En Sıcak Konular

Fareli Köyün Kavalcısı ve Kodları

27 Şubat 2018 08:00 tsi
Fareli Köyün Kavalcısı ve Kodları Fareli Köyün Kavalcısı ve Kodları

Fareli Köyün Kavalcısı ve Kodları

Bu çalışma da Fareli Köyün Kavalcısı Masalını analiz etmeye çalışacağız. Bütün okumaları bir referans temeline sadık kalacak şekilde tarihsel süreçlerini sırası ile gösterip, bu konu hakkında ki kendi yorumumuzu en altta yazacağız. Efsane aslında çok kadim bir tarihe dayanmaktadır. Zaman zaman dünya sahnesinde farklı versiyonlarla sunulup algı operasyonları için kullanılmış, bazen de bu öğretinin unutulmaması için hikayeleştirilip milletlerin hafızasına kodlandığı göze çarpmaktadır. Gerçekten 1284 yılında kaybolan çocuklardan Grimm kardeşlere kadar olan döneme, yani 1800’lü yıllara kadar bu çocukların izlerine hiç rastlanmamış mıdır?
Referansımız, Batını İstihbarat İlmi:
http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=4729
Neden-sonuç ilişkisi kurup anlam kazandırma tekniğiyle bütünün nasıl inşa edilmeye çalışıldığını anlamaya çalışacağız. Yani rivayet okuması yapacağız.

Hikayenin en meşhuru, Grimm Kardeşler: Jacob Grimm (1785-1863) ve Wilhelm Grimm (1786-1859) adında iki kardeş tarafından dünyada tanıtılmıştır. Grimm Kardeşler döneminde yani 1800’lü yıllara dikkat edilmesi gerekir. 1800’lü yıllarının önemi, Sanayi Devrimi yani Büyük Sıçrama gerçekleşmiştir. Bundan önceki ilerlemelere baktığımızda 14 yy. Rönesans ve 17. yy. Reform hareketlerini görebiliriz. Bu dönemlerde bu tarz efsaneler işaret fişeği gibi kullanılmış ve hücrelere mesaj yollanmış olduğu anlaşılmaktadır. Hikayenin orijinalini Türkçe çevirilerde bulmak imkansız gibi dolayısıyla ruhunu anlamak zorlaşıyor.

Fareli Köyün Kavalcısı Masalı tarihsel süreci önemli olan üç döneme ciddi bir şekilde damga vurduğunu 2015 yılında Oğuz Aksakal’ın http://her-an.org/2015/11/fareli-koy/ Her- An sitesinde ki “Fareli Köy” adlı makalesinden okuyabilirsiniz. Bunların en bilineni Hameln Kentinden 1284 yılında 130 çocuğun kaybolduğu söylenen efsanedir. Tarih 13. yy. sonları yani Rönesans Döneminin işaret fişeği diyebileceğimiz bir dönemdir. Çocukların gittiği yerler hakkında birçok rivayetleri internetten merak edenler araştırabilir. Bunlardan sadece Transilvanya’ya gönderildiği denilen rivayete değinmek istiyoruz. Çünkü Transilvanya denilen bölge Romanya’nın Kuzey bölgesini içermektedir. Pir Hoca Ahmet Yesevi’nin yakmış olduğu ateş, o bölgelere kadar gelmiş ve öğretiye anti olarak Transilvanya Bölgesinden uzak durulması amaçlanmıştır. 1200’lü yıllarda Avrupa’da ortaya çıkan akımın genel özellikleri araştırılırsa Pir Hazretlerinin öğretisinin dezenformasyona uğramış hali Roma’dan izlenebilir.

Masala dönersek Hameln Kentini fareler basmış sonra Kavalcı gelmiş. Belediye başkanıyla 1000 altın karşılığı anlaşmış ve fareleri yakındaki bir dere de boğmuş. Belediye başkanı fareler gittiği için sözünü tutmamış sadece 100 altın vermiş. Kavalcı intikam almak için kavalıyla bu sefer çocukları peşinden sürüklemiş dereye değil de bir dağa götürmüş onları. Fakat geriye biri kör biri topal olmak üzere iki çocuk kalmış. Kabaca bu şekilde özetleyebileceğimiz bu masalı bir de sembol diliyle farklı okumaya çalışalım.

Hameln Kentinin nüfus yapısında çok büyük artış olmuş, Belediye Başkanına biri gelmiş birkaç erkek çocuğunu satın almak için anlaşma yapmış ve Belediye Başkanı bu anlaşmadan 100 altın almış. Bu erkekler deniz aşırı başka kentlere çocuk işçi olarak yollanmış ve bir çocuk ticareti gerçekleşmiş. Bahsettiğimiz biri yine gelmiş bu sefer kızlı erkekli çocuklar için Belediye Başkanı 1000 altın almış, kız olanları başka amaçlar için başka yere, erkek olanları yine işçi yapılmak üzere başka yerlere gönderilmiş. Geriye nüfusun devam edilebilmesi için kör ve topal yani kızlı erkekli birkaç kişi bırakılmıştır. “Her körün bir topal alıcısı vardır”
Şimdi bu seferde yine farklı bir okuma ile asıl düşündüğümüzün ne olduğunu göstererek okumaya çalışalım.

Hameln Kenti algı ve yönetim amacı ile kurulmuş olan üç akıllı şehirlerden bir tanesi idi. (http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=6078 konu için sadece put evler bölümüne bakınız) Üç şehrin yöneticileri yani belediye başkanları zaten tek elden yönetiliyordu. Hameln Kentinin duygusal tetikleyicisi “Korku ve Endişe” olmalıydı. Çünkü bu yaratılışa ve Hameln Kentinin kuruluş misyonuna uygun olandı. Bunun için önce iki kız ve bir erkek çocuk kaybolmuştu. Üç çocuktan iki tanesi, üç şehrin ikincisine, biri de geri kalan şehre gönderilmişti.  Daha sonra korkunun şiddeti artırılması için on çocuk daha kayboldu. Her zaman hafızalarda kalması için Vitray dikilmiş, gezici panayırlar, sirkler sayesinde Avrupa’nın birçok bölgesine yayılmış, şiirlerde, masallarda ve kitaplarda yaşatılarak bu algı operasyonu, olayın iç yüzünü bilmeyenlerce bugünlere kadar gelmiştir. Bugünkü izdüşümünü medya, sosyal medya araçları ile birleştirebiliriz. Yani bizim inandığımız toplamda 13 çocuk kaybolmuştu.

Gerçekte ne oldu bunu bilemiz çok zor. Fakat bir şey olmuştur ki bu hikaye günümüze kadar gelmiştir. Kavalcı çocukları nasıl peşinde sürüklemiştir. Bunu anlamamız o kadar zor değil çünkü bizim kuşağımıza Seyyar Dönme Dolaplara binmek nasip olmuştur. Onlar sokaklarda dönme dolaplarıyla giderken çocuklarda peşlerinden koşarlardı.


  


Seyyar Dönme Dolaplar bayramlarda sokaklarımızı şenlendirirlerdi ve çocuklar onlara binebilmek için adeta yarışırlardı. Bugünkü izdüşümünü akıllı telefonlar, tabletler, bilgisayar oyunları, online oynanan oyunlarla birleştirebiliriz. Fareli Köyün Kavalcısında da aynı şekilde mi olmuştur? Masal üzerinden kimseye her hangi bir suçlama yapmak akıl kari değildir. Sonuçta bu bir masaldır. Diyorlar ki onlar çocuk haçlı seferleri için götürülmüştür. Bu tabi ki gerçekleştirilmiştir ama amaç haçlı seferi değildi Avrupa nüfusunu azaltmak için hastalığın bütün Avrupa’ya yayılması sağlanmıştır ve geleceği inşa edecek nesil yollarda yok olmuştur. Çocuk Haçlılar hakkındaki makaleyi http://dunyalilar.org/bir-utanc-masali-fareli-koyun-kavalcisi.html/ buradan okuyabilirsiniz.
Yukarıda bahsettiğimiz Oktan Abi’nin “Batıni İstihbarat İlmi” makalesi ile devam edersek;


 


 


Bu resim 1592 yılına ait bir çizimdir. Resmi inceleyip masala uygun bir şekilde hareket ettirirsek Fareler Vestfalya Bölgesinden kayıkla ya da Gemi ile gitmiş, İkinci sefer çocuklar tam tersi istikametine gittiği görülür. Vestfalya Bölgesi Hameln Kentinin Batısında kalmaktadır. Resimde Doğu gibi gözükebilir. Resim Kuzeyden bakılarak çizilmiştir. Mons denilen yer ise daha güneye yakın bir bölge olduğu gözükmektedir. Resimde 1284 yılı vurgulanmış, nereye gitmiş olabilecekleri çizilmiştir. Masalın tamamı resmi ikiye bölerek çizildiği anlaşılmaktadır. Sarı daire ve Kırmızı okla işaret edilen kavalcı gibi çizilmiş yarıktan, kavalcının çocukların önünde gitmesi burası birinci bölümdür. Vestfalya Bölgesinde elinde olta ile balık tutan adam, kayıkta kavalı çalıp fareleri çağıran adamla birleştirilmiştir. Bu noktada ikinci bölümdür. Onlar aslında aynı kişilerdir. Biz o arabanın (Seyyar Dönme Dolap) izlerini takip edelim.

Mons Bölgesi:

 


Mons Kenti 600 lü yıllarda Aziz Waudru adında bir kadın adına kurulmuş bir şehirmiş. Hameln Kentinin güneybatısında yer alır. Vestfalya Bölgesi ise Hameln’in Batısında kaldığı görülmektedir. Yukarıdaki 1592 yılına ait olan çizimi teyit etmektedir. En eski yapısı Collegiate Kilisesi Sainte-Waudru de Mons yani Üniversite Kilisesi olduğu anlaşılmaktadır. Kilisenin içine baktığımızda 1779 yılında yapılmış olduğu yazılan bir araba vardır. Panayır, bayram arabalarına benzemekte. 12 Çocuk heykeli ile süslenmiştir.


 


Araba yılda bir kere Trinity denilen yani Üçlemeyi işaret eden bir bayramda görücüye çıkarmış. Trinity aslında bize yabancı değildir. Üç kent yada Üç yer anlamına gelmekte Anadolu Topraklarındaki ismi Troya’dır. Kilise de ki heykel, resim ve vitraylardan bazıları.


    


Sondaki Dört Atlı ve üzerlerinde Güneş olan resim Troya’dandır.

 


Bu eser 1500 lü yıllarda yapılmış olabilir. Sağdaki diskte İki kavalcı ortadakinde ise çocukların büyüklere hizmet ettiği görülmektedir. Ortada ki diskte bir Kuş resmi, vardır. Mons’ta ki kilisenin linki: https://fr.wikipedia.org/wiki/Coll%C3%A9giale_Sainte-Waudru_de_Mons
Antik dönemlerde çocuk ölümleri üzerinde çalışanların bu bilgileri ve çocuk haçlı seferlerinin salgın oluşturmak üzerine kurulu olduğunu göz önüne alarak araştırmalarını yapmalarını tavsiye ederim. 2 kaval neyi simgeler? Bir hadiste Sur’a iki kere üfleneceği söylenir. Waudru’nun iki kız çocuğu vardır. Alttaki heykel Kıbrıs’tan çıkarılmış şu anda Museo Archeologico Etrusco, Floransa’da sergilenmektedir. Vitray ise Ulmer Katedralinden.

 


 



Goethe’nin Fareli Köyün Kavalcısı için yazmış olduğu şiire bakalım. Bu şiiri Almanya’da yaşayan bir öğretmen çevirmiştir. Şiir dili semboller, imgeler barındırdığı için çok doğru çeviri olmayabilir. Kendi adıma yabancı dil bilediğim için bunu tartmam imkansızdır. Fakat yazılanlar çevirinin bir şekilde anlamlı olduğunu göstermektedir.
 


Goethe bu şiirinin üç bölümünde aslında yalnızca bir şeyin farklı görüntülerini anlatmaktadır. Bunu biraz açalım; Şiiri anlayabilmek için mitolojide geçen Amazonların ne anlama geldiğini bilmek gerekir. Amazonlar hakkında yine mitolojiden Herakles’in 12 görevinden 6. Stymphalos'da yaşayan ve o bölgedeki insanların rahatını kaçıran Stymphalian Kuşları'nı Athena'nın yardımıyla kovmaktı. Athena’nın yardımı önemlidir. Birde Kopuz Ata 2’de geçen “mavi ışıklı yansıyan saçlar HEPSİ DİŞİYDİ” http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=5552  burada vurgulanmak istenen dişil özellik kadın olmasıyla alakalı değildir. Üretimle, var etmekle bir düşünülmesi gerekir. Mesela hayvanlar gübreleriyle, polenleri, tohumları taşımalarıyla üretime katkıda bulunurlar fakat bu katkı yine de dişil bir katkıdır. Burada İradi bir faktörün akla getirilmesi gerekir. Bu konuda son olarak Oktan Abi’nin “Tengrinin Türkün’de Evrim Teorisi” isimli makalesinde geçen “Aymunlar” kıllı varlıklar ama yarı zekalı varlıklar” sözüyle de bir okunabilir. O makale de birçok şeyin çözümü mevcuttur.  Ön hazırlıktan sonra şiire bakarsak, şiirin yapısında anlatmaya çalıştığımız dişil özellik hakim konumdadır. Şiirde birinci kıtada geçen “sıçanlar ve fareler” erkek çocukları “gelincikler” kız çocukları, ikinci kıtada aksi ve inatçı sıfatlarıyla görülmektedir. Aymun ve Kovulan insan hikayesiyle çok anlamlı olacaktır. Goethe aslında hikayeyi kullanarak başka mesajları kodlamış ve bilgiyi ölümsüzleştirmeye çalışmıştır.


 


Birinci resim Hameln kentinin eski şehir merkezinde fareli sokak zemini.
İkinci resim Mons Kentinin belediye binasına işlenmiş maymun heykeli.
Üç ve dördüncü resimler Ulmer Katedralindeki Griffon heykellerdir.


 


Birinci resim Ulmer Katedralinden.
İkinci resim Hameln’de kaybolan çocuklar için yapılan vitray.
Üçüncü resim Waudru’nun iki kız çocuğu.
Masalın analizi burada son bulmaktadır. Çözülmesi gereken asıl konu bu kadar çaba ne içindir. Kitleleri yönetmede “korku ve endişe” nin önemi nedir? Hikayeden çıkarılması gereken sonuç bu olmalıdır. Biraz daha kökene inmeye çalışalım.

Bir Rivayet:

Bir gün Süleyman Peygamber (a.s) bir karıncaya bir yıllık yiyeceğinin miktarını sorar. Karınca da, "Bir buğday tanesi yerim" diye cevap verir. Cevabin doğru olup olmadığını kontrol etmek isteyen Süleyman Peygamber (a.s) karıncayı bir şişeye koyar. Yanına da bir buğday tanesi koyarak hava alacak şekilde şişeyi kapatır. Ondan sonra da bir yıl bekler. Müddeti dolunca şişeyi açtığında bir de bakar ki karınca buğday tanesinin yarısını yemiş, yarısını da bırakmıştır. Kendi kendine meraklanır.
Acaba neden yemedi? Bunun üzerine Hz. Süleyman (a.s) karıncaya buğday tanesini tamamen neden yemediğini sorar. Karinca da, "Daha önce benim yiyeceğimi yüce Allah(c.c) verirdi. Ben de O' na güvenerek bir buğday tanesini tamam olarak yerdim. Çünkü O beni asla unutmaz ve ihmal etmezdi. Fakat bu işi sen üzerine alınca doğrusu nihayet bu aciz bir insandır diye sana pek güvenemedim. Belki beni unutup yiyeceğimi ihmal edebilirsin. O yüzden de bir yıllık yiyeceğimin yarısını yiyerek, diğer yarısını da ertesi yıla bıraktım" diye cevap verdi.
 
Karıncanın aç kalma korkusu onu tasarruf konusunda daha tutumlu olmaya yönlendirirken, İnsanda görülen en yüksek boyutu ölüm korkusuna dayanmakta, sonucunda da ölümü yenmek için çareler aramaktadır. Bunların başında Singularity ve Marsa yolculuk gelmektedir. Dünyaya güvenmiyorlar oysaki Dünyanın başına gelecek olan ne ise Marsın başına gelmeyecek mi? ya da geldi de o iş bitti mi? Mars Gezegenin Phobos ve Demios adında iki uydusu vardır. Bu uyduların Marsa sonradan geldiği söylenir. Yani bilim böyle söylüyor. Nereden geldikleri bilinmez. Phobos, korku demektir. Demios ta dehşet demektir. Mitolojide bunlar Ares (Mars) ile Afrodit’in (Venüs) çocuklarıymış.

Neml suresi 27. Ayet “Allah’ın bana verdiği, size verdiğinden daha hayırlıdır. Fakat hediyenizle ancak siz sevinirsiniz.”

Bu efsane belki 13. yy. sonlarında oluşturulmuş olabilir. Köklerini Habil As’ın çocuklarının dağdan Kabil’in neslinin yanına gitmesi efsanesinden de almış olabilir.
Son bir link:
http://www.haberturk.com/milyon-dolarlik-fare-avi-1845246
Lütfen rakamlara takılmayınız!

Kadir Sevcan



Bu haber 3,484 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    10542 µs