mi?

    Yukarıdaki kurgu, bu sitede yer alan değerli yazarların en başta da Oktan hocamın aktardığı bilgilerden, şahsımın anladığı şekliyle oluşturulmuştur.

    Allah(C.C) cümlemize imanımızı korumayı nasip etsin İnşaAllah.

    Selam ve dua ile...
  • bir dost / 19 Şubat 2014 14:00

    ACADEMY

    THE OKTAN KELES ACADEMY
  • biri / 19 Şubat 2014 10:23

    SELAM

    Yazdıklarım naçizane görüşümdür. Her türlü eksik sıfattan Yaradanı tenzih ederim.
    Asr günümüzde kullanıldığı üzere 100 yıllık dilimi kapsayan bir süre olduğunu düşünmüyorum.
    Resullah Efendimiz sav ikindi vaktini işaret etmiş gelişiyle. Aynı zamanda Ahir zaman süreci de başlamış oluyor. Kıyamet içinse işaret edilen akşam vakti.Dünyada algıladığımız zaman dilimleri içerisinde son zamanın içerisindeyiz. ASR süresinde işaret edilen zamanında MİM çağı olması gerekir diye düşünüyorum. Alim değilim sadece yorumumdur hatam varsa düzeltiniz.
    ASR suresinin sırrı ise bu süreçte kimlerin hüsrana uğrayacağı kimlerin salihlerden olabileceğidir.

    Simya diye dillere pelesenk olmuş yeni moda bir söylem vardır.

    Bu aslında "odun yanınca kül olur, insan YANınca KUL olur" düsturunun isim değişmiş halidir.

    Sabr dedikleri şeyde aslında budur. DaYANMAKtır.

    Celal ve Cemali ile her AN Allah'ı müşahade edebilmektir bu yoldaki gelişimimiz için. Hiçbir ŞEY O'ndan ayrı olmadığı gibi hiçbir şey de O değildir.

    Hakikat yolcusu yediği tokatın sahibini bilir.

    Oktan Abinin kitabından alıntıya atıfta bulunarak "ilizyondan çıkış" ın anahtarı da budur.

    Bizim yolumuz SEVGİ, MERHAMET, ŞEVKAT yoludur.
    Sevgili Ayten Çalış'ın güzel benzetmesiyle "gürültü makineleri"mizi susturma zamanı geldi.

    Allah'ın rahmeti, bereketi SELAMı üzerimize olsun inş'Allah.

    Sevgilerimle...

  • Giritli Behçet / 19 Şubat 2014 10:02

    zaman

    1. Asr'a and olsun ki:

    1. Bu mübarek sûre, insanların pek korkunç vaziyetini bildiriyor. Ancak dindar olan, kulluk vazifelerini yerine getiren, birbirleri hakkında iyilik sever bulunan insanların öyle korkunç vaziyetlerden emîn bulunduklarını müjdelemektedir. Şöyle ki: (Asr'a andolsun) O hususi vakta (ki:) şu beyan olunacak şey, sırf hakikattir.

    Bu asr'dan maksat, ya dehirdir, yâni devir, çağ, uzun müddet denilen zamandır ki: Onda nice çeşitli, garîb, hayret verici hâdiseler vuku bulmaktadır. Veya bu asr'dan maksat, ikindi namazıdır ki: Onun büyük bir ehemmiyeti vardır. Veyahut zeval ile güneşin batma vakitleri arasındaki müddettir. Veya güneşin batma zamanından yatsı vaktine kadar olan zamandır. Veyahut bu asr'dan maksat, Hz. Muhammed'in peygamberlik asrıdır ki: Onun diğer asırlar üzerine olan fazilet ve üstünlüğü apaçık ortadadır.

    Kısacası: Bütün bu asr denilen şeyler: birer kudret eseridir. Nice hikmetleri ve faydaları içermektedir. Öyle bir kudret eserine yemîn ise insanları uyandırmaya ve beyan olunacak şeylere dikkat nazarlarını çekmeye bir vesîledir ve daha nice işaretleri taşımaktadır.





    2. Şüphe yok insan, elbette bir ziyandadır.

    2. (Şüphe yok ki: İnsan, elbette bir ziyandadır.) Bir noksanlığa uğramıştır. Dâima ömrünün bir parçasını elden çıkarmaktadır, hayatını boş yerlere sarf ederek asıl istikbâlini temin etmekten mahrumdur.





    3. Ancak o kimseler ki: İman ettiler, ve sâlih sâlih amellerde bulundular ve birbirlerine hakkı tavsiyede ve sabrı tavsiyede bulundular, onlar müstesna.

    3. (Ancak o kimseler ki:) O uyanık kalpli olan akıllı, dirayetli insanlar ki: (İmân ettiler) Pek doğru bir inançta bulundular, âlemlerin Yaratıcısının varlığını, kudret ve azametini tasdik ettiler (ve sâlih sâlih amellerde bulundular) namaz gibi, oruç gibi, zekât gibi ibâdetlere, fedakârlıklara devam ettiler, (ve bir birlerine hakkı tavsiyede) Bulundular, birbirlerine karşı iyiliksever davranarak güzel ameller gibi, ahlâki faziletler gibi inkârı mümkün, güzellikleri kayb olmayan şeyler ile vasiyete, nasihate devam ettiler. (Ve) Birbirlerine (sabrı tavsiyede bulundular,) hak yolunda mücahedeye devam edip günahlara, yanlış telkinlere karşı koymaya çalışılmasın, o yolda sabır ve sebattan ayrılmamalarını birbirine telkin ettiler, öyle selâmete vesîle olacak şeylere teşvikte bulundular, işte (onlar) öyle hayatlarını güzelce tanzim eden zatlar (müstesnadır.) onlar, hüsrana, zarar ve ziyana uğramış değildirler.

    Kısacası; bu sûre-i celîle, böyle üç âyet-i kerîmeden müteşekkil olduğu hâlde insanlık için en mükemmel bir hareket düsturu, bir kurtuluş rehberi mahiyetinde bulunmaktadır, itikadî, ameli, ahlâkî vazifelere riâyetin lüzumunu ve pek muazzam fâidesini bildirmektedir. Ne mutlu bu gibi yüce Kur'anî telkinlerden istifâde edenlere, bu hususta ki samimi, hayırlı tavsiyelere karşı kınama ve ayıplamada bulunan insaniyet düşmanlarının sözlerine kıymet vermeyip o tavsiyeleri güzelce telâkki ederek gereğince harekete gayret edenlere. Hak Teâlâ Hazretleri, cümlemize uyanmalar ve hakka riâyetler nasîb buyursun âmin.. Hamd, âlemlerin Rabbi Allah'adır.Selam olsun 16 lara,Selam olsun Erenlere,Selam Olsun Sultanımıza.Saygılarım ve hürmetlerimle
  • muallim54 / 19 Şubat 2014 09:04

    Vel'asr...

    Bismillahirrahmanirrahim.

    1. Ayet : Vel'asr.

    Anlamı : Asra andolsun

    2. Ayet : İnnel'insâne lefî husr.

    Anlamı : Gerçekten insan, ziyandadır.

    3. Ayet : İllellezîne âmenû ve amilûssâlihâti vetevâ savbilhakkı vetevâ savbissabr.

    Anlamı : Ancak iman edip salih amellerde bulunanlar, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka...


    Bir de Hz. Ali Efendimizin mushafındaki anlamı bulabilsek ve de okuyabilsek:

    "Zamana yemin olsun ki; (Zamanın insanına biat etmeyenler) insanlar hüsrandadır !..."

  • Bekir ÖZTÜRK / 18 Şubat 2014 16:50

    taş tablet

    Taş tabletin ilk satırı sanki "KİLİM" kelimesi yazılı gibi; Kutsal halı (kilim) 4. kitaba mı vurgu? Kitap içindeki MOTİFLEREMİ vurgu?
  • ateş / 18 Şubat 2014 14:43

    ZAMAN...

    Selam olsun tüm aileye,

    Asr sûresinin tefsirlerine baktığımızda, birçoğunda, ayetteki yeminle genel zamana değil de, insanların hüsran içinde bulunduğu AN'a dikkat çekmek için yemin edildiği anlatılmakta. Ancak her iki durumda da 'zaman' üzerine yemin var.

    Zaman deyince benim aklıma ise 'İKİ ZAMANIN SAHİBİ' ifadesi ile birlikte Oğuz Kaan geliyor.

    'Zülkarneyn' ifadesi ile anılan Türk peygamber Oğuz Kaaan bu durumda, Oktan hocamızdan öğrendiğimiz 'Vav Çağı' ve 'Mim Çağı'nın, iki zamanın da sahibi oluyor.

    Aklıma gelen bir husus da 'Saat yaklaştı, Ay yarıldı' ayeti.
    Her ne kadar Asr ve saat ifadeleri ayetlerde farklı olsa da, her iki ifade de zaman bildiren ifadeler. Ayrıca, 'saatin yaklaşması' ile hemen ardından 'Ay'ın yarılması' nın bildirilmesiile, daha önce de incelediğimiz üzere, Ay üzerinde hapsedilen Cin tayfasınınn, hapisten kurtularak dünya üzerine saldırmasının yakın zamanda olacağına dikkat çekiliyor. Burada Cin tayfasını Ay'a hapsedenin, Zülkarneyn'in çektiği sed olduğunu Kehf sûresinde görüyoruz. Dolayısı ile iki zamanın sahibi olan Oğuz Kaan, zaman kapılarını Ay'daki geçiş noktalarından ( tavşan deliklerinden) kapatarak şerlileri hapsetmişti.

    Şimdi, bu geçitlerden kurtulmayı başararak büyük saldırıya hazırlanan şerlileri durdurmak için, -sanırım-, zaman kapılarını kilitieyip, anahtarını da 'gömen' Zülkarneyn'in 'gömdüğü' bu anahtar 'Denis'in' mezarından çıkarılarak tekrar kapıların kapatılmasında kullanılacak, Allahu Âlem.
    Beynim allak-bullak, canlar. Affınıza sığınıyorum.
    Selametle...
  • Murat Birkent / 18 Şubat 2014 14:26

    Tarik nedir....

    Tarik nedir bilirmisin ....
    Tarik i kollayan Avci nedir ...
    Harut ve Marut melekleri nerden geldi ...
    Herseyin antisine döndügü an dayiz ..
    Avcinin dengeleyicisi Gökdirek..

    ILAHI ADALET VE GÖKDIREGIN ,HADID IN UCUNDA ACILMIS UKAB ...





    Her atomun bile

    O zaman bilirsin ki
  • orkun akar / 18 Şubat 2014 13:24

    Devam.....

    Evvela selam selam...Ferasetimizi keskinleştiren Rabbimize hamdolsun....Kalperen kardeşlerim tefekkur denizinden tuttugumuz balıkların bereketine bakarmısınız Oktanımız nasılda actı ufkumuzu tesirat var tasarruf var MaaşAllah...Cenk kardeşin takkesinde kutuplara işaret var Allahualem....Şu an kutuplara hakim olma yarışı var...Her iddia sahibi ulke kutuplarda okyanuslarda Akdenizde bile vede kaya gazı diyede heryere bir cok sondajlar yapıyor....Bilhassa okyanuslarda ve kutuplarda yapılan sondajlar bir kısım tehlikeyide beraberinde taşıyor.....Donmuş halde bulunan Metan hidrat tabakalarının bu sondajlara nasıl tepki verecegi kestirilemiyor....Bu kontrolsuz delicesine yapılan sondajların atmosfere aniden gaz deşarjına neden olabilecegi uyarısı yapılıyor.....Yaşamı tehdit edebilecek bu durum acaba Kuranımızda belirtilen Duhan suresindeki "10 - 11 - Ey Muhammed! Şimdi sen göğün, insanları bürüyecek açık bir duman getireceği günü gözetle. Bu acı bir azabdır."ayetindeki bu uyarımıdır...En dogrusunu Rabbim bilir....selametle....
  • beklenen / 18 Şubat 2014 10:34

    türklerin efsanesi ergenekon olayı bu cinnetin zaman a hapsedilemsi ilişkisi varmı acaba?
  • orkun akar / 18 Şubat 2014 10:30

    Aklıma şimdi duştu...

    evvela selam selam....Ruh yamyamı bahsinde dogadaki elektrigin zapturapta alınmak istenecegide soylendi....Turkiye elektiriginin cogunu HES lerden saglıyor Kuraklık-baraj doluluk oranları acabamı dedirttiriyor....ABD nukleer santrallerinden elektrik ihtiyacını saglıyor...Şu gunlerde ABD de radyasyon sızıntısı var bir bolgede....bu baahane edilip nukleer santrallerini kontrol edecegiz gerekcesiyle oralara bir manuplasyon olurmu acaba.....bekleyelim bakalım....
  • T. ATASOY / 18 Şubat 2014 10:20

    ASR Suresi Hakkında

    Erol Elmas Bey'e selam olsun. ASR suresi ile ilgili tefekkürüm şu şekilde. EL ASR ifadesi aslında dilimize ASIR kelimesi yani 100 yıllık zaman dilimleri olarak ta girmiş. Her yüz yıl başı ve sonu insanlar için değişim ve dönüşüm dilimleri olmuştur. Her yüz yılda bir, bir nesil yok olur. En eskiyi gözleri ile görüp, en yeniye tanık olup gidenler için veda vaktidir her 100 yılın sonu... Yaşı yüzü geçenlerin sayısı bi hayli azdır onlar istisna. İnsanlar bu toprak oluş ve topraktan gelişin 100 yıllık döngüsünü göremeyip gereğini yapamadıkça, hüsrandadır. Bu durumda bu 100 yıllık dilimlerde tekrar eden bir iş vardır, İbret alınması gereken. Surede ayrıca İman eden ve salih ameller ile hakkı ve sabrı tavsiye edenlerin bu hüsrana uğramanın dışında kalacağını da beyan etmektedir. Bir de "yanlış hatırlamıyorsam" her yüzyılda bir zamanın sahiplerinin baş kumandanı diyebileceğimiz GAVS makamı yenileniyor. Yanlış hatırlıyorsam affınıza sığınırım. Bu yenileniş ve döngü, insanlar ibret alıp Allah(cc) ipine sarıldıkça kendileri için HAYIR, bu ipi sis perdesi ile örtenlerin oyunlarına gelenlerde ise HÜSRAN olarak tecelli edecek. Önümüzdeki 9 Yıl hüsranda kalacaklar ile sevineceklerin aşikar olacağı bir dönem olacaktır diye düşünüyorum. Ama bizimkisi minik akıllarımızın berraklığı ne kadarsa o kadar bir yansımadır ancak... Doğrusunu Allahu Teala Hakkıya Bilir.
  • orkun akar / 18 Şubat 2014 10:13

    Devam.....

    Evvela selam selam....Erol agabey evet dedigin gibi rabbimizin yemin ettigi o asrdaki insanlık husran icinde olacak tıpkı icinde bulundugumuz zaman dilimindeki gibi....Cizgi seride harut-marut vurgusu yapıldı Oktanımız tarafından....bu cok onemli bir husus bence....Demekki onumuzdeki gunlerde sihir-buyu kapsayıcı bir sekilde kullanılacak şerli cephe tarafından....David Copperfield(Davut Bakırbuken anlamındadır ismi)ve chris angel yaptıkları illuzyonlarla ki bunların yaptıkları digerlerinden bayagı farklı insanları etkilemişti zaten.Artık seviyeyi dahada yukarı cekecekler ve boyut kapılarından cıkıp gelecek varlıklardan destek alarak fevkalade vizyonlara sebep olacaklar....Yıllarca Hary potterlar la sihirli annemlerle zihni buyunun gucuyle ve yapabilecekleriyle şartlanmış olan zihinlere bunların bir aldanış oldugunu izah etmek cok zor olacaktır....birde sandıktaki yaratıgın yanında olan levhada sadece zaman-boyut kapı kontrol kodları yok bence harut-marut ogrettigi buyulerin on-off kodlarıda var Allahualem....o sandık acıldıysa şerliler buyusel aktiviteye başlamak uzereler herhalde....ama hazırız evvelAllah.....İlhami sultanımıza Ricali gayba erenlere Oktanıma tum kalperenlere selam olsun....EyvAllah.....
  • Tamer ATASOY / 18 Şubat 2014 09:37

    Toksik Aerosol Bulutlar ya da Toksik Uçak Spreyleri

    "Bir Vatansever" adlı arkadaşın buraya yansıttığı konu....Bu konu gerçekten çok rahatsız edici. Hergün ama hergün bir adım atıyorlar. Normal şartlar altında halkın bilinçlendirilmesi ve korunması görevlerine sahip olanlar, birbirlerini dinlemek ve dedikodu yapmak peşinde oldukları için bir arpa boyu kadar yol alamadık sayelerinde. Cehalet gözlerini kör etmiş, Rabbim cümlesine farkındalık ve vicdanlarının sızısını duyacak hissiyat nasip etsin ki onlar da görevlerini hakkıyla ifa edebilsinler. Atmosfer herşeyimiz, konuda altı çizilen aluminyum ve baryum vb. elementlerin atmosfere salınımından kendimizi korumak için iyonosferdeki tetiklemelerde görevli HAARP ve benzeri teknolojilere ihtiyacımız var. Bir çeşit atmosfer stabilizatörü ya da elektromanyetik bir filtre gibi çalışacak birşeyler yapılmalı. Kendi Biyoelektro manyetizmamız ve atmosfer - su - ışık yoğunluğu ve şiddeti ile bitkiler arasındaki denge bozulmaya başladığından beri huzursuzluğumuz katlanarak artıyor, abdes ile SUyla temas ve alnımızı yaratıldığımız TOPRAK üstüne koyma ile yaradana sığınışımızın hat safhası namazlarımız ile tazeleyebildiğimiz bu elektromanyetizmamızın titreşimi ile HAY dalgalarının titreşimine tutunmaya çalışıyoruz. Kudreti mutlak bu bilgileri bize Rahmetellil Alemin (S.A.V.) efendimiz ile tebliğ etmeseydi halimiz nice olurdu? Dünya can çekişiyor, insanlar tedirgin ve şaşkın... Artık birşeylerin zamanı geldi... Geri sayım başladı. Ya Gani Ya Allah Ya Hay Ya Allah Ya Kayyum Ya Cabbar Ya Allah Ya Gaffar Ya Rahim...
  • Erol Elmas / 18 Şubat 2014 08:52

    ZAMAN

    Yorumlar gerçekten çok güzel. Bir de arkadaşlar, zaman ile ilgili ALLAH(cc) neden zamana yemin ediyor?

    Vel asr Suresi'ni bir de bu açıdan tefekkür etmek gerekir diye düşünüyorum...


    1. ve : andolsun, yemin olsun
    2. el asrı : asr, zaman

  • A.izci / 18 Şubat 2014 08:30

    KULBAK BİLGE 8 NE ZAMAN

    Sabırsızlıkla heyecanla merakla bekliyoruz
    yüz yılımızın çizgi romanı bence muhteşem.
  • Cihan Turan / 17 Şubat 2014 23:26

    Ne Güzel bir Aile 16 YILDIZ!!

    Cenabi Yaradan hepinize Selamet ve saglik versin!! In$aAllah!!Her$eyden önce belirtmek isterimki,bu 16 YILDIZ Ailesi ne güzel bir (Tefekkür)Ailesi,Yüce Allah hepinizden gani gani razi olsun,hepinizi Allah icin seviyor ve sayiyorum!!Evet Zaman az kaldi bunu bütün Beenligimde his ediyorum,son zaanda olmayacak ve hayatimda hic olmadik Rüyalar görüyorum ve bunlarin bir Alamet oldunun kanisindayim,burda Rüyalarimi acmak istemem belki Oktan Agbeyime özel mesaj da bulunmam lazim !Allah en iyisini Bilir hepinizi cok seviyor ve saygilarimi sunuyorum!Hepiniz Allaha emanet kaliniz!!
    NMTD!!!
  • Anutlu / 17 Şubat 2014 20:26

    biyolog ve Hilali Mehmet ' e

    Ya bir savaş ya da farklı olaylar yada kıyamet !?! Artık bekleyip göreceğiz. Benimde ibadetlerim doğru düzgün değil, kömürün karası kalbimin karası yanında ak kalır ama vakıf oluyorum işte. İnşallah kesilmez. Hayırlı akşamlar.


    Bu zalim nefisimi öldüremedim
    Yetmiş bin hicabı kaldıramadım
    Hakikat deryası çağlayıp akar
    Ben bir katresini dolduramadım.

    Ladikli Ahmet ağa.
  • Melih Kölük / 17 Şubat 2014 18:14

    Kul

    Zamanın sahibi Oktan Abi'nin deruni devlette kafdağı bölümündeki ihrama benzer bir şal giyen kul tasvirine de benziyor. İlhami Abi için de kuran katımızdan ilim verdiğimiz bir KUL diyor ve çizim aynı zamanda 4.bölümdeki İlhami Abi çizimine de benziyor. Belki de deruni devletteki İlhami Abi çizimi maddi dünyadaki sureti, buradaki İlhami Abi çizimi ve deruni devletteki kul tasviri manevi alemdeki suretidir. Maddi alemde ismi İlhami, manevi alemde ise Kul'dur.
  • Bekir ÖZTÜRK / 17 Şubat 2014 18:03

    inanılmaz ve çok değerli yorumlar.

    harikasınız. Yada taşı, kuraklık, bilinç, zaman kıyameti, barış manco ve tüm diğer yorumlar fevkalade, Bence SED arkasına kovulanlarla, şeytan ve şerlilerin ittifakı korkunç bir rövanş olarak kapımızda. az sayıda kişinin ilgilenmesi ve aynı hisleri paylaşması AYNI şekilde bende de hasıl olan duygular. Bende bir şeyler hissedip adlandıramıyorum. ayrıca büyük olaylar olaçak ve ben bu olaylarda rol alaçakmışım gibi hisler çocukluğumdan beri hep var. aynı hisle dolu kalperenlere selam olsun. Ayrıca anlattıklarımız söylediklerimiz. 10/15/20 sene geçse bile bir çok konuda hep haklı çıkıyoruz. insanlar bunu her olay aşikar olduğunda bize "yine haklı çıktın" dediler onlarca kez. Barış Manconun Temir olması olası, eserlerine verilen isimlerden de anlaşılacağı gibi sanki "zaman yolcusu gibi". ALLAHUALEM
    CİNNET çağı olduğu son 113/114. FELAK ve NAS sureleride 2013/2014 e vurgumu? "Minel CİNNETİ.." Diye devam eder. Bu da bize bu cağın kalkanı olduğunu gösteriyor. Zaten bu iki sureye "MUHAFAZEYN" ÇİFT KORUYUCU, (Kalkan) koruma manasında... Bu dönemde bu sureler devamlı okunmalıdır.
    Dünya ve tüm gezegenlerinde bir koruma kalkanı yada aurası var. Geçen internette dolaşırken resimlerini gördüm. resim tıpkı bizim bayrağımız gibi çift taraflı hilal içinde dünya tefavukki; çizimlerde kırmızı beyaz renklerle yapılmış. Yanımdaki dostlarıma dedimki. bak dünyanın koruyucusu TÜRKLER dedim. Nerden anladın dedi; Dünyanın aurası, kalkanı bile bizim bayrak gibi bilim adamlarınca resm edilmiş. bu sembol belkide dünyayı koruyan bir dua, tılsım dedim. Bayrağımızın bile gelişi güzel olmadığının en büyük kanıtı bu olsa gerek. Ayrıca "TARIK SURESİ" Yine bu na istinaden yeniden tefekkür edilmelidir. diye düşünüyorum.
    Hz. İsa A.S. ve EFENDİMİZ S.A.V arasında da peygamberler geldiği bazı kaynaklarda geçer. mesela CİRCİS A.S. bu günkü güneydoğu yada Hatay ili civarında görev yaptığı sanılıyor.
    tefekküre devam ederken her bir kalperen ve onaltıyıldız gönül dostlarını ayrı ayrı tebrik ediyorum. Bir birimizin eksiklerini tamamladığımız için biz hep bir den mütthiş bir takımız. ALLAH a ısmarladık. dualarımla, Bizi bir araya getiren Oktan sultana ve 16* ekibine teşekkürler.
    Bekir ÖzTÜRK
  • bir vatansever / 17 Şubat 2014 17:55

    ŞEYTANİLERİN OYUNLARINDA BİRİ


    İran eski cumhurbaşkanı Ahmedinejat 2012 yılında "düşmanlarımız yağmur bulutlarını imha ediyor "demiş.bu konuyu araştırıyordum karşıma uçaklardan dünyaya salınan gazlar konusu çıktı.aşağıda yazıyı kopyalıyorum.
    BU YAZIDA NOT DÜŞÜLEN BİR KONUDA HAVAYA BIRAKILAN GAZLARLA İNSANLARIN APTALLAŞMASI.YILLARDIR ÜLKEDEKİ AKIL TUTULMASINA SEBEP OLAN BİR FAKTÖR OLABİLİR.

    Chemtrails Kitle İmha Silahımı ? Chemtrails nedir.?
    kaynak:http://www.mevzuvatan.com/haber/chemtrails-kitle-imha-silahimi-chemtrails-nedir_h224.html

    Biri yine bizim için korkunç bir iyilik(!) düşünmüş. “Yemek yemek ve boşaltmak dışında bir işe yaramayan” gereksiz kitlenin (yani bizlerin) nüfusunun azaltılması için bu çözümü bulmuş. Lütfen bu değerli araştırmayı sabırla okuyup Başbakanlık, Ulaştırma Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Tarım Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı'na bir sorun bakalım acaba bunlardan haberdarlar mı?

    Alzheimer'a neden olan, toprağı ve ağaçları kurutan alüminyum, nano-parçacıklar, genetik mühendisliği ürünü patojenler, aşısı üretilmiş virüsler... Üstünüzden geçen uçağa dikkat edin...

    Stratosfer Aerosol Jeomühendisliği (Toksik Aerosol Bulutlar ya da Toksik Uçak Spreyleri)

    Uçaklarla TOKSİK oranlarda alüminyum spreyleme ve alüminyuma dayanıklı GDO tohum.

    Gökyüzüne baktığımda bazı uçakların arkalarında bıraktıkları dumanın neden çook uzun süre dağılmadan kaldığını hep merak ederdim. Yakın bir süre önce izlediğim bir film konuyu biraz daha derinden incelememe neden oldu. Benim toksik bulutlar (chemtrails-kemtreyls) olarak adlandırmayı tercih ettiğim bu fenomen aslında çoktandır birçok kişinin merceği altındaymış.

    1990 yılından beri havadan ilaçlanıyoruz

    Konuyla ilgili yakın bir zamanda çıkan What in The World Are They Spraying adlı belgeselin yapımcısı Edward Griffin’e göre yeryüzü atmosferi uçaklar tarafından 1990 yılından beri sürekli olarak spreyleniyor. Gökyüzüne baktığımızda uçakların arkasında bıraktığı uzun, bazen saatlerce havada çözülmeden kalan ve ancak uzun bir süre geçtikten sonra dağılan ya da bulutumsu şekillere dönüşen bir iz görürüz. Baziları bunun uçağın motorlarından çıkan buhar ya da buz kristalleri (contrails) olduğunu iddia ederler ancak araştırmacılara göre uçak motorlarından çıkan buharın oluşturduğu buz kristalleri (contrails) havada 10-15 saniye sonra çözülür, 30.000 fit gibi yüksek irtifalarda ve -38 derece gibi düşük ısılarda oluşur, boyu çok uzun olmaz, genelde uçağın rotası istikametinde düz bir çizgi izler. Benim Toksik Bulutlar demeyi tercih ettiğim Kemtreyler (Chemtrails) ise herhangi bir irtifa ya da ısıda oluşabiliyor, bazen saatlerce dağılmıyor, spiral, daire gibi farklı formlarda oluşabiliyor. Uzun süre dağılmadığı için boyu kilometrelere varabiliyor ve zaman içinde farklı bulutumsu şekillere bürünebiliyor.

    ABD, Avrupa ve Yeni Zelanda'da bu jet spreylemesinin yoğun olarak yapıldığı bölgelerdeki kar, yağmur, toprak ve su analizlerinden elde edilen sonuçlarda yüksek oranlarda ağır metallere, diğer bazı parçacıklara ve toksik patojenlere rastlandığı bulgulanmış. Bu toksik ağır metallerin bazıları ve en önemlileri Alüminyum, Baryum, Strontiuum, Etilen Dibromid. Ayrıca Körfez Savaşı’ndan evlerine dönen ABD askerlerinin yüzde 45’inde görülen Mycoplasma Fermentes Incognitus gibi genetik mühendisliği ürünü patojenler ve bilinmeyen nano-parçacıklar da bulgular arasında. Araştırmacılar spreylerde morgellon patojeni bulduklarını da belirtiyorlar.

    [ad]234x60[/ad]

    Sanayi olmayan bölgede ölümcül miktarda alüminyum

    ABD’de yüzlerce kilometre çapında, hiçbir endüstrinin olmadığı ancak uçak spreylemesinin yoğun olarak yapıldığı Shasta Dağı’nın yüksek bölgelerinde ABD Tarım Bakanlığı (USDA) biyologlarından Francis Mangelis’in yaptığı araştırmada alınan numunelerde 61100 gu/l Alüminyum, 83 ug/l Baryum ve 383 ugl/Strontiyum’a rastlanmış. Buradaki Alüminyum normalin 60.000 kat fazlası. Biyolog Mangelis’e göre bu bölgede toprağın pH’ı da 10 ila 12 kat artmış. Mangelis’e göre bu toprakta tarım yapılması mümkün değil. Mangelis aynı bölgede benzer bulgular elde eden 30’a yakın araştırma olduğunu söylüyor. Bu araştırmalarda alınan numunelerde de yine normalin 30.000 ila 50.000 katı oranında alüminyuma rastlanmış. Buradaki Alüminyum hiçbir sanayinin olmadığı bir bölge için öldürücü derecede yüksek bir oran. Yine ABD’nin Phoenix eyaletinde yapılan bir araştırmada havada normalden 39.000 kat fazla Alüminyuma ve 17.000 kat fazla Baryuma rastlanmış. Yeni Zelanda’da yağmur sularında yapılan ölçümlerde kana karıştıktan sonra beyne kadar ulaşıp Alzheimer hastalığına neden olabilecek nano-alüminyum parçacıklara ve bağışıklık sistemini baskılayıcı Baryuma rastlanmış. Yine konuyla ilgili araştırma yapan gazeteci Will Thomas’ın raporuna göre spreylenen bölgelerde yapılan yağmur analizlerinde yeni türetilmiş kimyasallar ve alüminyuma rastlanmış.

    Havada bir şey var ama ne bulut, ne kar, ne de yağmur...

    Ayrıca bazı meteorologların meteoroloji uydularından alınan verilere dayanarak yaptığı değerlendirmelere göre havadaki bazı oluşumlar ne bulut, ne kar, ne de yağmur niteliği gösteriyor. Alman RTL kanalı Alman askeri uçaklarının spreyleme yaptığını ve bunun meteorologlar tarafından kanıtlandığını belirten bir haber yaptı. Habere göre bir anda sadece meteoroloji radarlarında beliren ve 350 km hızla hareket eden bu bulutlar ilk kez 2005 yazında, daha sonra 2006 Mart’ında belirdi. Alman askeri uçakları meteoroloji radarında bulutların belirdiği Hollanda sınırında askeri tatbikat yaptıklarını kabul etti. Alman meteorolog Karsten Brandt’e göre bu kimyasal spreyler polimer ve metallerden oluşuyor ve radar sinyallerini bozuyor. Ancak bu spreylemenin çok yaygın olması ve geniş bir bölgeye dağılmış olması akıllarda bazı soru işaretleri oluşturuyor. Askeri yetkililer spreylerin çok az oranlarda kullanıldığını ve zararsız olduğunu kabul etmelerine karşın Karsten bu kadar geniş çapta bulut oluşturmak için tonlarca kimyasalın kullanılması gerektiğini söylüyor. Ayrıca Alman meterologların kayıtlarına göre kimyasal aerosol bulutları alçak irtifalarda kaydedilmiş. Halbuki motorların oluşturduğu buz kristalleri yüksek irtifalarda (30.000 fit gibi) görülüyor. Alman meteorologlara göre bu kimyasal bulutlar Westfalia, Bielefeld ile Ruhr’dan Saxony ve Hamburg’a kadar olan bölgeyi kapsıyor.

    Alman Yeşiller Partisi’nden Johannes Remmel’e göre gizli operasyonlarla geniş bölgeler zehirleniyor ve hükümet buna bir açıklık getirmeli. Meteorolog Karsten Brandt ise elde ettiği verilere dayanarak bir dava açmış durumda.

    Uçak motorlarından çıkan buz kristalleri (contrails) -38 derecede ve 30.000 feet’te oluşup havada çok uzun süre durmadan, 10-15 saniyede tamamen dağılan bir yapıya sahipken uçaklardan bırakılan kimyasal spreyler farklı yüksekliklerde çok uzun süreler atmosferde çözülmeden kalıyor ve bazen bir süre sonra neredeyse tüm gökyüzüne geniş bir şekilde ve farklı formlarda yayılıyor. Bazen uçağın her iki tarafından kanat ya da gövdede bulunan püskürteçlerden bazen ise kuyruk bölgesinden püskürtülüyor. Bazen uçakların istikametlerine göre çapraz şekilde birbirini kesiyor ya da dairesel, spiral gibi formlarda olabiliyor. Ayrıca şu unutulmamalı ki sivil ticari uçaklar genelde belirlenen rotalarda ve düz çizgiler takip ediyorlar. Halbuki sprey bulutları çok karmaşık formlarda ve ticari rotaların dışındaki istikametlerde görülebiliyor.

    ABD'nin Federal İklim Değiştirme Bürosu

    Jeomühendislik ya da iklim mühendisliği yeni bir şey değil. ABD, Rusya, Çin gibi teknolojisi olan ülkeler uzun yıllardan beridir yeryüzü atmosferini istenilen (askeri, ekonomik ya da diğer sebeplerle) şekilde değiştirmek için çok çeşitli yöntemler deniyorlar. Şu an ABD’de 50 adet iklim mühendisliği projesi yürütülüyor! ABD Hükümeti 2005 yılında amacı iklimi ve havayı degiştirmek olan Federal İklim Değiştirme Bürosu’nu kurdu.

    Şimdi biraz daha ilerleyelim. Aralık’ta Meksika’nın Kankun şehrinde yapılan İklim Toplantısı’nda ABD ve İngiltere hükümetleri tarafından eğer gaz emisyonlarındaki indirim sağlanamazsa Plan B’ye geçilmesi ve Jeomühendisliğin kullanılması önerildi. Birleşmiş Milletler’e bağlı IPCC’ye (Uluslararası İklim Değişikliği Paneli) verilen öneride ABD’nin konuyla ilgili araştırma komisyonunun başına getirilmesi istendi ve küresel ısınmanın önüne geçilmesi için yeryuzu muhendisligi kullanılacak en uygun yöntemin de uzmanlar tarafından belirlenen Stratosferin Sülfatlanması olduğu ileri sürüldü (yani atmosferin sülfatla spreylenmesi).

    Yani yeryuzu muhendisliğinin eskiden inkâr ettiği atmosferin spreylenmesi konusu artık açıkça dillendirilmeye başlandı. Environmental Materials Reference Başkanı Alvia Gaskill’e göre aslında stratosfere Sülfür ya da Alüminyum salınması suretiyle güneş ışınlarının yansıtılması ve küresel ısınmanın önüne geçilmesi fikri yeni bir fikir değil.

    Örneğin ABD Patent Enstitüsü’nden 26 Mart 1991 yılında Küresel Isınmaya Karşı Stratosfer Welsbach Ekimi (Stratospheric Welsbachseeding For Reduction Of Global Warming) adlı bir patent alınmış. Patentin numarası: 5.003.186

    Bir diğer patenin adı Atmosferin Üst Kısmında İyon Bulutları Oluşturmak İçin Baryum Salma Sistemli Roket (Rocket Having Barium Release System To Create Ion Clouds In The Upper Atmosphere). Patent 4 Haziran 1974 tarihli ve numarası 3.813.875

    Amerikan Bilim Geliştirme Kurumu’nun (AAAS) 19-22 Şubat 2010 tarihleri arasında ABD’nin San Diego eyaletinde yaptığı son toplantısında iklim değişikliğine çözüm olarak yeryüzü mühendislikten ve atmosferin Alüminyumla spreylenmesinden bahsedildi. AAAS toplantısında Jeomühendislik, Bilim, Hükümet ve Belirsizlik adlı bir sunum yapan yermühendisi David Keith (Calgary Üniversitesi) Alüminyumla araştırmalara başladıklarını, henüz ciddi bir rapor yayınlamadıklarını, ancak ileride araştırılmamış korkunç bir şeyin bulunma olasılığının olduğunu söyledi. David Keith’e göre nasıl kemoterapi zararlı olmasına rağmen kullanılıyorsa, atmosferi spreylemek de iklimi tedavi etmek için kullanılabilir ve hatta kullanılmalıdır.

    Yüce bir amaç için insanları öldürmek...

    AAAS toplantısında sunum yapan bir başka yermühendisi olan Ken Calderia küresel ısınmayı engellemek için stratosfere kimyasal madde enjekte edilmesinin bir seçenek olduğunu dillendiriyor. Yine bir diğer yermühendisi ise daha yüce bir amaç ya da çoğunluğun iyiliği için insanların öldürülmesinin bir seçenek olabileceğini savunuyor. Aynı şekilde ABD Başkanı Barack Obama’nın Bilim ve Teknoloji danışmanı John Holdren de küresel ısınma için stratosferin spreylenmesinin bir seçenek olduğunu savunuyor. John Holdren daha önce de dünya nüfusunun çok fazla olduğunu ve azaltılması gerektiğini savunmuştu.

    AAAS’ye göre stratosferin spreylenmesinin küresel ısınmaya, kuraklığa ve ozon tabakasına faydası olacak. Ancak aerosol spreyi araştırmacılarına göre bu spreyler arı kolonilerinin toplu ölümünden, son zamanlarda görülen toplu kuş ve balık ölümlerinden ve bazı hayvan türlerinin yok olmasından sorumlu.

    What in the World Are They Spraying filminin yapımcısı Edwin Griffin’e göre atmosfer insanlığın isteği dışında ve hiçbir ön araştırma yapılmadan 1990 yılından beri NATO’ya üye ülkelerin askeri ya da sivil uçakları tarafından spreyleniyor. Bu spreylerde Sülfat değil ama daha çok Alüminyum kullanılıyor. (Türkiye’de de 24 NATO Üssünün olduğunu unutmamak gerekir).

    Alüminyum gibi toksik olduğu bilinen tonlarca kimyasal (şu ana kadar 200 milyon ton salındığı tahmin ediliyor) maddenin her gün spreyleme yöntemiyle atmosferimize, suya, toprağa karıştırılmasının arkasında nasıl bir mantık olabilir? ASSC toplantısına katılan yer mühendislerine göre alüminyum küresel ısınmayı geri çevirmek için kullanılabilecek Sülfata göre daha ucuz ve daha etkili bir madde. Ancak Dr. Jammy L. Born’a göre alüminyum doğada çözülmesi onlarca yıl süren kanserojen bir madde. Yine Dr. James Rot’a göre alüminyum organizmada biriken toksik bir madde. Son araştırmalar ABD’de Alzheimer hastalığının son derece yüksek oranlarda arttığını gösteriyor. İşin ilginç yanı, Alzheimer hastalığında etken olan maddelerden birinin Alüminyum olması. Alüminyumun toksik oranlarda özellikle üst solunum yolları hastalıklarına neden olabileceği belirtiliyor. Astım, bronşit, pnömoni ya da nezle benzeri hastalıklar da alüminyum kaynaklı artabiliyor. ABD’de sigara kullanımı azalmasına rağmen solunum yolları hastalıkları 8. sıradan 4. sıraya yükselmiş ve spreyleme nedeniyle 5 yıl içinde 3. sıraya yükselebileceği vurgulanıyor.

    Bir diğer iddia ise spreylerde 1960 yılında laboratuarda üretildiği iddia edilen morgellon patojenlerinin bulunduğu. Bu patojeni üreten bilim adamının yakın bir zamanda bu patojeni ürettiğini doğruladığı da iddialar arasında. BBC haber kanalının 10 Ekim 2002 tarihli haberinde ABD kimyasal silahlarla deney yaptığını kabul etmişti. Stratosfer aerosol spreylerini araştıran araştırmacılara göre spreylerde tespit edilen Baryum toksik oranlarda insan bağışıklık sistemini çökertiyor.

    Epidemolog Rosalie Bertell’e göre aerosol uçak spreyleri biyolojik savaş deneyi ya da hazırlığı olarak yapılıyor olabilir ve bu spreyler büyük ihtimalle dünya ekosistemini felaket düzeyinde alt üst ediyor.

    1980’lerde ABD’de ilk ticari güneş enerjisi jeneratörlerinin yapımında çalışan Dane Wigington’a göre ilk iklim ya da yer mühendislik çalışmaları 50 yıl önce başlamış. ABD’de bu konuda resmi dokümanlar bile mevcut. Bunlardan biri Owning The Weather. Bir diğer belge de Space Conservation and Control Bill (Uzay Koruma ve Kontrol Yasa Teklifi). Bu yasa taslak halinde iken içinde stratosfer spreyleme yani kemtreyl (chemtrail)’lerden de bahsedilirken daha sonradan yasalaşmadan bu ibare çıkarılmış.

    Ağaç katili alüminyum

    Alüminyum konsantrasyonlarının yüksek olduğu topraklarda yüksek pH nedeniyle tarım yapılamayacağı biliniyor. Ancak bununla kalmıyor. Aşırı yanıcı olan Alüminyumun bir diğer etkisi de ağaçları kurutması ve daha kolay yanabilir hale getirmesi. Yine Kaliforniy’nın Shasta Dağı bölgesinde mantıklı bir neden olmaksızın kuruyan ağaçlarda yapılan araştırmalarda ağaç kabuklarında yüksek oranlarda alüminyuma rastlanmış. Yine Hawai’de kabukları normalde sert olan palmiye ağaçlarının kabuklarının elle kolayca sökülmeye başladığı bölgelerdeki çocuk saç örneklerinde normalin üstünde Alüminyuma rastlanıyor.

    Belçika’da Belfort Grubu tarafından düzenlenen dünyanın ilk Stratosfer Spreyleme- Kemtreyl konferansına birçok aktivist, bilim adamı, natif medya gazetecisi ve araştırmacı katılmış. Bu toplantıya katılan Belçika Evergem eski valisi Peter Vereeke’ye göre tüm bilimsel verilerin ışığında stratosfer spreyleme fenomeni artık bir gerçek. Yine, tıp araştırmacısı ve gazeteci Desiree Rover’a göre insanlık uzun bir süreden beri spreylerle aptallaştırılıp kısırlaştırılmaya çalışılıyor. Toplantıya Hollanda Teknik Üniversitesi’nden katılan Coen Vermeeren aerosol spreyleme ile ilgili birçok yanıtsız sorunun bulunduğunu, ancak hükümetlerin bu konuyla ilgili hiçbir yanıt vermediğini söylüyor.

    ABD Tennesse vekillerinden Bart Gordon’a göre yer mühendislik birçok bilinmeyeni, endişeyi ve felaket derecesinde çevresel yan etkileri barındıran bir konu.

    Alüminyuma dirençli gen ile GDO tohum

    Peki tam bu gelişmeler olurken Alüminyuma dayanıklı gen için ABD Patent Enstitüsü’ne baş vurulmus olmasını nasıl açıklayacağız? Tesadüf mü? 1 Eylül 2009’da alınan patentin adı Alüminyum Resistant Gene (Alüminyuma Dirençli Gen) ve Patent Numarası: 7582809. NY Ithaca’da Cornell Üniversitesi’nde geliştirilen patent ABD Tarım Bakanlığı ile Brezilya Tarım Araştırmaları Kuruluşu’na verilmiş.

    Zamanla aşırı alüminyum konsantrasyonu nedeniyle organik tarım yapmayı bırakın, tohumun bile filizlenmeyeceği topraklarda pek yakın bir zamanda Monsanto ya da bir diğer GDO şirketi hemen imdadımıza mı yetişecek yoksa? Bunu zaman gösterecek.

    Neden?

    Spreylemenin nedenleriyle ilgili tahminlerde bulunmak için belki erken ama şu an için spreyleme ya da stratosfer aerosol yer mühendisliğinin nedeni olarak ileri sürülen teorilerin birkaçı şöyle:

    • Baryum ile de denendiği söylenen HAARP adlı bir diğer yer mühendislik teknolojisinin bir parçası olarak
    • “Yemek yemek ve boşaltmak dışında bir işe yaramayan” gereksiz kitlenin (yani bizlerin) nüfusunun azaltılması için
    • Laboratuarda oluşturulmuş bazı patojenleri salmak ve çözüm olarak ilaç ya da aşı satmak için (Hegel diyalektigi = Problemi yarat, tepki gelsin, sonra çözümü sun).
    • Spreylenen maddelere dayanıklı GDO’lu tohumları patentleyerek dünya gıda tedariğini tam kontrol altına almak için
    • Kimilerine göre bu Pentagon ve büyük ilaç şirketlerinin ortak bir projesi.
    • Elektromanyetik deneyler
    • Hepsi

    Zamanla sanırım tüm bunlar bir açıklığa kavuşacak. Ancak eski FBI görevlisi Ted Gunderson’a göre Toksik Spreylemenin varlığı konusunda hiçbir şüphe yok. Bu bir gerçek. Nedeni ne olursa olsun bir soykırım ve cinayet işlenmekte. Ve buna bir an önce son verilmeli.

    Not: Discovery Channel yayınladığı bir filmde uçak aerosol spreylerinin uçak motorlarından çıktığının iddia edildiği ileri sürülüyor. Ancak uçaklardan aerosol spreyleme konusunda araştırma yapan kişilerin çoğunluğu uçak yakıtına koyulan kimyasalların motor egzostu aracılığıyla atılmadığını iddia ediyorlar. Araştırmacıların iddiası uçaklara yerleştirilen tanklardaki kimyevi maddelerin boşaltma boruları aracılığıyla, motordan geçmeden ya da yanmadan, tıpkı zirai ilaçlamada olduğu gibi doğrudan havaya püskürtüldüğü. Ancak uçak yakıtlarına yerleştirilerek bütün uçakların bu kimyasalları havaya salması için bir patent girişiminin olduğu iddialar arasında.

    Bazı kaynaklar:

    Bir kimyasal spreyleme yapılırken çekilen video kaydı:
    http://www.youtube.com/watch?v=bSSWnXQsgOU
    What In The World Are They Spraying? adlı filmin tamamı şuradan izlenebilir: http://www.youtube.com/watch?v=jf0khstYDLA
    www.stopgeoengineering.org
    www.geoengineeringwatch.org
    www.aircrap.org
    http://chemtrails.foroactivo.com/
    http://animalweb.cl/n_o_imperial/salud/fumigacion/chemtrails/chemtrails_page_1.htm
    http://chemtrail.wordpress.com/
    http://www.rebelion.org/noticia.php?id=46018
    http://www.mindfully.org/Air/Climate-Change-Weapons.htm
    http://www.2012.com.au/HAARP.html
    www.weatherwars.info
    http://www.carnicom.com/
    http://www.indiadivine.org/audarya/ayurveda-health-wellbeing/1011918-us-government-admits-lyme-disease-bioweapon-morgellons.html
    alıntı:http://www.gidahareketi/. org


    Etiketler: Chemtrails
  • 16 yıldız bağımlısı / 17 Şubat 2014 14:30

    farklı bir açıdan

    şeytan ve avanesinin mehdi çağını altın çağı yaşatmama isteği malum lakin bunlar dünya için geçerli peki ya diğer gezegenlere zaman atlatmak istiyorlarsa ? mesela aya ? hadiste dediği gibi kıyamete yakın aydaki şerli tayfanın serbest kalacağı biliniyor serbest oldukları zamanı bu zamana getirip dünyaya saldırmalarını istiyor olabilirler mi ? bir diğer husus zamanın sahipleri koruyucuları konusu peki fetret devirlerinde bu görev kimlere verilirdi acaba ? mesela hz.isa ile hz.peygamber arasında yaklaşık 500 yıl var fetret dönemi peygambersiz zamanlar ??? bide dumansız ateş-cinnet gibi varlıkların suyu sevmediği belli yaşadığımız kuraklık onları mutlu ediyor olmalı peki bu tür varlıklara karşı eski türklerin kullandığı YADA TAŞINI kullanabilir miyiz ? günümüzde yadacı var mıdır acep ? bu konu hakkında oktan babanın mutlaka bilgisi vardır hatta belki yada taşı bile vardır umarım açıklama yapar teşekkürler
  • Omer A. / 17 Şubat 2014 13:21

    Kozmik Takvim

    Carl Sagan'in acaba hangi amacla su gunleri kozmik gunun son saniyesi olarak gostermis merak ettim,acaba gercekten kozmik takvim gecisinde yeni bir gun;seytanin duzeni mi demektir? Ayrica bu sahsin Pioneer 10 isimli uyduya ALTIN bir plakla Gunes sistemi,hidrojen molekulu,dunyanin yeri ve bir erkek bir kadin resmini uyduyla beraber uzaya gondermesini de dusunmek lazim acaba bir yerlere bilgi mi yollanmak isteniyor?

    Cuce Dennis isimli rahip sandikta canli gibi duruyor,cunku olu olsa coktan curumus olurdu ya da ustundeki kiyafetin bir ozelligi var acaba seytanin gecmise gonderdigi teknolojilerden biri mi o kiyafet? Tablet ve ustunde yazilanlar Dennis in olusturdugu takvimle ilgili gizli bilgilerin seytanilere aktarilma amacli olabilecegini dusunuyorum, bu bilgilerle zaman atlamasi ve yeni bir takvim kurulmak istenmis olabilir,zaman atlamasi icin Ay i patlatmak istiyorlar, bilinc kiyameti,dunya hafizasinin yok edilmesi, dogal olarak seytanilerin insanlara singularity projesine daha da isindiracaktir. Dusunsenize bir gun uyandiginiz dunya tamamen farkli, yeni bir zaman ve takvimi var,gecmiste ne olmus bilmiyorsun belki anilarinda sakli,ama seytaniler anilara da hukmetmeye calisacaktir.Gokten gelen atalarimiz bizi kurtardi masallarini insanlara daha iyi yedirecekler(new age) ...Iste yapilmak istenen bu o yuzden ilk olarak Turkiye nin isini bitirmek istiyorlar!

    Kuraklik,yazin cok etkili olacakmis gibi gorunuyor! Belli ki bu yaz zorlu gececek,Allah milletimize ve devletimize zeval vermesin. Zafer yine bizim olacaktir Allahualem, bu arada Orman ve Su Isleri Bakanligi hala rahat olun havasi vermeye calisiyor millet,bence bu cok yanlis! Ilerde olabilecek her turlu ihtimale karsin onlemler alinmali acilen. Hatirlatmak lazim su aralar dunyada yine aktiflesen volkanlar var ve iklim degisikligi,kuraklikvs. diyerek ulkemizin dogusunda volkan patlamasi veya deprem yapmak isteyebilirler...
  • beklenen / 17 Şubat 2014 09:27

    2 gündür oktan kardeşimin yazısını tefekkür ediyorum. İnşallah tefekkür ettiğim gibi bir ortam yoktur demem lazım.
    Madem insanlar farkında olmadan zaman atlıyor, ancak zaman bir yerde kişiseldir. Peki o arada ne oluyor. Kişi o aradaki zamandan (imtahan açısından ) sorumlumudur. Ya rüyalar. İşte o arada birilerini rüyasının kahramanımı oluyoruz. Ya elektrik. Elektro manyetik kirlilikle Allaha isyandaki artış ne kadar paralel... ev cep telefonlar tv ler vs vs... şeytanı ellerimizlemi davet ediyoruz. Peki ya zikir..namaz.. bu atlamalardan bizi ne kadar koruyor... Çok farklı bir bir durumla karşı karşıya kalabiliriz.
  • klm / 17 Şubat 2014 08:21

    melhamei-kübra

    acaba Peygember Efendimiz (S.A.V.) 'in haber verdiği,müslümanların melhamei-kübra olarak bildiği, hristiyanların armegedon olarak beklediği, yahudilerin hermegiddo diye hazırlandığı günler yaklaşmakta mı ?
  • Hilali Mehmet / 17 Şubat 2014 02:58

    Zaman

    Bu konuda arkadaslarinda yorumlarini okuyunca farkina vardim...bende bu kervandayim, etrafimdaki arkadaslara, sohbet ederken, kendi basima olunca, büyük olaylarin olmasina az zaman kaldigini anlatirim...ne hikmetse öncekine nazaren, ara sira ölmüslere okudugumuz Yasini serifden öte gitmeyen, Kuran'i-Kerimi hergün okuyuorum, hatm ediyorum, daha dogrusu Mevlam nasip ediyor...teblig ediyorum dilim döndügünce...bazen kendim bile sasiriyorum bu halime...cünkü benim gibi zayif bir insana, Mevlamin lütfu, nasil olurda bu kadar bool Kuran ve ibadetler nasip eder...birde gercekten su ufak 16* dünyamizda, burada yorumcu kardeslerimin bu derecede akilca ve zekali beyin jimnastigi yürütmeleri beni cok mutlu ediyor....Oktan Hocam eski takipcisi olarak bu kitlenin ufaktanda olsa genislemesi...yanlis anlamayin ufak dememi, ama Hocamizi takip edip ve faydalanmakta cok büyük bir Nimet ve herkesin nasibi degil...bunu sizde fark etmissinizdir, etrafida örnegin 100kisiye anlattimsa, ancak 2-3 koyu takipcisi cikiyor...gerisi maalesef detaylara takilip genis resmi anlayamadiklari icin yine dünyalarinda yasamaya devam ediyorlar.....galiba biraz, deli, cilgin, tefekkür deryasi genis, sadece bu olamaz hayat vesilemiz diyenler daha cok burda takilip biraz daha diye Dua ediyorlar....Allah hepimizin ilmini artirsin ve Hocamiza ve onun arkasindaki güce zeval vermesin....sevgi, saygi ve dua ile...Mehmet
  • Fizikalemi / 17 Şubat 2014 01:46

    Nurani hiyerarşi ve Hurufu mukatta ve zaman yoculuğu

    AHİRZAMANIN METAFİZİK SİLAHLARI.

    "Surelerin başlarındaki kesik harfler (hurufu mukattaa) kudsi birer İlahi şifreler hükmünde olup, hava zerreleri içinde zaman ve mekan kaydını delerek, yani zamanın hükmünden çıkarak, ince ve gizli haberleri arştan ferşe, yani Allah katından dünya katına telsiz telefonlar gibi bir muhabere aracı olarak ulaştırıyorlar. Evet surelerin başındaki her bir kesik harf Allah ile Resulü (asv) arasında gizli bir haberleşme ve görüşme aracıdır."

    “Ha Mim, Elif Lam Ra” gibi ayetler, Allah’ın zaman ve mekan kaydını delerek gelecekten ve gaybi şeylerden haber veriyor, Allah ile elçisi arasına özel ve kudsi bir konuşma hükmüne geçiyor.

    Hava zerreleri ise bu kudsi şifreleri arşa taşıyan bir alıcı ve verici hükmündeler. Nasıl Ankara ile Amerika arasında hava zerreleri ses ve görüntüleri getirip götürüyor ise, aynı şekilde, surelerin başındaki kesik harfler de bir cihetle hava zerrelerinin vasıtası ile arş ve ferş arasında aynı münasebetin daha kudsi ve parlak cihetini ifa ediyorlar. ir
  • Vatansever / 17 Şubat 2014 01:21

    Oktan hocamızın eminim Rasputin hakkında bildikleri-bugüne kadar gizlenen şeyler- vardır.. Hayat hikayesini okuyun derim, Herkül'ün hikayesine ne de benziyor..
  • NEFES-İ RİCAL / 16 Şubat 2014 23:32

    İşaret ;

    ULAK-I ÜDEBA'dan BARIŞ MANÇO'nun ( Sırrı Mukaddes olsun K.S )

    ''Vasıl ve Ram OL'duğu Gerçeğe dair; NEFES-İ Alametleri :

    https://www.youtube.com/watch?v=FVuE_xTdXXk&feature=youtu.be


    ÜBEDA-İ SELÂM Tüm KALP-ERENLER'in üzerine OL'sun ..
  • kuzra / 16 Şubat 2014 21:24

    melih kölük'e teşekkürler....

    sevgili melih kölük sana teşekkür ederim zira ,yorumlara bakarken senin yorumunuda okudum ve sonra barış manço'nun 2023 2024 2025 serisini dinledim 2025 isimli parçada arkadan bir kadın sesi İngilizce olarak 3 ay,yada 3'cü ay diyor hemen üstüne barış manço'da yine İngilizce olarak yaratık asker ( alien army ) diyor .bunu bende çok ilginç buldum birde orada başka şeylerde söyleniyor ama ben ne söylediklerini ancak bu kadar anlayabildim.acaba 2025 senesinin 3 'cü ayında insan dışı veya insan eliyle yapılmış yani genleriyle oynanmış garip yaratıklarmı çıkacak ortaya......hayırlısı inşallah.
  • ilker.ç / 16 Şubat 2014 20:31

    tamer atasoy

    tamer Atasoy kardeşim dediği gibi atatürkün gençliğe hitabesinde Ey Türk Gençliği! çoğul anlamda kullanmış son bölümdede Ey Türk istikbalinin evlâdı tekil anlamda kullanılmış sanırım burda bir kişiden bahsediyor ve bizimde o zor zamanlarda ona destek olmamız gerekiyor gerçekten güzel tesbit tebrikler kardeşim
  • ilker.ç / 16 Şubat 2014 20:10

    zaman

    tüm kalperenlere slm olsun çok seviyorum burdaki kardeşlerimi hep saygı sevgi çerçevesinde çok değerli yorumlar yapılıyor ve bundan mutluluk duyuyorum .sanırım 3 yıldır hep kendi kendime zaman az kaldı diyip duruyorum bu içimden dilime dökülen sözlerdi ama bir türlü anlam veremedim Allah içimi biliyor tabi ne için zaman az kaldı olduğunu anlamadım ilk küresel kıriz oldu ama yine içimdeki ses susmadı ardından ortadogu karıştı yine susmadı sonra suriye sonra taksim olayları ve şu günler ama ne hikmetse yine zaman az kaldı diyip duruyorum hatta çevremdeki insanlara zaman az kaldı diyorum ama açıklama yapamıyorum ve artık kendimi sıkmaya başldım biran önce manevi ve maddi olarak kendimi toparlamalıyım ne Allaha borcum nede kula borcum olsun ne olursa olsun yeterki doğru tarafta olmak istiyorum bunuda oktan abim dolaylı yolllardan anlatıyor zaten ancak ip uçlarını tam anlamıyla birleştirmiş değilim sanırım kulbak bilge yazı serisinin sonunda daha da netleşicek tüm kalperen büyüklerimin ellerinden küçüklerinde gözlerinden öperim Allahın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun Allaha emanet olun.
  • Vatansever / 16 Şubat 2014 15:49

    Pek çok kardeşimiz zamana vurgu yapmış. Tek hisseden, rüya gören ben miyim diye düşünüyordum. Bir ağırlık var havada, bazı anlamlandıramadığım şeyler havada hayvan postu gibi asılı sanki... Bir şeyler olacak ve biz tam kıyısındayız.. Hayr olsun...
  • halil / 16 Şubat 2014 15:47

    orta çağ????

    arkadaşlar oktan abinin "bu şerliler orta çağda kilit altına alınmışlardı" dediği "orta çağ" ile yüzüklerin efendisindeki "orta dünya evreni" aynı şeyler mi?
  • dertli mümin / 16 Şubat 2014 15:19

    VİRAL MİTOLOJİ

    konuyla ilgili değil bağışlayın lakin ilginç geldi paylaşmak istedim batılı birkaç araştırmacı eski antik SEMBOLLERİ folkloru mimari mekanik yapıları araştırmışlar viral mitoloji isminde yayınlamışlar KİTABIN KAPAĞINA DİKKATLE BAKIN kapağa koyulmaya layık görülen görüntü artık bir resim mi veya heykelden mi alınmış bilemiyorum hatta belki antik bir mekanizmadan alınmış bir görüntüdür bilemiyorum kitap İngilizce olduğu için anlayamadım lakin aklıma oktan babanın yazdığı arşimed mevzusu geldi hani 16 lar arşimede saat planlarını çizimleri yollamıştı bugün o çizimler halen mevcutmuş kitabın linki buyrun http://www.amazon.com/exec/obidos/ASIN/1601632959/worldmyster07-20
  • rıfkı taklamakan / 16 Şubat 2014 14:11

    sorular...

    benim de bazı sorularım olacak.
    1-Öncelikle harut-marut alfabesinin renklerinin kırmızı veya siyah olmasının özel bir sebebi mi var da oktan abi özel vurgu yapmış?

    2-Harut-marut alfabesi yahudilerin eski alfabelerinin değişik zaman dilimlerindeki yazımı sanki....tıklayın lütfen. http://en.wikipedia.org/wiki/Hebrew_alphabet

    3-Bu sitede Tarık C. adıyla yazan bir yazar da 2011 yılında Ashab-ı kehf üzerinden bir benzetme yaparak 300 sene sürmüştü uyumaları, 9 yıl daha sabır diye bir yazı yazmış..... 2014-9=2023..konumuzla alakası olabilir mi o yazının? yazı şu linkte...

    http://www.onaltiyildiz.com/artikel.php?artikel_id=220

    4-Harut-Marut'un kimlikleri nedir? sanki melek gibi anlatılmış?

    5-Saçın tepesini kazıtma seromonisini google görsellerden "tonsure" kelimesiyle aratın lütfen...

    6- Bir de herkes ahit sandığı beklerken hilkat garibesi bir mahluk çıktı sandıktan, herkes ters köşe oldu..bu da ilginç oldu..oktan abide sırlar çok maşallah...
  • biyolog / 16 Şubat 2014 13:28

    Az kaldı!

    Anutlu kardeşim zamanın az kaldığı meselesi benim de dikkatimi çekti. yazı disizi devam ederken birçok yorumcu rüyasında "zaman az kaldı" seslenişini duyduklarını yazdı. anlamını sordu. ben rüya olarak görmedim ama bir-iki yıl önce ne zaman içim sıkılsa "az kaldı" lafını söylüyordum. bu laf ben istemeden ağzıma dolanıyordu. niçin söylediğimi bilmiyordum. zamanın az kalması olayında da bir hikmet var diye düşünüyorum.
  • orkun akar / 15 Şubat 2014 21:15

    devam...

    evvela selam selam...sandıktaki rahmanilerce hibernasyona yatırılmış yaratık bence şerli tarafın zaman-boyut kapılarından gecmelerini saglayan gorevli....hani kulbak ata dumansızı gorunce bunlar ortacagda hapsedilmemişmiydi yani bu yaratıgı etkisizleştirmemişmiydik demişti....Seridende anladıgımıza gore ruyaları kullanarak boyut kapılarından gecebiliyorlar.....daha nelere şahit olacagız bakalım....En dogrusunu Rabbim bilir...Selametle....
  • beklenen / 15 Şubat 2014 13:53

    ilk söz 2023 tü. Şimdi devlet politikası oldu. kalan 9 yıl.
    Bir kitabında diyor ki Oktan kardeşim ( beyaz piramitin yanındaki çinli köylünün ağzından )2023 de türkler buraya gelecek. O halde en geç 2-3 yıl içinde Türk - İslam büyük devleti kurulacak demektir. Onların efedileri zamanlrı delip geçmişe gidiyor bizim erenler zamanlar ötesinden buralara geliyor... Bir hayli çekişmeli olacağa benzer. Mühlet dolmak üzere yani.
  • Anutlu / 15 Şubat 2014 12:30

    Sorular.

    Kulbak Bilge 5 47. sayfadaki kırmızı siyah alfabenin aşağıdaki linkteki alfabe ile alakası varmı? 47. sayfada ne yazmakta?

    http://blog.world-mysteries.com/strange-artifacts/flower-of-life-as-a-template-to-everything/

    Birde rüyamda cinler veya bilmediğim varlıklar beni uyandırıp zamanın az kaldığını söylüyorlar sanki yaklaşan bir şey var ve benden yardım istiyorlar gibi. Yaklaşan nedir ve ne yapmam gerekiyor?

  • Melih Kölük / 15 Şubat 2014 01:31

    İlhami Abi

    4.bölümdeki İlhami Abi çizimi ile bu bölümdeki zamanın sahibi kısmındaki çizim birbirine çok benziyor. Zamanın sahibi İlhami Abi olabilir mi? Fakat Deruni Devlet kitabındaki İlhami Abi çizimi ise çok farklı! Sanırım İlhami Abi'nin sureti bir şekilde sabit değil! Kuran İlhami Abi için katımızdan ilim verdiğimiz bir kul diyor. Sanırım farklı surete bürünebilmek de İlhami Abi'ye verilmiş bir ilim!
  • Melih Kölük / 15 Şubat 2014 01:21

    Mehdi Çağı

    Hocam Deruni Devlet kitabında şeytanilerin en önemli isteği Mehdi Çağı'nın yaşanmaması ve o zamanı atlatmak demişti. Zaman atlatıcılar 2014 yılında ortaya çıktığına ve zamanı atlatmak istediklerine göre 2014 Mehdi Çağı'nın başlangıcı mıdır?
  • Melih Kölük / 15 Şubat 2014 00:42

    Barış Manço

    Acaba Temir Barış Manço mu? Belki de o da bir zaman gezmeniydi ve 2023, 2024 ve 2025'i yaptı. 2025'i tekrar tekrar dinledim kesinlikle alien army diyor.
  • Ömer Can / 14 Şubat 2014 23:54

    Oktan abi anladığım kadarıyla 2014 hakikaten zorlu bir sene olacak. Allah milletimizin ve devletimiz için çalışanların yardımcısı olsun. Şüphesiz o birşey dilerse ol der o da hemen oluverir.
    Talu kardeşinden selamlar abi...
  • Bekir ÖZTÜRK / 14 Şubat 2014 23:32

    kURUKAFA VE KOÇ KAFASI

    korsan bayraklarındaki, kuru kafa, melanetlileri şeytanlığı kötüyü haramzadeyi dolayısı ile şeytanları temsil ediyor. bu şekilde abd de bir gizli örgüt var kurukafa ve kemikler çok ünlü devlet boşkanları bunlardan çıkar. saklı seçilmişler filminde bu net görünür. masonluğa yada daha kapalı kötü - şer örgütlere bağlanır. dünyada tüm gizli, kirli ve şeytani işler le alakalı spekülasyonlar bu semboldekilere dayandırılır. ateş olmayan yerden duman çıkmaz.Ayrıca baphomet diye tapınılan keçi başlı bir şeyde yazıdaki değişik varlıklarla alakalı olmalı yada! KOÇ tan önce Kurban edilen bir insan ile alakalı olmalı. bu kafatası sapkınlığıruhunu kara tarafa, kötüye satmışların şeytana adanmışların bir ritüeli olmalıdır. ayrıca abd başkanı bush Kızılderili geronominin kafatasını saklıyordu. aynen AVUSTRALYADA BİR TÜRK şehidin başını çalmışlardı. hep şeytani bir bağ yada gözdağı için olduğunu düşünürdüm. oktan sultan gerçeği gösterdi.
    Bundan sonra Kurban ım Koç olması için çalışaçaığım ve dedem nenem amcam babam gibi köydeykenki gibi koç kafasını duvara mesaj olarak asacağım. bizim oralarda mazu, serenlerde eski köy evlerinde hala asılıdır.
    AYRICA KUTSAL TABUT diye aradıkları bu garip, tuhaf değişik varlıklar olduğu anlaşılıyor. şeytani güç için "kutsal tabut" peşinde olanlar. bazı kaynaklarda bir gücün tabutu yeterli ilmi olmayanların yanıp kavrulduğunu yazar. demekki kara güç yok edici bir özellikle ehil olmayanı yok ediyor. yada kara güçün karşısındaki RAHMANİ GÜÇ AZGINLARI YOK EDİYOR!!
    Harut marut , HZ. SÜLEYMAN ve onun emrindeki diğer varlıklar. o gün neler yaptılarsa kontrol altında. Ya birde o Süleyman a.s. sonrasında kötü ellere geçen güçler neler yaptılar. ALLAHUALEM! HZ. SÜLEYMANIN YASAKLADIĞI TAHTI ALTINA konulan kitaplar (büyü) kitapları acaba bu gün kimde yada zaman yolculukları ile kim nerde buldu. pİsrail, MESCİDİ AKSAyı yıkmak için neden bu kadar çok uğraştığının bir göstergeside bu olmalı.. Zaman geçişleri bir kaç arkadaşımızın dediği gibi İbni ARABİ eserlerinde bahis edilir.
    elektronik, stres, cinnet, intiharlar, savaşlar, adam öldürmeler bahis edilen konularla ançak açıklanabilir. zaman yaklaşırken ayın karanlık yüzündekiler dünyaya zaman atlatılarak yada başka yollarla getirilmek istenirken kötü pis fena ve şeytani boş durmazken. VAAD SAHİBİ ALLAH C.C. meydanı bunlara bırakırmı? Tertemiz bir avuç Dostları eliyle bu kötüleri saf dışı etmezmi? evelALLAH eder. edecektirde. AHİR ZAMAN HADİSLERİ BU TEFEKKÜRLER DEN SONRA YENİ BAŞTAN TEFEKKÜR EDİLEREK BAKIŞ AÇILARIMIZ DEĞİŞTİRİLMELİ keza AYETİ KERİMELERDE BU ŞEKİLDE TEFEKKÜRE TUTULMALI. Ehli beyt şüheda, atalarımız yeniden tanınarak. öğrenilmeli. her şey batıl inanç denilerek hafife alınmalı. yapılan her bir şeyin bir bağlantısı bir değeri varmış, şimdi anlıyoruz. zaman idraklerin açıldığı bir zamanken; NÜFUSUN BÜYÜK ÇOĞUNLUĞUNUN İSE BİLİNÇ KIYAMETİ ZAMAN RESETLEMESİ OLARAK GEÇMİŞ UNUTTURULMAK İSTENİYOR!!! uyanan insanlar çağına tüm kalperenler hoş geldiniz. selam uyananlara, UYARANLAR VE EFENDİMİZ A.S.'a ve ümmetine olsun. Bekir ÖzTÜRK
  • Kendal Ali / 14 Şubat 2014 20:40

    TIME,ZAMAN,ZEIT !!!

    Almanya da ya$ayan abilerime misafirdik,balkondayiz,caylarimizi iciyoruz,zaman nedir diye bir mevzu atildi ortaya.Fikirlerimizi söylemeye ba$ladik,o anda aklima gelenleri söyledim,hicde makbul görmedi aile cenabinda.Cünkü o an icin ,aslinda Zaman denilen bir $eyin gercekte olmadigini söyledim !!!Abim sacmaliyorsun dedi,Kuran i Kerim de bile Zaman dan bahs ediliyor degilmi !!!Evet abim hakliydi bahs ediliyorsa vardi,fakat kafam kari$ti.Evet Zaman denilen bir $eye inaniliyor,fakat kime göre Zaman ? Ya ben su anda birseyler yaziyorum ,Zaman dedigimiz $ey ilerliyor,,1.2.3.4.vs..aslinda Zaman varsa olu$mu$ olan her $eyin bir sonu olmali,kullanma tarihi gecdiginde tedavülden kalkmali,hem fiziki hem ruhani,hem beden olarak hem ruh olarak!!! Fakat aslinda hic bir $ey tam anlamiyla yok olmuyor ,Örnek insan ölüyor,beden toprak oluyor,milyon yil geciyor,esamesi kalmiyor,atomlara dönü$üyor,o atomlar fiziken häla varlar ,herhangi bir yerdeler,ruha gelince, oda var oda yok olmuyor,Finalde o ruh tekrar o bedene can veriyor ahiret günü geldiginde.Gercek yasam basliyor.Bence Allah katinda zaman diye bir $ey yok,bizler sadece zaman varmi$a $artlandirilmi$iz.Gercek hayata ba$ladigimizda zamansizligida görmüs olacagiz gibime geliyor.Allah a emanet olun
  • recai / 14 Şubat 2014 14:58

    "Dejavu Matrix'te bir dalgalanmadır.Sistemde bir şeyi değiştirdiklerinde olur..."

    diye bir replik vardır meşhur Matrix filminde ..
  • Taner Erten / 14 Şubat 2014 14:18

    Kel Aliço'nun dediği gibi

    Selamün Aleyküm Kel aliço kardeşimizin dediği gibi Herşey Yaradan'ı anmakla başlar biter sürekli abdestli olursak, sürekli Allah'ı anarsak kmse bide dokunamaz imanı tahkiki imana ulaştırıp Hakikata ulaşmayı Allah hepimize nasip etsin selametle...
  • Kel Aliço / 14 Şubat 2014 13:48

    AN

    16 Yıldız Aileme Selamlar
    Tüm yorumculara akıl yürütme ve beyin fırtınası yaparak fikir ürettikleri ve araştırdıkları için;
    Oktan Keleş'e de bize yeni ufuklar açtığı için teşekkürler. Rabbime de sonsuz şükür ki bize bu bilgilerden kabımız kadar nasip etti.
    ZamAN ile ilgili ipuçlar verdiler.
    KurAN'da zamanın her dilimi anlatılır. Yaradılışımız, dünya yaşamımızdaki kurallar ve ahiret yurdu cennet ve cennetliklerin durumu canlı yayın olarak verilir. Biz şu AN da dünyada yaptıklarımızla ahiret yurdundaki durumumuzu derecemizi belirliyoruz. Her şey şu anda yaşanıyor. O boyuttaki biz bilincimizle şimdi buradayız. Her şükrümüz her bir işe besmele ile başlamamız, güzel bir doğa manzarası karşısında Rabbimizin sani, musavvir oluşunu AN mamız... , şu anda o boyuttaki bize Rahim esması tecelli eder. Her şey şu An da yaşanıyor. Sır da şu ki her ANımız Rabbimizi AN mak ile esmaları ile bağlantıda olmaktan geçiyor.
    “Öyleyse siz beni anın; Ben de sizi anayım"
    (Bakara/152)
    Herkese Hayırlı Cumalar.
  • bekir özturk / 14 Şubat 2014 13:35

    şehidler=Şahitler

    "şehit, ölünce kınından çıkan kılıç gibidir. asıl görevi, vefatından sonra başlar." oyleyse tüm şüheda ayakta. en çok şehid veren TÜRK milleti. o halde zaman gegini veli ler şehitler bu milletin içinde. ALLAHUEKBER...
  • Niğdeli / 14 Şubat 2014 12:49

    Müthiş sırlar

    Zamanla ilgili İbni Arabi Hz.lerinin verdiği bilgilerle Oktan Hocamızın verdiği sırların daha anlaşılır olacağı kanaatindeyim. İbni Arabi zamanı fiziki zaman ve manevi zaman olarak ikiye ayırır. Fiziksel zamanı gök cisimlerinin hareketini tanımlamakta kullanır, manevi zaman ise çok farklıdır. Örneğin Cevheri’nin hikayesini anlatır. Cevheri Nil Nehrinde suyun içindeyken Bağdat’ta olduğunu, altı yıldır karısı ile yaşadığını ve çocuklarının olduğunu, bir anlık görüntü ile gördü, kendine geldi. Evlendiğini gördüğü kadın birkaç ay sonra Mısır’da onu aramaktaydı, onunla görüştüğü zaman kadını ve çocuklarını tanıdı. İbni Arabi’nin diğer verdiği bilgi ise zamanın efendisidir. Kutbü’l Ferd yani zamanın efendisi, evliyanın en yüksek derecelisine verilir ve zaman üzerinde tasarrufa sahiptir. Oktan Hocamızın verdiği sır ile Kulbak Bilge’nin, zamanın sahibi Ahmet Yesevi Hz.lerinin tasarrufu ile zaman içerisinde hareket etme ruhsatı aldığını öğreniyoruz. Bu konu üzerinde akla, bazı arkadaşlarımızın şöyle sorular gelebilir. Zaman içinde hareket edenler, İzafiyet Teorisi gereğince kendi kuşaklarına geldiklerinde “ikizler paradoksu” gibi bir çok paradoksu yaşarlar Einstein’ın İkizler Paradoksu’nun kökü zamanda yolculuk düşüncesine dayanır. İkiz kardeşler alınır ve birisi dünyada bırakılır, diğeri ise bir uzay aracında ışık hızına yakın bir hızda seyahat etmektedir. Dünyada 10 yıl geçtikten sonra uzay aracının içinde uzayda gezen ikiz kardeş dünyaya döner ve kendi ikiz kardeşinin torunlarının torunlarıyla karşılaşır. Oysa bu kardeş henüz 10 yaşındadır. İbni Arabi Hz.leri ise manevi zaman yolculuğu gerçekleştirenlerin daha fazla bilgi ve manevi idrak sahibi olduklarını, onların bu yolculuğunu klasik zaman düşüncesi ile karıştırmamamız gerektiğini söylemektedir. Buradan şunu anlıyoruz. Bizim yaşayarak tecrübe etmediğimiz olaylarla ilgili reddetme tavrını bir kenara koyarak, Yüce Allahın herşeye gücü yettiğinin biliciyle olaylar üzerinde tefekkür etmeliyiz. Sayın Oktan Hocamız yaşadığımız şu çağda bizler için o kadar büyük bir nimettir ki. Üzerinde ciltler dolusu kitap yazılacak konuları bizlere bir kaç cümle ile özetliyor.
    Oktan Hocamızın son verdiği bilgi ise iç içe müthiş sırlar barındıyor. Buyuruyor ki “ Ruh yamyamının görevi doğadaki elektriği zapt etmekti, böylelikle elektriğe bağlı elektromanyetik tüm güç şeytanilerin eline geçecekti. Bilinçte zaman atlatmak için çok önemli bir silah. Düşünün kaç kez yaşamınızda zamanınız atlatıldı. Çarşamba iken Salı sandınız.” Öncelikle kendi yaşadığım bir olay aklıma geldi. Boyun rahatsızlığımdan dolayı MR çektirmiştim. İlk seferde yaklaşık 10-15 dakika süren işlemi kıpırdamadan daha rahat atlatmak için 6 ay sonra ikinci çektirdiğim MR da içimden dua okumaya karar verdim. 1 adet Fatiha suresi okudum, bu da en yavaş okumayla 1 dakikadan az sürer galiba. Sure biter bitmez masanın öne doğru hareket ettiğini, görevli kimsenin işlem bitti, kalkabilirsiniz sesini duydum. Bu olaya duanın gücü olarak yorum yapmıştım. Şimdi Oktan Hocamın verdiği sır gereğince MR cihazlarının çalışma şeklini düşündüğümde, duanın gücüne ek olarak farklı bir açılım daha getiriyorum kendimce. MR ın ana malzemesi mıknatıstır. Dünyanın manyetik alanının 20 bin katı olacak şekilde 1-1,5 Tesla aralığında bir manyetik alan yaratılır. İnsan hücresinde bulunan atom çekirdeklerinin titreşim yapması sağlanarak, bu salınımlar sonucu oluşan dalgalar dokuya göre hesaplanarak veriye dönüştürülür. Kısa süreli yaşadığım zaman kaymasının bu manyetik alandan dolayı olduğu geldi aklıma. Ruh yamyamının doğadaki tüm elektriği zapt etiğini düşünürsek oluşacak zaman atlamasının boyutlarını düşünemiyorum. Kısa bir araştırma yaptığımda özellikle yüksek gerilim hatlarına yakın mesafede bulunanların oluşan manyetik alan sebebiyle bu tarz zaman atlaması yaşadıklarını okudum. 24 Eylül 2009 tarihinde yayınlanan FlashForward dizisi aklıma geldi birde.Oktan Hocam daha iyi bilir bu örnek anlattıklarına uygun mu. Gizemli bir olay sonucu dünya üzerindeki herkes 137 saniye boyunca bilincini kaybediyor ve bu süreçte herkes 6 ay sonrasını görüyordu. Verdiği bu sırlı bilgilerden dolayı Oktan Hocamın ellerinden öpüyor, kendisine uzun ömürler diliyorum. Üzerimizden himmetini esirgemez inşallah
  • Serhan Barbaros / 14 Şubat 2014 11:22

    Fantezileri ve gizlilikleri çok severiz ki Allah Cc in ne sırları gizli ilimleri var vakıf olana helal olsun ancak bu detaylara bence çok takmayalım , Allahın sırrı insandır kendimizi çözelim Allaha yakın olmaya yolunda bize emredilene uyalım ondan sonrası zaten çorap söküğü
  • rıfkı / 14 Şubat 2014 10:41

    Hayırlı cumalar

    Sanki şu yıllardır ülkemizde mantıksızca uygulanan yaz saati kış saati uygulamasında da zaman atlatma amaçlı bir plan var gibi.. En basitinden adamlar mesai saatlerimizin kendi borsalarına uygun olmasını sağlıyorlar, yani avrupa birliği... Yıllar önce canlı tv yayınında bir profesör bu konuyla ilgili telefon bağlantısı yapmıştı, adam mantıklı açıklamalar ve hesaplarla Türkiye'nin bulunduğu enlem itibarıyla zaten gün ışığından en verimli şekilde yaralandığını anlatmıştı. Yani aslında bilmem kaç kwh elektrik tasarrufuymuş falanmış filanmış bunların uydurma olduğunu anlamamı sağlamıştı. aslında adam doğru söylüyor olabilir, her sene uygulama bitiminde şu kadar kwh enerji tasarrufu sağlandı diye açıklama yapılıyor, peki o zaman benim faturam neden her ay hiç yeni bir cihaz almamama rağmen akşamları neredeyse yarasa gibi karanlıkta oturmamıza rağmen , kullanmadığımız cihazın fişini çekmemize rağmen artıyor. Aslında cevabı hepimiz biliyoruz , biraz daha sabır
  • beklenen / 14 Şubat 2014 09:59

    sitede forum önerisine katılıyorum.

    Tela ile ilgili daha önce sormuştum oktan kardeşime cevap başka yerden geldi ancak oktan kardeşimden de bekliyorum.
  • mete / 14 Şubat 2014 09:17

    Yaşam Çiçeği ve Siyah-Kırmızı Alfabe

    Temirin yüzüne yansıyan Yaşam Çiçeği hatları ve Siyah-Kırmızı Alfabe...

    http://blog.world-mysteries.com/strange-artifacts/flower-of-life-as-a-template-to-everything/

    Okullara Lise 1'de fraktal dersi veriyorlar ki bir zeki Türk çocuğu onlar için gökleri ve yerin gizemini çözsün.

    http://tufanguven.wordpress.com/tag/yasam-cicegi/

    Hadi bir de Tesla önsözlü kuma verilen rezonans frekansı videosu size...
    http://www.youtube.com/watch?v=wvJAgrUBF4w
  • Oya Kisir(Oya Kara) / 13 Şubat 2014 23:24

    .

    Allah Allah Eyvallah.
    Ya Selam.
    Yaşamımızda kaç kez zamanımız atlatıldı.......Çarşamba iken Salı sandığımız günler..Düşününce evet var..Zannettiklerimiz aslında varlar.
    Doğadaki elektriği zapt etmek...Ley hatlarını çağrıştırdı..
    Enerji akışını düzenlemek,enerjileri toplamak icin dikilitaşlar,piramitler,tapınaklar vesaire bazı mimari yapıların Ley hatlarına yapıldığı söyleniyor.
    Milyarlarca yılı bir yılın içine sığdıran kozmik takvim ise eğer bahsi geçen,gerçekten çok karmaşık,böyle bir takvime geçilirse tam bir zaman kargaşası yaşanır..Herşey altüst olur...
    Tesla...
    Kendi deyimiyle zihninde çakan şimşekler çoğu zaman rehberi olmuştur. Bunlardan ışık patlamaları olarak bahseder;
    “ ...Bu ışık patlamalarını hala zaman zaman yaşıyorum. Yeni bir fikrin zihnimde parıldayıvermesi gibi durumlarda ortaya çıkıyor. Ama artık eskisi kadar heyecan verici değil bu, eskiye nazaran daha etkisiz. Gözlerimi kapattığımda, ilk önce mutlaka çok koyu ve tek tonlu bir mavi fon görüyorum. Tıpkı açık ama yıldızsız bir gecede olduğu gibi. Birkaç saniye içinde bu alan parıltılar saçan ve bana doğru ilerleyen yeşil ışıltılarla doluyor. Neden sonra sağ tarafımda birbirine paralel ve yakın ışınların oluşturduğu iki ayrı sistem görüyorum. bu iki sistem birbirleri ile dik açı oluşturacak şekilde duruyorlar; sarı, yeşil ve altın renklerinin hakim olmasına karşın, her türlü rengi içeriyorlar. Sonra bu çizgiler daha da parlaklaşmaya başlıyor ve her yere parıltılar saçan belirgin noktalar serpiliyor. Bu resim yavaş yavaş görüntü alanımdan çıkıyor ve sola doğru kayarak yok olup gidiyor, yerini pek de hoş olmayan ölü bir griliğe bırakıyor. burayı çabucak kabaran ve kendilerine canlı formlar vermeye çalışıyormuş gibi duran bulutlar doldurmaya başlıyor. İşin ilginç yanı şu ki, ikinci aşamaya geçilinceye değin bu griliği belirgin bir şekle benzetemiyorum. Her seferinde, uyuyakalmadan az önce, gözlerimde kimi şeylerin ya da insanların görüntüleri canlanıyor. onları gördüğüm anda anlıyorum ki bilincimi yitirmek üzereyim. Eğer ortaya çıkmıyorlarsa ya da bunu reddediyorlarsa biliyorum ki bu uykusuz bir gece geçireceğim anlamına geliyor..''

    http://tr.wikipedia.org/wiki/Nikola_Tesla

    Olmaz diye birşey yok,Allah izin verdiği müddetçe herşey olabilir...
    Karga gibi ateşe çalı taşıyan mı yoksa karınca gibi ateşe su taşıyan mı olmak...
    Herkes taşıyabildiği kadar ateş,taşıyabildiği kadar su...
    İşte bütün mesele bu...
    Ya Fettah,Ya Selam.
  • Ugur Coskun / 13 Şubat 2014 22:53

    Kozmik Takvim

    65.ci bolumde kozmik takvime vurgu olunca bir arastirim dedim.altda yazilanlari okuyunca aklima soyle bir merak dustu.carl sagan'in pioneer 10 adli uzaya gonderilen aracin arkasina takilan levhadaki resimler ve isaretler ile,cuce denisin mezari acilinca Temirin yuzune yansiyan isaretler ayni olabilirmi?Allahu Alem,en iyisini guzel Allahim bilir.Avustralya'dan herkese selamlar ,saygilar harcimiz kuvvetli olsun insallah..

    CARL SAGAN VE KOZMİK TAKVİM
    Carl Sagan 20.yüzyılın en önde gelen astronomlarından birisidir.
    Yaşamı boyunca pek çok araştırmaya katılmıştır.
    Gözlem ile deneylerini makaleler ve kitaplar halinde yayınlamıştır.
    Bilimsel konulardaki birikimlerini halkın anlayacağı tarzda yansıtmış,belgesel dizileri de yönetmiştir.
    Bitmez tükenmez çalışmalarının yanısıra çeşitli üniversitelerde öğretim üyeliği yapmıştı.
    Kitaplarında anlattığı konular astronomi ile sınırlı değildir.
    Okuyucu,onun yazılarında pek çok temel bilgileri bulabilir.
    Bu yazıda Prof.Carl Sagan için iki konuya değineceğim.
    1972 yılında uzaya gönderilen Pioneer 10 aracına bir plaka eklenmişti.
    Bu plakada, dünya dışı zeki yaratıklara rastlama ihtimali için bir mesaj yer alıyordu.
    Resim ve bilimsel sembolleri kapsayan bu mesajı taşıyan plakayı öneren ve düzenleyen C.Sagan’dı.
    C.Sagan için bahsedeceğim ikinci konu,kozmik takvimdir.
    Yazar,evrenin 15 milyar yıllık yaşam süresini tek bir takvim yılına sıkıştırmıştır.
    Başka bir söyleyişle,evrende, Büyük Patlama’dan bu güne kadar olan süreç.bir yıl olarak ele alınmıştır.
    Buna göre dünya tarihinin her bir milyar yılı, kozmik yılın 24 saatine eştir.
    Bu yılın her saniyesi,dünyanın güneş etrafındaki 475 kez dönüşüne karşılık olur.
    Takvimden bazı alıntıları kısaca özetleyelim:
    1 Ocak : Büyük Patlama.
    1 Mayıs : Samanyolu’nun oluşmaya başlaması.
    9 Eylül : Güneş sisteminin ilk oluşumu.
    14 Eylül : Dünyanın şekillenmesi.
    25 Eylül : Dünyada ilk yaşam belirtisi.
    15 Kasım : İlk çekirdekli hücreler.
    Devam eden bu sürecin bundan sonrası, yılın son ayı olan Aralık içinde incelenmiştir.
    Nihayet 31 Aralık gününe ulaşıyoruz.
    22.30 : İlk insanlar.
    23.46 : Ateşin kullanılması.
    23.59 : Mağara resimleri.
    23.59.20 : Tarımın başlangıcı.
    23.59.50 : Sümer ve Mısır’da ilk hanedanlar.
    23.59.55 : Perikles.
    23.59.56 : İsa’nın doğuşu.
    23.59.59: Avrupa’da rönesans.
  • Abdal / 13 Şubat 2014 22:34

    Heman,Kozmik anahtar,

    Konu ile ilgili olduğu için bu bilgiyi paylaşmak istiyorum.Heman filminde iskeletorun asasının başında koç kafası vardı ve filmdeki boyut kapıları açan anahtar insana ait bazı parçaların mekaniiğe çevrilmiş haliydi.Ne olduğunu bilenler biliyor.İskeletor kötülüğün simgesiydi ve bazı güçlere ulaşmak için gökyüzündeki bazı yıldız ve gezegen hareketlerini bekliyordu.
  • dromerg / 13 Şubat 2014 22:05

    zaman yolcusu

    sayın oktan hocam öğrencilik yıllarında aynı odayı paylaştığım bir arkadaşım anlattığı olay geldi aklıma .hatırladığım kadarı ile evinin bahçesinde oynarken ormanlık alandan üzerinde sıradışı kıyafet ve tipte çekik gözlü bir adam gelir ve tanıtır kendini . kendisinin geçmişten geldiğini uygur türklerinden olduğunu ifade eder. adının ise BÖĞÇE olduğunu söyler. bir süre bu şahıs ile görüşür ve birtakım bilgiler aktarır. görev için geldiği ve geri döneceğini söyler. arkadaşım bu karşılaşmayı anlattığında şüphe ile yaklaştım ama deli olmadığını biliyorum. şimdi konuyu bu olay ile birleştirince yıllar önceki anlatılan öykünün olabilirliğini takdirinize bırakıyorum. saygılar
  • recai / 13 Şubat 2014 21:08

    Yorumlar çok güzel bu siteye bir forum açılması gerektiğini düşünüyorum. İnsanlar beyin fırtınası yapabilir ve düşüncelerini paylaşabilir. Oktan Keleşin yazıları ışığında ..
  • Bilgen / 13 Şubat 2014 20:56

    tahmin

    "ancak zaman içindeki zaman esnektir.iblis mühlet verilenlerden.yani bir çok mühlet verilen var.onlar kim"
    Oktan baba : bu resimdeki yaratık zaman perdesiyle bizden ayrılan mecüclerden birisi mi?
  • uğur bektaş / 13 Şubat 2014 20:55

    ---

    oktan hocam verdiğiniz bilgiler çok güzel umarım devamı gelir benim en çok ilgimi cenkin kafasındaki takke çekti yarım küreyi andıran bir çizim bölgeler okla gösterilip bir mesaj verilmeye çalışılmış. oklarla yanına cıkardığınız yazılarında bir manası var var olmasınada verdiğiniz mesajlar hep Ariflere. bizler yanlış yorumluyoruz. benim gibi avam kesime biraz daha acıklayıcı olsanız yanlış yorumlardan kurtuluruz
    saygıyla ve sevgiyle
  • Recep / 13 Şubat 2014 19:04

    Bu zamanin sahibi kim acaba?Batini diyer 4 halife Kim?Bu mucadelenin neresinde?
    Simdi Latif babanin.Oktan sultanimizin batini yonunu daha cok merak etmeye basladik!
    Onlardakini idrak edip yasamak niyaziyla



  • fatih / 13 Şubat 2014 17:26

    cüce denis'in resmi benziyor

    http://www.louisg.net/Images/millenaire/jean_1.jpg
  • M. M. / 13 Şubat 2014 17:21

    Latif Babamıza selam olsun. Adem Ağabey'e selam olsun. Cenk Ağabey'e selam olsun.
  • Kendini Arayan / 13 Şubat 2014 17:15

    Mahkum Cüce Denis

    Demir ve Kurşundan yapılan bir kutu içerisinde mahkümiyet geçiren, zaman atlatıcı.
    Cüce Denis.

    Elleri ve kolları zincirli. Ölü bir yaratık neden zincirlensin? Bence ölü değil, uyuyor.
    Yakalanmış, elleri ve kolları zincirlenmiş.. (kilitli; zamanı gelince kilitler açılsın diye
    kilitlenmiş.) mahkum edilmiş, ve hatta bu zamana postalanmış. Postalama şekli
    de çok iyi.. Bir mezar.. Çünkü, tüm dinlerde ve kültürlerde mezarlıklar kutsaldır.
    Ünlü birisine ait değilse çağlar boyunca hiç kurcalanmaz.

    Cüce Denis, zaman atlatıcı.. Zaman atlatmanın da kuralları ve kaideleri var. Bu
    Cüce Denis bu kaidelerin dışına çıkmış ( ilahi bir nedenden ötürü) sonra mahkum
    edilmiş. Cezası da bu çağda(döngüde) mahkumiyetin kaldırılması için zaman
    atlatması yapması (ihtiyacı olanlara).

    Cüce Denis' in yanındaki metal levha, bir takım bilgi ve ilimleri barındırıyor.
    Işığı yansıtma özelliği var. Denis' in üzerinde metal bir elbise var.. Metal.

    Metal önemli bir ipucu, gönderildiği tarih dönemi için.

    Herşeyin doğrusunu Allah-u Lemyezel bilir.

    Ya Habir Ya Allah (c.c)

  • Tamer ATASOY / 13 Şubat 2014 17:03

    Çağların Örtülmesi

    Tüm bilgiler sanal ortama aktarılıyor. Elle tutulan kitaplar bilgiler sanala aktarılıp geri dönüşüme veriliyor. Televizyonlar aşırı bilgi yüklemesi ile henüz sindirilememiş konuların üstüne hemen yeni konular ekleyerek, beyinlerimizi kısa devre ediyorlar. Kötü adamlar ile ilgili haberler yapılıyor, operasyonlar vs. Sonra bi bakmışsınız başka biryerde bir yıkım, kötü adamlar unutuluyor. Böyle böyle bu çağın kaydını kimler tutuyor bilmiyorum ama, bir haftada olan onlarca önemli olay, sonraki haftalarda çıkan daha önemli olarak sunulan başka olaylar içinde unutturuluyor. Hafızalar böylece bulandırılıp silindiğinde insanları ancak "zamanda yolculuk yapabilmek yeterliliğinde olanlar" kurtaracak. İşin gerçeği ne idi bunu bizzat görenler geleceği şekillendirebilecek. Zamanın sahipleri yetkili ve görevli Allah Dostları, tehlikeler baş gösterdiğinde savuma hattını sıklaştıracak, geçmişin gayb bilgilerini bize geri yükleyecekler. Şuan burada yapılan bundan başka bişey değil gibi geliyor bana. Şu tabir çok popüler çağımızda, "Anlam Yüklemek" herşeye yeni anlamlar yüklenip dejenere ediliyorken, buna bir dur diyecek yok muuu? diye sızlanırken bizler... İşte o günler geldi çattı, bir cevap gelmeye başladı, herşeyin gerçek anlamları kalelerini geri almaya geliyorlar. Allah manevi ordumuza ve maddi ordumuza icab ettiğinde daima zafer nasip eylesin. Kendi nefsimizi yenebilsek te keşke biz de bu mübarek ordunun komutanlarının ellerini öpebilsek...
  • orkun akar / 13 Şubat 2014 16:39

    Açıldıkca açılıyoruz....

    Evvela selam selam....Yüce Rabbimiz Kün emrini verdiğinde herşey olmuş vede bitmişti....Zamanda yaratılmış tabiri caizse bir mahluktur....Bizim olayları kronolojik sistematik içersinde anlayabilmemiz ve adlandırabilmemiz için big bangle beraber bizim zaman dediğimiz nehir kaynağından akmaya başlamıştır....Hani Peygamberimizin bazı kabirlerin başında durup bu mevtayı cehennemde görüyorum dediği olayı hatırlayalım...Daha o zaman kıyamet kopmadı yani cennet ve cehennem faaliyette değil nasıl bildi Hz.Resul?Allahualem o kün emrinin safhalarından bir an gösterildi cehennemi gördü....İşte bence bu zaman evrelerinde gezebilmek görebilmek bir ilim ve ihsan ile oluyor....Acaba şerlilere bu ruhsatın ne kadarı serbest?İlginç olan kısım bu bence.....Selametle....
  • sami sedat ünver / 13 Şubat 2014 15:46

    kulbak bilge fanatiği olduk

    canım oktan babam,kulbak bilge fan sayfası açsam bir mani varmı,birde bizi çok bekletme Allah yar ve yardımcın olsun.
  • yalçın açıkgöz / 13 Şubat 2014 15:28

    ALLAHU EKBER!!!
  • oneronur / 13 Şubat 2014 15:16

    dennis the small/short/little/dwarf

    Sandığın içindeki ceset 6.yüzyılda, bugünkü Romanya-Bulgaristan sınırında yaşayan bir rahip. AD yani anno domini zaman tanımlamasını bulan kişi...detaylı bilgi
    http://en.wikipedia.org/wiki/Dionysius_Exiguus
  • 16 yıldız bağımlısı / 13 Şubat 2014 14:45

    PARADOKSAL MANİFESTO

    detaylı düşününce şaşırmamak elde değil mesela 1950 yılında latif baba gençken kahvede kulbak bilge ve temiri görüyor hatta onları ağacın olduğu mekana götürüyor onlar bir anda 2014e geliyorlar latif baba bu arada yaşlanıyor onlara bir an olan zaman latif babaya 64 sene oluyor !!! bir diğer husus şimdi mesela iyi niyetle farzı misal temire vebanın tedavisini ilacını nasıl seri üretileceğinin bilgisini verdik diyelim kendi zamanına döndü bu ilaç zamanla dünyaya yayıldı peki o zaman tarih kitaplarında yazan salgınlar 100 milyonlarca ölümler ne olur ? dünya nüfusu ne olur ? yoksa ilahi takdir engellenemez veba yerine başka bir salgın hastalık mı olur ? paradoks değil mi ? gelelim sormak istediğim en acil konuya son birkaç yıldır 16 yıldızın oktan babanın paylaştığı bilgiler tek kelimeyle DEHŞET !!! ALLAH EBEDEN RAZI OLSUN lakin sormadan düşünmeden edemiyoruz NEDEN ŞİMDİ ? örneğin yüzlerce hatta binlerce yıldır avamdan saklanan sultanahmetteki yeraltı kenti tek gözün odası vb. nice bilgiler demek istediğim neye hazırlanmalıyız oktan babadan açıklama rica ediyoruz savaş mı deprem mi salgın hastalık mı (zombi vs. ) bugün amerikada çoğu insan evinde 6 aylık gıdasını suyunu ilacını vb . depolamış durumda silahlarıda var devlet çökse bile hayatta kalabilirler kendilerini koruyabilirler biz ise günlük yaşıyoruz hiç değilse bizde biraz stok yaparız belki silah alırız vs. şahsi düşüncem İstanbul depremi yaklaşıyor buna bağlı olarak ekonominin ağır yara alması kriz vb. bide abd depremle çökünce doğudan olası rus saldırısı işgali (2023 kuzeyden esen rüzgarı hatırlayın ) lakin bunlar fiziki konular ya metafizik paranormal ? velhasıl umarım açıklama gelir üstü kapalı olsa bile !!! teşekkürler (ayrıca bilgiler için cem c ve Feridun isimli kardeşlerimize teşekkür etmek isterim )
  • Kendini Arayan / 13 Şubat 2014 14:02

    Yedi Dokuz Yedi Kardeşim

    Yedi Dokuz Yedi,

    Yedi Uyurlar menkibesi, zamanda yolculuğun olabileceğinin, bence Kuran-ı Kerim içerisinde
    biraz düşünülünce bulunabilecek açık kanıtlarından bir tanesidir. (Omer A. kardeşimizde buna bir parça değinmiş.) sizin gibi.

    Bunların hepsi, Rabbimizin kullarına olan Rahmetindendir. Bizler neyiz ki. İlm ve Kuvvet
    Rabbimize aittir. O' nun Yaratılmışların en hayırlısı, Alemlere Rahmet olarak gönderilen,
    Kul' u ve Elçisi Efendimiz (Tek Şeyh Peygamberimizdir.) şanı olmasa, Efendimiz vesile
    edilmese, bunların hiç bir önemi ve kıymeti olamaz.

    Rabbimiz inşallah bizleri, samimi ve şuurlu gerçek Kul' larından eylesin. Yaratılmışlık
    bilincini, ahiret hayatına geçmeden, Ruhlarımıza talim ettirsin.

    Oktan ağabeyin, Erol ağabeyin, diğer büyüklerimizin ve buraya yorum yapan kardeşlerimizin
    ortak bir akılda ve bilinçte birleşerek, Hakk' ın yanında durmaktır asıl gayemiz.

    İnşallah hep beraber bu nimetten faydalanır ve şükrünü yerine getiremeyeceğimizin
    idraki içerisinde oluruz.

    Kalın sağlıcakla.
  • Murat S / 13 Şubat 2014 13:57

    Zamanda atlama

    kulbak bilge seri yazısında sık sık zamanda atlamalardan bahsediyor oktan hocamız.benim sorum şu zamanda atlama ''geçmiş-->şimdiki zaman-->gelecek zaman'' şeklindemi yoksa ---''geçmiş -->>şimdiki zaman'' a mı ulaşılabiliyor.yani demem oki bizim yaşadığımız zamandan daha ileri bir zamana gidilebmiyormu.ve bunu yapmak için bir araçmı var yoksa tamamen ilahi şartlar altındamı gerçekleşiyor?
  • Feridun KARAGÖZ / 13 Şubat 2014 12:56

    konu ile alakası yok, ama yahudilerden duyduklarım var..

    Turizm sektöründeyim, İsrailli turistleri ve İranlıları da aynı anda ağırlayan bir konumumuz var... Bu iki grup çok iyi dost birbirlerine. sanmayın kavga filan da etmiyorlar. Neyse... İsraillilerin içinde onlara gelin damat olmuş, Yahudi olmadığı halde Yahudilerden daha fazla islam - türk düşmanı gençler var. Soruyorum İsraillilere "siz bunlara ne vaad ettiniz, neyle besledini. bu adamlar sözde türk ve mülüman ama Filistinlilere ve islama sizden daha şiddetli düşman. bun nasıl başarıyorsunuz?" gülerek diyorlar ki hiç bir şey vermiyoruz ve vaad etmiyoruz. Ama onlar bizden bir şey alacaklarını umuyorlar. Işığın etrafındaki böcekler gibiler. Kendi milletine ihanet edenlere güvenmeyeceğimizi tahmin edemiyorlar...
    Gelelim bazı sırlara.. bundan 5-10 sene önce evvel Filistinlilerin İsrail okul veya belediye otobüslerine binip havaya uçurmaları çok moda idi. sonra birden bıçak gibi kesildi. Yahudiler bir çok tedbir almışlar ama kesin sonuç aldıkları yöntem şu imiş. otobüs kapılarında cep telefonu gibi bir alet varmış, turnike benzeri bir engelden geçerken auradan, manyetik alandan, kirlian enerji alanında vs vs bir kaç yöntemle kişinin ruh halini analiz edermiş. öyleki otobüse binen kişi Müslüman mı, Hristiyan mı, Yahudi mi, hatta abdesti olan veya olmayan Müslümanı bile ayırırmış. yani bir çeşit soru sormadan cevabı bilen kablosuz yalan makinası... teknik olarak mantıklı ve yapılması mümkün... neyse efendim, Yahudi otobüsüne binmeye çalışan kişi Müslüman ise turnike ve kapılar kilitlenip, intihar bombacısı şüphesi ile ilgili kişi otobüse bindirilmezmiş.
    bu yazdıklarımın sonunca Yahudileri gizleyen gargat ağacına da geleceğim inşallah.
    sonra diyorlar ki bu Yahudiler. biz bu teknolojiyi geliştirdik. uzak mesafelerden bile bir insanın dinini, abdes durumunu bile tesbit edebiliyoru. şöyleki, bunu bir silaha montajladık, hedefteki kişi Müslümansa, silah ateş alıp vuruyor. yok Hristiyan veya Yahudi ise tetik düşmüyor.. kalabalık bir gruba bile silahı doğrultup ateş etsek, hedefteki kişi Yahudi ise asla silah ateş etmiyor. istenilen dinlerdeki veya ruh halindeki kişileri cımbızla ayıklar gibi hiç uğraşmadan temizliyoruz. hatta Amerikalı ve Yahudi gibi görünüp gizli Müslümanları da tesbit edip imha ediyoruz. ama zamanla bu teknoloji sizin de elinize geçecek. işte o zaman içinizdeki gizli Yahudileri, Ermenileri, Hristiyanları, açıkça göeceksiniz.. nice nice alimlerinizin islam dışı olduklarını görüp önce onları (politikacısından kapıcısına kadar) içinizden temizlemeden bizlerle baş edemezsiniz. sizin komutan sandığınız, bize karşı gönderdiğiniz asker ya da savunma birlikleriniz aslında size değil bize çalışıyor... işte buna benzer çok şey söylediler. bizler temizlenmeden onlara karşı hiç bir şey yapamazmışız.. daha çok şeyler var amma belki uzun olur diye yazmadım. bu yazdıklarımda 2010 senesinde şirketimizde çalışan çok iyi Türkçe bilen Yahudilerden duymuştum. inşallah daha başla bilgilerde aktarırım. yazım hatalarım olmuştur mutlaka kusura bakmayınız... hayırlı günler...
  • Cem C / 13 Şubat 2014 12:47

    Zamanın Akış Yönü

    Bizim zaman algımız bir kum saatinin akışı gibi, boğum noktasının "şimdi" olduğu, geçmişten geleceğe akan bir mefhum şeklinde.

    Kulbak Bilge'nin zamanı belki 10bin yıl önce. Kendi zaman diliminde daha bugün yaşanmamıştı. Ama bugüne gelebiliyor. Öyleyse yarın olacaklar da çoktan oldu ana kaideleriyle. Ya da ihtimaller dahilinde normal seyrinde ana gidişat belli sünnetullah dairesinde. Şu anın kendi gerçekliği geleceği de geçmişi de etkiliyorsa, "ne içindeyim zamanın ne de büsbütün dışında, parçalanamaz bir anın, yekpare akışında" dizelerindeki gibi şu anlık tercih ve eylemler ve de niyet ve dualar her an yeni bir yaradılışla kanunullah dairesinde belirli ihtimalleri sürekli güncelliyor.

    Ya zamanın akışı geçmişten geleceğe değilde geçmiş ve gelecekten şimdiye doğruysa?

    Peki bunun mikro planda kendi hayatlarımızdaki yansıması nasıl olur?
  • Cem C / 13 Şubat 2014 12:29

    Hz.Ali'nin Naaşının Defnedilmesi

    Vakt-ü zamanında Hz.Ali ile ilgili okuduğum bir yazıda;
    Hz.Hasan ve Hz.Hüseyin'den naklen, Hz.Ali'nin vefatından önce birinin geleceğini ve cenaze işlemlerini kendisine bırakmalarını söyler. Yüzü örtülü bir Arap'ın geldiği, naaşını yıkadığı ve defnettiği anlatılır. Defin işlemi sonrası Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin, bu adamın kim olduğunu öğrenmek için durdurduklarında, yüzünü açan adamın Hz.Ali olduğunu görürler ve gider.

    Oktan Hocam, peygamber cenazesine uygulanacak işlemlerin ilminin Hz.Ali'de olduğunu söylemişti. İlmin kapısı için de belirli bir ilim gerektiği öngörülürse, bu zamanda yol alma meselesiyle birleştirildiğinde, yukarıdaki menkıbenin gerçekliği mantık silsilesine oturuyor.

    Benim acizane şekilde birleştirdiğim parçalardan çıkardığım netice, zaman geçişiyle Hz.Ali'nin kendi cenazesini de ilmi usulünce defnettiği yönündedir.
  • Taner Erten / 13 Şubat 2014 11:42

    Bu zaman atlamaları ile bağlantı:bermuda şeytan üçgeni

    Acaba bu zaman atlatma olayları vs, Şeytanilerin bermuda şeytan üçgeni bölgesinde mi gerçekleştiriliyor,Hak tarafında olan Müminler'in zaman sahibleri İsa a.s'mın evin içinde göğe çekilmesi gibi mütevazi gizli yerlerde mi gerçekleştiriyorlar zaman içinde geçişleri aklıma böle bir düşünce geldi cevabını bilen??
  • aysun / 13 Şubat 2014 11:39

    Oktan abimiz. Daha önce ki sohpetlerinizde bizlere büyüden korunma yollarını anlatmıştınız. Şimdi de 2014 yılında şeytanilerle olacak olan bir şavaştan bahsetmektesiniz. Acaba bizleri bu savaşa mı hazırlamaktasınız?
  • Omer A. / 13 Şubat 2014 11:39

    Gercek Zaman Lordlari...

    Doctor Who isimli fantastik dizide Zaman Lordlari isimli bir irk vardi,basroldeki Doktor karakteri de bir zaman lorduydu, dizide zaman yasalarini kontrol eden bir uzayli irkiydi bunlar.Ornek olarak gostermemin sebebi,buna benzer bir durumun olmasindan yani demekki Hoca Ahmed Yesevi,Oguz Kagan gibi nice zatlar belirli zaman dilimlerinde o dilime yapilmak istenen mudahalelere karsi da bir nevi zaman gardiyani gibi gorevleri var. Inaniyorum ki Mim cagindaki sir kapilarini aralayacak Hz.Mehdi de kendi zamaninin koruyucusu olacaktir. 2014 un rakamlari toplami 7,yani yedi uyurlar.2014 te durtulecektir(Savas mi olur,kuraklik mi olur bilemem) ,9 yil sonra 2023 de tam anlamiyla uyanacaktir Allahualem. 7+9=16 .8.bolumu sabirsizlikla bekliyorum Oktan abi , Saygilarimla...
  • şizofren / 13 Şubat 2014 11:37

    Hazırız

    Yine Çarpıcı Bilgiler Yine Şaşırmadığımız Durumlar

    Bizler Asker Doğan Bir Toplum Olarak Allah'ın Da İzni İle Güçlüyüz , Cesuruz , Hazırız Bilge Kağanım

    Gazi Paşanın Da Dediği Gibi Damarlarımızdaki Asil Kanın Bilincindeyiz İşaret Bekleriz...



    Dnalarımızda Atalarımızın Tecrübeleriyle İşlenen Dini ve Kültürel Değerlerimize Sahip Çıkmalıyız!!!





    MUALLİM54







    bana ulaşırsanız sevinirim...
  • orkun akar / 13 Şubat 2014 11:29

    Eklemeyi unuttum....

    Evvela selam selam....Bir önceki yorumuma Teslayı eklemeyi unuttum....Şeytan elektriğe ve manyetik alanlara hakim olmak istiyor bunu öğrendik çok şükür...Acaba Teslayıda bu amaç uğrunda kullandımı?Havadaki manyetizmayı hissediyormusunuz?Ben ömrümün hiç bir kesitinde şu zaman dilimindeki gibi statik elektriklenmedim...Tuttugum değdiğim metal aksamdan resmen çarpılıyorum,elbiselerimi çıkarırken elektrik atlamalarının sesini çatır çatır duyuyorum...İnsanlar çok gergin sebebi Allahualem bu manyetizma....Hadi eyvAllah.....
  • orkun akar / 13 Şubat 2014 11:22

    Taşlar yerine oturuyor....

    Evvela selam selam...Bilge kağanım ufkumuzun sığasını açtıkça açıyorsun Rabbim razı olsun sizden...Şimdi anlaşılmaya başlandı bazı fenomen denilen hadiseler...Ne bunlar?İşte bazıları....51.bölge....philadelphia deneyindeki savaş gemisi acaba başka bir zamana gönderilip bir savaşa müdahil mi olacaktı?2.Dünya savaşındaki şaşırtan silah ekipman gelişimide bu bahse konu zaman atlatma olayına acabamı dedirttiriyor....Daha ne sırlar açılacak Allahualem....Ya zülcelali vel ikram sana hamdolsunki bu ikramlarına sebep olanlar var....Bu kutlu kişilere bende kıl bizi......Selamet diliyorum....
  • yedi dokuz yedi / 13 Şubat 2014 11:10

    kendini arıyan kardeşime

    güzel konuyu ele almişsin gercektende sanki yazını okuyuuyum zaman aklıma birde yedi uuyurların 9 sene daha uyudular konusuda geldi onuda paylaşmak için yazayım dedim allaha enanet
  • Turk'un torunları / 13 Şubat 2014 11:09

    Azazil aleyilane

    Sandıktaki mahluk Rabbine secde etmeyen iblis Azazil Lain midir?

    "... İslâmî kaynaklar Azâzîl'i, İblis'in önceki adı olarak görürler. İbni Abbas'a (r.a.) dayandırılan bazı rivayetlere göre İblis'in adı Azâzîl idi. Azâzîl, Cennet'in muhafızları arasında yer aldığından melekler arazında cin denen bir gruba mensuptu. (Süleyman Ateş, Kur'an-ı Kerîm'in Yüce Meâli ve Çağdaş Tefsiri, Ankara 1982, s. 58) O, bir cindir. Onun nesli, grubu, ordusu vardır (el-Kehf, 18/50, Şuarâ, 26/95). Kaynak : http://www.sevde.de/islam_Ans/A/A-2/azazil.htm
  • Kendini Arayan / 13 Şubat 2014 09:45

    An ve Mekan Paradoksu

    Oktan ağabey, Rabbimiz sizlerden razı olsun. Yolunuza istikamet ve güç versin.
    Bu bizlere aktarılanlar, gaybi bilgiler. Rabbimiz gaybi bilgilerin settar esmasının
    dışına taşmasına izin veriyor. Sizlerin vesilenizle.

    1+2+3+4+5+6+7+8+9=45=4+5=9
    2x9 = 18 = 1 + 8 = 9
    3x9 = 27 = 2 + 7 = 9
    4x9 = 36 = 3 + 6 = 9
    5x9 = 45 = 4 + 5 = 9
    6x9 = 54 = 5 + 4 = 9
    Bu sonsuza kadar sürer gider.
    Hiç 9' u geçemez.

    2014 + 9 = 2023

    Zamanın gerçek sahibi, zaman üzerindeki tasarrufunu bizlere böyle bildiriyor.
    Hepimiz doğduğumuz andan ölünceye kadar bir zaman kapsülünün içerisine
    konuluyoruz.

    Örneğin:

    Latif baba' nın genç Latif hali, o zaman kapsülü içerisinde devam ediyor. Bu
    durum insan ölünceye kadar devam ediyor. Anlıyorum ki, zamanda bir rızık.
    Zaman rızkı tükendiği zaman zaman kapsülü (cüzzi zaman) ortadan kalkıyor.
    Külli zaman ise bilmediğimiz bir cihedde devam ediyor.
    Bir diğer örnek, Kadim Ulak Temir.. Kendi çağındaki zaman kapsülünün dışına
    çıkması murad buyrulmuş. Ama kendi nasibi içerisinde ancak o zaman kapsülü
    diğer zaman kesişimlerini içerisine alacak. Daha fazlasını değil.

    Bu durum bizi An ve Mekan Paradoksuna götürür. Eğer ilahi izin Latif Baba' ya
    verilmiş ise (Allah ondan Razı olsun. Biz Latif babaya görmeden aşık olduk.)
    Latif Baba, genç Latif ile karşılaşabilir. Latif Baba, genç Latif olan kendisine
    nasihatte bulunabilir. Fakat, genç Latif' in idrak, şuur ve tahammülü ölçüsünde.

    Yüce Yaratıcımız, oyunun kurallarını ve kaidelerini kendisi koyar. Mutlak kontrol
    ve güç sahibidir. Nasıl dilerse öyle iş görür. Gerisi tefferruat.

    Ya Evveli Ya Ahiri Ya Batın Ya Zahir YA Malikul Mülk Ya Allah (c.c)


  • Tamer ATASOY / 13 Şubat 2014 09:31

    Cüce Denis

    Kalbin manevi anatomisinde 2 yapı vardır. Birinin Adı FUAD diğerinin adı DENİS ya da DENES.. FUAD kısmı hayır söyler, DENİS kısmı şer. -Münir DERMAN-
  • zeynep / 13 Şubat 2014 09:00

    Cin insan karışımı birşey.Splice filmini izleyin.
  • yedi dokuz yedi / 13 Şubat 2014 08:30

    hz süleyman

    ayette cenabı allah biz süleymana havuz gibi kazanlar yaptık içinen sel gibi katranlar akıttık İSYAN EDENLERİ İSE ZİNCİRE VURDUK . acaba bu mahlukunda zincirli olmasi ayetteki gibimidir hocamısa sorsak ne der s.a
  • selimcan / 13 Şubat 2014 07:52

    Allah razı olsun

    Bizleri aydınlatıyor hiç bir şeyin göründüğü gibi olmadığını gösteriyorsunuz.
  • bezgin bekir / 13 Şubat 2014 03:34

    fringe dizisi

    ilginç bu zaman atlama konusu fringe dizisinde epeyce işleniyordu bide ruh yamyamı-elektromanyetik mevzusunu okuyunca hatırladım yine bu dizide SOUL MAGNET (ruh mıknatısı) teorisi-konusu-deneyi birkaç bölümde ele alınmıştı !!! ölen bir kişinin ruhunun mıknatıs vb. teknolojilerle zaptı gibi vs. oktan babadan rica ediyorum kısacıkta olsa şu paralel evrenler mevzusunu ele alsın bize bir açıklama yapsın neden şundan dolayı deniliyor ki kainatta teklik aramak yanlıştır-günahtır çünkü teklik birlik ancak yüce ALLAHA mahsustur yani aynı bizim dünyamız gibi dünyalar şehirler-ülkeler-insanlar(suret aynı kopya gibi lakin ruh farklı ) olabilir (mi acep ? ) bu konuda dizide işlenmişti bide ölü diriltme mevzusu deneyleri geçiyordu insan hadi canım diyor lakin aklıma şu bilgi geliyor islam alimleri derki bilim ve teknolojinin hududları geçmiş peygamberlerin gösterdiği mucizeler kerametlerdir vb. aklımıza hz.isanın ölü diriltmesi geliyor şeytanilerin batılıların vb. bu konuyla ilgili deneyler yaptıkları çok açık peki acaba başardılar mı ? umarım oktan babadan kısada olsa açıklama gelir kendisini seviyoruz başarılar diliyoruz
  • dertli mümin / 13 Şubat 2014 03:13

    az kaldı sıyırıcam

    oktan baba yine müthiş bilgiler eşliğinde bizleri şoka uğratıyor !!! ve tabi yine aklımızda çokça soru mevcut mesela bazı icatlar şeytanın eline geçmesin diye mevzusunu okuyunca aklıma ışınlama yapıp oktan babayı şaşırtan arşivci abimiz geldi bende kendi kendime dedim ki yahu bu teknolojiyi türkler dünyaya sunsa insanlığı şaşırtsa ne güzel olur !!! lakin hadisenin özü başka !!!! vay ki vayyyy bide şimdi Google efendi kuantum bilgisayarına kavuşmuş oktan babadan güzel bi yazı bekliyoruz malum yürüyen mobeselerin devamı gelmedi :)) Google neden yüzük üretmek istiyor ? bide koç sembolü bana bir holdingi hatırlattı acep ? velhasıl oktan babaya duacıyız ALLAH yolunu açık etsin
  • Abdul Kadir / 13 Şubat 2014 02:07

    Selam

    bu konuyu okuyunca Sayın Oktan Keleş Beyefendinin bir yerde söylediği nerede olduğunu hatırlamıyorum bir söz geldi aklıma. "neden Atatürk'ün mezarını Etnografya Müzesinden apar topar Anıtkabir'i yapıp taşıdılar. orada Friglere ait Tümülüs vardı " demişti. neyi örtmek istediklerini şimdi anlıyoruz sanırım. hiç kimse Atatürk'e ait bir yerde kazı yapamazdı. fakat olay başka şekilde gelişmiş sanırım. onlarda bilmiyordu. bir ihtimal Midas Kimerlere yenilince en değer verdiği şeyi kaçırmaya çalışıyordu. onu bir yerde biri yakaladı ve orada gömdü. Demirin Türklerin elinde yumuşadığı düşünülünce tabutun materyalinden bir Türk'ün gömdüğü sonucu çıkarılabilir herhalde.. Tümülüste de herhalde Gordion'u kuran Kral Gordius vardı. büyük ihtimalle de Türk olduğu gerçekleri orada mevcuttu.. o levha Kral Gordius'un hazinesindeyse belki de Kral'ın Talut'un soyundan olma olasılığı da vardır. Büyüklerimiz daha iyi bilir. biz sadece düşünüyoruz. doğada ki elektriği kontrol etmek için Haarp cihazı kullanılıyor. ve istenilen bir yere yönlendirilebiliyor.. buradan şu sonuçta çıkabilir. elektromanyetik bir harita da çıkarabiliyor. belki nokta atışı yapılamayabilir fakat bir şekilde bir renkle olabilir bir uyarı veriyor olabilir. 2014 gerçekten çok şeylere gebe olduğu buradan da çıkıyor. gerçi zaman çok hızlandı 1000 yılda süren bir şey 100 yıla döndü 1900 ile 2000 yılları arası inanılmaz şeyler yaşandı. teknolojik, ekonomik, ideolojik, bilim, edebiyat ve askeri alanda çok hızlı bir değişim yaşandı. şimdi daha da hızlandığını düşünürsek bu savaş 1914 te ki savaş gibi 4 sene sürmesi beklenmez gibi. "Bir Meczubun Rüyası" Kitabı 263. sayfa da ki maddeler sanki tamamlanıyor gibi. Ali imran Süresi 54. Ayeti Kerime ile de sanki buraya bakılabilir. kendi silahlarıyla vurulmak gibi.. selamlar..
  • recai / 13 Şubat 2014 01:51

    dejavu hadisesi geldi aklıma belki o da zamana bir müdahale anı olabilir
  • ilker.ç / 13 Şubat 2014 01:23

    savaş

    tüm kalperenlere slm olsun 2014 de ne olucak bunu hala çözemedim ne yapmamız gerekiyor onuda bilmiyorum sadece dua ile olucak iş değil bu fiziki anlamdada yapmak gerek yoksa kimse çalışmaz dua eder Allahda önüne yiyicek indirtirdi belliki çok zamana girdik ancak ne olucanı ve nelerle karşılaşcagımızı bilmiyoruz bilsek insanları uyarır ve birlik için çalışırdık gerçi kimse inanmaz ama olsun 1 insanı kurtarsak bile kardır .
  • Girit'i Behçet,yener,Bahadır, / 13 Şubat 2014 00:39

    Yorumun devamı

    Tıpkıçanakkaledeki,kınalıkuzuların,anadan,yardan,serden,geçenlerin,inandıkları gibi yaşamalı,hazır ol mart'a ,Sarıl Sultana,selam olsun Yüce Dostlar Katına,hürmetlerimizle
  • Giritli Behçet / 13 Şubat 2014 00:26

    Şeytan ve şeytaniler

    Şeytan teknolojiyi yıllar sonrasından günümüze veya geçmişe götürüp,Ademoğlunu etkiliyorsa,Bizde yıllar önceki Atalarımızın inancını(Turk,İstanbul,oğuz Kaan,Alparslan,Fatih,Abdülhamit han,Erbakan')günümüze getirip,hissedip,inanıp,yaşayıp,Sözde değil özde mücadeleye hazır olalım.S
  • Kamil Türk / 12 Şubat 2014 23:39

    Hollywoodın şeytani yapımcısı JJ Abrams elektirik ve diğer konuları ustalıkla işliyor.Oktan abi ve Tarık abi daha önce Fringe ve Lost hakkındaki yazmış olduğu yazılarda da bunu işaret etmişlerdi.Yapay zeka,elektiriksiz dünya,singularity abramsın demirbaş konuları .Oktan abi nasıl burda savaş veriyorsa Abrams da şer yönüyle gençliğin zihnine bu safsataları ilmek ilmek işliyor hem de ustaca.Selam ve dua ile .16 YILDIZ ailesine selam olsun...
  • I.K. / 12 Şubat 2014 23:22

    Zamanin sahibi kim?

    Hz. Idris mi, Hz. Zülkarneyn mi, Hz. Hizir mi yoksa Hz. Mehdi mi?
  • oneronur / 12 Şubat 2014 23:15

    kurban olayı

    Aslında ortadoğu'daki savaşlara baktığımızda şeytanın hala insanlara insan kurban ettirdiğini görebiliyoruz. malumunuz 10-15 yıl öncesinde savaşlarda kafa kesmek yaygın bir adet değildi; ama şu an bakıyoruz müslüman müslümanı kafasını keserek öldürüyor ve şeytanın oyununa geliyor, yani insana insan kurban ettiriyor...
  • Serdalia / 12 Şubat 2014 22:20

    Harika sirlar ve bilgiler

    Hocam yine bizleri aydinlattiniz bu yaziyi gunlerdir bekliyorduk.
  • ali / 12 Şubat 2014 22:09

    kim o yaratık

    o yaratık neyin nesi ?
  • Muallim54 / 12 Şubat 2014 21:59

    Cüce Denisin Takvimine atıfta bulunan bir köşe yazısı...

    İstanbul 29 Mayıs’ta değil, 7 Haziran’da fethedildi!



    İstanbul’un fethi üzerine çok laf etmemize rağmen fetih muhabbetinin Ulubatlı Hasan’ın elindeki sancağı sırtında kaç okla surlara diktiği veya Fatih’in gemileri karadan yürütüp yürütmediği gibi fantastik olaylara kilitlendiğini görüyoruz.



    Gemiler karadan yürütülmemiş olsaydı konuşulanların neredeyse yarısının buharlaşacağını tahmin etmek zor olmasa gerek. Doğrudur, efsaneler olmadan tarihi sevdiremeyiz ama efsanelerle de 500 sene gidilmez ki! Bir yerde tarihin gerçeğine dönmek ve onunla yüzleşmek zorundayız. Aksi halde birileri çıkar ve yüzleşmekten kaçındığınız gerçekleri gözünüze sokuverir. Ondan sonra, Ermeni Tehciri meselesi gibi, işiniz yoksa çıkartmak için uğraşın durun. Neredeyse 10 yıl önce acı bir soru sormuştum, İstanbul’un fethi hangi “tarihte”dir? diye. Beklenebileceği gibi ilk cevap, 29 Mayıs 1453 oluyordu. Elbette bunu sormuyordum. “Hangi tarihte?” derken, bir kelime oyunu yapıyor ve “takvimlerin dini” problemini gündeme getiriyordum. Nitekim Yahya Kemal yıllar önce sorunu gayet isabetle teşhis etmişti. Üstad diyordu ki: İstanbul’un fethini 1453’te görenler, İsa’nın doğumundan 1453 yıl sonra “Konstantinopolis’in düştüğü”nü, 857’de görenler ise Hz. Muhammed’in (sas) Medine’ye hicretinin üzerinden 857 yıl geçtikten sonra Müslümanların Hıristiyanlığın kalbini fethettiklerini anlatmak isterler.



    Takvimler, tıpkı haritalar gibi, sadece teknik birer alet değil, içinden geldikleri medeniyetin birikimini ve bakış açısını yansıtan birer prizmadır çünkü. Bir başka deyişle, bana takviminizi söyleyin, size kim olduğunuzu haykırayım!



    İstanbul’un fethiyle ilgili tarih hata



    Şu tarihçi milleti hiçbir şeyden çekmemiştir takvimlerden çektiği kadar. Tarihteki bir olayın tam olarak ne zaman vuku bulduğunu tespit etmek, sorunun sadece bir tarafı. Asıl zor olan, olayın tarihinin “hangi takvimde” geçtiğini tespit etmek. Neden peki? Bilimdeki bunca ilerlemeye rağmen gerçekten de neden bir türlü çözümlenemiyor şu takvim sorunu? Mesela hicr tarihleri milad tarihlere çevirirken düşülen hataların en büyüğü, miladi takvimin kesintisiz devam ettiği yanılgısından çıkıyor. Oysa gerçekte miladi takvimde bir kesinti, kelimenin tam anlamıyla bir “kesik kısım” vardır ki, hikyesi ilginçtir.



    Roma İmparatoru Jül Sezar’ın devrinde yapılan takvim, Sezar’ın ismine izafeten Jülyen Takvimi diye bilinir ve kendisine başlangıç tarihi olarak Roma’nın kuruluşunu almıştır. Miladi takvimin esası bu takvime dayanır. 6. yüzyılda Bodur Denis adlı keşiş tarafından bu takvim İsa’nın doğumu eksen alınarak yeniden düzenlendi ve Hz. İsa’nın doğduğu yıldan önce ve sonra diye ikiye bölündü (İsa’dan Önce ve İsa’dan Sonra). Gelin görün ki, bu takvim, yılı 365 gün olarak görüyor ve 4 yılda bir şubat ayını 29 gün çektirerek meseleyi hallediyor, bundan öte bir düzeltmeye gitmiyordu. İyi de güneş yılının günleri tam 365 gün 6 saat değildir ki! 365 gün, 5 saat, 48 dakika…



    Şimdi sakın bana “Başa kaktığın topu topu 12 dakika mı?” demeyin. Çünkü bu 12 dakika uzun vadede o kadar önemlidir ki, 10 yılda 2 saat, 100 yılda 20 saat, 120 yılda ise tam bir gün kaymasına sebebiyet vermektedir takvimin. Diyelim ki, 1453’e geldiğinizde 9 günlük bir fark oluşmuştu. Takvimin yüzyıllar içinde bu şekilde kayması hep o 12 dk.nın başının altından çıkmaktadır işte.



    Bu kayma en fazla din adamlarını kızdırmaktadır çünkü kozmik zamana endeksli din yortu ve paskalyalar yaklaşık her yüzyılda bir gün öne kaymış ve kaya kaya 1582’ye gelindiğinde aradaki fark tam 10 günü bulmuştur. İki arada bir derede kalan Papa 13. Gregor’un imdadına bir Cizvit matematikçi (Clavius) yetişmiş ve bu hatanın düzeltilmesini teklif etmiştir. Önerdiği çözüm gerçekten de tuhaftır. Clavius, takvimi zaman denizinde sarhoş bir gemiye çeviren o 12 dakikanın Hıristiyanlardan aldığı intikamı bu defa bir rövanşla geri almayı, yani takvimden gün atmayı teklif ediyordu. Evet, gün atmayı!



    İşin tuhafı, bu yapılmıştır da. 1582 yılının 5 Ekim’inden 14 Ekim’ine kadarki tarihler Papa Hazretlerinin yüce emirleriyle takvimden bir kumaş gibi kesilip atılmış ve 5 Ekim’in bundan böyle 15 Ekim olmasına karar verilmiştir! (Tabii bu arada sevgili hicr takvimimiz 17 Ramazan 990’ı gösteriyor ve komşu takvimdeki bu kesikten habersiz bir şekilde yoluna devam ediyordu.) Bize komik görünen Papa’nın bu kararı, bakın İstanbul’un fetih tarihini nasıl etkilemiş?



    İsmail Hami Danişmend 1953’te İstanbul Fetih Derneği başkanıdır ve hiç değilse 500. yıl kutlamalarında İstanbul’un miladi fetih tarihi olarak tespit edilen 29 Mayıs’ın yanlış hesaplandığını birilerine kabul ettirmek için kapı kapı dolaşmaktadır. Ne yazık ki, bulduğu vesikaları götürüp gösterdiği kişilere bile derdini anlatamamış ve sonunda içini yazıya dökmüştür. Danişmend’e göre, 29 Mayıs 1453, Papa’nın makası eline almasından önceki takvime, yani Sezar’ın takvimine göre hesaplanmıştır ve “o zaman için” doğru bir tarihtir. Ama fetihten 129 yıl sonra gerçekleşen bu takvim makaslama eylemi sanki hiç olmamış farz edilerek fetih tarihi, o zamanki 29 Mayıs’ın üzerinden Papa’nın makası geçirilmeden bugüne postalanmıştır. Dolayısıyla 1453’te henüz 9 gün olan bu takvim farkını hesap etmeden fethin 29 Mayıs’ta gerçekleştiğini söylemek bugün kullandığımız “atlanmış” takvim açısından hatalıdır ve düzeltilmesi gerekir.



    Öyleyse fethin doğru tarihini nasıl bulacağız? Aynen Papa Hazretlerinin yaptığı gibi elimize makası alıp 1453’teki 9 günü yine bir kumaş keser gibi takvimden eksilterek. 29 Mayıs’ın üzerine 9 günü ilave ettiğimizde 7 Haziran 1453 çıkar ki, fethin doğru tarihi budur.



    7 Haziran 1453… İnanın benim bile dilim henüz alışmadı bu tarihe ama çocuklarımıza sağlam bir tarih bilinci vermek için bu tarihin değiştirilmesi gerekiyor. Böyle bir düzeltme yapmak belki birçok başka olayın tarihini de alt üst edecektir ama en azından bir tarih ve takvim bilincinin doğmasına da hizmet edecektir.



    Maruz kaldığımız her şok bizi yeni bir düşünme hamlesine hazırlar çünkü.



    (Alıntı: http://www.zaman.com.tr/mustafa-armagan/istanbul-29-mayis-ta-degil-7-haziran-da-fethedildi_784015.html)





    **************************************

    Saygıdeğer Oktan Ağabey...

    Bir sorum olacak..

    Acizane bir tespitim olarak değerlendirin ve lütfen bize ışk olun...



    En Kalbi Hürmetlerimle...



    ******* Hakk'la Kalın *******
  • vedat subutay / 12 Şubat 2014 21:41

    piskolojim alt üst oldu

    taşlar yerine oturdu hemde yıllarca oturtamadığım sayende kurana aşık oldum Allah senden sonsuz kere razı olsun gönüller ereni.
  • 16 yıldız hastası / 12 Şubat 2014 21:34

    VURDUN YİNE OKTAN BABA BİZİ

    Aman Allah'ım ne sırlar ne sırlar demek ki geçmişte yapılan üstün teknoloji ürünlerini Şeytan bu çağdan götürmüş. Geçmişte yüksek medeniyet dediklerini aslında bu zamandan götürülmüş.... Vay Oktan Baba Allah razı olsun






ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

En Çok Okunanlar