En Sıcak Konular

Ses ve Sözün Şekli ve Ma’nası

4 Temmuz 2018 08:34 tsi
Ses ve Sözün Şekli ve Ma’nası Ses ve Sözün Şekli ve Ma’nası

SES VE SÖZÜN ŞEKLİ VE MA’NASI


Bir meczubun rüyası  ile başlayan ve  her bir kitabıyla hayretimizi arttırıp ,mana kapılarımızı aralayan Deruni Babam dan Allah razı olsun. Gönül sultanımızın özelliklerini saymak; Zeybek Bey’in de her programda söylediği gibi iki elin parmaklarına sığmaz. O Deruni sohbetlerini sesiyle, nefesiyle gönlümüze nakş eyledi. Kitaplarında  anlatmak istediği konunun derinliğini ,çizdiği resimlere aks ettirip, lafızdaki manayı içselleştirerek  okumayı öğretti . Kendi kabımca içselleştirdiğimi sizlerle paylaşmak isterim. Sözlerimde ki  eksiklik ve kusurlar bana güzellik ve doğrular O’na aittir.


Düşünerek konuşma yeteneği insanoğluna verilmiş çok büyük bir nimettir. Ses, sözün ma’nasını işitebilmemiz  ise hayvanlardan ayıran en önemli  kıstas.

Küfre sapanların örneği sade bir çağırma veya bağırmadan başkasını duymaz bir kulakla haykıranın haline benzer, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler, akıl da etmezler.   Bakara /171

Bu ayetin Elmalılı Hamdi Yazır’ın tefsirindeki açıklaması şöyledir: Kafirlerin hali hayvanın haline benzer, bağırıp çağırmadan başka bir şey işitmeyerek haykırır, duyup dinlediği kuru ses, çıkardığı yine kuru sestir. Ma’nadan  haberi yoktur.Onlar bir takım sağırlar, dilsizler, körlerdir. Manalı sözleri duymazlar.

Peki çıkardığımız seslerin, sözlerin bir şekli ,rengi var mıdır ? Her şey belirli geometrik bir şekle ve özelliklere sahip, DNA, ağaçlar, bitkiler, müzik, atomlar, hücreler, kainat  vs. ama aynı zamanda sürekli değişken formda (Göklerde ve yerde kim varsa O'ndan ister. O, her an yeni bir iş ve oluştadır. Rahman /29)

Araştırmamın 1. Kısmı sesin görünürlüğünü anlatan bilimsel deneyler den yaptığım alıntılarla başlıyor.

Seslerin oluşturduğu  şekil  gözle görünür mü?

Deneylerin temelinde kum gibi, tuz gibi tanecikli ve akışkan ama suya göre daha kontrol edilebilir malzemelerle yapılan çalışmalar yatıyor. Uzmanlar bir metal plaka üzerine kum yüzey seriyorlar. Metal plakayı bir ses kaynağına hoparlör sisteme bağlıyorlar. Belli frekanslarda sesler verildiğinde ve süreklilik sağlandığında müthiş bir şey olmaya başlıyor. Kum taneleri titreşerek iki temel farklı bölge oluşturuyor. O anki titreşimle dolan ve boşalan iki bölge. Temizlenen bölge titreşerek kumsuz kalıyor ve kum taneleri dolan alanlara taşınarak insanı hayranlık içinde bırakan desenlere bürünüyor. Ses frekansı değişince, geometrik desen yine değişiyor.
https://www.youtube.com/watch?v=wvJAgrUBF4w 


 
Cymascope, sesin veya müziğin görünür olmasını sağlayan, ses veya müzik titreşimleriyle ilgili ayrıntılı 3D gösterimler sağlayan bir araçtır. Burada hızla genişleyen küre donuk bir an içinde yakalanıyor. İç mekan keman müziğinin zengin harmonik doğasını temsil eden güzel ve karmaşık bir yapı ortaya koyuyor. 



Bir keman,zamanında bir anda dondurulmuş sonik kabarcık 
https://liftingtones.com/2012/07/17/musical-hormonal-chemistry/


Eski uygarlıkların mimarileri de incelendiğinde  bunu gündelik yaşamda çok iyi bildiklerini gösteriyor. Örneğin Rosslyn Şapel’deki müzik küpleri
 


Mimarisinde, 15. yüzyıl şehrindeki insanlar için ruhani önemi olan antik müzik notaları olduklarına inanılan sembollerle süslenmiş 213 küp vardır. Şu anda sekiz kişilik seçme bir grup bilim adamı ve müzik uzmanı bu küplere işlenmiş olan sembolleri deşifre etmeye çalışıyorlar. Her bir müzik notasını temsil eden titreşimlerin, ilk önce görsel olarak ince pirinç bir levhayı kumla kaplayarak, sonraysa levha üzerine yerleştirilen bir yayla bir müzik notası çalınarak oluşturulduğuna inanılıyor. O zaman müzik notasının görsel temsili, o notanın titreşimlerinin şekil verilmiş kumda oluşturduğu ayırt edici biçimlerde görülebilir..(Alıntı) 

Peki eski yazı dillerinin oluşumu da titreşim ve ses sembolleri üzerine mi kuruluydu?

 Eski dillerin pek çoğunda semboller dili oluşturur. En eski dillerde sanki başka bir ana dilin mirasçılarıdır. Dan Winter İbranice ve Sanskritçe gibi antik dillerin konuşulduğunda özel geometrik yapıları harekete geçiren bir titreşim frekansı yaydığını ispatlamak için bir deney yaptı. Araştırmalar yoğunlaştıkça İbranice, Sanskritçe, Aramice, Arapça ve diğer eski dillerin bugünkü dillerin kökeni olduğuna ve bu yüzden kaynağa daha yakın olduğuna dair ip uçları buldu. Bir insanın yanan bir kandile yoğunlaşarak Sanskritçe de ki özel bir kelimeyi düzenli olarak tekrarladığında bu kelimenin frekansı nedeniyle alevin renginin değişeceğini iddia ediyor. Aynı şeyden kan basıncının alçalıp yükselmesinde de bahsediyor. Bazı belirli seslerin vücudumuzda ki elektrik akımı ve sinir sistemimizi etkileyebilir.


Yine aynı konuyla ilgili; Hans Jenny, Tonoskop adında bir cihaz tasarlıyor. (Cristal osccillators) İnsan sesi ile bir borunun ucundaki zar titreşiyor ve kelimeler görünür bir hal alıyor. Cihazda elektronik hiçbir parça olmadığından sesin frekansı en temiz şekilde görülebiliyor.

Bu cihazla antik dillerle özelikle Sanskrit ve Hebrew ile çalışıyor. Modern dillerden farklı olarak sözün söylenişi ile oluşan şekille görüntüde oluşan şeklin uyumunu ve yazılı alfabede o kelimenin o şekilde yazıldığını görünce çok şaşırıyor. Bunun anlamı o dilin yazı dilini oluşturanların bu çeşit bir deneyi yapmış olması olabilir veya başka bir yöntem de olabilir.

Peki bu teorinin temeli var mı? Evet var. Özellikle eski zamanlardan kalma şekiller bugün bunu keşfetmemizi sağlıyor. Resim de Hans JHindistan’da meditasyon sırasında tekrarlanan bir kutsal kelime olan OM sesi verildiğinde bugün oluşan şekil ile binlerce yıl öncesinin sembolü şaşılacak şekilde aynı. Kutsal kadim dillerin kutsal görüntüler oluşturduğu düşünülüyordu .

 



Kaynağımız olan Kur’an daki her bir kelime de     manevi bir sesin çeşitli tezahürlerde açılımıydı. Ma’na anlamı ise  zamana ve mekana kişiye özel açılan mertebe ve makamlar; öğrendikçe  değişir, derinleşir ve genişler.

Biz dileseydik onları sana gösterirdik de, sen onları yüzlerinden tanırdın. And olsun ki sen onları konuşma tarzlarından tanırsın. Allah işlediklerinizi bilir.(Muhammed 30)

Sultanımızın  Kulbak Bilge 17.bölüm de bahsettiği deruni hakikatin şu cümleleri beni çok etkilemişti. ”O birini sesinin ,yazısının ,sözlerinin renginden bilirdi, içte olup dışta gizleneni” demek ki sesin, sözün, yazının bir rengi vardı.


 
Gönül Sultanımız çalıştaylarda özellikle kelime arkeolojisine değinerek birçok dilin kaynağının bir olduğunu ,aslında bütün dillerin  kuluna verdiği marifetle ,  çıkarmış olduğu seslerle ,daha sonra onu kendi anladığı lisanla yazıya dökmesi, noktalar, çizikler, semboller, tamgalar, harfler üretmiş olması ,çoğalmış olması ayrı bir formata dönüşmüş anlamı bize vermiyor demişti. Yani kaynak bir, fakat anlatım farklılığı var. A harfi Latince de farklı bir çizikle gösteriliyorsa, Arapça da elif ,İbranice alef ,Sümer tabletlerin de çivi yazısı farklı seslerle o çizikler betimlenmiş, harflenmiş fakat kaynak aynı,anlatılmak istenen şey aynı olduğu için kelime arkeolojisi de bizi hakikate kaynağa ulaştırıyor  demişti.

Hatırlanacağı üzere ;bir çalıştay da Kayı boyu tamgasının sembol sırlarının açılımını yapmış; ilk yazıcı katiplerin ayetleri sembolize edişlerinin, mana ve havas ilmi ile çizgiyle, tamgayla olduğunu IYI sembolü üzerinde ayetler ışığında çok güzel anlatmıştı.

Konuyla ilgili çalıştayın linki https://kalpoder.com/27-01-2018-haftasi-etkinligimiz/
Gönül sultanımız dillerin dolaşmasını, karışmasını ve deruni manada kaynaşmasını anlatan şu ayeti tefekkür etmemizi istemiştir. Göklerin ve yerin yaratılmasıyla dillerinizin ve renklerinizin farklı olması da O'nun ayetlerindendir. Bunda, ilim sahipleri için elbette ibretler vardır. RUM/22  

Ayetlerin mana derinliğinin her makama hitap etmesi Kur’anın ne kadar derin ve yüce kitap olduğunun delilidir. Hiç okuma yazma bilmeyen bir insanın bile anlayabileceği sadelik ve şeffaflıktadır. Bu ayeti ilk okuyuşta ki  ma’na ; farklı ırkların deri rengi (zenci, beyaz, sarı, kızıl ) ve farklı lisanların türeyişini anlarız.   Ama aynı  ayetin içinde gök ve yer yaratılışı ile  farklı dil ve Renk hakikatine vurgu var. Yan yana gelişleri iç içe bir mana barındırıyor.

Nacizane anladığım; söylenen sözün mana dili , makamının dili ve rengidir. Tasavvufta renkler de ;genelde birtakım hâlleri¸ makamları ve seyr ü sülûk esnâsındaki merhaleleri simgelemektedir. Ayette geçen gök ve yer kavramı ;dil ve  renk ilişkisi ile  ,insanın iç alemi olan  kendi beden  mağarasında ki özbenliklerin, tayf boyutları ile fiziksel dış dünyamıza yansıması olabilir. İnsan nefs mertebelerinin seyrinde yol aldıkça ; gözünde ki ve kulağında ki perdeler kalktıkça şu an algıladığımız dünyanın renk ve dilinin hakikatinin yansıması da  değişime uğruyor sanırım. Avuç içlerimizdeki işaretler ve parmaklarımızda ki iz nasıl birbirine uymuyorsa ,kişinin aldığı her bir nefes ,ağzından çıkan sesin titreşim deseni ve rengi  ,o an ne amel edip düşünüyorsa o renge boyanıp  beden atmosferin de zuhur eder hissiyatımca .

 


Dilimin döndüğü, kabımın aldığınca anlatmaya çalıştığım  konu o kadar derin ki, mana okyanusunda bir damla bile değil belki .Yanlışım varsa affola.

Şayet yeryüzündeki ağaçlar kalem, deniz de arkasından yedi deniz katılarak (mürekkep olsa) yine Allah'ın sözleri (yazmakla) tükenmez. Şüphe yok ki Allah mutlak galip ve hikmet sahibidir. Lokman /27 

Dünyada nice diller var, nice diller,
ama hepsinde anlam bir.
Sen kapları, testileri hele bir kır,
sular nasıl bir yol tutar, gider.
Hele birliğe ulaş, hır gürü, savaşı bırak,
can nasıl koşar, bunu canlara iletir.

Mevlana Celaleddin Rumi


Hakikat kitabımız Kur’an‘nın ma’na  ehillerine ve  kendini  bilme okulu olan sırlar kahvesinin müdavimleri koldaşlarıma  selam olsun. Sultanımızın himmeti üzerimize olsun inşAllah.

Nihal Kaya





Bu haber 4,953 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    18120 µs