En Sıcak Konular

Yapay Zeka’nın Üç Yüzü-3

4 Ocak 2019 07:52 tsi
Yapay Zeka’nın Üç Yüzü-3 Yapay Zeka’nın Üç Yüzü-3

Yapay Zeka’nın Üç Yüzü-3

Yapay zekayı konu ettiğimiz serinin üçüncü bölümünde Peygamber efendimizden nakledilen bir hadis’ten yola çıkarak devam edeceğiz. Önceki yazılarımızda Yapay zeka sistemini genel hatları ile ele alıp konuyu internet ağı ve Singularity boyutunda işledik. Şimdi malum hadisi yazarak konuya girelim.

Cessase: Saçları ve vücudundaki kılları yerde sürünecek derecede çok kıllı bir kadındır.( Ebu Davud 4328 )

 

Örümcek türlerini incelersek tamamının vücutlarının kıl ve tüylerle kaplı olduğunu görürüz. Kiminde bu kıllar belirgin kimin de ise tüycükler şeklindedir. Hadiste ‘’ Kadın ‘’ vurgusu manidardır zira yapay zekanın konu edildiği tüm konularda yapay zeka dişil bir karakter ile isimlendirilmektedir.

Cessase hadisinde geçen konuyu kısaca yazalım;

Rasulullah  namazını bitirdiği vakit güler halde minbere çıktı ve:

'‘Herkes namaz kıldığı yerde kalsın!’ buyurdu. Sonra;   
'‘Sizi neden topladım biliyor musunuz? diye sordu. Cemaat;   

'Allah ve Rasulü daha iyi bilir, dediler. Bunun üzerine Rasulullah  şöyle buyurdu:   

'‘Allah’a yemin olsun ki, bir sevinç yahut bir korku yüzünden toplamadım sizi, ancak Temim Ed-Darî, Hristiyan idi, geldi biat edip Müslüman oldu. Benim size Deccal hakkında anlattıklarıma uygun bir olay anlattı. Temim Ed-Darî şöyle anlattı:

 'Temim, Lahım ve Cuzam kabilelerinden otuz kişiyle deniz yolculuğuna çıkmıştı. Dalgalar bir ay boyunca onlarla oynadı. Sonra güneş batımına yakın bir zamanda denizde bir adaya gemiyi yanaştırdılar. Sandallara binip adaya çıktılar. Müteakiben çok kıllı, hatta kıllarının çokluğundan önü neresi, arkası neresi belli olmayan bir yaratığa rastladılar.

Ona: Vay sana! Sen de kimsin? diye sordular. O : Ben Cessase’yim, dedi

Onlar: Cessase nedir? diye sordular. O yaratık: Ey kavim! Şu manastırdaki adama gidin! O sizin haberinizi şevkle beklemektedir, dedi. Temim diyor ki: Bize adamı söyleyince onun şeytan olmasından korktuk. Hızlıca ona gittik, manastıra girince bir de baktık ki, cüsse bakımından en büyük insan, elleri birleştirilmiş vaziyette boynuna sıkıca bağlı, diz kapağı ile topukları arasında demirler vardı. Ona: Vay sana! Sen de kimsin? diye sorduk. O: Siz benim haberimi aldınız. Söyleyin siz kimsiniz? dedi. Onlar: Biz Araplarız, bir deniz yolculuğuna çıkmıştık. Denizin dalgalı olduğu zamana denk gelmişiz. Dalgalar bir ay bizimle oynadı. Sonra bu, senin adana gemiyi yanaştırdık. Sandallara binip adaya çıktığımızda çok kıllı, hatta kıllardan önü neresi, arkası neresi belli olmayan bir yaratıkla karşılaştık. Ona: Vay sana sen kimsin? diye sorduk. O da: Ben Cessase’yim, dedi. Biz: Cessase nedir? diye sorduk. O yaratık da: Manastırdaki şu adama gidin, o sizin haberlerinizi şevkle beklemektedir, dedi. Hızlıca sana geldik. O yaratıktan korktuk, onun bir dişi şeytan olmadığından emin olamadık, dedik. O: Beysan hurmalıklarından haber verin, dedi.

Biz: Onun neyini soruyorsun? dedik. O: Beysan Hurmalarından soruyorum, hâlâ meyve veriyor mu? dedi. Biz: Evet, dedik. O: Meyvelerinin kesilmesi yakındır, dedi. Sonra: Taberiye gölünden haber verin, dedi. Biz: Neyini soruyorsun? dedik. O: Gölde su var mı? dedi. Biz: Evet, suyu çoktur, dedik. O: Suyun gitmesi yaklaşmıştır, dedi.

Sonra: Zugar pınarından haber verin dedi. Biz: Neyini soruyorsun? dedik. O: Suyu var mı, ahali o pınarın suyuyla ziraat yapıyorlar mı? diye sordu. Biz: Evet, suyu çoktur, ahali onunla ziraat yapıyorlar, dedik. O: Ümmilerin Nebisinden haber verin, ne yaptı? diye sordu. Biz: Mekke’den çıktı, Yesrib’e yerleşti, dedik. O: Araplar onunla savaştı mı? diye sordu. Biz: Evet, dedik. O: Onlara ne oldu? diye sordu. Biz: Ona karşı gelen Araplara üstün olduğunu ve Ona itaat ettiklerini haber verdik. O: Öyle mi oldu? dedi. Biz: Evet, dedik. O: Ona itaat etmeleri onlar için hayırlı olur. Ben kendimi size haber vereyim: Ben Mesih’im (Deccal’im), bana çıkmam için izin verilmesi yakındır. Çıkarım ve yeryüzünde dolaşırım. Kırk gecede girmediğim hiçbir belde bırakmam. Ancak Mekke ve Taybe hariç! O iki belde bana haramdır! Her ne zaman onlardan birine girmek istesem, yalın kılıç bir melek beni karşılar ve oraya girmemi engeller. Oraların her geçidinde koruyucu melekler vardır, dedi.

Rasulullah  bastonunu minbere vurarak:

 ‘Taybe budur, Taybe budur, Taybe budur. Yani Medine’dir. Dikkat! Ben size bunu haber verdim mi?’ diye sordu. İnsanlar: Evet, dediler. Rasulullah : ‘Temim’in anlattıkları, benim Deccal ve sıfatı hakkında anlattıklarıma uygun olması benim hoşuma gitti. Dikkat! Deccal, Şam denizindedir yahut Yemen denizindedir! Hayır, bilakis o doğu tarafındadır, doğu tarafındadır, doğu tarafındadır!’ buyurdu ve eliyle doğu tarafına işaret etti.

Hadiste geçen ada vurgusunu popüler olan LOST dizisiyle düşünürsek konunun bir işaretini daha görebiliriz. Bilinmeyen bir Adaya bir uçağın düşmesiyle dizi başlıyor ve esrarengiz olaylar örüntüsüyle dizi şekilleniyordu. İzlenirse ne demek istediğim daha iyi anlaşılacaktır. Deccal’ın kurumsal yapısının bir nevi bekçisi hüviyetinde burada zikredilen Cessase.


‘’ TAYBE ‘’ ifadesini de manidar bulduğumdan kelimeyi dekode etmeye çalıştım.
TAYBE " BEYAT /BAYAT…Bayat Oğuzların kadim kağan soylarından bir boydur. Bu Taybedir ile Bayat boyuna ithafen Türk kavmi işaret edilmekte Allahualem. Medinedir; yani medeniyettir. Tek dişi kalmış medeniyetin karşısına dikilen Türk medeniyeti.

 Cessase’yi görüp onun söylemesiyle Deccal’in yanına gidenlere Deccal bazı kelimelerin geçtiği üç soru soruyordu. Bu tanımlamalar da dikkatimi çekti ve onları da dekode etmeye çalıştım. Bakalım:

 Beysan hurmalığı, Taberiye gölü , Zuger pınarları….

 Cessase kelimesinde bir Cim harfi ( Cim harfine şekilsel çalışmada bahsedeceğim) ve üç tane Sin harfi var. Buradaki üç Sin harfini ifade edilen üç kelimeyle değerlendirelim;
Se " BeYSaN /  BeN aY SeS  :   Ay’dan / uzaydan sesleneceğim.
Se " TaBeRİYe / YeR iSaBeT :  Yer’e / Arz’a tesir edeceğim.
Se " ZuGeR / Su GeZeR         :  Sulara tesir edeceğim.

 Serinin ilk yazısında Hekate isimli Titan’dan bahsetmiş ve üç yüzlü tanrıça olarak betimlendiğini yazmıştım. Zeus’un Hekate’ye yerlerde, sularda ve gök yüzünde hükümranlık bahşettiğini ifade etmiştim. Buradaki dekode işleminde de üç tesir alanını görmekteyiz. Şimdi Cessase kelimesinin şekilsel dekodesine bakalım;

 
Trident / Poseidon asası. Gölge vermeyen üç çatallı mekan / sistem
Sin harfi Nebat alfabesinde Diş manasına gelir. Bu çıkarım beni ‘’Üç çatallı olan gölge’’ ifadesinin geçtiği Mürselat suresine yönlendirdi. Mürselat Mürsel kökünden yani gönderilen kelimesinden türemiştir. Gönderilenler.

 Mürselat suresi birinci ayetinde ‘’ Yemin olsun, o art arda gönderilenlere ‘’ denilerek başlar. Bu art arda gönderilenler nedir ? Devam ayetlerine bakıp bir fikir edinmeye çalışalım. 2. Ayeti ‘’ Ve de şiddetle estikçe esenlere ‘’. 3.Ayeti ‘’ Dağıtıp yayanlara and olsun.’’ 4.Ayeti ‘’ Ve de ayırdıkça ayıranlara ‘’ 5.Ayeti ‘’ Zikr (vahy, öğüt) bırakanlara;’’

7.Ayeti ‘’ Ki size duyurulmuş olan mutlaka gerçekleşecektir.’’ 8-9.Ayetleri ‘’ Artık o zaman ki, yıldızların ziyaları gider. Ve o vakit ki, gök yarılır.’’ 10.Ayet ‘’ Dağlar un ufak edilip savrulduğunda ‘’ diye devam ediyor. Art arda gönderilenler var , bunlar zikr bırakanlar diye rahmani unsurlar ; şiddetle estikçe esen , ayırdıkça ayıranlara diyerek karşıt unsurlar olarak gönderilenler olmalı Allahualem. Ta ki 13.Ayette ifade edilen ‘’ Ayırma gününe ‘’ kadar bu silsile , döngü devam edecek.

16.Ayette ‘’ Öncekileri helâk etmedik mi? ‘’ denilerek evvelki nesillere , arkaik döneme bir gönderme var. Demek ki bu serüveni yaşayıp helak olmuş nesiller var.

 
Dikkati çeken bir husus daha var, Surede kısa aralıklarla tekrarlanan bir ayet var ‘’ İzin gününü yalanlayanların vay haline.’’ Ahiret gününü , din gününü, hesap gününü değil de ‘’ İzin ‘’ gününü denmiş. Önemli bir ayrıntı ; İzin , müsaade. Acaba verilen izni tekrar layıkı ile kullanamayanlara mı bu ifade ? Nerden anlayacağız ? Tabiki yine Kurana başvurup cevabını alacağız. Enam suresi 27-28. Ayetleri ‘’ Onların, ateşin karşısında durdurulup, "Âh! keşke dünyaya geri gönderilsek de, bir daha Rabbimizin âyetlerini yalanlamasak ve inananlardan olsak!" dediklerini bir görsen! Hayır! daha önce gizlemekte oldukları şeyler (günahlar) kendilerine göründü. Onlar dünyaya geri gönderilseler bile, yine kendilerine yasaklanan şeyleri mutlaka tekrar yaparlardı. Onlar kesinlikle yalancıdırlar." Demek ki izin verilenlerin bir kısmı izinlerini kullanamamışlar ve tekrar helaka uğramışlar. Bu verilen izin mühletini reenkarnasyonla karıştırmayalım.

 İZİN / İN İZ " İnen, iz bırakanlar var. Lainin izi yapay zeka sistemi ; Rahman ve Rahim olanın iz bırakan ve bu izi takip ettiren malikleri Sabıkun’lar.

 Yazımızı Mürselat suresinin 30-31-32-33. Surelerine bakarak bitirelim. Yapay zeka sistemine işaret eden hususları ile.

Mürselat-30 : Haydi, üç çatallı gölgeye gidin!
Mürselat-31 : Ne gölgelendirir ne alevden korur.
Mürselat-32 : O ateş öyle kıvılcımlar atar ki, her biri bir saray gibidir.
Mürselat-33 :O kıvılcım sanki sarımtırak bir halat/bir deve kervanı/bakırdan bir ip gibidir.

 
Muhteşem ifadeler ve benzetmeler kullanılarak söylenmiş tesirli ,her çağı kapsayan ayetler…Üç çatallı gölgeye gidin, ona sığınmış, inanmıştınız. Hekate üç yüzlü, Trivia üç yol ağzı…O sığındığınız saray gibi kıvılcımlar atar denilerek yine muhteşem bir olgu ifade edilmiş. Niye dağlar, tepeler gibi değil de saraylar gibi? Saray vurgusu ile zenginlik, mal çokluğuna gönderme var. Deccalin  vadedeceği yalancı zenginliğe. O kıvılcımlar sarı renkli deve/ halat / bakır ip gibidir benzetmesi teknolojik, dijital bir enstrümana işaret Allahualem. Arap dilinde sarı ile tanımlanan figürler ( Salih as.devesi, Sarı inek vs)  güçlü, zaptedilmesi güç, göz alıcı cazip yapılar, eşyalar vb için kullanılır. Demek ki bu yapay zeka sistemini hafife almayacağız. Bize cazip, göz alıcı imkan ve zenginlik sunacak. Aman dikkat.
 

 

 

Yapay zekanın dijital izi


Mürselat 30-31-32-33 ayetlerini grafiğe alıp incelersek;

 
 

Dişi Figür / Yapay zeka

 
İlgili figürün teknik resimle 3D hali

 Neden dişi vurgusu diye düşünüp dururken, bu figür belirince birden aklıma düşüverdi. Tengrinin Türkü eserinden bir iki sayfa paylaşmıştı Sultanımız. Görsay, Umay ana tarafından öldürülen eşinin intikamını yapay zekayla , ona dişil form vererek canlı tutuyordu. Her şey ortadaydı gösterene aşk olsun.
 
 

  Orkun AKAR
 




Bu haber 2,789 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    En Çok Okunan Haberler

    1. Satürn'ün Halkaları Sonradan Oluştu

    ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    8128.9999999999 µs