En Sıcak Konular

Yıldızların Efendisi Türk'ün Kutlu Atası-3

11 Ocak 2019 06:42 tsi
Yıldızların Efendisi Türk'ün Kutlu Atası-3 Yıldızların Efendisi Türk'ün Kutlu Atası-3


YILDIZLARIN EFENDİSİ TÜRK'ÜN KUTLU ATASI-3.BÖLÜM

1.BÖLÜM İÇİN

http://www.onaltiyildiz.com/?haber,7127

2.BÖLÜM İÇİN

http://www.onaltiyildiz.com/?haber,7131   

Kehf 89: Summe etbea sebebâ

Sonra yine bir sebebi takip etti...   

OK-Uz Ata'mız konusunda ; 3. ve sanıyorum son bölümle yine birlikteyiz.Çaylar demlendi,közümüz de hazır ise başlayalım inşallah.

3. bölümün taslağı için bir akşam vakti düşünürken, telefonuma  Erol Atabeyim'den mesajlar geldi. Uzun zaman önce okuduğum,ama çoktan unutmuş olduğum bir kitabı ve bazı resimleri hatırlattı sağ olsun.İskender Türe'nin Zülkarneyn adlı kitabı.Kitapta anlatılan Zulkarneyn'in 2. ve 3. yolculukları ile ilgili kısımları hemen tekrar okudum.   

Oğuz Kağan Ata'mızın atalarını , 2.bölümde size yazmıştım.Bununla ilgili yorumlarda çok güzel isim benzetmeleri yapılmıştı. Mesela, Achan-AyHan olarak , Ayodhia-Ay-OD-ülkesi olarak düşünülmüş ki bence de çok güzel benzetme olmuş.Sonra , bu Ay-OD ülkesine geri döneceğiz ve belki de o ülkeye ayrı bir bölüm hazırlamak gerekecek...

Kehf 89'da bize anlatıldığı üzere,Zulkarneyn ikinci görevine giderken ,ilk görevine giderken yaptığı gibi bir sebebi takip etti. İkinci görevi diyorum , çünkü Kuran, "summe" diyor.Summe sonra,tekrar,yine anlamlarına geliyor. Bu durumda ilk görevin ,hemen 1 gün sonrası kast edilmiyor anlamı da çıkarabiliriz.İki görev arasında Ok-Uz Ata'mız ; dünyaya dönmüş olabilir,veya görevlerini aldığı  yere (GökTürk'lerin ana gezegenine?) dönmüş olabilir.   

Sebepler ile yolculuk yaptığı için,aklıma Orkhan Atabeyim'in zamanında yazdığı güzel bir tefekkürü geldi,tekrar göz atalım istedim.Yazısının tamamı aşağıdaki linkte.

http://www.onaltiyildiz.com/?haber,5020

Orkhan Atabeyim'in anlatımı ile bir kısmını alalım ve inşallah o yoldan yürüyelim...

"Kelimemizi oluşturan harfler ; SİN-BE-BE .Sin Bab.Yani Sin Kapı.Sin kapısı.Sin kelimesi ile ifade edilen kapı ne olabilir? Bakalım;

SİN kelimesi şu anlamlara geliyor;

Ay " Kabir/gömüt " Gönül   Bu birbirinden bağımsız üç kelimeyle işaret edilen bir kapı var.Peki, kapıyı açan bir anahtar da olmalı,bu anahtarı işaret eden şey ne acaba?Bizce bu işaret ‘’ Sin ‘’ harfinin şeklinde gizli.Bakalım ;"    

 

 


  

Şimdi ,yukarıdaki müthiş tefekkürden ortaya çıkan şekil üzerine devam edelim...

Atalarımız ; Ortalık Asya'da pek çok tamgayı,sembolü ve hikayeyi ,özellikle yüksek rakımlı yerlerdeki taşlara,kayalara kazıdılar.Neden  yüksek rakımlı yerlerdeki kayalara ? Zamanın aşındırıcı etkisine en iyi ,en uzun şekilde dayanmalarını istediler.Yüksek rakımlar ;çoğunlukla kar ile kaplı olduğu için, taştaki tamgalar doğal bir koruma altında bizim onları bulmamızı bekledi...Nesiller geldi geçti...Bir Orkhan  Atabeyim geldi ve taştaki o resmi hiç görmeden tefekkürü ile bir şekil oluşturdu.

Şimdi Saymalıtaş'taki tamgaların bazılarına bakalım...

Tamgadaki şekil ile Orkhan atabeyimin şekli birbirine ne kadar benziyor değil mi? Sin-Be-Be harflerinin şeklinden ortaya çıkan şekil bir anahtarı ve sanki hareket eden bir aracı çağrıştırıyor bana...

Unutmayın ; biz sebebi takip ediyoruz. O sebebi anlamalıyız ki, Ok-Uz Atamızın nereye gittiğini anlayalabilelim.     

Ne diyor başka bir ayette?

Sad 10 : Em lehum mulkus semâvâti vel ardı ve mâ beynehumâ, felyertekû fîl esbâb

Yoksa bütün o göklerin, yerin ve aralarındakilerin mülkü onların mı? Öyle ise sebepler içinde üstüne çıksınlar (bütün sebeplere başvurarak yukarı çıkma yollarını denesinler).

Sebep'ten ne kast edildiği çok açık değil mi?

Mü'min 36 : Ve kâle fir’avnu yâ hâmânubni lî sarhan leallî eblugul esbâb

Ve firavun şöyle dedi: "Ey Haman! Benim için yüksek bir kule inşa et. Umulur ki böylece sebeplere (hedeflere) ulaşırım."     

Yukarıdaki iki ayette de , sebepler ile yukarı çıkılabildiğini anlatıyor.Devamı daha da ilginç

Mü'min 37: Esbâbes semâvâti fe attalia ilâ ilâhi mûsâ ve innî le ezunnuhu kâzibâ(kâziben), ve kezâlike zuyyine li fir’avne sûu amelihî ve sudde anis sebîli, ve mâ keydu fir’avne illâ fî tebâb

"Göklerin sebeplerine (yollarına) (ulaşırım), böylece Musa’nın İlâhı’na muttali olurum. Muhakkak ki ben, onun yalancı olduğunu zannediyorum." Ve işte böylece firavuna kötü ameli süslendi. Ve böylece yoldan saptırıldı. Ve firavunun hilesi hüsrandan başka birşey olmadı.

Demek ki Firavun'un zamanında; göklerdeki sebeplere,yollara ulaşabilen teknoloji var aşağı dünya insanlarında.Bu ayetteki firavun Musa'yı tanıyor.Musa'nın Rabbini biliyor.Sonuçta ,Firavuna kötü ameli süslü gösterildi.Yani dünyada da uzayda da yol alabilen gemiyi yaptılar.Gayet güzel bir gemi olduğunu sandılar.Gök Atalarımızın yaptıkları ile denk olduğunu düşündüler...

Kayalarda: Göklerin sebeblerine ulaşmaya çalışanlar görülüyor...Halkanın içinde göğe yükselenleri görüyorsunuz. Musa(a.s.) ,sizin sandığınız kadar zamanımıza yakın bir Peygamber değil mi yoksa ? Taşlar en az 15bin yıllık...Kitap ehli ! ,ne diyorsunuz bu konuya ?  Sustunuz mu?

Firavunun başına neler gelmiş bir okuyalım ,bizimle beraber bu çağın firavunu da okusun,görsün, geçmişte uğranılan sona ileride kendisi de uğrayacak...

Mü'min 37'de ne diyordu ;  "Göklerin sebeplerine (yollarına) (ulaşırım), böylece Musa’nın İlâhı’na muttali olurum. Muhakkak ki ben, onun yalancı olduğunu zannediyorum." Ve işte böylece firavuna kötü ameli süslendi. Ve böylece yoldan saptırıldı. Ve firavunun hilesi hüsrandan başka birşey olmadı.

Peki ya Bakara 166'da ne denmiştir: İz teberreellezînettubiû minellezînettebeû ve reavûl azâbe ve takattaat bihimul esbâb

O zaman tâbî olunanlar, (kendilerine) tâbî olanlardan berî oldular(uzaklaştılar) ve azabı gördüler. Ve (artık) onlarla (aralarındaki) bütün sebepler (bağlar) koparıldı.

Çok net değil mi?

Firavun ve adamları; ilahlık ve büyüklük iddiasıyla göklere yükseldiler,ancak bir süre sonra, yoldan rotadan saptırıldılar , azabı gördüler , gitmek istedikleri yer ile aralarındaki tüm yollar bağlar koparıldı...!

Vay be!

Uzay'da yolunu şaşıran ve dünyaya döndürülüp,daha sonra suda boğulan ilk firavun buymuş demek ki .Kusura bakmayın ,bu firavunun  sonuna hala gülüyorum. Sen o kadar uğraş,gemi yaptır, uzaya açıl, sonra kös kös dünyaya dön...

Muhtemeldir, firavun ve gemisinin nasıl döndürüldüğü durumu da şu ayette anlatılıyor,bakalım.

Yunus 22: Huvellezî yuseyyirukum fîl berri vel bahr(bahri), hattâ izâ kuntum fîl fulki, ve cereyne bihim bi rîhin tayyibetin ve ferihû bihâ câethâ rîhun âsifun ve câehumul mevcu min kulli mekânin ve zannû ennehum uhîta bihim deavûllâhe muhlisîne lehud dîn(dîne), le in enceytenâ min hâzihî le nekûnenne mineş şâkirîn

Karada ve denizde sizi seyrettiren (gezdiren) O’dur. Hatta siz gemi(ler)de idiniz ve güzel, hoş bir rüzgâr ile onlarla (içindekilerle) (denizde gemiler) seyrediyorlardı (yüzüyorlardı). Ve onunla ferahladılar (sevinçliydiler). Ona fırtınalı bir rüzgâr geldi ve onları her taraftan dalgalar sardı. Onlarla ihata edildiklerini (kuşatılıp çevrildiklerini) zannettiler. Dîni, ona mahsus (has) kılarak ihlâsla Allah’a dua ettiler: “Eğer bizi bundan kurtarırsan, biz mutlaka şükredenlerden oluruz.”

Bu ayetteki şu kelimeleri incelersek, fulk ve cereyne

Fulk : gemi olarak çevrilmiş. Felek  kelimesi ile aynı kökten olup,Yasin 40 'da şöyle açıklanır:

Yasin 40: Lâş şemsu yenbegî lehâ en tudrikel kamera ve lâl leylu sâbikun nehâr(nehâri), ve kullun fî felekin yesbehûn

Güneş’in Ay’a yetişmesi ve gecenin gündüzü geçmesi mümkün olamaz. Ve hepsi feleklerinde (yörüngelerinde) yüzerler (seyrederler).

Fulk; bu anlatımla belirli bir yörünge üzerinde gidebilen bir araç o halde...

Cereyne nedir ? adı üzerinde akan şey,akım...Akla hemen cereyan yani elektrik akımı gelse de , bizim şu an ki teknik bilgimizle ulaşamadığımız bir tür yeni(aslında arkaik )enerji türü olsa gerek...Aşağıda,mısırdan kalma bir hiyeroglif üstünde , bir tür enerji cihazı gösterilmiş.


Firavunun akıbetini özetleyelim,mealen; akım gücüyle gök yollarına ulaşmayı mümkün kılan bir gemi ile yörüngelere yerleştiler. Ancak orada,Yunus22'deki gibi her yerden kuşatılıp yoldan saptırıldılar.Dünyaya  başka bir şekilde dönmek zorunda bırakıldılar.

Her yerden kuşatılma aklıma hemen bir tür güç alanı ile hapsedilmeyi getirdi...Allahualem.

Her yerden dalga dalga(akla frekansları getiriyor) gelen kaplayan bir rüzgar(bir cins güç alanı) ile çevrilmişler.Korkudan ne yaptıklarını burada anlatmaya gerek yok.Gemi  çok kokmuştur...

Tabii ki Gök Atalarımız tarafından engellenmişler.Ok-Uz Ata , bu özel görevde var mıydı bilemiyoruz.Göklere yükselen ve patlamış balon gibi pırrrrrrrrttt diye ses çıkarıp dünyaya düşen firavunun hikayesine devam edelim mi :) Firavunun,bir araç ile göklerdeki sebeplere hareketlenmesi,Musa'nın rabbine ulaşma ve yoldan saptırılıp,sebeplerle olan bağının koparılmasının hemen ardından gelen ayete bakalım...

Mü'min 38: Ve kâlellezî âmene yâ kavmittebiûni ehdikum sebîler reşâd

O iman etmiş olan kimse dedi ki: «Ey kavmim! Bana uyun ki size doğru yolu göstereyim.»       

Demek ki ; göklere çıkış yapabilen başkaları da var. Hem de bu ayettekilerin (mümin38) Rabbani oldukları çok belli...Kopuz Ata'da ne anlatılmıştı bize, dünyaya pek çok ve farklı türde akıllı mahluklar ve insanlar da gelmişti.Yanlarında getirdikleri teknoloji ile hükmediyorlardı.Kimisi kötü niyetliydi ve insan değillerdi. Yanlışım varsa düzeltin lütfen,peki ya burada anlatılan firavunun cinsini Kuran bize anlatmış mı söz konusu ayetlerde? Yanındaki Haman(bir çeşit mühendis olsa gerek)'ın bile ne cins olduğu belli değil!

 


Suretteki çirkin surata DİKKAT!

   
 

 

   
 

 

Yukarıda paylaştığım gibi belki yüzlerce resim var.Tüm dünyada ve tüm kültürlerde , ortak geçmişte olan "Bir" Olay anlatılmak istenmiş.Yani özetle, Sn.Oktan Keleş'in Kopuz Ata eserini okuyun,Olay bağlantısını ayrıntılı olarak yazmış Sultanımız...

Kopuz Ata'dan alıntıladığım çirkin suretli uzaydan gelme varlıklara DİKKAT çekmiştim.Bu çirkin suretli varlıklar Türkler'den alıntı H(u)indu destanlarında ayrıntılı anlatılıyor ve işin ilginci benzer Kopuz Ata'daki yüksek teknolojiyi ve üstün gücü kullanıyorlar.

Rama(OKUZ ATA) 'nın baş düşmanı Ravana'yı ilk bölümlerde hatırladık di mi? Bu Ravana çirkin korkunç yüzleriyle tanınan Rakshasa ırkına mensup.Bir çeşit uzaylı cin.Uzaylı Cinler ile ne kast edildiğini , paranormalin artık bananormal olduğunu Sultanım'ı takip edenler bilir.

Bu Rakshasa ırkı normal insandan uzun boylu,çirkin canavar suratlı,fiziksel olarak güçlü ve bazı büyülü(teknolojik) silahlara sahipler.Aralarında iyi niyetli olanlarda var, ancak çoğu kötü niyetli...

Ravana adı aklıma Revan ismini çağrıştırdı nedense.

Ravana ; sanskritçede yüksek sesle haykıran manasına geliyor.

Revan ise farsça bir isim ve akıp giden anlamına geldiği gibi,ruh can anlamına da geliyor.

 

 


Bir çeşit cin ırkı...                    

Biz sebep üzerine Firavun ile Haman'dan devam edelim.Çaylar geldi mi ? :)

Haman için Kuran ; "Ya Hamanubni" diyor, yani inşa eden,mühendis Haman.

Ha-mAN kelime olarak He-man'a ne kadar da çok benziyor değil mi? Yoksa Buradaki Haman da,çizgi film karakteri He-man gibi üstün güçlere sahip olan bir çeşit cin mi? Allahualem.

 



Firavun ; Haman'dan bir göklere çıkacak bir "kule" yapmasını istemişti ya.

Mümin 36: Ve kâle fir’avnu yâ hâmânubni lî sarhan leallî eblugul esbâb

Bu ayette kule olarak anılan şey sarhan,sarhen... Söyleniş olarak Türk mitolojisinde bu kelimeye çok benzeyen hem de uçabilen bir şey var.

Sarkan " Türk, Altay ve Macar mitolojisinde Ejderha Tanrısı. Sarhan şeklinde de söylenir!

Ejderhaları yönetir. Elinde bakır bir değnekle yeraltının dokuzuncu katında yaşar. (Sar) kökünden türemiştir. Sarı sözcüğüyle ve sarılmak (bükülmek, kıvrılmak anlamında) fiili ile aynı kökten gelir.

Bu haliyle Sarhan,bana aztek kültüründeki ana tanrılardan biri tüylü bir yılan olan quetzalcoatl 'ı anımsattı.Zaten aztekler ve mayalar da Türk soylu bir toplumdur.

         
       


Quetzalcoatl : Azteklerde tüylü yılan olarak çağırılan ünlü bir tanrı. Havayı ,suyu kontrol edebiliyor.Uçabiliyor.Venüs'ten geldiğine inanılıyor. Mayalardaki adı Q'uq'umatz olarak geçiyor.Tanrısal güçleri anlayıp kontrol edebilen Teteoh soyundan geliyorlar...(Arkaik dönem çalıştaylarımız'da anlatılan,üstün güçlere sahip oldukları için Tanrı sanılan varlıklardan biri ) Hint mitolojisindeki Rakasha cinleri ile neredeyse aynı özelliklere sahip bir varlık türü...     Uçan tüylü yılanlar ,ejderhalar , tüm mitolojilerde anlatılır. Bazı kişiler, yılan benzetmesinin aslında bir jetin veya uçan aracın  gökyüzünde uçarken arkasında bıraktığı kıvrımlı izlere işaret ettiğini savunurlar.  

                   

         
       

         
       

 

Hemen yukarıdaki resimlerde; uçunca arkada iz bırakan nesneleri ve teknik görünümlü aletlerin içinde olan kişileri görebildik mi?

Bu yukarıda anlattıklarım yeni şeyler değil . Sn Oktan Keleş'in öncülüğünde yapılan çalıştaylarda arkaik dönem konusu uzunca bir süredir ele alınıyordu.Mutlaka takip edilmesi gereken bir video serisi bu.Kalpoder youtube sayfasından erişilebilinir.               

Yine Hint mitolojisinde ;  kule, ev, uçan araç anlamlarına gelen bir kelime var ki, bunu pek çok kişi bilir.Vimana...

Vİ-MA-NA

GökATalarımız'ın yaptığı binengeçler çok daha ileri teknolojiyle donatılmışlardı.

Hint Destanlarında ,bu uçan araçlardan Vimana olarak söz edilir.Vimana'ya bakalım mı?

Sanskritçe bir sözcük olan vimana, ölçülmüş olan, hareket edebilen,kule ev , uçabilen araba gibi anlamlara geliyor.Bu destanlarda ise özellikle "uçabilen arabaları" tarif etmek için kullanılmış.

 

 

Vimana tasvirleri              

OK-Uz Ata'mız ile benzerliklerini bulduğumuz Gök prensi Rama,uçan aracıyla , yine uçan aracındaki cin Ravana'yı yenmişti ,geçen bölümlerden hatırlarsınız!!!

Ok-Uz Ata(Rama) ve Ordusu ; Hint destanlarında anlatılan bu müthiş savaş sonrasında ; o uçan aracı/gemiyi aya ibret olarak bırakmış mıdır?...

Kamer 15: Ve andolsun ki Biz, onu (o gemiyi) bir âyet (ibret) olarak bıraktık. Buna rağmen tezekkür eden (ibret alan) var mı?

Bakalım ibret alan olmuş mu? Arkaik dönemden onbinlerce yıllar sonra ,yine kibirli şeytanın adamları tarafından kurulmuş olan AD kavminin son ülkesi  amerika,Apollo projesi ile aya gitmeyi kafaya koydu...

Aşağıdaki resimler Apollo uzay uçuşları tarafından ay yörüngesinden çekilen fotolardır...

         
       

Resimlere  http://ser.sese.asu.edu/moon.html      ve    https://www.lpi.usra.edu/  adreslerinden ulaşılabilir. Buradaki resimleri bulmak o kadar kolay değil,ancak her resimi ayrıntılı büyütüp ,üzerine ışık kontrast ile ayar yapıldığında çok ilginç şeyler çıkıyor... 

Arkaik gemiyi net olarak görebildik mi? Yabancı ufologlar tarafından ; bu fotolar üzerinde image enhance metodu (bir photoshop filtresi,ekleme değil sadece ışık filtresi) ile orijinal fotoların blurları(nasa tarafından görülmesinler diye zamanında yaptıkları bulanıklıkları) kaldırılıp,bu görüntüler elde edilmiştir.Bu konu ile ilgili en az 20 video izledim.Bu fotolar sahte değil.(AY-OD-Ülkesi tefekküründe ileride paylaşacağım inşallah)

Nasa, bilinçli bir şekilde,bazı ay fotoğrafları üzerinde , yer yer oynama yer yer karartma yer yer de özel filtreler kullanarak yok etme çalışması yapmış.Bu konu ile ilgilenenler ,bilgi ağlarında kendileri de araştırma yapabilirler.AY-OD-Ülkesi'nde bunları ele alıcaz...

         
       

Arkaik geminin üstündeki hiyeroglif benzeri yazılar.Gemi artık neredeyse taşlaşmış!

Ya Ankebut 22 ne diyor ; nasıl bir cevap veriyor bir okuyun:

Ve mâ entum bi mu’cizîne fîl ardı ve lâ fîs semâi ve mâ lekum min dûnillâhi min veliyyin ve lâ nasîr

Siz, yerde de gökte de (Allah’ı) âciz bırakacak değilsiniz. Sizin Allah’tan başka ne bir dostunuz, ne de bir yardımcınız vardır.

Yani özetle, kulak hırsızlığı yapmak isteyenleri ve kendini Allah ile bir tutanları ,Allah ibret için vesileleri olan" görevlileri" vasıtasıyla , İZ olarak Kainat'a bırakmıştır.İZ yani AYET...

Fussilet 53: Se nurîhim âyâtinâ fîl âfâkı ve fî enfusihim hattâ yetebeyyene lehum ennehul hakku, e ve lem yekfi bi rabbike ennehu alâ kulli şey’in şehîd

Varlığımızın delillerini, (kâinattaki uçsuz bucaksız) ufuklarda ve kendi nefislerinde onlara göstereceğiz ki, o Kur’an’ın gerçek olduğu onlara iyice belli olsun. Rabbinin, her şeye şâhit olması yetmez mi?

"Varlığımız" diyor Kuran. Biz ile başlayan cümleler ile ilgili olarak ne demişti Sultanımız,hatırlayın!  Ok-Uz Atamız ve GÖKTÜRKler tarafından bırakılan ilk işareti  bazıları gördü,çoğunluk ise yakında görecek,şahit olacak inşallah... 

                       

Ok-Uz Ata'nın 2. görevi ile devam edelim.

Kehf  89: Summe etbea sebebâ

Sonra yine bir sebebi takip etti

Kehf 90: Hattâ izâ belega matlıaş şemsi vecedehâ tatluu alâ kavmin lem nec’al lehum min dûnihâ sitrâ

Nihayet güneşin doğduğu yere vardığında, güneşin kendilerini ondan koruyacak bir siper yapmadığımız bir kavim üzerine doğmakta olduğunu gördü.

Kehf 91 : Kezâlike, ve kad ehatnâ bimâ ledeyhi hubrâ

İşte böyle. Halbuki Biz, onun yanında nelerin bulunduğunu tamamen biliyorduk.               

Burada;yazar İskender Türe ; Zulkarneyn'in gittiği gezegenin 2 güneşi var ,dolayısıyla gezegen sürekli olarak bir güneş ışığı altında diye durumu yazmış.

         
       

Resim,İskender Türe-Zülkarneyn kitabından alıntıdır.              

Gittiği bu gezegende,sürekli iki güneşin etkisinde olan bir kavim varmış.Hangi uzaylı cin kavmi dersiniz acaba?

İki güneşli gezegen deyince akla,hemen "meşhur" yıldız savaşları film serisinin Tattoine gezegeni geliyor.

                          
                İki güneş ve ışık oyunu ile yaptıkları V şeklini görebildik mi?             

         
       

2 . görev

2 Güneşli gezegen

göreve giden 2 galaksili Ok-Uz Ata

2 güneşten 2 ışık...

Bu kadarı tesadüf olamaz.George Lucas'a bu hikayeyi yazdıran  şeytani akıl, GökTürklere ait olan hikayeyi biliyor. Filmde seçtikleri Tattoine gezegeninde,malum, ana hikaye başlıyor. Anakin Skywalker adı verilen jedi , bu gezegende babasız olarak dünyaya geliyor.(zamanında Adem,İsa göndermesi olarak düşünülmüştü)

Gezegen ismi TATTOINE

isim olarak neler çıkacak bir bakalım

TITAN TEO..... Yani pes,isim olarak Saturn gezegeninin uydusu olan ve bizce "meşhur " olan TITAN uydusunun ismi çıktı. Elbette Saturn ve Titan 2 güneşli değiller diye biliyoruz,ancak Sultanım vaktiyle bize,"gökler eskiden dünyaya daha yakındı,sonraları uzaklaştılıldı" dedi diye hatırlıyorum.Dolayısıyla, OKUZ ATA yani ZULKARNEYN, 2.görevine gittiğinde belki de Titan 2 güneşli idi...Allahualem.               

Ve yine ilginçtir,ana karaktere seçtikleri isime bakalım:

A N A K I N     SKYWALKER

ANAKIN             ANUNNAKI  olarak okunsun bence!!!... Hem soyadı da Gökte/Uzayda Yürüyen anlamına geliyor.

Hiç incelememiş olmama rağmen, batı literatüründe de benzer düşünce gelişmiş.Bu isim benzerliğini aklıma getirdiğimde hemen bilgi ağlarından kontrol ettirdim.Roy Snelling'in The origin of evil,mankind slave of yahweh adlı kitabında da anakin,anunnaki ile benzer bulunmuş,ancak yıldız savaşlarına gönderme yapılmamış.Anakin'i Anak(Annunaki)Kin(child) = Child of the Annunaki. (Anunnakilerin çocuğu) olarak incelemiş bir başkası.              

Biz tekrar  okuyalım bir daha isim soy isim olarak ANAKIN SKYWALKER'ı ;

Gökten Gelen Gökte Yürüyen...Üstelik jedi üstün güçleri var! Yani Tengrisel güçleri var.Bu da Hint (TÜRK) destanlarındaki gibi bir çeşit uzaylı cin yani...

Ne güzel de kamufle etmişler karakteri bizlere!!! Algı ile böyle oynuyorlar işte. Hem film yap,akılları boya alıştır,hem para kazan,hem gençliği yönlendir, hem de zamanı gelip Anunnaki gökten inmeye çalışınca, zihinler hazırlanmış olsun...               

Şimdi gelelim benim iddiama...Çaydan bir yudum alın...

OK-UZ ATA ikinci görevinde ; bu çift güneşli gezegende yani Saturn'ün Titan uydusunda doğmuş olan Anakini  yani Anunnaki çocuğu olan birini aramaya gitti,Allahualem.Yoksa niye Kuran'da ikinci görevi geçerdi diye düşünüyorum.

OK-UZ Ata gibi değerli bir komutan,ilk görevinden biliyoruz yetkilerini, tüm destanlarda yanında ordusuyla Alpleriyle hareket ettiğini biliyoruz,neden basit bir 2.göreve gitsin ki? Hem de 3.görevinde daha yecüc mecücü durduracak!!!

2 büyük görev arasında tatile mi gitmiştir bu çift güneşli gezegene sizce??!

Hakikat bu mı bilmiyorum,ancak, bulduğum şeyler ağır geldiyse,lütfen bir nefes molası verin,çünkü ben öyle yaptım...

Filmde, Anakin iyi bir çocuk olarak tanıtılıyor ve özetle; büyüyüp jedi oluyor,sonra gücün karanlık tarafına geçip imparatora hizmet ediyor,filmin sonunda ise iyi oğlu tarafından aydınlık tarafa geçiyor.Yani aklanıyor.

Yani buradaki TITAN'ın Anunnaki çocuğu Anakin ,aklanmış temiz birisi(!)...

Anakin'in ikiz çocukları dünyaya geliyor.PADME adlı anneden .

P A D M E    söyleniş olarak FATMA'ya ne kadar çok benziyor. Anagram çalışması yaparsak;

PADME  ,  amped : heyecanlı,fanatik,aşırı dindar....   ve  pE-ADM : powerful electronic ADEM              

Sıkı durun şimdi! Filmdeki Anakinin çocuklarının adı ne peki?

L U K E

yani E-KUL.....Allahualem elektronik-KUL....

Luke'un bir de ikiz kardeşi var

L E I A

E- ILA    yani E-İLAH    yani Elektronik İlah...

Bilgi ağlarını taradım, luke ve leia'nın yukarıdaki bağlantısını henüz kimse yayınlamamış.Bu da Sultanımız'ın tüm kalperenlere öğrettiği bir tefekkür farkı olarak tarihe geçsin.Yakın zamanda yapılmış olan yapay zeka konulu Çalıştaylara da selam olsun.Allah hepsinde razı olsun.

OKUZ ATA'nın TITAN'da arayıp, yok etmeye gittiği düşman da ,yukarıdakiler gibi biraz güçlü olsun canım...Gittiğine değsin.

OKUZ ATA, 2.görevi için gittiği 2 güneşli TITAN gezegeninde bunları tümden yok etmiştir,diye düşünüyorum.Sahte mesih Anunnaki çocuğu ile onun soyunu o zaman diliminde ortadan kaldırmıştır!

Kuran'da bu iddiamıza bir de dayanak bulduk Allahualem;

İsra suresi 50-51.ayetler:  Kul kûnû hicâraten ev hadîdâ , Ev halkan mimmâ yekburu fî sudûrikum, fe se yekûlûne men yuîdunâ, kulillezî fetarakum evvele merratin, fe se yungıdûne ileyke ruûsehum ve yekûlûne metâ hûve, kul asâ en yekûne karîbâ

De ki: «Gerçekten, ister taş olun, ister demir,

İsterse gönlünüzde büyüyen herhangi bir yaratık!» Hemen: «Bizi kim (eski varlığımıza) iade edebilir?» diyecekler. De ki: «Sizi ilk defa yaratmış olan o kudret sahibi!» O vakit sana başlarını sallayacaklar. «O ne vakit?» diyecekler. De ki: «Yakın olması umulur.»               

Ağır geldi değil mi? Ama asıl savaş birazdan başlayacak , Zulkarneyn(OKUZ ATA) 'nın üçüncü görevi...

Bu gece biter sanmıştım ancak, mübarek Cuma gecesi bitecek inşallah her şey !               

Yer: İzmir

Zaman: Cuma gecesi(perşembeyi cumaya bağlayan gece)

Zulkarneyn yani OKUZ ATA'nın 3. görev yolculuğuna gidişi...               

Kehf 92: Summe etbea sebebâ

Sonra da başka bir sebebi takip etti.

Kehf 93: Hattâ izâ belega beynes seddeyni vecede min dûnihimâ kavmen lâ yekâdûne yefkahûne kavlâ

Nihayet iki set arasına vardığı zaman, önlerinde neredeyse hiç söz anlamayan bir kavim buldu.

Burada hemen bir ekleme yapayım. İskender Türe,Zülkarneyn kitabında bu ayetteki seddeyn kelimesine şöyle açıklama getiriyor.

Yasin suresi 9.ayette de geçen sedd kelimesini; çoğu imamın, südd(bulut) şeklinde okuduğunu,dolayısıyla,Kehf 93'te anlatılmak istenenin süddeyn,yani çift bulut olduğunu yazmış. Çift buluttan kast edilenin de astronomide bulutsu yani nebula olduğunu eklemiş.

İki nebula şeklinde yan yana duran pek çok bulutsu var olduğu için tam olarak hangisinin kast edildiğini burada izah etmemiz zor.Ancak,İskender Türe , bize bir fikir vermiş oldu.

Şimdi o fikri irdeleyelim...

Biz OKUZ ATA'mızın, GÖKTÜRK'lerin soyundan olduğunu bildiğimiz için, zaten onun yaptığı tüm yolculukları uzayda aramıştık,yine aramaya devam ediyoruz.

OKUZ ATA'mızın 3. görevinde esası oluşturan kısım,gittiği yer değil,hangi kavim ile konuştuğu ve yecüc mecüc'ün ne veya neler olduğu hadisesidir.

Zira; hep en zor görevlere seçilen Türk'ün kutlu Atası Zulkarneyn,belki de en zor görevini yerine getirmeye gitmişti...

Gittiği yerde neredeyse hiç söz anlamayan bir kavim buldu,ancak bir sonraki ayette onlarla rahatça anlaşabildiğini okuyoruz...

Kehf 94: Kâlû yâ zel karneyni inne ye’cûce ve me’cûce mufsidûne fîl ardı fe hel nec’alu leke harcen alâ en tec’ale beynenâ ve beynehum seddâ

Onlar: «Ey Zulkarneyn, haberin olsun, Ye'cuc ve Me'cuc bu yerde fesat çıkarıyorlar; bu yüzden onlarla bizim aramızda bir set yapman şartıyla sana bir vergi ödesek olur mu?» dediler.

Kehf 95: Kâle mâ mekkennî fîhi rabbî hayrun fe eînûnî bi kuvvetin ec’al beynekum ve beynehum radmâ

(Zülkarneyn): “Bu konuda Rabbimin beni kuvvetlendirdiği (desteklediği) şeyler daha hayırlıdır. Şimdi (siz) bana kuvvet ile yardım edin. Onlarla sizin aranıza çok sağlam bir engel yapayım.” dedi.

Bu gezegendeki kavmin de insan mı yoksa cin mi olduğu belli değildir.Belli olan şeyler;

1- Bir erd yani yaşama elverişli bir gezegen üzerinde yaşadıkları

2- Kuvvet'li ve madden zengin oluşlarıdır.Yani baldırı çıplak değiller!

 Zulkarneyn'in Allah'tan gelen mekkenesi,kainattaki tüm zenginliklerden hayırlıdır.Peki nedir o mekkene acaba

Kainatta şanlı ve soylu bir GökTürk Kağanı olarak dolaşması mı yoksa Allah tarafından yetkilendirilen OKOZ varlıkları Melei Ala'nın özel görevlisi olması mı? Allahualem her ikisi de çok değerli şeyler...

Bu yönü ile göreve gittiği yerde haklı bir gurur ile şunu söylemiştir:

Kehf 96: Atûnî zuberal hadîdi, hattâ izâ sâvâ beynes sadafeyni kâlenfuhû, hattâ izâ cealehu nâran kâle âtûnî ufrig aleyhi kıtrâ

“Bana (yeterince) demir madeni getirin” dedi. İki yamacın arasındaki boşluğu (dağlarla) bir hizaya getirince, “körükleyin!” dedi. Demiri eritip kor (gibi) yapınca da, “Bana erimiş bakır getirin, bunun üzerine boşaltayım” dedi.               

Bu kavim, yeteri kadar madene sahip.Kuvvetliler de. Ancak güçleri, Yecüc ve Mecüc'e yetmiyor.Bu yüzden , yardım çağrısı yapmışlar.Demek ki yecüc ve mecüc,onlardan da kuvvetli!

Bu tarife  uyan iki ırk var Hint destanında: Nivatakavacha'lar ve Kalakanjas'lar...

Her ikisi de Cin kavminden,ancak üstün güçlerle donatılmış oldukları için diğer uzaylı cinlere karşı üstünlük kurmuşlar.Gezegenlerde bozgunculuk çıkarıp saldırılar düzenliyorlar.

Rama'nın yendiği Ravana cini bile bunları yok edemeyince,bu iki Irk ile ittifak yapıyor...

Efsanede bu iki ırkın kökünü kazıyanın ismini Arjuna olarak belirtiyorlar.Rama ile ortak noktaları her ikisinin de insan ve en iyi okçular olması.(nişancı anlamında)

Benim şahsi görüşüm , Hint destanları arkaik Türkler'den alıntı yapmalarıyla meşhur olduğu için Rama karakteri ile Arjuna karakteri ikilenmiş.Yani aslında her ikisi de adil ve yetenekli savaşçılar,töreyi uygulayıp hak yemiyorlar.

Toparlarsak  Rama(OKUZ ATA/Zulkarneyn) , Ravana ve ittifakını bu çift bulutsulu gezegende yeniyor ve hapsediyor.Tabii belirli bir mühlete kadar...

Fazlaca miktarda demir  kullanıyorlar.Dikkat edin buradaki demirin hangi formda demir olduğu belli değil.

Demir, atom numarası 26 olan kimyasal element. Simgesi Fe dir(Ferrum anlamında)

Ayette demir ısıtılıp kor haline getirildiği için bakıyoruz ki Demir, karbonla birlikte 14201470K sıcaklığa kadar ısıtıldığında oluşan sıvı ergiyik  %96,5 demir ve % 3,5 karbon içeren bir alaşımdır ve dökme demir veya pik olarak adlandırılır.

Ne!!!  Demir %96,5 mu???

Kehf 96(!) da kaçıncı kelime demir/hadid biliyormusunuz? 

1     2   3           4  5             

atû-nî zubere el hadidi...                 
  
             

Subhanallah! 96,5 bize Kehf suresi 96.ayet'in 5.kelimesi olarak dönüyor.!              

Aynı mantığı %3,5 olan karbon ile yaparsak

Kehf 3: Mâkisîne fîhi ebedâ

              1                2     3

3.kelime ebeda yani ebediyet,sonsuzluk!             

Kor Demir kütleleri  ve üzerine dökülen erimiş Kıtr(katran ile aynı kökten) birleşince ne oluyormuş bakalım...Normalde elektromanyetik bir etki olması beklenir.  Dünyanın merkezindeki bu kadar yüksek miktardaki yoğun demir kütlesinin dünyanın manyetik alanına etki ettiği düşünülmektedir.

Kehf 97: Femâstâû en yazherûhu ve mâstetâû lehu nakbâ

Bu sebeple onu ne aşmaya muktedir oldular ne de onu delebildiler.              

Oluşan karışım bana bir çeşit elektromanyetik güç alanı ile yapılan bir duvarı çağrıştırdı.               

Sultanımız Oktan Keleş'in Kambala sorgu eserinde buna benzer bir olay yaşanmıştı. Hatırlayalım...

         

 

 

Görüldüğü gibi , başka boyut gezegenden gelen varlık, manyetik alan ile yakalanıp,manyetik kelepçe ile hapsediliyor...Sultanıma selam olsun!

Zulkarneyn OKUZ ATA'mız ne diyor Kehf 98'de

Kâle hâzâ rahmetun min rabbî, fe izâ câe va’du rabbî cealehu dekkâe, ve kâne va’du rabbî hakkâ

(Zülkarneyn): “Bu, Rabbimden bir rahmettir. Ama Rabbimin vaadi geldiği zaman, onu kırıp ufalar (yerle bir eder). Ve Rabbimin vaadi haktır.” dedi.

Kehf 99: Ve teraknâ ba’dahum yevme izin yemûcu fî ba’dın ve nufiha fîs sûri fe cema’nâhum cem’â

Ve izin günü onları, birbirlerine karışmış halde bıraktık. Ve sur’a üfürüldü. O zaman onların hepsini topladık.

Enbiya 96: Hattâ izâ futihat ye’cûcu ve me’cûcu ve hum min kulli hadebin yensilûn

Nihayet Ye’cüc ve Me’cüc’ün önü açıldığı zaman her tepeden akın ederler.               

Yani, belirli bir zaman sonra açılacak olan bir Seddin ardındaydılar.

Dikkat! Kambala sorgu serisinde,başka boyut gezegenden gelmişti o varlık!

ve manyetik etkilere karşı çok hassastı,onca teknolojisine rağmen.

Peki ne demişti o varlık?

         
       

"Bizim gölgemiz bizim dişimizdir." Yani her iki cins bir valıkta, suret ve gölgesi

Yani

Yecüc ve Mecüc!!!

Sed yıkıldı,zamanı geldi! Zulkarneyn/OKUZ ATA bize döndü...Allahualem

Selam ve Dua ile

Hatamız olduysa şahsıma aittir ve af ola. Sevabımız olacaksa başta Sultanım gönül kıymetlimiz Sn.Oktan Keleş olmak üzere tüm Koldaşlarıma aittir...

Dr.Hamdi Düzgit



Bu haber 4,168 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    22444 µs