EMİR YILDIZ'DAN: Kutuplarda Antibiyotik Savaşları

EMİR YILDIZ'DAN: Kutuplarda Antibiyotik Savaşları

Emir Yıldız'dan Romanının 11. Bölümü: Kutuplarda Antibiyotik Savaşları


1 Mart 2012 13:29
font boyutu küçülsün büyüsün


Kutuplarda Antibiyotik Savaşları

 

Osman Baba’nın anlattıkları karşısında dehşete düşmemek elde değildi. Bu halüsinasyon gıdaları duyduktan sonra hükümetin gdo ile ilgili hiçbir engellemede bulunmamasına hatta teşvik  bile etmesine çok hayıflanmıştım. Bir yere sürükleniyorduk ama… Herkes için geçerli değil belki ama halkımızın geneli; ne yediğine, ne de içtiğine dikkat ediyordu. Ayet adeta tecelli ediyordu: “Ekini ve nesli mahvedecekler!” Ekinlerimizi ve neslimizi kendi ellerimizle, idarecilerimizin kararları ile mahvediyorduk.

Osman Baba ile bu soğuk kış gününde yaptığımız çalışmalar oldukça verimliydi. Yeni bilgiler öğreniyordum. Önümde yeni kapılar açılıyordu adeta. Osman  Baba  ile oturduğumuz yerin manzarasına da doyum olmuyordu. Önümüzde; Kız Kulesi, Boğaz ve karşı kıyıda ecdat yadigârı muhteşem yapılar…

“Hadi bakalım, biraz da karnımızı doyuralım” dedi Osman Baba. Çantalarımızı alarak bulunduğumuz yerden çıktık. Havanın soğuk olmasına rağmen dışarıda yürümeye başladık. Denizin rüzgârı bizi daha da üşütüyordu. Ben Osman Baba’nın  çantasıyla kendi çantamı almış, Osman Baba’nın da koluna girmiştim. Üsküdar meydanına kadar bu şekilde yürüdük. Arka sokaklarda biraz ilerledikten sonra tarihi bir lokantanın önüne geldik.

Lokantadan içeri girdik. Kasada bulunan ve işyerinin sahibi olduğunu tahmin ettiğim yaşlı bir amca  Osman Baba’yı görünce oldukça şaşırmış ve sevinmişti. Hemen bulunduğu yerden kalkarak, Osman Baba’yı karşıladı. “Ooo efendim şeref verdiniz, hoş geldiniz, sefalar getirdiniz, buyurun buyurun,” diye bize yol gösterdi. Osman Baba: “Hoş bulduk Necip Efendi. Nasılsın, afiyettesinizdir inşallah?” dedi. “Çok şükür efendim. Himmetinize muhtacız,” diye cevap veren Necip Efendi, bir yandan da garsonlara talimat yağdırıyordu: “Oğlum, yukarıdaki masayı hazırlayın, hadi çabuk çabuk!”

Lokantanın üst katındaki masamız hazırlanmıştı. Osman Baba ile hazırlanan yere oturduk. Necip Efendi de başımızda bekliyordu.  Osman  Baba: “Sen işine bak Necip Efendi, arkadaşlar bize bakar,” dese de Necip Efendi söylenilenleri hiç duymamış gibi hareket ediyordu. Siparişlerimizi bizzat alarak aşağı kata indi.

Biraz sonra yemeklerimiz gelmişti. Osman Baba: “Necip Efendi, bak böyle yaparak bizi mahcup ediyorsun. Şurada biz de normal müşteri gibi yemeğimizi yiyelim. Sen işine gücüne bak. Biz Eren’imle biraz muhabbet edeceğiz. Muhterem Hanımefendi nasıl oldu?” diye sordu.

“Efendim, Önce Allah’ın izni sonra da sizin vesilenizle inşallah şifa buldu. Size hep dua ediyor.” Diye cevap verdi.

“İyi iyi, maşallah. Benden de selam söyle. Kendisini fazla yormasın.” Dedi.

Necip Efendi büyük bir saygı içersinde Osman Baba’yı selâmlayarak tekrar işinin başına döndü. Belli ki, Osman Baba ile Necip Efendi arasında  eskiye dayanan bir dostluk vardı.

Yemeklerimizi bitirmiş, çay içiyorduk. Dışarıdaki soğuktan sonra buranın sıcağı oldukça iyi gelmişti bize. Deniz kıyısından yürüdüğümüz için de iyice üşümüştük. Garsonlar ise patronlarından aldıkları talimatla adeta etrafımızda dört dönüyorlardı.

Osman Baba: “Eren evladım hep gdo’lardan, bu işin ne kadar zararları olduğundan bahsettik. Bir de istersen bu işin alternatif çalışmalarına bakalım. Nasıl bugün seni yormadık değil mi?”

“Estağfurullah Osman Baba. Asıl biz sizi yoruyoruz. Hakkınızı helâl edin.” Diye cevap verdim.

Osman Baba çantasını alarak bazı notlar ve eski gazeteleri önüne koydu: “Yok oğlum, yok. Biz yorulmadık, vakit varken bu anı değerlendirelim.” Dedi.

Hemen not defterimi çıkararak hazırlandım. Osman Baba elindeki notları karıştırdı. Bazılarını tekrar çantasına geri koydu. Masanın üzerinde; Osmanlıca Gazete, yeni tarihli bir gazete kupürü ile bir de küçük bir not kâğıdı kalmıştı.

Osman Baba anlatmaya, ben de not tutmaya başladım:

Antibiyotik Savaşı

“Bak evladım, Yaradan iklimleri değiştirdikçe, iklime bağlı coğrafi stratejiler de ister istemez kendiliğinden değişmiş oluyor. Özellikle kutuplar ve buzullar üzerinde hegemon güçlerin birtakım plan ve projeleri var. Buzullar sanıldığı gibi 1700’lü yılların sonu, 1800’lü yılların başında keşfedilmemiştir. İlk keşif aslında Piri Reis’in haritasında yer almıştır. Durum böyledir ama bu gerçek, ne yazık ki pek bilinmez.

Osmanlı’nın çöküş döneminde, İngiltere, büyük güç olarak dünya sahnesinde at koşturmaktadır. İngiltere bu gücünü dünyanın her alanında zorbalıkla kullanmıştır. İngilizler,  bu güçlerini kutuplarda da kullanmışlardır.

Eren evladım, ecdadımız yıkılış sürecinde bile öyle işler yapmıştır ki, bunlar pek anlatılmaz. Sultan Abdülhamit Han’ın yaptıkları bile bugün  pek bilinmiyor. Bazı kesimler özellikle gizliyorlar. Ama onların en uçta yeralan isimleri bile bugün  Abdülhamit'i 'büyük reformcu' ilân ediyorlar. Bugün birçok sanayi tesisinin, fabrikanın, hastanenin, üniversitenin, demir yolunun, elektriğin vs. temelleri onun zamanında  atılmıştır. Bunların çoğu hâlâ faaldir. Şimdi kutuplardan bahsediyoruz değil mi? Bak bunları yaz evladım, bugün bile yapamadığımız şeyi Abdülhamit Han, ta o zamanlar yapmıştır. Kutuplara bile el atmıştır. Bu konuda ciddi araştırmalar yaptırmış, yapılan araştırma ve keşifleri de dikkatle takip etmiştir.” Dedi Osman Baba.

Osman Baba’nın ses tonundan sinirlendiği hemen anlaşılıyordu. Onu artık yavaş yavaş daha iyi tanımaya başlamıştım. İmkân olsa da, onunla her gün beraber olsam. Onun anlattıkları ile ufkum açılıyor, olayları daha farklı yorumluyordum.

Biz sohbet ederken garsonlar da durmadan masaya bir şeyler taşıyorlardı: Tatlı, çay, meyve… Biz ise bir yandan çalışıyor, bir yandan da getirilenlerden yiyip içiyorduk.

Osman Baba eline Osmanlıca  gazeteyi alarak bana gösterdi:

“Bak bu 1908 tarihli Servet-i Fünûn gazetesi. Gazetenin bu sayısı hemen hemen tamamen kutuplara ayrılmış. ‘Peary’nin Kutup Seyahati’ olduğu gibi anlatılmıştır. Ecdadımız ta kutuplarda yapılan çalışmalara bile kayıtsız kalmamıştır. Bugün bile bunun yapıldığından emin değilim.





Niye kutuplardan söz ediyoruz? Bugüne dönük neleri bilmemiz gerekir? İşte bizim asıl bilmemiz gerekenler işin bir de bugüne bakan boyutudur. Kutuplar eriyip, dünya sular altında mı kalacak? Bu tür spekülasyonlar bu sıralar çok yapılmaktadır. İşin diğer bir yönü de henüz keşfedilmemiş enerji yatakları ile ilgili. Bunlar zaten bilinen şeyler. Ama biz işin şimdi  başka bir boyutundan söz edelim: Kutuplarda aralanılan diğer bir şey de bakteri/antibiyotiklerdir. Antibiyotik dediğimiz nedir: Bir mikroorganizma tarafından (bakteri, mantar, virüs, vb.) yapılan ve başka mikroorganizmaları öldüren veya üremelerine mani olan maddeler.

Bu çok önemli antibiyotiklerin kutuplarda olması, bu bölgelerde yapılan  araştırmaların daha da sıklaşmasına  neden olmuştur. Bu konuda bazı ülkeler, birbirlerine meydan okumakta, hatta savaşın eşiğine gelmektedirler.

Geçtiğimiz yıllarda  haberlerde de yer alan bir şey dikkatimizi çekmişti: Titanik Bakterisi.”

Osman Baba elindeki gazete kupurünü bana göstererek okudu. Haberde özetle şöyle deniliyordu:

“1912′de batan geminin enkazında, paslanan metallerden beslenen daha önce görülmemiş bir mikroba rastlandı. Halomonas Titanicae adı verilen bakterinin, paslanan demirlerin üzerinde oluşan ve buz saçaklarını andıran gözenekli oluşumlarda yaşadığı belirlendi.

Bu yeni bakterinin bu kadar önemsenmesinin nedeni ise, paslanan metallerin üzerindeki bu saçaksı oluşumların nasıl ortaya çıktığına ışık tutabilecek olması…”

Haberi okuduktan sonra Osman Baba anlatmaya devam etti:

“Değişen iklim şartları, doğadaki dengeleri de değişime uğratmaktadır. Canlıların metabolizmalarında ve insanların bağışıklık sitemlerinde de değişimler olmaktadır.

Bu değişimle beraber ortaya daha önce bilinmeyen yeni hastalıklar çıkmaktadır. Bu hastalıklara karşı geliştirilen antibiyotikler zaman zaman yetersiz kalmakta hatta bazı hastalıklarda hiçbir işe yaramamaktadır. Bazı hastalıkların mikropları ise Şeytani’ler tarafından laboratuarlarda üretilmektedir. Yani bir nevi biyolojik silahlar.  Bu laboratuarda üretilen hastalıklara karşı da  bilinen antibiyotikler tam manası ile çare olamamaktadır. Burada bir parantez açarak şunu ekleyelim. Geçtiğimiz günlerde ABD bir antibiyotikten çok önemli miktarda stok yapmıştır. Neden acaba?

İşte kutupların   bir özelliği ve önemi de burada ön plana çıkmaktadır. Kutuplarda şimdiye kadar bilinen antibiyotiklerden daha etkili antibiyotikler vardır. Aynı zamanda burada biyolojik silah olarak kullanılacak bakterilerin olduğu da aşikârdır. Bu konuda bilim adamları harıl harıl çalışmaktadırlar. Bunların bir kısmı da basına sızmıştır. ABD, Rusya, İngiltere, Japonya, Çin, Hollanda, Danimarka, Kanada, Norveç vs. ekipleri kutuplarda çalışmalar yürütmektedirler. Yapılan bu çalışmaların çoğu masum çalışmalar sınıfında değil. Orada birçok istasyon kurarak yıllardır çalışıyorlar. Özellikle ABD ile Rusya arasında ciddi bir rekabet var bu konuda. Putin’in sık sık o bölgeyi ziyaret etmesi  ve kutuplarla ilgili haberlerle gündeme gelmesi tesadüf değil.Çin'de bu bölgelerde artık ciddi araştırmalara başlamıştır. Bu bölge için özel denizaltı yapmıştır.

Meselenin diğer bir yönü de uzaydaki bakterilerin incelenmesidir. Bu konu da yine buzullarla alâkalıdır.

Türk Devlet’i, tıpkı Sultan Abdülhamit Han’ın yaptığı gibi bu meseleleri yakından takip etmelidir. Bugünkü teknik imkânları kullanarak muhakkak kutuplara araştırma gemileri göndermesi gerekir. Eğer bunu  tek başına yapamıyorsa, araştırma gemilerine ortak olarak, muhakkak bu çalışmaların içersinde yer almalıdır.”

Osman  Baba yine çok önemli bilgiler ve ipuçları vermişti bana. Vaktin nasıl geçtiğini anlamamıştım. Ayrılık vaktinin geldiğini Osman Baba’nın çantasını toplamasından anlamıştım. Ben de notlarımı toparladım. Osman Baba’nın gösterdiği Osmanlıca Gazete’deki ilgi sayfaların fotoğraflarını çektim.

Osman  Baba’ya, Ankara’dan hediye olarak getirdiğim,  rengi sarı olan yün içlikleri ve Yavuz Selim’e aldığım gömleği verdim.

 

“Ne zahmet ettin evladım. Senin ta Ankara’dan kalkıp buralara, bu karda kışta gelmen zaten bizim için hediye, Allah razı olsun.” Dedi.

 

“Efendim, çam sakızı çoban armağanı. Bizleri hatırlatır inşallah,” dedim.

 

Osman Baba:

 

“Eren evladım, sen bizim gönlümüzdesin. Ben de senin tespih koleksiyonun için bir Osmanlı ateş kehribarı vereyim. Çektikçe bizi hatırlarsın” diyerek cebinden çıkardığı, eski olduğu her halinden belli olan bir tespihi bana verdi. Ben tespihi alarak öptüm, başıma koydum.

 

“Bu çok değerli bir tespih olmalı Osman Baba. Ben bunu almış kabul edeyim, siz de kalsın,” dedim.

 

“Senden değerli değil ya evladım. Ben onu sana verdim. Güle güle kullan, hadi koy cebine,” dedi.


 


Osman Baba'nın hediye ettiği tespih.(Sonradan saydım: Tespihin püskülleri 16 tane idi. Selam olsun erenlere...


Tespihi alarak çantama yerleştirdim.

 

Osman Baba ısrar etmeme rağmen hesabı kendi ödedi. Garsonlar da toparlandığımızı Necip Efendi’ye haber vermiş olacaklar ki, Necip Bey yanımıza geldi.

 

Osman Baba: “Allah razı olsun Necip Efendi. Bugün de bizi çok güzel ağırladın. Hakkını helal et.”

 

Necip Efendi: “Aman efendim, bizi ezmeyin bu kadar. Ne yaptık ki? Her zaman başımızın üzerinde yeriniz var. Daha sık bekleriz inşallah.” Diye cevap verdi.

 

Necip Efendi ile vedalaşarak lokantadan ayrıldık. Osman Baba ile bir süre yürüdükten sonra Üsküdar İskelesi’nin önüne geldik. Osman Baba bana sarılarak:

 

“Hadi evladım yolun açık olsun. Ben karşıya geçeceğim. Allah’a emanet ol. Hakkını helâl et.”

 

Ben de Osman Baba’nın elini öperek: “Aman efendim, asıl siz hakkınızı helâl ediniz. Dua edin bizlere, himmet ediniz.” Dedim.

 

“Dualarımızdasın Eren evladım. Hem ne demiş eskiler: ‘Hizmet ediniz ki, himmet bulasınız.’ Sen de hizmet ediyorsun. Hadi yolun açık olsun.” Dedi.

 

Osman Baba yanımdan ayrılarak hareket etmekte olan vapura bindi. Ben ise öylece bir müddet arkasından baktıktan sonra,  Ankara’ya doğru yola çıkmak için Harem’e yöneldim.

 

 

 

                 

Emir Yıldızdan 




                          

buulkem@gmail.com

 

 

Birinci bölümü okumak için:

http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=45

İkinci bölümü okumak için :

http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=211

Üçüncü bölümü okumak için:

http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=237

Dördüncü bölümü okumak için:

http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=401

Beşinci bölümü okumak için :

http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=489

Altıncı bölümü okumak için :

http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=954

Yedinci bölümü okumak için

  http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=1020

Sekizinci bölümü okumak için

http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=1230

 

Dokuzuncu bölümü okumak için

http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=1320

Onuncu bölümü okumak için

http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=1332

 

 












Bu haber 16,626 defa okundu.





Yorum ekleYorum ekle


Yorumlar (14)
  • acrokrim / 22 Aralık 2013 19:19

    zeki dağaşan'a teşekkürler

    Sayın Zeki Dağaşan, verdiğiniz linkteki haberi okuyunca gezi olaylarında bazı kanalların penguen belgeselleri yayınlamaları aklıma geldi. Çok ilginç değil mi? Haberin tarihi 2 Mayıs 2013. Gezi olaylarından önce yani.
  • zeki dağaşan / 2 Mayıs 2013 09:08

    OnAltıYıldız Klasiği

    http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/23184273.asp

    tahlili çok daha önceden yapılmış ve yine biz OnAltıYıldız gönüldaşlarına nasip olmuş bir haber daha..

    Allah Sizlerden razı olsun!
  • SELİM / 30 Mart 2012 18:55

    HARİKA ÇALIŞMA

    EROL BEY ALLAH CC RAZI OLSUN.
  • Yusuf / 6 Mart 2012 11:07

    Ne zaman?

    Allah'ın lütfuyla yapılan bu kadar manevî çalışmalara rağmen, dünya yine kara düzen devam ediyor. Şeytaniler at koşturuyorlar. Nuranî açılımların hissedilir derecede artacağı günü merak ediyor... Selam olsun
  • Recep / 4 Mart 2012 14:59

    BIzde bu konularda calisan bilim insani,meczub,dervis yok mu?,yine mi uzaktan izleyecegiz?onlar yapacak biz seyredecegiz oyle mi?Diyer milletleri gecmeyeni Habibi kibriya ummetine kabul ediyor mu?

    epey tesbihiniz olmustur,sizde birilerine hediye edersiniz insallah
  • Musa Bayraktar / 2 Mart 2012 17:44

    Şeytanilerin asıl Planı

    Japon Prensesi Nakamura yapmış olduğu basın açıklamasında Şeytanilerin 3. Dünya savaşında Atom ve Biyolojik silah kullanarak 4 milyar insanı öldürmek istediklerini söyledi ayrıca 21.12.2012 tarihinden 24.12.2012 tarihine kadar güneşin doğmayacağını ve üçgün üçgece karanlık olacağını belirtti bu konuda bir yazı kaleme alabilirmisiniz bu kadının söyledikleri doğrumu?
  • Murat Gerçek / 2 Mart 2012 09:04

    Bir yazı bekliyoruz :)

    k elmas kardeşimizin isteğine ben de katılıyorum, Abdulhamit han hakkında, tarih kitaplarında kolay kolay göremeyeceğimiz türden bilgiler içeren bir yazıyı seve seve okurduk. :)

    Böyle bir yazıyı merakla bekliyorum. :)

    Sevgiler.
  • ateş / 2 Mart 2012 01:21

    cevap...

    Soruyu sorduktan hemen sonra internette aradım, cevap şu çıktı: Ölümcül kuş gribi gibi, vücudumuzun yetersiz kalacağı durumlarda kullanılmak için Tamiflu, özellikle Amerikan hükümeti tarafından stoklanmakta!
  • ateş / 2 Mart 2012 01:16

    Allah sizlerden razı olsun, yine ufkumuzu bilinmeyene genişlettiniz. Benim merak ettiğim nokta şu oldu: Acaba, Amerika hangi antibiyotiği stokladı? Bunu öğrenip, halkımıza bildirme olanağı var mıdır, acep?
  • m.kılıç / 1 Mart 2012 22:17

    yazıyı yazandan ekleyenden emek verenden allah razı olsun.
  • hasan / 1 Mart 2012 20:33

    kendi gemimizi yapsınlar o zaman,kutuplara göndersinler, ama dışarıdan almayı tercih ederler herhalde.
  • abdulmetin ozbir / 1 Mart 2012 17:20

    hu

    hizmet nimzttir
  • bekir öztürk / 1 Mart 2012 17:10

    yine hiç bilinmeyen bir konu

    bilinmeyen bir konu ile yine ters köşe olduk. cennetmekan 2. abdülhamit han hazretleri ufku,ilmi,imanı ne büyük ve ne genişmiş sonsuz kere rahmet diliyorum. onaltıyıldıza ve sn yazara teşekkürler ediyor osman baba ve himmet ehline dua ediyor. bizlerede himmet etmelerini canı gönülden bekliyoruz....
  • k elmas / 1 Mart 2012 14:51

    selam olsun hizmet edenlere

    hizmet edenlre Hak teala her iki cihanda rızklarını bol bol versin inşallah 2 .Abdulhamit hakkında özelikkle kırmızı kitapdan yazılar yazarmısınız?






ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

En Çok Okunanlar