Tarık C.

Köşe Yazarı

Tarık C.

tarkci@gmail.com


21 Mart 2017
font boyutu küçülsün büyüsün

Ordan Burdan-10



 

Ordan Burdan serisinin nicelik olarak küçük, nitelik olarak büyük tesbitleri -çoğu itibariyle- Tarık C.’ye değil, onun muhterem büyüğüne; yani Oktan Keleş’e aittir. Elbette ifadeler bir çok konunu sadece giriş kapısı mahiyetinde yada o kapının zili hükmündedir. Muğlaklık ve bazen şifreyi andıran kısa ifadeler, bu tesbitlerin sahibi olan Oktan Abi’nin kapısının zili -ehil olanlarca- çalınsın diyedir. “Ben sana sadece kapıyı gösteriyorum.” Morpheus 


1) İlhami Abi, Hz. Musa’nın (as) dilindeki rekâketin (kekemelik) geçmesi için ettiği dua etmesi hakkında:

“Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) bunu hiçbir zaman söylemezdi.”

Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) kulluğun bütün derinliklerini; buna hizmet edecek beşeriyete ait bütün vasıfları yaşamak muradındaydı. Allah'ın bazı hikmetlere mebni verdiği noksanlıklar, Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) için, Allah'ın rubûbiyetine (terbiye ediciliğine) rıza göstermek için birer vesileydi. Sabır ve şükür göstererek, yoklukla ve varlıkla imtihan ve terbiye eden alemlerin Rabbine devamlı yakın durmak ve O'nun rızasında daha da parlak mazhariyetlere ermekti.

Bu mevzuda öyle bir derinlik taşıyordu ki, Hz. Allah bir çok şeyi O’na (sallallahu aleyhi ve sellem) istenmeden lütfediyordu.

a) Mesela, biz beka’ya ermek için Allah’tan kevser yudumlamak isterken (ve istemeliyiz de…), O’na (sallallahu aleyhi ve sellem) daha başta; istetmeden lütfetmişti:

“Muhakkak ki Biz sana Kevser’i verdik. Öyleyse sen de, Rabbine namaz kıl ve kurban kes...” Kevser Suresi

b) Hz. Musa (as), firavuna gitmeden önce, “Rabbim sadrıma/sineme/göğsüme inşirah ver...” Taha / 25 diye dua ederken (biz de etmeliyiz.) Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’e, Rabbimiz İnşirah suresinde “Biz senin sadrına/göğsüne inşirah vermedik mi; açmadık mı…” ayetleriyle hitap etmiştir. İstetmeden lütfetmiştir.

Tekrar başa dönersek, İlhami Abi mealen diyor ki, eğer Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) için de bir kekemelik mevzu bahs olsaydı, O bunu Rabbine dile getirmez ve o hale razı olurdu. Haşa ki, Hz. Musa gibi (as) büyük bir peygambere noksanlık izafe edelim. O da böyle bir dua etmişse, icra edeceği nebevî vazife; irşad ve tebliğinin hakkını vermek için bunu istemişti.

Ama kıyaslanan varlık, Allah'ın sevgilisi Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) ise ve bu sözü sarfeden de, Allah'ın katından ilim verilen özel bir “kul” ise, biz birbirilerini çok iyi tanıyan bu güzeller arasında, nasibimize düşen hikmet incisiyle sevinebiliriz.  - Tarık C.)

      

2) Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) beşeriyetin bütün vasıflarını istemiş. Hatta O’nun ölüm sarhoşluğu yok. Ama acı ve sıkıntılar içinde, günler sonra (13 gün olabilir) vefat ediyor. Bunu Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) kendi istemiş. 


3) Hz. Süleyman (as) ise, Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) gibi beşeriyete ait bütün vasıfları talep etmediği için ayakta vefat ediyor. 


4) Hz. Eyyub (as) beşerilik mertebelerinde Hz. Musa’dan (as) çok üstün. Hatta “kurt buradan rızıklanıyor.” deyip, kurdu yeniden etine koyunca, çok büyük mertebeler çıkmış, kazanmış. 


5) Hz. Süleyman (as)’ın da asâsında kurt var. Hz. Süleyman da görmüş kurdu. Ama rızkına mani olmayayım diye bir şey yapmamış. 


6) Hz. Süleyman malından fedakarlık yapmış; Hz. Eyyub ise canından… 


7) (Yukarıda geçen maddeler, “Beka ehli günahlarından hesaba çekilir mi, azap görür mü?” suali üzerine belirtilmişti. - Tarık C.)

Beka ehlini Allah tamamen temizler, affeder. Ama kul hakkı meselesinde, karşı tarafı (hak sahibini) razı edecek. Yoksa haksızlık olur.

 

8) Günahlar yere/arza aittir. Beka yolculuğunda günah kavramının mahiyeti değişir. 


9) (“Günahlar yere/arz aittir” ifadesi ile alakalı olarak şunu da belirtmek istiyorum: Oktan Abi’nin terminolojisinde, “Yer bilgisi” ve “Gök bilgisi” ayırımı çok temel bir yer tutar. Bununla alakalı olarak “Derûni Devlet-Kutsal Halı” kitabının 160. Sayfası önemli bilgi cevherleri barındırıyor. Adlarını ilk defa duyacağımız tabirler var: Dabbetül arz’ın yanına eklenecek, “Dabbetül arş”, “Seyyare-yi tayy-i arş” gibi… - Tarık C.) 


10)  1. Katta en büyük günah Allah’ı inkar.

2. Katta, Allah’a şirk koşmak.

3. Katta, kendini beğenmek. Yani, Şeytan’ın makamı… Burada bazı vahdet-i vücûd velileri kalmış.

 

11) İşin sonunda, bizim küçük saydığımız günahlar orada büyük, büyük saydıklarımız orada küçük yada manasız hale geliyor. (Bütün bu anlatılanların öncesinde yıllar boyunca atılmış bir temel var. Yani bu bilgiler aktarılırken, yanlış anlaşılabilecek bütün istifhamlar önceden Oktan Abi tarafından izah ediliyor yada daha sonra bizim yanlış anlamalarımız tashih ediliyordu. Dolayısı ile aynı alt yapıya sahip olmayan okuyucularımızı rahatsız edecek ifadeler olursa, sebebi budur. Yanlış anlamaların izahı için tekrar Oktan Abi’nin kapısını gösteriyorum. - Tarık C.)


12) Bel’am ibni Baura:

Bel'am'a konu teşkil eden ayet meâlleri şöyledir: “Habibim! Onlara, şeytanın peşine taktığı ve kendisine verdiğimiz âyetlerden sıyrılarak azgınlardan olan kişinin olayını anlat. Dileseydik, onu âyetlerimizle üstün kılardık; fakat o, dünyaya meyletti ve hevesine uydu. Durumu, üstüne varsan da, kendi haline bıraksan da, dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumu gibidir. İşte ayetlerimizi yalan sayan kimselerin hâli böyledir. Sen onlara bu kıssayı anlat, belki üzerinde düşünürler.” (Araf 7 / 175-176)

Bu kişi aynı zamanda Mossad’ı da sembolize eder. Zira halktan haber alan, halkın desteği ile duran bir şey. Köpek, nefesi ile üre saçar. Bu, onların (Mossad) kimyasal kullanmalarına ve başka tarzlarda da pislik saçmalarına işaret. Köpekte kuduz hastalığı olabilir. Kuduz olan köpeğin algıları kapanır ve rahmeti simgeleyen “su”dan korkar.

 

Tarık C.

tarkci@gmail.com

5.3.2017 








Bu yazı 680 defa okundu.







Yorum ekleYorum ekle
Yorumlar


  Henüz yorum yapılmamış





Bu yazarın diğer yazıları