En Sıcak Konular

Tengri'nin Türk'ünden Anladıklarım

14 Ağustos 2019 18:45 tsi
Tengri'nin Türk'ünden Anladıklarım Tengri'nin Türk'ünden Anladıklarım

An(la)dıklarım…

 

Daha berrak anlamayı dilerdim. Temiz akıl sahipleri gibi. Tefekkür bir ahlak işidir. İnsanın en güzel ziyneti. İşte TÜRK buna pek önem verdi ve hayatın vazgeçilmezi olarak merkezine kondurdu ve korudu. Ahlak hep sevildi, her şeyin temeli ve kemâlatın zirvesine giden ark oldu. Mücadele ancak bununla olurdu. 

Bu mücadeleye benim çağımda “Oktan Baba” olarak bildiğim ve yine onu benim çağımda yetiştiren mümtaz zümreye ne kadar dua etsem az. Özellikle yetimlerin babası olarak Hacı Musa Güzyurdu dedemize kalbi selam ederim. Namsız ve nişansız devlet töreni ile sırlanmış. Vefa’yı önemserim. Yüce Türk devleti en vefalı devlettir! 

Değişik bir girizgâh oldu belki de… İlk önce bir çerçeve çizerek içini doldurmaya gayret edeceğim.

Farkındalık eseri “bir meczubun rüyası” ile başlayan ve hemen devamında “melami şavaşları” ile gözümüzü açmış ve tanış olmuştuk. Sonra diğer basılı ve henüz basımı yapılmayan eserler takip ediverdi mücadeleyi. Bu sebeple “Tengri’nin Türk’ü” adlı şah eseri değerlendirmek için temelleri ile birlikte okumak gerektiğini kendime düstur edinmeye çalışmıştım. Nice emekleri temsil ediyordu bu eserler. Bilge olmak kolay değildi. Hiç unutmam… bir gün ocağımızda yine birlenmiştik. Yanına çağırmıştı. Hiç yükü yokmuşçasına her seferinde bizim şahsi dertlerimizi dinlemek ile kalmaz ve çözümler ile bizleri destekler. Konuşuyorduk… Birden demişti ki: “oğlum 4 gündür uyumadım”. Eremeyene yakışır şekilde soruverdim tabi ki neden diye? Erence demişti ki bana “vaktim olmadı oğlum”. İnsanın uyumaya nasıl vakti olmaz! Yatar uyursun di mi..?! O günden sonra çok utandım. Ama o’nu anladım. O bilgeliğin bedelini veriyordu. Farkı bizden buydu. Biz bedelsiz askerlik yaparken, o bedelli yapıyordu. “Gece uyumadım, gündüz oturmadım” diyerek teyit ediyordu kadim Bilge Atamız ve kitabemiz o’nu. Veya başka bir ifade ile biz “mışıl mışıl uyurken bizim için uyumayan ulular vardı” (Kulbak Bilge-sayfa 417). 

Özetle Oktan Baba biz balalarını mücadelelere tanık etti ve etmeye ısrarla devam ediyor. O ataları gibi her Türk’ün asker fıtratı üzerine doğması yanında gerçekten asker olmasını istiyor. Bu sahanın bizim zannımızdan çook çeşitli sahaları varmış bunu öğrendik ve öğreniyoruz birlikte. Alp’te olsak biligçi de olsak bu sahanın içindeyiz. Hepimize görev düşüyor. Bazılarımızın görev ihmalinden dolayı birkaç görev yürütenlerimiz olabilir. Askerlik komutanlık sanatıdır. Komut, emir nasıl alınır, nasıl yerine getirilir, niçin.. bilinmeli. Şahsi kanaatim artık o dur ki eren babaların sanatı ile askerlik sanatı birebir AYNI! Türk, işte bu sanatları birledi ve başarılı oldu. Eski tabirle tevhid-i tedrisat. Tek’in biri-Kansuvas/Ok-Uz Kağan, son kitapta adı Zülkarneyn bizim ulu komutanımız. Askerleri ve düzenli, güçlü ordusu ile nam salmış âlemlere. Bu yüzden bir manada âlemde şer, oğuz (ok-uz) da ER tükenmez. 16 yıldızın ulularından ANT aldı. (sayfa 125) Bu bağlamda nice kadim mücadele teşkilatları zuhur etti tarihin derinliklerinde. Bizim çağımızın kutlu teşkilatlarından olan TMT ve Kambala. Ve nice adlarını bilemediklerimiz… Tengri’nin Türk’ün de 25 şubat 2019 tarihli bir mücadele hatırası üzerine durulmuştur. Son eserlere geriye dönük baktığımda kronolojik olarak 3. mücadeledir gök şerlilerle. 5 Mart 2018 tarihinde bize aktarılan 2. mücadele var. (Kambala 6). İlk mücadele 29.07.2017 Tire’de gerçekleşmişti. (Kambala 5). Dikkatimi çeken ise mücadele ortaklığında konunun manyetik üzerine gerçekleşmesi.

Tengri’nin Türk’ü;

manyetik şemsiye, kubbe ile çevrelenen sur içi / İstanbul (sayfa 138)
manyetik alanı yok etme tehdidi (sayfa 152)
manyetik çözücü taş (sayfa 156)
dünyanın manyetik alanlarından biri olan Sultanahmet (sayfa 159)

Kambala;

manyetik kalkan, fırtına, manyetik lazer silah ve ağa teknolojisi

Kulbak Bilge;

elektromanyetik güç: bilinçte zaman atlatmak için çok önemli  (sayfa 67)

manyetik tufan  (sayfa 160)

 

Yaşadığımız evren gereği, manyetik evrenin vazgeçilmez ayeti denile bilinir bir manada. Manyetik için ise demir şarttır. Malzeme biliminden biliriz bunu. Bundan sebep demir yani temir mücadelenin ana temasını oluşturmaktadır. Ulu komutan bu sebeple temir dövdü ve dövdürdü askerlerine (sayfa 118-124). Ata mesleğimiz. Demir’in zaptı önemliydi  (Kulbak Bilge-sayfa 52). Bu sebeple şerlilerle birbirimizi çekiyoruz.  Tarih değişir fıtrat değişmez, ordu değişir hedef değişmez!

Hedef neydi? Tengri’nin ilahi sisteminde bu mücadele bizleri hep diri tutmuştur. Bu sistemi benim okuduğum dünya tarihinde türk devletlerinde sayısızca hep gördüm. Hatta türk devleti milleti diri tutmak için planlı ve kontrollü mücadele bile çıkartır. Türk ordu milletin enerjisi sönmeden parlamaya devam ediyor. Bir ifadeye göre bu bir devlet terbiyesidir. Baba terbiyesi. Demir paslanmamalı…

Bunu kadim apaçık düşman ve taraftarları biliyor. Hiç unutmuyorlar! Bıkmadan, usanmadan mühlet sınırına kadar da devam edecek (Kulbak Bilge-sayfa 268). 

Mücadele bir takım usullere göre yapılır. Kuralsız değildir. Kural’dan dönem dönem çıkılmaya denense de görülüyor ki bir düzene oturmalı. Her iki taraf buna şahitlik etmekte ve katılmaktadır. Mücadele töresi. Savaşın ahlakı. Tengri adamı ve komutanı atamız bir düzen koydu. Şeytan bile cüzzi olarak uymaktadır töreye. Hem Tengri’nin Türk’ünde hem Kambala yazı serisinde protokoller söz konusu. Hatta protokole, antlaşmaya bizimkilerin uymadığını söylerek suçlamaya kadar götürmektedir (sayfa 141).

Örnek; İropiyon başıboş olarak hareket etmiyor. Hiyerarşiyi biliyor. Lider olarak liderimiz olan Töreci ile görüşmek istiyor (sayfa 134). Ama ancak kambala ile görüşebiliyor (Kambala 5).

Neden Töreci? Bunun önemi bizim için büyükten büyük. Töre ve Töreci. Türk töresiz hiç yaşamadı, yaşamaya kalktı ise de hemen toparlanmak mecburiyetinde kaldı. Öyle zamanlarımızın olduğunu Bilge olan Kağanımızın betiğinden öğrendik. Öğrendik derken aslında nasihat. Türkün torunlarına birkaç küpe bıraktı.

töresizliğin, disiplinsizliğin, bilgisizliğin yüzünden kanın su gibi aktı. Kemiklerin dağ gibi yığıldı. esir düştün. mahfoldun
töreni unuttun. bilgisiz budun kandı. kandırıldı. bilgisiz kağanların hükümdar oldu...
türk budunu türk töresini bıraktı. Yağıya (düşmana) kul oldun
töre yeniden hakim olsun diye, kut almış ataların uğraş verdi. ulu tengri uğraşı gördü izin verdi. kurtuldun…

töreyi bırakmış milleti, kağansız, ilsiz kalmış milleti, esir düşmüş milleti, derledin topladın. tengri izin verdi. yeniden il kurdun…

(Yine bir gün konuşuyor, dertleşiyorduk.. “Kaç yıl geçti aradan,  gündeme Bilge Kağan’ı getirdim ama hala okumadılar ve anlamadılar” demişti Bilge Oktan Baba…)

Törecimiz (sayfa 165). Zamana kayıtlı olmayan (Kulbak Bilge-sayfa 224) İlhami abi. Kut’lu kişi. Kullardan bir kul. Tohum. Teşkilatın başında. Uğraş veriyor.. Görevlerinden biri belki de eski dünya çürürken yeni dünyayı inşa bilgisi ile hazırlamaya katkıda bulunması (Kulbak Bilge-sayfa 379).  Hayatın sırrı olan su taşı ile bunun bir mantığı var gibi geldi (sayfa 56). Başka bir değerlendirmem şudur ki; ateşten olan şeytan su’dan olanı suyu ele geçirerek hep canlı kalma sırrını elde etmeye çalışıyor. Kendi ateşinin kaderi su’dan olanın elindeydi. O zaman su’dan olanı ele geçirecekti ki en üstün olsun (Kopuz ata 2).&(Kulbak Bilge-sayfa 262). Su ve taş ikileminde bir manası olmalı. Tüm eserlerde taşlar çok yoğun bir şekilde işlenmiştir. Taşın bu kadar çok önemli olduğunu gerçekten tahmin bile etmezdim. Hüsnü zan ederim ki çoğumuz öyle düşünmüştük. Bir gün demişti ki Bilge Oktan Baba: “devir yine taş devri olacak”. Çoğumuz gülümsedik. (S)özü kaydıma geçmişti. (Not: tanımayan ve bizi yakından bilmeyen için. Çok günler birlikte geçirdiğimiz için bir günlerimiz çok.. çok şükür). Taş’ın en önemli fonksiyonlarından biri kayıt özelliğin olması (Kulbak Bilge-sayfa 134). Yada taşı ve İbrahim ata’nın taşı gibi.. (Kulbak Bilge-sayfa 208).  Nitekim gezegenlerden dünyamıza yada taşları için geliyorlar (Kulbak Bilge-sayfa 384). Bir de hasar verici taşlar var obsidiyen gibi (Sayfa 142, 159)

Başka bir düşüncem.. Dünya savaşların asıl sebebi sır kenti ele geçirmek içindi (Kambala 4). Tengri’nin Türk’ünde de konu olan bu habisler saldırıya geçmişti. Habisler 2. kez kullanıldı (Sayfa 159). Ne pahasına olursa olsun kadimden beri dünyayı ele geçirmek istiyorlar (Sayfa 55). Bu dünyamız yani 14. Ay gezegenimiz olan dünyayı (Kopuz ata 2) .16 ulu ata öyle bir sır getirdiler ki bu dünyaya aranan sır bu. Kam ve balaları muhafız konumdalar. Bu büyük teşkilata bakıldığında insan gururlanıyor. Kuşlardan, balıktan kısacası tüm yaratılmış ile birlikte olan mücadele. Zira en nezih olan ifade ile “Türk bir kendinden birde tüm yaratılmıştan sorumludur” (Sayfa 126). Sorumluluk bile mücadelede paylaştırılmış. Yukarda değindiğim herkes görevini yapmalı sözümün başka bir boyutu. Varlık mücadelesi. 

Bir de yaratılış mücadelemiz var. Kadim Kün-ay destanımız. Bu amansız savaşın neden devam ettiği çok aşikâr oldu. Gülesim geldi okurken. Bu kantunlar tehlikeli  Tengri cezamızı vermiş (sayfa 117, 118). Bu sebeple “barış zamanı, savaş zamanın aynasıdır” der büyükler. Ne muhteşem bir görsel şölen ve anlatım! (sayfa 119).

Bize tüm bunları hiçbir bedel almaksızın (maddi) öğreten; Ötüken’in ve yer altı Kambala kahramanı Bilge Okyay, yukarının Adem’i (Kambala 5) ve bize görünen Oktan Babam. Bu büyük emeğin için teşekkür ederim! İlmin Zekâ’tını aldık kabul ettik .

Son olarak bir latife ile bitirmek isterim kendime dua ederek (sayfa 60). “Ötüken’de var olayım ”

Yasin Akdoğan

Soru: 25. Sayfa çözümlemesi eksik? Yada ben mi anlayamadım..?



Bu haber 2,822 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    En Çok Okunan Haberler

    1. Yeni Yazarlarımız, Hoş Geldiniz!

    ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,420 µs