En Sıcak Konular

Oktan Keleş



Oktan Keleş
14 Şubat 2007

Hitler'in Mumyası



İlhami Ağabeyle sohbete devam ediyorduk.Öğrendiğim her bilgi sarsıcıydı ve hatta birilerinin bize tarih hakkında da yalan söylemiş olduğu ortaya  çıkıyordu. Ve ben daha birçok konunun tarihte içinde anlatılanlardan çok farklı olduğunu biliyordum. Ama doğruları neydi? Önemli olan, doğruları öğrenmekti.Hazır, kaynak yanımdayken daha önce öğrendiklerimin doğruluğu günümüzde yaşadığımız realitelerle ne denli gerçek olduğu anlaşılıyordu.

Hele Ne? Neden? Niçin?sorularını soran akıllı beyinler için herşeyi her araştırma yerine oturuyordu.

Adeta İlhami Abi koordinatları veriyordu ve bu koordinatlar gerçeğe, gerçek bilgiye insanı taşıyordu. En azından benim için bu böyleydi. Bugün dünyamızda egemen güçlerin çevirdiği dolaplar ve onların niyetleri bu deşifreler sayesine gün gibi ortadaydı.Tabii ki yalanları da...

İlhami  Ağabey yüzüme baktı ve şöyle devam etti:

 Egemen güçler çağın koşullarına gereken plan, program ve şöyle devam etti: Tarihi yazanlar da egemen güçlerdir. Bir yaşanan tarih vardır bir de yazılan. Şimdi yazılan tarihi bizzat yaşayanlar okusalardı tahammül edemezlerdi. Egemen güçler çağın koşullarına göre kendi plan, program ve stratejilerine göre devamlı tarihi değiştirmeye çalışırlar, yani geçmiş tarihi. Koşullarına göre devamlı geçmiş tarih üzerinde oynarlar. Örneğin düşmanlarının kahramanlıklarını, destanlaşmış kahramanlarını küçültürler ve hatta ellerinden gelse yok sayarlar. Bu tarihi hadiseleri saptırmak tarih boyunca böyle olmuştur. Kendi konumlarına göre de olmayan kahramanlar, hadiseler çıkarırlar ve tarihî vaka olarak anlatırlar. Yani uydurma stratejik bir tarih olarak. Zaman zaman bu foyaları bazı belgelerle meydana çıkar ve bu sefer aynı tarih yazıcıları, bu defa günah çıkarırcasına yeniden tarih yazarlar. Şimdi buraya dikkat et, aslında bu da taktiktir. Çıkan doğru belgeler ve deşifre olmuş hadiseler realiteyle, yani günümüzün olaylarıyla örtüşünce söyleyecekleri bir yalanları kalmaz. O zaman baş vurdukları taktik eski yalan tarihlerine eleştiri getirerek aslında şu olay böyleymiş bu olay böyle mi gibilerinden insanlığa kendilerini dürüst ve güvenilir göstermektir.

Aslında yine yalancılar, yalan tarih yazıcıları iş başındadır. İnsanlar bu sefer şöyle düşünür: "Bak bu yeni tarihçiler gerçeği meydana çıkardılar. Bunların söyledikleri doğrudur." Ama şunu düşünmezler aslında: Foyaları inkar edilmeyecek kadar ortaya çıkmıştır. Onlar meydana çıkarmamıştır. Bu sefer insanların güvenilirliğini kazandıklarında yeniden tarih yazarlar.

Plan programlarına göre... Ve insanlık bir seferlik meydana çıkacak foyalarına kadar oyalanır, uyutulur ve amaçları uğrunda kullanılırlar. Bu tarih boyunca böyle olmuştur. Yakınlarına tam bir güvelenirlik kazandırmak için kutsal metinleri bile kitaplarına bile alet ederler. Çünkü bu kitaplar, metinler çeşitli dinlerdeki insanlık için iman kaynağı Yaratıcının, Tanrının sözleridir. Çünkü Tanrı yanılmaz. Öyleyse söylenenler doğrudur diye insanlık çoğu kez hiç düşünmeden kabul ederler ve uğrunda ölürler. Buna misal vermeye gerek yok herhalde, İncil ve Tevrat yeterlidir. İçi yalan yanlış haberlerle doludur dedi ve sustu. Hemen aklıma günümüzde yaşadığımız hadiseler geldi. Yakın tarihte bile oynamalar yapılıyor, gerçekler saklanıyor ve günün güçlerinin istediği gibi anlatılıyordu her şey. Birileri bunları meydana çıkarsa öldürülüyorlardı. Kendi dinlerine, ideolojilerine, niyetlerine göre tarih saptırılıyordu.

Eski krallar bile kazandıkları savaşları temsil eden heykelleri  lahitlerine figür olarak yaptırıyorlardı. Düşmanlarını nasıl yendiklerini resmediyorlardı. Şiirler, destanlar söyletiyorlardı...Bugünkü krallar, yani egemen güçler de aynısını insanları kullanmak için saptırılmış tarihle gerçekleştiriyorlar. İlhami ağabeyin söylediklerini Ne? Neden? Niçin? Sorularını insan sorduğunda neler neler çıkıyordu? Bazıları da resmi tarih olarak insanlara sunuluyordu.

Aklıma yine ister istemez, İstanbul ve fetih geldi. Son zamanlarda neredeyse sanki Fatih İstanbul'u fethetmemiş de Bizanslılar onu davet etmiş, kapıları açmış, Osmanlı sarığı görmeyi yeğlemiş v.s... Şimdi daha da iyi anladım.

İlhami ağabeyi bu kısa suskunluktan sonra devam etti :

Bugün de dünyada egemen güçlerin tarih üfleyicileri var Pentagon ve İsrail'de. Bunlar durmadan yakın ve uzun geçmiş tarih üzerinde yalan stratejiler geliştiriyorlar. Örneğin bir geçmiş tarih yalanlarına bir örnek, arkeolojik bir tablet buluyor ve hemen geçmişte bilinen bir tarihi vakıayı bugünkü emelleri doğrultusunda değiştirip işte aslında bu şöyleymiş gibilerinden insanlığa sunuyorlar. Yakın tarihe örnek bile vermek gereksiz ama sana yüzlerce yalan tarihlerlerinden bir örnek vereyim: Hitler tarihi masalı, Naziler hadisesi. Hitler ve Nazilik üzerine binlerce tarihi kitaplar yazılmış, soykırım tarihi meydana getirilmiştir.

Şimdi şunu iyi bil: Bu masalı Şeytanîler çıkardı. Yine MEDUSA toplantılarında alınan karardı, tıpkı 11 Eylül kararları gibi...

(Bu konu ile ilgili olarak burayı şu linki tıklayarak bilgi alabilirsiniz.  )

Sümerlerin, Bâbillilerin yalanı gibi...Birden yine şok olmuştum. İlhami  ağabey devam etti: Her şey planlanmıştı. Adım adım dünya sahnesine kondu: NAZİZM. Baş kahramanı HİTLER.

 Konu YAHUDİ DÜŞMANLIĞI. Filmin adı SOYKIRIM. Amacı İSRAİL'i kurmak. Tabi insanlık amacını bilmeden senaryonun konusu ve filmin adı ile ilgilendi ve meşgul edildi. Masalı yani yalan tarihi herkes bilir: Milyonlarca Yahudi yakılır, kaçar v.s.... Sonuçta Ruslar Berlin'e girer ve Hitler'in emriyle S.S. subayları, Hitler yakınlarıyla intihar ettikten sonra üzerine benzin dökülerek yakılır ve böylelikle Hitler'in cesedi dahi düşman eline geçmez, külleri bile kalmaz. Şimdi detaya girmeyeceğim. İşin aslı şu: Hitler'i Nazilerin içindeki görevli Yahudiler tarafından organize bir şekilde daha önce planlandığı gibi kaçırttılar. Hesapları Ruslar Berlin'e girdiğinde canlı kaçırmaktı ama aksama oldu. Ancak cesedini kaçırdılar, sözde de intihardan sonra üzerine benzin dökülüp yakıldığı masalını uydurdular. Asıl bilmen gereken şudur: Hitler'i kaçırdıkları zaman daha önce planlandığı gibi ayarlanan bir yerde cesedin iç organlarını çıkardılar ve geçici ilaçlamayla kokmasını ve çürümesini geçici bir şekilde  önlediler. Şok olmuştum. Heyecanla gerisini bekliyordum.

İlhami ağabey devam etti: Daha sonra planlandığı gibi hareket edilerek çeşitli vasıtalarla önce Bulgaristan'a  sonra da Türkiye'ye, Edirne'den İstanbul'a getirdiler. İstanbul'da daha önce ayarlanmış bir evde Yahudiler tarafından geçici ilaçla bozulmaya başlayan ceset mumyalandı.

Bir süre sonra aynı grup Balkanlardan kaçan 10.000 kişilik ilk kafile Edirne-İstanbul civarlarında ikamet eden Yahudi kafilesiyle Filistin'e gitmek üzere yola koyuldu. Hitler'in mumyası bugünkü İsrail'de bir yerde çok gizli sakladıkları başka sırlarla beraber saklanmakta.

Bunu neden yaptılar gibi bir soru aklına gelebilir. (Gerçekten de böyle bir soru aklıma gelmişti.) İlhami  ağabey devam etti: Amerika'nın asıl kuruluş amacı Büyük İsrail'i ilan etmekti. Şeytanîlerin bir planıydı. Amerika'yı farmasonlar kurmuştur. Özgürlük bildirgelerindeki imzaların sahiplerinin tümü Yahudi farmasonlardır. Bunları saymaya gerek yok. Benjamin Franklin, George Washington gibi. Başkentlerinin ismi Washington'dur. Bunlar zaten bilinen şeyler. Biz devam edelim. Zamanla Yeni Dünya Düzencileri A.B.D.'i kullanmaya ve süper güç yapmaya  başladılar. Dediğim gibi kuruluş amacı dünyada Büyük İsrail'in ilanıydı. Fakat zamanla bu ülkeye haçlılar da el attı. Yahudiler ve haçlılar dünyaya bu ülkeyi kullanarak egemenlik kurmak için mücadeleye girince Büyük İsrail'in ilanı bir başka bahara kaldı. Bundan sonra Şeytanîler dünyada karışıklıklar ve değişik hadiseler meydana getirdiler. Her olayda İsrail'in kuruluşunun fırsatını kolladılar. Bekledikleri bahar insanlığın büyük ayıplarından biri olan  İkinci Dünya Savaşı oldu. Yıllarca planlar yapılmıştı ve şimdi beklenen fırsat doğmuştu. Ve plan sahneye kondu. Neden bu sefer olmasındı ki? Ve sahneye Hitler kondu. (tıpkı A.B.D. ve emperyal güçlerin bugün sahneye SADDAM'ı koyduğu gibi.) Kullandılar ve yönlendirdiler. Plan iyi gidiyordu.

Yahudi düşmanı, kan emici ırkçı bir vampir olarak dünyaya empoze ettiler. Sahneye nasıl bir oyun konduğunu, 2000'li yılları yaşayanlar, yaşadıklarını, dünyada yaşanan hadiseleri şöyle bir düşünseler çok iyi anlarlar. TV ler, gazeteler, yayınlar v.s...Her neyse. Tüm dünya Hitler'i Yahudileri yakan, işkenceyle öldüren bir canavar olarak tanıdı. Tabi bunun alt yapısı önceden hazırlanmıştı. Avrupa'da Yahudi karşıtlığı (Tıpkı şimdi dünyada olan Müslüman karşıtlığı ve düşmanlığı gibi.). Bunların hiçbiri gelişigüzel, birdenbire çıkan hadiseler değildir.

Bu fırsatı iyi değerlendiren ŞEYTANÎLER, Hitler'e bu rolü biçtiler ve oyun sahnelendi. Binlerce Yahudi Avrupa'dan, özelliklede Almanya'dan göçe zorlandı ve sürüldüler.

Bunların çoğu Türkiye-İstanbul üzerinden Filistin'e gitti. Sonuç malum. A.B.D.'i Büyük İsrail'i ilan etmek için kuranlar bunu o zaman başaramadılar ama "HİTLER'E İSRAİL 'İ KURDURDULAR." Büyük İsrail projeleri hâlâ devam etmekte; tabi yine A.B.D. korumasında. Hitler'in mumyasına gelelim. Neden böyle bir şey yapıp, Hitler'i mumyalayıp ve ardından kaçırıp şu an İsrail'de saklıyorlar? Bir gün Büyük İsrail'i ilan ettiklerinde, bu mumyayı kuracakları Büyük Süleyman Mabedi Müzesin'de, "İsrail'i kurduran adam" olarak sergilemek için. (Tabi hiçbir zaman Büyük İsrail'i kuramayacaklar inşallah.) Bir önemli şey daha söyleyeyim: Şeytanîlerin yeni bir planı. Planın adı "ÖRÜMCEK AĞI". Planın kısaca içeriği şu: Sınırları çizilmiş bir Büyük İsrail'den önce, tüm dünya ülkelerinin mekanizmalarını bir örümcek ağı gibi sarıp ele geçirerek, dünyayı farkında olmadan Büyük İsrail haline getirmek...dedi ve sustu. Aklıma tüm dünyadaki Yahudi lobileri, masonik teşkilatlar ve kulüpler geldi. Tüm dünya ülkelerindeki siyaset, sanat ve ileri gelen medya  çevrelerindeki aktif ve güçlü etkilerini düşündüm. İlhami  ağabeye şu soruyu sordum:

Hitler Yahudi mi ?


Gözlerimin içine derin bir mana ile bakıp tebessüm etti ve şunları söyledi:

 Tüm bu anlattıklarımı Saddam'ı astıkları zaman açıkla. İnsanların ne olduğunun önemi yok, neye hizmet ettiklerine bak dedi ve tekrar sustu. Aklıma Saddam'ın geçmişi, sebep olduğu hadiseler ve bunların sonuçları geldi ve bir film şeridi gibi gözlerimin önünden geçti. Dünya onu nükleer ve kimyasal güçlere sahip, insanlık düşmanı bir diktatör olarak tanımıştı. Hayret edilecek bir olaydı Saddam'ın da Hitler gibi bir  Yahudi düşmanı olarak anılması. İsrail'i yok etmeye çalışan bir düşman.Politikalar bunun üzerine kurulmuştu. Hatta  İkiz Kulelerin yıkılması ile irtibatlandırıldı. Tabi bugünün teknolojisiyle ne gösterildiyse insanlara öyle algılatıldı. Saddam hiç şüphesiz zalimdi, diktatördü. Ama onun bu özellikleri birilerinin işine geldi ve o da aynen Hitler gibi kullanıldı. Kürtlere zulmediyor denilerek, tıpkı İsrail devletinin kurulması gibi bir Kürdistan projesi uygulandı.

Bu kurulacak sözde Kürt Devleti İsrail'in bir uydusu olacak ve bölgede kurulması planlanan Büyük İsrail projesinin bir parçası olacaktı. Şimdi teknolojinin ileri olmasından dünyada düşünen beyinler de Saddam ve emperyal güçlerin planlarını görsel medyada, televizyonlarda sızdırmalarda iyi görebiliyorlardı. Ya İkinci Dünya Savaşı kan oluk oluk akarken, insanlık yarınını bilmezken o zaman ki insanlık olup bitenden ne kadar haberdar olabilirdi ki? Hitler masalı böylelikle yutturuldu. Öyle ki bugün tartışmaya açmak bile suç sayılıyor ve birilerini rahatsız ediyordu. Dünyaya böyle kabul ettirildi.100 sene sonra Saddam masallarını o zamanki kuşaklara kim bilir nasıl anlatılacaktı?

Ama bugün, bu çağı yaşayan bizler akıl gözlerini iyice çalıştırmalıydı. Çünkü bu oyunların sonu olmayacaktı.

Richard Shenkman'ın "İnsanlık tarihinde büyük yalanlar" kitabında Hitler için şöyle yazıyordu: "YAHUDİLERİN TARİHİNİ YENİDEN YAZAN ADAM."  Enteresandır dünya çapında bir çok yazar da aynı şeyi söylüyordu. Aynı kitapta bir çok kaynak gösterilerek alıntılar yapılmış. İşte birkaç tanesi:                             

* 1936 da Nazi partisi Katolik kilisesini karşına alıp kilise okullarının sınıflarından haçların kaldırılmasını istemiş. Bu düşündürücüydü. Naziler haçları kaldırıyor.
* İki yıl sonra Nazilerin Yahudi dükkanlarının camlarını indirdiklerinde kristal gecenin ertesinde 20.000 Yahudi toplama kampına atıldığında Hitler yine radikallerden uzak kalmıştı. Almanya'da herkes onun Yahudilerden nefret ettiğini bilirdi, ama Hitler, o kaba saba Yahudi aleyhtarlığından biri değilmiş gibi davrandı ya da henüz değildi.( Ian Kershaw, "The Hitler Myth" History Today (kasım 1985), s.28-29 ) 

* Reichstag yangınında Naziler'in çıkardığı söylenir. Ama elde bunu destekleyecek hiçbir kanıt yoktur. Hem de hiç...Tarihçi A.J.P.Taylor'a göre yangını başlatan (Marinus Van Der Lubbe) adında Hollandalı bir sosyalisttir. Van Der Lubbe, bunu Naziliği protesto için yapmış, suçunu itiraf etmiş ve adil bir mahkemece suçlu bulunmuştur. Mahkemeden sonra kafası baltayla kesilmiştir. Peki öyleyse neden bu yangını Nazilerin çıkardığına bu kadar inanılmaktadır? Bunun sebebi bu olayın tam Nazilerin yapabileceği bir hadise olmasızındandır kanısı. Ayrıca yangın onlara yaramıştır. Halkın onlardan korkmasını sağlamıştır.   (A.J.P.Taylor; "Who burnt the Reichstag?" History Today (ağustos 1960), s.515-522 )                                 

* Nazilerin bu yaptıkları kötülüklerin başında Yahudilerin sistematik bir biçimde ortadan kaldırma kampanyaları gelmektedir. Ancak Hitler'in Yahudileri yok etme kararında olduğu artık tartışmaya açıktır. Kendisinin yaşamı boyu sahip olduğu Yahudi aleyhtarlığından kimse kuşku duymamaktaysa da, şimdi bazıları onun Üçüncü Reich'in ilk yıllarında Yahudileri sınır dışı etmekle tatmin olabileceğini ileri sürmektedir. 30'lu yıllarda kitle halinde sürgünler pek yaygındı. Naziler 1938'e kadar Almanya'dan 200.000 yahudiyi sürmüşlerdir. Şu halde Hitler neden bir Yahudi sürgününe devam etmemiştir. Bunun nedeni onları alacak bir yer bulamaması olmuştur. SS'lerin Yahudileri Filistin'e gönderme planını İNGİLTERE KABUL ETMEMİŞTİR.

 

Hitler,1940 yılında Almanya'da kalan bütün Yahudileri Fransız Madagaskar Adası'na gönderme teklifini onaylamıştır. Ancak denizler İngiliz hakimiyetinde olduğundan bu planın gerçekleşmesi olanaksızdı.

 

Kaynak: William Carr, A Finalalution  Nazi Polcy Towards the Jews, History Today (Kasım 1985) s.30-36. For a Contray View See Daniel Goldhagen The Road to Death,  New Republic (4 Kasım 1991)

 

Bu bilgiler birçok kanıtlanmış belgelerle yayınlarda da vardı. Hele bir de Yalan Haber Filmleri Bölümü vardı ki çok ışık tutucudur. Bu iki alıntı da buradan.

* 2.Dünya Savaşı haber filmlerinde Hitler'in Fransa'nın 1940'ta düşmesinden sonra dans ettiği gösterilmişti.

Bu filmi milyonlarca insan seyretmiştir; ama Hitler dans etmiş değildir. Dans hileli bir fotoğrafla gerçekleştirilmiştir. Hitler filmde sadece ayağını kaldırmıştı. Ancak optik printer denilen bir cihazın yardımıyla sanki çıldırmış bir manyak gibi dans eder görünmesi sağlanmıştır.

 

Kaynak: O'Connor İmage artifactis.s.11.

Bu bölümlerde belgeleriyle öyle günümüzün teknolojisiyle kim bilir ne yalan görsel haber filmleri yapılabileceğine ışık tutacak bilgiler var ki birkaç alıntı:

* Çok saygın March Of Time haber filmlerinde de sahte sahneler vardır.

Örneğin:  1937'de Japonların Çin'e yaptıkları saldırı ABD'de çekilmişti.1940 yılında haber fotoğrafçıları Japon denizcileri kurtardığı için bir Amerikan kaptanına Japonların ödül verdiklerini gösteren sahta bir tören düzenlemiş. İspanya iç savaşında İngilizlerin birçok aldatmacaya başvurduklarını artık biliyoruz. Bunların bir tanesi Gaumont British News 1936 Kasımında haberlerde Madrit'in düşüşünü göstermiştir. Oysa kent iki buçuk yıl sonra düşmüştür.

 

Kaynak: John O'Connor, İmage as Artifact(1990),s:73.Anthony Aldgate, British Newsreels and the Spanish Civil War, History(Şubat 1973) s:60-63.Raymond Fielding Paul American Newsreel(1972).15. Bölüm;Paul Smith,ed. the Historian and Film(1976) s:100,118.

 

Bunun gibi yüzlerce belgeli bilgi vardır. Hani meşhur Bağdat sahneleri vs.vs. Merak edenler daha çok araştırıp kamu oyuna dünyaya malolmuş bilgiye, belgeye rahatça ulaşabilir.

 

O gün İlhami Abi'ye bir soru daha sormuştum:

İstanbul'da Hitler'in cesedinin mumyalandığı İstanbul'daki ev neredeydi acaba? Bana

Tarabya'da demişti. Daha sonra o ailenin de şahit bırakmamak için yakıldığı, böyle bir bilgi sızmasının önlenmesi için katledildiği, olası bir bilgi sızmasındaysa bu cinayetleri SS subaylarının İstanbul'daki faaliyetlerinin sonucu olarak onları üzerine atmaları ve bir kamufle olarak atılması planlandığı İlhami Abi'nin açıkladığı diğer önemli konu

başlıklarıydı.Aldığım bilgi bu kadardı. Bunları 2005 sonlarında öğrenmiştim. Ama beni şok edecek bir olay olmuştu:

    Bu bilgileri kaydettiğimden yaklaşık 10 ay sonra 15 Ekim 2006 Pazar tarihli Zaman Gazetesi'nin Turkuaz  ekinin 5.sayfasında koca bir başlık atılmıştı:

NAZİ ATEŞİ ONLARI İSTANBUL'DA YAKMIŞ.

 

 

Üç koca fotoğraf... Biri Tarabya'da  SS subaylarının Yahudileri yaktığı iddia edilen evin fotoğrafı. Diğer iki fotoğraf ise İstanbul'da Romanya'dan İstanbul'a kaçtıklarında Pera Palas Oteli'nde kalırken esrarengiz bir biçimde ortadan kaybolan iki ailenin resimleri ve Tarabya'daki evde katledildiğinin öne sürüldüğü haber.

 

 

5.sayfanın tamamını kaplayan  haber aynen şuydu:Bu konu ile ilgili  bilgi için http://pazar.zaman.com.tr/?bl=1&hn=-5644&sy=20061015  tıklayın      

Yorum sizlere kalmış.Yalnız Yeni Dünya düzencilerinin nasıl yalan hadiseler, kargaşalar çıkardığı bugün de yaşadığımız dünya da zaman da açıktı.Yalan olayların planlanmış senaryoları hala devam ediyordu.11 Eylül senaryosu bir anda Ortadoğu'yu yaktı.Yeni kampanyalarla İslam âlemi insanlığa terörist gösterildi. Saddam bahanesiyle Irak işgal edildi ve bölündü. Şimdi orda da bir oluşum içindeler. Bu yalan tarihlerle siyaset üreten ülkelere bir örnek de Ermeni soykırımı masalı. Aynen olmayan Hitler'in soykırımı gibi...Unutmayın tartışması bile suç ve Yahudi soykırımı hep gündemde. Ama bu bilgiler arif olanlara. Uyuyan beyinlere veya bir şeylerle meşgul edilmiş beyinlere değil.

Zaman'da çıkan bu habere bir de şu gözle bakılabilir mi acaba?

Olmayan soykırımı bir de Türkiye'yi İstanbul'u karıştırarak ortak mı etmeye çalışıyorlar?

İlhami Abi o gün şu çok düşündürücü şu kelimeleri sarf etmişti:

-Bütün sistemlerin amacı insanlara ölümü unutturmak, insana kendi varlığını düşündürmemek.

 Düşünüyordum da gerçekten insanlık nelerle meşguldu. Bundan ben de kendime bir pay çıkardım tabii.

Ertesi gün Cenk'le buluştum. Cenk bana

- Âdem Abi Saddam'a ne yaparlar diye sormuştu.

İçimden Hitler'e ne yapmışlarsa ona da onu demek geçti;ama tabii ki bunu diyemezdim. Nasip olursa zamanı vardı. Demek ki  asılacaktı filmin sonunda ve bu yeni bir senaryonun başlangıcıydı.

 O an sadece Cenk bana çay ısmarlarsan içerim latifesini yapabildim.

OKTAN KELEŞ

Not: Bu yazı, 14 Şubat 2007 tarihinde Netpano sitesinde yayınlanmıştır.



Bu yazı 17,074 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 12 Kasım 2019 KUR'AN'DA TÜRK İSİMLERİ
    • 7 Kasım 2019 Siyaset Eşeği
    • 4 Kasım 2019 Cumhurbaşkanı Gitmemeli!
    • 8 Ekim 2019 Trump Ürür, Türk Ordusu Vurur
    • 24 Ağustos 2019 Akdeniz Nükleer Tuzak mı?
    • 23 Mayıs 2019 Derin Analiz S-400, F-35 Meselesi
    • 31 Mart 2019 TERÖRİST BATI MEDENİYETİ VE ATEİZM
    • 19 Şubat 2019 ESKİ DÜNYA TASVİRİ
    • 4 Ocak 2019 Yapay Casus Zekalı Kulak Hırsızı
    • 30 Aralık 2018 Büyük Marketler Hastalık saçıyor
    • 27 Kasım 2018 Ata'ya Şikayet
    • 17 Kasım 2018 Bir Soru Bir Cevap
    • 26 Ekim 2018 Cemal Kaşıkçı Mesajı
    • 4 Eylül 2018 Gündem Değerlendirmesi
    • 27 Haziran 2018 Seçim Özel
    • 21 Haziran 2018 Çökerken
    • 7 Haziran 2018 Siyonizmin Trolleri, Üst Akılcılar
    • 24 Mayıs 2018 İşte Bu
    • 15 Mayıs 2018 Makariosun Çocuğu Mustafa Akıncı
    • 11 Nisan 2018 Kahrolsun Suudi Arabistancılık

    En Çok Okunan Haberler


    ON ALTI YILDIZ'da Ara Internet'te Ara  

    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    21,990 µs