İnsanlar Dindar Olsunlar; Ama Ahlaklı Olmasınlar

İnsanlar Dindar Olsunlar; Ama Ahlaklı Olmasınlar

Şeytan'ın doktrini: İnsanlar Dindar Olsunlar; Ama Ahlaklı Olmasınlar


23 Temmuz 2012 09:25
font boyutu küçülsün büyüsün


Oktan Keleş'in kitaplarının değeri zaman  geçtikçe daha da artıyor. Kitaplarda anlatılan konuların sıradan olmadığı, her konunun adeta geleceğin  girdapları arasında kaybolacak insana  Allah'ın izni ile yol açtığı görülmektedir. 

Bugün yayınlanan bir haber sanırız ne demek istediğimizi daha net anlatmaktadır:

 

Oktan Keleş'in Melekler Ağlarken kitabında Şeytan'ın şöyle bir doktrini vardı:

 

İnsanlar Dindar olsunlar; ama ahlaklı olmasınlar

 

Kitapta ilgili bölüm şu şekilde idi:

 

 Bu sırada Firavun söze atıldı:

 

- Kötülüğü Müslümanlara işletmekte zorlanıyoruz. Diğer insanlık gibi bu konuda kolay lokma olmuyorlar ve dindarlığa her geçen gün daha da yaklaşıyorlar. Yani biz kötülüğü arttırdıkça Müslümanlar dindarlığa yöneliyorlar. Bu planımız hep aksıyor ve ters tepiyor. Bunun için yeni bir metot önermenizi bekliyorum.

 

Şeytan o anda kızgınlıkla:

                                    

- Dindar olsunlar; ama ahlaklı olmasınlar dedi.

 

Böyle bir dindarlığın bana zararı olmaz. Tam tersi planlarıma yararı bile olur. Kötülüğe gelince ben Müslümanları iyi tanırım. Kötülükte bunlar nazlanır. Pek yanaşmazlar. Onun için

                   

           kötülüğü eğlenceli hâle getirin.

 

Firavun yanındaki Şeytanîlere döndü ve not alan Şeytanîye:

- Bu çok güzel bir fikir. Medyanın başındaki adamımıza söyleyin bu ibareyi bir doktrin hâlinde ilk önce:

 

* Buna bağlı planlar hazırlasınlar.

* Müslüman ülkelerinde bu planları uygulasınlar.

* Kötülüğü hoş, eğlenceli ve sıradanmış gibi gösteren; insana öyle algılatan programlar, diziler, filmler yapsınlar.

* Toplumun kınayacağı herhangi bir kötülük meydana geldiğinde de adamlarımızca kullanılan kişileri hoş gösterecek ve onları kınanmaktan kurtaracak bir kamuoyu oluştursunlar.

* Tanınmış sanatçılar, gazeteciler, yazarlar, bilim adamları ve diğerleri kınanacak olan bu kötülüğü sıradanmış gibi Müslüman halka telkin etsinler.

* Bunları uygularken de çağ dışı, medeniyet, özgürlük kavramlarını kullansınlar.

* Bu duruma karşı çıkan âlimleri, kitleleri küçük düşürecek ve onların önünü kesecek yorumlar yapsınlar.

* Bunlara komplolar kursunlar.

* Aynı şeyi ahlak konusunda da düzenleyip ortaya koysunlar.

* Ahlaksızlığı sıradan, olası, hoş, sevimli bir hâle getirip beyinlere bu şekilde algılatsınlar.

 Söylediklerim kralımızın doktrinidir.

 

Firavun'un bu önerilerinden sonra İblis devam etti:

- Özellikle Müslüman toplumlarda

 

  içi boşaltılmış ve tefekkürden, ahlaktan, mânâdan uzaklaştırılmış             

                   dindarlık akımını yayın.

 

Firavun tekrar katibine dönerek:

- Bunu zaten başardık sayılır dedi. Böyle bir akımı neredeyse yerleştirdik halk arasına.

 

                                      Konu başlığı:

 

                              Samimiyetsiz Dindarlık

 

Camilerde, hacda bir araya gelen Müslümanlar hep içi boşaltılmış durumda. Aralarında hiç muhabbet yok. İşte bu olayı şimdi had safhaya çıkartın!

 

  Bütün bu söylenilenlerle her şeyi daha iyi anlamaya başlamıştım. Birçok Allah dostu şöyle diyordu:

              "Cami sadece namaz kılınan bir yer değildir."

 

……

 

Neden bu bölümü buraya aldık? Aşağıdaki haberi okuyunca ne demek istediğimiz daha iyi anlaşılacaktır.

 

 İşte bugün yayınlanan haber:

 

 İbadetsiz dindarlık, moda mı, çarpıtma mı?

 

Dindarlık artıyor ama dini ibadetlerde negatif bir değişim söz konusu

Geçtiğimiz hafta yayımlanan bir araştırmanın sonuçlarına göre Türk toplumu muhafazakârlaştığı ölçüde dinî pratiklere yönelmiyor. Sonuçları yorumlayan uzmanlara göre dindarım demekle dindar olmak çok farklı şeyler. Yıllardır "muhafazakârlık ve dindarlık" ile ilgili söylemler ve tartışmalar bitmek bilmiyor. Bu nedenledir ki konu üzerine yüzlerce araştırma ve anket çalışması yapılıyor, akademik makaleler yazılıyor. Reklam Şirketi BDDO, Virtua Araştırma Şirketi ve MediaCat Dergisi işbirliği ile geçmişte yapılmış araştırmalar derlenmiş ve 16 ilde 250 kişi ile görüşülerek konu hakkında mülakatlar yapılmış. Sonuçlar yine ilginç!

 Analiz Türkiye'de kendisini dindar olarak tanımlayanların oranıyla başlıyor: Yüzde 81. Oran 2000 yılından bu yana değişmemiş. Ama dini pratiklerde yani ibadetlerde negatif bir değişim söz konusu. Düzenli namaz kılanların oranı yüzde 31,6'dan yüzde 29,3'e; düzenli oruç tutanların oranı ise yüzde 65'ten yüzde 50'ye gerilemiş. Buna paralel olarak dinî inancının hayatına yön verdiğini söyleyenlerin oranı da yüzde 72'den yüzde 69'a düşmüş. Kendini muhafazakâr olarak tanımlayanlar ise 2003'te 21,5 iken 2007'de 24,8'e yükselmiş. Analizde, "Türk toplumu, sorulduğunda kendini dindar ve muhafazakâr olarak tanımlarken, dini pratiklerin uygulaması konusunda gittikçe daha az takipçi oluyor." deniliyor.

 Bu rakamlar ve tespitlerle ilgili ilahiyatçı ve siyaset bilimcilerle görüştük. Hepsi analizde çelişkiler olduğu kanaatinde. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Din Sosyolojisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Zeki Arslantürk, üniversitede muhafazakârlık ve dindarlık üzerine yüksek lisans ve doktora yapan öğrencilerinin hazırladığı tezlerde aksi sonuç çıktığını söylüyor. Kendi gözlemlerini de aktaran Arslantürk, "Sıradan bir insan bile camiye girip baktığında cemaatin gençleştiğini görür. Cemaat profilinin gençleşmesi dindarlıkta yükselme olduğunu gösterir. Ama namaz kılma oranına göre dini pratiklerde azalma olduğunu söyleyemeyiz. Dinî pratiklerin oranının asıl göstergesi oruç ve kurbandır." diyor.

 Bulgular ve izlenimler birbirine karışıyor

 Ancak BDDO Stratejiden Sorumlu Ajans Başkan Yardımcısı Haluk Sicimoğlu, araştırmada 'neden, nasıl' gibi soruların cevaplarına odaklandıklarını söylüyor. Yani araştırma sırasında yapılan bir anket yok fakat bir kişiyle 2-3 saate kadar uzayan derinlemesine mülakatlar gerçekleştirilmiş. Analizde görüşme bulgularının yanı sıra 16 ilde yapılan gözlem ve ziyaretler de önemli yer tutuyor. Ancak bulgular ve izlenimler ne yazık ki birbirine karışıyor.

 Muhafazakârlık üzerine akademik çalışmaları bulunan Siyaset Bilimci Doç. Dr. Bekir Berat Özipek, "Sonuçların ne kadarı mülakatla ilgili, ne kadarı daha önce yapılan araştırmaların sonucu net değil. Araştırmacı ekibin tamamının görüşlerini yansıtıp yansıtmadığı da! Sonuçları açıklayanların zihinlerindeki muhafazakârlık tanımının da çok net olmadığı görülüyor. Bir yandan muhafazakârlık ile dindarlığı, diğer yandan da muhafazakârlık ile tutuculuğu veya statükoculuğu karıştırdıkları anlaşılıyor." diyor.

 Özipek'e göre muhafazakârlık; değişim karşıtı değil, tedrici değişimi savunan, siyaset eliyle yukarıdan aşağıya zorla değiştirilmeye karşı bir düşünce geleneği. Araştırma sonuçlarını açıklayanların, "Türkiye'de muhafazakârlık; İslamcı, milliyetçi ya da Cumhuriyetçi gibi belli bir kampa özgü değil. Kendi geçmiş tasavvurunu topluma belletmeye çalışan bir söylemdir." şeklindeki yargı da bunu düşündürüyor. Özipek, "Oysa Cumhuriyet'in başındaki her şeyi olumlayanları anlatmak için kullanılması gereken kavram 'cumhuriyetçi muhafazakârlık' değil; cumhuriyetçi tutuculuk/Kemalist tutuculuk/ tatükoculuk/değişim karşıtlığı olmalıydı." diyor.

 Uzmanlara göre sosyal bilimlerde "saptama" konularında ihtiyatlı olmak, mütevazı bir araştırmadan iddialı sonuçlar çıkarmamak gerek. Derinlemesine mülakatın ankete göre daha avantajlı olduğu doğru, ama bir eğilim değişimini anlamaya çalışmak söz konusuysa, farklı bir zamanda yapılmış aynı nitelikte başka araştırmanın sonuçlarını da analize dâhil etmek gerek.

 Dinî pratiklerdeki değişiklik mevsimle de ilgili olabilir

 Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nden Prof. Dr. Orhan Çeker konuya farklı bir açıdan yaklaşıyor. Ona göre görüşmelerin yapıldığı ay ve mevsim sonuçlarda etkili. Yani araştırma mübarek aylarda yapılırsa dinî pratiklerde artışın olması kaçınılmaz. Yaz aylarında yapıldığında ise azalma görülebilir. Çeker, bu tezini Efendimiz Hz. Muhammed (sas)'in hadis-i şerifine dayandırıyor: "Kış müminin baharıdır. Geceleri uzundur namaz kılar, gündüzleri kısadır oruç tutar."

 İbadet yapmadan kendini dindar görmek yanlış eğitim sisteminin sonucu

 Araştırma sonucunda dinî pratiklerde negatif bir değişim olduğunu söyledik. Buna rağmen kendisini dindar olarak tanımlayanların sayısında bir azalma yok. Bu anlamda, "İbadet etmediği halde insanlar niçin kendini 'dindar' olarak tanımlar?" sorusunun cevabını İlahiyatçı Doç. Dr. Fatih Çollak veriyor: "İnancı gereği temel ibadetlerini (namaz, oruç, zekât vs.) yerine getiren ve 'dindar' olarak nitelenen insanların yanında, bu alanda fazla pratiği olmadığı halde meselâ, aile geçmişinde hacı veya hoca bulunan, yatırları ziyaret edip dua eden, zaman zaman cuma kılan, cenaze sebebiyle Kur'an okumak üzere eve hoca davet eden ve hatta cenaze namazı kılmadığı halde tabutun etrafında bulunan insanlar bile kendini dindar görebiliyor. Bu durum din eğitimindeki yanlışların, ihmallerin ve hatta kasıtların doğal sonucudur. Şunu da söylemek gerekir ki pratiği eksik dini hayat toplumlarda her dönem görülür. Zira pratik eylem ister ve devamlılık gerektirir. Bu da nefse zor gelen bir durumdur. 'Dindarım' demek kolayken fiilen dindarlık zordur."

 Peki, gerçek anlamda dindar kimdir? İslam Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'a göre; 'dini bütün, dini hayatında uygulayan' kişiler dindar olarak tanımlanabilir. Bunun zıddı ise 'dinsiz' değil, 'gevşek dinli, amelsiz, eksik bilgili ve eksik uygulamalı Müslüman'dır.

 

            








Bu haber 4,985 defa okundu.





Yorum ekleYorum ekle


Yorumlar (10)
  • AlpKurt Hilali / 5 Ağustos 2012 09:55

    günah keçisi

    Herkes Hükümete geydirmiş

    Yahudilerin yaptığı gibi bir günah keçisi bulup toplumsal olarak bütün hataları bir yere bağlamak ile ancak şeytanın başka bir tuzağına düşeriz Varsa bir kötü gidiş herkes sorumludur en az baştakiler kadar


    Ozan Arif

    Osman dayı bu işte
    Seninde vebalin var.
    Buna namussuz gidişte
    Seninde vebalin var.

    Var var var.
    Vallahi vebalin var
    Billahi vebalin var.

    Eken sen.Biçen Sensin.
    El avuç açan sensin.
    Bunları seçen sensin.
    Seninde vebalin var.

    Demedimmi inanma.
    Her güleni dost sanma.
    Şimdi bana dert yanma.
    Seninde vebalin var.

    Geçim meçim zor deme.
    Git namus,ar deme.
    Soygun vurgun var deme.
    Seninde vebalin var.

    Hiç karga gül koklarmı?
    Tilki tavuk saklarmı?
    Kedi ciger beklermi?
    Seninde vebalin var.

    Osman Dayı halksın halk
    Kalk demiştim sana kalk
    Memleket allak bullak
    Seninde vebalin var

    Var var var.
    Vallahi vebalin var
    Billahi vebalin var.

    Osman Dayı kalkmazsan
    Bu Arif' e bakmazsan
    HAKKa sahip çıkmazsan
    Seninde vebalin var

    Var var var.
    Vallahi vebalin var
    Billahi vebalin var.
  • Haydar BOZKURT / 26 Temmuz 2012 13:01

    Kokuşma

    Bu konuda bence tek söylenecek şey kanaatimce şudur:
    -Balık baştan kokar.

    Başımıza getirdiklerimize bakıp da halkın yaptıkları ile karşılaştırırsak bu halin doğal olacağı görülür
    Allah başımıza peygamberine(SAV) layık ve Allah korkusundan haşyet duyan yüreğe sahip dör dörtlük mümin(Reklam müminliği değil)halisene yöneticiler amirler analar babalar ve evlatlar getirsin inşallah
    Selam saygı ve dua ile
  • D.A. / 25 Temmuz 2012 11:01

    Bir taharet bezidir o lain. Unutma seni deli eden şey yine sende. La mevcuda illaAllah!
  • Ahmet Çelik / 25 Temmuz 2012 08:50

    Hangi okulda namaz dersi var ? din dersi bile kalkıyor , bu millet namazı ailesinden öğrendiği sürece kulaktan kulağa oynamış olur ,



    Ne zaman bir bilen din ailimi dinsel yönde otorite olur o zaman din yoluna girer nesil kurtulur ama şu anda nesil içki , sigara , ve hatta genç yaşta fuhuş batağında , bu sözde iktidarın izniyle heryerde kiliseler açılıyor , Bu diyanet başkanı ne zaman açıklama yaptı , son yaptığı açıklama ," bir tür sakız çiğnenirse oruç bozulmaz" bunu dini bilgi beklediğimiz resmi diyanet söylüyorsa iş başa düşüyor herkes kaynağını iyi seçip ilmihali araştrıp dinini iyi öğrenmeli yoksa bu devlet din yönünden yerlerde malesef , Allah sonumuzu hayır etsin
  • Killuminati / 24 Temmuz 2012 06:20

    Hayır size söyliym

    Şeytanı büyütmeye yada suçu ona atmaya gerek yok!



    Nesnel konuşalım:



    Mevcut teşeron iktidarla yandaş olanın dokunulmaz-yükselişi ve toplumca yaşanan bir sahte din-iman sömürü furyası.. bir yandan, Ve yaşananın gerçek dinle-vicdanla-islamla hiçbir alakası olmadığını gören ahlaklı temiz insanların gafletle dinden sovuması yada dindar görüntüden artık imtina etmesi. Öbür yandan. Bu sonucu doğal olarak ortaya çıkarmıştır...



    Özetle: zahiri sözde 'din' anlayışı ahlaksızlara terk edildi. Allah ile kul arasında gizli iman ve gönül bağı başkadır.







  • behlul / 23 Temmuz 2012 17:30

    kac kisi dua bile ederken soylediginin farkinda...

    Herkese hayirli ramazanlar
    Sozume baslarken kimseyi incitmemeyi arzu ederek soyleyeceklerimin iyice dusunulup algilanmasi dilegiyle...
    1)kac kisi kildigi namazin icinde okudugu dualarin ne anlama geldigini biliyor?
    2)kac kisi besmele cekerken ne dedigini biliyor?
    3)kac kisi nefsini ortaya koymadan ibadet edebiliyor?
    4)kac kisi ibadetin hakkini vermek icin kendini hesaba cekiyor?
    5)kac kisi peygamberi anmaktan ote onun hayat tarzini kendine model olarak goruyor,ya da biliyor?
    .....
    Bu sorulara kendinde cevap bulabilen kardeslerime diyorum ki en azindan hayatinin bundan sonrasini bilincli olarak ibadetine ayirsa daha hayirli olur di mi?!
    Saygilarimla
  • ibrahim / 23 Temmuz 2012 17:26

    şuursuz dindarlık

    sen namazını kıl,orucunu tut,zekatını ver,haccına git... kimse sana karışmaz mantıgıdır bu.Dinimizden cihat kavramını söküp atıyorlar.Yanıbaşımızdaki ırakta,filistinde kan dökülmeye devam ederken,Somali de,pakistan da,afganistan daki müslüman kardeşlerimiz elinde tek bir patatesle iftar saatini beklerlerken,bizim hocalarımız yok günde 5000 Allah de rüyanda falancayı görürsün yok 10 bin Allah de falanca işin olur... gibilerinden sözlerle meşguller.Halbuki onlar gözlerinin önünde olan bitenlerden acizlerdir.Cihat Allahu Teala nın emridir.Neden ayetleri saklıyorlar..?Benim müslüman kardeşim açlıktan ölürken,erkekleri öldürülüp kadınları kızları sağ bırakılıp tecavüze uğrarlarken,ben nasıl kendi ülkemde rahat ve huzurlu bir biçimde bu diyalogçuları dinlerim.Zinayı serbest bırakan bir partinin müslümanlığından şüphe ederim..Allah a emanet olun.
  • Kel Murat Gerçek / 23 Temmuz 2012 15:16

    Düşün

    O bazı ilahiyatçılar halt etmiş,araştırmanın sonucunda bir çelişki yoktur.Evet araştırma uydurma olabilir sırf insanların kafasını karıştırmak için bu sonucu sallamış olabilirler AMA MALESEF BU SEFER DOĞRU SALLAMIŞLAR.

    Gelin biz buna dindarlık demiyelim de, dincilik diyelim. Kur'anı okuyanlar bilir iblis ne diyordu Allah'a?

    -Onları saptırmak için senin DOĞRU YOLUNUN ÜZERİNE OTURACAĞIM

    Yani dininin üzerine oturacağım, onları dininle vuracağım diyor. Başka bir ayette de Allah; ''iblis tahmininde isabetli çıktı çoğu da şükredenlerden olmadı '' diyor.

    Demek ki bu dinle vurma işinde, büyük ölçüde başarılı olmuş.Gelelim bizim mevzumuza; Bu ülkede kaç kişi merak edip Kur'anı ANLAYARAK okuyor? Ve bunların kaç kişisi Kur'anda okuduğunu hayatına geçirmeye çalışıyor.

    Bakın bir anket yapsınlar dindarım??? diyenlere sorun Çoğunluğu Kur'anı hayata geçirmek deyince Namaz, oruç,hac aklına gelir başka hiçbir şey gelmez hiçbir şey.

    Ama ilginçtir ki, Kur'anda namazı Allah tarafından lanetlenenler de var.

    Demek ki, namaz TEK BAŞINA BİR ŞEY DEĞİLMİŞ.

    Eğer dindar , dinci değil dindar olmak istiyorsan ALLAH'IN KOYDUĞU DİNE UYACAKSIN

    Yetimi koru,akraba ziyaretini kesme, kamu hakkı yeme, yedirme, kul hakkı yeme, yedirme. cihad et (sade cephe değil) KUR'ANI OKU, zulüm yapma, insanları çekiştirme, iftira atma vesayire vesayire

    Ama sen,Allah'ın koyduğu kuralları değil de birilerinin koyduğunu din yaparsan, o zaman senin amelin;

    -Gösterişle ibadet yapmak olur
    -Siyasetçiye destek vermek dinin gereği olur (halbuki islamda böyle bir şey yok)
    -Ne olduğunu anlamadan kul hakkı, kamu hakkı helal ????olur
    -Buraya yazarsam polemik konusu olacak :) AMA ALLAH'IN KESİNLİKLE YASAKLADIĞI ŞEYLER OLUR

    Sonrada o kişi Kur'andaki ifadeyle kendini doğru yolda sanır ama..

    O ama'dan sonrasını söylemeyeyim siz KUR'AN-I KERİM'İ DÜŞÜNE DÜŞÜNE VE BİR KAÇ KERE MUTLAKA OKUYUN GÖRECEKSİNİZ

    Zaten Allah kitaptan bizi sorumlu tutacağını söylüyor

    Sevgiler
  • Ademoglu / 23 Temmuz 2012 12:16

    Bilinenler bilinmeyenmelerin yarısı

    Son yıllarda halkı okuldan uzaklaştırmk için insanı ekrana yapıştıran ve dersten toplumdan uzak tutan programlar var değilmi? Ödülü PAra olan programlar, mini etekli yorumcular,şuh diziler, kardeşler ortak kızı seviyor konulu diziler ,tecavüz sahneleri olan dizileri, anlamsız ve katma değersiz vakit öldüren sanal kahraman dolu çizgifilmler, neden eğitici aile dizisini çekmiyorlar? HEdef Ahlakı bozmak ama , bu ülke sahipsiz değil evelaallah ; Selamün Aleyküm
  • sinem yaşar / 23 Temmuz 2012 11:26

    evet böyle bir akım var. Dillerde Allah cc. Lafzını bol bol duyuyorsunuz, üç dinin kutsallığından ve tek Allah inancından bahsediliyor ve işlerine gelen bir hoşgörü anlayışı ... ancak peygamber efendimizin adı ise nedense pek dillerine düşmüyor mesela… İslam bir yaşayış tarzı değil de, felsefi bir olgu gibi işleniyor, İslam coğrafyasının politik gündemi takip ediliyor falan … ibadetlerden konu açılmaz hiç… biraz sıkıştırırsanız yobaz konumuna sokmaya çalışırlar sizi …kendileri iyi eğitimli, hoşgörülü, modern insanlardır çünkü…sözde ! …






ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

En Çok Okunanlar